sızı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sızı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mart 2026 Cuma

Neyse Size De Günaydın

...Neyse Size De Günaydın...
Gecesi ayaz, sabahı ayaz gri günler bitti nihayet.
Özleminden burnumun sızısı olan güneşim
Beyaz bulutların arasından süzülüverdi nihayet.
Az kaldı içim dışım ısınır yakında.
Bahar bahçe renklenirim sayesinde.
Beni kitap okurken görünce okuduğum kitabın bile
Nasıl olması gerektiğini söyleyenleri de umarsamaz olurum.
Ki mutlaka bir karakteri arkadaşımdır oysa!
Bunu bile anlayamadıklarına güler geçerim.
Öyle ya!
Bu saatten sonra beni yıpratacak insanlara değil,
Onaracak insanlara ihtiyacım var.
Neyse size de günaydın.
Onaracak insanlar çıksın karşımıza.
Cemre.Y.

25 Temmuz 2025 Cuma

Uyu... Yavrum... Uyu

...Uyu... Yavrum... Uyu...
Neredeyse aklıma düşecektin bu gün,
Neredeyse sızım sızım sızlayacaktı ciğerimin köşesi!
Durduk yere yine...
Özlemelerin iskelesinde tek başıma oturmayayım diye,
Yordum kendimi tüm gün!
Önce toz, kir ne varsa yudum, yıkadım, yok ettim evimden,
Sonra sanki misafir gelecekmiş gibi
Tencereler dolusu yemekler yaptım ne zaman yerim bilmem.
Tam nihayet yine gittin aklımdan da yüreğimden de derken.
Kalbimin notaları çook eskilere götürdü beni,
Sana rast makamı şarkılardan ninniler söylerdim ya hani!
Elbette bütün ninnilerinin hepsi,
Ahmet Kaya'dan şarkılar, Yusuf Hayaloğlu'ndan şiirler değildi.
Sana rast makamından sözünü içime yuttuğum,
Bir sürü şarkının nağmelerini sunardım her biri, birer ninni gibi.
"Vuslatından gayrı el çektim yeter ey bî-vefâ
Dilfigar ettin beni şimden geru eyle safâ"
Ne de güze söylerdi Muazzez Abacı!
Sonra Nesrin Sipahi ile Nihavent Makamından
"Biraz kül biraz duman, o benim işte..." diyerek devam ederdik.
Daha da olmadıysa,
Kürdili Hicazkara geçer Mediha Sen Sancakoğlu'n dan,
"Bu ateşi sen yaktın içime, gel de sen söndür." diyerek
Beraberce ağlardık sen kollarımdayken.
Ağlayınca herkesin uykusu gelirdi zaten,
Uyu...
Yavrum...
Uyu...
Cemre.Y.

30 Haziran 2025 Pazartesi

Unuttuğumu Da Unutmamalıyım

...Unuttuğumu Da Unutmamalıyım...
Nicedir unutma beni çiçeklerini de unutmuşum
Bu sabah durduk yere aklıma gelip yüreğime düşüverdiler.
Usulca, incitmeden aldım sakladığım yerden
Ciğerimin baş köşesine iliştiriverdim.
Öyle ya epeyce zaman geçti geçmişlerin üzerinden,
Neyi, kimi, ne zaman, nasıl,
Neden unuttuğumu da unutmamalıyım.
Ey benim içimin unutulmuş sızısı,
Arada bir gönlümün sabahına düşen çiy tanesi
Günaydın öyleyse sana da günaydın.
Cemre.Y.

28 Mart 2025 Cuma

Yanık Kül Kokuları

...Yanık Kül Kokuları...
Doğrudur.
Hiç Kimseyi...
Hiç kimseyi böyle sevmiş olamam.
Lakin artık bizden
Hiçbir şey olmaz!
Ama sahi!
Hani es kaza da olsa,
Arada bir...
Sızlıyor mu senin de, burnunun direği.
Yüreğimi yaktığın o günün,
Yanık kül kokularına,
Yanıyor mu boğazının ilmeği!
"Ben hangi aklımla,
Bunca yalanı, onun hayatına,
Neden yamamaya çalıştım!" diyor musun misal?
Cemre.Y.

31 Aralık 2024 Salı

Kim İstemezdi Ki Çiçekli Baharlara Soyunmayı?

...Kim İstemezdi Ki Çiçekli Baharlara Soyunmayı?...
Çatılarını kar kaplamış kalbimin duvarlarının.
Dumanı tütecek bir bacası bile kalmamış sanki,
Göğüs kafesimi sızlatan nefes borumun.
Sonra sonra fark ettim ki donmaya yüz tutmuş parmak uçlarım.
İçimin dehlizlerinde gezintiye çıktım ki ne göreyim!
Neresinden yamalasam ömrümü eskimiş, sökülmüş her anısı.
Yeterdi bu kadarı hem de çok yeterdi.
Açtım penceremi avaz avaz kahkaha attım.
Bir gören, bir duyan olsa delirdi sanırdı kesin.
Lakin biliyordum ki herkes kendi derdindeydi yine.
Yastık izi kalmış yüzümü yıkadım çıktım sokağa.
En yakın kumaşçıdan atlaslı, ipekli kumaşlar aldım ömrüme.
Dokundukça içimin çocuk yorganı sevindi.
Sarındım, sarıldım kendime,
Çünkü giden de, biten de bizdendi nihayetinde.
Yarına sevinçlenmek vakti gelmişti belki de.
Öyle ya, koskoca bir yıl daha bitti yine.
Küçük küçük umut kırıntıları ektim ruhuma!
Evet daha bahara çok vardı amma velakin,
Yaşasak da, ölsek de, gelecekti o günler de.
Kim istemezdi ki çiçekli baharlara soyunmayı?
Bu sefer hazırdım ölsem de yaşamaya!
Şimdiye kadar yaşayamadıklarıma gelinceyse,
Yeterdi çünkü, hem de çok yeterdi.
Cemre.Y.

3 Aralık 2024 Salı

Artık Özlemeyi De Unutmak Lazım!

...Artık Özlemeyi De Unutmak Lazım!...
O değil de,
Hiç alakasız bir yerde,
Onun adını seslenir birileri bir avaz dolusu...
Senin yüreğin yerinden koşup, onu bulmak ve sarılmak ister ya!
Eylül sızım oldun çocuk!
Son baharım kaldın!
Hani arada bir konardın ya omuzumun başucuna,
Artık soldan konamazsın o omuzun başucuna!
Yüreğime biraz daha uzak dur a çocuk!
Sadece bir omuz kadardı ya aramız.
Şimdilerdeyse, hani arada bir de olsa bile!
Artık özlemeyi de unutmak lazım!
Cemre.Y.

4 Mart 2023 Cumartesi

Ve Bu Senin Tercihin

…Ve Bu Senin Tercihin...
Ölüm kokuyordu buralar!
Ben senin misafir yatağındaki
Uykulu saçlarından
Koca bir hayatı koklamayı seçtim de kötü mü ettim!
Terinin kokusunu,
Saç telinin tek bir ışıltısını çaldım senden,
Burnumun direğine, yeni bir sızı ettim de, kötü mü ettim!
En büyük intikamın bana, bu olsa gerek!
Zira başka hiçbir koku!
Sensiz sızamaz ciğerime!
Hep, olduğu, gibi!
Unutma!
Ben sensiz değilim a yüreğimin çiziği!
Ama!
Sen...
Bensizsin ve bu senin tercihin.
Cemre.Y.

19 Şubat 2023 Pazar

Sızı

…Sızı…
İnsan sevdiceğinin,
Suretini ve o son bakışını içine hapsetmeli!
Bir de o doyumsuz kokusunu!
An'dan sonra bilir ki,
Artık ona benzeyen ne varsa,
Sadece onu hatırlatmak için orada!
Gerisi, hiç dinmeyen burun direği sızısı.
Cemre.Y.

26 Aralık 2021 Pazar

Selam Olsun

…Selam Olsun…
Keyfim, rafadan yumurta istedi,
Kahyası, biraz peynir ve zeytin.
Bana taze demlenmiş çay yeterdi
Üçümüz kahvaltı ediyoruz...
Yalnız ve çaresiz kalacak,
Düşüp yıkılacak diyenlere selam olsun.
Ha ayrıca…
Gözünü sade Türk Kahvesiyle açanlara,
Sade Türk Kahvesinin yanında,
Derin bir nefes sigara çekenlere,
Ve tiroid ilaçlarına ve mide koruyuculara,
Ve kahvaltı sonrası kolestrolle birlikte,
Hiç sevemediği şekerinin ilaçlarına,
Eriyen kemiklerine, dizinin sıvı kaybına,
Ama en çok…
Ara ara vuran yürek yangısıyla,
Ertesi güne gözünü,
İnadına, gülümseyerek açana da selam olsun!
Cemre.Y.

8 Aralık 2021 Çarşamba

Biliyorum Acır

…Biliyorum Acır…
İnsanın içi,
Hiç bağırsaklarına kadar acır mı?
Annemden biliyorum acır!
Kendimden biliyorum acır!
Acı bile yüreğimin sızısına dayanamaz, acır!
Cemre.Y.

5 Eylül 2021 Pazar

Öylece Gitti Kadın

...Öylece Gitti Kadın...
En ilk...
Sözlerinin anlaşılmaz,
Yüreğinin sızılarının da,
Umuda hasret neşe kıpırtılarının da,
Anlaşılmaz, paylaşılmaz olduğunu fark etti kadın.
Sonra doğru hatırladığı anıların,
Ne kadar da çarpıtılıp karartıldığını,
Neredeyse unutkanlık hastalığına tutulduğuna,
İnandırılmaya çalışıldığını fark ettiğini anladı kadın.
Öyle ki...
Neredeyse yetememezlikten,
Hiç durmadan güncellenen dertlerine,
Yeni yeni kederler ekleyecekti.
Sonra sonra...
Onun ne kadar da çok...
"Ben."
"Ben."
"Ben." deyip durduğunu fark ettiğinde anladı kadın,
Aslında hiçbir zaman,
O'nda bir tek kere "Sen." etmediğini.
Sözler, yeri göğü delip deşip,
Ömrünün bütün fedasınca,
Bir intihar mektubuna zorladığında anladı kadın.
Kalp kapısı kırıldığında anladı kadın.
Sus kere sus yandı da tek kelam eylemedi.
Bütün bu kırılıp dökülmelerinden sonrası,
Hani ay dolunayken, birdenbire,
Onun ömrüne, uğur getirsin diye,
On yedi yaşında...
Boynuna taktığı kırlangıçların,
Artık uçmadığını gördü kadın.
Kapılar kırılmadan,
İntihar mektuplarına zorlanmadan,
Sözler birbirine dokunmadan,
Yürekler uzaklaşmadan öncesine kadar aradı kadın,
Bulamadı.
Belli ki...
O...
Çok daha önce...
Vazgeçilmişti,
En sevdikleri yerdeki hatıraların,
En çoğundan da caymıştı çoktan.
Nihayetinde bunca anlamalarına da,
Ne de çok geç kaldığını da anladı kadın.
Çoktan vazgeçilmişti ondan,
Kadının sandığından da çoktan!
Acının, her deminin,
Her bir ilmeğini, çoktandır...
Şiir şiir dokunup bitirdiğine göre!
Küçük bir valiz hazırladı kendine,
Bütün olması ya da olmaması gerekenlere,
Şöyle bir selam çakıp,
Kendi kırlangıçlarından ilk kez emin olup,
İlk kez gerçekten mutlu olduğu,
O yere...
Öylece gitti kadın.
Şimdi, o yoksa bile...
Çocukluğu sırnaşıp duruyor elleri elinde!
Yüreğinin telleri yüreğinin ta dibinde.
Cemre.Y.

17 Nisan 2020 Cuma

Hediyem Olsun

…Hediyem Olsun…
Burnumun direğine,
Yine sızı olduğundan beridir,
Artık her akşam yeşil çay demliyorum.
Seni özlediğim hiçbir geceyi unutmayayım diye.
Senin saçlarını kokladığım o son kokunu,
Senin gözlerinin içinde gördüğüm o son yosunu,
Senin dudaklarının kenarında öptüğüm o son gamzeni,
Unutmamak için o son günü!
Artık akşamları yeşil çay demliyorum.
Bu da benim sana,
Sen beni unuturken hediyem olsun!
Cemre.Y.

24 Ocak 2020 Cuma

Can Parem

...Can Parem...
Gözlerinin yosun yeşilinde,
Ömrümün tüm zemheri ayazlı kara kışlarını erittiğim!
Yüzünün gül gamzesinde,
Ömrümün tüm karanlığını güneşle yamaladığım!
O kalp dudaklarının gülümseyişinde,
Ömrümün tüm acı sözlerini neşeli bir şarkıyla unuttuğum!
Burnun ucunun her müziplik hareketinde,
Ömrümün tüm burnumun direğindeki sızıları avuttuğum!
Hayata dair her mavili güzel eyleminde,
Ömrümün tüm kötü günlerini silip yeni bir ömre tutunduğum!
Ey benim can parem...
Dilerim ki...
Seni bana yazan, kader...
Bütün kaderini,
Gönlündekini gönlündeki gibi gönlüne denk eylesin!
Sevsin be, bizden başka biri bari bizi, özünden sevsin.
Cemre.Y.

13 Aralık 2019 Cuma

Severim Tabi


...Severim Tabi...
Ah be yürek boşluğum...
Hani hasbelkader olur ya aniden...
Senin adın geçse herhangi bir filmin repliğinde,
Benim yüreğimin telleri titrerdi.
Ah be ciğer çiziğim hani hissikablel vuku olur ya birden!
Senin kokun esse en seher yelinden,
Benim burnumun direği sızlardı.
Ah benim unuttuğumu unuttuğum...
Senin gülüşüne benzese küçücük bir çocuğun tebessümü,
Benim bedenim bahara yeşillenirdi.
Hani soruyorlar ya!
"Bir daha sevebilir misin?"
"Sevebilirim elbette!
Lakin...
Misal aynı misal değil!
Kışın sobayı seversin misal!
Yazın denizi!
Ne bileyim...
Sehpanı seversin misal,
Yahut yeni aldığın koltuk kılıfının rengini.
Velev ki bunlar yitip gittiğinde...
Yoklukları boşluk yaratmaz nefesinde!
Bilmem anlatabildim mi?
Neyse şimdi ömre kurumsallık katmak lazımsa madem!
Ahde vefa niyetine...
Derin bir nefes alıyoruz...
Yavaşça bırakıyoruz...
(İşe yaramıyor bilirim!)
Şöyle ağıza buruna yastık falan tıkamadan...
Ciğerin yettiği kadar,
İçinin boşluğu dolana kadar,
Lunaparkta hızlı trene yokuş aşağı salınmış,
Sonra aniden göğe uçurulmuş kadar avaz avaz...
Kaç sessizlik yuttuysan hepsini bağırıyoruz!
"Bir daha sevebilir miymişim!"
"Severim tabi, o sevdi ya hani!"
Cemre.Y.

3 Kasım 2019 Pazar

Kar Sessizliğini Özledim

...Kar Sessizliğini Özledim...
Nicedir yorulmuştum zaten hiç gelmeyecek o treni,
Yüreği yorgun otobüs garajlarında,
Ya da sol kürek kemiği kırık iskelelerde kenarlarında beklemekten!
Şimdi kulağım yine yokluk çilesine sızılı lakin...
Artık biliyorum beynimdeki bütün bu gürültünün müsebbiblerini.
Şimdi değil üstadım, şimdi değil...
Kar sessizliğinin hüküm sürdüğü o sessizlikte,
Öyle bir susacağım ki...
Bütün sağır kulaklar duyacak hissizliğimi.
Bir bilsen ah bir bilebilsen...
Ben nasıl bir hasretle,
Kar sessizliğini özledim.
Çünkü o gün ben son kez öleceğim.
Cemre.Y.

25 Ekim 2019 Cuma

Nasıl Anlatabilirsin Ki

...Nasıl Anlatabilirsin Ki...
Nasıl anlatabilirsin ki,
Yüreğinin sol anahtarının kalbi kırık tınılarıyla,
Bütün imkansızlıklar,
Bütün olasılıksızlıklara yenilmiş bir sızıyken beyninde,
Ve bütün doktorlar sana...
"Hani evin yansa!
Dönüp ardına bakmayacaksın,
Canını kurtarıp ardına bakmadan uzaklaşacaksın" dediğini!
Nasıl anlatabilirsin ki,
Senin için kocaman bir cennet diye hayallendiğinin,
Kendi cennetlerinde mutlu mesut sevişirken,
Seninse yıllar sonra bile beş duvarla hasbıhal ettiğini.
Nasıl anlatabilirsin ki,
Yüreği narin bir kelebek gibi boş duvara çarpıp duran,
"İlle de, illa!" diye her yeni gününe umut bağlayan,
Geleceğe hayallenirken, geçmişine hayıflanan,
Her ikilemde cebelleşirken gününü, an'ını kaçıran,
Zamanın zembereği bozulmuş ayarlarıyla,
Sek sek oynayan o küçücük kız çocuğuna nasıl anlatabilirsin.
Hayatın bildiğini okuduğunu ve en azından senin...
Bugüne dair geleceğe gerçek bir adım daha atman gerektiğini!
Lakin hayallerini unutmamalı insan!
Hayallerine sımsıkı sarılmalı tabi!
Tabi ki o hayalin başka bir sahibi yoksa.
Nokta.
Cemre.Y.

20 Eylül 2019 Cuma

Yüreğimin Sızısı

...Yüreğimin Sızısı...
Telkari gümüş halhallar dolanıyor ayak bileklerimin hayallerinde,
Zaman vuslata kavuşamadıkça...
Neyi özlemeyi özlediğini bile unutur oluyor insan!
Sonbaharın son yaprakları da dökülür birazdan.
Yağmurlar dona keser, geceler zemheriye...
Bu kimsesiz kaçıncı kışım olacak ey ahretliğim!
Telkari gümüş halhallar dolanıyor ayak bileklerimin hayallerinde,
Birinin onu usul usul parmak uçlarıyla bileğime takışı misal!
Bir bulsam, sanki dinecek dizimin ağrısı, yüreğimin sızısı.
Sanki her gece kabussuz uyuyacağım mışıl mışıl.
Sanki her günüm günlük güneşlik geçecek ışıl ışıl.
Cemre.Y.

13 Ağustos 2019 Salı

Sen Yokluğu

...Sen Yokluğu...
Şurada bir acı var!
Tam sol göğsümün üzerinde.
Ağrı ya da sızı değil eminim bundan.
Şurada...
Kocaman bir boşluk acısı var!
Herkes,
"Soğuk duş alıp ayaza çıkmışsındır,
Yel vurması bu!" diyor.
Ben diyorum;
Nicedir unutmuşum ya kalbimin yerini,
O, olsa olsa "Sen yokluğudur."
Şurada bir acı var!
Tam sol göğsümün üzerinde.
Ağrı ya da sızı değil eminim bundan.
Geçer ama!
Gelsen de geçer,
Gelmesen de geçer,
Diğer bütün geçenlerim gibi.
Cemre.Y.

12 Temmuz 2019 Cuma

Yürek Sızısı

...Yürek Sızısı...
Yüreğimin dehlizlerinden çıkıp,
Aklımın kıvrımlarında gezindim epeyce bir süre.
Yıllar yılı ete kemiğe büründürmedim nefsimi,
En kuytularıma hapsettim,
İnsanın insana ihtiyaç duyduğu eril kişi nefesini.
Kaç yıl oldu unuttum sevdiğim şarkıları dinlemeyi unutalı.
Hepsini, her şeyi eze eze affederek geldim bugünüme!
Başım dik, alnım ak...
Lakin...
Hiç yoktan...
Bir ezginin melodileri çalınmıyor mu şu kulaklarıma!
Ne diye oluşuverir insanın boğazının ilmeğinde bir yumru?
Ne diye çoktandır, kan pompalamaktan başka bir işe yaramayan şu kalp,
Koskoca bir yürek sızısına dönüşüverir?
Ne diye bütün ömrü boyunca unuttuklarını,
Nasıl da unuttuğunu olsun hatırlar insan.
Ne diye sızlar ki insanın yine burnunun direği?
Cemre.Y.

22 Nisan 2019 Pazartesi

Baharın Işığı

...Baharın Işığı...
Baharın ışığını kim kapattı acep!
Epeydir zemheriydim,
Epeydir de beklemekteydim,
İlkbaharın çimen kokulu,
Rengarenk lale mevsimini.
Kaç zaman geçti kim bilir,
Nicedir pas tuttu yüreğimin kilidi.
Elimde kurumuş bahar dalından bir anahtar,
Hani güneşi bulsam,
Hiç yoktan yeşillenirdim,
Hiç yoktan bir sızımlık boşluk bulup,
Sürgün verirdim yeni ömrüme ya!
Bu bahar da bir tastamam gelemeyecek belli.
Baharın ışığını kim kapattı acep!
Siyah beyaz resimleri hiç sevemedim halbuki.
Her yer simsiyah,
Her yer bembeyaz,
Her yer gri.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...