epeyce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
epeyce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Haziran 2025 Pazartesi

Unuttuğumu Da Unutmamalıyım

...Unuttuğumu Da Unutmamalıyım...
Nicedir unutma beni çiçeklerini de unutmuşum
Bu sabah durduk yere aklıma gelip yüreğime düşüverdiler.
Usulca, incitmeden aldım sakladığım yerden
Ciğerimin baş köşesine iliştiriverdim.
Öyle ya epeyce zaman geçti geçmişlerin üzerinden,
Neyi, kimi, ne zaman, nasıl,
Neden unuttuğumu da unutmamalıyım.
Ey benim içimin unutulmuş sızısı,
Arada bir gönlümün sabahına düşen çiy tanesi
Günaydın öyleyse sana da günaydın.
Cemre.Y.

8 Nisan 2023 Cumartesi

Lakin Ömür Keşke'lerle Geçmiyor

…Lakin Ömür Keşke'lerle Geçmiyor…
Epeyce bir vakit…
İçim, dışım, "Sen." doluyken,
Nasıl olup da…
Yapayalnız kaldığımı sanıyorlar,
Anlam veremiyorum!
Ben seviyorum ya onu...
O'na ne diye diye avuttum kendimi.
Epeyce bir vakittir de
Sessiz bir kabullenilişindeyim ihanetinin.
Her özlemimin birer hançeri var sırtımda.
Lakin ömür keşke'ler le geçmiyor.
Öyle bir hissizlikteyim ki…
Artık hiçbir şey acıtmıyor canımı.
Cemre.Y.

12 Mart 2021 Cuma

Bu Sefer

...Bu Sefer...
Şu mart yarısının, kocakarı soğukları da bitip gidince,
Zemheri ayazlı, kış yanığı günler bitecek sevdiğim.
Ki zaten ne vakittir çocukluğunun o soğuk,
O karanlık, o yalnız odalarını da dolaşmaktaydın.
Epeyce bir vakittir de...
Unuttuklarını hatırlamakla yorulmaktaydın.
Sonra bahar güneşi doğacak yüreğinin pencerelerine!
Sımsıkı kapattığın perdelerini aralayacaksın.
Laleler boy verecek toprağın altından.
En sevdiğin meyve ağaçları çiçek açacak yine,
Bu sefer...
Onlar bahar rüzgarıyla salınıp saçlarına sarılırken,
Çocukluğunu, gençliğinin üzgün günleri hatırına bile olsa,
Görmezden gelemeyeceksin mutluluğu, umudu, sevinci.
Durduk yere dans edeceksin sokak ortasında.
Durduk yere yeni gelinler gibi salınacaksın,
O meyve ağacının altında.
Üzerine baharlar yağarken yeni bir söz vereceksin kendine,
Ömrünün bundan sonrasının her gününü hevesle karşılamaya!
Bu sefer...
Kaygılandıkça kaşınmayacak omuz başların.
Başka yaralar açamayacak hiç kimse yeni ömrüne.
Cemre.Y.

23 Mart 2020 Pazartesi

O Değil De

...O Değil De...
O değil de...
Bir gün ansızın...
Yitip gidersem,
Son şiirimin,
Sondan üçüncü mısrasının sonrasını yazamadan!
En çok...
Nefesim çıkarken boğazımın ilmeğinden,
Senden derin bir nefes çekememiş olduğuma yanarım.
Epeydir Güneşe uzak o saçlarının kokusu şimdi nasıldır misal?
Üstün başın nasıl kokuyordur, hele boynun, koynun...
Küskünlüğün duruyor mudur yerli yerinde, hani zemheri ayazlı?
Olsun.
Senin bir tek busendeki, gül kıvrımlı gülüşün sağ olsun.
...
...
Cemre.Y.

30 Aralık 2019 Pazartesi

Yaşlanmış

...Yaşlanmış...
Onu en son gördüğümde,
Geçmişinin ayıplarını silecek özürler arıyordu kendince.
Kelimelerce, cümlelerce bocalamaktaydı ömrü!
Pişmanlıklarına helallik alabilse rahatça yaşlanabilecek gibiydi.
Alamazsa da...
Bir yolunu bulamayacak arafında boğulacaktı sanki.
Çocukluğumu onun çocukluğuyla buluşturup,
İkisini de kimsesizlikleriyle sarıldıttırdığımdan beri!
Benim omuz başlarımdaki affetmeme ağrılarım geçti.
Onun kendi iç hesaplaşmaları prostat derdine gark oldu.
Lakin o, bu kadarına bile razıydı sanki.
Az önce dış kapımın zili çaldı, kapısı tıkladı.
Elbette ki buyur ettim içeri.
Gözlerinin içi sevinerek gelip koltuğumun ucuna yerleşiverdi.
Ne çay istedi, ne de kahve!
Merak etmiş beni, nicedir niceyim diye.
Çok da muhabbetle olamasa da,
Yine de eski bir ahbabımıza rastlamış gibi öptüm elini,
Sevindi.
Hapisteki hayırsız oğlundan,
Ondan olan torunlarından bahsetti.
Sülalesinde kim kimi boşamış,
Kim kimin üstüne kuma gitmiş,
Köydeki mahallesinde ne olmuş,
Ne bitmiş anlatıverdi bir çırpıda!
Şaşırdı hiçbirini kınamadan öylece kabullenip,
İyi olmuş demelerime.
Yaşlanmış...
Yaşlandığı yetmiyormuş gibi iyice de ihtiyarlamış.
"Ama sen,
Bize bunların hiçbirini etmedin!" dedi mahçupça yere bakarken.
"Evet baba, o yüzden sıra sıra altın madalyalar taktınız bana,
Bak, ilk torununuz orada kendi hayat mücadelesini vermekte,
Lakin hiçbiriniz ona bari el uzatmadınız, buna rağmen hem de,
Ne kimsenin dostu oldum, ne de kimsenin metresi!" dedim de...
"Bundan sonra ben varım torunumun yanında." demedi ya la!
Yaşlanmış...
Yaşlandığı yetmiyormuş gibi iyice de ihtiyarlamış.
Epeyce ağarmış uzatmaya başladığı sakalları,
Saçları seyrelmiş belli ki başına kasket takmış!
Usulca kalkıverdi yerinden,
Geldiği gibi çıplak ayaklarıyla usulca gidiverdi merdivenlerden!
"Çıplak ayakla gezme bu soğukta,
Hasta olacaksın bak!" diye seslenirken ardından,
Durdu, yüzüme baktı,
Utangaç çizgilerinin ardına sakladı gözlerinin sevincini,
Sanırım son kez sarıldık baba kız birbirimize,
Hiç dokunmadan, hem de sımsıkı!
Gözlerinin yaşını sildi,
İki alt katımdaki evin kapısından içeri süzüldü.
Binanın otomatik ışığı söndü.
Kapımı kapadım.
Rahmetli anam, oralardan bir yerlerden ikimize gülümsedi.
Evet, iyi geceler anne'm.
Cemre.Y.

4 Aralık 2019 Çarşamba

Yorgunum

...Yorgunum...
Yorgunum çocuk!
Ve yorgunluğumun,
Yüzemediğim derinliklerde boğulup durmak gibi,
Epeyce de haklı bir nedeni var!
Böyle zamanlarda arıyor insan,
İki lafın belini kırıp,
İki çift kelam dertleşeceği birinin olmasını lakin!
Böyle zamanlarımda benim ödüm kopuyor...
"Ya onlar şimdi mutlu gülümseyişlerdeyse,
Şimdi ne gereği var olası bütün neşelerini,
Yüreğimin mengeneleriyle sıkıştırmanın değil mi ya!" diyorum.
Ve vazgeçiyorum seni dahi aramaktan.
Yorgunum çocuk!
Hani an'da ölsem gam yemem lakin,
Yarına uyanırsam da hayata hazır asker ritüelinde.
Bana bir tutam çoktan hak ettiğim o saygı lazım,
Bir tutam kaybettirilmeye çalışılan özgüvenim,
Birkaç tutam şefkat olsa misal,
Birazdan daha çok da katıksız sevgi.
Ve birkaçtan epeyce fazla kucak da...
Boşta kalan yanlarımızı dolduracak,
Kocaman birer yürek dolusu sımsıkı sarılmaklar lazım.
Şöyle kokusunu içine çeke çeke hem de.
Yorgunum çocuk...
Ama sen gülümse!
İlle de gülümse ömre!
Yoksa yorgunluğumun çekilesi kahrı kalmaz bilesin.
Cemre.Y.

5 Ağustos 2019 Pazartesi

Kadınla Adam

...Kadınla Adam...
Rahmetli annemin,
Polis radyosunu dinlediği zamanlardan birindeydik,
Anacığım kapı komşusuna akşam gezmesine gitmiş,
Baba desen her zamanki gibi kahvede pişpirik oynamakta,
Abla kardeş çocukluk canlarımız sıkılmış,
Ellerimize, her gün, türlü oyunlar oynadığımız,
Yandaki marangozhaneden aşırdığımız çekiçlerimizi almış,
Kararlıydık bu akşam,
Radyoda hiç usanmadan,
"Kimseye Etmem Şikayet" i söyleyen o kadınla,
"Bülbül Aşıkmış Güle"
Şarkısını söyleyen adamı çıkaracaktık içinden.
Vura kıra parçaladık pilli radyoyu lakin,
İçinden çıkaramadık bir türlü kadınla adamı.
Önce Zeki Müren gitti, epeyce sonra da anam!
Çok sürmedi gidiş araları ya,
Müzeyyen Senar'la,
İçli bir şarkının es notalarında kavuştular.
Cemre.Y.

9 Mart 2019 Cumartesi

Hoş Geldin Yalnızlığım

...Hoş Geldin Yalnızlığım...
Bir vakit sonra anlıyor insan,
Ruhsal yalnızlıklarla
Tensel yalnızlıkların karıştığı o yerde
Fırtına öncesi uzun sessizlikler yatar!
Kimi...
Benim gibi öyle kolayca terk edemez yalnızlığını.
Kimi de daha arkasını döner dönmez,
Sığınır önüne çıkan ilk saçak altına!
Hoş geldin yalnızlığım!
Oysa daha birkaç vakit önce,
Yılların ardından helalleşip,
Yelken açmaya karar vermiştik yeni yüreklere!
Elin ayağın üşümüş gel öpeyim yüreğinden.
Üstün başın dökülmüş hırpalanmaktan!
Zayıflamışsın da epeyce!
Ortalık sanal sevişmelerle doluyken,
Kimseler sana kapı açmamış belli ki.
Sakın hiç sorma neyledim sensizken ben.
Ömrümün bütün sayfaları yaktım sen de gitmeye meyillenince!
Adlarını unuttum eski sevdiceklerimin.
Ömrüme yeni ömürler diledim.
Tam yüreğim alev alacaktı sevdanın aleviyle!
Sen beni onunla aldattın.
O kadar unutamadı ki yalnızlığını,
Bana kalamadı sevecek bir yürek.
Hoş geldin yalnızlığım.
Pişman gözlerle bakma bana bu sefer fena tökezledin.
Biraz iyileş, sakinleş ve kendini bul.
Ama sonra çek git lütfen.
Özür dilemeyeceğim senden.
Ben sana hiç kumpas kurmadım.
Başına çoraplar örmedim bana kal diye,
Hileler hurdalar çekmedim kaderine!
Sen bana hep hoş geldiğin gibi değilsin epeydir.
Ah be yalnızlığım,
Sen zalim bir zavallılıktan,
Müptezel bir aşık kalmaktan vazgeçmeyeceksin madem.
Yeni bir yanılgıdan daha uyanmış dahi olsam.
Artık seni sevemeyeceğim.
Ah be yalnızlığım,
Bana bu kadar yanlışı bir arada eylemeyecektin.
Şimdi git...
Bir daha çal yarimin kapısını.
Hasarlı bıraktın zira onun da yüreğini,
Belki seni buyur eder.
Kusura bakma ömrüm,
Bana biçtiğin kaderin tam ortasına...
Neyse ya neyse!
Gidiyorum ben.
Hoşça mı kalırsın, dostça mı?
Artık, onu, ben bilemem!
Cemre.Y.

3 Mart 2019 Pazar

Beni Güzel Hatırla

...Beni Güzel Hatırla...
Yüreğine estikçe uğradığın posta kutuna üç nokta bırakıyorum sevgili,
İstediğin kadar uzun cümleler kurabilirsin başlarına lakin,
Bize giden yolların son durağı hep noktaydı ya senin lügatında.
Bu serzenişimi de ısrardan sayma ha!
Gün senin günündür şimdi.
Esmiyor artık yüreğimde sana dair sam yeli rüzgarları.
Bilmem ki iki soğuk yürek birbirine değse alelade bir yerde,
Bir yangın daha çıkar mı ki yapayalnız şu bedenlerimizin ülkesinde.
Yırtık ceplerimizde birer "Eyvallah"ımız var bir de...
"Neyse ya...
Neyse..." ler!
Ha bir de...
Ne vakit...
Hissi kablel vuku'yu bi tam yüreğinden vurabilsek...
Daha çok "İyi ki!" lerimiz olacaktı epeyce, neyse...
"Neyse ya...
Neyse!..."
Ha bir de...
"Beni, güzel hatırla!"
Cemre.Y.

19 Kasım 2018 Pazartesi

Kandil

...Kandil...
Benim kandillerimin mahyaları,
Sırf kız evlat doğdum diye
Daha doğduğum an söndürülmüştü ya çoktan!
O gün bugündür nice dualar ettim beni yaradana!
Küçücük kız çocukluğumla hıçkıra hıçkıra ağlayarak nice geceler
Yorganımı aralamaya çalışırken canavar cinler,
"Yanımda ol, beni kurtar!" diye yalvardım yakardım Allah'a da beni duymadı.
"Annem karanlıktan çok korktum!" diye ağlamasaydım,
Bir tek insan evladı da kurtaramayacaktı hani beni o çirkin ellerden!
Ergenlik çağlarıma yakın, en güvenilen eller bana dokundukça da
"Yanımda ol, beni kurtar!" diye yalvardım yakardım Allah'a da beni duymadı.
"Annem ben o akrabalarımızı hiç sevmiyorum!" diye isyan etmeseydim.
Bir tek insan evladı da kurtaramayacaktı hani beni o çirkin ellerden!
Kimsenin inanışına saygısızlık etmedim bunca ömrümde...
Varın siz kandillerinizi kutlayıp, şükür ve af niyazlı namazlarınızı kılın.
Allah gani gani sevap eylesin hepinize...
Böyle günlerde hazır güya bize epeyce yaklaşmış madem,
Sağ omuz ve de sol omuz melekleri de dahil,
Hazır kulların neylediğini hesap ve kalemdeyken!
Yıllar yılı sorup da bulamadığım o tek cümlenin cevabını bekliyorum ben.
"Sen ki yedi yaşına kadar ölen sabinin hükmünü cennet eylemişken,
Hiçbir günahı yoktur dediğini ne diye sahipsiz bıraktın da,
Oncacık çocuğa en yakını tarafından kirli kirli dokunmaya çalışan o elleri,
Kirli kirli sürtünmeye çalışan o vücudu taş kesmedin?"
Sahi uzaklardan öylece seyrediyor muydun tanrım!
Eminim bu gece namaz üstüne namaz kılıyordur sencileyin affolunmaya!
Şerefsiz bir insanın sana yaşlılığından kaynaklı pişmanlığının,
Çaresizliğinden kaynaklı nadanlığına sana yakarmasına ihtiyacın mı vardı da,
Benim küçücük yaşımı piç edip, kendine sınav saydın?
Gelmiş, geçmiş, gelecek bütün kandillerin mübarek olsun Allah'ım!
Hani daha hala vicdanın rahatsa ver öpeyim elini!
Baba denen o sıfatın elini de her bayramda öptüğüm gibi.
Cemre.Y.

29 Ekim 2018 Pazartesi

Güneş

…Güneş…
Yazdan çalıntı günlük güneşlik bir bahar gibi bugün.
Kalktım sade bir kahve ısmarladım kendime,
Emekli teyzeler gibi kadın programları izledim,
Kitap okudum epeyce, epeyce de kendimi şımarttım.
Sonra dışarı çıktım, güneş dokundu elime, yüzüme.
Durduk yere içim sevinçle doldu,
Bayram çocukları gibiyim bugün, bi uçurtmam eksik.
Cemre.Y.

30 Eylül 2018 Pazar

Fotoğraf


…Fotoğraf…
Benim…
Pek aile fotoğrafım yoktur bayım!
Epeyce eksiğim yani.
Hatta boydan fotoğrafım da sayılıdır hani.
Ne kadar boydan fotoğrafı varsa dost dediklerimin,
Hepsini ben çektim zira!
Epeyce de yalnızım yani.
Cemre.Y.

6 Ağustos 2018 Pazartesi

Yorgun

...Yorgun...
Uzun uzun yorgunluklar biriktirdim ömrümde...
Epeyce aldatılmışlık, epeyce gönül yıkıklığı,
Bir hayli de hayal kırıklığı biriktirdim heybemde.
Şimdilerdeyse
Kaybolmayayım diye yola ektiğim
Ekmek kırıntılarını toplar gibi
Toparlamaya çalışıyorum umutlarımı.
Bütün yorgunluklarımı,
Bütün aldatılmışlıklarımı,
Gönlümün yıkıklarıyla, hayallerimin kırıklarını
Bir çuvala doldurup ucuna taş bağladım.
Gözlerinin kuyusuna attım gençliğimi.
Varsın neresinden eserse essin hayat.
Şimdi hazırım.
Cemre.Y.

5 Ağustos 2018 Pazar

İyi Ki Geldi

…İyi Ki Geldi…
Epeyce bir ömürlük hayattan sonra, 
Artık ne kapılar önemlidir, 
Ne de pencereler...
Geldim ya!
Baktım ya pencerene!
Ki bilirsin yosunların rengi dışında, 
Her şeyinden nefret ederim ben!
Yani hayat bana hep şarkıdaki gibi aslında.
"Eylül geldi sonra.. "
İyi ki geldi, iyi geldi.
Yoksa bunca yüzyıl boyunca, 
Onun gözlerinin yosunu olmasa,
Şu dünden ölünesi hayata...
Ne diye...
"Sevda bir kuşun kanadında!"diye diye tutunaydım ki ben.
Cemre.Y.

1 Ağustos 2018 Çarşamba

Cancağızım

...Cancağızım...
Epeyce vakitler geçti sensiz...
Artık sormuyorum bile sana, nasılsın diye!
Nasılsa birazdan, beni bana dökeceksin.
Saçılacak içinin içi, canımın kırık canlarına.
Neyse ki varsın.
İyi'ki varsın!
Tam kırk beş saat!
Sen yokkenden beridir, bende yoktum aslında.
Şimdi geldim, valizimi boşaltmadan,
Kirlilerimi yıkamadan, nevresim takımlarımı değişmeden
Yatağıma doyamadan, sana geldim.
Parmak arası terliklerin,
Topuksuz sandaletlerin,
Özgür olduğu bir dünya vardı gittiğim yerlerde,
Biliyor musun?
Botokslu, suda bozulmayan makyajlı,
Mimiksiz kedi yüzlü kadınları gördükten sonra
Hele ki bacaklarını saran sımsıkı beyaz pantolanlardan,
Kalçalarını kıvırta kıvırta yürüyen tiki kılıklı,
Eril cinsli efeminemsi herif yıkıntılarından sonra,
Artık pek de umudum kalmamıştı öyle bir Dünya'ya dair.
Oraya en son gittiğimde,
Ne çok çocukluk düşürmüştüm ömrümden,
Ne çok geç kalınmış ergenlik,
Ne çok belki ucundan yakalarım hayatı diyerek,
Salak saçma dikte edilen öğretilik!
(Hani o da sadece hayal bab'ındaydı ya!)
Ne çok yenilgiyi kabullenmiş,
Ne çok pes etmiştim aynı ömrün,
Aynı hayat diliminde.
Yosun sarmıştı her yeri,
Ve umutsuzluk!
Ve çaresizlik.
Bir tişört, bir de şort'un,
Yeterli olduğu bir dünya vardı gittiğim yerlerde.
Oysa biliyor musun?
Kendilerinin yeni yapmış olduğu,
Ya da az biraz sonra yapacak olduğu ultra-lüks...
Ama sıfır mutlucuklu yüzlü kadınları gördükten sonra
Artık pek de umudum kalmamıştı öyle bir Dünya'ya dair.
Ve de çoktandır omuzlarına yük olacak,
Açık büfe yemeklere çoktan razı,
Yahut hiçbir şey'siz, hiçbir hayat yarını olayan insanların,
Benim hayatımı...
Benden çok kurtarmak istiyormuş gibi davranmalarından,
Eskiden olduğu gibi oldukça çok yorulmuştum!
Oraya en son gittiğimde,
Ne çok tokluk, ne çok haz...
(Artık ne neye göreyse!)
Yitirmiştim ömrümden.
Ne çok yaşlılık, ne çok hastalık, ne çok ölüm.
Ne çok vazgeçmişlik geçmiştim şu hayattan
Artık sadece nefes alıp vermekten yorulup!
Yahu ne çok akıllarınız var öyle sizin!
"Yok şunu şöyle yapsaydın da,
Yok şunda kanserojen var!"bilmem ne?
Hepi topu...
Tam tamına kırk beş saatti be!
Benim güneşim,
Benim denizim,
Benim kumsalım,
Ve yanımda benim yosun gözlü'm...
Tatil'se...
Kısacık da olsa bizimdi be!
Yok ama...
İlle de siz...
Arnavut kaldırımlı o sahil kasabasının sokağında...
Memeleri ağzına fırtlamış,
Saçları pahalı parfümler kokan,
Pahalı arabasıyla gelmişse ona bir gülümseyiş sırıtan,
Kaldırım yosmalarından etmeye çalışırsınız beni!
Kusura bakmayın be canım.
Dar alanlarda boğuluyorum ben!
Hani kendi egolarınızdan vazgeçip,
Artık insan olmaya karar verirseniz,
Kumsaldayız biz...
Ben kızım koruyorum, kızım benden çok beni.
Hepi topu...
Tam tamına kırk beş saatti be!
Neyinize çok geldik anlamadım ki.
Neyse...
Biraları kapıp gelin!
Hem siz geldiniz diye de ateş de yakar,
Bizi yakmaya çalıştıklarınızı da yakarız!
Daha da romantik olur öyle...
Zira ben kırmızı'yı,
En çok...
Giyebilirsem hani,
Siyah sivri topuklularımın altında severim.
Cemre.Y.

16 Haziran 2018 Cumartesi

Şizofren

…Şizofren…
Epeyce bir zamandır,
Canımın camlarını kırıp kırıp kaçmaktan başka bir şey yaptığım yok!
Artık ciğerimin üstüne serip çiğnemekten de yoruldum.
Daha doğrusu…
Ne can kaldı, ne cam!
Acımıyordu artık canım.
Çünkü epeydir de hissetmeyi unutmuştum.
Artık kalp atışlarımın gerçekliğinden emin olmak için,
Zaman ve adımsayar'lı aletleri bileğimize takmış olmak yetiyordu,
Günlük kaç saat uyumuşuz, kaç saati derin olmuş, kaçı kabus!
Günlük kaç adım yürümüşüz, kaç adımı verilen kilogrammış!
Saat kaç'ta uyanmalıymışız, kaç'ya uyumalı…
Yoksa uyku düzenlerimiz hayat kalitelerimize yansıyor muş!
Robotik sistem yani…
Kolumdaki derin uyudun diyor, ben uykumu alamamışım, yorgunum!
Kolumdaki kabuslarla hafif uyudun diyor,
Rüyamda gördüğüm bütün kabuslu canavarları ben yenmişim gibi dinç'im.
Bileğimdeki aptal şey nabzımı yine ölçemiyor, ben çoktan ölmüşüm!
Sonra bir bakıyorsun sanki saatlerce spor yapmışım gibi atıyor kalbim,
Meğer tiroid ilacımın ayarlarıyla oynamanın tam zamanıymış!
Aşık olsam bari diyorum!
Karşıma çıkan herif kendini oval masanın orkestra şefi sanacak kadar
Şizofren bir…
Asalakmış!
Cemre.Y.

27 Nisan 2018 Cuma

Bana Bile Yokum

...Bana Bile Yokum...
Epeyce yazıp, sildim muallakken!
Objektif olamayacaktınız bana gelince nasıl olsa madem...
Nadasa bırakılmış diyet misali protein akışsızlığıyım.
Bana bile yokum ki şu sıralar,
Sizce nasıl akışkan anlaşılayım!
Cemre.Y.

25 Mart 2018 Pazar

Hayal

...Hayal...
Şimdi biraz hayal lazım bize, biraz rüya, biraz gerçek.
Şimdi epeyce bir aşk lazım bize, biraz sen, biraz da ben.
Cemre.Y.

12 Mart 2018 Pazartesi

Sus Kaftanım


...Sus Kaftanım...
"Sabır!" yaşım sonunda
"Sus!"
Kaftanımı yendi.
Gittim bir epeyce
Senden bile.
Cemre.Y.

5 Mart 2018 Pazartesi

Pazartesi

…Pazartesi…
Şuraya da epeyce mavi çizelim,
Hatta bir tutam da yeşil.
Biraz da kırmızı...
İşte musmutlu bir pazartesi
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...