27 Nisan 2017 Perşembe

Kara İnci Tanesi

...Kara İnci Tanesi...
Ruhumun sevgilisi, gözyaşı tanesi…
Senle ben!
Aynı gök kubbenin iki ayrı bulut öbeğiydik.
Herhangi bir bahar melteminin güneş ışıltılarında,
Olanca yumuşaklığıyla buluşurdu dudaklarımız.
Kasım lodoslarında kavga eder,
Uzaklaşırdık bizden, birbirimizden.
Biz uzaklaştıkça,
Güneş görünürdü ardımızdaki sızıdan da
Sanırlardı ki bahar gelmiş bizim ayrılığımıza!
Köydeki merada koyunlarını otlatan bir çobanın
Binbir hasretle kavuşmayı beklediği
O kurtuluş anı gibi,
Birimizden biri,
Yenilmeden ama birbirimizi yenmemiz gereken,
İstanbul gibiydi aşkımız!
İstanbul kadar, gizemli, gizli ve yasaklı üstelik!
İçinde yedi tepesinin yedisi birbirine hasret,
Karşıdan özlemle bakarlar dururlar birbirlerine hep.
Oysa birleşsek bambaşka bir şehr-i diyar olurduk ya.
İstanbul gibiydi aşkımız!
Ruhsuz ruhları barındıran, hüzünleri, kinleri saklayan,
İhtiras ve yersiz tutkuları, kıskançlıkları saklayan
Aldatmayı ve aldatılmayı ışıklarına hapseden!
Öylesine boğucu, sıkıcı,
Aman bir an önce kurtulunması gereken.
Senle ben!
Aynı gök kubbenin iki ayrı bulut öbeğinin içinde gizli,
İki ayrı çiy tanesiydik.
Biz gittik!
İstanbul’dan gittik, bizden gittik, bittik de,
Okyanusun tam ortasında buluştuk gizlice…
Sadece iki şansımız vardı be,
Ruhumun sevgilisi!
Ya yağmur damlası olacak, yağacaktık,
Dokunacaktık hiç yoktan
Bambaşka tenlere ve hayatlara,
Ya bir tek damla gözyaşı tanesi olacak,
Öylece sessizce suya karışacak,
Belki bir yunusun sesi olacaktık bir hıçkırık gibi
Ya da bir istiridye içinde yıllarca oluşmayı bekleyen,
Tek bir kara inci tanesi!
Kimse…
Hiçbir şey bilmeyecekti yine.
Sen,
Yağmur damlası olmayı seçtin!
Bense bir tek gümüş halkanın içinden akan yaş tanesi.
Bir tek ruh bakışı attım sana oysa suskundum.
Sadece sen gördün o suskunluğun acı çığlığını!
Hoşça kal.
Rüzgarım, bulutum, güneşim, sabahım, gündüzüm.
Hoşça kal.
Papatyam, gelinciğim, denizim, yaprağım, kar tanem.
Hoşça kal.
İstanbul kadar nefesim,
İstanbul kadar ruhum!
Sevin…
Sen bambaşka bedenlerden ayrı birer nefes alırken
Ben öldüm…
Ve korkma!
Zamanı geliyor o kara inci tanesinin,
Bilinir kıymeti, ederini ve değerini bilen elde ve yürekte.
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...