...Siyah Gece...
Gün ortasında bütün perdeleri kapattı kadın.
Dış kapıyı içeriden kilitledi,
Bir kadeh kırmızı şarap koydu, iki mum yaktı,
Bilgisayarına hoparlörü taktı Andrea Bocelli'nin,
"Besame Mucho" sunu son ses açtı.
Sonunda iki ayrılıktır,
Boğazında düğümlenen hıçkırık,
Gözlerinden nihayet damlayacaktı.
O şarkı bitti...
Başka bir şarkı açtı,
Bitti...
Bir başka şarkı daha...
O yaş bir türlü akmadı.
İlk ağlayamadığında aşkı bitmişti.
Şimdi de sevdası.
Anlamsız bir melodiyle irkildi!
Telefonun ucundaki ses...
"Nihayet yeniden buldum telefon numaranı!" diyordu.
""Tam altı yıldır, her yerde seni izledim,
Bana "Hayır" dediğin günden beri,
Tam tamına iki sevda eskittin,
Hala mı "Hayır" yüreğindeki yerim"" diyordu.
Kadın müziği susturdu, perdeleri açtı, mumları söndürdü.
Ve tek bir cümle söyledi,
"Çok yıllık şarabında var mı?"
Adam; "Altı yıllık var ama istersen,
Daha eskisini de bulurum" diye,
Sesinde heyecanıyla,
Bir sürü daha cümle sıraladı.
Kadın usulca soyundu,
Siyah derin dekolteli elbisesini giydi,
Sade bir makyaj yaptı, kırmızı rujunu sürdü,
Kırmızı siyahlı sivri topuklu ayakkabılarını tıngırdatarak,
Yavaşça merdivenlerden dışarı süzüldü,
Kapının önünde onu bekleyen,
Siyah arabaya usulca yerleşti.
Gittikleri yerde, denizin dalgaları,
Köpüre köpüre sahili dövüyordu.
Kadın balkona çıktı, bir sigara yaktı,
Deriin bir nefes çekti.
Adam gelip beline sarıldı kadının,
Usulca onu içeri çekti veee...
Sonra bütün perdeleri kapattı adam.
Dış kapıyı içeriden kilitledi.
İki kadeh kırmızı şarap koydu, iki mum yaktı,
"Müzik ister miydin?" dedi adam.
Kadın yutkunarak; "Gerek yok!
Müzik benim içimde" dedi.
Adam bunu açık bir davet olarak algıladı.
Ve kadının içindeki bütün notaları.
Teninin her hücresinde aramaya başladı.
Kadın sonunda ağladı...
Adam bunu mutluluktan sandı.
O kadar çok seviyordu ki yokluğunda bile kadını!
Yalandan da olsa, onun her şeyine, her anına, razıydı.
Cemre.Y.
Gün ortasında bütün perdeleri kapattı kadın.
Dış kapıyı içeriden kilitledi,
Bir kadeh kırmızı şarap koydu, iki mum yaktı,
Bilgisayarına hoparlörü taktı Andrea Bocelli'nin,
"Besame Mucho" sunu son ses açtı.
Sonunda iki ayrılıktır,
Boğazında düğümlenen hıçkırık,
Gözlerinden nihayet damlayacaktı.
O şarkı bitti...
Başka bir şarkı açtı,
Bitti...
Bir başka şarkı daha...
O yaş bir türlü akmadı.
İlk ağlayamadığında aşkı bitmişti.
Şimdi de sevdası.
Anlamsız bir melodiyle irkildi!
Telefonun ucundaki ses...
"Nihayet yeniden buldum telefon numaranı!" diyordu.
""Tam altı yıldır, her yerde seni izledim,
Bana "Hayır" dediğin günden beri,
Tam tamına iki sevda eskittin,
Hala mı "Hayır" yüreğindeki yerim"" diyordu.
Kadın müziği susturdu, perdeleri açtı, mumları söndürdü.
Ve tek bir cümle söyledi,
"Çok yıllık şarabında var mı?"
Adam; "Altı yıllık var ama istersen,
Daha eskisini de bulurum" diye,
Sesinde heyecanıyla,
Bir sürü daha cümle sıraladı.
Kadın usulca soyundu,
Siyah derin dekolteli elbisesini giydi,
Sade bir makyaj yaptı, kırmızı rujunu sürdü,
Kırmızı siyahlı sivri topuklu ayakkabılarını tıngırdatarak,
Yavaşça merdivenlerden dışarı süzüldü,
Kapının önünde onu bekleyen,
Siyah arabaya usulca yerleşti.
Gittikleri yerde, denizin dalgaları,
Köpüre köpüre sahili dövüyordu.
Kadın balkona çıktı, bir sigara yaktı,
Deriin bir nefes çekti.
Adam gelip beline sarıldı kadının,
Usulca onu içeri çekti veee...
Sonra bütün perdeleri kapattı adam.
Dış kapıyı içeriden kilitledi.
İki kadeh kırmızı şarap koydu, iki mum yaktı,
"Müzik ister miydin?" dedi adam.
Kadın yutkunarak; "Gerek yok!
Müzik benim içimde" dedi.
Adam bunu açık bir davet olarak algıladı.
Ve kadının içindeki bütün notaları.
Teninin her hücresinde aramaya başladı.
Kadın sonunda ağladı...
Adam bunu mutluluktan sandı.
O kadar çok seviyordu ki yokluğunda bile kadını!
Yalandan da olsa, onun her şeyine, her anına, razıydı.
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder