mangal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mangal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ağustos 2025 Cumartesi

Olamaz Mıydı, Bence Olabilirdi

...Olamaz Mıydı, Bence Olabilirdi...
Sana kulak memesi kıvamında şefkatler biriktirmiştim oysa.
Hani böyle sarılınır ya en kocamanından,
Sanki kalpler yer değiştirmiş gibi birbirine atar ya
Öyle derin, öyle sıcak sevdalar biriktirmiştim oysa.
Akşam önü, ikindi vakitleri yavaştan yaklaşınca,
Sen mangalı yakardın hafiften,
Ben penceresi denize bakan mutfağımızda salata yapardım.
Şöyle acılı şalgamı da rakıya yakıştırdıktan sonra,
Günbatımını şereflerimize tokuştururduk misal.
Buselerimizden bizi, bize içerken,
Radyodan denizi dalgalandırırdı kanun taksimi.
Olamaz mıydı, bence olabilirdi.
Hayallerimizin hayalini bile bize, çok görmeselerdi,
Olabilirdi.
Cemre.Y.

5 Temmuz 2022 Salı

Yürekten Kalbe

...Yürekten Kalbe...
Düne kadar...
Eski şiirlerimi, yenileriyle yaren edip,
Güneşe asmıştım bir, bir!
En eski şiirlerimiyse mangalda yaktığımdan beridir,
Onları bile özlediğim aklıma düştü nedense!
Çünkü şiir...
Dudaktan kalbe değil ki mirim.
Şiir...
Yürekten kalbe!
Yeniden yazılamıyor özlesen de.
Ki illa...
Senin o şiiri,
Yaşamış olmana gereksinim duymadan,
Hissedebiliyorsan, yürekçe hani!
Yeterliydi.
Düne kadar...
Eski şiirlerimi, yenileriyle yaren edip,
Güneşe asmıştım bir, bir!
Bugün'ü mü sorma!
Karışığım biraz,
Bir an sonrasını bile bilemediğimiz hayat gibi...
Karma.
Cemre.Y.

10 Kasım 2019 Pazar

Cancağızım

...Cancağızım...
Sana ılık bahar akşamları biriktiriyorum sevdiğim,
Gönlümün salıncağında küçücük bir kız çocuğu gibi sallanırken ben,
Yorgun bedenim titreyen elleriyle mezelerimizi hazırlarken,
Sen mangalı yakmış olursun çoktan.
Dolaptan yeni rakıyla acılı şalgamı çıkartırken buluşur ellerimiz.
Sanki yeni sevgili olmuşuz gibi utangaç bir öpücük kondururum yanağına!
Benim kızla damat, senin oğulla gelin de kol kola gelirler birazdan,
Ellerinde pembe pamuk şekerleriyle torunlarımız da yanlarında olur elbette.
Gerisi ne mühim a cancağızım, ötesi na mühim!
Cemre.Y.

26 Ağustos 2019 Pazartesi

Ben Kendi Şarkımı Kendim Söylerim Üstadım

...Ben Kendi Şarkımı Kendim Söylerim Be Üstadım...
Bu gece...
Onu tamamen unuttuğumun yedinci gecesi!
Ama sen...
Yine de ona bir şey deme!
Kırılmasın gönlü durduk yere.
Daha balığı kızgın tavada öldüreceğiz,
Mangal keyif işi bilirsin hiç de öyle keyifli falan değiliz.
Ekmek kesme tahtasında sıra sıra doğrayacağız soğanları,
Araya yumuşak birkaç yeşillik de ekleyerek!
Ne bileyim birkaç meze olacak masada,
Birkaç da...
Aynı dertten çoktan muzdarip ahbap ekledik mi bu iş tamam.
Ben hiçbir zaman sevemedim bir ölünün arkasından helva yeme işini ya!
Bilim insanları salık vermiş güya.
Belki biraz un helvası, biraz da irmik helvası koyarız soframıza!
Bana mı...
Bana meze falan gerekmez aga, rakı ile balık eşlik etmişse makama.
Hele yanıyorsa cigaramın dumanı baş köşemde...
Öyle buzlu su falan da lazım değil ha!
Lakin acılı şalgamı sakın unutma.
Ancak öyle idrak ediyor kalbim birinin daha beynime göç ettiğini!
Gayrı kim ne istiyorsa onu izlesin, onu seyretsin bu saatten sonra.
Ben kendi şarkımı kendim söylerim be üstadım!
Sesim hiçbir zaman güzel olmasa da, hem de bağıra çağıra söylerim.
Cemre.Y.

17 Temmuz 2019 Çarşamba

Sahi, Şimdi, Sen, Nasılsın Baba!

...Sahi, Şimdi, Sen, Nasılsın Baba!...
Sahi, şimdi, sen, nasılsın baba!
İşine gelmeyeni,
Duymadığını sanmaları gereken,
Zamanlardaki gibi mi beynindeki nefesim!
Misal...
Torununun taa uzaklardan gören, 
Duyan, yürekleri bile ciğerinden paralayan,
Sessiz avazlarını duyabilmekte misin?
Şimdi yaşlandın ya!
Hazır Kabe-i tavaflar falan da ettin geçen yıl,
Gece kalacağın oteli dahi unuturcasına!
Hani yerlerinde süründün aff-ı talebin de,
Dilencileri bile,
Ayaklarını döve döve kovaladın ya meleklerle arandan!
Misal...
Sahi, şimdi, sen, nasılsın, baba!
Hacı da oldun ya hazır!
Hani üç beş de dağıttın etrafa,
Rahmetli anamın hakkına düşen,
Geceleri seni uyutmayan,
Bir kere, bir maaş dahi boğazına lokma koyamadığı,
O emekli maaşından,
Caiz gördüğün faslından fitre yahut zekat niyetine!
Beni geçtim be baba!
Sahi şimdi nasılsın?
Senin bir torunun daha var, farkında mısın?
Ama dilsiz, ama sağır, ama kör...
Anası gibi...
Etini yer, et görmedim demez!
Lakin...
Sahi, sen, şimdi, nasılsın baba!
Anamı gördün mü misal son zamanlarda rüyanda.
Ne akıllı bir kadındı, senden öcünü öyle de aldı.
Babasının koynunu diledi de sana dair hiçbir iz bırakmadı!
Yaşlandın...
Hemen her gün anamın mezarlığına karşı olan bahçende,
Hala hayat ekmeye,
Meyve ağaçları, mevsim yeşilliklerini diri tutmaya meyletmektesin.
Gelenler yiyip, içip, sefa sürsünler diye lakin!
Sahi...
Şimdi...
Sen...
Nasılsın baba!
Beni görmedin, duymadın diyelim lakin,
Bir evlat ki hayata dair kendini umut feda etmemeye azimli.
Torunun...
Onun neyini hazmedemedin de tek kuruş dede edemedin?
Sen hala...
Arından ölmeye niyetsizsin madem,
Öldüğünde de ele güne karşı ar etmeyeceğim ben!
Af dilemen adamlığından değilmiş madem,
Varsa sana benim bütün hayatımın cehennemlerini atfetsem yeter!
"Eyvallah!" deyip çıkıp gidesim gelmişken...
"Neyse!" ile kapatmak en iyisi galiba konuyu.
"Farkımızın farkına kadar varamayacak halde hala" diye diye avunmalı...
Lakin...
Sahi, şimdi, sen, nasılsın baba!
Ben hazırım, ben doğmadan daha, ölelim mi!
O kadara dahi var mısın?
Ölmekten korkuyorsun belli ki!
Sana söz...
Rahmetli anama yaptığın gibi,
Son günlerinin, son anlarını yaşarken,
Etraftan mangalcıbaşılarının karadut ağaçlarından topladığım,
O son meyveyi boğazından aşırı akıtmalarına izin vermeyeceğim!
Sana söz...
Sen ölürken,
Nefsimle intikamım yan yana şerefsiz şeytanla tokalaşmayacak!
Sahi...
Şimdi...
Sen...
Nasılsın baba!
Sana söz...
Sen...
Bensiz öleceksin!
Ve umurunu unuttuğun kız torununsuz!
Adı Eylül...
Sen bütün bir cehennem boyunca zemheri ayazıyla donarken,
Bir tek onun ikinci adıyla kor olup yanacak dirileceksin.
Adı Nisa!
Bütün bu nidaların bir intikamı olmalıydı ama!
Cemre.Y.

16 Mayıs 2019 Perşembe

Benim Mevsimim Gelmiş Belli

...Benim Mevsimim Gelmiş Belli...
Kim demiş ki...
Sırtıma sarındığım güvensizlik hırkam yüzünden
Ben artık hiçbir şeyi sevemezmiş'im diye!
Bana mevsiminde "Erik!" de misal,
Misal "Çilek!" de en organiğinden mis kokulu!
"Kiraz!" de misal bana,
Ne çok tatlı, ne de ham olmasın misal.
Ben o ilkbaharların,
Ben o yaz'ların,
Ben o son baharların,
Ben bütün kışlarımın,
En mutlu geçecek günlerinin
Tümüne birden hayallerim.
Mis gibi toprak...
Taze kesilmiş çimen...
Ve rüzgarda salınan pembe bir gülün kokusu!
Koca bir fincan çay ve sigaramın havaya savruluşu...
Olmasın mı üstüne birkaç damak çikolata'm!
Benim mevsimim gelmiş belli!
Bir de hamak kurabilseydim ömrümün sahilindeki yar ile.
Şöyle denize nazır...
Köşe başında bir mangal yakmalı şömine filan.
Ne bileyim...
Ben mezeleri hazırlardım bir yandan!
Sen de soframıza samimiyet,
Güven, şefkat, aşk, sevda falan katardın?
Cemre.Y.

16 Mart 2019 Cumartesi

Değmez Mi?

...Değmez Mi?...
Ona dahil olmaya dilerken, ona dair olduğunu fark etmek gibidir hayat!
İlk ateşi kimin yaktığı değil, kimi sardığıdır vuku bulan.
Biz seninle sarmaş dolaş gelecekler seyredeceğiz sevgilim.
Senin sakalların ağaracak benim saçlarım.
Sen gözlüklerinin yerini soracaksın, ben takma dişlerimin.
Titreyen seslerimizle birbirimizin ihtiyar zülüflerini seveceğiz daha.
Sen mangalı ateşleyeceksin hafiften, ben mezelerimizi yapacağım.
Yaz akşamlarında gençler kayan yıldızlara dilekler savururken,
Biz seninle bugün de yaşadık çok şükür diye rakılı kadehler tokuşturacağız.
Tatlı bir rehavet çöküp denizin dalgaları ninniye kestiğinde,
Usulca uzanacağız hamağımıza, gayri sevişmelere mecal kalmamış,
Ben nefes nefes öpeceğim şah damarından,
Sense artık nefesi sönmüş memelerimin altındaki yüreğimi.
Biliyorum zaman dar yaş almamak mümkün değil bu ömürden lakin,
En azından seve seve gideceğiz bu diyardan, değmez mi?
Cemre.Y.

15 Ağustos 2018 Çarşamba

Araf

...Araf…
Bazıları gece yaşar...
Günün en güneşinde,
Yüreğine en lazımken uyur sanki yarasa!
Bazıları gündüz yaşar…
Gecenin yıldız kaymasında,
Tam da dileğin olacakken yok olur artık yaramasa!
Sadece bir tek kişi ise…
Öylece arafın olur,
Bilemezsin şafak vaktin mi olur,
Yoksa gün batımın mı?
Yani alelade sıcak bir suya sallama bir fincan çayın bile yok bana haa!
Otur mangal közünde bütün demi iç ben yokken ne tadı olacaksa.
Cemre.Y.

15 Aralık 2017 Cuma

Uzun Zaman Oldu


…Uzun Zaman Oldu…
Konuşurken…
Mangalda kül bırakmayanlar,
Mangaldaki köz bile değil
Ateş bile değil
Mangala sebep olacak kadar insan,
Ateşe kül olacak kadar olsalardı yeterdi.
Yani "Adam" olsalardı yeterdi.
Uzun zaman oldu ben…
Piknikten nefret edeli!
Cemre.Y.

17 Ekim 2017 Salı

Meğer Ne Çok Hayalmiş

…Meğer Ne Çok Hayalmiş…
Meğer ne çok hayal kurmuştu onunla,
Sessiz gecelerde yalnızlığına sarılırken
Kendinden bile gizlice.
Meğer ne çok yaşamayı ummuştu onunla,
Kimsesiz sabahlarda kendisine sarınırken
Herkeslerden bile gizlice.
Bütün gelmişi, geçmişi, gelememişi
Onunla son bulacaktı nihayet!
Çocukluğu,
Büyüklüğü,
Büyüyememişliği,
Yaraları,
Yaşadıkları,
Yaşayamadıkları,
Unuttukları,
Unutamadıkları neredeyse eşitti.
Sadece o,
Biraz daha erken gelmişti işte dünyaya
Biraz daha büyümemişti hayata!
İkisinin de “Mutlu Son” la bitmeyen birer evliliği
İkisinin de…
“Sevgisizlikten” boğulmuş birer sevdiği olmuştu.
Bitmişti işte varsın bir kenarlarında dursundu.
Meğer ne çok sıfat koymuştu ona onunla,
Kimseler onu anlamazken, hırçınlaşırken
Ondan bile gizlice.
Aşıktı işte kör kütük değilse bile
Seviyordu ama hem de çok!
Onunla mutlu bir yuva dileyecek kadar.
Onun bir kızı vardı,
Diğerinin bir oğlu,
Bir de dünyanın yükünü yüklenmiş bir annesi.
Zaten çok sürmezdi ki kendi yuvalarındaki varlıkları
Uçup giderlerdi kuş misali kendi hayatlarına.
İkisi de kendi evlerinde,
Evlatları başka yuvalar kurmuşken
Bir anne ile kalıverdiklerinde
Belki olurdu minicik bir bebekleri
İkisi çalışıp evlerine ekmeklerini getirirken
Bakardı, bakmaz mıydı o bebeciğe anneleri.
O büyüyene kadar ölmemek gibi
Bir gayretleri olurdu hiç değilse!
Nihayet yaşlanmayı hayal edebilirlerdi birlikte.
Sonra el ele çekip giderlerdi
Bu keşmekeş vazgeçilmez İstanbul’dan
Rengarenk balıkçı kasabalardan birinin
Biraz uzağında olurdu belki derme çatma evleri,
Küçük bir tekneleri ve bir deniz dolusu yiyecekleri.
Diğeri balıkları pişirirken mangalda,
O salata yapar, rakılarını doldururdu mesela
Sonra uzanıp hamağa birlikte sallarlardı dünyayı
O-la-maz-mıydı?
Meğer ne çok hayal kurmuştu onunla,
Sessiz gecelerde yalnızlığına sarılırken
Kendinden bile gizlice.
Meğer ne çok yaşamayı ummuştu onunla.
Meğer, ne çok hayalmiş.
Cemre.Y.

8 Ekim 2017 Pazar

İnsan Eti Ağır Yanar Be Çocuk

...İnsan Eti Ağır Yanar Be Çocuk…
İnsan eti,
Ağır ağır yanar be çocuk!
Hele hala yaşamakta...
Nefes almaktaysa!
Dostların yetiştirecekler hemen!
Diyecekler ki sana
"Keyfi yerinde." de...
"Terasında bi mangal yakmayı bile beceremedi,
Saatlerdir yanıyor o ateş!" ....
Öğretmiştim bunu da halbuki sana ama!
Onlar, tam olarak,
Neyi demesinler,
Neyi, sebepsiz yakıştırmasınlar diye
En çok ömrünü ne için feda etmişsen onu derler!
Senin ardımdan dediklerin gibi...
Oysa, beceriksiz değilim hiç de!
Ama insan eti, ağır ağır yanar çocuk!
Hele, hala yaşamakta...
Nefes almaktaysa!
Bütün şiirlerimi yaktım çocuk…
Bilirsin içinde ne çok canım vardı.
Cemre.Y.

30 Ağustos 2017 Çarşamba

Balıkçı Kasabası


...Balıkçı Kasabası...
Rengarenk balıkçı kasabalardan birinin
Biraz uzağında olur belki
Derme çatma evimiz,
Küçük bir teknemiz ve bir deniz dolusu yiyeceğimiz.
Sen balıkları pişirirken mangalda,
Ben salata yapar, rakılarımızı doldururum mesela
Sonra uzanıp hamağa birlikte sallarız dünyayı
O-la-maz-mı?
Cemre.Y.

24 Mayıs 2017 Çarşamba

Panormos

...Panormos...
Epeyidir...
Hep ve her zaman yaptığım gibi,
Öylesine aralık bırakılmış kapılardan,
Yorgun başımı...
Yine de uzatıyordum içerilerine.
Kendime kalmamıştım zaten pek de,
Onlaraydım sadece.
Epeyidir de...
“Eyvallah” ları çoktan yorgun,
Ruhsuz ruhlarının,
Hayaletleri çarpıveriyordu yüzüme yüzüme...
Bir “Hoş geldin!” i bile unutmuşlardı mesela!
Bir “Güle güle git madem." i.
"Amma velakin,
Mutlaka yine gel!” i
Çoktan silmişlerdi,
İnsanlık hafızalarından.
Boğulmuştum artık,
Bu sessiz figanlı ölü ruhlardan!
Bir insan...
İnsan’sa...
Kaç kere daha,
Kendine ölüp ölüp
Yine, yeniden,
Kendine doğabilirdi ki!
Madem öyleyse,
Bende artık...
İçimden bir türkü tutturmuştum dilime!
“Mademki sen de yoksun,
Gönül coğrafyamın hiçbir metre karesinde...
Şiir şiir ülkemi gezerim bende.” diye...
Meğer ne çok denli densiz,
Yüce gönüllü,
Panormos varmış ülkemde!
Her gittiğimde dirilerek ocağıma döndüğümde,
“Bu son olsun” lu yeni başımı uzatıveriyordum
Öylesine aralık bırakılmış kapılarından içeriye.
Ben yaşıyordum...
Onlar, yine ölmüşlerdi çoktan...
Başa sarıveriyordu ipi kopmuş makaranın.
Çaresiz zembereği...
Bu sefer de “Gitmesene be!” diyorlardı da,
“Kalsana!” demiyorlardı mesela!
Yeni bir Panormos’a daha kaçıverdim gizlice!
Evime dönüş yolumu kesiverdiler bu sefer!
“Hoş geldin be!”
“Gitmesene be!”
“Kalsana bir hele, hem... mangal yaptık bize!”
“Biz...” dedim sustum...
Gözleri döküldü yerlere.
“Yorgunum.” dedim.
“Yorgunum.”
Topladılar unutkan insanlıklarını mermerlerden.
“Neden ki?” dediler gezmeye gitmedin miydi sen?
Yine ardımdan, herkese açık,
Pencerelerimden takipliyorlardı beni
Hem de…
Herkesmiş...gibi!
Ben öylece ansızın kaçıp kaçıp giderken
Hala, “Hayat bana güzel.” di yani!
Gülümsedim buruk bir tebessümle.
Panormoslarım var benim artık
Dost gibi dostlarım,
Akraba gibi akrabalarım,
Yaren gibi yarenlerim var.
Hatta yüreğimin çoktan tutulu baş köşeleri...
Bünye alışık değil ya!
Artık çok yoruluyorum
Doya doya sevmelerden,
Doyula doyula sevilmelerden.
Ve hala öğrenemediniz
Ruhsuz ruhlara hep ve her daim
"Tok!" um ben...”
Oysa ben bir ömrüm boyunca
Tek bir Panormos’u sayıkladım.
Panormos=Güvenli Liman
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...