...İstanbul'da Yıldız Yok...
Ve ben asla o kadar büyüyemiyorum... Annem ilk defa bizi terk ettiğinde
Hem de kışını, hiç bilmediğimiz diyarlara
Her yaz ailece olduğu gibi
Tatile gidiyoruz sanıyorduk biz!
Kardeşimi dedemlere bıraktı,
Beni ise amcamlara.
Zemheri ayazı bir kış sabahında
Biz yarın, yaz gelecek sanıyorduk!
Yarın yaz gelecek ve biz kardeşimle yine
Köyümüzün merasında
Sırt üstü yatıp çimenler üstüne
“İstanbul’da neden bu kadar
Yıldız yok ki?” derdinde oluruz sanıyorduk!
Gerçi ben anlamıştım!
Annemin…
Hatırladığım…
Beni ilk kokulu öpüşüydü o!
Saçlarının üzerinde,
O zamanların
Nereden gelirsen gel ama o köye geldiysen
Olmazsa olmazı kara bürüğü,
Üstünde ödünç alınmış köy bluzu
Altında çiçekleri
Bahardan önce açmış basma eteği ile
Zaten beni terk eden o kadın annem değildi!
“Gitme Anne'm!” diye ağlarken ben ardından
Her adımında
Arkasına bakıyor ve öylece ağlıyordu!
Kumarbaz bir adamın bir çare karısıydı o!
Ve şehir…
Çocukları, hiç mi hiç sevmiyordu.
Çocuğun varsa çalışamıyordun!
Üç köyün bir okulu vardı,
Bir okulun,
Beşerli sırası olan tek sınıfı,
Ortada bir soba,
Her sıra, ayrı sınıf demekti.
Ben dörde gidiyordum,
Kardeşimse üçe!
Neyse ki orada bari sınıf ayrımı yoktu aramızda!
Annemizin ayda bir, çuvallar dolusu
Bütün sülaleye yolladıkları içinde,
Bize ayrılmış küçük bir valiz olurdu hep!
Nedense,
En ilk onlar kapışılırdı
Kendi akrabalarımız tarafından!
Üşürdü ellerimiz,
Parmak uçlarımız morarırdı bazen!
Erkek olmasına rağmen küçüktü kardeşim
Ağlardı ellerini üfleyerek!
Yan sıradan uzatırdım ellerimi
Ne kadarsa bütün sıcaklığımı yollardım ona
Dersi bırakıp delik ayakkabılarını çıkarıp
Öperken ayaklarını,
Parmak uçlarından.
Öğretmenimizin bile,
Gözleri yaşarırdı bazen de
Alırdı bizi soba yanına!
Şehirliye torpiliyle suçlanırdı haksız yere.
İşte o zaman
Zangır zangır titreyerek ve ağlayarak
Tahtaya çıkar ve İstiklal Marşını okur gibi
Bağırırdım hepsine sus pus olup dinlerlerdi.
“Söz” derdim onlara
“Yemin olsun, and olsun, ahdolsun ki size!
Annem bir gün bizi buradan alırsa!
Hepinizi bizim okuduğumuz
Kaloriferli sınıflarda okutucam ""Söz!""
Hiç üşümeyecek elleriniz, ayaklarınız!
Ayşee!
Hani bana sorup durduğun o kokulu silgi var ya
Bıkacaksın onlardan "Söz!"“
Evet!
Büyüdükçe kaçtım!
Şimdi de kaçıyorum
Bütün köy çocuklarından köşe bucak!
Tutamadığım ilk ve son “Söz” ümdür onlar!
Ne kadar ucundan tutmaya kalksam
O kadar çoklar!
Ve ben asla o kadar büyüyemiyorum!
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder