30 Nisan 2019 Salı

Ey Hayat Sen De Beni Affet

…Ey Hayat Sen De Beni Affet…
Geleceğin bana da geleceğinden o kadar emindim ki,
Her sabaha uyandığımda aldım elime güneşin renklerini,
Boyadım ömrümü geçmişinden bugüne, hem de en olması gereken renklerde.
Her gün batımında da olduramadığım renkleri sildim birer birer.
Lakin bir şeyi unutmuşum bütün ömrümce, zira, haylice, yıprandı ömrümün tuvali.
Ey hayat sen de beni affet, yeni bir tuval alacak kadar da gereksiz macera ruhum yoktu!
Ben sadece, kendi hayatımın, kendi mutluluğunun resmini yapmaya çabalıyordum.
Cemre.Y.

29 Nisan 2019 Pazartesi

Rengarenk Renkler

...Rengarenk Renkler...
Benim sadece güneşe ve renklere ihtiyacım vardı,
Fark etmezdi ki yerleri,
Yağmur sonrası çıkacak gök kuşağında da olabilirdi,
Sahil kenarı ayağıma takılacak istiridye kabuklarında da!
Ya da ne bileyim,
Issız bir ressamın gün doğumunu resmettiği,
Rengarenk renklerin karıştığı o tuvalde de!
Fark etmezdi ki.
Benim sadece, akşam olunca yitip gitmeyecek güneşe...
Benim sadece...
Gün yerini geceye terk ettiğinde yitip gitmeyecek renklere...
Benin sadece...
Bazı rüyaların gerçek olabileceğine inanmaya ihtiyacım vardı!
Oysa mütemadiyen her gece,
Güneş bana bakan yüzünü geceye terk ettiğinde,
Gece, hep renklerimi çaldı.
Gecelerin de renkleri vardı oysaki,
Gün griye terk edip geceyi siyaha keserken,
Misal birkaç mum alevi, iki kadeh kıpkırmızı şarap,
Ne bileyim üstüne sere serpe yerleşiverecek mavi bir peluş…
Fark etmezdi ki yerleri,
Misal o gece de koynunda yatacak biricik yavrunun,
Uykuya doğru yol alırken gözüne çarpan, o son dalgalanışıyla,
Aralara serpişmiş güneş sarısı saçları.
Sana yoldaş olmuş teninin, kalp atışının kokusu…
Gecenin renkleri…
Yanında kimin olursa olsun rüyasında seni sayıklamasıdır aslında.
Oysa gece hep…
Benim bütün, rengarenk, renklerimi çaldı.
Benim sadece güneşe ve renklere ihtiyacım vardı,
Fark etmezdi ki yerleri,
Yağmur sonrası çıkacak gök kuşağında da olabilirdi,
Sahil kenarı ayağıma takılacak istiridye kabuklarında da!
Ya da ne bileyim,
Issız bir ressamın gün doğumunu resmettiği,
Rengarenk renklerin karıştığı o tuvalde de!
Fark etmezdi ki.
Benim sadece, akşam olunca yitip gitmeyecek güneşe...
Benim sadece...
Gün yerini geceye terk ettiğinde yitip gitmeyecek renklere...
Benim sadece...
Bazı rüyaların gerçek olabileceğine inanmaya ihtiyacım vardı!
Cemre.Y.

28 Nisan 2019 Pazar

Bu Dünya

…Bu Dünya…
Bütün o efsaneler, bütün o masallar falan hepsi yalan,
Kimse, o salak saçma yarışta,
En birinci olduğu için gelmedi bu dünyaya!
Sadece o, yaradan karar verdi, ananla babanın o sevişme anında,
Senden önce gelen milyonlarca sırada bekleyen sperm varken,
Bu yaşam formuna dahil etmeye sadece seni seçti.
Ve kapadı kapılarını ananın rahminin bütün hücrelerin!
Seni, bir damla öz suyu, bir damla öz suya katık eyledi.
Hep sorarım bilinmeze,
Keşke yaradanım beni o ilk an anamın rahmindeki,
Yumurtasına bebelik seçtiği o andan,
Doğduğum ana kadar an be an takip edip işlediği gibi,
Hiç değilse ben reşit olana kadar bütün anlarımı da,
Koruyup kollayacak kadar beni hala sevseydi!
Yaradanım hariç, herkesi affettim.
Cemre.Y.

27 Nisan 2019 Cumartesi

Neyse


...Neyse...
Sonra birden perde kapanıyor!
Herkes seni an'a gülümsüyorsun sanıyorken,
Sen...
Bütün gelmişine,
Bütün geçmişine,
Bütün gelemeyenlerine...
Neden hala gelmediklerine,
Kocaman kocaman gülümseyip,
Sessiz bir hıçkırıkla,
İçine gömdüklerine kahkahalar atıyorsun!
Hayat!
Söküp aldı işte...
Geriye, herkesin mutluluktan sandığı,
Bu güzel gülümseyiş kaldı.
Neyse iyi olsun bütün geceler!
Cemre.Y.

26 Nisan 2019 Cuma

Avaz

…Avaz…
Üç bebem olacaktı benim lakin,
Ondan öncesini, nikah gecemizde, sessiz avazlarla,
Alaturka bir tuvalette,
Mavi bir leğene kan uyuşmazlığından düşürüp,
Bana inanmazlarsa diyerek sessiz çığlıklarla,
Bir konserve kavanozunda çeyiz olarak götürmüştüm,
Hala da bazı geceler, ağlar ardımızdan.
Ondan sonrasını, ilk aldatıldığımı öğrendiğim gün ile,
Yeniden hamile olduğumu öğrendiğim gün olan o gün
Kürtajdan uyandığımda avaz avaz…
"Ama onun babası vardı,
Hepsinin babası oydu diye." diye koya ağladığım gün gömdüm.
Lakin arada en güzel, en destansı,
En hayal o vardı, işte, bende onu doğurdum!
İyi ki de, seni, doğurdum!
Cemre.Y.

Geç Kalmışım Çok Geç

…Geç Kalmışım Çok Geç…
Bazı güzel ömürlere geç kalmışım çok geç!
O his oluyor mu sizlere de?
Geçmişin gerçekten geçtiğini hissettiğin o an…
Teker teker silerken,
Ömründen çoktan azalmış olan bütün fotoğrafları,
İkinizin gözlerine baktın mı birer birer?
Misal sen severek, güvenerek, sevinçle bakmışsın
Fakat o sadece gülümsemiş!
Bir de silmeye kıyamadığın fotoğraflar da var misal,
O da seni hep sevmiş, ama sen yeterince sevememiş,
Kırılmasın diye sadece gülümsemişsin.
Bazı ömürlere geç kalmışım çok geç,
Eş, dost, akraba, sevgili, yar, yaren,
O fotoğrafta yanındayken,
Objektiflere gülümserken,
Senin gibi bakmamışsa zaten yalandır
Silmeye de, başlamaya da çok geç,
O his oluyor mu sizlere de?
Buruk bir tebessüm eyle de geçsin gitsin artık be!
Cemre.Y.

25 Nisan 2019 Perşembe

O Da Benim Ayıbım Olsun

…O Da Benim Ayıbım Olsun…
Dışarıya çıkıp, Ay'a bak sevdiceğim,
Yüreğimi yollayacağım sana!
Dudağından içerine derin bir nefesle çekersen beni,
Ciğerinden süzüp, yüreğine yoldaş eylersen şayet
Ki kalabalığını, acını, terk edilmişliğini,
Yalnızlığının kuraklığını terk etmişsen,
Bana dairli o nefesini,
Ciğersizlere inat, nuru pak ciğerinle çekmişsen içine eğer!
Senin yüreğine, küçük bir balıkçı kasabasının sahil kenarı hamağını kurup,
Derme çatma kulübesinde, sana, yeniden, doğmazsam o da benim ayıbım olsun.
Cemre.Y.

24 Nisan 2019 Çarşamba

Taciz... Don't Touch Me!

...Taciz... Don't Touch Me!...
Hani ülkemde olanlara şöyle bir bakıyorum da,
Milyonlarca duyarlı beyinlerin,
Sadece bir gün duyarlı olmaları ağır yaralıyor beni.
Misal çocuk bayramında,
Beş yaşında küçücük bir bebenin bağırsakları yırtılmış,
Büyüyüp evlenince sevdiğiyle sevişince,
Çocuğunun kurulup yerleşeceği rahimi parçalanmış!
Kaç gündür yoğun bakımda yatıyor türlü kabuslarla!
Ve ben...
Tek kelime şiir bile etmedim he mi?
Hangi yüzümle!
Her taciz ve tecavüz eylemi sonrası
Durup, düşünüp, soruyorum bu soruyu kendime!
Ve her seferinde de...
Annemin bizi guatr ameliyatı için bizi bırakıp gittiği,
Gündüzünde kırmızı pabuçlarımla sek sek oynadığım,
Ayaklarımın bağıra çağıra, tepine tepine,
Altı yaşımın kirlendirilmeye çalışılan bedenine dönüyorum!
"Önünü yaparsam seni alan olmaz,
Arkana yelteneyim!" diyen babamın sesi kulaklarımı tırmalıyor!
Korkudan altıma sıçışım,
Annemin ricası üzerine,
Komşunun bizi kolaçan etmek için kapıyı tıklatması,
Babamın acilen götümdeki bokları silip,
Beni kardeşimin yanına yatırması,
Söylersem, dilimi keseceğini söylemesi...
Hepsi ama hepsi an be an belleğimde!
Ben büyüyene kadar çok taciz edildim.
Ama ne zaman bir arkadaşımın evinde kalmaya kalksam,
Rahmetli annemin analığı tutardı da yollamazdı beni ya,
En çok o zaman gücüme giderdi.
"Sen düşmanı dışarıda değil ana,
Koynunda ara!" derdim de bana yine aylarca küserdi.
...Çocukluğumun Kırmızı Pabuçları...
Hani ülkemde olanlara şöyle bir bakıyorum da,
Milyonlarca duyarlı beyinlerin,
Sadece bir gün duyarlı olmaları ağır yaralıyor beni.
Misal bu akşam servisten indim,
Evime doğru yürürken,
Yaşlıca bir adamın,
Beş yaşlarında bir çocuğun burnunu silerken,
Onunla konuştuğunu gördüm de durdum!
Kanım dondu o an!
Çantamda bir şeyler arıyormuş gibi yapıp,
Epeyce dinledim onları!
Meğer çocuk gerçekten ihtiyarın torunuymuş,
Torununu parka götürüp,
Artık eve götürmek istiyormuş diye akıyormuş o sümükler!
Oysa babamın on sekiz yaşımdaki son tacizinde,
Hani o intihar eylemim olayında,
Ben odamın kapısını kililitlemiş,
Beşinci katın pencere pervazında korkudan titrerken,
"Napıyım anan vermiyor!" diyen bir babaydı o!
Yazmıştım epeyce o anları da!
Anam kurduğu pazardan gelmiş,
Epeyce bir arbede olmuş,
Ve yine anam bana küsmüştü!
Bende gece olunca anamın bütün ilaçlarından iksir yapıp içmiş,
Üç gün üç gece uyanamayınca,
Rahmetli anamın böğrüme indirdiği tekmelerle uyanmıştım.
Çok geçmedi zaten üzerinden onunla karşılaştım.
Yüreğime sevgi kırıntıları ekildi sandım,
Biri bari, uğruma ölümü göze alacak kadar beni sevdi sandım.
Öyle ya bir tek o demişti,
Ne anam, ne de babam,
Bir tek o demişti...
"Bundan sonra yanında ben varım Cemre Sultan!" diye.
İnandım, kandım, sevdim, sevdalandım.
Babamın yıllardır alamadığı bekaretimi ona hediye ettim.
Beni kucağımda iki yaşında bir bebeyle,
Eski sevgilisi için terk edip gideceğini de bilseydim,
Asla ama asla evlenmezdim.
Gider vesikalı orospu olurdum daha evla olurdu.
Zira o zamanlar ne anana, ne babana,
Ne de koynuna aldığın kocana güveniliyordu.
O vakitler düşman içerideydi zira!
Şimdi her yer ürkek birer korku.
Yani sizin sanki ilk defa yaşanıyormuşçasına,
Haber diye günlük tepkisel durumlarınızı,
Ben tam tamına otuz sekiz senedir,
Beynimde acı anı,
Yüreğinde hasarı telafisiz bir yara,
Bedenime sahip olmaya çalışan kirli eller olarak yaşıyorum.
O yüzden konuşup dillendirmeyelim bu konuları!
Siz...
Sadece empati yapmaya çalışırsınız,
Ben ya devamını getirebilseydi ne olurdu diye sonumu görürüm!
Üstelik rahmetli anamın gücüne gitmesin ama...
Sanmam ki beni doktora filan götürsün!
Ona da anlatırım diye korkardı zira.
"Anyway!
Please, go away!
Don't touch me!"
Cemre.Y.

23 Nisan 2019 Salı

Ömrüme Hoş Geldin Baharım

...Ömrüme Hoş Geldin Baharım...
Ben seni bir yaprağın üzerindeki,
Küçücük çiy tanesine yıldırım düştüğünde,
Ve yaprak alev alıp ardından donduğu vakitte,
Tam da aşkın mevsiminde,
Asil bir duruşun aynası lale eyleyip doğurdum.
Ki bakarsan tarihine,
Bütün mitolojiler de bu hikayemi doğrular!
Ben seni, koynumdan uçurup kırlangıçları,
Boynuna doladığım gönül yakan çiçeğinin,
Sevinç ışığı mevsiminde doğurdum,
Ben senin gül cemalini her gördüğümde,
İçinde kelebekler uçuşurken,
Bir yandan yağmurları ağlayan nisan ayında doğurdum.
Ben seni, bana doğurdum.
Ömrüme hoş geldin baharım.
Ömrüme hoş geldin, iyi ki geldin.
Saçlarının kokusunu tel tel içime çektiğim her an,
Her mevsiminde bana ömürler bahşeden lale mevsimim.
Ömrüne lale mevsiminden başka bahar değmesin.
Cemre.Y.

22 Nisan 2019 Pazartesi

Baharın Işığı

...Baharın Işığı...
Baharın ışığını kim kapattı acep!
Epeydir zemheriydim,
Epeydir de beklemekteydim,
İlkbaharın çimen kokulu,
Rengarenk lale mevsimini.
Kaç zaman geçti kim bilir,
Nicedir pas tuttu yüreğimin kilidi.
Elimde kurumuş bahar dalından bir anahtar,
Hani güneşi bulsam,
Hiç yoktan yeşillenirdim,
Hiç yoktan bir sızımlık boşluk bulup,
Sürgün verirdim yeni ömrüme ya!
Bu bahar da bir tastamam gelemeyecek belli.
Baharın ışığını kim kapattı acep!
Siyah beyaz resimleri hiç sevemedim halbuki.
Her yer simsiyah,
Her yer bembeyaz,
Her yer gri.
Cemre.Y.

21 Nisan 2019 Pazar

Bugün Pazar

...Bugün Pazar...
Sesine de,
Nefesine de
Ne de çabuk alışıyor insan!
Belki bundandır
Yanında olduklarına yarattığın bağımlılığın!
Şimdi bütün sesleri dinlesem ne fayda!
Sesler içinde sessizim,
Bugün pazar ve ben yine...
Sensizim!
Nefessizim!
Kimsesizim.
Cemre.Y.

20 Nisan 2019 Cumartesi

Bugün Günlerden Sen

…Bugün Günlerden Sen…
Sadece...
Bir gün batımının yolculuğunun sonunda,
Yeni bir zamanın akışına yeni güneş doğduğunda
Bambaşka bir şehre...
Deniz tuzu, iyot kokusu olan bir şehre,
Bambaşka bir hayata uyanmak istiyorum artık!
Ve "Bugün günlerden sen." demek istiyorum birine,
Hem de her gün, her gece…
Ama hangi sen?
Artık yanın, yönün ben olayım,
Anlar arası değişip durma istersen?
Cemre.Y.

19 Nisan 2019 Cuma

Gecelerin Hayalleri Çoktan Yanık

...Gecelerin Hayalleri Çoktan Yanık...
Günler nasıl olsa bir şekilde geçip gidiyor da!
Akşam olup evinin kapısını kapattığında,
Dış kapı anahtarını kapının içine alıp,
Kilide yan taktığında başlıyor hiç kimsesizlik!
Şöyle bir günün kalabalığını soyunup,
Yorgun ayaklarını sehpaya uzatıp,
Yorgun başını şiire dayadığında anlıyorsun ki,
"Günaydın" lar bir şekilde oluyor ömründe,
"İyi akşamlar" ın da geçip gidiyor temennilerle.
Lakin...
Gecelerin hayalleri yanık!
Nice vakit geçti ömründen de
Kaç vakittir...
Hiç...
"İyi geceler" geçmemiş ömründen.
Bugün kandil misal,
Şehrimin bütün camilerinin mahyalarında
"Hayırlı Kandiller!" yanıyordur ışıl ışıl!
Tanıdık, hatta akrabalarca atılan toplu mesajlar gibi.
Benim gibi Allah'ın da gücüne gidiyor mudur acaba?
O da akşam olup, günü geceye mecbur bıraktığında,
Benim kadar hiç kimsesiz hissediyor mudur kendisini?
Neyse geceye bir kandil yakalım ustam,
Ola ki Ay yorulur, yıldızlar da söner!
Ki zaten gecenin hayalleri çoktan yanık.
Cemre.Y.

18 Nisan 2019 Perşembe

En Son Ne Vakit

...En Son Ne Vakit...
En son, ne vakit,
Bütün hayallerime kırılmıştım hatırlıyorum,
Akşamüzerini geçip,
Güneşin güne doğmaya değil de,
Geceye batmaya meyl ettiği,
Geceye hayallenen o an'ın,
Sabahı ile akşamı arası,
Doğuşuyla, batışının,
Aynı fotoğraf karelerinde,
Gün batımında yansıyan o objektif görüntüsünün,
Gün doğumu gibi sunulup aynı zaman gibi sunulması,
Ya da tam aksi seda bir görüntüyle,
Gün batımının zamanına zamansızlık atfedilmesi an'ıydı!
En son, ne vakit,
Bütün hayallerime kırılmıştım hatırlıyorum!
Gerçekleşeceğine kesin gözüyle inandığımız,
Üzerimize yorgan diye serip rüyalarımıza kardığımız,
Birer yıldız kayması sanıp, dilek mendillerimizden,
Rüyalar uçurduğumuz bütün o yıldızların,
Birer uydu parçalanması,
Ne bileyim birer meteor yanığı olarak,
Dünyamıza düştüğü zamandı.
Velev ki, senin bir ömür desturun var.
"Bu hayatta imkansız diye bir şey yoktur,
Olasılıksızlıkları azaltabilmeye bakar her şey!"
Yeter ki hayaller kırılmasın, kırdırtma!
Cemre.Y.

17 Nisan 2019 Çarşamba

Nisan Yağmurları

...Nisan Yağmurları...
Nisan yağmurları geçiyor ömrümüzden,
Hiç yoktan sele kesiyor vatanımın bir şehri,
Hiç yoktan don vuruyor bahara çiçeklenen meyvelerime!
Halbuki biz zemherileri geçip de gelmiştik bu mevsime.
Halbuki biz sonbaharda savrulup solan son yaprak idik!
Ne bileyim hiç yoktan eriğe kesecekti dallarımız,
Hiç yoktan çilek, hiç yoktan kiraz kiraz salınacaktık!
Nisan yağmurları geçiyor ömrümüzden,
Vazgeçmek fıtratımızda yok lakin...
Ya pes ettirirlerse!
Sonundaysa, asıl onlara,
"Pes!" dedirtmek gerek bence,
Yetmedi mi ömrümüze serdikleri kara bulutları büyücü ruhların,
Sonu gelmeli artık, o kapkara bulutların.
Vaktidir, coğrafyamı yeniden doğurmamın!
Cemre.Y.

16 Nisan 2019 Salı

Herkes Duydu Ama Hiç Kimse Duymadı

...Herkes Duydu Ama Hiç Kimse Duymadı...
Daha kundağımda susturulmuştu çığlıklarım,
Uzunca yıllar da her hazana sardığımda,
Ellerimle kapatıp başımı,
Tahta sıralara aktardım gözyaşlarımı,
Teneffüs saatleriydi misal!
Arka sıradaki kız,
Bu sene annesinin ona bu doğum gününde de,
Ne hediyeler aldığını ballandıra ballandıra anlatıyordu.
Ders esnasıydı misal!
Sıralar arası not kağıtlarının,
Uçak olup, oğlanlardan kızlara uçuştuğu zamanlardı.
Zamanlar anlatıyordu derslerde,
Türkçe'nin ardından gelen İngilizcede de!
Sıfatı öğretmenken, hoca'm denilen o insanlar,
Ne de çok nefes tüketiyordu be!
"Çok arayacaksınız bugünleri çok!" derlerdi her ders bitiminde.
Ben daha yılın başından yapardım bütün ödevlerimi!
Daha iyi, daha çalışkan,
Daha parmakla gösterilen o inek olayım diye değil ha!
Arayacağımı hiç sanmadığım o zamanlar bir an önce bitsin diye.
Türkçe ya da İngilizce öğretmeni olsun fark etmez,
Diğer bütün öğrenciler kendi güncel haylazlıklarındayken,
Durduk yere bölerlerdi,
Kağıttan gemiler yapıp,
Ellerimle kapatıp başımı,
İnce ince döktüğüm gözyaşlarımdan yaptığım okyanus'umun akışını!
Hiç unutmam aynı gün Türkçe öğretmenimle,
İngilizce öğretmenim bir olmuşlar gibi,
Aynı soruyu sormuşlardı,
"Zamanın hiç olmamış hali nedir?" dedi biri
"What is the state of time never existed!" gibi bir şey dedi öteki.
Herkes hep birden sustu.
Birine "Kağıttan gemilerin çözünüp suya karıştığı an!"
Çünkü bütün kağıttan gemilerim battı!" dedim
Diğerine;
"When the my ships from the paper dissolve,
Because all my paper ships have sunk!" gibi bir şeyler dedim.
Lakin yine de zamanı ömrümden aşıramadım!
Hayat bana azimli bir garezle
"Try again!" demeye devam ediyor derdi neyse benle!
Oysa daha...
Daha kundağımda susturulmuştu çığlıklarım,
Ne çığlık figan yorgunluklarımı gören oldu,
Ne de suskun cümlelerimin avazlarını hisseden!
Herkes Duydu Ama Hiç Kimse Duymadı!
Dün Notre Dame Kadetrali yandı,
İçinde kamburum da vardı!
Büsbütün zaman an'da dondu yani!
Fransız'a, ve de Fransızcaya dair hiçbir anım da yoktu oysa!
Daha kundağımda susturulmuştu çığlıklarım,
Herkes duydu ama, hiç kimse duymadı.
Cemre.Y.

15 Nisan 2019 Pazartesi

Şifa

...Şifa...
O değil de hastalanıp gücünüz bittiğinde,
Bir tas olsun çorba yapacak biriniz olmalı ömrünüzde.
Terler içinde sanrılarınızı sayıklarken, 
Üstünüzü başınızı kurulayıp, şifalı cümleleriyle,
Şefkatiyle iyileştirecek birileri olmalı hayatınızda.
Yoksa ölmüyorsak nefes alıyoruz çok şükür.
Cemre.Y.

14 Nisan 2019 Pazar

Güven

...Güven...
Birilerine sınırsızca güvenmek değil bu!
Bu olsa olsa...
Her defasında ecele razı olup,
Boş kalmayacak ellerine güvenip, kaderine razı bir geçişle,
Ömründen vazgeçip, geçip, yine, yeniden hayata doğmak bu!
Aşk, gibi!
Sevda, gibi, vuslata dair son umut gibi bir şey bu!
Ömürden vazgeçişli bir ayrılık gibi.
Tutsaydın ya ellerimi ömrümü sana sunarken ben!
Bir daha da asla!
Bırakmayacağına da güvenseydim ya hani!
Cemre.Y.

Geçer

…Geçer…
Zaman…
Nasıl olsa geçer.
Siz isteseniz de, istemeseniz de
Ömrülerinizden veda eder bütün o saliseler!
Lakin önemli olan…
Onu nasıl hunharca öldürdüğünüz değil,
Nasıl yaşayıp yaşattığınızdır!
Neyse!
İyi olsun geceler, nasıl olsa bu da geçer!
Cemre.Y.

Yağmur

…Yağmur…
Gülümseyişinin yüreğimi öptüğü zamanlardı
Düş kırığı yalnızlıklarımı terk ettim de yollarına estim.
Sıcak bir nefes kadar yakınken birbirimize,
Sen hep metcezirlerine yenildin.
Gelseydin hiç yoktan "Biz" olacak,
Şu yalan dünyaya gerçek nedir öğretecektik lakin!
Ne sen bir tastamam gelebildin,
Ne de ben belirsizliklerinin git-gellerini sevebildim.
Ki zaten artık papatyaları da sevmekten vazgeçtim.
Şimdi yağmur ağlatıyor şehrimin bütün sokaklarını.
Camlarıma dokunmadan nasıl da yağıyorlar hayret!
Halbuki, şu yağmurda puslu bir pazar sabahının yalnızlığına,
Ne güzel, ne melankolik şiirler yazılırdı oysa!
Sen, hislerimi de alıp gittin.
Üzülme ama!
Başlayamadan biten ayrılıklara çoktan örselendim ben.
Yağmura inat, puslu sabahlara inat,
Ben yine, yeni hazanımın rengine boyarım saçlarımı.
Yarın başka bir ben bakar aynalara olur biter!
Cemre.Y.

12 Nisan 2019 Cuma

Fesleğen Yalnızlığı

...Fesleğen Yalnızlığı...
Cam kenarına terk edilmiş yalnızlığım,
Kaç bahar, kaç yaz,
Kaç Eylül, kaç zemheri ayaz atlattım,
Can kenarı çoktan kırık
Pencere pervazlarında öylece unutulup vazgeçilmiş,
Hayalleri de çoktan kırık bir vazo gibi,
Kaç çıkmaz sokağını aşıp geçtim ömrümün!
Bilemezsiniz.
Bilseydiniz şayet,
İçimde birikmiş toz tanelerimden,
Yağmura ve güneşe ve polenin kavuşmasına kanıp,
Sana durduk yere,
Bahar bahçe çiçeklenmeye hayallenmemi de anlardınız.
Ulan!
Bir ömür boyunca,
Yoğurt kabında da olsam,
Yahut altından kaselerde,
Bir kere olsun sadece bir kere,
Kokumu avuçlarınıza alıp,
Şöyle bir derin koklayıp unutmak uğruna,
Şöyle bir başımı okşayıp geçmeseydiniz be!
Öyle ya!
Her sabah "Günaydın!" dı sabaha uyanabilene,
Ve...
Her gece de iyi olsundu geceler.
Cam kenarına terk edilmiş yalnızlığım,
Kaç bahar, kaç yaz,
Kaç Eylül, kaç zemheri ayaz atlattım,
Can kenarı çoktan kırık yazlık bir pencere pervazında,
Yaz bitince...
Öylece unutulup vazgeçilmiş,
Hayalleri de çoktan kırık bir vazonun içindeki
Fesleğen yalnızlığı gibi hayatım.
Artık bana hep aynı zamansızlık düzlemlerinde,
Her biri anlatılırken,
Daha da öncesi deşilen hayat hikayelerimi sormayın.
Ne vakit bir fesleğen görüp de,
Dayanamayıp başını okşadığınızda,
Avuçlarınızdaki kokuyu nefesinize çeke çeke,
O fesleğeni bir daha hiç görmemek üzere,
Yalnızlığın çıkmaz sokaklara terk ettiğinizi
Ve yoğurt kabında da olsa,
Yahut altın varaklı bir saksıda,
Hiçbir zaman aynı fesleğene bir daha denk düşemeyeceğinizi!
Öyle ya!
Her sabah "Günaydın!" dı sabaha uyanabilene,
Ve...
Her gece de iyi olsundu geceler.
Hiç yoktan fesleğen tohumu edinin evinize!
Yeter ki sabah akşam sevin lan!
Fesleğenler bari yalnız kalmasın be!
Cemre.Y.

11 Nisan 2019 Perşembe

Sadece Bir An



…Sadece Bir An…
Ben... 
Sadece bir an....
Muhteşem bir şansa ait olduğuma inandırıldım.
Ondan sonrası...
O'ndan sonraydı zaten!
Gerek filan da hiç yoktu gayri ötesine fiilen.
Cemre.Y.

Bütün Geceler

…Bütün Geceler!...
Şimdi derin uykulara gebe yorgun yüreğim
Bundan gayri vardiya sırası sende be sevgili!
Sen ister erkenden uyu,
İster gün ışıyana kadar ayık kal
Bana ne!
İyi olsun ama bütün geceler yine de...
Herkese!
Cemre.Y.

10 Nisan 2019 Çarşamba

Yine Beceremediniz

...Yine Beceremediniz!...
Sizin henüz yeni doğmuş şeytani melekelerinizi,
Benim, yüzyıllardır doğruya akarken
Milyarca kere trilyon şeytanla boğuşup ölüp ölüp,
Küllerimden yeniden doğan şu ruhum yener!
Beni yok etmeyi yeniden deneyiniz.
Yine beceremediniz!
Kendilerini akıl küpü sanan salaklar ordusu.
Azıcık beyiniz varsa derhal öldürüp yok edin beni.
Zira, yoksa, yine kendinizi kendileriniz yok edeceksiniz!
Cemre.Y.

9 Nisan 2019 Salı

Ne Kadar Mı Seviyorum Seni?

...Ne Kadar Mı Seviyorum Seni?...
Sahi, ne kadar mı seviyorum seni?
Seni, bu kadar seviyorum işte!
Sanki bayram pazarlarından bana babamı almışsın gibi,
Bunca varlığın içinde hiç yokluğuna ağlayışlarımı bölüp,
Sana gülümseyecek kadar!
Cemre.Y.

8 Nisan 2019 Pazartesi

Bu Sevdada Da Bir Nefes Eksik Belli

...Bu Sevdada Da Bir Nefes Eksik Belli...
Halbuki ikimizde,
Yıkıntısı,
Hasarını çoktan geçmiş,
Küllerimizden doğuyorduk güya!
Sorsan her ikimizde birer Zümrüdüankaydık.
Kendimden emin,
Başım dik, alnım ak,
Usulca dokundum ruhuna.
Gelişin...
Geçmişini çoktan affetmiş gibiydi lakin!
Senin yaraların hala kanıyor be sevgilim,
Ki ben, kendi kanımın kokusundan dahi iğrenirim.
Öyle ya!
Vampir olmayı hiç beceremedim.
Sevişme hayalleri vesaire tastamam da...
Yüreğimi, güveninle, ısıtamadın be sevgili!
Bu sevdada da bir nefes eksik belli.
Ki yüreğimi güveniyle ısıtamayanın,
Yatağımda işi ne ola ki?
Cemre.Y.

7 Nisan 2019 Pazar

Portakal Çiçeği

...Portakal Çiçeği...
Turuncuya keserken gün batımları,
Saçlarım terasın balkon kenarından sarkarken,
Çiseleyen yağmur tanelerine karışıyordu,
Boynumdan savrulan portakal çiçeği kokuları!
Sana birikmiş "Günaydın" larım vardı oysa,
Yastık altına saklanmış bir sürü "İyi geceler" im.
Uzun bekleyişler durağında,
Sokağımın çocukları saklambaç oynuyordular.
Turuncuya kesen gün batımında, akşama hazırlanırken gün.
Bir kadın portakal çiçeği kokusunu, yasemin kokusuna terk edip,
Usulca evine girdi, kapadı yüreğinin kapısını.
Cemre.Y.

6 Nisan 2019 Cumartesi

Artık, Susalım Mı?

...Artık, Susalım Mı?...
Yıllar yılı, feryat figan çığırtkan bahar kuşları gibi,
Ömrümü, ömür ömür tükettim ya onca insana.
Konuşacak başkaca da bir şey kalmadı tabi.
Öyle beraberce,
Bir tamam, dolanımayan sanal aşklara çoktan tokum tabi.
Zira...
Haz falan da vermiyor ya benim olamayan şeyler bana ya!
Durdurduk yere, geleceğimi hayal ettim.
Zaman saymalardan,
İllaki kavuşulamamalardan da hayli yorgunum ya hani?
Gayri, olmayan kadehleri doldururuz birer birer,
Burnumuzda, anason özlemi!
Hani kızıma saklıyorum onu da ya!
Artık, susalım mı?
Cemre.Y.

Daha Neyin Derdindesin?

...Daha Neyin Derdindesin?...
Sana kırılgan kelebek kanatlarımı sundum,
Sana yorgun akşamlarımı, ürkek gecelerimi sundum,
Hiç olmayacak bir mevsimde ben sana,
İçimde biriktirdiğim bütün baharlarımı sundum.
Sana yüreğimin can kırıklarını sundum be adam.
Daha neyin derdindesin?
Cemre.Y.

5 Nisan 2019 Cuma

Sonra Bir Bakmışsın, Uyanmışsın

...Sonra Bir Bakmışsın, Uyanmışsın...
Sonra bir bakmışsın uyanmışsın.
Güne yetişme telaşıyla karışır sabahlar,
Aç karnına sade bir kahvenin telvesi kalır dudaklarında.
Durakta beklerken...
"Günaydın"dersin kaldırımları süpüren bey amcaya!
Hiç yoktan mutlu olur, günü aydın olur onun bari.
Karşına çıkan önemsediğin kimin varsa,
"Günaydın"dersin.
Sabahların rutin eylemleri geçip giderken,
Farkına bile varmazsın geçen kuşluk vakitlerinin.
Öğle yemeği vakti sabittir,
Ha bir saat önce, ha bir saat sonra,
Bildiğin gibi işte, hep aynı rutinlikte.
Bir ikindi vakitleri konacak gibi olur kimsesizliğin ruhuna!
Onu da savuşturuverirsin başındaki işle güçle.
Derken günün kalabalıklı vakitleri biter...
Evinin yoluna koyulursun,
Ha bir sokak önden, ha iki sokak arkadan.
Varacağın durak hep aynı işte!
Köşedeki bakkala illa ki uğrarsın.
Hasbıhal edip,
İlla ki dünyayı kurtarmanın yollarını iki çıtır katarsın.
Hiç olmayacak insan kalabalığında,
Hiç olmayacak karşı görüşü inadına savunan,
Onunla,
Aynı dünyaya bakan insanı görünce keyiflenir bakkal amca!
Hiç yoktan "İyi Akşamlar." olur ona bari.
Evinin binasının dış kapısını,
Önceden cebine hazır ettiğin anahtarınla açarsın.
On altışardan oluşan,
Üüç kat kırk sekiz adet basamağı çıkarsın.
Her katında ayrı birer tanıdığın vardır oysa!
Sen, hem, hep yalnızlıktan yakınıp,
Hep de hep aynı basamakları sayarsın.
Evinin kapısında derin bir nefes alıp,
Kilidi çevirip, içeri girersin.
Kapını da kapattıysan tamamdır bu iş!
"Hoş buldum yalnızlığım!"dersin.
Evinin duvarları surat asarlar bazen hep aynı rutin cümlelerine,
O vakitlerde de,
Gönlünü alırsın duvarlarının, halılarının, koltuklarının.
"Oyyy benim güvenli sığınağım,
Nasıllarmış acaba bu akşam!"dersin.
Hiç yoktan mutlu olurlar onlar da.
Şöyle bir havalandırırsın ortalığı,
Arınırlar dün geceki yalnızlığından!
Sağı solu toparlar, eşyaların yeri değiştiyse yerine yerleştirir,
Bir bira açar, ayaklarını sehpaya uzatırsın.
Lap top'unu kucağına alır, biraz sosyal medya filan gezinip,
Taa eskilerden kalma,
Dost dediğin birkaç insan neyse ki hala dosttur.
Denk gelmişsen beğendiğin bir paylaşımına,
Hiç üşenmez kimine beş yıldız,
Kimine kalp, kimine de beş yıldızlı kalp atarsın.
Zira sen hiçbir zaman sırf insanlar mutlu olsun diye,
Görüp, anlayıp, içine sindiremediğin bir şeye alkış tutamazsın.
Yalakalığı da hala da öğrenemedin zira!
Arada bir iki sigarayı aynı anda yaktığın da olur hani!
Zira beyninle yüreğini aynı anda kurcalayan biri adaysa.
Bu sefer kızmazsın kendine!
"Madem var olma ihtimali yüksekse bu saatlerin,
Engelsiz olasılıklıksızlıkları nedir, nedendir?" diye!
Bir nefes ilk yaktığın sigarandan çekersin,
Bir nefes de unutup ikinciyi yaktığından.
Nasılsa bu hayatta unutamayacağın en az üç şey var,
Biri ne kadar yıkanırsa yıkansın terasındaki toz tanen,
Diğeri...
Her akşam şu ana ulaşabilmek için saydığın,
O merdivenlerin basamak sayısı!
Bir diğeriyse her mevsim açtıramadığın,
Rengarenk lale sarayı!
Yoksa...
Kim istemezdi ki...
Mutlu olsun geceler ve de uyumadan önceki rüyalar!
"Neyse...
Belli ki kurtaramayacağız yine hiçbir geceyi.
O zaman,
Şiir yazalım azizim!"der uyuruz,
Sonra bir bakmışsın uyanmışsın.
Güne yetişme telaşıyla karışır sabahlar,
Aç karnına sade bir kahvenin telvesi kalır dudaklarında.
Durakta beklerken...
"Günaydın"dersin kaldırımları süpüren bey amcaya!
Hiç yoktan mutlu olur, günü aydın olur onun bari.
Oysa…
Neyse!
Cemre.Y.

4 Nisan 2019 Perşembe

Seve Seve Sevelim


…Seve Seve Sevelim…
Elbette biz…
Yalnızlıklara layık insanlar değildik lakin,
Kime meyl ediverecek olsa yüreğimiz,
"Sen bizi, ele güne şiir edersin!"diyerek kaçtılar.
Lakin şiir lan bu!
Na zaman günahtı,
Ne vakit ayıptı,
Kim ki, kime, neden sebep, ne zaman yasaktı?
Seve seve sevelim işte!
Cemre.Y.

Hiç Kimse Bilmiyor

...Hiç Kimse Bilmiyor...
Bana çoğunlukla...
"Peki sen boş vakitlerinde ne yapıyorsun?" dediklerinde gülümsüyorum.
Hiç kimse bilmiyor,
Hiç bilmediğim bir şehrin bana göre aynı zaman diliminde,
Nice kaçırdığım vakitleri ülkeler arası kovaladığımı!
"Hani an'da dahi gerçekliğinde olsam nice de an kaybettiğimin peşindeyim!" i
Ben nasıl anlatayım!
"Oturduğum yerden dünyayı geziyorum!" cümlesini,
Zaman kavramının vakitlerini ezberinin mevhumunu kaybetmiş birine!
Ben nasıl anlatayım!
Şiir şiir uzayı gezdiğimi...
Sahi siz?
Hepsini birden yaşayarak görmüştünüz değil mi?
Bense son çektiğiniz en like alan fotonuzun arkasındaki yüksek avmlerden birinde,
Balkona dayanmış, elinde sigara, en efkarlısından içine çekerken,
Hayatın bütün objektiflerine en içten gülümseyen tek kadını!
Cemre.Y.

3 Nisan 2019 Çarşamba

Geçip Gidiyor Ömrüm Bana Hiç Sormadan

...Geçip Gidiyor Ömrüm Bana Hiç Sormadan...
Yılların ardından ömrümün,
Pencerelerimin perdelerini araladığıma bakma adam!
Seni, hissettim de geldim.
Nicedir aklımın köşesindeydi,
İçimden içeri beni özlediğin!
Ruhun, ruhumu çağırdığındaysa
Gayrı kederine dayanamadım da geldim.
"Yaşıyor musun?" diye sordum önce!
"Çok şükür" diyemedin ya sen de ben gibi.
"Maalesef!" dedik karşılıklı.
Sonra..
"Nicedir ahvalin?"
Esenlikte miydin,
Yoksa dahası da eklenmişmiydi dertlerinin diye diye!
Dargın ayrılmadığımız yerden başladık hasbıhal etmeye,
Derin kayıplar yaşamışsın, yüreğin yarılmış senin de.
Bencileyin kayıplarla yoğrulmaktan,
Aşka da, sevdaya da mahal kalmamış hala ömründe.
Sonra durduk yere, ben sana rakı balık sözünü hatırlattım,
Sen bana "Sözüm söz, hala duruyor yerli yerinde." dedin.
Biz senle belki henüz bir sevdaya bir tek şiir bile edemedik lakin.
Birine kaldığın yerden,
Hiç kalmamış gibi başlamak ne güzel bir şeydir,
Ne yüce bir şeydir iyi bilirim.
O kadar az ki ömrüme böyle dahil kalabilen insan sayısı!
Hoş geldin sevgili dostum, dert ortağım,
Ulaşamadığım hayallerim, efsunlu rüyalarım, hoş geldin.
Söz, bu sefer olmadık şeylere küsüp gitmeyeceğim.
Kırıldığımızda ben bütün can kırıklarımı,
Hayallerimin kırıklarıyla bir edip sağa sola küfürlü savururken,
Senin sessizce kırılıp gittiğin gibi asil kalacak her şey!
Bu sefer küfürsüz seveceğim seni.
Bütün ömrümüzü sikip gidenlere içimden saydıra saydıra!
Bundan gayri sabrım da sükunetim de sana dair.
Bilirsin beni, küfür sevmem ben!
Lakin ettirme.
Baksana nicedir geçip gidiyor zaman biz daha ömürlerimize dahil olamadan.
Geçip gidiyor ömrüm bana hiç sormadan!
Cemre.Y.

2 Nisan 2019 Salı

Okyanus

...Okyanus...
Aslında ikimiz de uzak diyarların apayrı coğrafyalarında,
Ağulu kederlerin damaklarımızdaki kekremsi tadından çoktan yorulmuş,
Daha az önce akıtılıp giderken gülümsemiş de düşmüş birkaç şiirin,
Birer gözyaşı damlası kavanozunun içlerindeydik.
Hatırlamıyorum ilk kim kimin şiirine çarptı da,
Hiç yoktan birer dere yatağı oluştu, ardından akarsular,
Güneşin kuraklığına inat koca koca nehirler!
Sanki az biraz zaman sonra ikimizden koca bir okyanus doğacak.
Sonra durduk yere biz baharın ilklerinden birine,
Kokusu en güzel, en çiçekli günlerine öykünürken,
Tam da ömürlerimizin sonbaharlarını kara kışlarıyla savuşturmuşken,
Lodos var dedi haberler hiç olmayacak bu mevsimde!
Güya kasıp kavuracakmış önünde ilkbahara, yaza dair ne varsa!
Ardından fırtına çıkacak, denizler, okyanuslar taşacakmış güya.
Düşünce çakıllı şapkalarımızı atıverdik önümüze,
İkimiz de ayrı ayrı bağdaş kurduk geleceklerimize,
Olmayacak bir hayale bunca coğrafyayı geçip,
Bunca iklimi aşıp, bunca hayali bir daha kırmaya değer miydi?
Bana sorsanız ben hep yarı yolda kuruyanlardanım.
Hep de merak etmişimdir okyanus kadar sevilmeyi.
Varsındı sonu ne olursa olsundu.
Hem kim biliyor ki henüz yazılmamış bir romanın sonunu?
Düşünce çakıllı şapkalarımız başımıza ağır gelmeseydi,
Ya da eskilerden artık...
Nihayet kurtulup yeni bir şapka almayı düşünebilseydik!
Ben denedim, lakin boynumdan yukarısını göremiyorum ya hani!
Boğazımın ilmeğinde kalmasın o da...
Bu sefer rengini o seçsin diledim.
Sonra bir baktım ki rengini soracak kimsem kalmamış!
Hani maviyi severdim ya eskiden, mavi, şimdi gözlerimde asılı kaldı.
Yeşili ayrı bir sever oldum birden yüreğim kendime aktı.
Toparladım hayallerimin kırık canlarını hemencecik,
Bana karışmaya çalışan ne kadar nehir, akarsu, dere, çay, çağlayan,
Yine hiç umursamadan, güneşin kavurucu soğuğuna sığındım...
Bundan gayri ne gözyaşı kavanozu kalmıştır,
Ne de eski düşünce çakıllı şapkam!
Ne geçmiş kalmıştır, ne de gelecek mi, gelmeyecek mi kaygısı!
Ki üstelik gözün gözüme değmeden göze filan da gelmiş olamayız.
Bence biz, en çok, "Söz!"e geldik.
Lodos var dedi haberler hiç olmayacak bu mevsimde!
Güya kasıp kavuracakmış önünde ilkbahara, yaza dair ne varsa!
Ardından fırtına çıkacak, denizler, okyanuslar taşacakmış güya.
Bundan sonra güneş de benim, fırtına da, kasırga da!
Hani başarabilirsen bir gün batımında,
Bir tek gülümseyişli bakışınla aklımdan yüreğime dokunmayı,
O vakit geçilir coğrafyalarımızın haritası,
O vakit durulur yürek iklimlerimizin karmaşası.
O vakit durup bakarız yıldızlara,
Öyle ya bize ne, birer meteor yanığının dünyaya düşmesini,
Yıldız kayması sanıp onca saf aşığın oturup dilek tutmasından.
Hiç yoktan okyanus oluruz, içinde adlarımız olan!
Cemre.Y.

1 Nisan 2019 Pazartesi

Sana Söz Sevgili

...Sana Söz Sevgili...
Yüreğimin zemheri ayazlı kara kışlı yaralarını,
Can kırıklıklarımdan, hayallerimin kırıklarına kadar,
İlmek ilmek bahar çiçekleriyle dokudum sevgili.
Neyse ki...
Şükür ki...
Kabus dolu masallar da bitti sonunda.
Her birini binbir özenle toparlayıp,
Kağıttan kayığımın yan ceplerine doldurdum,
Kağıttan kayığımın her yerine benzin döküp,
Yelkeninden sessiz bir vedayla öylece yakıp,
Usulca akıntılı denize saldım.
O gitti, ben kalmadım.
Eğer bir gün rengarenk mis kokulu kır çiçeklerini,
Saklamadan, sakınmadan,
Sevdan göğsünde gururla yürüyerek bana ulaştırırsan.
Sana söz...
Ne geçmişin acı anıları olacak,
Ne de geleceğin gelecek mi kaygıları!
Sana söz sevgili,
Ömrünü ömrüme iliklerken iki yakasından
Bize dair'li o ilk andan başlayacağım nefes almaya!
Gözün gözüme değdiği, gönlün gönlüme dokunduğu,
Kokun kokuma karıştığı o andan başlayacağım sana.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...