mezar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mezar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2025 Perşembe

Hoşça Kal Anam, Hoşça Kal

...Hoşça Kal Anam, Hoşça Kal...
Öylece konuşup dururken,
Hani susmuştum ya bir an!
Rahmetli dedemin yanındaki mezarda yatan
Rahmetli anacığımın kulağına usulca
"Yüreğimin kemiklerinin kırıklarından,
Adım atacak yer bulamaz oldu,
Gönlüme misafir olmak isteyenler." dedim.
Bana fısıltıyla;
"Sen hele gel bir de bana sor,
Daha yeni değil mi,
Şu ayak ucumdaki boş mezara yatacak olan?" dedi.
Arkamı dönüp giderken son bir kez baktım,
Mezarlığın çıkış kapısından,
Öylece koyun koyun yatıyorlardı,
Babası, kızı ve annesi.
Sonra rüzgar daha bir esti üşüttü içimi,
Kar daha hızlı yağmaya başladı,
Sanki bir müddet olsun,
Ne görülmek ne de konuşulmak istemiyorlarmış gibiydi.
Hoşça kal anam,
Hoşça kal…
Öperim ayak uçlarından.
Cemre.Y.

24 Ocak 2022 Pazartesi

Öylece Gitti

…Öylece Gitti...
Ve sonra kadının biri,
Çivit mavisi gözlerini, gökyüzüne asıp
Ülkemin her yerinde lapa lapa karlar yağarken,
Soğuğa falan aldırman,
Öylece gitti.
Oysa daha birkaç zaman önce ne de güzel yaşıyordu....
Hayatın hepsini birden ne de çok seviyordu....
Dört yapraklı yoncanın yaprağından biri dondu.
Bugün Fatma Girik öldü.
Boğazımda bir yumru!
Hani "Işıklar içinde uyu!" falan desem…
İki metre mezarın altında, bu soğukta,
Işık mı kalır!
Yutkunamıyorum ki yutkunsam.
Rahmetli anacığım da üşüyor mudur acaba!
Yoksa çoktan mı gittiler cennet denen o evrene.
Cemre.Y.

13 Mayıs 2020 Çarşamba

Acımasız


...Acımasız...
Her akşam, haberlerde açıklanan,
Ölüm sayılarının içinden birinin,
Kendi yakının olması kadar acımasızdı hayat!
Üstelik, defalarca,
Test sonuçları negatif çıkmış olmasına rağmen,
Geçirdiği kalp krizi neticesinde,
Nefes alamama halini,
İlk başta test falan yapmadan virüs şüphesi yazdıkları için
Corona ya dair hiçbir şeyi olmamasına rağmen,
Ölüm raporuna corona virüs yazıyorlar
Ve rahmeti bol olsun,
Ömrü boyunca, yüzü gülmemiş olan yengem,
Yapayalnız, tek başına,
Mezarı başında helallik alınıp verilmeden,
Kireçlenerek acelece gömülüyor!
Şimdi ben nasıl inanayım,
Her akşam haberlerde çıkan o rakamlara?
Virüslü olmayana virüs teşhisi yazan,
Virüsten ölene de,
Kalp krizi yazan bir sisteme nasıl güveneyim?
Beraber aynı binada yaşayan herkese test yapılmış
Ve çok şükür hiçbirinde virüs çıkmamış
Buna rağmen sırf teşhis hatalarını düzeltmedikleri için
Bütün bina halkı karantinaya alınmış,
Kimse gidemedi cenazeyi defnetmeye!
Hakkım yoktur ne haddime de var ise de helal olsun yengeme.
Rabbim dayıma ve evlatlarına sabır ve metanetler versin,
Mekanı cennet olsun.
Amin.
Cemre.Y.

6 Mayıs 2020 Çarşamba

Dilek

...Dilek...
Ne yeni gül bahçem vardı dileklerimi gömecek,
Ne de yürek yangınım kaldı umuda hayali süsleyecek
Sanki gül bahçemiz mezarlıktaydı ve biz mezarın altında.
Yapacak tek bir şey vardı bizi mezarımızda unutmak.
Yeterince unuttuysak...
Kim bilir belki bu hıdırellez gecesi yeni dilekler asılırken,
Birinin dileği oluruz kim bilir?
Birkaç polen uçuşuverir toprağımızın üzerine.
Birkaç damla can suyu damlar yüreğimize de,
Filizlenip yediveren gülleri açarız belki ömrümüze.
Cemre.Y.

1 Nisan 2020 Çarşamba

Çünkü Her Şey Tepetaklak


...Çünkü Her Şey Tepetaklak...
Kaç yaşımdaydım acaba!
İlk paramı kazandığımda!
İlk okul birinci sınıftaydım sanırım,
O vakitler Kırklareli'nin Pınarhisar ilçesinde yaşıyor,
Rahmetli anacığımın en gençlik zamanlarında,
Babama künk dövmekte yardım edip, ona harç kararken,
Bir yandan da...
Gün, güneşe yüzünü dönüp,
Babam kahvede pişpirik oynamaya giderken,
Küçücük derme çatma evimizin bahçesinde ektiği,
Fasulyeler, kıvırcıklar,
Domatesler, soğanlarla dolu tarlasından,
Kardeşimle beraber kıvırcık aşırıp,
Ertesi gün, kafalarımızda kıvırcık tepsisiyle,
Pazar yerlerine dalıp onları satışımız geldi aklıma!
Anama ilk kez hediye almış,
Bolca da dayak yemiştik bizi merak ettiği için!
O günden bugüne,
Bir daha da hiçbir kıvırcık öyle kokmadı burnuma.
İlk okul ikinci sınıftaydım ikinci paramı kazandığımda!
Bu sefer darbe olmuş, ortalık siyasal kangrene dönmüş diye,
İlimizin köylerinden birine çoban olarak taşınmıştık.
Yine rahmetli anacığımın en gençlik zamanlarında,
Babama koyun gütmekte yardım edip,
Elin çobanlarına eşlik ederken,
Bir yandan da,
Gün güneşe yüzünü dönüp,
Babam kahvede pişpirik oynamaya giderken,
Küçücük, derme çatma evimizin karşısındaki mezarlıkta,
Ziyaretçilerinin bütün o mezarların başlarına,
Nedendir hala bilemem!
Tuz, şeker,
Ve de bolca bozuk paralar bıraktığını keşfetmiştik kardeşimle!
Ertesi gün,
Dillerimizde bolca Subhaneke'lerle dalmıştık mezara!
Ne de çok paramız olmuştu o günün sonunda!
Anneme ilk kez fistan almıştık da,
Bir araba dayak yemiştik mezar soyuculuğundan!
Sonra terk etti annem bizi, babamla kol kola...
İstanbul diye bir yer varmış!
Toprağını sıksan altın çıkarmış!
Koskocaman apartımanlarda,
Ekmek derdi olmadan mis gibi yaşarmışsın,
Koca koca kalorifer kazanlı,
Koca koca kömürleri nar gibi yanarmış!
Ne varmış ki iki merdiven silip,
İki çöplerini toplayıp, iki kömürü de sen atsan,
Üstelik, elektrik, su, kira, vesaire hepsi bedavaymış!
Aralarda üst perdeleri çoktan yazdım.
Şimdi konumuz bu değil azizim, azizem!
Hala aklımın ilmeğindedir rahmetli anamı,
Kapıcı dairelerinde de olsa dahi,
Evlatlarıyla kavuşturan manevi annem!
Nicedir acep şimdi,
Londra'nın o puslu duvarlarında iki evladıyla halleri?
Orta biri geçemeyince...
Onca ilk okulu,
Onca farklı yerde okuyup,
İstanbul'lu olamayınca ben!
Zaten akrabalar vesaire,
"Kız kısmı okur muymuş!" lugatındayken.
Manevi annemin,
Veteriner kliniğinde ilk işçi oluvermiştim işte!
Kitap okumak varken,
Hasta kedi çişleri doluyordu burnuma,
Ya da gençlik hastalığından muzdarip,
Çaresiz sokağa atılmış minnak köpek kokuları!
Çaresiz çarelerle,
Kazandığım aylıkları,
Anamın ellerine saya döke bitirdim o sınıfı.
Nedenini bilmem kovulduk oradan.
Çıktık Bahçeli evlerin,
En bahçesiz bir kapıcı dairesine daha!
Üç ayda bir kanalizasyon basardı o evi de!
Güya anamı kurtaracaktım ya!
Okul araları,
Ben de gitmeye başlamıştım anamla evlere temizliğe!
Misal, hala arap sabunu kokusundan nefret ederim,
Ama o mermer taşların beyazlığını severim.
Siz bilmezsiniz!
Hele yaz akşamı topladıysanız o apartmanın çöplerini...
Beyaz beyaz kurtçuklar doluşur,
Apartmanın çöp atma yuvasında.
Hala kesif kokulu tuz ruhundan nefret ederim!
Neyse, konumuz,
Bizim üzerimizden kazanılmaya çalışılanlar değil azizim!
İyi kötü...
Yaz tatilleri bolca çalışmalı, üstelik sigortasız!
Lise ikinci sınıfa gelmiştim, staj zamanıydı.
01.10.1991 diyor E-Devlet başlama zamanımı.
Ne okulum, ne de o vakitler çalıştığım kurum bir,
On bir gün bari yatırmamış ki şimdi emekli olayım!
Haftada üç gün çalışır, iki günü okurduk!
Rahmetli anama ütüleyip ütüleyip verirdim o paraları ki,
Kardeşimin haftalığı kadar kıymetli sayılsın!
Sayılmadı tabi nasıl sayılsın?
Ustasının çırağına,
O zamanlar kendince BES yaptığı paraları bile öğrenip,
Onu bile topluca talep etmişti rahmetli anam!
Tomar tomar sayıp şimdiki evimizin arsasına yatırım yapmıştı.
Sonra sonra en iyi yaptığıma inandığım bir işim oldu.
Sonra sonra kendime güvenim geldi,
Ben oldum, bir oldum, birey oldum.
Epeyce çoğalıp, epeyce azaldım zaman zaman...
Tam..
Artık...
"Çok şükür gelecek kaygım kalmadı."derken!
Dünya alt üst oldu.
Bir kalbur saman çöp oldu.
Ah...
Bu satırları okuyamadığına,
Çok mu çok memnunum be hey anam!
Ve bu satırlarımı,
Yeterince de anlayamadığına da çok memnunum,
Şu birkaç zamandır affettiğim babam!
Lakin...
Ben...
Yaşamadan,
Yaşatmadan,
Kazanmadan,
Bir işe yaradığımı anlamadan,
Duramam!
Teşekkür ederim bana yaşatmadıklarınız için!
Yoksa şu an yaşayamazdım.
Malum kısmi süreli işsizlik var!
Öperim, olan olmayan ellerinizden tabi ki mesafeli.
Çünkü her şey tepetaklak!
Cemre.Y.

18 Mart 2020 Çarşamba

Neyse Diye Bir Yer Var, Eyvallah İle Ölesiye Kapışıyor!

...Neyse Diye Bir Yer Var, Eyvallah İle Ölesiye Kapışıyor!...
Şu sıralar...
Nasıl olduğumu soranlara,
Bu soruyu soran kendi kendime olsam da...
"İyiyim!" diyorum...
"Hatta,
"Hiç olmadığım kadar iyiyim!"
Zira artık...
Artıksız ve de fazlasız yaşanıyor şu ömür!
Düne çok geç kalınmış,
Defteri çoktan sürülmüş.
Ansa...
Teğet mi geçmiş gibi mi sanki!
Gelecek...
Gelecekse...
Salisesindeki yok oluş oranı belli değil!
Yeni açıklamalar için 00:00 a çok var ki....
Ertesi günümün ve de gecemin 23:59 una hapis!
Lakin...
Şu vakitlerde misal,
Ben ölürsem...
Dilimde aradığım o son telefon numarasının,
Gayette çeken o telefon teflonluğunda o mekanik ses...
"!Vıınnn, dıt, dıııtt!"
Hani mezarımda dillenmesin diye de...
Oldukça affedici şiirlerim vardı hani!
"Ben...
Seni...
Unutmak için...
Sevmedim" li.
Neyse...
Burnumun direğinde,
Boğazımın ilmeğinde,
Bir anason kokusu yığıldı hiç yoktan,
Hiç yoktan acılı şalgamın tadı dilimde,
Oysa...
Sadece...
En alt komşum mangal yakmıştı,
Beni hiç hatırlamadan!
Aslında...
Bütün ömrümün hikayesinin,
Bütün mütercimi buydu.
Ne sen duydun, ne o, ne de bir başkası!
Sen hariç!
İkinci,
Üçüncü,
Biz hariç...
Çoğul şahıslar sanki umurumdaymış gibi,
Hem de çoğulsuz!
Neyse...diye bir yer var!
Neyse hani ya?
Eyvallah ile ölesiye kapışıyor!
Cemre.Y.

17 Mayıs 2019 Cuma

Karşıdan Karşıya Geçer Gibi Sev Beni!

...Karşıdan Karşıya Geçer Gibi Sev Beni!...
Yine, mezarının başucundayım be sevgili,
Yine bir derdim daha var,
Senin o beni hiç duymayan kulaklarına anlatacak!
Yine, yeniden bir şiirimizi daha çalmışlar sevgili,
Hani tam beş yıl önce benim kabemin yıkıldığı gün gibi!
Tam dokuz yıl önce,
Sana son kez yakardığım o şiirimizi gibi çalmışlar bizi!
Hani yakarmıştım sana son kere ya...
"Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni;
Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak.
Yol'unmuş gibi değil sevgilim
Han’ınmış gibi sev.
Ortalarına alma beni ömrünün seyrine
İLK’inmiş gibi, SON’unmuş gibi sev sen beni bu sefer.
Ruhum bembeyaz tüllerle,
Yemyeşil kırlarda uçuşmanın hayalindeyken.
Bütün gidenler gibi değil sevgilim
Kalanmış gibi sev.
Bensiz yaşanmazmış gibi değil sevgilim
Benimle de güzel yaşanırmış gibi sev sen beni bu sefer.
Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni;
Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak.
Korkusuzca, yorulmadan sev." diye de...
Sen hariç herkes üzerine alınıp,
Üstüne nice ünlü şairlerin resmiyle,
Altına da adıyla, sanıyla ünlendirmişlerdi ünlüleri!
Sanki yazan adı, yaşayan san'ı ben değilmişim gibi!
Sen hariç...
Herkes alındı üzerine şu yürek kelamlarımı da imza ettiler!
Bir sen alınmadındı.
Oysa ne sen kaldı ortada ne de ben çoktandır!
Bir tek sana yazdığım,
Bu son şiirim kalmıştı uğruna ömrümü adadığım!
Gayri ondan da caydım!
Bir kere daha düşmeyeceğim hiçbir şiirimin peşine!
Bir kere daha gelmeyeceğim,
Kurumuş otlarla dolu artık benden başka da
Hiç kimsenin ziyaret etmediği şu yıkık viran şehrine.
Oysa...
Ne kadar da yorgun ömrüm!
Çatısını kurtarsam, tabanına kibrit çakılan ömrümden.
Sahi?
Ömrüme, ilk kibrit çöpünü, ilk kim yakmıştı?
Umutlarım mı yoksa hayallerim mi,
Yoksa her yeni günün sonunda batan o güneş mi!
Suçlu muydu misal ay?
Ya yıldızlar!
İntiharla ölünemeyeceğini çok gençken öğrendim ya hani.
Sahi hiç doğmamış olmayı seçmek gibi,
Bir hayal daha var mıydı acep!
Seçilmemi seçme hakkım olsaydı, hiç seçmezdim!
Yine olsa...
Yine...
"Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni;
Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak.
Yol'unmuş gibi değil sevgilim
Han’ınmış gibi sev.
Ortalarına alma beni ömrünün seyrine
İLK’inmiş gibi, SON’unmuş gibi sev sen beni bu sefer.
Ruhum bembeyaz tüllerle,
Yemyeşil kırlarda uçuşmanın hayalindeyken.
Bütün gidenler gibi değil sevgilim
Kalanmış gibi sev.
Bensiz yaşanmazmış gibi değil sevgilim
Benimle de güzel yaşanırmış gibi sev sen beni bu sefer.
Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni;
Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak.
Korkusuzca, yorulmadan sev." der miydim.
Sezen Aksu'nun şarkısı sözünde dediği gibi...
"Pişman değilim amma, göçtüm kederden" li
Ümit Besen'in şarkı sözünde dediği gibiydi de…
"Sana mutluluklar, sözüm kardeşçe!" değil gibiydi ya!
Neyse ya neyse.
Bir daha da kimse de artık beni…
Karşıdan karşıya geçer gibi sevmesin hani!
Cemre.Y.

20 Şubat 2019 Çarşamba

Geçer Mi Ki

...Geçer Mi Ki?...
Daha geçen hafta oğlu bu dünyayı terk-i diyar eylemiş,
Alzheimer hastası çoktan yatalık,
Kolu kanadı, ayağı bacağı kırık bir ananın feryadı,
Hala çizmekte ciğerimin en köşesini.
Zira nicedir babası sanıyordu hasta yatanı,
Nicedir de kardeşi!
İlk feryadı duyduğunda vefat edenin kardeşleri vardı yanında ya
"Gardaşıımm!" diye çırpınıyordular.
O da sesi yettiğince şimdisine kadar,
Bu dünyadan göçen bütün kardeşlerine çırpındı,
Kendi oğlunun vefatını algılayamadan!
Alelacele cenaze evine varıldı!
O dağ yıkılsa deviremez sandığım o nahif adamı
Boylu boyunca sermişler yatağa!
Üzerine çarşaf örtüp, göğsüne bıçak koymuşlar!
Sanki hortlayacak güzelim insan.
Sarılsam,
Bana hiç olmayan,
Babamın şefkati gibi saracak kadar uysal oysa!
Ah ne tarifsiz bir acıymış bu yarabbi'm!
Nasıl ki ben anama aşıksam!
Baba da aşk ile sevilebilirmiş meğer ürkmeden.
O evlat ki...
O babanın ayakların altını öpe koklaya ağıtlar yakarken,
Kusura bakma tanrım sordum...
"Neden?"
O kadar yüceydi yüreği o yatakta, öylece,
Boylu boyunca nefessiz yatan adam.
Adam'dı.
Alzheimer hastası çoktan yatalık,
Kolu kanadı, ayağı bacağı kırık bir ananın feryadı,
Hala çizmekte ciğerimin en köşesini.
Zira nicedir babası sanıyordu hasta yatanı,
Nicedir de kardeşi!
Şimdi ki feryatları duyduğunda vefat edenin evlatları vardı yanında ya,
"Bababammm!" diye koya ağıtlar yakıyorlardı ya!
O da cılız sesiyle uzunca bir süre baba'm diye ağladı,
Bir müddet de ana'm diye.
İki de bir oğlunu sorsa da,
"Bu Sefer nerede o niye gelmedi bu acı günümde?" diye,
Ben hariç hiç kimse onu duymadı!
"Oğlun öldü ana!" diyemedim.
Öyle ya!
Nicedir...
Kimi kim sanıp, sandığının varlığına sevinirken,
Cisminin aslına özlem duyar olmuştu ömrüne bitap kadın!
Ben nasıl diyeydim.
Kim nasıl kıyardı o kırılgan ciğere!
İçimin geleceğini görür gibi oldum onda da!
Rahmetli anam!
Bütün ömrümü onunla yüzleştiğimde,
"Her şeyi hatırlamak, hatıralarınla yanmaktır kızım,
Ben yandım, sen de yanma!
Sen görmedim sanırken, ben unuttum!
Hepinize yetebilmek için başka şansım yoktu." dediğinde,
Unutmayı denemiştim!
Sonra bir baktım geçmişten o güne...
Bütün olaylar yerli yerinde ki o da zaten
Hiçbir şeyi unutmamış!
Alzheimer hastası olmayı dilemiştim nice yıllardır.
Artık istemem!
Artık...
Yanımda biri hele ki Allah korusun en yakınımsa giden!
Her gidenime yine yeniden yeniymiş gibi yanmayı dilemem.
İşte o yüzden!
Nicedir...
Ziyaret mezar edilecek mezar taşlarım arttıkça,
Gitmez oldum artık mezarlıklara.
Hatırlayamıyorum ki,
İlk ne zaman ağladım ben onların yokluklarına!
Alzheimer hastası olup yeniden o anı yaşamak da asla istemem!
Denizi olan bi yere gidemedim bu sefer...
Dökecek iç..
Çok ya hani...
Kim toplardı canımın kırık canlarını,
Hayallerimin kırıklarına bohça edip!
"Derdin, insanların duymak isteyeceğinden de çoksa kızım,
Bir deniz kenarı bulamasan da suya söyle geçer!" derdi annem.
Suya söyledim işte...
Geçer mi ki?
Ya kadıncağız durduk yere
"İlle de evlat!" diye tutturursa?
Cemre.Y.

7 Şubat 2019 Perşembe

Dinimiz Çok Amin

…Dinimiz Çok Amin…
Bazen…
Kulağınızda zaman zaman hep çınlayıp duran,
O sesin sahibini arayıp dururken,
Tam da vazgeçip,
Kulaklarınızın seslerini,
Beyninize saplayandan caydığınız anda!
Tam da teslimiyetle pes geçtiğiniz o anda!
Hiç ummadığınız yer ve zamanda!
Nihayet duyumsar sizi var eden!
El cevap eyler hiç ummadığınız yerden!
Mezar açacağız hem de hemen!
İçinde…
Doğmaya sebepliliğinizden tut ki…
Doğuşluğunuzun eceli cehennemi dahi var!
Altı üstü sırat köprüsü değil miydi o?
Başım dik, alnım ak!
Arka koltukta öksüz ve yetim kalmış çocukluğum,
Aç bilaç ağlamakta hala!
"O çocuk büyüyecek demiştim ya bir zamanlar
Sarıl be çocukluğum sırtıma!
Yorulduğum yer olursa hani cehennneme ramak kala!
Unutma!
Sen bazı rüyalarında uçabiliyorsun!
Uç…
Cehennemi hiç olmayan o galaksilere,
Bilemem ne sistemlerine uç!
Güzel ve iyi yaşa.
Dinimiz çok amin!"
Cemre.Y.

7 Ekim 2018 Pazar

Yürek Mezarlığı

…Yürek Mezarlığı…
Ben de isterdim yürek mezarlığına bir daha uğramamayı ama
Neylersin ki yeni hayalleri hayallenmek bile birer yanılgı.
O vakit tekrar ziyaret ediyorsun işte yürek mezarlığını
Çünkü orada katilinin ayak izleri var, sevemiyorsun işte bir daha!
Cemre.Y.

9 Temmuz 2018 Pazartesi

Mezar Taşı


…Mezar Taşı…
"Şiirim, şiirinden öpsün ki seviyorum!"
Oysa özlemelerin bile…
Kendince ağır bir bedeli varmış biliyor musun azizim!
Hem de hiç özlemeyenin,
Hem de özlemek'ler sonradan aklına gelenin,
Hem de bir görünüp,
Bir kaybolan karabatak gibilerininkinden de ağırmış o bedeller.
Mizanı hep senden yana ağır basacaksa,
Giden hep senden gidecek kadar ağırmış o bedeller!
Hiç kimse de çıkıp karşısına dememiş ki,
Artık yorulmuşsun bu hayatın külfetinden,
Bak sırtın kamburlaştıkça, yüreğin ezilmiş çiğnenmekten.
Biraz dur kadın…
Öpeyim seni omur iliğinin onurlu eğiminden,
Biraz yavaşla, biraz vazgeç…
Daha da ezdirme yüreğini kanınla can verdiğin seni hep üzerken.
Gerek yok, öyle matemdi, yasıydı, kırkıydı, elli ikisiydi,
Külfet ve zahmete girmesin hiç kimsem,
Olur a es kaza geçerlerse yanımdan yöremden,
Vasiyetimdir,
"Şiirim, şiirinden öpsün ki seviyorum!" yazsınlar mezar taşıma!
O beni anca…
Mezar taşımdan anlar zaten!
Cemre.Y.

7 Haziran 2018 Perşembe

Mezar Taşı

...Mezar Taşı...
Toprağını sulamamışlar, ben gelmeyeli,
Başucundaki, zambaklar çoktan solmuş!
Ayakucundaki, arsız otlar bile çürümüş!
Ah be sevgili,
Ben nasıl da, terk ettim seni!
Oysa bana,
Toprağın bile misler gibi, zambaklar kokuyordu.
Vaadindeki cennetler gibi kokuyordu,
Artık adının bile silinmiş olduğu mezar taşın!
Anladım...
Sen,
Sadece bana,
Zambak kokulu,
Sen,
Sadece bana,
Cennet kokuluydun be yarim.
Ben,
Sadece sana,
Hiç bilinmedik çiçekler kokuyordum be yar!
Cemre.Y.

9 Nisan 2018 Pazartesi

Kör Kuyu


…Kör Kuyu…
İnsanlar ölüyor mezarlardan daha derin ziftli kör kuyularda,
Sahi onları şimdi nereye gömecekler anne.
Cemre.Y.

12 Mart 2018 Pazartesi

Mutsuz Son

…Mutsuz Son…
Her mutsuz son,
Bir öncekini de
Hortlatmaz mı mezarından!
Cemre.Y.

19 Şubat 2018 Pazartesi

Zengin Kalkışı Olsun!


…Zengin Kalkışı Olsun!...
Mesela mezarım olmasın benim,
Ya da yılanlardan çiyanlardan korkuma,
Savrulmasın küllerim denize.
Öyle bir gidiş olsun ki farkıma varılmasın.
Usulca bir zengin kalkışı olsundu bu!
Cemre.Y.

9 Şubat 2018 Cuma

Minel Aşk Kaç Mezar Eder Boyun?


…Minel Aşk Kaç Mezar Eder Boyun?...
Sen ondan uzun,
Kimliksiz, cinsiyetsiz şiirler umarsın,
O, senden başka kimler varsa
Senden başka kimi yoksa
Onlara kazdığı
Asırlık uzunluktaki cümlelerinin
Satırlar arası labirentinin
Çıkmaz sokağında sana saplar hançerini.
Yönü ne fark eder!
Tarafsız bir yerinden sızan
Can havlinde öldürür sendeki kendini.
Söylesene ey minel aşk!
Kaç mezar eder boyun?
Cemre.Y.

25 Ocak 2018 Perşembe

Mezar

…Mezar…
O birkaç zaman bilemez
İki kişilik bir mezarı son kez ziyaret ettiğini...
Bildiğindeyse artık o mezardaki cesetlerin
Çürümüş kemikleri bile kalmamış olacaktır.
Bir zamanlar ona hediye edilmiş bir tutam
Kızıl saç telidir ona ondan tek kalan!
Gün gelir dilin lal, yüreğin kül olur,
Sessizce toparlarsın hatıralarını çöpe atılmak üzere.
Yarın kaldığın yerden başlayacakmışsın gibi öpersin yanaklarından.
Birkaç zaman sonra kaldığın yerden başlayacakmışsın gibi
"Hoşça kal" dersin giderken dudaklarında bir gülümsemeyle,
Ardına dönüp uzaklaşırsın ondan.
O birkaç zaman bilemez…
İki kişilik bir mezarı son kez ziyaret ettiğini.
Cemre.Y.

14 Ocak 2018 Pazar

İyiyim Ben

...İyiyim Ben...
Sevdiceğim, bugün ilk defa olsun,
Ciğerlerin le değil de vicdanınla derin bir nefes al bakalım!
Oksijen yüreğinden beynine ulaşınca da hele bir düşün.
Sadece sevdim seni...
Katıksız, hesapsız, plansız sevdim.
Seni öyle sevdim ki, ben sende bittim!
Güneşin batışını ve doğuşunu hiç göz kıpırdamadan,
Aynı noktadan izlediğini fark edince anlıyor insan.
Her başlangıcın bitişe "eyvallah" olduğunu...
Neyse sevdiceğim!
Benim sendeki önemim
Mezara kadar değil de pazara kadarmış!
Sen yine de kırmış olma beni, ezmiş olma!
İncinmedim ki ben, gururumda onursuz zaten,
Üzülmedim, ağlamadım, sorun yok!
Acımadı ki, hiç canım yanmadı ki.
İyiyim ben!
Cemre.Y.

12 Ocak 2018 Cuma

Şiir Bitti

...Şiir Bitti...
Şiir bitti.
Artık roman yazmak vakti.
Artık romanıma başlamalıyım!
Yürek yine şiir isterdi lakin!
Artık...
O rüzgar,
Aynı meridyenden aynı esmez.
Artık bir daha da belli ki!
Belli ki şimdi...
İşte tam da şimdi!
Artık...
Müslümanım diyen ama yüreği,
Namüslim haçlı vicdansızları da
Affettim.
Kendimi de dahil,
O kadınları
Aşk-a meftun edip
Birer birer…
Hepli toplu mezarlarda,
Öldüredim elbet!
En azından…
Namusumu kurtarmış olmanın gururuyla
Yaşıyordum hala ama!
Sanki fazlası gerek.
Hissetmiyorlar zira.
Anlayamıyorlar!
Namus...
Sadece bacak arasından yitirilmiş bir hezimet değildi.
Namus beyinden geçen her ihanetli hayalin kabusuydu.
Siz...
Hepiniz hayallerinizle boğulunuz!
Oturup düşünce çakıllı şapkalarınızı önlerinize koyunuz!
Taşlarınıza iyi bakınız.
Hanginiz tam doğrusunuz?
Belki orada bir yerlerde bulursunuz cevapsız soruların,
Vicdana en huzurlu cevaplarını!
Yaradan yarattığını,
Daha cehennemlik olamayacağını ilan ettiği yaşta...
Ölürse cennetlik, günahsız yavrucak dediği yaşta.
O adamın o kirli ellerinin tacizine neden izin verdi?
Zira ben bu hayatta yoktum...
Yokum!
Hatta hiç doğmadım.
Şimdi zaman...
Roman yazmak vakti!
Cemre.Y.

30 Aralık 2017 Cumartesi

Evlat Tabutu


…Evlat Tabutu…
Aymayan günlerde mezarlıklarımızı
Genişletiyoruz yüreklerimizde
Yoksa bir tek ananın ciğerine
Nasıl sığar koca bir evlat tabutu!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...