25 Nisan 2017 Salı

Peki Ben Bunca Delirirken Sen Nerelerdeydin?

...Peki Ben Bunca Delirirken Sen Nerelerdeydin?...
Bir şelalenin arkasındaki mağaraya saklandım saatlerce…
Oradan seyrettim, şelalenin diğer yanında akıp giden hayatı.
Biliyordum o hayatın içinde bir yerlerde ben vardım, her yerde,
Herkeste ben vardım ve o “ben”i bulup geri almalıydım.
“Varlığını hissetmeye,
Sevgini bilmeye ihtiyacım var” dedim boşluğa…
Önce hiç çıt çıkmadı,
Sonra sesim yankılandı mağaranın dehlizlerinde.
Cılız bir haykırıştı, bana bile yabancılaşmış,
Sanki benim dudaklarımdan hiç çıkmamış gibi geri döndüğünde!
Saatlerce kaldım orada akşamdan
Sabahın ilk ışıklarına kadar…
Ne uykum geldi, ne acıktım, ne susadım ne de ağladım.
Hep sallandım sallanan koltuğumda önce yavaş yavaş…
Sonra olanca hızıyla…
Bir görsem kendimi
Çekip alacaktım kolundan tutup şelalenin arkasına…
Bu metcezir son bulduğunda
Bende bulmuş olacaktım benden kaçan “ben”i….
Beynimin, yüreğimin, bedenimin ihtiyacı vardı bana…
Biraz daha hız verdim sallanan koltuğuma…
Önce yavaş yavaş sonra hızla…
Biraz ileri, hızla geri, biraz daha ileri, çok daha hızla geri…
Sonra sallanan koltuğumla beraber
Gidebileceğim en geride buldum kendimi.
Giderken bile yolum engellerle doluydu..
Önce fayans sehpanın sivri köşesinde hissettim kafatasımı
“Çaattt” diye bir ses..
Ne yıldızlar ne ışık…
Ne dostlarım ne arkadaşlarım, ne ailem ne kızım, ne de sen..
Sadece sonsuz gibi gelen bir karanlık…
Sonra parkelerde hissettim kafatasımı “küüüttt” diye bir ses…
Ne şelale, ne mağara, ne dehliz, ne ben…
Sadece sonsuz bir karanlık!
Ucunda tek bir sızıntı ışık bile yoktu…
Şelalenin suları döküldü yerlere
Kafatasımdan ve göz pınarlarımdan…
Ama olamazdı,
Yalnız ölemezdim ben…
Hem de en çok bugünler de
"Ölmiycem ben her şey güzel olacak” diye
Bir masal tutturmuşken…
Topladım şelalemin çağlayanlarını
Sallanan koltuğumla beraber aynı hızla kalktım yerimden.
Yerdeki süzülen kanları sildim önce güzelce.
Kafa tasıma kolonyayla pansuman yaptım
Biraz yarıktan bir zarar gelmez,
Hem belki bulursam “ben”i hem daha kolay giriverir içeri.
Gözümün yaşlarını soktum geri göz bebeklerime…
Yine başladım kaldığım yerden önce yavaş yavaş…
Sonra hızla …
Biraz geri, hızla ileri, biraz daha geri, çok daha hızla ileri…
Sonra sallanan koltuğumla beraber
Gidebileceğim en ileride bulacaktım kendimi
Bu sefer yüzüstü çakılacaktım yere…
Tamda o anda camları sonuna kadar açık penceremden
Koskocaman bir nefeslik bir rüzgar girdi içeri…
Savruldu evimin perdeleri, açılıp kapandı evimin kapıları…
"Birazdan fırtına kopacak” dedim kendime.
Rüzgar bir dehşet savurdu önce
Sonra usulca sadece ellerimi okşadı perdelerimle…
Yavaşça kalktım sallanan koltuğumdan,
Camdan baktım, karanlıktı, yıldızlar vardı.
Atabilirdim ya kendimi usulca rüzgara minnet.
Rüzgar dokundu yüzüme, gözüme,
Yanaklarıma, omuz başlarıma…
Korkmadım, ağlamadım rüzgar benle konuşurken…
""Ama olmaz!
Yalnız ölemezsin sen.
Hem de en çok bugünlerde
"Ölmiycem ben…her şey güzel olacak” diye
Bir masal tutturmuşken…
Tamam cam açık kalsın ama kapat perdeleri,
Birazdan gün ışığı gelecek rahatsız etmesin seni.
Ben rüzgarım, söz veriyorum sana
Bundan sonra…
Hep yardım edeceğim, koruyup kollayacağım,
Sarılacağım kimse sana sarılmadığında,
Hadi şimdi yat dinlen biraz”" dedi ve…
Usulca yatırdı beni yatağıma…
Bir yastık tutuşturdu elime
“Kokla onu, sarıl ona…
Sen bu yastığın terinin kokusundasın” dedi.
Ben uyuyana kadar da
Okşadı ellerimi, kollarımı…
Omuz başlarımı da öpüverdi.
Peki ben bunca delirirken sen nerelerdeydin?
Şimdi topla bütün anılarını, pılını pırtını
Bir şelale bul kendine
Hayatımdan "Defoll, git, derhal!
Duymuyor musun?
Defooll...Giiitt…Derhaaall!"
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...