sayfa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sayfa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Haziran 2025 Cumartesi

Artık Gelmesen De Olur!

...Artık Gelmesen De Olur!...
Günlerin kısaldığı zamandayız ey ciğerim,
Biz daha yaza doyamadan, yavaş yavaş üşür sabahlar,
Hafiften omuz serinletir akşamlar,
Geceler desen zaten hep ayaz.
Bunca vakit bekledim seni.
Kimsin, kimlerdensin bilmiyorum ama bekledim seni.
Hani o biri, gün olur gelir de
Kalbimin yufkasına sarılıp seve seve sever diye,
Şiirler döktüm boş sayfalara,
Harf harf, hece hece, kelime kelime,
Cümlelerce, mısralarca çoğaldılar ama!
Sen hiç...
Gelmedin!
Artık gelmesen de olur!
Cemre.Y.

8 Mart 2025 Cumartesi

Geçmiyor

...Geçmiyor...
Sana...
Ağır sabahlardan bahsetmiştim ya hani!
Birkaç gündür boğazımın ilmeğinde bir sancı,
Gülsem geçmiyor, ağlasam geçmiyor.
Hani böyle yutkunulamayan günler geçiyor ömrümden.
Bitki çaylarından hatta ilaçlardan bile medet umdum ama!
Yatsam geçmiyor, kalksam geçmiyor.
Hala gülümseyen fotoğraflar paylaşıyorum sayfalarımda
Lakin...
Boşuna nefes almaya çabalamak da yoruyor insanı, gitsem diyorum.
Cemre.Y.

3 Şubat 2023 Cuma

Mektup

...Mektup...
Sevgilimm!
Yıllar sonra ilk defa uzun bir mektup yazdım.
Sen, sadece, soğuk Times New Roman karakteri ile
On iki puntoluk uzun bir mesaj okudun sanıyorsun ya!
O mektubun sayfaları sana özel alındı,
Yıllardır kullanılmayan dolmakalemim, saklandığı kuytudan bulundu.
Özenle seçilmiş kızgınlık içermeyen harfler sıraya dizildiler.
Mektubumdaki,
“Suskunluğun...
Kabulümdür.
Sen sustukça da bu, böyle olacak!
Sen benim hayatımda ilk kez gördüğüm,
Masalımsı bir rüya olarak kalacaksın.
Dizelerinin üzerine istemsiz iki damla yaş aktı.
“Oysa ben!
Gerçekten ilk gözlerimin içine baktığında aşık oldum sana!”
Dizelerinin üzerine pembe rujlu küçük bir buse konduruldu.
“Ben ömrümde ilk defa korkuma sarılıp uyudum, sana...”
Cümlesini bir kere koklayabilmiş olsaydın…
Parfümümden sıkıldı özenle, koklasaydın ben kokardım.
Sol ucu yakıldı o mektubun mesela!
Sana özel renkte bir zarfa koyuldu ki rengin bana göre yeşil’di.
Ve bu sana ilk hediyemdi.
Sonra mı?
Terastaki şöminemde yandılar ve bu benim
Kızım gittiğinde, ona dair her şeyi yaktığım gibi
İkinci yangınımdı.
Sen, sadece soğuk Times New Roman karakteri ile
On iki puntoluk uzun bir mesaj okudun
Hepsi bu!
Cemre.Y.

3 Temmuz 2022 Pazar

Kırmızı Gül

...Kırmızı Gül...
O değil de...
Kırmızı bir gülün,
Burnunuzun ucundan öperken,
Size en güzel kokusunu sunması kadar,
Güzel gülüşlerimiz olmalı hayatta.
Şöyle pazar keyfine özel,
Yeni hayaller eklenmeli,
Hayatın gelecek yeni sayfalarına.
Yoksa herkes nefes alıyor da,
Yaşadığını nasıl anlayacak?
Cemre.Y.

11 Haziran 2022 Cumartesi

Oysa Yaşamak Lazım

...Oysa Yaşamak Lazım...
Ne çok insan yeşermiş gönül ağacımda,
Şimdilerde yaprak yaprak sıyrılıyorlar ömrümden.
Belki de en çok bu yüzden korkuyorum,
Yeni insanlarla tanışıp onları sevmekten!
Sanal dünyanın, sanal sayfalarında bile...
Anılardaki yorumlar yapan,
O güzel insanlar bile göçmüşler öte dünyaya!
Ağrıma gidiyor o yorumları da,
Ölüler dünyasına göndermek için,
Teker teker silerken.
Ve kim bilir benden sonra yaşayanlar,
Hangi anıda,
Silecekler beni yorumlarımdan.
Oysa yaşamak lazım,
Hazır nefes alabiliyorken.
Günaydın ey cumartesi!
Günaydın sade kahvem.
Günaydın.
Cemre.Y.

23 Nisan 2022 Cumartesi

Kendimden Özür Dilerim

...Kendimden Özür Dilerim...
Saçlarımın kırıklarıyla beraber,
Tırnaklarım da sayfa sayfa kırıldığında,
Artık umursamadığımı fark ettiğim an anladım!
Çoktandır kadınlığımdan vazgeçtiğimi.
Kim bilir en son ne zaman,
Şöyle bir kendime süslendim?
En son ne zaman,
Canım istedi diye elbise giydim,
En son ne zaman,
Taze gelinler gibi dans ettim salonumun ortasında!
Kim bilir...
En son ne zaman,
İçimden içime çok sevdim kendimi?
Kendimden,
Kendimi ihmal ettiğim için,
Çok mu çok özür dilerim.
Cemre.Y.

12 Mart 2022 Cumartesi

Kış

...Kış...
Nicedir kar soğuğu sabahlara uyanmaktaydı kadın.
Kış ayazı günlerden geçip,
Nihayet, cemreler de düşünce birer birer!
Meyve ağaçlarının, ilkbahara filizlenip,
Çiçek açmaya hazırlanması gereken bugünlerde,
Gelmeyi unutan bir bahar güneşinin yüzünden,
İstanbul'un üzerine çöken bu kar taneleriyle,
Üstelik, hiç de öyle,
Çocukluğunun yıl başı kartpostallarındaki,
Simli kardan adamlı, evlerin içinden ışıklar saçan,
Bacalarının dumanından yürekleri de ısıtan,
Mutluluk dolu hayallerine,
Sayfa sayfa, umut ektiren günlerden biri de değil bu kış.
Geçer ama!
Bu yalancı güneşin,
Elleri, ayakları, yürekleri dondurduğu günler de geçer!
Cemre.Y.

18 Şubat 2020 Salı

Hiç


...Hiç!...
Önümde kalbim kadar temiz,
Tertemiz boş bir sayfa...
(Okurken idrak edelim lütfen,
"Yüreğim!" demedim!)
Bakıyor, bakıyor baktıkça tebessüm ediyorum.
Gülümseyişim bile farkında değil,
Buruk mu, yoksa muzip mi?
Öylece konuvermiş dudağımın kenarına.
Bu yeni bir ömür defteri değil,
Lakin eski de değil.
Kar beyazı da değil rengi üstelik!
Fakat hazan sarısı da değil.
Belki birkaç cümle şiir ederim diye,
Sayfalarını çeviriyorum hızlıca lakin,
Ne karalanmış, ne de silinmiş daha önce!
Sanki hiç doğmamış,
Sanki hiç doğurulmamış,
Sanki hiç doğurmamışım!
Öylesine rahvan.
Önümde kalbim kadar temiz,
Tertemiz boş bir sayfa...
Sanki yüreğim hiç olmamış gibi,
Hiç yoğrulmamış gibi boş...
Sahi sen!
"Eyvallah!" ile,
"Hoşça Kal!"ın ölesiye kapıştığı o...
"Hiç!"liği, bilir misin?
Bilme zaten!
Cemre.Y.

12 Şubat 2020 Çarşamba

Bil İstedim


...Bil İstedim...
Nicedir...
Sesinin kırgınlığına, yine...
Yeni bir çare bulamadığımdan beridir,
Sana zemheri ayazında,
Bütün kar tepelerinin üzerinde,
En mevsiminde olması gereken,
O laleleri açtıramadığımdan beridir,
Seni aramadığım doğrudur lakin...
Bu demek değil ki,
Burnumun direğindeki sızı değilsin,
Bu demek değil ki,
Boğazımın ilmeğindeki yumru değilsin.
Bu demek değil ki,
Ben bütün kitapları okudum da,
Sensiz yeni bir kitaba başladım.
Ben...
Hala...
Birlikte o okuduğumuz,
O kitabın son sayfasındayım!
Keşke...
Yazan ben olsaydım.
Sana istediğin kadar,
"Mutlu Son"lu romanlar yazardım.
Ha bu arada...
Saçlarının güneş ışıltılı tellerini,
Göğe baktığında...
Gülümseyen o kalp dudaklarınla,
Kamaşan gözlerinin,
Yosun yeşilini de özledim,
Bil istedim.
Cemre.Y.

6 Kasım 2019 Çarşamba

Kime Ne!

...Kime Ne!...
Gayri acılarına da acımalarının seyrü seferi dolduysa...
Sayfa sayfa, yaprak yaprak, mısra mısra,
Cümle cümle, kelime kelime, hece hece,
Harf harf silersin geçmişinin bütün ayak izlerini hayat defterinden..
İmkansızlıkların olasılık ihtimalleri de geçip gittiyse ömürden!
Yalnızlığını yara görenlere gülümseyerek sarılırsın bir kez daha ona.
Hiç de korkmazsın emin ol!
Şeytanmış, cinmiş, melekmiş, huriymiş hepsi yalan billa!
Yıllar var ki, ben hep aynı yalnızlığımla dertleşirken hala aynı minvaldeyiz illa!
Şerefsiz bir ayrılık, ağulu bir veda daha yaşanacağına...
Tebessüm eder durursun dört mavi duvar, beyaz bir tavana.
Ilık bir bahar rüzgarı da eser ya hafiften pencerenden,
Umurun dahi olmaz, bu hangi bahardı diye...
İlk mi, yoksa son muydu bu meltem diye!
Eserse iki kelam şiir edersin, esmezse açar bir film seyredersin kime ne!
İster yıldızlara dilek fısıltıları savurursun,
İster, her gece pencerenin önünde salınan ay'ın tam da bu gece...
Hiç yokluğuna sitem edersin.
Bu senin şahsi yalnızlığın caniçim...
Kime...
Ne!
Yeter ki...
Sen...
Buruk bir tebessüm de olsa dahi!
Hayata, inadına gülümse ve yeter ki hayal et...
Gerçekleşmesi sana çok uzak olsa bile!
Cemre.Y.

12 Ağustos 2019 Pazartesi

Bugün Pazartesi

...Bugün Pazartesi...
Bir yaprak daha eksildi hayat defterimizden
Bir sayfa daha hayal eklenirken.
Kırk beş yıllık geçmişi saymazsak
Bugün Pazartesi ve ben doğdum yeniden.
Cemre.Y.


9 Temmuz 2019 Salı

Yolda Yürürken Kitap Oku

...Yolda Yürürken Kitap Oku...
Evime doğru giden yolda serviste giderken veya
Yolda yürürken kitap okuyor olmama hala şaşıranlar var,
Ben de onlara şaşırıyorum!
Otobüste, minibüste, metrobüste ya da herhangi bir araçta,
Hatta yolda yürürken bik bik telefonlarıyla oynayabiliyor ama kitap okuyamıyorlarmış!
Bu akşam tam kitabımın son sayfalarının en heyecanlı yerine gelmişim,
Apartman girişinin merdivenlerine konuşlanmış mahalle gençlerini yarıp,
Tam yine okuyarak kapıyı açacağım...
Alt kat kiracı komşunun aylak kardeşi durduk yere,
"Abla bir şey sorabilir miyim?"dedi.
"Sor tabi, nedir derdin?"dedim.
"Abla sen bu kadar usanmadan ne okuyon yollarda,
Arabalara çarpmıyon, taşa çarpmıyon,
Öle dümdük gözün kitapta okuyon da okuyon ne okuyon, ne tarz okuyon!"dedi.
Gözüm kitapta doğru anahtarı bulup kilidi çevirirken,
"Kitap okuyorum gördüğün gibi."dedim.
"E tabi kitap da ne üzerine, konusu ne, hem nasıl düşmüyon yürürken."dedi.
"Birincisi; Yolda yürüyerek kitap okurken,
Telefonlardaki sanal sosyal medyalardaki gibi
Dikkat dağıtacak resim, fotoğraf vs. olmadığı için,
İnsanların kulakları çok daha keskin duyar.
İkincisi; Arada bir yürüyeceğin yol mesafesine,
Karşına çıkabilecek insan veya çocuk sayısına,
Hatta hiç olmadık anda yoluna çıkacak araç ihtimaline dikkat edersen,
Öle dümdük yürüyerek kitap okuyablirsin yürürken.
Üçüncüsü; Ne bulursam okuyorum, mesela bu bir roman,
Polisiye bir roman ve en güzel yerini de sen şimdi böldün."diyorum.
"Aa! Ben duymuşdum bu Polisiye Roman kitabını çok güzelmiş he"dedi.
İnsani bir sabırla içimden "La Havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim."çekip,
"Kardeşim roman okuyorum, tarzı da polisiye!
Yazarı; Jean Christophe Grange
Romanın Adı; Ölüler Diyarı"dedim.
Hay demez olaydım...
"Tamam abla ya bir şey demedik öyle ölü mölü oluyo mu şimdi
Ama onu da duymuştum çok güzel bir kitaptır ha!"dedi.
Saat bu saat oldu hala kendi kendime gülüyorum ağlanacak hallerimize!
Oysa öyle sıkı bir dindar olmasam da,
Hatta taa çocukluğumdan çoğunlukla yaradıma gücenip,
Çoğunlukla da "Eh o da ne yapsın ki insanların bu kadar üreyeceğini öngörememiştir,
Nasıl ki her yerimiz mobese kamerası doluyken ve herkes her şeyimizi,
Her anımızı gözlem altında tutuyorken bunca şiddete, cinayete,
Kimse öncesinden dahil olamıyorsa,
O neylesin bi dünya dolusu insanın kaderiyle"diyerek yeniden barışsam da.
Rabbimizin Peygamber efendimize ilk emridir "İkra!" "Oku!"
Neyse belli ki yine dünyayı biz kurtaramayacağız azizim,
Şiirimize bakalım biz.
Cemre.Y.

18 Şubat 2019 Pazartesi

Cemre

...Cemre...
Sana henüz yazılmamış bir kitabın sayfalarından sesleniyorum sevgilim.
Sonu hiçbir bitişle bitmeyen cümleler biriktiriyorum ruhumun içinde.
Sana yeni iklimler, yeni şiirler biriktiriyorum sevgilim.
Sonu zemheriyle bitmeyen yeni sevişler biriktiriyorum ruhumun dibinde.
Lakin ömrümün iliklerine kelebekler dizilmekte sen de fazla bekletme!
Zira pek yakındır düşecek havaya ilk cemre, ardından suya, sonra toprağa.
İklimler arasına karış bence artık sen, yüreğim henüz toprağa düşmeden.
Cemre.Y.

9 Şubat 2019 Cumartesi

Kurutulmuş Güller

...Kurutulmuş Güller...
Geçmişin tozlu sayfalarından arındıktan sonra,
Yaprak döktü ömrümün duvarları.
Hücrelerime kadar soyundum karanlıktan.
En son...
Kurutulmuş güller kavanozuna uzandı elim.
Kandil yağı döktüm üzerine bolca,
Önce bir sigara daha yaktım alevlediğim çakmağımla,
Sonra ateşe verdim yüreğimi yakan ne kaldıysa.
Burnumun direğini sızlatırken,
Yanık güllerle, papatyaların kokusu
Söz vermiştim kendime,
Ardıma dönüp bakmayacaktım bir daha.
Cemre.Y.

9 Eylül 2018 Pazar

Sanal Sevişmeler

…Sanal Sevişmeler…
Bütün gözü kara deli cesaretli
Bütün ilgisi, alakası, şefkati ve güveni
Size "Evet" dedirtip sevginizden şüphe duymayana kadardır.
Önce ana sayfanızdan hiç eksilmeyen beğeni ve yorumları yok olur,
Sonra özel mesaj kutunuzdaki sevgi sözcükleri.
Aramalar ve özlemeler de azalmaya başladıysa iyiden iyiye…
Bu sefer acı çeken taraf olmama kararınızı
En başından verdiyseniz
Usulca ve sessizce hayatından gidersiniz!
Ruhu bile duymaz!
Bitirdiğinizi anladığındaysa
Yazık olur çoktan bir ömür sürebilecek güzelim aşk'a.
Hırçın bir gidiş değildir bu…
Bu sessiz bir vazgeçiştir.
Sanal sevişmelerden de hayır gelmezdi zaten.
Cemre.Y.

21 Temmuz 2018 Cumartesi

Yıllar Önce

...Yıllar Önce...
"Gönül sayfamda yoksun" diyorsun ya,
"Hiç dokundun mu,
Sağ elinle sol yüreğinin üzerine..." demiştim yıllar önce!
Senin de ödün kopmuş,
Bir daha asla dokunumamıştın yüreğine.
Şimdi mi yani...
Bunca vakit sonra yani!
Hiç zahmet etmeseydin be eski yarim,
Zira benim çoktan soğudu sana yüreğim.
Arda bir geri dönüp bakmıyor değilim tabi!
Ama ne vakit geçmişime dönsem,
Daha ilk adımımdan kırılıyor yüreğimin kemikleri.
Her odası can kırığı, her damarı aldatılmışlıklı,
Her hücresi,
"Artık, acıyacak yerin kalmadı bak ona göre!" li.
Ne gönülü, ne sayfası!
Tekne alabora olmuş çoktan okyanusun dibinde,
Liman desen...
Gazetelerde manşet halinde...
Buzulların altında, teknesini beklerken göçen,
Bir liman kalıntısı bulundu!
Arkeologların dediğine göre M.Ö. bilmem ne!
Araştırılıyor hala,
Yıllar öncesinden bir şeyler kalmıştır elbet!
Buralarda bir yerlerde,
Bir aşık ve de bir maşuk olmalı bizce!
Neyse ya neyse!
Çoktan öldük lan biz...
Hayat?
Yerli yerinde!
Cemre.Y.

4 Mayıs 2018 Cuma

Aşeka

...Aşeka...
Siz hiç Aşeka'dan fal tuttunuz mu?
Issız gecelerde cancağızımla dertleşip,
Sevdanın sevdalısızlığına uğradığımızda
"Haydi bir Aşeka falı bakalım!" derdik.
"Sağ sayfadan ikinci paragraf olsun" deyip
Gözler kapalı, niyetler yürekte,
Herhangi bir sayfa açar okurduk.
Aşk hiçbir yerde yoksa
Aşeka'da kesin vardı, umutlu günlerdi!
Cemre.Y.

14 Mart 2018 Çarşamba

Kitap Okumak

...Kitap Okumak...
Güneşli bir ilkbaharın öğlen vaktinde
Yağan yağmur sonrası,
Kuş cıvıltılarını duymak gibidir yolda yürürken bile kitap okumak.
Sanki yeni kahramanlar,
Upuzun yolculuğunuza eşlik edecek,
Hiç bitmeyecek dostlar kazanmışsınız gibidir.
Ama sayfaların sonu yaklaştıkça
Kitabı bitirmek istemezsiniz ama biter!
Cemre.Y.

10 Şubat 2018 Cumartesi

Kendi Başın Sağ Olsun

…Kendi Başın Sağ Olsun…
Sen yapmaman gerekip yaptıklarınla
Bizi sadece üzmüyorsun.
Kendi yalnızlığının
Geri dönüşü olmayan biletini kesiyorsun.
Bir sokak kuytusunda
Gazetelerin üçüncü sayfa
İntiharına makale hazırlıyorsun.
Her şey nihayete erdiğinde...
Tek bile, kalamayacakcaksın.
Kendin bile kendine yok olacak!
Oysa, ne çok affettik biz seni.
Kendi başın sağ olsun.
Cemre.Y.

8 Aralık 2017 Cuma

LGS'yle LYS Stresi!

...LGS'yle LYS Stresi!...
Kızımın LGS'yle LYS stresi, siniri elbette beni de gerdi.
E n'olmuş yani Yıldız Teknik Üniversitesi
İngilizce Kimya Mühendisliği'ni tutturamadıysa!
İlla mühendislik istiyorsa bu sefer de
İstanbul'da okuyamayacaksa n'olmuş yani?
Benim bakış açımda mı bi sorun var anlayamadım ki!
Nedir bu, bütün sülalenin,
Sanki hepsini
Onlar okutmuşcasına teyakkuz hali!
Sanki, ilköğretime ilk başladığı günlerde
Sayfalarca ders yaparken
Yanlışını onlar silip yeniden
Bütün yazılarını düzelttirdiler,
O minnak parmaklarının uçlarının
Kalem şekli almasını
İçleri ezilerek izlediler sanki,
Sanki ona yüreğinin ezildiğini
Hiç çaktırmadan
"Doğrusu neyse
Onu yapmalısın kraliçem!" derken
Odalara kaçıp onlar ağladılar sanki!
Gece yarılarına kadar beraber ders çalışıp,
Sırf o dersini yapsın diye
Sonradan üniversiteye gidip
Ona doğru örnek olma savaşları verdiler sanki!
N'olmuş yani İstanbul değilse!
Seçeceği mühendisliği!
Belki puanının tuttuğu yerde daha mutlu olacak!
(Dinimiz çooookkkkkkkk amiiiiinnnnnn!)
Üstelik o genç kız,
Bugünü de çalışarak geçirmek,
Bunca telaşı da
Tek başına atlatmak durumundaysa!
Ve yazıklar olsun bana ki
Şu anında yanında olamadığım,
Benimle olamadığı için!
O, elbet bir üniversiteye gidecek de,
Ben bugün anneliğimden sıfıııırrrrr
(0) verdim kendime ve bunca
Olanaksızlıklarımızaa!
Hiçbir şey imkansız değildi elbet,
Pamuk eller azıcık olsa bari
Taşların altına konulsaydı.
Şimdi hiç kimse, ben de dahil!
Hak etmediği karpuzları
Koltuklarının altına alamadı diye gerilmesin!
Pamuk kalpler şapkalara!
İlk siftah da benden olsun!
Evlatlarımızın yarış atı değil de
İnsan olduğunu unutmasak!
P.S. Gerçek hikayeden midir bilemem ancak
Bu hikayenin son düzenlemeleri yapılırken
(Yosun gözlüm...
Yıldız Teknik Üniversitesi
Kimya Bölümü'nü okuyor an itibariyle!)
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...