30 Ağustos 2022 Salı

Sade Bir Kahve

...Sade Bir Kahve...
Puslu ve gri bir sabaha uyandım bugün,
Denize gidecektim güya!
Sade bir kahve eşliğinde terasıma çıktım.
Epeydir saçlarını okşamadığım,
Fesleğenimle, sardunyamın saçlarını okşadım.
Kendiminkiyle beraber kırıklarını aldım kalplerinin.
Cemre.Y.

28 Ağustos 2022 Pazar

Bugün Pazar

...Bugün Pazar...
Güne gülümseyerek uyandı kadın,
Rüyasında ne görmüşse belli ki mutluydu.
Uzun zaman önce aç karnında da,
Tok karnına da içilecek ilaçlarıyla vedalaşmıştı.
Sade bir kahve yaptı kendine!
Yudumlayarak verandasının kapısından çıktı.
Ayağını gıdıklayan kumları aşıp denize ulaştı.
Bugün pazardı ve daha kuşlar bile uyanmamıştı.
Usulca sokuluverdi denizin koynuna.
Bu sabah yüzünü deniz yıkayacaktı.
Daha akşama çok vardı.
Cemre.Y.

27 Ağustos 2022 Cumartesi

Sonra Yarın Oldu

...Sonra Yarın Oldu...
Dün gece, bütün geçmişimi çöpe attım.
Tek bir damla yaş akıtmadım gözümden.
Artık olmayanlardan, olamayanlardan,
Hiç olmayacaklardan,
Hükümlü değil geçmişimin kırgınlıkları.
Sonra yarın oldu.
Yüzümdeki çizgilere inat,
Güzel gülümsemeler takındım ruhuma.
Gamzeler kondurdum yanaklarıma.
Bundan sonra hayat düşünsün.
Cemre.Y.

26 Ağustos 2022 Cuma

Hissizlik

...Hissizlik...
Hani an oluyor ki bazen,
İnsanın,
Yürek kırgınlıklarıyla,
Gönül kırgınlıkları bir araya gelip,
Hani,
Çoktan beridir,
Yerle yeksan edilmiş,
O güven kırıkları da bir olup,
Acının acısından,
Artık hiçbir şey hissetmez olursun ya!
Tam öyle işte.
Ne kırgın,
Ne küsgün,
Ne kızgın,
Ne öfkeli,
Ne intikam hissi.
Artık öyle bir hissizliksin işte!
Cemre.Y.

Hakkım Baki

...Hakkım Baki...
Ey benim yüreğimin gülen yüzü,
Ey benim ciğerimin çiziğinin,
Baş kraliçesi!
Nicedir öğrenmiştim oysa,
Bana hiç yok, kendine hep çokluğunun.
Sana dairli varlığımın,
Senin tarafından, posam çıkana kadar
İyice sömürülüp,
Öylece bir kenara savurulup atılınca,
Güneşte unutulmuş atlas kumaş gibi,
Lime lime edilişimi izledim önce!
Sonra sonra fark edip uyandım,
Başkaları, tek bir kere bile,
Benim güvenimi kırdığında,
Ağızlarıyla kuş tutsalar affetmezken,
Seni ne çok affetmiştim,
İçimden, içime kırıla kırıla!
En son...
Beni, sıfatımı, sana dairliğimi, hiçe sayıp,
Başkasının götünü kollamam için,
Beni korkuluk olarak kullandığında anladım bunu.
Her aradığında beni yine bulmuş olman ise,
Sadece ve sadece bir gün yok olduğumda,
Neyi yok ettiğinin farkına varırken,
Koskoca senelerini bir hayale harcamış olmana rağmen,
Yine de son şansında,
Hazır herkes seni iyice bir salmışken,
Onca yılının diplomasını almış olmanı dilememden.
Bana faydası olacağından değil ha!
Senin şu hayatta, kazandığın,
En önemli şeyi başarmış olman.
Değil mi ki,
Ondan da vazgeçersen,
Artık kırılacak bir ben daha kalmadı bilesin.
Hakkım baki, sütüm helal olsun.
Cemre.Y.

24 Ağustos 2022 Çarşamba

Biri Olmalı


...Biri Olmalı...
İnsan olanın asıl sorunu,
Aslında hiç de öyle...
Kimsesizlik falan değil azizim.
İnsan, istedikten sonra,
Hani, çok da seçici olmadıktan sonra,
Ne gelirse kabulümdür hesabından,
Herkes, herkese,
Herhangi bir sıfat ihtiyacına dair,
Önemsediği birileri olabilir sonuçta!
Lakin...
Öyle bir an oluyor ki...
İnsan olanın mecburi yalnızlığına,
Yalnızlık yoldaşı olacak,
Hani yoğun bakım odalarının hemen dışındaki,
Çamaşır sepetinde saklanan çocukları gibi,
Onu bekleyip,
Onun için çarpan kalbini hissettirecek,
Bulduğu her anda içeri koşup,
Ellerini sımsıkı saracak birileri olmalı.
Biri olmalı ki,
Girilmemesi gereken,
Aşılmaması gereken duvarların arkasında bile,
Değil ki, sizin o esnalarınızda,
Başka şeylerle zaman harcamak,
Zamanın bitmesi için oyalanmak yerine,
Tüm yüreğiyle seninle olduğunu hissettiren!
Var mı?
Yok.
Cemre.Y.

23 Ağustos 2022 Salı

Neyse, Biz!


...Neyse, Biz!...
İnsanın...
Gönlünün yüreği,
Ciğerinden kırgın olunca!
Güveninden de,
En derininden de,
Defalarca vurulunca!
Açlıktan içi göçse bile,
Tadına tuzuna dahi bakmayacağı,
Türlü çeşit yemekleri,
Onca yorgunluğuna rağmen,
Göz kararınca,
Saatlerce hiç gocunmadan, yapıyor da!
Öylece, karşısına geçip,
Sadece, kokusunu içine çekiyor işte.
Doyuyor böylece, kokuya!
Oysa...
Herkes de sanıyor ki,
En ufak acıdan,
Köşe bucak kaçınması nahifliğinden.
Kimseler de bilmiyor ki,
O en büyük sandıkları acılarının,
Her bir anını,
Hep sen yaşadın, en derininden!
Neyse, biz!...
Gülümseyelim mi yeniden?
Hayata dair,
Hani, inadına!
Bak yıldızlar hala bizi çekiyor!
En güçlü biz göçelim,
Öte aleme!
Cemre.Y.

15 Ağustos 2022 Pazartesi

Nazara Geldik Biz Yine!

...Nazara Geldik Biz, Yine!...
Oysa...
Sonu bucağı yoktu seni sevmelerimin!
Durduk yere,
Gözlerimin içine özlemle bakışını severdim.
Durduk yere de,
Muzip bir tebessümünü severdim misal.
Durduk yere, yüreğinin bana yansımasını severdim.
Durduk yere de, ömrüme dahil olmuşluğuna şükrümü.
Durduk yere,
Okşamalara doyamadığım,
O güneş ışıltılı saçlarını severdim.
Durduk yere de,
Kalp dudaklarından dökülen,
Şefkat dolu sözlerini.
Sonu bucağı yoktu seni sevmelerimin.
Sana, daha, katrilyonlarca bahaneler sayabilirdim.
Ta ki...
Güvenimde artık kırılacak yer kalmayana kadar!
Göze geldik biz, söze geldik,
Nazara geldik biz,
Hiç olmayacak bir kazaya değdik!
Belki de...
Aslında bizimle hiç alakası olmayan o,
Uğraklara uğradık belki kim bilir?
Bittik, gittik!
Oysa...
Neyse!
Belli ki nazara geldik biz yine!
Cemre.Y.

12 Ağustos 2022 Cuma

Gizli Özne

...Gizli Özne...
İçinden, hiç şiir esmediği günleri olur insanın.
Tek bir cümle dahi, mısra etmek istemez.
Oysa...
Dudaklarının kenarındaki tebessümde,
O gizli öznedir şiir!
Kimseler bilmez.
Cemre.Y.

11 Ağustos 2022 Perşembe

Ay Dolunay

...Ay Dolunay...
En son...
Dün gece gördüm,
Zaman zaman,
Ruhumu ta...
Kendi cehennemine kadar çeken kabuslu rüyaları!
Sabaha kadar,
Kaç uykuyu uyuyamadan eskittim kimse bilemez!
Ama bu sefer kararlıydım...
Ertesi geceye taşımayacaktım,
Uykumu darağacına asan korkularımı.
Zira...
Artık...
Avutmuyordu sadece yastık yüzü değiştirmeler!
Güne...
Gözlerimi azıcık bir uyku arasıyla açmışken,
Sigaramı dudak arama sarıp,
Sade kahveme koşmada da,
Nasıl bir panik yaşadıysam?
Susuz döküldü kahve telvelerim mutfağıma!
Köşe, bucak, halı, saçak...
Ne varsa kahvelendi susuz!
Öylece bırakıp, yeni kahve yapıp,
Kapımın anahtarını üstüne kilitleyip,
Ardıma bile bakmadan evden çıkıp işime gitsem...
Gün aydın olmaz ki ruhuma.
Akşam mesaim bitip, işimden evime dönünce,
Kapımın anahtarını içime açtığımda,
Mutfağıma girerim en ilk!
Zira çamaşır makinam orada.
Daha sınırlarına ulaşamadan kalır ayaklarım,
En ilk, yerdeki fayans araları serzenişte bulunur,
Sonra çamaşır makinamın önündeki halım,
Köşe, bucak, halı, saçak...
Küskün boyunlarıyla geçit vermezler bana!
Bulaşıverirler en olmaz yerlerimin canına.
Daha ki fırına yol almaya çok var oysa.
Biliyorum.
Hem de ezberimden.
Bir keresinde, hani es kaza,
Bir kavanoz dolusu bilyelerim saçılmıştı etrafa!
Ay, dolunaydı.
Her biri de teker teker kırılmıştı,
Ta çocukluğumdan biliyorum.
Küçüktüm daha!
Sonra toparlarım sanıyordum,
Hani kurtulup sabah olunca!
Kurtuldum lakin...
Bir daha da...
Ne akşamım aynı akşam oldu,
Ne de sabahım aynı sabah.
Hiçbir mutfağın bulaşıksız fırınına yetişemedim.
O andan sonra da, asla!
Aynı yerde bırakamadım hiçbir kırığı döküğü!
Usulca yeni yapılmış kahvemi yudumlarken,
Sessiz süpürgemle,
Tertemiz ettim köşemi, bucağımı.
Bu sefer...
Bu akşam...
Sadece fırınıma koşup,
Sadece onun tozunu aldım,
Öptüm teker teker sac ayaklarını.
Değil mi ki onun bile!
Yalnızlıktan, kabuslardan korkup,
Şöyle bir sarılıp,
Saçlarından,
Yüzünden, gözünden, alnından,
Ucundan, kenarından hayatının,
Ne bileyim...
Belki de hayali değildir benim evime konmak da,
Ben zor koşup monte etmişimdir ömrüme!
En hayal kırıklığından öptüm onu,
Ta, en ilk onu hayal edip yaradılışından.
Bu gece bana kabus yok!
Ay, dolunay!
Çünkü ben...
Değil ki canımı canımdan kanırtanların!
Eşyalarımın, maddelerimin, nesnelerimin,
Zamirlerimin ve dahi sıfat koyduklarımın bile.
Ömürlerine ömür değeyim derdindeyim.
Yoksa, herkes ölür ömrü bittiğinde.
Ben de öleceğim misal.
Artık...
Tamamen pes edip,
Her şeyden vazgeçtiğimde çok ölmedim lakin.
Misal gün olur...
Kime küsüp küsmediğimi unutmayabilirim!
Ne bileyim kapımın koluyla,
Öbür odaya gitmeyeyim diye benle inatlaştı diye,
Gücenmeyi bırakabilirim.
Ne bileyim,
Aldığım kilolarca soğandan biri acı çıktı diye,
Soğana küsmeyebilirim,
Ne bileyim,
Yediğim bir kabak tatlısının kabağı göçük çıktı diye,
Ona bir ömürlük yokluk hapsetmek yerine,
Kabak tatlısıyla aramı düzeltebilirim.
Ne bileyim,
Bir komşunun getirdiği bamya yemeği,
Sümüklü sümüklü çıktı diye,
Yıllar yılı tadına dahi bakmayıp,
Yıllar sonra kendi ellerimle, usulünce yapınca,
Meğer, olunca oluyormuş dedirtmeyince...
Bamya yemeğine yeniden gülümseyebilirim.
Beni insan düsturuyla sınamayın Gök Tengrim!
Bir daha da,
Asla!
Hiçbirini...
Hiçbir zaman...
Affetmeyebilirim!
Gülümseyelim mi?
Zira ay dolunay!
Yine bizi çekiyor yıldızlar.
Onlar da sanıyorlar ki,
"Hayat, asıl bize güzel!"
Hayat...
Sadece kolay olduğu zamanlar herkese güzel.
Bu gece de...
Bundan sonraki bütün gecelerde de...
Artık, bize, kabus yok!
Cemre.Y.

6 Ağustos 2022 Cumartesi

Acı Anı

..Masal...
Hepsi, herkes!
Senin yaşamış olduğun onca acı anıları,
Birer masalmış gibi dinliyorlar,
Sanıyorlar ki, masal bitince,
Bütün o kötücül canavarlar,
Ölecek, yok olacak.
Ve kahramanlar,
Mutlu mesut yaşayacak!
Maalesef ki bu hikayelerin sonunda,
Bütün o kötü canavarlar,
Hala yaşamakta.
Cemre.Y.

5 Ağustos 2022 Cuma

Ya Olursa

...Ya Olursa...
Altı, üstü, bir tutam şiirdi işte.
Şöyle...
Kendi yalnızlığını, yine kendinle aldatmışçasına.
Biraz güneş, biraz deniz, biraz iyot kokusu!
Ah, bir de, hiç yoktan,
Denizin kumsalla buluştuğu o noktada,
Ayaklarını çırılçıplak sunmak o an'a!
Sonrası buz gibi iki bira,
Sonrası "Voyage" müzikleriyle kendine bir yolculuk.
Sonrası...
Çok da kalabalıklaşmadan ortalık,
Kucak dolusu özlemle, kendi yalnızlığına,
Şöyle omuz uçlarından,
Kendi kendini, mutlu bir özlemle öpmeli,
Beşinci duvara uzun uzun bakmalık.
Ama bu sefer!
Buruk değil, dudak kenarındaki tebessümler,
Bu sefer...
Bu şiir...
Bir miktar umut ile bir miktar da hayal içeriyor nihayet!
Ya olursa!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...