fırtına etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fırtına etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Aralık 2023 Perşembe

El Alem Ne Der?

...El Alem Ne Der?...
"El alem ne der?" diye diye...
Kendi içimizin klavuzunu dinlemediğimiz için oluyor bu gönülsüz kırgınlıklar!
Oysaki içimizde ne fırtınalar koptuğundan kimsenin haberi yok?
Rahmetli eski kayınpederim derdi;
"Ah be evladım, seni korusam,
Kendimden bile kollasam da şu ciğerim yarılsa içinde saklasam!
İyi ki, bir kız evladım olmamış yoksasını düşünemiyorum bile!
Bir sen oldun işte!" der idi.
O zamana kadar görmemişim ya,
Ciğer içini tam anlayamazdım asıl ne demek istediğini.
Şimdi şimdi anlar gibiyim,
Bir yanın ne olursa olsun kardeş, karındaş!
Bir yanın evvelinden yaralı bir kız kardeş?
Velev ki evlat!
Kusuruma bakın isterseniz lakin...
Faili meçhul cinayetimin tek müsebbibi olsa bile.
Evlattır mühimmatı önemli olan!
Velev ki, o kırgınsa sana en çocukluğundan,
"Sen, onun, elini...
Bayramlarda bana, onun elini, öptürdün ya!" der durur hala.
Ki oysa çocukluğumdan beridir biliyordum öyle öyle
"Unut, bitsin, gitsin." deyince unutulmadığını!
Amansız bir dilekti unutabilmesi!
Unutamadık...
Film...
Koptu işte!
Cemre.Y.

15 Ocak 2023 Pazar

Ruhumu Sana Boya

…Ruhumu Sana Boya…
Şimdi huzurunun hamağında salla beni usulca,
Dokunmaya kıyamayarak okşa saçlarımı.
Sevgili cümleler kur bana denizin dalga sesleri gibi.
Geçmişin fırtına sonrasından arındır ruhumu sana boya!
Rengarenk sen koksun dudaklarım kelebek öpücüklerinle.
Sonra tenimi seninle giyindir,
Tepeden tırnağa sen koksun terim.
Cemre.Y.

24 Aralık 2022 Cumartesi

Sen Bu Yolculuğun Neresindesin?

...Sen Bu Yolculuğun Neresindesin?...
Yolun nerede başladığı önemli değildir,
Yolun neresinde,
O yolculuğa ait olduğun önemlidir!
Kendince asi,
Hırçın dalgalarıyla akan bir nehir,
Uçuruma rastlarsa, hiç düşünmeden o uçurumdan atlar.
Atlarken kurduğu hayallerden vazgeçip, çağlayan olur.
Çağlayanın, çağlayanlığından vazgeçtiği yerde,
Eceline razı bir patlayışla yine öfkeli, çılgın, asi bir nehre çarpar.
Nehir, artık bütün gençliğin fırtınalarının tadını biliyordur.
Sessiz bir kabullenişle,
Küçük kaya parçalarına ve deltalara takıla takıla
Uslanır, sakinleşir ve huzurlu bir göle,
O gölü bulandırmadan sızar.
Göl zamanla kabına sığmamaya başlar
Ve yavaşça, kendinden dışarı sızar.
Uzun bir yolculuk olur bu ve bazen,
Tekrar tekrar başa döner,
Nehir olur, deniz olur, dere olur, çağlayan olur,
Sıralamalar onun önüne çıkacak yolculara bağlıdır çünkü
Ama mutlaka her su damlasının yolu okyanusa çıkar!
Ben, senin, okyanusundum da...
Sen, bu yolculuğun neresindesin?
Cemre.Y.

11 Kasım 2022 Cuma

Savrulsam

...Savrulsam...
Sen gideli...
Çölümdeki fırtınalara bari yenik olsam diye
Kum olmak varken,
Savrulsam, savrulsam, savrulsam...
Tek tanem ile,
Okyanusun dibinde,
Bir mercan olsam diye avunurken...
Gittim de,
En azından,
Kurak bir toprak oldum çocuk!
Beğendin mi yaptığını!
Cemre.Y.

7 Temmuz 2022 Perşembe

Renklere Bakın!

...Renklere Bakın!...
Yüreğiniz fırtılandığında,
Mütemadiyen renklere bakın.
Mutluluk...
O renklerden birindedir mutlaka!
İlle de bir ayna yansımasında.
Ki her ne kadar...
Ki her şey'e rağmen!
O renklerden en sevdiğiniz olan,
Gecenin karanlığında bile size, hala!
"Gölge etme, başka ihsan istemem" dese dahi!
Siz...
Gölgelerinizi dahi ondan uzaklaştırıp,
O rengin, renginin güzelliğine,
Hücre hücre dahil olduğunuzu unutmayıp,
Sitemlerle, kinayelerle ömrünüzü tüketmeyip,
Durduk yere olayı,
Mitokondrilere bulaştırmayın!
Yüreğiniz fırtılandığında,
Mütemadiyen renklere bakın.
Mutluluk...
O renklerden birindedir mutlaka!
İlle de bir ayna yansımasında.
Zira...
Ayna dediğin,
Sırrıyla saklıdır.
Sırlamasan sade bir cam kalır.
Cam dediğinse,
Zamanla sararır, çizilir, eskir,
Kırılıp durur en basitinden!
Bıkılır, usanılır.
Ateşlesen...
Eriyik olup yeni bir cam olsa dahi...
Ne o aynı camdır, ne de o, aynı can.
Yüreğiniz fırtılandığında
Mütemadiyen renklere bakın.
Mutluluk...
O renklerden birindedir mutlaka!
İlle de bir ayna yansımasında.
O...
Olsa da, olmasa da.
Sen...
Olsan da, olmasan da.
Yüreğiniz fırtılandığında,
Mütemadiyen renklere bakın.
Mutluluk...
O renklerden birindedir mutlaka!
İlle de bir ayna yansımasında.
Zira...
Ayna dediğin,
Sırrıyla saklıdır.
Sırlamasan sade bir cam kalır.
Cam dediğinse,
Zamanla sararır, çizilir, eskir,
Kırılıp durur en basitinden!
Ne cam olun, ne gölge, ne de ayna,
Aynayı ayna yapan,
O sır olduğunuzu unutmayın yeter!
Bırakın herkes geveze kuş olduğunuzu sansınlar.
"Sır" dediğinin de bir ömrü var,
Bir gün gelir...
Yorulup...
Aynanın arkasından, öyle dökülürsünüz,
Herkes sizi eskimiş, pörsümüş,
Gereksiz bir cam sanır!
İşte o zaman yine, sessiz bir avazla, fısıltıyla...
"Yüreğiniz fırtılandığında,
Mütemadiyen renklere bakın.
Mutluluk...
O renklerden birindedir mutlaka!
İlle de bir ayna yansımasında." deyin kendinize.
Sizi...
En güzel yansıtan ayna olun, yalansız!
Ne kumun haberi olsun,
Ne güneşin, ne de suyun,
Ateşi, har'ı, nar'ı, od'u saymıyorum bile!
Yüreğiniz fırtılandığında,
Mütemadiyen renklere bakın.
Mutluluk...
O renklerden birindedir mutlaka!
İlle de bir ayna yansımasında.
Ki her ne kadar...
Ki her şey'e rağmen!
O renklerden en sevdiğiniz olan,
Gecenin karanlığında bile size, hala!
"Gölge etme, başka ihsan istemem" dese dahi!
Siz...
Gölgelerinizi dahi ondan uzaklaştırıp,
O rengin, renginin güzelliğine,
Hücre hücre dahil olduğunuzu unutmayıp,
Sitemlerle, kinayelerle ömrünüzü tüketmeyip,
Durduk yere olayı,
Mitokondrilere bulaştırmayın!
Cemre.Y.

19 Mart 2022 Cumartesi

Ayaza Vurdu Yine Düşlerim

…Ayaza Vurdu Yine Düşlerim…
Hiç olmayacak bir mevsimin,
Hiç olmayacak bir ayında,
Israrla, salım salım salınan mart karı gibiydi düşlerim.
Kah fırtınayla savruluyordular,
Kah nazlı bir ceylanın göz süzmesi gibi,
Kirpiklerimin ucuna yavaşça konuveriyordular.
Şimdiyse, ilkbaharın, ilk günlerine öykünmesi gereken,
Erik ağaçlarının çiçekleri bile geri uyudular.
Filizlerine don vurdu meyve ağaçlarının.
Oysa ben, daha sana,
Hayalimdeki, güneş güzeli ilkbaharlardan birinde,
"Yar saçlarımdan,
Ilık rüzgarlarla bir buse gönderdim dudaklarına.
Nazlı bir duruş gönderim kollarına denize nazır.
Gülüşümden sen akıyor bulutlara,
Sarılsana bana,
Sımsıkı sarılsana, bırakmasana!" diyecektim.
Bitmeyen kara kışın,
Kar taneleriyle ayaza vurdu yine düşlerim.
Cemre.Y.

7 Ocak 2022 Cuma

Tepeden Tırnağa

…Tepeden Tırnağa…
Şimdi.
Huzurunun hamağında salla beni usulca,
Dokunmaya kıyamayarak okşa saçlarımı.
Sevgili cümleler kur bana!
Denizin kumsala,
İnceden vuran dalga sesleri gibi olsun.
Geçmişin…
Fırtına sonrasından arındır ruhumu, sana boya!
Rengarenk sen koksun dudaklarım kelebek öpücüklerinle.
Sonra tenimi seninle giyindir,
Tepeden tırnağa sen koksun terim.
Cemre.Y.

7 Ocak 2020 Salı

Oy Benim Hissiz Yüreğim

...Oy Benim Hissiz Yüreğim...
Ne vakit sevdaya meyl edip,
Bir sevgilinin gamzelerinde gül reçelleri yapmaya heves etsem,
Ya bir kıta kökten yanar hiç olmayacak bir zamanda,
Ya da bir ülke göçer en iktidarsızlığından!
Ne vakit canımın içini hissetmeye meyl edip,
Hiç yoktan ömrüme bir insan dahil etmeye meyletsem,
Ya bir şehir fırtınaya yakalanıverir ansızın,
Ya da bir ilçe çöker heyelandan.
Yüreğimin mahallesine dönerim ıssız, ıpıssızca!
Kapıma selam eyler, anahtarı çevirir girerim içimden içeri.
"Ey benim mülteci göçebeliklere meyilli yalnızlığım." derim kendi kendime...
"Yine geldim madem beş duvar ortasına, hoş geldim diyelim." derim.
Hava epeyce bir hayli ayaz...
Günlerden yine zemheri.
Şöminemizde yok ki şöyle odunları çıtır çıtır yanarken kuzu postuna uzanıp,
Sevgilinin kadehinden sıcak şarap içsek!
Neyse şiir yazıp, şiirsel ısınalım bari biz!
Oy benim hissiz yüreğim, donuyorsun, ölüyorsun, farkında değilsin!
Cemre.Y.

20 Kasım 2019 Çarşamba

Kırmızılı

...Kırmızılı..
Kırmızılı bir kadın...
Kırkını beş geçe...
İlk defa...
Hiç olmayan bir fırtınada,
Basit bir işportacı şemsiyesine güvendi!
Yağmur yağmalıydı o kesin,
Ve hazırlıksız yakalanmalıydı afete lakin...
Aylardan kasım olmasına rağmen,
Ne yağmur vardı ortalıkta,
Ne de en ufak bir fırtına!
Kırmızılı bir kadın...
Altıncı yaşını beş geçe...
Henüz küçümen bir çocukken!
Geçmişinden yüz yıllarca vakit geçse bile...
Bazı şeylerin,
Esas hikayesini anlatamadı da!
Tuttu "Çünkü o'ndan nefret ediyorum!" demeyi seçti.
Çünkü diğerleri...
Bundan gayri sadece o nefretin sebep hikayesine asılacaktı.
Kırmızılı bir kadın...
Çoğu şiirinde...
Ömrünün en az otuz kilosunu verecekti her şiirinde...
Bırakmadı peşini hiç kimse!
Cemre.Y.

5 Ekim 2019 Cumartesi

Yağmur

...Yağmur...
Dün hayal ağacımın dallarına renkli kurdelerle astığım dileklerimi,
Bu sabah usulca topladım yerlerinden.
Tam dileklerim kabul olacakken bir fırtına kopmuş,
Yıldırım düşmüş bir yerlere...
Ve yağmur...
Bütün renklerini soldurmuş hayallerimin.
Yine de gülümsedim hayata inadına!
Gittim uzun uzun yürüdüm.
Geri dönerken uzun zamandır gitmediğim manava, kasaba uğradım.
Ha bir de iki tüp saç boyası aldım.
Önce yemeğimi koydum ocağıma,
Sonra saçlarımı boyadım.
Kokular karıştı birbirine,
Yağmuru seyrederken yemek yemeyi yine unuttum.
Sonra banyoya gidip kendime kocaman bir iyilik yaptım.
Kuaförümün kesimini bir türlü tutturamadığı saçlarımı...
Tam da istediğim gibi kestim tutam tutam!
Yeni renkli kurdeleler yaptım kendime hem de nazar boncuklu!
Bu sefer rüya ağacımın dallarına asacağım dileklerimi.
Cemre.Y.

3 Eylül 2019 Salı

Eylüldü İşte

...Eylüldü İşte...
Eylüldü işte şimdi baş başa kalmışlardı nihayet!
Torunu torbası okula başlayacak yaşlı teyzeler de kızlarıyla yazlıklarına sürgüyü çekince...
Nihayet vuslata ermişti kaç aylık kimsesizlikleri.
Yalnız bank, bütün yaz üzerine oturulup fingirdeşilmesinden yorgun,
Uzaktaki yelkenli ayıplı gecelere şahitlik etmekten mahçup...
Deniz sanki hiç suya sabuna karışmamış gibi süt liman.
Bir mavisi farklıydı işte göğün, bir de arada bembeyaz pamuk şekerine dönüşen bulutu.
Güneş desen, artık ayaza çekiyordu kendisini akşamları!
Bazen, 
"Gereksiz de olsa kalabalığı da mı olmalı sanki birinin!" dedi karşı sahildeki yalnız bank.
"Valla benim için sıkıntı yok, canıma ağır geleni atarım aşağı!" dedi yelkenli.
Deniz, daha birkaç gün önceki lodosun fırtınasıyla pir-ü pak seslendi oradan!
"Bende de sorun yok arkadaşlar, dalgalandımsa da duruldum gördüğünüz gibi." diye.
Bir mavisi farklıydı işte göğün, bir de arada bembeyaz pamuk şekerine dönüşen bulutu.
Güneş desen, artık ayaza çekiyordu kendisini akşamları!
Gök, mavi, bulut ve Güneş maskesizce seyrederken onları,
"Şimdi bir yeni rakı ne giderdi bee!" dedi içlerinden en umursamazı,
Çıkardılar ceplerinden üç beş ne kaldıysa.
Tazesinden balığı koydu tavaya tekne, masayı hazır etti en yaz artığı bi-tamamından,
Ne ki insan olmasındı 
Yeter ki koydular afili bir müzik ortaya, 
Döktüler içlerini ilkbahardan sonbahara ne kaldıysa!
Cemre.Y.

2 Nisan 2019 Salı

Okyanus

...Okyanus...
Aslında ikimiz de uzak diyarların apayrı coğrafyalarında,
Ağulu kederlerin damaklarımızdaki kekremsi tadından çoktan yorulmuş,
Daha az önce akıtılıp giderken gülümsemiş de düşmüş birkaç şiirin,
Birer gözyaşı damlası kavanozunun içlerindeydik.
Hatırlamıyorum ilk kim kimin şiirine çarptı da,
Hiç yoktan birer dere yatağı oluştu, ardından akarsular,
Güneşin kuraklığına inat koca koca nehirler!
Sanki az biraz zaman sonra ikimizden koca bir okyanus doğacak.
Sonra durduk yere biz baharın ilklerinden birine,
Kokusu en güzel, en çiçekli günlerine öykünürken,
Tam da ömürlerimizin sonbaharlarını kara kışlarıyla savuşturmuşken,
Lodos var dedi haberler hiç olmayacak bu mevsimde!
Güya kasıp kavuracakmış önünde ilkbahara, yaza dair ne varsa!
Ardından fırtına çıkacak, denizler, okyanuslar taşacakmış güya.
Düşünce çakıllı şapkalarımızı atıverdik önümüze,
İkimiz de ayrı ayrı bağdaş kurduk geleceklerimize,
Olmayacak bir hayale bunca coğrafyayı geçip,
Bunca iklimi aşıp, bunca hayali bir daha kırmaya değer miydi?
Bana sorsanız ben hep yarı yolda kuruyanlardanım.
Hep de merak etmişimdir okyanus kadar sevilmeyi.
Varsındı sonu ne olursa olsundu.
Hem kim biliyor ki henüz yazılmamış bir romanın sonunu?
Düşünce çakıllı şapkalarımız başımıza ağır gelmeseydi,
Ya da eskilerden artık...
Nihayet kurtulup yeni bir şapka almayı düşünebilseydik!
Ben denedim, lakin boynumdan yukarısını göremiyorum ya hani!
Boğazımın ilmeğinde kalmasın o da...
Bu sefer rengini o seçsin diledim.
Sonra bir baktım ki rengini soracak kimsem kalmamış!
Hani maviyi severdim ya eskiden, mavi, şimdi gözlerimde asılı kaldı.
Yeşili ayrı bir sever oldum birden yüreğim kendime aktı.
Toparladım hayallerimin kırık canlarını hemencecik,
Bana karışmaya çalışan ne kadar nehir, akarsu, dere, çay, çağlayan,
Yine hiç umursamadan, güneşin kavurucu soğuğuna sığındım...
Bundan gayri ne gözyaşı kavanozu kalmıştır,
Ne de eski düşünce çakıllı şapkam!
Ne geçmiş kalmıştır, ne de gelecek mi, gelmeyecek mi kaygısı!
Ki üstelik gözün gözüme değmeden göze filan da gelmiş olamayız.
Bence biz, en çok, "Söz!"e geldik.
Lodos var dedi haberler hiç olmayacak bu mevsimde!
Güya kasıp kavuracakmış önünde ilkbahara, yaza dair ne varsa!
Ardından fırtına çıkacak, denizler, okyanuslar taşacakmış güya.
Bundan sonra güneş de benim, fırtına da, kasırga da!
Hani başarabilirsen bir gün batımında,
Bir tek gülümseyişli bakışınla aklımdan yüreğime dokunmayı,
O vakit geçilir coğrafyalarımızın haritası,
O vakit durulur yürek iklimlerimizin karmaşası.
O vakit durup bakarız yıldızlara,
Öyle ya bize ne, birer meteor yanığının dünyaya düşmesini,
Yıldız kayması sanıp onca saf aşığın oturup dilek tutmasından.
Hiç yoktan okyanus oluruz, içinde adlarımız olan!
Cemre.Y.

28 Mart 2019 Perşembe

Ben Hiç Kimseyi Terk Etmedim

...Ben Hiç Kimseyi Terk Etmedim...
"Yarim, yüreğimde yağmur var.
Güneş yüzlü gülüşünü yolla da,
Huzur bulsunlar." dedikçe ben!
Yağdırıldı yüreğime,
Yağamayan ne kadar da çok kara kışlar varsa,
Zemheri ayazlarıma teker teker dokundurarak!
Çok mu zordu lan!
Geçmişin ağulu acılı anlarına bir es geçip, benim gibi,
Derin bir nefes alabildiğin o ana odaklanmak!
Yoksa acı anılar dediğin ne ki,
Anda kalmak isteseydim, kalabilirdim
Babamla dayımın beni öylece terk ettiği,
O bakkalda daha dün akşamın anısında da.
Daha önceki terk edilişlerimi saymıyorum bile!
Ben hiç kimseyi terk etmedim!
Misal bir rüzgar savurmuş birinin yürek telini bana,
Neyleyim ki gözümden düşüp yüreğime esememiş,
Onları bile hiç incitmedim ki bugüne kadar!
Sabırla, ince ince derinden hissettirdim neden olamayacağımızı.
İnatçı birer fırtına olup esmeye çalışsalar da bazen birileri…
Sakin duruşumla savuşturdum bana dair olan o yanlış notalarını.
Şimdilerdeyse içimde esen derin bir keman sızısı!
Orkestra veryansın ediyor bütün makamlarda.
"Hani, sen hiç kimseyi terk etmezdin?
Daha önceki gün,
Seviyorum lan seni, vazgeçilmezimsin!" dediğine...
"E, ama sabahında hiçbir yerinde de yoksun!" diye!
Ben...
Hiç kimseyi terk etmedim!
Ben ona o günün akşamında "İyi geceler!" dedim,
Sabahında da...
"Gün... Aydın olsun mu?" dedim.
Cevap yoktu...
Ben, hiç kimseyi hiçbir zaman terk etmedim!
Mevsimsiz gidişlerim vardır, bir de gelişlerim,
Hep, yeni bir umutla sevdaya asılışlarım lakin,
O yine gelirim, o, olmasa da kalırım sandı,
Fakat benim ömrüm artık zamanıma dardı,
Erken yaşının sonbaharlarına daha çok vardı, bilemedi.
Ben...
Hiç kimseyi terk etmedim!
Hep...
Nihayetinde, hepten de kuru bir yürekten ibaret değildim.
Nihayet...
Nihayet, olanca aklımla,
Gitmem gerektiğinin anların da idrakına erip, öylece, gittim.
Şimdi sen...
"Tek çare uzay!" mı dersin,
Sanki bizim dünyamız da ona ait değilmiş gibi,
Şimdi ben...
Yıllar öncemde anneme yazdığım gibi yine…
"Ey hayat!
Güneşte unutulmuş atlas kumaş gibisin.
Nerenden tutunmaya kalksam, lime lime elimde kalıyorsun!
Ya sağlam bir yamalık olsun, bir yer, sun bana,
Ya da beni öldürüyorsun!" derim,
Bilemem ama kitaplarınız şiirsiz kalır bence!
Cemre.Y.

9 Mart 2019 Cumartesi

Hoş Geldin Yalnızlığım

...Hoş Geldin Yalnızlığım...
Bir vakit sonra anlıyor insan,
Ruhsal yalnızlıklarla
Tensel yalnızlıkların karıştığı o yerde
Fırtına öncesi uzun sessizlikler yatar!
Kimi...
Benim gibi öyle kolayca terk edemez yalnızlığını.
Kimi de daha arkasını döner dönmez,
Sığınır önüne çıkan ilk saçak altına!
Hoş geldin yalnızlığım!
Oysa daha birkaç vakit önce,
Yılların ardından helalleşip,
Yelken açmaya karar vermiştik yeni yüreklere!
Elin ayağın üşümüş gel öpeyim yüreğinden.
Üstün başın dökülmüş hırpalanmaktan!
Zayıflamışsın da epeyce!
Ortalık sanal sevişmelerle doluyken,
Kimseler sana kapı açmamış belli ki.
Sakın hiç sorma neyledim sensizken ben.
Ömrümün bütün sayfaları yaktım sen de gitmeye meyillenince!
Adlarını unuttum eski sevdiceklerimin.
Ömrüme yeni ömürler diledim.
Tam yüreğim alev alacaktı sevdanın aleviyle!
Sen beni onunla aldattın.
O kadar unutamadı ki yalnızlığını,
Bana kalamadı sevecek bir yürek.
Hoş geldin yalnızlığım.
Pişman gözlerle bakma bana bu sefer fena tökezledin.
Biraz iyileş, sakinleş ve kendini bul.
Ama sonra çek git lütfen.
Özür dilemeyeceğim senden.
Ben sana hiç kumpas kurmadım.
Başına çoraplar örmedim bana kal diye,
Hileler hurdalar çekmedim kaderine!
Sen bana hep hoş geldiğin gibi değilsin epeydir.
Ah be yalnızlığım,
Sen zalim bir zavallılıktan,
Müptezel bir aşık kalmaktan vazgeçmeyeceksin madem.
Yeni bir yanılgıdan daha uyanmış dahi olsam.
Artık seni sevemeyeceğim.
Ah be yalnızlığım,
Bana bu kadar yanlışı bir arada eylemeyecektin.
Şimdi git...
Bir daha çal yarimin kapısını.
Hasarlı bıraktın zira onun da yüreğini,
Belki seni buyur eder.
Kusura bakma ömrüm,
Bana biçtiğin kaderin tam ortasına...
Neyse ya neyse!
Gidiyorum ben.
Hoşça mı kalırsın, dostça mı?
Artık, onu, ben bilemem!
Cemre.Y.

19 Aralık 2018 Çarşamba

Fırtına Sonrası Karanlık

…Fırtına Sonrası Karanlık…
Misal, gecenin bir vakti,
Sevdiceğimi yatağından uyandırıp,
Fırtına sonrası,
Karanlıktan çok korktuğumu söyleyebilmeliydim,
Vakit artık,
Ecelimi geçmeden söyleyebilmeliydim hem de.
Zira "Korkma sevdiğim,
Bundan sonra ben varım yanında!" diyenler,
İlk fırsatta başka koyunlara yelken açmasaydılar,
Kim bilir belki de söyleyebilirdim.
Belki de güven duvarımı aşıp,
İtiraf edebilirdim korkularımı ona!
Misal, kabuslu gecelerde,
Kedi gibi sokulmak isterdim sevdiceğimin güvenli koynuna,
Sımsıkı sarıp sarmalardı belki beni,
Kim bilir belki de korkusuzca uyuyabilirdim.
Vakit ecelime doğru yaklaştıkça,
Geçip giden yıllarım boyunca
Ya fırtına anında sevdiceğim yoktu,
Ya da sevdiceğim varken fırtına sonrası karanlık,
Fakat en mühimi,
Korkularımı dahi güvendiğim hiç olmadı ki benim.
Çocukluğumdan beri,
Korkamadım yani şöyle doya doya kadınlığımca…
Cemre.Y.

21 Ekim 2018 Pazar

Tekin Değil Buralar

...Tekin Değil Buralar...
Tekin değil buralar yavrucağım, oldukça tenha.
Sen sığ sularda yürüyorum sanırsın aniden fırtına kopar,
Sonra rüzgarın adı boran olur,
Sahili okşayan dalgalar devleşir de seni içine alır.
Tekin değil buralar yavrucağım, oldukça tenha.
Sen kalbinin kanatlarını dinliyorum sanırsın aniden aşk olur,
Sonra yürek çarpıntılarının adı sevda olur,
Sonra geceleri gördüğün rüyalar devleşir de günün, güneşin olur.
Tekin değil buralar yavrucağım, oldukça tenha.
Sen yüreğinin atışlarını dinliyorum sanırsın aniden zaman durur,
Tam vuslata ramak kalmışken,
Sonra dostun adı düşman olur,
Sonra sayamaz olursun sırtındaki hançer yaralarını
Oysa sen...
En leylim ley zamanlarını çoktan geçtin yavrucağım.
Ömrünün en tenha zamanlarını,
Ömrünün en zemheri ayazlarını çok erken geçtin.
Şimdi senin hayattan alacaklarını toplama vakitlerin.
Varsın senden gayrısına gelecekse kış gelsin.
Cemre.Y.

17 Ekim 2018 Çarşamba

Buğu

...Buğu...
Gözleri gözlerime değdiğinde,
Buğusundan büyülendiğimi fark etmiş miydi acaba!
Bunca cesur geçinirdim güya!
Benim söz eyleme sırası ona gelince,
Dilimin damağımın lal olduğunu,
Aklımın beynimin süzgecinden geçemeyip,
Bir tek fikir edemediğini,
Gözleri gözlerime değmesin de,
Yine yeniden yanmayayım diye sustuğumu,
Gülüşünün gül gamzelerinden,
Hülyalı hayaller topladığımı hissetmiş midir ki.
Elektrik yüklü kahverengi kasabalardan kaçıp kaçıp,
Yosun yeşili tenhalarına sığınmak istediğimi de,
Anlamış mıdır acaba!
Salaş bir meyhanede kadehleri yere atarken birlikte…
"Emrin olur, başım, gözüm üstüne." diyebilmeyi düşünürken,
Dilimin tutulduğunu bilmiş midir?
Misal bugün...
Ona bu kadar, bir yürek mesafesi kadar yakınken...
İçinin içinde,
Kopan bütün fırtınalarını gördüğümü duymuş mudur acaba?
Yüreğinin can kırıklarının,
Yüreğimin can kırıklarıma dokunduğunu hissetmiş midir ki!
İçimizde ne vardıysa,
Can kırıkları dolu gülümsemelerle doluydu,
Her şey birer buğu.
Öperim seni adam, yüreğinin en ezik yerinden,
Misal yosun gözlerinden, dizlerinden.
Cemre.Y.

16 Ekim 2018 Salı

Artık Ne Mühim

…Artık Ne Mühim…
Yıllar boyunca kalbimin kırık canlarıyla,
Nefes almamaya meyilli günlerim oldu elbette.
Ve elbette,
Ertesi sabaha,
Uyanamamış olmak için dualar savurarak yattığım gecelerim.
Yine de her akşam saatimin alarmını kurdum,
Benim duamın geç uyanıp,
Gereksiz yere işime geç kalmakla ilgisi yoktu zira!
Ben çalar saatimin,
Alarmını dahi duyamacak kadar ölmüş olmayı diliyordum.
Sonra baktım ki dualar,
Evrene savrulurken atomlarca bölünmüş,
Katrilyonlarca dualarla karışıyordu
Baktım ki öyle,
"Yarına uyanamayayım!"demekle olmuyor bu hayat,
Mecbur nefes alınıyordu…
Ve gelecek,
Ben daha gelip geçtiğini anlayamadan hemencecik bitiyordu.
Saatimin alarmı çalar çalmaz yataktan fırlayıp,
Aceleyle giyinirken iki kişilik sade Türk Kahvemi yapıp,
Şöyle aynada bana bakıp duran kadını,
Beğenecek kadar acil bir makyaj yapıp,
Kaldıysa eskilerden bir iki şiirim sosyal medyalarda paylaşıp,
Servisimin gelmesine ramak kala,
Hayal penceremde iki üç dakika bir deryaya dalarım.
Tam da teknem batacakken bulabildiğim herhangi bir şişeye,
Bulabildiğim herhangi bir kağıda,
Bulabildiğim herhangi bir kalemle,
"Bu hayatta imkansız diye bir şey yoktur,
Olasılıksızlıkları azaltabilmeye bakar her şey!"derim.
Yine de şişenin kapağını,
Birileri,
Onu açabilene kadar zaman dayanacak bir mantar saklarım rüyama!
Rüyamdan ödünç aldığım mantarla şişemin kapağını kapatırım.
Artık ne mühim!
Durgun denizde durduk yere fırtına çıkmış,
Durduk yere alabora olmuş hayatım!
Ya da durduk yere kalp çarpıntılarıyla geleceğe bir ışık yakmışım.
Geçmişimi sorma sakın, romanlarla dolu hayatım.
Yazdım bitti.
Vaktim varsa biraz da "şimdi"yi, biraz da "yarın"ı…
Ne bileyim yahu!
Açtıysan o şişenin mantarını,
Sildiysen dışındaki buharları, gördüysen içindeki tekneyi,
Teknenin içini de merak edip baktıysan çalışma masasına,
Üstündedir belki hala geleceğe mektubum!
Ya da onca yüz yıl gezdi durdu ya ummanlarca!
Dalgalara yenik düşüp, sarsıntıya uğramıştır ama iyi bak…
Şayet içine tuz ruhu kaçıp yazıları silinmediyse hala,
Oralarda bir yerlerde sana dair yazılmış bir mektup var!
Yıllar boyunca kalbimin kırık canlarıyla,
Nefes almamaya meyilli günlerim oldu elbette.
Ve elbette ertesi sabaha uyanamamış olmak için,
Dualar savurarak yattığım gecelerim.
Yine de her akşam saatimin alarmını kurdum,
Benim duamın geç uyanıp,
Gereksiz yere işime geç kalmakla ilgisi yoktu zira!
Ben çalar saatimin,
Alarmını dahi duyamacak kadar ölmüş olmayı diliyordum.
Sonra baktım ki dualar evrene savrulurken,
Atomlarca bölünmüş katrilyonlarca dualarla karışıyordu
Baktım ki öyle,
"Yarına uyanamayayım!" demekle olmuyor bu hayat,
Mecbur nefes alınıyordu…
Ve gelecek,
Ben daha gelip geçtiğini anlayamadan hemencecik bitiyordu.
Saatimin alarmı çalar çalmaz yataktan fırlayıp,
Aceleyle giyinirken iki kişilik sade Türk Kahvemi yapıp,
Şöyle aynada,
Bana bakıp duran kadını beğenecek kadar acil bir makyaj yapıp,
Kaldıysa eskilerden bir iki şiirim sosyal medyalarda paylaşıp,
Servisimin gelmesine ramak kala,
Hayal penceremde iki üç dakika bir deryaya dalarım.
Tam da teknem batacakken bulabildiğim herhangi bir şişeye,
Bulabildiğim herhangi bir kağıda,
Bulabildiğim herhangi bir kalemle,
"Bu hayatta imkansız diye bir şey yoktur,
Olasılıksızlıkları azaltabilmeye bakar her şey!"derim.
Yine de şişenin kapağını,
Birileri onu açabilene kadar zaman dayanacak bir mantar saklarım rüyama!
Rüyamdan ödünç aldığım mantarla şişemin kapağını kapatırım.
Artık ne mühim!
Cemre.Y.

27 Eylül 2018 Perşembe

Yapma Böyle

…Yapma Böyle…
Tam unuttum derken bir fırtına eser,
Sonra sen dolarsın ruhuma!
Aslım, şeklim, karakterim, kişiliğim alt üst olur,
Yapma böyle sevdiceğim!
Hayata dik duruşumu bozma!
Akşamdan kalma kırık canlarımı bedenime yapıştırıp,
Yeni güne…
Hiçbir şeyim yokmuş gibi uyanmak hayli zor oluyor zira!
Cemre.Y.

25 Eylül 2018 Salı

Nihayet

…Nihayet…
Geçmişin,
Yaralarının kabuklarını kaldırdım nihayet!
Belli belirsiz,
Yürek yanıklarının dışında iyiyim bence.
Sonbaharın en fırtınalı günlerinden geçerken
Eylül'ün son demlerindeyiz şimdi.
Yine de hayata günaydın sevdiğim diyeceğim.
Yüzüme gülümsemelerimi takıp,
En güzel gülüşümü giyeceğim.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...