27 Ağustos 2017 Pazar

Şarap Vee...Sen

...Şarap Vee...Sen...
Tüm hazırlıklarını yaptı kadın.
İki dirhem, bir çekirdekti,
O kan kırmızı elbisesini bile giydi üstelik!
Boynunun arkasından,
Sırtının epeyce açıklarına inen,
Swarovski taşlı zincirlerini, uçuşarak savururken,
Gören de, boğaza yemeğe gidecek sanırdı!
Siyah, sivri topuklu ayakkabılarını giydi zarifçe.
Nicos'un Secret Love'unu
Son ses açmadan önce!
Hafif bir öç gülümsemesi beliriverdi yüzünde,
Sessizce mırıldandı,
İlçesinin çatılarının kiremitlerine;
"Ben de sizin dilinizi hiç sevemedim oh olsun!" diye.
Oysa gerçekten de geç kalmamalıydı...
Zira!
Can-ı boğazına çeyrek vardı.
Oysa sadece!
Çokça ait olduğu şu "İstanbul!" denen şehrin,
Hiç de ait olmadığı ilçesinin terasındaydı...
Yapayalnız...
Yani, kendisiyle randevusu vardı kadının.
Geç kalsaydı canın...
Az daha, canı gidecekti!
Aceleyle iki de şamdan koyuverdi sehpasına,
Belli ki yine geceye kalacaktı,
Yerleşti yerine,
Harladı sönmüş sigarasını,
Uzattı üzüm dökmeli antika kadehini boşluğa!
"Şarap vee..." dedi yutkundu.
Kendi kendine gülümsedi kadın...
Sonra;
"Ben!" dedi kadın...
Bu sefer küfür etmedi ama valla!
Olamayan üzümün suçu neydi ki?
Suç;
Bir yerlerde yine!
Günahsızların boğazını kesmekteydi.
Sarılamayan asma yaprağının günahı ne!
Günah;
Gençlik başında pespembe bulut!
Bir yerlerde bila-bedelsiz sevişmekteydi.
Zamandı bütün mesele...
Ya an olup gelmeli,
Ya da kayıp ruhumun sesi olup,
Beni en suskun zamanımda
Benle baş başa basmalıydı.
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...