yağmur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yağmur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mart 2026 Pazartesi

Olduramadım

...Olduramadım...
Sığdıramadılar abi!
Sonra bende ne sığınmak istedim,
Ne de sığabilir kalabildim
Herhangi bir yağmur altı şöyle koruması bol bir kalpte.
Şu kocaman dünyada
Kaç kere Zümrüdüanka oldum,
Doğdum, yandım, kavruldum,
Kaç kere küllerimden yeniden dirildim olmadı.
Kim bilir kaç kere de serçe oldum
Ama onlar...
O biçare serçeyi de sığdıramadılar hiçbir yüreğe.
Sustum, konuştum, durdum da
Ne yapsam ne yapmasam
Kendimi olduramadım hiç kimseyle.
Cemre.Y.

9 Şubat 2026 Pazartesi

İstanbul'u Özlemek

...İstanbul'u Özlemek...
İstanbul'da yaşarken İstanbul'u özlemek var bir de!
Hele yedi tepeli şehrin en ücrasına hapsolmuşsan var ya,
Bazı bazı tüter burnunun direğinde Galata Kulesi.
Eminönü'nde balık ekmek yemeyi özlersin misal!
Gülhane Parkından Sultanahmet Meydanını geçip
Çemberlitaş'a kadar yürümeyi özlersin.
Lakin havalar ayaz bu aralar,
Havalar hep yağmur.
Belki de en çok bu yüzden özlüyorum baharı.
Cemre.Y.

20 Ocak 2026 Salı

Yine Yağmur

...Yine Yağmur...
Daha dün sabah bembeyazdı İstanbul'umun çatıları.
Birkaç gün daha yağar diyordum kar taneleri.
Terasımın karlarında kahve içecektim daha.
Bu sabah da aynı beklentiyle uyandım ama
Ne kar kalmış ne de heyecan, her yer yine yağmur.
Şimdi hayallerimin kırıklarıyla oturmuş çay içiyoruz.
Cemre.Y.

11 Ocak 2026 Pazar

Kış Yağmuru

...Kış Yağmuru...
Yağmurun gürültüsü gök gürültüsüne karışınca,
Üstüne bir de şimşekler çakınca uyuyamıyor insan.
Korkuyorum desen paylaşacak kimsen yok!
Üşüyorum desen sarılacak kimsen yok!
Kış yağmuru bu, öyle bahar yağmurlarına benzemez.
Damlası tenine değse içinin içi üşür.
Gecesi uyunamamış nahoş bir sabahtır bu.
Geçer ama, elbet bu yalnızlık da,
Bu hiç de sevilemeyen kışlar da geçer.
Cemre.Y.

7 Aralık 2025 Pazar

Hayat, Hayal İşte

...Hayat, Hayal İşte...
Sabah güneşi yağmurun yüzünü yıkarken,
Gözlerim gökkuşağını da aradı bir an.
Oysa nicedir uzaktı benden hayatımın renkleri.
Nereden hayallendiysem bilemedim.
Cümle simyacısıydım halbuki,
Harflerimi dokuyordum kelimelerime.
Okuyanı değil de ruhuna dokunanı olurdu elbette.
Hayat...
Hayal işte.
CemreY.

29 Kasım 2025 Cumartesi

Güneşli Günlerin Mevsimi De Gelecek Elbet

...Güneşli Günlerin Mevsimi De Gelecek Elbet...
Ey benim çiy damlasından yansıyan çiçek bahçem.
Yasemin kokulu saçlarına yağmurlar mı yağdı?
Ellerin de üşümüştür şimdi senin!
Burnunun ucu gül pembesine dönüşmüştür çoktan.
Gül kıvrımlı dudağının kenarına rüzgar değmiştir.
Bu puslu gri günlere kanma sakın.
Hele bir mevsimi geçsin sonbaharla kış ayazının.
Sıkı giyin bu aralar, hayata sıkı sarıl.
Güneşli günlerin mevsimi de gelecek elbet.
Cemre.Y.

7 Kasım 2025 Cuma

Yağmurun Da Kokusu Değişti Bu Aralar

...Yağmurun Da Kokusu Değişti Bu Aralar...
Çatımın bacası söküleli beri,
Odamın renkleri değişeli beri,
Yağmurun da kokusu değişti bu aralar.
Sararıp kuruyan yapraklar,
Ağaçların dallarına veda ederek,
Rüzgarlarla salınırken,
Çim rengi çimenler büyümeye başladı yeniden.
Hani böyle bahar desen bahar değil lakin,
Sanki kış çok uzakmış gibi bu havalar.
Güllerim yeniden tomurcuklandı misal,
Kokusu desen sanki yaz gibi.
Öyle işte,
O güzel günler sanki yola çıkmış gibi.
Cemre.Y.

30 Ekim 2025 Perşembe

Hayata Dair Hala Bir Umut Var

...Hayata Dair Hala Bir Umut Var...
El, ayak üşüten bir ekim sabahındayız sevgilim,
Sevgilim dediysem de varlığına dair değil.
Her ne kadar yağmurun ardından doğan güneş içimizi ısıtsa da,
Sonbaharın son demlerine doğru adım atmaktayız.
Önümüz kış.
Ama artık korkmuyorum ne ayazdan ne kıştan.
Korkularımın da korkusu geçti nihayet!
Bir kahve fincanına bakar ellerimin ısınması.
Bir sıcak su torbasına bakar ayaklarımın ısınması.
Ufaktan bir gülümseme sıkıştırdım iki cümlemin arasına
İşte tam da o anda...
Küçük bir kuş kondu karşı binanın çatısına,
Cıvıl cıvıl şarkı söylemeye başladı bana bakarak.
Vardı işte!
Hayata dair hala bir umut vardı.
Ötesine "Mevsimiydi." der geçerim.
Cemre.Y.

25 Ekim 2025 Cumartesi

Şiir

...Şiir...
Bana bir sevda borçlusun ey sevdiğim.
Yüzümden zamanın çizgilerini silmelisin.
Gözlerimin ferini yeniden canlandırmalısın derken,
Sen daha hayalimin de hayaliyken çekip gittin.
Olsun madem bu rüya da böyle olsun.
Çisil çisil yağan yağmur eşliğinde,
Birkaç mısra şiir yağarım ben de.
Çünkü en güzel şiirler,
Gitmemesi gerekirken gidenlere yazılır.
Cemre.Y. 

20 Ekim 2025 Pazartesi

O Güzel Günler Gelecek, Çünkü Gelmeli

...O Güzel Günler Gelecek, Çünkü Gelmeli...
Yağmuru bol gri günlerin ardından,
Nihayet bu sabah usulca sokuldu güneş.
Nazlı nazlı salınırken gökyüzünde
Bulutlarla saklambaç oynar gibiydi.
Bir gülüş yerleştiriverdim dudaklarımın kenarına.
Nihayetinde sonbahar da bir bahardı.
Gölgesi ayaz, güneşi sımsıcak.
Yorgunluğum geçmek üzere,
Eklem ağrılarım vücudumu terk etmekte.
Çok şükür iyileşiyorum sanırım, ruhum da arınmakta.
Bir kere daha tutundum güzel günlerin geleceğine.
İlmek ilmek işliyorum yüreğime,
O güzel günler gelecek, çünkü gelmeli.
Cemre.Y.

13 Eylül 2025 Cumartesi

Gri Günler

...Gri Günler...
Griye uyandım bu sabah.
Göz kapaklarım dün geceden yorgun.
Gönlüm desen ağlamaktan içi çıkmış.
Şöyle bir yokladım da yüreğimi,
Ne özlemek kalmış, ne de kırılmak!
İçim dışım hissizlik.
Güneş desen, çoktan yüzünü dönmüş başka bir coğrafyaya.
Başka ülkelerin,
Başka çocukların baharlarını yaza çevirmeye başlamış.
Saçlarını sarıya boyamaya hazırlanmış çoktan.
Yağmur yürekli insanların kalplerini ısıtmış yavaştan.
Öyle ya dönüp duruyor dünya bize hiç sormadan.
Sırası bizdeydi gri günlerin, onlar da gelip geçer elbet.
Cemre.Y.

9 Eylül 2025 Salı

Yağmur Tıkırtıları

...Yağmur Tıkırtıları...
Cama vuran yağmur tıkırtıları,
Geceme ışık saçan şimşekleriyle uyandırdı beni.
Sonrası kızgın bulutların çarpıştığı gök gürültüsü.
Bir süre yatağımda kıvrılıp öylece dinledim onları.
Birkaç dua savurdum ölenime, gidenime, kalanıma.
Korkmadım bu sefer nedense.
Oysa ne çok korkardım gök gürültüsünden.
Mevsimindeyse demek ki haberli oluyormuş insan.
Sabahına yetişmem gereken bir yer olmadığından,
Varsın bu geceyi de sabaha erdirelim tam yarısından.
Kalktım çatımdan su sızan yerleri yokladım,
Çok şükür henüz akmamıştı duvarlarımın gözyaşları.
Aslında çoktan onartmalıydı onları ya!
İmkan meselesiydi işte her şey, imkan.
Cemre.Y.

8 Eylül 2025 Pazartesi

Yağmurda Çıkılan O Yokuş

...Yağmurda Çıkılan O Yokuş...
Yağmur çisil çisil yağarken,
O, o kadar hızlı gidiyordu ki,
Küçük adımlarım ona yetişmekte zorlanıyordu.
O, tepedeki bir çatı kenarına sığınmışken,
Ben nefes nefese, zar zor çıkmıştım yokuşu.
Onun hiç aklından geçmemişti nedense,
Benim koluma girip bana destek olmak.
Yetişemeyen o olsaydı, ben öyle yapardım misal.
Hayat böyleydi işte,
Herkes, kendi vicdanının el verdiğince.
Asıl zor olan ise, yağmurda çıkılan o yokuştu işte.
Cemre.Y.

6 Eylül 2025 Cumartesi

Ölü Yapraklar

...Ölü Yapraklar...
Güneş bile, bize hiç de haber vermeden ansızın yüzünü dönüp,
Kim bilir hangi ülkenin, hangi şehrine yazı müjdelemeye gitmişken,
Bulutlar elbette yine ağlayacaklardı ardından.
Alışıklardı ta kalubeladan ama...
Onlar bile bu sefer, kırılan hayallerinin yerine
Yeni hayaller kurmaya meyillenmişlerdi belli ki
Ve sanki bu sefer, hiç de hazırlıklı değillerdi bu yeni gidişe.
Oysa nicedir ölü yapraklar hazırlıklıydı eylülün gelişine,
Öyle ki gelen geçen çatur çutur basıp geçiyordu üzerlerine.
Hiç, hem de hiç düşünmemişlerdi,
Onların her birinin, bir zamanlar taze çimen yeşili olduğunu.
Rüzgarlar bile acımamıştı, her fırsatta savurup durmuştu onları bir köşeye.
Amma velakin, güneş kandırıyordu hep bizi.
Bu sefer gitmemeye, bu sefer kalmaya meyilliydi sanki ama!
Eylüle hazırlamadan, sonbahara uyarmadan öylece gitti işte.
Hiç, hem de hiç, geride kalanları umursamadan.
Küçücük bir not bırakmış çıplak bir ağaç dalına,
"Bekle beni!" demiş, "Beni bekle!"
Oysa yağmur bile aynı yağmur değil artık,
Her yer bol köpüklü çamur kıvamında, artık beklesem ne, belemesem ne?
Cemre.Y.

7 Ağustos 2025 Perşembe

Yağmur

...Yağmur...
Ey benim gül yaprağındaki yağmur tanelerim.
Nasıl da güzelce, elini yüzünü yıkadınız İstanbul'umun.
Terasıma çıkıp kahveme birkaç damla yağmur damlatayım hele!
Seveyim, sevineyim hiç yoktan.
Öpeyim gülümseyişlerinizin kıvrımlarından.
Aylardır yokluğunuz kavuruyordu yüreğimizi.
Geldiniz, iyi ki geldiniz...
Hoş geldiniz.
Size söz verdim bu gece,
Sitem etmeyeceğim artık çatımdaki tıkırtılarınıza.
Yeter ki ağlatmasın odalarımın duvarlarını.
Cemre.Y.

17 Mayıs 2025 Cumartesi

Yağmur

...Yağmur...
İçimin kıpır kıpır güneş sıcağı olması gereken günlerde,
Hiç gelmeyen baharı beklemekteyim hala.
Pencerelerimden puslu gri rengini eksilteyim diye
Dün güzelce camlarımı silmiştim oysa!
Yarın diyordum yarın...
Yarın bahar gelecek, sonrası yaz işte diye avunuyordum.
Yarın olduğundaysa delirmişçesine yağıyordu yağmur.
Dünkü yorgunluğuma kırılmadım.
Salonumun ışıklarını yaktım güneş niyetine.
Çayımın yanına sade kahve de yaptım,
Limon ağaçlarımın yıkanışını izledim penceremden.
Günaydın olsun madem,
Hem de en sadesinden.
Cemre.Y.

1 Mayıs 2025 Perşembe

Olmuyorsa Zorlama

...Olmuyorsa Zorlama...
Kin değil de...
Sırtımda bir hançer yarası daha,
Çıkarabilirsem, ölümüm olur!
Çıkartamazsam, ölene kadar acım.
"Hepsi de bana uyar" lıyerindeyim geriye kalan ömrümün.
“Ne yapsam?
Ne yapmasam?” derken usulca dökülüverir yağmurlar.
O vakit de içimden...
“Bazen de yağmur,
Gidilmemesi gereken yollar,
Verilmesi gereken kesin kararlar için ağlar!
Olmuyorsa zorlama,
Anla ki yaratanın bir bildiği var!” der geçerim!
Cemre.Y.

25 Ocak 2025 Cumartesi

Geçmişti, Çok Geçmişti

...Geçmişti, Çok Geçmişti...
Çatımdaki kedinin yağmurdan ıslanmış ayak seslerine uyandım bu sabah.
Önce irkildim, korktum da bir hayli.
Rüya mı yoksa kabus mu anlayamadım sandım gözlerimi açarken.
Koştum terasıma bakan penceremi açtım.
Yağmur sicim sicim yağıyordu ılık bir rüzgarla.
Birkaç zamandır terasımı mesken tutan kediyse,
Eternit kaplı çatımdan usulca atladı terasıma.
Dik dik gözlerimin içine baktı sanki ev onun evi de ben misafirim!
Kızmadım bu sefer, oysa gürültüsüyle hep izinsiz uyandırıyordu beni.
Sonra o geliverdi aklıma, çocuk gülüşleriyle hınzırca,
Tam da böyle, yaramaz tıkırtılarıyla izinsiz uyandırıyordu beni.
Nasıl da yatağıma alıp sarıp sarmalıyordum onu.
Öpücüklere boğuyordum yüzünü, gözünü, o sıkılana kadar.
Küçümen ellerini, kollarını sarmalamamdan kurtarana kadar.
Sonra kuruluverirdik kahvaltı soframıza,
Öyle ya günlerden cumartesiydi, gün, bizimdi.
Yüzüme damlayan yağmur tanesiyle kendime geliverdim.
Geçmişti, çok geçmişti, sanki yüzyıl öncesi kadar çok geçmişti.
Sade kahve yapmadım bu sefer,
Çay demledim kendime en kaçağından!
Derin bir nefes aldım ılık rüzgardan azıcık kalbim sancıdı.
Yine de insan özlemiyor değil ayrılıksız vuslatı.
Özlemekse, çocukluğunu özlemekti yani.
Nihayetinde terasıma izinsiz konan o kedi de,
Günün birinde çekip gidecekti hani.
Cemre.Y.

28 Aralık 2024 Cumartesi

Hiç Yoktan!

...Hiç Yoktan!...
Uyandım gün yine karanlık.
Açtım iki göğsümün arasını,
Yokladım kırk yamalı yüreğimi.
Kuytu köşelere saklanmış birkaç renk buldum.
Nicedir sıkılmıştım ya etrafımı saran grili anlardan.
Güneşsiz günlere inat,
Kalbimin ölü kelebeklerinin kanatlarını boyadım teker teker,
Rengarenk yamalardan uçurtma yaptım sabah sabah.
Uçurtmamın kanatlarına taktım kelebeklerin renk renk kanatlarını.
Terasıma çıkıp uçurdum uçurtmamı,
Yağmura yakalanmadan yüzdürdüm bulutların içinde.
Hiç yoktan güneşim oldular bana,
Bugün de yaşadım hiç yoktan!
Cemre.Y.

27 Aralık 2024 Cuma

Buruk

...Buruk...
Yılların ardından,
Onu bir park köşesinde son gördüğümde,
Kareli ekose gömleğiyle dışarı çıkmış,
Sırtında paltosu yoktu.
Üstelik mevsim zemheriye ramak kalmıştı!
İstemsizce yavaş adımlarla ilerleyen o adama üzüldüm.
Üşürdü çünkü!
Sonra birden durdu, bakındı sağına soluna!
Beni çocukluğumdan tanıyacak da,
Yine bir köşede sıkıştıracak diye ödüm koptu!
Sonra sımsıkı sarıldım üzerimi örten yeşil yağmurluğuma!
Şapkasıyla kapadım başımı, arşınca arş!
Yanından geçip giderken ne oldu biliyor musunuz?
Tanıyamadı beni.
Ben bile kendime tanınmayacak haldeydim zira!
O an...
Ruhani bir pişmanlığa girip,
Böyle alabildiğince hıçkırarak ağlasın istedim yalan yok.
Kim bilir belki karşısına geçip,
Beraberce ağlaşırdık,
Ona gençliğinden beri yanlış doğruları gösterenlere.
Oysa o...
Sadece...
O anda sümkürdü!
Ellerini, burnunu o sümükle silip,
O sümüklü ellerini de cebine koydu!
Kim bilir belki birazdan da, o pis elleriyle
Evine giden yoldaki fırından iki ekmek alacak,
Evdekilerin akşam yemeği masasına koyacaktı.
Bugün ekmek yemedim ben o mide bulantısından.
Birkaç zaman da ekmeğe de küsüm.
Tam kaderime gülümseyeyim yeniden diyorum.
Hep onu çıkartıyor karşıma ya,
Yaradanıma da yeniden küsecek oluyorum,
Ruhumdaki sızı;
"Ben onu insan olsun diye yarattım,
Onun böyle olması ne senin suçun ne de benim!" diyor.
"Madem öyle, bugün de buna içeriz!" deyip,
Buruk bir tebessüm dökülüyor dudaklarımdan.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...