atlas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
atlas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Kasım 2020 Cumartesi

Çünkü Artık

...Çünkü Artık...
Ömrünün çoğunu...
Rahmetli anan gibi,
Güneşte unutulmuş,
Atlas kumaş gibi geçirince,
Neresinden tutunmaya kalksan,
Lime lime elinde kalınca...
Artık!
Acıtmaz oluyor birçok şey!
Korkmuyorsun,
Endişelenmiyorsun,
Ürkmüyorsun,
Çünkü artık...
Hiçbir şeyi,
Eskisi gibi...
Hissetmiyorsun.
Cemre.Y.

13 Ocak 2020 Pazartesi

Ömrüm

...Ömrüm...
Ömrümün ağır aksak adımlarını da güneşle yıkadıktan sonra...
Saçlarıma bahar dalları astım, ayaklarıma mavi atlaslar serdim.
Yüreğime taze karanfiller, leylaklar sürdüm.
Az kaldı çok az, ömrümü yazacağım yeniden.
Cemre.Y.

25 Eylül 2019 Çarşamba

Türk Usulü

...Türk Usulü...
Bugün iki farklı coğrafyanın,
Dört farklı insanı karşı karşıyaydı aynı masada!
Karşıdaki şahıs,
Artık ne kadar antipatik Türk olarak evrildiyse...
Ve tam da ulaşılmaz bir hint kumaşı tavrındayken,
Ve yanındaki yaveri ,
"Hayata subliminal değil azizim objektif bakmalı" titrindeyken,
Karşı şahsın içinin atlasına dokunmuş olmalı bir şeyler ki...
Oğul'un babasının emeğini, fedakarlığını dahi,
Es geçmemesi bile olabilir belki!
Bir adam giderken...
Diğerinin ellerini avuçlarının arasına aldı Türk usulü!
"Sizi tebrik ediyorum!" derken de, gözleri bir nemliydi sanki!
Yutkundu bir an...
"Sıfırdan başlayıp, böyle bir hayali gerçekleştirebildiğiniz için,
Azminiz ve de sabrınız için, herkesi koruyup kolladığınız için...
Sizi tebrik ediyorum yürekten!" dedi ya!
Gereği yoktu dili İngilizce olan bütün o cümlelerin tam tercümesi!
O an...
El, el ile,
Göz, göz ile,
Yürek, yürek ile,
Her duyuyu eksiksiz cümle etti ya, ben şahidim.
"Ulan!" dedim içimden...
"Ben de olsam babamla böyle bayrak bayrak gurur duyardım!"
Meğerki biyolojikliğine dahi sapkınlık doğramasaydı!
Büyüyüp yaş aldıkça,
Babaların sıfatlarının nasıl olması gerektiğini de,
Daha iyi idrak ediyorum sanırım.
Merak etme, artık ağlayamıyorum.
Cemre.Y.

16 Ağustos 2019 Cuma

Güneşte Unutulmuş Atlas Kumaş

...Güneşte Unutulmuş Atlas Kumaş...
Hoş geldin yalnızlığımızın beş duvar hali!
Yabancılama bizi,
Gel buyur, derin bir nefes al,
Bir soluklan hele,
Yol yorgunu ayaklarına,
Tuzlu su hazırlayayım dilersen.
Bu saatte sen,
Sade kahve de içmezsin, demli çay da!
Rakı desen...
Bir dünya para!
Ama ben varım bir de tuzlu su,
İstersen...
Serum fizyolojik verdireyim en yakın hastaneden.
Bolca muhabbetin demine de vururuz,
Kan beynine giderken.
Ne çok vakit geçti değil mi bizsiz!
Nicedir hayatlarımızın,
Güneşte unutulmuş atlas kumaş gibi,
Neresinden tutunmaya kalkışsak,
Lime lime elimizde kalan,
Ya sağlam yamalık sunacak,
Ya da elimizde kalacak ihtiyacına,
Deva olmaya çabalıyorduk.
Şimdi durduk yere...
Yeni bir derde de gam eyleme sakın ha!
Merak etme, öyle hiç de...
"Ben demiştim sana,
O hayat, öyle, atlas kumaş erimişse,
Yamalık tutmaz" demeyeceğim.
Sen bensizken neler ettin bilemem,
Hele anlatacaksın nasılsa da...
Ben sensizken...
Nice salise, nice saniye, nice dakika,
Nice saat, nice gün, nice hafta...
Nice ay...
Ve de nice sensiz yıldızlarca seninle yüzleştim.
Evet haklısın!
Ara sıra, bazı bazı,
Hatta sık sık gecelerimi yokladığını fark ettim.
Ve affet!
Sadece o geceler evimin dış kapısını kilitledim,
Anahtarı da yan çevirerek içimize girmeni istemedim.
Öyle ya herkes kendi yolunu,
Bir şekilde artık bizsiz çizmeli,
Ya da gelecekse de artık bir tastamam gelmeliydi.
O "Tastamam!" da milyonlarca kişiye göre,
Epeyce de göreceli bir kavramdı elbette ki!
En azından bütün psikoloji, bütün hiyerarşi
Ve en azından,
Bizsiz yazılan...
O bütün şiirlerimizin etiminoloji kitapları...
Yalnızlık ve kurtulmanın çarelerini,
Saydırıyordu sıradan!
Sensizken!
Milyon tane şiir yazmışım doğumumdan itibaren,
Bazılarının harflerini düzenledim,
Bazılarının kelimelerini.
Bazılarının...
Cümleleri yeterince devrik değildi iyice devirdim.
Bazıları anlamlarının özünden uzaktı,
Eklenti şiirler yazdım.
Hoş geldin yalnızlığımızın beş duvar hali!
Yabancılama bizi,
Gel buyur, bir derin nefes al,
Bir soluklan hele,
Yol yorgunu ayaklarına tuzlu su hazırlayayım dilersen.
Bu saatte sen,
Sade kahve de içmezsin, demli çay da!
Rakı desen...
Bir dünya para ama ben varım bir de tuzlu su,
İstersen,
Serum fizyolojik verdireyim en yakın hastaneden.
Bolca muhabbetin,
Demine de vururuz kan beynine giderken.
Ne çok vakit geçti değil mi bizsiz!
Nicedir hayatlarımızın,
Güneşte unutulmuş atlas kumaş gibi,
Neresinden tutunmaya kalkışsak,
Lime lime elimizde kalan,
Ya sağlam yamalık sunacak,
Ya da...
Elimizde kalacak ihtiyacına deva olmaya çabalıyorduk.
Şimdi durduk yere,
Yeni bir derde de gam eyleme sakın ha!
Merak etme, öyle hiç de...
"Ben demiştim sana,
O hayat öyle,
Atlas kumaş erimişse yamalık tutmaz" demeyeceğim.
Haklıymışsın be yalnızlığımın beş duvar hali!
Güneşte ve de zemheri ayazlarında,
Fazlaca kalmış hayatımın ömrü!
Nice altına...
Bembeyaz bulutlar gibi pazen basmalar diksem de,
Nice de üstüne...
İğne oyası nakışlar işlemeye çalışsam da olmadı yani!
Hani tabiri caiz ise...
Kalbim doğduğum andan kırık lakin,
Yüreğim çok üzüldü be!
Eee!
Sen nasılsın, nicedir ahvalin.
Ne bileyim, şöyle...
Kasıklarındaki damarlar atar atmaz,
Kirli çarşaflara koşan herifler değil de,
Kasık sancısıyla yürek yarasını,
Bir teraziye koyan kadınlar tanıdın mı misal!
Ya da ne bileyim şöyle...
Kasıklarındaki sancılar...
Yüreğinin yarasına karışınca,
Farkını fark edemeyen adamlar!
Misal iki kelam arası karşılaşmışsınız,
Senin eril dişil olduğun fark etmeden,
Sen yürekçe anlatıyorsun, o kasıkça...
Yahut tam tersi diyelim insanın hayvani dürtülerinden.
Anlat bakalım karşındaki şiire!
Yürekçe bilmeyene,
Nasıl beyaz sabun kokulu tenler sunabilirim ben.
Gece uzun...
Sustum ben!
Yeter dinlediğin, dinlendiğin lakin...
Bu sefer de sen anlatacaksan...
Rakı olmasa da şuradan iki üç beş bira söyle bari.
O da yoksa...
Uyuyalım mı safi!
He şimdi sen fotoğraftaki o şarap kadehini,
O mumu, o şarabı ve dahi,
Çıplak kadınlı o kül tablamı soracaksan!
Onlar...
Sensizliği aşmaya çalışırken çoktan kırıldılar...
Sitem değil, lakin,
Ey güneşte unutulmuş atlas kumaşım!
Ben senin her solan,
Her solacak, her son olacak an'ına razıydım.
Peki ya sen?
Yarın mı başlarsın yoksa hep mi susarsın.
Biliyorum senin de çok kolay olmadı ömrü hayatın.
Cemre.Y.

19 Temmuz 2019 Cuma

Kelebek Etkisi

...Kelebek Etkisi...
Uzunca yıllar kozasında hapis kalmış bir tırtıl,
Sonunda ışığı görüp, ona uzandı.
Eli, kolu, yüzü, yüreği yaralı, yeni güne uzandı.
Yırttı yüz yıllık kefeninin,
Güneşte unutulmuş da,
Elde lime lime kalacak atlas kumaş halini.
Uzatıverdi o ipek telli saçlarını,
Bakındı soluna, sağına, sonra tekrar soluna,
Karşıdan karşıya geçer gibi uzanıverdi yeni hayatına!
Ömrünün gün ışığı saydığı lale mevsimleri gibi,
Çabucak geçmez ise kelebek etkisi.
Çoktan hazırdı Zümrüdüanka'lığa...
Öyle ya bunca yüz yıl...
Aşa aşa bitiremediği o kaderin ağları,
Bugünlerinin de kelebek etkisini aşıp,
Zümrüdüanka'lığının anahtarına ulaşması içindi.
Asıverdi kapısına kilidinin anahtarını.
Koyuverdi ortalığa bunca yüz yıl biriktirdiği bütün varlığını.
Onun yüreğinin kapısı dıştan da açılabiliyor şimdi.
Fare görmüş kedi gibi korkmanıza gerek yok eskisi gibi!
Siz...
Hepiniz...
Anahtarın yönüne doğru karar verin yeter ki!
Çarpmasın sizi kelebek etkisi.
Cemre.Y.

11 Temmuz 2018 Çarşamba

Hayal Kırıkları

…Hayal Kırıkları…
Yeni yeni insanlar tanıyıp,
Yeni hayal kırıkları değil ki benim düşlerim...
Belki de sırf bu yüzden gitmeye,
Bitmeye kalkıp yine
Gitmeye kalktığım o son noktaya dönüşlerim.
Yüreğimin yarıldığı yerden
Belki de sırf bu yüzden hep sevda sızdırdım da
Bir yüreğin içinde olsun, bir tek yürekte
Tastamam bir aşk edemedim.
Oysa sen…
Sigaram gibiydin be sevgilim,
Sensizlik bağımlılık krizlerine sokardı beni.
Sen de bitip, sen de yitip gitmedin mi?
Yeni yeni insanlar tanıyıp,
Yeni hayal kırıkları değil ki benim düşlerim...
Ciğerim, eski bir şiirimin ucundan yırtılmış ya,
Böyle zamanlarımda hep aynı şiirimi söylerim.
"Ey hayat!
Güneşte unutulmuş atlas kumaş gibisin.
Nerenden tutunmaya kalksam,
Lime lime elimde kalıyorsun!
Ya sağlam bir yamalık olsun
Bir yer sun bana,
Ya da beni öldürüyorsun!"
Cemre.Y.

26 Haziran 2018 Salı

Hayal

...Hayal…
Mavi atlas üzerine serpiştirilmiş bembeyaz pamuklar...
Ortasında bir yerde sapsarı güneş var!
Yani hala umut var.
Güneşim sıcacık dokundu yanaklarıma...
Rüzgarım avuç içlerimi okşadı.
Ruhum hiç yoktan sevindi bu hayale.
Cemre.Y.

5 Kasım 2017 Pazar

Anamın Gözleri

…Anamın Gözleri…
Şimdiler de faillerime
Bir meçhul olsun istiyorum ecellerimin
Oysa şimdiye dek...
Şimdiye dek...
Tam kırk yılım boyunca
Bir intihar gibi yitip gittim
Puşt olmuş sevdalarda.
Kuşluk vakti ayılmaya yüz tutan
Park köşesi kuytularımdan
Gözlerimi kaldırdım
Kirpiklerimden önce hep!
Bırakayım istiyorum bu sefer be bu sefer!
Kirpiklerim uyusun anı na!
Bu sefer gözlerim toprakta...
Bu sefer gözlerim bana en uzakta
Göğün atlasında sallanayım istiyorum
Rengim hep belliydi zaten
Kanımız herkese aynı akıyordu
Anama lazım olan kan rengiyse
Beyazdı beyazzz!
Trombosit koymuşlardı adını
Ay ayrı şavkıyordu,
Yıldızları ayrı akıyordu beyazdı
Kırmızıyı bulamıyorduk ki
Her an hiç akmayan
Damarlarında soluveriyordu.
Şimdi bana kimse bana
Sakın ha!
Fena yıkarım her yeri!
Provoke ırkçılıktan bahsetmesin!
Bayrağım gibi gitti anam!
Önce damarın alı gitti PH ından,
Sonra içindeki canları...
Trombosit nedir bilir misiniz?
Beklediniz mi bağış edecek
Bir tek ay ile yıldızı sabahlara kadar!
Şimdi kimse bana!
Ama renkler demesin!
Anamın gözleri kan kırmızıydı ölürken
Ayak parmakları ay ile yıldız beyazı!
Cemre.Y.

30 Ekim 2017 Pazartesi

Ey Hayat

...Ey Hayat…
Ey hayat!
Güneşte unutulmuş atlas kumaş gibisin.
Nerenden tutunmaya kalksam,
Lime lime elimde kalıyorsun!
Ya sağlam bir yamalık olsun
Bir yer sun bana,
Ya da beni öldürüyorsun!
Cemre.Y.

19 Ağustos 2017 Cumartesi

İçimdeki Çocuk

...İçimdeki Çocuk...
Sanki yarın bayrammış da...
Hep istediğim o kırmızı pabuçlarım alınmış gibi,
Sevinçler içinde içimdeki çocuk.
İp mi atlasam?
Seksek mi oynasam?
Bulduğum ilk su birikintisinin ortasına mı zıplasam?
Saklambaç oynarken sıkılıp,
Onlar beni ararlarken parka mı kaçıp sallansam?
Sevdiğim çocuğun kafasına,
Gizlice gazoz kapağı mı atsam?
Yakan top oynarken bütün canları tutup,
Hepsini ona mı hediye etsem?
Yapsam yapsam ne yapsam!
Cemre.Y.

18 Ağustos 2017 Cuma

Affetmeyin Beni, Beni Affetme

...Affetmeyin Beni, Beni Affetme...
Ağlamıyordu kadın!
Sadece sağ dudağının kenarında
Gamzesi beliren o buruk gülümsemesi vardı yüzünde.
Herhangi bir Temmuz gecesinin
Dolunay çıkmış 03.14 ünde
Güvenli bir kaldırıma oturdu,
Kulaklığını taktı,
Dizlerini karnına çekti,
Kendine sarıldı ve şarkısını dinledi.
Ağlıyordu adam!
Yine de gururlu bir güvenin
Huzuru vardı dudaklarının kenarında,
Yeni kondurulmuş birer öpücük gibi.
Herhangi bir Temmuz gecesinin 03.14 ünde,
Huzurla koltuğuna yaslandı,
Soğumaya yüz tutmuş çayından bir yudum aldı,
Gardını kendine toparladı,
Kendini de kendine sardı ve şarkısını dinledi.
Aynı şehirde iki ayrı yürek,
Daha kim bilir kaç geceler boyu olduğu gibi,
Geçmişlerine huzurlu bir selam çakıp,
Yüreğinin sarı sandığının
Atlas bohçasına kendini ve onu sardı,
Sarmaladı ve usulca sandığının kapağını indirdi.
Onlar her büyük sevda başlangıçlarında
Hep buna benzer şeyler yaptılar.
Sadece bir tek kez aynı şarkıyı aynı anda duydular!
"Bu şehre bir kez daha yağmur yağdığında
Ben artık ağlamıyor olacağım.
Çünkü gök kuşağım hep olacak!"
Affetmeyin beni…
Beni affetme…
Cemre.Y.

16 Ağustos 2017 Çarşamba

Lime Lime Elimde Kalıyorsun

...Lime Lime Elimde Kalıyorsun...
Kim bilir bu sana kaçıncı şiirim anne!
Her seferinde…
Adresi bulunamamış mektuplar gibisin.
Güneşte unutulmuş atlas gibisin
Hayat gibisin.
Nerenden tutunmaya kalksam
Lime lime elimde kalıyorsun.
Her gün azar azar ölüyorsun!
Ölüyorsun.
Ölme be no'lur ölme be annem!
Bu sefer bari bana ölme be!
Cemre.Y.

1 Mayıs 2017 Pazartesi

Kendine İyi Bakmamış Yine

...Kendine İyi Bakmamış Yine...
Sonra...
Hiç ummadığın bir anda,
Onu görürsün.
Oradadır işte!
Şimdiye kadar,
Hiç denk gelmediğiniz,
O yerdedir!
İki-üç adımlık.
Az daha ötende!
Önce, öylece baka kalırsın.
Sonra...
Onun yanına,
Hiç uğramadan,
Oradan ayrılmış olsan bile!
O hisseder senin,
Orada var olmuşluğunu da,
Kendine yine gücenir...diye,
Sessiz bir koca avazlık,
Boğazının ilmeğinde kalan!
O son hıçkırığını da yutkunursun ya!
Yüzüne de...
Kocaman bir normallik,
Gülüşüne de...
Hala umutlu gül gamzeni takınıp,
Önceden kendine ihbarlı,
Onunla...
Öylece...
Karşılaşırsın.
An da inanamaz varlığına!
Sonra birden,
Sanki fırtınalar sonrası gibi,
Baharlı güneşler doğar gözlerinde.
Yüzü...
Gülümsemeyi çoktan unutmuştur ya!
Dışındaki adamlığını/kadınlığını...
Çoktan ev hali gibi soyunmuş,
Geriye küçücük,
Çaresiz bir minnak çocuk kalmıştır ya!
En hayal ettiği armağanı,
Durduk yere!
Ona hediye edilmiş gibi...
Küçümen bir veled sevinciyle...
Olduğu gibi karşılar ya seni!
Ama...
Sen...
Sarılsan...
Kırılacak!
Sanki;
Senden başka hiçbir aşka rast gelmemiş de,
Kemikleri kaburgasına yapışmış.
Dokunsan...
Dağılacak!
Sanki;
Güneş de fazlaca kalmış atlas kumaşı da,
Kurumuş kelebek kanadı gibi olmuş her yanı.
Bir kere daha sev-i-ver-sen...
Bildiğin uğruna ölecek!
Ama...
Sen...
O an...
Öylece...
Ondan...
Vazgeçersin.
Çünkü yine...
Biz'e...
Razı tam olmayacak hiç kimsesi!
O, giderken...
Gittikten hemen sonrası...
O, görmeden bakarsın ona...
Gözleri desen...
Feri çoktan kaçmış!
Yıldız, yakamoz desen,
O bile kalmamış!
Rengini bile seçemiyorsun?
Halbuki daha az önce...
Onunla son kere...
Vedalaşırken yine söylemiştin!
"Kendine iyi davran lütfen!"
Oysa...
Senin...
Anından sonrası,
Hiç!
İyi bakmamış yani kendine,
Yine dinlememiş yani seni.
Ne fark eder Adam/çocuk...
Her kimimsen!
Sen'sin seeen!
Cemre.Y.

29 Nisan 2017 Cumartesi

Herkes Kadar Herkes Mi Olacaksın

...Herkes Kadar Herkes Mi Olacaksın...
Bütün kara kışlarını,
Güneşle yamaladım ömrümün.
Göze gelir birkaç koca delik,
Kaldıysa da kusurum niyetine,
Güven atlasıyla kapatırsın belki,
Şefkat hamuruyla yapıştırırsın kim bilir?
Belki görünmez dışarıdan yaralarım,
İhanet hançerleriyle kanatamazlar ömrümü,
Beni bir kez daha öldüremezler belki.
Yüreğimin cehennem dağınığını,
Adam edebilecek misin, asıl sen ona bak!
İçimde sen oturacaksın nasıl olsa.
Yoksa kaçıp gidecek misin herkes gibi,
Herkes kadar,
Herkes mi olacaksın bana!
Seçim senin.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...