…Ez çî bikim tû birnabé… (Ne Yapayım Unutulmuyorsun)…
Akşam akşam, bir cümle okudum.
Şiir dizeleri benim için kıymetli, pahasız birer hazineli,
Öğretmen bir dostumun şiir dizelerinin en sonunda...
"Ez çî bikim tû birnabé" diyordu.
Okudum ama diğer bilmediğim bütün diller gibi kürtçe de bilmiyordum ama...
İçimi, şiirin ön dizelerinden apayrı bi kavurdu bu son cümle,
Sanki uzun zamandır unuttuğumu,ya da unutmak için onca yorulduğumu,
Aniden duyduğum yabancı sözlü bir şarkının melodilerinde,
Yeniden anımsamak gibi ışık hızıyla mıhlandı içime!
Kürtçe olduğunu biliyordum ama aradığım bütün çevirilerde,
Ruhumun içindeki kelimelerin çevirimi değildi,
"Ya kırarsam."diye korkarak sordum ona, şiirinin altında, yorum içinde...
Anlamı da mıh gibiydi, tam tahmin ettiğim gibi!
"Ne yapayım unutulmuyorsun."
"Ne yapayım unutamadım."demekti,
Ama yine de bu Türkçe cümlenin tam ruh çevirimi öyle,
"Ez çî bikim tû birnabé" cümlesini okuyunca hissettiğin gibi,
Öyle tam da "Ne yapayım unu tul mu yorsun."
"Ne yapayım unutamadım." değildi.
"Ez çî bikim tû birnabé" yi demeliydi bağıra çağıra,
Yani dudaktan kalbe hissetmekti aslolan!
Acıydı!
Öylece, kendi dilinde, kendi lehçesinde seslenmeliydi ki ruh sahibini tanısın!
Ha sahi bir cümleye hapsoldum, ben hapsolurken sizler unutmayın he mi?
Türkiye'm bir coğrafya ise içinde nice millet, nice etnik kökenler barındırmakta!
Türk, Kürt, Laz, Çeçen, Gürcü...vs.vs.vs.&
Halefi, maliki, Şafii, Hanbeli…
Ya da indirgenmiş hali ile vurdurulmaya çalışılan,
Sünni, Alevi...Ha bi de gavur neslii!
Bizi ilgilendirmiyor yani.
Peki neden, son cümlenin Türkçe'sini bu yazıyı okuyana kadar,
Kaç kez öğrendiğiniz halde sizde en sonunda,
"Ez çî bikim tû birnabé" yi defalarca hissettiniz!
Buradan alınacak ders şudur ki,
"Siyasetiniz sizin olsun aga, biz ne güzel şiirleşiyoruz!"
Cemre.Y.
Akşam akşam, bir cümle okudum.
Şiir dizeleri benim için kıymetli, pahasız birer hazineli,
Öğretmen bir dostumun şiir dizelerinin en sonunda...
"Ez çî bikim tû birnabé" diyordu.
Okudum ama diğer bilmediğim bütün diller gibi kürtçe de bilmiyordum ama...
İçimi, şiirin ön dizelerinden apayrı bi kavurdu bu son cümle,
Sanki uzun zamandır unuttuğumu,ya da unutmak için onca yorulduğumu,
Aniden duyduğum yabancı sözlü bir şarkının melodilerinde,
Yeniden anımsamak gibi ışık hızıyla mıhlandı içime!
Kürtçe olduğunu biliyordum ama aradığım bütün çevirilerde,
Ruhumun içindeki kelimelerin çevirimi değildi,
"Ya kırarsam."diye korkarak sordum ona, şiirinin altında, yorum içinde...
Anlamı da mıh gibiydi, tam tahmin ettiğim gibi!
"Ne yapayım unutulmuyorsun."
"Ne yapayım unutamadım."demekti,
Ama yine de bu Türkçe cümlenin tam ruh çevirimi öyle,
"Ez çî bikim tû birnabé" cümlesini okuyunca hissettiğin gibi,
Öyle tam da "Ne yapayım unu tul mu yorsun."
"Ne yapayım unutamadım." değildi.
"Ez çî bikim tû birnabé" yi demeliydi bağıra çağıra,
Yani dudaktan kalbe hissetmekti aslolan!
Acıydı!
Öylece, kendi dilinde, kendi lehçesinde seslenmeliydi ki ruh sahibini tanısın!
Ha sahi bir cümleye hapsoldum, ben hapsolurken sizler unutmayın he mi?
Türkiye'm bir coğrafya ise içinde nice millet, nice etnik kökenler barındırmakta!
Türk, Kürt, Laz, Çeçen, Gürcü...vs.vs.vs.&
Halefi, maliki, Şafii, Hanbeli…
Ya da indirgenmiş hali ile vurdurulmaya çalışılan,
Sünni, Alevi...Ha bi de gavur neslii!
Bizi ilgilendirmiyor yani.
Peki neden, son cümlenin Türkçe'sini bu yazıyı okuyana kadar,
Kaç kez öğrendiğiniz halde sizde en sonunda,
"Ez çî bikim tû birnabé" yi defalarca hissettiniz!
Buradan alınacak ders şudur ki,
"Siyasetiniz sizin olsun aga, biz ne güzel şiirleşiyoruz!"
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder