31 Mart 2020 Salı

Sarılmamız Gereken Acil Durumlar Var


...Sarılmamız Gereken Acil Durumlar Var...
Sana eksik kalmış bir şiirimin,
Derin özleminden sesleniyorum biriciğim.
"Sarılmamız gereken acil durumlar var...
Ki ayak izlerinden topluyordum,
Bütün uykusuzluklarını ben.
Sarılmamız gereken acil durumlar var sevgili...
Belli ki...
İkimizin de bir yanı boşlukta..."demişim yıllar önce!
Kim bilir ayrılığımızın, kaçıncı gününde, kaçıncı haftasında,
Kaçıncı ayındaydık,
Özlemin uykularımı kaçırmayı abarttığında.
Sonra sonra çok sarıldık yüreklerimizin atışıyla.
Çok çok öptük birbirimizi koklaya koklaya!
Şimdi yeniden gönül koymuşsun bana...
Olmayacak dualara,
"Amin!" demekten yorulmadın mı dedim diye.
Bilmiyorum ki kaç nefeslik ömrüm kaldı şu dünyada!
Fakat artık cesedime bile sarılamayacak olman,
Uykularımı bölüyor, yüreğimi yarıyor,
Ciğerimi söküyor yerinden.
Sen sesini bile yoksun bırakıyorken benden,
Gülüşün solmasın diye fotoğraflarını bile öpemiyorum ben.
Bu devran geçip giderse sağ salim kalırsak şu hayatta.
Bana epeyce bir sarılmak borcun var bil istedim.
Cemre.Y.

28 Mart 2020 Cumartesi

Kırgın

…Kırgın…
Herkes de sanıyor ki
Ben yokluğa düşmanım
Oysa ben…
Yoksunluğa kırgınım.
Cemre.Y.

26 Mart 2020 Perşembe

Yoruldum


…Yoruldum…
Bir gün ölürsem,
Güzel diyarlardan birine gideceğimi umuyorum.
Aslına bakarsan…
Fragmanları hariç…
Bu Dünya yeterince cehennemdi bana!
Ki zaten burada her sabah güne uyandığımda,
Cennete uyanmış gibi hayallenip,
Gece gözümü yumana kadar,
Türlü çeşit afili reklam kuşakları arası,
Bana yazılmış kaderi yaşamaktan da hayli yoruldum.
Cemre.Y.

23 Mart 2020 Pazartesi

O Değil De

...O Değil De...
O değil de...
Bir gün ansızın...
Yitip gidersem,
Son şiirimin,
Sondan üçüncü mısrasının sonrasını yazamadan!
En çok...
Nefesim çıkarken boğazımın ilmeğinden,
Senden derin bir nefes çekememiş olduğuma yanarım.
Epeydir Güneşe uzak o saçlarının kokusu şimdi nasıldır misal?
Üstün başın nasıl kokuyordur, hele boynun, koynun...
Küskünlüğün duruyor mudur yerli yerinde, hani zemheri ayazlı?
Olsun.
Senin bir tek busendeki, gül kıvrımlı gülüşün sağ olsun.
...
...
Cemre.Y.

21 Mart 2020 Cumartesi

Corona Mı Ne Sokum Sa, Belki De Geçip Gitti De, Biz Ölemedik!

...Corona Mı Ne Sokum Sa, Belki De Geçip Gitti De, Biz Ölemedik!!...
"Corona mı ne sokumsa belki de geçip gitti de, biz ölemedik!"
Yok!...
Benim cümlem değil bu cümle.
Çok şükür herkes her şeyin farkında!
Güya Corona hakkında hiçbir şey yazmamaktı niyetim.
Kafalarına at gözlüğü takmış, at kadar beyni olmayan,
Yıllar yılı ezber ettikleri cümleleri tekrarlayan,
Toplumun asalak kesimi hariç,
Başka başka, bambaşka yaşlılarımızın da var olduğunu hatırlayana kadar!
Kulağımdan bahçedeki yaşlılara, tükürürcesine,
"Yaşlılar, ya yaşlılar, evlerinize gidin ya!" diye seslenen genç delikanlının sesi,
Dimağımdan yaşlı amcaların o çaresiz bakışı geçip gitmezken.
Öyle bizim millet gibi markette ne var ne yok evime stoklamadığımdan!
Zira kalbim şiir yürekli olsa da, beynim muhasebecidir benim.
Eğer, bu musibet bize de uğrar da, ölmez de sağ kalırsak,
Ay sonu o kredi kartının kaç para geleceğini hesap edenlerdenim.
Çok şükür temizliğimi bitirmiş, hem evimin ihtiyaçlarını almak,
Hem de şöyle insanlara uzak mesafe bir tutam nefes almak için dışarı çıktım.
Birkaç maskeli, birkaç da eldivenli insan dışında herkes normalindeydi.
Bu sefer ben uzak ara korunmasını tercih ettim.
Parkın sonuna doğru ilerlerken hayret ettim mangal sefalarına bari ara verilmiş!
En köşedeki kamelyada iki kasketli yaşlı amca vardı.
Tam "Eyvah, eyvah hala söz dinlemiyorlar bunlar!" diye söylenecekken,
Daha yaşlı olanın şu cümlesini duyduğum an donakaldım.
"Korona mı ne sokum sa, belki de geçip gitti de, biz ölemedik!"
"Ne biliyim aga! Sen tee Çinlerden gez dolaş, dünyayı kavur,
Bir bize uğrama! Olacak iş mi şimdi?" dedi diğeri!
Beynim yanmıştı duyduklarımdan gittim karşı kamelyaya oturdum.
Nasılsa iki kamelya arası ikişer metreydi.
"Sankim biz şinci çıktık sokaklara, sanki hep evde böyle torun torba,
Sanki böyle, gelin, oğul, damat, kız, iç içeydik de şimdi böyle diyolar" dedi biri.
"Sorma aga! Bu olaylar olmadan evvel duydum daha bizim oğlandan,
Emekli maaşım olmasa çoktan huzur evine atacaklarmış beni!" dedi öteki!
Diğerinin sesi çatallaştı öylece uzaklara bakarak konuşurken...
"Sanki dünden önce sarılmamıza izin veriyorlar mıydı torunlarımıza,
Ya da ne bileyim hatırlamıyorum en son ne vakit sarıldık biz oğlumla!"
Öteki burnunu kırıştırdı böyle direği sızlamış da ağlayacakmış gibi!
"Ben en son dört bayram önce sarılmıştım kızıma,
Sonra emekli maaşımı oğlana veriyorum diye gönül koyduydu bana!" dedi.
"Sanıyorlar ki, derdimiz onlara heder olmak!
Rabbim ömürlerimizden alıp onlara verse ya keşke!" derken bey amca...
Ah nasıl da koşup sarılmak istedim her ikisinin de boyunlarına!
Hiç benim babam gibi değildiler, ya ne biliyim gerçek baba gibiydiler işte.
Ortalıkta hastalık kol gezerken köyüne gideceği günü,
Kahvehane arkadaşlarıyla okey taşı yuvarlayarak geçirmiyorlardı misal.
Onlar, sadece, doya doya, sevip, sevmek ve sarılmak istiyorlardı emeklisiz!
"Önceden evlerimizde iğreti bakıyorlardı bize fazlalık diye,
Şimdi sokaklarda aynı bakışlar üzerimizde aga!" dedi kasketli amca.
"Hee, eskiden camilerde, meydanlarda dolanırdık da kimse görmezdi,
Hani bizde bu bacaklarla sokaklarda olmaya meraklı değildik lakin,
Ya gelin temizlik yapacaktır, ya oğlan evden çalışacaktır,
Ayakaltında olmamak içindi bütün gayretimiz." dedi diğeri.
"Şimdi her yerde fazlalık olduk mirim,
Şu Corona mı ne sokumsa belki de geçip gitti de, biz ölemedik!"
Şu insanlar ne kadar zenginler bir farkına varsalar!
Benim ne böyle bir babam oldu, ne de...
(Rahmetli anamın gücüne gitmesin)
Ne de böyle bir anam!
Ne dedelerimden gördüm bir tek sevgi dolu bakış,
Ne de anneanne ya da babaannemden!
Çocukluğunun hayli yerleşiverdi hülyalarıma,
Keşke kocaman cam fanustan bir dünyam olsa da,
Bütün sevgileri bir araya toplayıp koskocaman sarılsam!
Bütün sevgilere de ölmeyi yasaklasam.
Cemre.Y.

18 Mart 2020 Çarşamba

Neyse Diye Bir Yer Var, Eyvallah İle Ölesiye Kapışıyor!

...Neyse Diye Bir Yer Var, Eyvallah İle Ölesiye Kapışıyor!...
Şu sıralar...
Nasıl olduğumu soranlara,
Bu soruyu soran kendi kendime olsam da...
"İyiyim!" diyorum...
"Hatta,
"Hiç olmadığım kadar iyiyim!"
Zira artık...
Artıksız ve de fazlasız yaşanıyor şu ömür!
Düne çok geç kalınmış,
Defteri çoktan sürülmüş.
Ansa...
Teğet mi geçmiş gibi mi sanki!
Gelecek...
Gelecekse...
Salisesindeki yok oluş oranı belli değil!
Yeni açıklamalar için 00:00 a çok var ki....
Ertesi günümün ve de gecemin 23:59 una hapis!
Lakin...
Şu vakitlerde misal,
Ben ölürsem...
Dilimde aradığım o son telefon numarasının,
Gayette çeken o telefon teflonluğunda o mekanik ses...
"!Vıınnn, dıt, dıııtt!"
Hani mezarımda dillenmesin diye de...
Oldukça affedici şiirlerim vardı hani!
"Ben...
Seni...
Unutmak için...
Sevmedim" li.
Neyse...
Burnumun direğinde,
Boğazımın ilmeğinde,
Bir anason kokusu yığıldı hiç yoktan,
Hiç yoktan acılı şalgamın tadı dilimde,
Oysa...
Sadece...
En alt komşum mangal yakmıştı,
Beni hiç hatırlamadan!
Aslında...
Bütün ömrümün hikayesinin,
Bütün mütercimi buydu.
Ne sen duydun, ne o, ne de bir başkası!
Sen hariç!
İkinci,
Üçüncü,
Biz hariç...
Çoğul şahıslar sanki umurumdaymış gibi,
Hem de çoğulsuz!
Neyse...diye bir yer var!
Neyse hani ya?
Eyvallah ile ölesiye kapışıyor!
Cemre.Y.

13 Mart 2020 Cuma

Gurbet

...Gurbet...
Çiy tanesine hasret kızgın kumlarına,
Bir anda şakır şakır yağıp, aniden kesilmek yerine,
Yıllar yılı özümden damla damla damlamaktayım.
Daha da, hala...
Gurbetine vatan olamadımsa neyleyeyim.
Cemre.Y.

12 Mart 2020 Perşembe

Hayat

...Hayat...
Kimin...
Nerede?
Ne zaman?
Nasıl olması gerektiğine biz karar veremiyorsak,
Kim bilir belki de...
Hayatı çok fazla sorgulamamalıyız.
Cemre.Y.

11 Mart 2020 Çarşamba

Labirent


...Labirent...
Yalnızlığının labirentlerinde gezerken,
Önceden ömrüne yazılmış kaderin,
Sana belirlediği bütün o zamanları yaşaman için,
Bir tek parmak hareketiyle iplerinden birini çeker,
Ve sen...
Sana seçilmiş o anları, yaşamaya başlarsın.
Ne yazık ki hiç kimsenin aklına gelmez!
İpleri tutan o inancı değiştirmeyi...
Beyin, uzunca bir süreliğine uzaklara gitmiştir çünkü!
Yürek desen çoktan kırıksa hele...
Sağın, solun, önün, arkan hep sobe.
Sana "Geçer!"demeyeceğim küçüğüm.
Geçmez zira!
Sadece...
Artık acıtmaz olur bütün o kayıplar!
Cemre.Y.

8 Mart 2020 Pazar

Evet


…Evet…
Nasılsın, özümün güneşi?
Geçti mi…
Yaralardan, yarelerin?
Evet...
Onu hala seviyordum!
Ama bedelsiz,
Ve de nedensizce!
Cemre.Y.

7 Mart 2020 Cumartesi

Biriciğim

...Biriciğim...
Yordum, yoruldum da epeyce!
Şimdi ardıma dönüp baktığımda...
Bir tek...
İki göğüs arasında gördüğüm,
Tam da yürek çiziğinde, öylece, sade...
Siyah çizgilerle,
Bembeyaz bir tene çizilmiş,
Taç yapraklarına hasret,
Tek bir lale!
Oysa iki güğüm arası Zümrüdüanka olasıydı orada.
Yoruldum...
Yordum da epeyce!
Beni içinden affedebilecek misin biriciğim?
Beni iki göğüs arası tam da yürek çiziği,
İki kaş arası alın yazımızdan,
İki yanak arası burnumuzun direğinden!
Beni iki dudak arası yürek kelamından affeder misin?
Cemre.Y.

6 Mart 2020 Cuma

Demir Tadı

…Demir Tadı…
Yardan uçmuş yaralarımı affedip bitirdikçe,
Yeni yeni duvarlar örmüşüm yüreğimin üzerine.
Halbuki "Affettikçe gelecek güzel günler." diyordu bütün literatürler!
Şimdi bütün o çok sevdiklerimi…
Taa ciğerimin içinden çoktan affettim lakin…
Bir daha da hiç kimsemi o kadar çok sevemedim.
Geçmişin labirentleriymiş meğer sevgiyi hatırlamamı hükmeden.
Oysa ne de çok ağuyu şerbet diye şeçmiştim.
Şimdilerde mi?
Şekersiz çayı dahi şekerli tat veriyor diye azalttım ömrümden.
Ha bir de nedeni nedir bilmem!
Sade su, Sade Türk Kahvesi dahi içsem…
Tuzla karışık demir tadı damağımda, hani her şey çok güzel olacaktı?
Cemre.Y.

3 Mart 2020 Salı

Güya


...Güya...
Çoktandır akordu çoktan bozuk bir enstrümanın içinde,
Ortasında, üstünde, tokmağında ya da nefesindeydim!
Ben kaç kere öldüm hatırlayamıyorum,
Kaç kere yeni bir hayatın umuduna, Zümrüdüanka gibi yine dirildim.
Ama her seferimde, kendimden de önce,
Sana yeni bahar çiçekleri için, yeni tohumlar ektim ben çocuk!
Her mevsimi rengarenk fesleğen kokulu,
Her mevsimi rengarenk zambak kokulu,
Her mevsimi rengarenk hanımeli kokulu,
Her mevsimi daha bilmediğim envai çeşit hayallerinle,
Nice lale şefkatinde ve iki göğsünün tam ortasında açmış bir yürek.
Lakin...
Zaman...
Amansız bir düşman çıktı hep sana, bana, ona!
Çoktandır akordu çoktan bozuk bir enstrümanın içinde,
Ortasında, üstünde, tokmağında ya da nefesindeydim!
Ben kaç kere öldüm hatırlayamıyorum,
Kaç kere yeni bir hayatın umuduna, Zümrüdüanka gibi yine dirildim.
Fakat bu sefer...
Bütün enstrümanlarımın tellerinden biri kesin kırık be çocuk!
Göğe bakıyorum, tavan çatlak, su kaçırıyor,
Yere bakıyorum, zemin çatlak, toprak kaçırıyor,
Sağım, solum, önüm, arkam zaten hep "Sobe!"
Güya...
Seni içimde ilk hissettiğimde, nefesin bulansa nefesin olacaktım!
Güya...
Yolda yürürken ayağına taş değse çimenin olacaktım!
Güya...
Ömrümü törpüleyen her ne var, ne yoksa seni teğet geçip bitecekti!
Güya...
Alnının tam ortasını, yazgısından gururla öptüğüm tek yürek çiziğimin,
Ömrünün hiçbir anında, hiçbir yaş tanesi olmayacaktı öyle mi?
Kim bilir kaç kere başaramadım seni bunca severken,
Ömrüne lale bahçeleri ekebilmeyi?
Şimdi bir daha akort olamayacak bir kalp kırığıyım vatanımın içinde gurbet!
Hani biz dünyalıydık?
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...