...Son Defaydı, Adam Çok Sonra Öğrendi...
Ve usulca fısıldayarak öptü kadın,
Adamın çalışmaktan dağılmış sakallarından...
Son defaydı...
Adam bunu çok sonra öğrendi.
Kadın gitti lan!
Adam hiç dönmedi.
Annesinin zaten ona dair vakti hiç yoktu.
Ve kadın son kez gülümsedi...
Gülümsediğinde,
Aynadaki baktığı kadının saçları artık yoktu!
Kadın hiç mi hiiiçç üzülmedi.
Sadece...
Şimdiye kadar annesine verip de tutamadığı
Bütün o sözleri hatırladı.
"Annem, saçların var hala, inan valla!
Ben sadece, canın yanmasın diye,
Kızımın bebek tarağıyla tarıyorum o ipek saçlarını,
Yoksa, inan ki sana yemin,
Saçsız kalırsan bir gün,
Ben de saçlarımı kökünden kestireceğim,
O gün gelince beraber ağlarız he ana!
Ama şimdi sakın ağlama!
Bak taranıyorlar hala."
Kadının annesi yitip gittiğinde,
Bir bayram sabahıydı,
Annesi hayata küsmesin diye,
Her sabah saçlarını tarayıp gitti yanına,
Her sabah da...
Yosun gözlüsünün bebek tarağıyla taradı,
Anasının artık olmayan, olmayacak olan o upuzun saçlarını.
Oysa anasının kafasında artık sadece iki üç teli kalmıştı.
Kadın sadece annesi için değil,
Kendisi için de savaşmıştı,
Bu sevdayı bir yerlerinden kurtaracaktı.
Ama olmadı.
Annesi gitti önce...
Sonra bütün akrabaları,
Sonra bütün dost bildikleri,
Sonra kadın fakir kaldı,
Herkesleri gitti.
Sonra kadın aşık oldu son kere...
Kadın gözlerini açtı.
Saçlı saçlı gülümsemeye çabaladı.
Sonra terk edildi son kere...
Kadın gözlerini kapatıp,
Bir erkek kuaförüne daldı.
"Ömrümü, ömrüme sıfırsız çarptım,
Sıfır çek ustam!" dedi şaşkın bakışlara...
Saatlerce beklettiler onu belki vazgeçer diye ama!
O zaten çoktan her şeyden vazgeçmişti.
Kapattı gözlerini "Sıfır çek ustam!" dedi.
Nihayet tutulmadık tek bir sözü kalmadığının bilinciyle,
Aynadaki kadına yeniden gülümsedi.
Artık her şeye "Sıfır!" çekiyordu ne de olsa.
Ne fark ederdi,
Saçları siyah, mavi, kızıl, sarıysa!
Ne fark ederdi sabah taktığı, renkli numaralı lensleri,
Akşam yorulup gözlerinin kahvesine onu hep terk ediyorsa.
Ve usulca öptü kadın,
Adamın çalışmaktan dağılmış sakallarından...
Son defaydı...
Adam bunu çok sonra öğrendi.
Kadın gitti.
Adam hiç dönmedi.
Ve kadın son kez gülümsedi...
Bir kere daha da asla öyle bakamadı aynalara.
Artık onu hiç kimse...
O kadar, derin terk edemezdi.
Bir kere daha o da, o kadar derin, hiç kimseyi terk edemezdi.
Hadi baba şefkati neyseydi de…
Ana sevdası aranabilir miydi ki hiçbir eril cinste.
Yoktu.
Olamadı da zaten.
İşte o yüzden ben,
Ne vakit sıkılsam her gün bana bakan yüzümden,
Gider değişirim saçlarımı,
Öyle ton bir ton iki ton renk açımı değil a canım.
Kökten!
Siyahsa sarı olur, sarıysa koyu kestane.
Ama kadın bir daha asla kazıtmadı saçlarını.
Cemre.Y.
Ve usulca fısıldayarak öptü kadın,
Adamın çalışmaktan dağılmış sakallarından...
Son defaydı...
Adam bunu çok sonra öğrendi.
Kadın gitti lan!
Adam hiç dönmedi.
Annesinin zaten ona dair vakti hiç yoktu.
Ve kadın son kez gülümsedi...
Gülümsediğinde,
Aynadaki baktığı kadının saçları artık yoktu!
Kadın hiç mi hiiiçç üzülmedi.
Sadece...
Şimdiye kadar annesine verip de tutamadığı
Bütün o sözleri hatırladı.
"Annem, saçların var hala, inan valla!
Ben sadece, canın yanmasın diye,
Kızımın bebek tarağıyla tarıyorum o ipek saçlarını,
Yoksa, inan ki sana yemin,
Saçsız kalırsan bir gün,
Ben de saçlarımı kökünden kestireceğim,
O gün gelince beraber ağlarız he ana!
Ama şimdi sakın ağlama!
Bak taranıyorlar hala."
Kadının annesi yitip gittiğinde,
Bir bayram sabahıydı,
Annesi hayata küsmesin diye,
Her sabah saçlarını tarayıp gitti yanına,
Her sabah da...
Yosun gözlüsünün bebek tarağıyla taradı,
Anasının artık olmayan, olmayacak olan o upuzun saçlarını.
Oysa anasının kafasında artık sadece iki üç teli kalmıştı.
Kadın sadece annesi için değil,
Kendisi için de savaşmıştı,
Bu sevdayı bir yerlerinden kurtaracaktı.
Ama olmadı.
Annesi gitti önce...
Sonra bütün akrabaları,
Sonra bütün dost bildikleri,
Sonra kadın fakir kaldı,
Herkesleri gitti.
Sonra kadın aşık oldu son kere...
Kadın gözlerini açtı.
Saçlı saçlı gülümsemeye çabaladı.
Sonra terk edildi son kere...
Kadın gözlerini kapatıp,
Bir erkek kuaförüne daldı.
"Ömrümü, ömrüme sıfırsız çarptım,
Sıfır çek ustam!" dedi şaşkın bakışlara...
Saatlerce beklettiler onu belki vazgeçer diye ama!
O zaten çoktan her şeyden vazgeçmişti.
Kapattı gözlerini "Sıfır çek ustam!" dedi.
Nihayet tutulmadık tek bir sözü kalmadığının bilinciyle,
Aynadaki kadına yeniden gülümsedi.
Artık her şeye "Sıfır!" çekiyordu ne de olsa.
Ne fark ederdi,
Saçları siyah, mavi, kızıl, sarıysa!
Ne fark ederdi sabah taktığı, renkli numaralı lensleri,
Akşam yorulup gözlerinin kahvesine onu hep terk ediyorsa.
Ve usulca öptü kadın,
Adamın çalışmaktan dağılmış sakallarından...
Son defaydı...
Adam bunu çok sonra öğrendi.
Kadın gitti.
Adam hiç dönmedi.
Ve kadın son kez gülümsedi...
Bir kere daha da asla öyle bakamadı aynalara.
Artık onu hiç kimse...
O kadar, derin terk edemezdi.
Bir kere daha o da, o kadar derin, hiç kimseyi terk edemezdi.
Hadi baba şefkati neyseydi de…
Ana sevdası aranabilir miydi ki hiçbir eril cinste.
Yoktu.
Olamadı da zaten.
İşte o yüzden ben,
Ne vakit sıkılsam her gün bana bakan yüzümden,
Gider değişirim saçlarımı,
Öyle ton bir ton iki ton renk açımı değil a canım.
Kökten!
Siyahsa sarı olur, sarıysa koyu kestane.
Ama kadın bir daha asla kazıtmadı saçlarını.
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder