...Boğazının İlmeğini Sevdiğim...
Soy adının…
Adımın yanına ne kadar yakışacağını yazıp yazıp silmek,
Bir şarkının nağmeleri gibi dillendirmek,
Sabahlara kadar seni düşünüp hayal etmek yaşlarını
Çoktan geçmiştim ben ey sevdiceğim!
Hani es kaza, çocuğumuz olursaydı eğer!
Kürtaj vakıasıydı yani.
Adı bile yoktu yani senden bir canın!
Hani çok sevmiştim, hani çok seviyordum,
Hani çok seveceğim ya ben seni!
Hani “Çok” bile, “Az!”dı ya sana dair be sevdiceğim!
Ne de olsa her kadın, “Sevgilim.” derdi birilerine,
Her kadının “Aşkım.” dediği birileri olurdu mutlaka,
Ama her kadın,
Herkese, “Sevdiceğim!” diyemezdi!
Oysa adının emir kipi yüklü umut dolu olduğu kadar,
Soy adınla,
Huzur yüklü sessiz harflerimdin sen benim.
Baştan biliyordum rengini yani.
O renginin mayıs şafakları,
Haziran akşamları,
Temmuz yakamozları,
Ağustos geceleri en güzeliydi be sevdiceğim.
Ben ilk defa dost yüreği!
Benim için uyumayan bir adamı sevdim mesela.
Oysa sonradan öğrendim.
Yorgun ayakları uzanmak istiyordu sehpaya.
İpoteksiz bir sevdayı
Seninle sevmeyi sevdim be sevdiceğim!
Ben ikinci defa!
Kayboluşlarımın güven yüklü şafağını sevdim mesela.
Ben üçüncü defa!
Ansız bir bakışı
Arsız bir öpüşü sevdim dudaklarından mesela.
Ben dördüncü defa!
İlk kez kayalıklarda bana sarılışını.
Beşinci defa!
Yağmuru sevdim mesela!
Şemsiyemizi kaldırıp bana bakışını,
Ben altıncı defa!
El ele...
Maviye ilk defa yüzüşümüzü sevdim mesela
Ben yedinci defa!
Zaman sana hayli geç kalmışken…
Ben daha sana yeni doğarken…
Adımlarını bana uydurmaya çabalayışını sevdim.
Ben sekizinci defa!
Olmadık yerde, olmadık zamanda,
Komedyalar dolusu bir kitabı sana sesli okuyup
Çocuklar gibi şenken, rahatsız bir yatakta,
Umarsız kıkırdayışlarımızı sevdim mesela!
Ben dokuzuncu defa!
Metrobüs durağında
Ansızın beni merdivenlerin altına çekip
“Şimdi seni dövsem kimse karışmayacaktı nasılsa,
Öpersem de kimse karışamaz ya!” diyerek!
Ansızın beni öpüşünü sevdim.
Hani…
Sadece beşle sınırlanan
Ummanlar dolusu duyularımızın,
Onuncu köyü çoktan aşmış…
Sınırsız olduğun anılarım.
Çok sevdim,
Seni ben çok farklı sevdim.
Be “Sevdiceğim!”
Hem de hiçbir zaman!
Hiç kimsemin,
Soy adının yanında,
Adımı sesli söylemeyecek kadar.
Delirmeden yine,
Adabınca olanı kabul edecek kadar.
"Sahi sen nasılsın?
İyi ve mutlu ol no’lur!” diyecek kadar da
Aşırı sevdim ben seni.
Ah be sevdiceğim!
Boğazının ilmeğini sevdiğim.
Ama beni yine terk edişini,
Bu sefer bana ebediyen susuşunu
Hiç mi hiç sev…e…me... dim!
Deli bir adamın mantık duvarlarına
Çarpıp çarpıp, beni yok saymak pahasına
Bana gelince akıllanmasını
Hiç mi hiç sev…e…me... dim!
Delirmek akıllı bir eylem değildir oysa
Seni hala..çookkk… düşünmekteyim.
Neyse be sevgili boşver sen beni.
Unut beni be...
Soy adına yakışır bir ad bul kendine...
İnan böylesi daha iyi senin için...
Sahi yahu “İyi misin?”
“İyi ve mutlu ol be...”
Boğazının ilmeğini sevdiğim.
Yutkunma bir daha bana....
Ben…son yutkunuşlarımı,
Güzel bir ağustos sabahı
Güneşe dizmiştim kaldı orada…
Şimdilerde de hep o son anımıza tebessüm ederim.
"Karıştırma yine yüreğimi,
Bitmişken git!" demiştin hani.
Bir daha sana gelmemek üzere gittim ben de.
Yoktu ki başka bir nedenim.
Cemre.Y.