balık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
balık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2026 Pazartesi

İstanbul'u Özlemek

...İstanbul'u Özlemek...
İstanbul'da yaşarken İstanbul'u özlemek var bir de!
Hele yedi tepeli şehrin en ücrasına hapsolmuşsan var ya,
Bazı bazı tüter burnunun direğinde Galata Kulesi.
Eminönü'nde balık ekmek yemeyi özlersin misal!
Gülhane Parkından Sultanahmet Meydanını geçip
Çemberlitaş'a kadar yürümeyi özlersin.
Lakin havalar ayaz bu aralar,
Havalar hep yağmur.
Belki de en çok bu yüzden özlüyorum baharı.
Cemre.Y.

31 Aralık 2024 Salı

Anason Kokusu

...Anason Kokusu...
Kim bilir kaç mevsim geçmiş ömrümden,
Şöyle derin bir nefes ile,
Anason kokusunu,
Burnumun direğine hızmalamayalı!
Artık değiştirmeliydim kaderimin hırkasını.
"Yoksulluksa, madem dibine kadar,
Yoksunluğu hele hiç sorma,
Taaa arşı aleme kadar!" deyip,
Oturduk yeni yılı kutluyoruz ben, keyfim ve de kahyası!
Cemre.Y.

15 Mayıs 2022 Pazar

İstanbul

…İstanbul…
Nicedir kendi yüreğimi,
Kaçamak zamanlarda göz atılan,
Sahipsiz posta kutusu gibi hissetmekteydim.
Nihayet dün ruhumu özgür bıraktım.
Gittikçe ağırlaşan bedenimle inatlaşmadan,
Şöyle uzunca bir İstanbul yürüyüşü yaptım.
Rahmetli anacığımın indiği durakta indim.
Çocukluğumun ellerinden tutup,
Beyazıt meydanını turladım,
Çemberlitaş'ın taş duvarlarını okşadım.
Sulnahmet'te rahmetli annemin gençliğini andım.
Gülhanede sanki yine konserler olacakmış gibi,
En ön sıradan yer tuttum.
Kendi kendime piknik yapmayı sevmediğimden,
Sarayburnunu es geçip,
Eminönüne yürüdüm.
Mısır Çarsını, Çiçek Pazarını turlayıp,
Annemin aldığı çiçek tohumlarından aradım.
Onların bile sahte çıktığını duyunca,
Elim kolum bomboş,
Balıkçı kayıklarının yanına gidip,
Denize karşı balık ekmek yedim.
Gönlümü İstanbul nefesiyle doyurdum.
Cemre.Y.

14 Şubat 2022 Pazartesi

Boş Sandalye

…Boş Sandalye…
Bazen…
Bazen iyidir o bazen'ler,
Şarkılar hep güzeldir,
Kafalar daha da güzel.
Bir eksik varsa,
O da masada hala yeri dolmayan,
Boş sandalyedeki o şiirdir.
Ey şiirim…
Hala, daha, neredesin?
Cemre.Y.

19 Aralık 2020 Cumartesi

Hiç yoktan

 ...Hiç Yoktan...
Hiç yoktan leylak kokusuyla,
Sümbül kokusunu aynı anda özledim misal.
Ne bileyim...
Denizde ayaklarımı sallandırmayı,
Kıpkırmızı tahta masanın üzerine kurulmuş,
Rakıyla acılı şalgamın dostluğuna,
Balığın da eşlik etmesini özledim.
Ilık bir rüzgarla savrulan saçlarımdan,
Yasemin kokusu saçılmasını özledim.
O değil de, kaç zaman oldu hatırlayamadım,
Şah damarıma iki dudak arası öpücük konmayalı.
Neyse...
Bir tutam fesleğen okşayalım da,
Burnumuzun ucuna hızma yapalım.
Hiç yoktan o bari mutlu olsun değil mi?
Cemre.Y.

16 Ekim 2020 Cuma

Eksik


...Eksik...
Ucuza harcanmasın diye ömrümün gururu...
Pahalı gün batımlarının çok yıllık kadehlerini,
Yüzlerine döküp, arkama dahi bakmadan,
Çekip gitmişliğim çoktur da!
Hani es kaza...
Salaş bir balıkçı masasının,
Rengarenk masalarından birinde,
Hayata..
Yeni bir şans vermişçesine eğmişsem başımı,
Fesleğen yalnızlığımın tam ortasındaysam hani!
İzin vermişliğimde vardır hani,
Yüreğimin usulca okşanmasına.
Kalbimde çiçek bahçeleri açarken,
Misk-i amber kokularımı da salmışımdır ya hani!
Şimdi...
Şöyle bir bakınıyorum da yüreğimin kıyılarına,
O, onca yüze dökülen kadehlerin mi ahı vardı acaba!
Zira...
Nicedir masaların rengi solmuş,
Sandalyelerin hep bir ayağı aksak!
Bir tek fesleğen çiçeği bile yok, eksik!
Hadi insanı geçtim de...
Mavi eksik, yeşil eksik, sarı eksik,
Gururumun koca çınarının kahverengisi eksik!
Hani şöyle namus timsali falan da seçilmemişim,
Şu hayattan bir "Aferin!" bile bana hep eksik!
Daha denizi, yıldızı, yakamozu, mehtabı, ay'ı...
Daha...
Rakıyı, şalgamı, eşliğinde balığı saymıyorum bile!
Ulan özlenmeyi falan geçtim de,
"Sen bende eksik kaldın." diyenim bile olmamış hiç!
Eksik işte.
Her şey...
Herkes...
Fesleğen yalnızlığına bürünmüş ömrümde...
Ömrüm...
En başından terk edilmişçesine,
Hala, hep eksik!
Cemre.Y.

12 Ekim 2020 Pazartesi

Gece


...Gece...
Gün...
Geceye,
Usulca gözlerini kapatıverince anlıyor insan!
Burnunun direğinde derin bir hasret sancısı.
Yüzünde kocaman bir palyaço gülümsemesiyle,
Açlık desen değil, susuzluk desen hiç değil.
"Hiç!"lik yok mu, ah o hiç'lik...
Boğazının ilmeğinde koca bir yumru,
Yutkunsan yutkunamazsın o koca yalnızlığı!
Sitem edecek kimseyi de bulamayınca,
Kendi kendine söyleniveriyor insan...
Ulan!
Hadi, denizi, maviyi, güneşi,
Yıldızı, yakamozu, acemi balıkları,
Hadi gerçekleşmeyen bütün hayalleri geçtim de!
Rakı'ya da mı hasret kalır be insan!
Kimsem, neysem,
Ne değilsem!
Geçerdi belki...
Burnumun direğinden, ciğerime akan,
O anason kokusunun,
Yokluğuna da mı gücenir insan!
Gün...
Geceye,
Usulca gözlerini kapatıverince,
Olur olmadık her şeye güceniyor insan olan.
Cemre.Y.

16 Aralık 2019 Pazartesi

Kaçırdım

...Kaçırdım...
Ne çok çocukluk kaçırdım ömrümde ah!
Bayram yeri lunaparklarında uçan salıncaklarda,
Çocukça sallanırken kaybolan.
Ne de çok ergenlik kaçırdım ömrümde bir bilsen!
Hırçın denizlerde taş sektirirken,
Ergence eğlenirken elinden taşı alınan.
Ne çok gençlik kaçırdım ömrümde!
Başımda kavak yelleri esecekken,
Rüzgarımın önü kesilen!
Ne çok olgunluk kaçırdım ömrümde!
Tam da,
"Kadın, verandasından durgun denizi seyrederken..."le başlayıp,
Hadi mangalı, balığı, rakıyı, acılı şalgamı,
Seyrü sefayı geçtim de...
İçinde adam olmayan ne çok şey kaçırdım ömrümde!
Cemre.Y.

7 Aralık 2019 Cumartesi

Gelecek De Bir Gün Gelecek

...Gelecek De Bir Gün Gelecek...
Ah benim gönlü yüreğine çoktan küskün yarim...
Ah benim ciğeri parelim, nefesi yaralım.
Oysa..
Ne de güzel rengarenk kır çiçekleri serilmişti hayallerine!
Ne de güzel sere serpe rüyalanıyordun gerçeklerine.
Sonra teker teker kırıldılar içten içe...
Ne kır çiçekleri kaldı hayallerinde,
Ne de sere serpe rüyaların.
Rakı desen, acılı şalgam desen çoktandır bize küs!
Neyse ki balık yarenimiz arada bir onun da boynu bükük.
Yine de hayalleniriz geleceğe inadına!
Değil mi ki...
Gelecek de bir gün gelecek!
Cemre.Y.

6 Ekim 2019 Pazar

Gri

...Gri...
Burası çıkmaz sokak sevdiğim, günlerden, gri.
Kim bilir ne vakit açar,
İlkbaharın çimen yeşili yaprakları.
Ve kim bilir ne zaman serpilir meyve çiçekleri.
Burası çıkmaz sokak a ciğerim,
Gün... gri...
Kim bilir ne vakit yaz gelir de,
Egenin mavisinde yüzer kağıttan gemilerimiz.
Ve kim bilir ne zaman bir gün batımında,
Rakı kadehine eşlik edip şarkılar söyler birkaç balık?
Cemre.Y.

1 Ekim 2019 Salı

Karışma

...Karışma...
Kenarları el örgüsü dantel sırmalı,
Güllerden kaneviçeler işlemeli,
En ala Amerikan bezi yatak odamın dantelleri,
Ütü sarısı bile olmamıştı daha!
Kaneviçe işlemeleri çamaşır makinesi hasarı olmamıştı daha!
O...
Tam yirmi yıl önce kucağımda küçücük bir bebeyle,
Damat yastığımızı terk edip,
Çiftli küstüm yastıklarına geçtiğinde.
Geçen gün biri benim için,
Sanki bunca yıldır merakındaymışım gibi!
"Bununla kimse evlenmez!" dediğinde,
Ziyaret ettim yirmi yıl önce,
Sarı sandığıma terk ettiğim çeyizimi!
Onca göz nuru döktüğüm salon takımıma şeytanlar işemiş.
Onca hayal ektiğim fiskos masası örtüme küf değmiş.
Değişen mutfak dolaplarına göre,
"En çok örtü rengi değişir!" diye de,
Zamane model işlediğim dantellerin modası çoktan geçmiş.
Haklıydı benim için öyle diyen...
Eskiden, yeni olmazdı nice çabalasam da...
Ve yeniden...
Artık bana bile kalmayan
Gözümün nurunu dökemezdim hiç kimselere!
Varsın, gelen, gelecekse bir tastamam gelsin,
Kalan da öyle sandık yadigarı kalsındı,
Tam olması gerektiği yerde.
Daha tülbentleriyle buluşamamış oyalarım vardı benim!
Şimdilerde beğendiğim bütün desenlerde yazma ile buluşturup,
Sehpa örtüsü eylediğim!
Kime ne ki, varsa cebimizde üç beş kuruş,
Tam yerine denk geldiyse manzara koyma an'ımız...
Rakı da içeriz, balık da yeriz,
Acılı şalgama da iki çiçek yer ayırırız illa!
Mademki, iki çıtır, bir kıtır dertleşiyoruz şurada he ana...
Sakıncalı biliyorum lakin sigarama da sakın karışma ha!
Ters tepiyor bulduğum bütün izmaritleri,
Toplayasım geliyor alamazsam diye!
Ha bu arada...
Dün üç tüp kanım çekilirken cesurdum ama!
Hastaneden çıkarken,
Seni oradan son çıkardığımız an geldi aklıma ya!
Acil'in kapısıyla, başka bir hastanenin acilinde,
Gözlerinin yosunu solmak üzere olan kızımla,
İkiniz arasında kaldım da,
Hani...
Elsiz, ayaksız, kolsuz,
Bacaksız uçarcasına gittim ya hani anam!
Beni, yavrumu, o günü, affettin mi ki annem.
Bugün olsa yine ona koşardım diye!
Ben, yine sarıldım dün, hatırlayabildiğim en küçüklük,
En mutlu, en korkusuz, en umarsız o an'ıma!
Hani  senin iki ağaç dalına kurduğun,
Pembe basmalı salıncakta sallanan o kız çocuğuna!
Böyle sarılıp kucaklaştık ki bir görsen ne güzeldi o an.
Benim içim titredikçe kimsesizlikten o daha da sarıldı.
Meğer küçükken,
Ne kadar da sevimliymişim, şaşı gözlerime rağmen!
Ha bu arada sayın seyirciler...
Beni, onu, bizi bir önden sondan yargılamayı kesseniz diyorum!
Zira...
Ben tam kırk beş yaşımda öğrendim kendime bari nazlanmayı!
Bırakın da azıcık çocukluğumla hasret gidereyim korkusuzca!
Cemre.Y.

3 Eylül 2019 Salı

Eylüldü İşte

...Eylüldü İşte...
Eylüldü işte şimdi baş başa kalmışlardı nihayet!
Torunu torbası okula başlayacak yaşlı teyzeler de kızlarıyla yazlıklarına sürgüyü çekince...
Nihayet vuslata ermişti kaç aylık kimsesizlikleri.
Yalnız bank, bütün yaz üzerine oturulup fingirdeşilmesinden yorgun,
Uzaktaki yelkenli ayıplı gecelere şahitlik etmekten mahçup...
Deniz sanki hiç suya sabuna karışmamış gibi süt liman.
Bir mavisi farklıydı işte göğün, bir de arada bembeyaz pamuk şekerine dönüşen bulutu.
Güneş desen, artık ayaza çekiyordu kendisini akşamları!
Bazen, 
"Gereksiz de olsa kalabalığı da mı olmalı sanki birinin!" dedi karşı sahildeki yalnız bank.
"Valla benim için sıkıntı yok, canıma ağır geleni atarım aşağı!" dedi yelkenli.
Deniz, daha birkaç gün önceki lodosun fırtınasıyla pir-ü pak seslendi oradan!
"Bende de sorun yok arkadaşlar, dalgalandımsa da duruldum gördüğünüz gibi." diye.
Bir mavisi farklıydı işte göğün, bir de arada bembeyaz pamuk şekerine dönüşen bulutu.
Güneş desen, artık ayaza çekiyordu kendisini akşamları!
Gök, mavi, bulut ve Güneş maskesizce seyrederken onları,
"Şimdi bir yeni rakı ne giderdi bee!" dedi içlerinden en umursamazı,
Çıkardılar ceplerinden üç beş ne kaldıysa.
Tazesinden balığı koydu tavaya tekne, masayı hazır etti en yaz artığı bi-tamamından,
Ne ki insan olmasındı 
Yeter ki koydular afili bir müzik ortaya, 
Döktüler içlerini ilkbahardan sonbahara ne kaldıysa!
Cemre.Y.

26 Ağustos 2019 Pazartesi

Ben Kendi Şarkımı Kendim Söylerim Üstadım

...Ben Kendi Şarkımı Kendim Söylerim Be Üstadım...
Bu gece...
Onu tamamen unuttuğumun yedinci gecesi!
Ama sen...
Yine de ona bir şey deme!
Kırılmasın gönlü durduk yere.
Daha balığı kızgın tavada öldüreceğiz,
Mangal keyif işi bilirsin hiç de öyle keyifli falan değiliz.
Ekmek kesme tahtasında sıra sıra doğrayacağız soğanları,
Araya yumuşak birkaç yeşillik de ekleyerek!
Ne bileyim birkaç meze olacak masada,
Birkaç da...
Aynı dertten çoktan muzdarip ahbap ekledik mi bu iş tamam.
Ben hiçbir zaman sevemedim bir ölünün arkasından helva yeme işini ya!
Bilim insanları salık vermiş güya.
Belki biraz un helvası, biraz da irmik helvası koyarız soframıza!
Bana mı...
Bana meze falan gerekmez aga, rakı ile balık eşlik etmişse makama.
Hele yanıyorsa cigaramın dumanı baş köşemde...
Öyle buzlu su falan da lazım değil ha!
Lakin acılı şalgamı sakın unutma.
Ancak öyle idrak ediyor kalbim birinin daha beynime göç ettiğini!
Gayrı kim ne istiyorsa onu izlesin, onu seyretsin bu saatten sonra.
Ben kendi şarkımı kendim söylerim be üstadım!
Sesim hiçbir zaman güzel olmasa da, hem de bağıra çağıra söylerim.
Cemre.Y.

18 Mayıs 2019 Cumartesi

Hiç Yoktan Hayyam'ı Yad Edelim Bu Akşam

...Hiç Yoktan Hayyam'ı Yad Edelim Bu Akşam...
Egenin kıyılarında şehirden çok da uzak olmayan,
Henüz keşfedilmemiş o koylardan birinde,
Yumuşak minderli rengarenk tahta sandalyeleriyle,
Bembeyaz masaları olan salaş bir balıkçı lokantası açalım misal.
Lakin masaların altına ayak uzatmalık yerleri de olmalı mutlaka.
Ben mezeleri, salataları hazırlayayım pür neşe,
Sen balıkları hazırla yavaştan.
Rakıyla şalgamı da koyalım buzluğa!
Geçen kış antikacıdan aldığımız pikabımızın tozunu alalım,
Taş plakları da dizelim sıra sıra!
Müzeyyen Senar'ın "Fikrimin İnce Gülü" en ilk sırada olsun.
"Seni Ben Ellerin Olsun Diye Mi Sevdim" i en sona koyalım.
Hiç yoktan Hayyam'ı yad edelim bu akşam!
Olur ya gelip geçen yolcular konar masamıza
Olur ya ortak oluruz yanık ciğerlerinin derinine.
Olur ya yeniden sevmeyi severiz belki ha ciğerim!
Cemre.Y.

2 Mayıs 2019 Perşembe

Yürek İsterdi

…Yürek İsterdi…
Birkaç zamandır yeni şiir yazmıyor muşum?
İnsan olan gözlerinin içinden güneş doğmuşken,
Geceyi de aynı gülümsemeyle kapatmışsa,
İçine derin derin resmetmekten başka şiir yazamaz ki!
Yürek isterdi elbette hiç yoktan bir şiir etsin diye, 
Hiç yoktan bir sevdaya yine gönderme yapayım lakin.
Mesele dingin, kaygısız bir huzursa…
Nicedir hasretiyle yandığı o anları salise salise,
İçine derin derin resmetmekten başka şiir yazamaz ki şair!
En çok…
Cebinde üç beş kuruşu varsa, rakıya, tabağındaki balığı,
Tabağındaki balığa eşlik eden acılı şalgamı,
Ve her birine teker teker tanıttığı kalamarı,
Güveçte hala kaynamakta olan o kaşarlı karidesi,
Tanıştırırdı yeniden birbirleriyle,
Tam da o anda…
Göz göze gelip "Şerefimize!"diyerek
Tıngırdatabiliyorsak kadehleri…
Acılı şalgam bile sevinirdi bu işe.
Cemre.Y.

25 Nisan 2019 Perşembe

O Da Benim Ayıbım Olsun

…O Da Benim Ayıbım Olsun…
Dışarıya çıkıp, Ay'a bak sevdiceğim,
Yüreğimi yollayacağım sana!
Dudağından içerine derin bir nefesle çekersen beni,
Ciğerinden süzüp, yüreğine yoldaş eylersen şayet
Ki kalabalığını, acını, terk edilmişliğini,
Yalnızlığının kuraklığını terk etmişsen,
Bana dairli o nefesini,
Ciğersizlere inat, nuru pak ciğerinle çekmişsen içine eğer!
Senin yüreğine, küçük bir balıkçı kasabasının sahil kenarı hamağını kurup,
Derme çatma kulübesinde, sana, yeniden, doğmazsam o da benim ayıbım olsun.
Cemre.Y.

3 Nisan 2019 Çarşamba

Geçip Gidiyor Ömrüm Bana Hiç Sormadan

...Geçip Gidiyor Ömrüm Bana Hiç Sormadan...
Yılların ardından ömrümün,
Pencerelerimin perdelerini araladığıma bakma adam!
Seni, hissettim de geldim.
Nicedir aklımın köşesindeydi,
İçimden içeri beni özlediğin!
Ruhun, ruhumu çağırdığındaysa
Gayrı kederine dayanamadım da geldim.
"Yaşıyor musun?" diye sordum önce!
"Çok şükür" diyemedin ya sen de ben gibi.
"Maalesef!" dedik karşılıklı.
Sonra..
"Nicedir ahvalin?"
Esenlikte miydin,
Yoksa dahası da eklenmişmiydi dertlerinin diye diye!
Dargın ayrılmadığımız yerden başladık hasbıhal etmeye,
Derin kayıplar yaşamışsın, yüreğin yarılmış senin de.
Bencileyin kayıplarla yoğrulmaktan,
Aşka da, sevdaya da mahal kalmamış hala ömründe.
Sonra durduk yere, ben sana rakı balık sözünü hatırlattım,
Sen bana "Sözüm söz, hala duruyor yerli yerinde." dedin.
Biz senle belki henüz bir sevdaya bir tek şiir bile edemedik lakin.
Birine kaldığın yerden,
Hiç kalmamış gibi başlamak ne güzel bir şeydir,
Ne yüce bir şeydir iyi bilirim.
O kadar az ki ömrüme böyle dahil kalabilen insan sayısı!
Hoş geldin sevgili dostum, dert ortağım,
Ulaşamadığım hayallerim, efsunlu rüyalarım, hoş geldin.
Söz, bu sefer olmadık şeylere küsüp gitmeyeceğim.
Kırıldığımızda ben bütün can kırıklarımı,
Hayallerimin kırıklarıyla bir edip sağa sola küfürlü savururken,
Senin sessizce kırılıp gittiğin gibi asil kalacak her şey!
Bu sefer küfürsüz seveceğim seni.
Bütün ömrümüzü sikip gidenlere içimden saydıra saydıra!
Bundan gayri sabrım da sükunetim de sana dair.
Bilirsin beni, küfür sevmem ben!
Lakin ettirme.
Baksana nicedir geçip gidiyor zaman biz daha ömürlerimize dahil olamadan.
Geçip gidiyor ömrüm bana hiç sormadan!
Cemre.Y.

14 Ekim 2018 Pazar

Gelmediyse Hala

...Gelmediyse Hala...
Gelmediyse hala...
Beklemenin bir anlamı da kalmamış be kaptan...
Şimdi ister batır kayıkları, tekneleri, gemileri.
İster karaya vuralım ölü balıklar gibi...
Cemre.Y.

13 Ekim 2018 Cumartesi

Gerisi Hikaye


…Gerisi Hikaye…
Gel biz seninle…
Rakı kadehine eşlik eden balığı ve de acılı şalgamı konuşalım,
Gerisi hikaye…
Cemre.Y.

12 Ekim 2018 Cuma

Şiir Yazalım

…Şiir Yazalım…
Mis gibi hayal akıyordu gözlerinden,
Ama ben…
Rengi bilinemeyen hayal sevemezdim.
Birkaç hayal konuştuk hepsi buydu!
Zira rakı da, balık da,
Hani mezesizdiler ya!
Ki zaten…
O gece…
İçmemiştik hiçbirimiz!
Şiir yazalım azizim, roman roman okuyalım.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...