üstadım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
üstadım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Nisan 2025 Pazartesi

İçinden Yandım Hep!

...İçinden Yandım Hep!...
Mesele ateş olup yanmak değil azizim,
Mesele kül olup içinden tutuşmak.
Oysa ben gün oldu kömür oldum,
Gün oldu çıra oldum,
Gün oldu kor ateş oldum,
Gün oldu kül oldum da yetmedi.
İçinden yandım hep!
En içinden,
En ciğerinin çiziğinden.
Olsun, ona da eyvallah!
Cemre.Y.

4 Eylül 2022 Pazar

Şimdi Lazım

...Şimdi Lazım...
Şimdi bir parça güneş lazım bana,
Bir parça da ılıman iklimli deniz lazım.
Günler iyice griye kesmeden,
Mor çiçekli akşam sefalarım yaprak dökmeden,
Ruhumu kasvetli,
Hazanlı, hüzünlü sonbahar sarmadan,
Yalnızlık hırkamı sırtıma asmadan lazım.
Mutluluğa dair ne varsa şimdi lazım üstadım.
Sonrasını aşarız birlikte!
Cemre.Y.

12 Kasım 2020 Perşembe

Gün Gelir

...Gün Gelir...
Ama hayat bu üstadım,
Gün gelir, an gelir,
Seni en sevdiklerinle sınar!
Canlarının canına...
Zeval gelmesin diye de,
Kendine etmediğin kadar,
Gece gündüz dualar edersin.
Cemre.Y.

22 Ekim 2020 Perşembe

Artık Acıtmıyor


...Artık Acıtmıyor!...
Neyi fark ettim biliyor musun üstadım?
Ad koyucumun, 
Hiç acımadığı bebekliğimi,
Ve dahi! 
"Nefs'in vicdansızlığıdır!" diye bile,
Hiç düşünmeden, 
Hiç de yüksünmeden harcadığı,
Onca çocukluğumla, gençliğimin,
"Baba!" kelimesini affettiğimden beridir.
Artık acıtmıyor,
İlk adımın sürekli yüzüme vurulması.
Umarım haylice eğlenmiştir, 
Hayatımı uzaktan izleyen,
Kalubelamdaki kaderimi yazanım!
Ben de fena bir savaşçı değildim hani.
Cemre.Y.

9 Ocak 2020 Perşembe

Neyi Fark Ettim Biliyor Musun?

...Neyi Fark Ettim Biliyor Musun?...
An olup, aklım başıma geldiğinde,
Neyi fark ettim biliyor musun üstadım!
Her birimiz, bir nokta dahi edemiyorken koskocaman evrende,
Avuç içi kadar yüreğime...
Hem kendimi sığdırmaya çalışmışım ve hemde nice sevdiklerimi!
Sarılınca hani, sağ yanımdaki boşluğunda dolduğunu unuta unuta.
Cemre.Y.

25 Aralık 2019 Çarşamba

Masal

...Masal...
İnsanlar masal sever üstadım.
İnanırlar Kül Kedisinin Sindirella olup,
Baloya katılıp, prensle dans ettikten sonra saati dolunca,
Aceleyle kaçarken,
Tek ayağından düşürdüğü camdan ayakkabı için,
Bütün ülkeyi baştan sona,
Ayakkabı denettirip ki buçuklu bir ayak bile olsa,
Ne bileyim koskoca ülke ya hani
Kız oğlan birine denk gelirdi yani,
Sıra kilitli son mahzene gelene kadar.
İnsanlar masal sever üstadım.
İnanırlar Pamuk Prensesin üvey annesinin onu onca yıl,
Hem de doğrucu davut aynası her defasında
"Senden daha güzeli Pamuk Prenses" diyecek de,
Taa o yaşlanıp, öteki de genç kız olana kadar sabredip,
Sonunda "Ahanda yaşlandım,
E bu kız hala benden güzel öldürteyim madem" diyecek.
Avcı ona kıyamayıp ormana bırakacak,
Yedi cücelere denk gelecek vs.vs.
İnsanlar masal sever üstadım.
İnanırlar Heidinin taa,
Alplerdeki zavallı dedesinin ve dahi Peter'inin bile,
İyisinden, idaresinden ayacıklarında birer pabuç varken,
Bu kızcağızın ayacığı çıpaçıplak!
Sormazlar, masal bu ya inanırlar!
Ki bu arada itinayla ve de önemle belirtmeliyim ki!
Sağ ya da sol göz tembelliği fark etmeksizin,
Beyin odağı oluşturmanızı istedikleri hiçbir şeyi,
Sizde o tembellik var ise oraya, subliminal yerleştiremiyorlar!
Yani gerçeği çırılçıplak görüyorsunuz!
Olan Peter'e ve kör annesine oldu yani!
Neyse...
İnsanlar masal sever üstadım.
Sana daha buna benzer ne çok masalın kapalı kasasını açardım lakin!
Mart'ın kapıdan baktırıp,
Kazma kürek yaktırdığı zamanlardan zemheri bir geceymiş,
Rahmetli anacım,
Kim bilir ne karın ağrım varsa salla salla uyutamamış kaç gün...
"Doktora götürelim bey!" demek ne haddine de...
Bir gece olsun, bir tek gecenin, birkaç dakikacığı!
"N'olursun be herif,
Azıcık da sen sallasan, bak ölüyorum yorgunluktan!"
Olur demiş herif!
Yarına yemeğiydi, aşıydı, kaynana, kaynata, kayındı,
Eltiydi, görümceydi hizmetini kim yapacak!
Birkaç saat güzelce uyuyup dinlemiş anacım!
Sonra el yordamı beşiğime gitmiş eli, ilk bebesiyim ya hani!
Yok muşum!
Babama sormuş,
"Herif bebe nerde, sesi uzakta sanki kendi yok, nerede!"
Babam gayet umursuz,
"Sustur" dedin,
"Susturdum işte!" deyince fırlamış annem yatağından!
Zira ne zaman sıfatına tükürdüğüm babaannem ortalığı karıştırıp,
Gelin'di, görümceydi, bilmem neydi anam için babama
"Sustur!" dense oradaydı ya yeri, koşmuş hemen!
Gecenin bilmem saat kaçı...
Bütün eşiği küremiş elleriyle beşiğim ortaya çıksın diye!
Bulmuş da sonunda!
Koynuna almış, sarılmamışım,
Memesini vermiş sıcacık, emmemişim!
Sabahına kızamık olmuşum,
Ağır ateşten gözlerim kaymış şaşı olmuşum!
Annem bana gücenmiş kaç gecedir bangır bangır bağırıp ağlarken,
Babam beni kurbanlık adak gibi kara gömerken ses etmemişim diye!
Ben anama gücenmişim daha bana hamileyken,
Babaannemle babam bizi öldürmek için...
Anamın boğazından aşağı,
Kızgın yağ akıtmaklı cümleleri duyduğu halde
Hala kendini ona, hala beni ona,
Hala ömrümüzü,
Onlara nasıl olup da güvenebildiğini anlayamadığım için.
Kızgın yağ hikayesi de şöyle...
Sıfatı batasıca babaannemle en büyük gelini her sene anlaşır,
O yılın bir ambarlık darısını kendilerine iç ederlermiş,
Rahmetli anacım buna şahit olup da suça ortak olmayınca da...
Başka bahanelerle dili kurutulsun istenmiş!
Ben şahidim!
Yanisi sonraki ölüm fermanım sekiz aylıkkenliğime biçilmiş!
On bir yaşımda,
Yardımsever biri tarafından şaşılıktan ameliyat olurken,
Canlı canlı ameliyat edilmenin korkusundan diğeri de kaydı!
Gözlerimin yuvarlakları hala askıda sanki!
Tam iki ay kör yaşadım!
Bana şimdilerde kulaklarımın keskinliğine laf eden insanlarım,
O günlerimin bir günün,
Bir dolu saatini dahi bilseler lal olurdu halleri!
Düşünsenize on bir yaşındasınız!
Uzaktan yakından tanıdığınız,
Apartman sakininiz size şefkatle yanaşırken,
En akrabam dediğiniz o tanıdık en sesler,
Nasılsa gözleri açılınca tanımaz diye,
Hep elleme derdinde bir yerlerinizden!
"Görmeyince duyulmaz, duyulmayınca görülmez,
Hiçbiri olmayınca olmamıştır,
Tövbe bismillah" la bitiyorsa cümle
Zaten baştan sen suçlusun!
Ulan doğmayısıca doğmuşsun!
Piç değilsin, bir şey değilsin ama kız doğmuşsun,
Yanisi öteden yarılı yüreğim!
Sadece sekiz ay ana sütü emmişim o da ne vitamin edebildiyse!
O günden bronşit olduğumu otuz yaşımda öğrendim!
O günden astım olduğumu ve dahi bir vakitler,
Nasıl ve ne zaman olup da,
Zatürreyi atlattığımı da kırk yaşımda!
Yani bana sorulmuyor,
Kaderimin hangi notasında hangi es'i seçeceğim!
Kimini farkımda olmadan sollamış geçmişim,
Kiminin daha farkında değilmişim!
Lakin...
Kulak bu!
Ne kadar...
Unutmak için sağır olmayı dilese de,
Duyduğunu unutmuyor!
Göz bu!
Ne kadar...
Unutmak için şaşırıp kör olmayı dilese de,
Gördüğünü unutmuyor!
Burun bu!
Ne kadar...
Unutmak için koklamamış olmayı dilese de,
Aldığı kokuyu unutmuyor!
Ağız bu!
Ne kadar?
Unutmak için sıkılmış olmayı dilese de,
Yutturulduğu cümleyi unutmuyor!
Ten bu!
Ne kadar...
Unutmak için yok olmayı dilese de,
İstemsiz her dokunulduğu o anı unutmuyor!
İnsanlar masal sever üstadım.
Kesin senin öncende eksik bir şey var,
Kesin bir şey var!
E peki madem!
Bunca masal içinde,
Benim tahta beşiğimi bulun ve de içinde ki bebek imzamı da
Benjamin Button'a da ufaktan bir Mimai usulü göz kırpın,
Yakında sarılacağız,
Artık kim bebek, kim yaşlı bir anneanne!
Cemre.Y.

19 Aralık 2019 Perşembe

Yorgunum Be Üstadım

...Yorgunum Be Üstadım...
Nicedir sabahları uyanıp yüzümü yıkarken baktığım aynam küs bana!
Nicedir gözlerimin feri kaçmış, ışıldamıyor eskisi gibi.
Nicedir, her kimin, herhangi bir sebepten yükselse sesi...
Gittikçe çoğalıyor hayata daimliğime dair yetersiz bakiyem!
İç organlarımın kararsızlığı ayrı bir hikaye,
Ruhuma giydirilen tenimin gün be gün eskimesi ayrı bir roman!
Ömrümün seyrü seferi çocuk olmadan, ergen olmakla,
Ergen olmadan, orta yaşa seyirtilmiş çoktan!
Yarına dair hiçbir hayali bırakılmamış bir insan eskisiyim neticede.
Keşke diyorum şimdi...
Keşke!
Uyusam ve yarına bir daha uyanmasam!
Ha olur da ömrümün kum saati yeni güne uyanırsa...
Merak etmeyin...
Bütün iyi niyetlerimle...
Hepimize güler yüzlü günaydınlar dilerim, lakin!
Şimdi...
Çoktan...
Gönlüm gönünden sıyrılmış kadar...
Yorgunum be üstadım.
Gayrısını sen yaşasan da ben ufuktan sana melek olsam.
Cemre.Y.

3 Kasım 2019 Pazar

Kar Sessizliğini Özledim

...Kar Sessizliğini Özledim...
Nicedir yorulmuştum zaten hiç gelmeyecek o treni,
Yüreği yorgun otobüs garajlarında,
Ya da sol kürek kemiği kırık iskelelerde kenarlarında beklemekten!
Şimdi kulağım yine yokluk çilesine sızılı lakin...
Artık biliyorum beynimdeki bütün bu gürültünün müsebbiblerini.
Şimdi değil üstadım, şimdi değil...
Kar sessizliğinin hüküm sürdüğü o sessizlikte,
Öyle bir susacağım ki...
Bütün sağır kulaklar duyacak hissizliğimi.
Bir bilsen ah bir bilebilsen...
Ben nasıl bir hasretle,
Kar sessizliğini özledim.
Çünkü o gün ben son kez öleceğim.
Cemre.Y.

28 Ağustos 2019 Çarşamba

Umudu Yıldızlara Astık Ay Tutuldu

...Umudu Yıldızlara Astık Ay Tutuldu...
"Alıp başımı gitsem!" diyordu kadın,
Nicedir kendi kendine…
Kimliği, hiçbir hüviyette ifşa edilmemiş
Ve de edilmeyecek olan kişiliğini de yanına alarak!
Kim bilir kaç yüzyıldır,
Denemeyi deniyordu umudu yıldızlara asıp,
Ertesi gün, ruhuna,
Dalga dalga rengarenk gök kuşağı konacak diye…
İstisnasız her zaman da,
O en kısa şiirlerinden biri hatırlatıveriyordu kendini.
"Umudu yıldızlara astık,
Ay tutuldu." diyordu hep,
Tanışmaların yüzleşme kısmına geçememişliği!
Bir şey vardı bir şey?
Kaderinin ağını örerken,
Bir ilmek atlanmışcasına örneğinin,
En güzel deseninde boşluk kalan anasının yeleği gibi.
İlk hayal kırıklığından sonra,
Örgü örmeyi öğrenmişti rahmetli anası!
Daha tomurcuğu açılmamış,
Tazecik bir zambak kokusuydu oysa nişanlıyken.
Şimdi yiğidi öldür hakkını yeme
Bakınca bir daha dönüp bakılası yakışıklılıktaydı babası,
İstanbul gibi giyiniyor, İstanbul gibi davranıyordu lakin,
Söz konusu köyün en güzeli olunca,
Dili damağı kuruyor,
Saçma sapan köylü lafları geveleyip kaçıp gidiyordu.
Daha o zaman karar vermişti aslında anası!
Bu adamla hiçbir kaderin ilmeği atılmazdı ya,
Verilmiş bir söz duruyordu köy meydanında,
Değil mi ki darağacı gibi de başlık parası en ederinden!
Bir daha da bir araya gelmemeye çabalamamış anası!
Geçmişi yad ederken,
Onca kırgınlığı hamal eylemişken kendine,
"Değil mi ki biz darıları çatıdaki ambara taşırken,
Bir kez olsun elimi tutmadıydı biliyordum o günden!" derdi.
Şu "Söz!" gelmiş ve de geleceği düşünülmeden edilmişse
İnsanoğlunun başına ne de büyük vebaldi.
Oysa her aşk,
En hakikisinden iki yakasından tutulmayı hak ederdi,
Ki üstelik en karşılıklı olanından be üstad!
Hani hiç değilse sonradan olsun tutulsaydı o sözler
Kim bilir ne de güzel örülürdü o bütün kaderlerin yelekleri.
Tutulmamış…
Eceline yakın itiraf etmişti ya anası kızına!
"Tabi ki aşk'tı ya...
Yoksa nasıl olurdu da,
En affedilememesi şeylere af gibi boyun eğerdi!"
Tutulmamış aşk kalmış adı, ara sıra bakılası sarı sandukalardan…
Alıp başımı gitsem diyordu kadın nicedir kendi kendine…
Kimliği, hiçbir hüviyette ifşa edilmemiş
Ve de edilmeyecek olan kişiliğini de yanına alarak!
Kim bilir kaç yüz yıldır denemeyi deniyordu umudu yıldızlara asıp,
Ertesi gün, ruhuna,
Dalga dalga rengarenk gök kuşağı konacak diye…
İstisnasız her zaman da,
O en kısa şiirlerinden biri hatırlatıveriyordu kendini.
"Umudu yıldızlara astık,
Ay tutuldu." diyordu hep,
Tanışmaların yüzleşme kısmına geçememişliği!
Bir şey vardı bir şey...
"Çok dil bilmem, yürekçe severim" şiirini aşan bir şey,
Yeterince olamamış bir şey...
Hani hiç kimsesi?
Kaderinin ağını örerken bir ilmek atlanmışcasına örneğinin
En güzel deseninde boşluk kalan ilk yazma oyasının deseni gibi.
Oysa o vakitlerde de el oğlu/el kızı
Kağıttan havluya lunapark kafesi atma derdindeydi!
Ki atmaları tutturamadıysa da üstünden esip geçmekteydi.
Dün gece sokağında yangın çıktı kadının misal,
Doksan yedide deprem olmuştu onun gibi!
Adına yakışırcasına Eylül'ü, lülüsü aradı bir tek,
O vakit de o daha koynunda küçümen bir bebekti…
Çok şükür kadına bir şey olmamışa
Sevinerek sıra sıra sıraladı ömrünün törpülerini tek tek!
Neyse ki büyümüştü o da!
Diyemedi ki ona bir cümle edip, bir şey vardı bir şey!
"Kaderimizin bozuk zincirinin daha geçmişli ilk halkasındayım!
Daha kaç yıldız var kim bilir umutlarını yıldızlara asıp,
Bütün hayallerini mehtaba asılmış bulan,
Kaç ana öncesi hayal kırıklığımız?
Lakin alnının,
Tam da kaş çatımından gururla öpüyorum seni." diyemedi.
İçinden sadece
"Birkaç gün sal beni ey kaderim,
Dönersem, dönebilirsem, döndüğüm de
Kalbimize de yüreğimize denk gelen de
E artık hoş gelsin e mi?" diye en içinden fısıldadı o kadar!
Cemre.Y.

26 Ağustos 2019 Pazartesi

Ben Kendi Şarkımı Kendim Söylerim Üstadım

...Ben Kendi Şarkımı Kendim Söylerim Be Üstadım...
Bu gece...
Onu tamamen unuttuğumun yedinci gecesi!
Ama sen...
Yine de ona bir şey deme!
Kırılmasın gönlü durduk yere.
Daha balığı kızgın tavada öldüreceğiz,
Mangal keyif işi bilirsin hiç de öyle keyifli falan değiliz.
Ekmek kesme tahtasında sıra sıra doğrayacağız soğanları,
Araya yumuşak birkaç yeşillik de ekleyerek!
Ne bileyim birkaç meze olacak masada,
Birkaç da...
Aynı dertten çoktan muzdarip ahbap ekledik mi bu iş tamam.
Ben hiçbir zaman sevemedim bir ölünün arkasından helva yeme işini ya!
Bilim insanları salık vermiş güya.
Belki biraz un helvası, biraz da irmik helvası koyarız soframıza!
Bana mı...
Bana meze falan gerekmez aga, rakı ile balık eşlik etmişse makama.
Hele yanıyorsa cigaramın dumanı baş köşemde...
Öyle buzlu su falan da lazım değil ha!
Lakin acılı şalgamı sakın unutma.
Ancak öyle idrak ediyor kalbim birinin daha beynime göç ettiğini!
Gayrı kim ne istiyorsa onu izlesin, onu seyretsin bu saatten sonra.
Ben kendi şarkımı kendim söylerim be üstadım!
Sesim hiçbir zaman güzel olmasa da, hem de bağıra çağıra söylerim.
Cemre.Y.

13 Ekim 2018 Cumartesi

Üstadım

...Üstadım...
Gece'yi artık rahat bırak be üstadım!
Sırf sen uyuyamıyorsun diye...
Gece'ye de bu kadar hayal yükleme!
Hem bu kadar can kırklığını da ona yükleme!
Gece...
Herkese aynı gece!
Güneş çekilince, ışıkları az olan bir şehirdeysen,
Yıldızlarından yorgan olur sarınır sana.
Ne suçu var ki senin şehrin,
Senden başka herkese, her şeye fazlaca ışıklıysa!
Hem...
Ne olmuş yani yüzyıldır sevdiğin o adamın,
Sen ona daha bir kere bile sarılamadan,
Saçları, sakalları ağarmış diye!
Yüzyıl sonra yine onu gördün işte!
Ölmemiş ya!
Üstelik rüya falan değil bu gördüğün.
Yeni bir masal bulmuş yine kendine cam ekranda,
Kapat gözlerini uykuya…
Yarın...
Yarın olursa yeniden hayalleşiriz be üstadım!
Cemre.Y.

9 Ekim 2018 Salı

Gerek Yok Üstadım

…Gerek Yok Üstadım…
Soy adını bari,
Unutmadan gelseydin be tipini FAV'ladığım...
Sonrasını biliyorum zira!
"Gerek yok üstadım!" diye sesleniyorsun,
"O, şarkı artık çalmasa da olur!"
Cemre.Y.

1 Nisan 2018 Pazar

Yaşamak Mı

…Yaşamak Mı…
Yaşamak mı…
Nefes alıyoruz be üstadım...
Nefs-i müebbetli...
Yetmez mi ki!
Cemre.Y.

3 Mart 2018 Cumartesi

Bir Kere Daha Kırıldım Geçmişime


…Bir Kere Daha Kırıldım Geçmişime…
Şiir bile geçmiyor içimden, 
Öylece duruldu zaman,
Bir kere daha kırıldım geçmişime.
Şimdi mi…
Yine mi?
Yeniden doğamıyorum!
Ömür dediğin bugünse artık bitsin üstadım.
Cemre.Y.

31 Ocak 2018 Çarşamba

Çakal Topluluğu

...Çakal Topluluğu...
En zoru da ne biliyor musun üstadım?
Sen delirmeye çalışırken
Senden akıllı olduklarını sanan çakal topluluğu...
Arkanı dönmeye gör!
Cemre.Y.

28 Ocak 2018 Pazar

Yorgun

...Yorgun...
Yürek yorgun be üstadım...
Üstelik artık hiçbir şeyi de kalmadı ki
Zümrüdüanka'lığından...
Vazgeçti küllerinden doğmaktan...
Cemre.Y.

18 Aralık 2017 Pazartesi

Seçilmişim

…Seçilmişim…
Yüreğinin her bir telini hasretle, tel tel öptüğüm Seçil mişim...      
Senle ben aynı yürek galaksisinden'iz,
O nedenle kimsemiz gücenmeyi dahi düşünmez,
"Bak okumamış, beğenmemiş bile!" leri…
Zira okumalar olmadan, anlamı dimağa yerleştirmeden,
Oluşan beğenilerden bize ne!
Ki onca işinin arasında vakit ayırıp okumuşsun ya şimdi,
Onurlandım şairimin, üstadımın böylesi beni anlamış yorumuyla…
Seni hiç görmedim göz göze, sende beni…
Ama yürekçe de hayli cancağızımsın her daim.
Seni tekrar okumalar için uzun bir yolculuk bekliyorum,  
Biliyorsun ki seni en çok, otobüs veya metrobüs kalabalığında,
Tepemdeki meraklı bakışlarla okumayı seviyorum.  
Sen benin onlarla olan intikamım gibisin.
"Çok meraklılarsa, şiir okusunlar, üstelik en uzunundan!" intikamım.
Öpüyorum şu an bu yorumumu,
Hiç üşenmeden okuyup gülümseyen gözlerinin üzerinden.
Cemre.Y.   

16 Aralık 2017 Cumartesi

Mutluluğun Tek Resmi Aşktı

…Mutluluğun Tek Resmi Aşktı...
Velev ki Nazım üstadıma bi Abidin olsaydım da,
O meşhur sorusunu bana sorsaydı,
Ona sadece şunu derdim;
"Üstadım ben sizin kadar arı değilim!
Her çiçekten bal arayamam!"
Mutluluğun tek resmi, tek birine aşktı,
Bi görebilseydin.
Cemre.Y.

9 Aralık 2017 Cumartesi

Zaten Artık

...Zaten Artık...
Artık çok...
Yoruldum be üstadım...
Hani...
Böyle bir hayatın da!
Taaaaa en
Tabiatına!
Hani hiç...
Yardım ettiği falan da yok yani bana!
Yaratmaya bunca da meyilliyken
En başından belli ki terk etmiş beni yaradan!
Hamurum da madem böyle apak kurulmuş diye,
Mizanıma da öyle durulmuş!
Yoksa sorsan...
Yaşamak bu değil!
Zaten artık...
Papatyalara da yok'um!
Unuttum bu sefer seni!
Valla bak, kesin bu sefer,
Unuttum!
Cemre.Y.

26 Ağustos 2017 Cumartesi

Doğum Günüm

…Doğum Günüm...
"Yaş otuz beş!
Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider."diyeli
Cahit Sıtkı Tarancı üstadım
Yetmiş yıl olmuş meğer!
Henüz kırk altı yaşında gittiğindeyse
Kendince hesabına oturduğu sonunun
Tan ağarması bol vazgeçişli gidiş hesabına
Daha 24 yıl kalmışken
Öylece gelivermiş Azrail efendi
Hesaba uymaksızın onu hepimizden alıvermiş
Meğer ömrümüzün her salisesi bize
Çoğunluğu kötü sürprizlerle dolu
Bombası ciğerimize asılı birer hediyeymiş!
Doğduğum günlerimi sevmem pek
Hiçbirisi doğmak istemediğim gün gibi değildi
Yeterince doğurulamadım,
Yeterince doğamadım,
Yeterince yaşayamadım
Yoksa andan itibaren
Hep gün alıyorum diye değil
Hala nasıl olup da yaşıyorum diye
Yaş bu gece son defa 40
Gün boyu kutladım kendimce
Dördümün yanındaki o son sıfırımı
Yarısı neresiydi hiç bilemedim
Tamamı nere hiç bilemem
Sanırım ben hiç ölmeyeceğim!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...