...Ben Yeterince Bekledim...
Herkesler başına ummadık işler gelince
Baba evine giderdi ben direndim.
Benim babam yoktu çünkü!
Sağdı, yaşıyordu hala kahve köşelerinde
Umarsızca pişpirik oynuyordu ama bana
Altı yaşımdan beridir hiç yoktu!
Tam bir ay, su bardağım bile
Kolilerde kapalıyken musluğa ağzımı dayadım da
Açmadım o koliyi ama bekledim.
Ben bekledim öylece
Salonumun ışıklarını geceleri yanık bırakarak...
Olur a o geçerse sokağımızdan...
Uyudum sanmasın diye sabahları bekledim...
Sonra sabahları gecelere ekledim...
Bebeğim nasılsa doyuruluyordu bir yerlerde...
Ben hiç acıkmadım.
Bekledim.
Benim gidecek baba ocağım yoktu
Çünkü güveni dağlar kadar kalabalık!
Bir ana ocağım vardı,
O da ben giderken küstüydü,
İlendiydi “Döneceksiinnn!” diye yanık yanık.
Dön-me-ye-cek-tim!
Bir gün akrabalarımdan biri, dayımdı kesin...
Kenan Işık’ın “Konuş” şiirini paylaştığımı görmüş
Ben onca susarken...
Toparlamış hepsini anam dahil...
Kapıma bir kamyon dayandı!
Bu şiir’i dinliyordum ve ramazandı günlerden
Rabbimden af dileye dileye
Ense kökümü sündürdüydü o vakit!
“Hadi gidiyoruz artık buradan!” dediydi.
Diğer akrabalarım ilenmelerine devam ederken
Hatırlıyorum kardeşim askerdeydi.
İzin gününden çalıp bana gelecekti
"Ne kadar da mutluyum şükür" ü görmeye!
Artık değildim!
Buramda işi ne?
Toparladılar beni süngüsü düşmüş tek mermi gibi.
Ana ocağımın en alt katına serdiler öylece...
İnsan olan büyük konuşmamalı ağam!
Bu şiiri ikici dinlediğimde
Boya yapıyorduk giriş katına kadim dostumla.
O tavanlarımı boyuyordu
Ben duvarlarıma çabalıyordum.
Teybe kasedi koydum sırada
Hangi şiir çıkar bilmeden fırçalıyorduk
Yüreğimizde ne varsa ve o...
Onca sesssiz ömrün ardından yine
“Konuş!” deyiverdiydi.
Ödümüz koptuydu evde cin mi var diye...
Sustuk...boyadık...badanaladık...
Sıra bahçemize gelmişti...
Anam “Durun!” dediydi.
Öyle ya gittiğim gibi gelmiş
Ancak fazlaydım artık.
Bahçeyi de bana vermemişti ya aaa!”
Şimdi aynı binanın
Bu terasın/m da dinliyorum bu şiir’i...
Bazenleri üzüm salkımlarımı süpürmüyorum
Hatta bazenleri evimin tozunu bile...
Öyle ya o dediydi
“Tek bir toz tanesine kadar parasını ödersen
Anca senin olur!”
“Ödedim ana!
Ama hala benim değil!
Ait olamadım ben buralara!”
Hala o ilk geldiğim gün gibi...
Hala....
Yaşayamayacak şeyleri özlüyorum bu aralar
Kenan Işık gibi...
Sessiz bir avazlık hıçkırığımı duysun
Artık uyansın isterdim mesela!
Sen de gittin...
Oysa ben seni göbek bağımızı
Kestikleri andan itibaren hep özledim...
Cemre.Y.
Herkesler başına ummadık işler gelince
Baba evine giderdi ben direndim.
Benim babam yoktu çünkü!
Sağdı, yaşıyordu hala kahve köşelerinde
Umarsızca pişpirik oynuyordu ama bana
Altı yaşımdan beridir hiç yoktu!
Tam bir ay, su bardağım bile
Kolilerde kapalıyken musluğa ağzımı dayadım da
Açmadım o koliyi ama bekledim.
Ben bekledim öylece
Salonumun ışıklarını geceleri yanık bırakarak...
Olur a o geçerse sokağımızdan...
Uyudum sanmasın diye sabahları bekledim...
Sonra sabahları gecelere ekledim...
Bebeğim nasılsa doyuruluyordu bir yerlerde...
Ben hiç acıkmadım.
Bekledim.
Benim gidecek baba ocağım yoktu
Çünkü güveni dağlar kadar kalabalık!
Bir ana ocağım vardı,
O da ben giderken küstüydü,
İlendiydi “Döneceksiinnn!” diye yanık yanık.
Dön-me-ye-cek-tim!
Bir gün akrabalarımdan biri, dayımdı kesin...
Kenan Işık’ın “Konuş” şiirini paylaştığımı görmüş
Ben onca susarken...
Toparlamış hepsini anam dahil...
Kapıma bir kamyon dayandı!
Bu şiir’i dinliyordum ve ramazandı günlerden
Rabbimden af dileye dileye
Ense kökümü sündürdüydü o vakit!
“Hadi gidiyoruz artık buradan!” dediydi.
Diğer akrabalarım ilenmelerine devam ederken
Hatırlıyorum kardeşim askerdeydi.
İzin gününden çalıp bana gelecekti
"Ne kadar da mutluyum şükür" ü görmeye!
Artık değildim!
Buramda işi ne?
Toparladılar beni süngüsü düşmüş tek mermi gibi.
Ana ocağımın en alt katına serdiler öylece...
İnsan olan büyük konuşmamalı ağam!
Bu şiiri ikici dinlediğimde
Boya yapıyorduk giriş katına kadim dostumla.
O tavanlarımı boyuyordu
Ben duvarlarıma çabalıyordum.
Teybe kasedi koydum sırada
Hangi şiir çıkar bilmeden fırçalıyorduk
Yüreğimizde ne varsa ve o...
Onca sesssiz ömrün ardından yine
“Konuş!” deyiverdiydi.
Ödümüz koptuydu evde cin mi var diye...
Sustuk...boyadık...badanaladık...
Sıra bahçemize gelmişti...
Anam “Durun!” dediydi.
Öyle ya gittiğim gibi gelmiş
Ancak fazlaydım artık.
Bahçeyi de bana vermemişti ya aaa!”
Şimdi aynı binanın
Bu terasın/m da dinliyorum bu şiir’i...
Bazenleri üzüm salkımlarımı süpürmüyorum
Hatta bazenleri evimin tozunu bile...
Öyle ya o dediydi
“Tek bir toz tanesine kadar parasını ödersen
Anca senin olur!”
“Ödedim ana!
Ama hala benim değil!
Ait olamadım ben buralara!”
Hala o ilk geldiğim gün gibi...
Hala....
Yaşayamayacak şeyleri özlüyorum bu aralar
Kenan Işık gibi...
Sessiz bir avazlık hıçkırığımı duysun
Artık uyansın isterdim mesela!
Sen de gittin...
Oysa ben seni göbek bağımızı
Kestikleri andan itibaren hep özledim...
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder