...Hayata, İnadına, Hala!...
Ben ömrümde,
Birkaç cehennem yaşadım evet!
İlki, doğduğum gündü hani.
Sonrasını, yine, yeniden,
Saydırtma istersen!
Zira!
Her birini hatırladıkça,
Yeniden yaşıyorum, an ve can!
Canımın kırıklarına basılıp duruldukça da,
Öğrenmek zorunda kaldım,
Her yeni günün sabahına uyandıysam,
Bugünümü bari, cennet saymayı.
Hayata, inadına,
Hep de gülümsedim, en içten!
Lakin, ne vakit...
Gün geceye sararsa,
Artık aylardan hangi ay,
Akşamlardan hangi gece,
İhanetlerden hangi zamansa...
Şuramda!
Tam şuramda.
Tam da, en güvenip,
En sevdiklerimin otağının canında,
Şöyle, yamalıklı bir şilte bulmuşken,
Öyle bir alaz atıyor ki duman,
Öyle bir yakıyor ki ciğerimi can evimden,
Tekrar, yine, yeniden anımsıyorum,
Hiç kimseyi, sınırsız, sonsuz sevmemeyi.
Şimdilerdeyse benim cehennemim,
Asma yapraklarının salındığı bir akşamda,
Cızır cızır mangal kokusunun rehavetiyle,
Şuursuzca yemiş, içmiş, keyfine bakmakta.
Sus!
Ve zaman, yine, yeniden,
Sonsuz bir sabırla,
"Sus!" kaftanımı omuzuma sarmakta.
Ömrümde, hiç yoktan,
Cennete sarıldığım zamanlar geliveriyor aklıma,
Usulca öpüveriyorum,
Çoktan yitik sayılmak istenen ömrümün canından!
Mademki ölemiyoruz sağlıcakla...
Hayata!
İnadına!
Hala!
Cemre.Y.