...Yıkıldı Bütün Şehir Sen Gidince...
Sizin hiç?
Ellerinizle yarattığınız bir dünya
Başınıza yıkıldı mı?
Yandı mı söndürmeye bile mecalsiz bir anda.
Ansızca!
Ben ebedi bir mahkum gibi,
Asla sahip olamadığım ama
Olmasını canım pahasına
Arzuladığım hayallerimi koydum yetmedi.
Sevgimi koydum temeline, şefkatimi koydum,
Ümitlerimi koydum, hüzünlerimi,
Gözyaşlarımı da koydum sevincimi de
Artık ne varsa!
Amma velakin en çok da,
Sana güvenimi koydum tuğla aralarına a çocuk!
Yuvamın temeli ailedendi de,
Gövdesine neyim var,
Neyim yoklarımı da
Döktüm işte borca kıyamet!
Bu dünyanın en güzeli,
Bir evin çatısı bari olsun istedim,
Bir bacası olsun ki,
Dumanı tüten bir baca
Benim sıcak evim ve yüreğimdi!
Dumanı tütsün ki, o evin yaşadığı belli olsundu!
Ben sevgim ve sabrımla
Sana daha neler yapmazdım ki?
Sarıp, sarmalarken seni
Yüreğimin sıcaklığı yeter sandım,
Varsın olsun tütmesede olurdu
Bacamız duman duman!
Zaten bir hayli yorgundum,
Bir küçücük kıvılcıma heba
Son nefesimi bile tüketmekten!
Her şey mükemmel değilse de,
Yolundaydı sanki!
Beni bütün yaralayanlar gibi,
Sende beni,
Dumanı tütmeyen ocağımdan vurmuşsun meğer!
Seni ısıtmadım mı ki ben çocuk?
Yollar ve çareler yaratmadım mı sana,
Beni bütün kanatanlar gibi yalanmışsın meğer!
Ardıma dönüp baktığımda çoktan tutuşmuştu,
O, erişilmez ve ulaşılmaz sandığım bütün kulelerim!
Meğer, hiç yanmayan bacamızdan hava almışız çocuk!
Ben kulelerimi ve surlarımı sana güvenip,
Kibrit çöplerinden yapmışım!
Sen gittin...
Yıkılmış bütün tuğla arası harcı güven kulelerim,
Yıkılsın zaten de, yıkıldı bütün şehir sen gidince.
Üstüne üstlük yanmış,
Bir koca nefretine kinayeli hecelerinle!
Tutuşmuş İstanbul’umun bütün
O ömürlük kibrit çöplerimin baş uçları!
Bu ev...
Bu şehir...
Artık bana çok çocuk!
Cemre.Y.
Sizin hiç?
Ellerinizle yarattığınız bir dünya
Başınıza yıkıldı mı?
Yandı mı söndürmeye bile mecalsiz bir anda.
Ansızca!
Ben ebedi bir mahkum gibi,
Asla sahip olamadığım ama
Olmasını canım pahasına
Arzuladığım hayallerimi koydum yetmedi.
Sevgimi koydum temeline, şefkatimi koydum,
Ümitlerimi koydum, hüzünlerimi,
Gözyaşlarımı da koydum sevincimi de
Artık ne varsa!
Amma velakin en çok da,
Sana güvenimi koydum tuğla aralarına a çocuk!
Yuvamın temeli ailedendi de,
Gövdesine neyim var,
Neyim yoklarımı da
Döktüm işte borca kıyamet!
Bu dünyanın en güzeli,
Bir evin çatısı bari olsun istedim,
Bir bacası olsun ki,
Dumanı tüten bir baca
Benim sıcak evim ve yüreğimdi!
Dumanı tütsün ki, o evin yaşadığı belli olsundu!
Ben sevgim ve sabrımla
Sana daha neler yapmazdım ki?
Sarıp, sarmalarken seni
Yüreğimin sıcaklığı yeter sandım,
Varsın olsun tütmesede olurdu
Bacamız duman duman!
Zaten bir hayli yorgundum,
Bir küçücük kıvılcıma heba
Son nefesimi bile tüketmekten!
Her şey mükemmel değilse de,
Yolundaydı sanki!
Beni bütün yaralayanlar gibi,
Sende beni,
Dumanı tütmeyen ocağımdan vurmuşsun meğer!
Seni ısıtmadım mı ki ben çocuk?
Yollar ve çareler yaratmadım mı sana,
Beni bütün kanatanlar gibi yalanmışsın meğer!
Ardıma dönüp baktığımda çoktan tutuşmuştu,
O, erişilmez ve ulaşılmaz sandığım bütün kulelerim!
Meğer, hiç yanmayan bacamızdan hava almışız çocuk!
Ben kulelerimi ve surlarımı sana güvenip,
Kibrit çöplerinden yapmışım!
Sen gittin...
Yıkılmış bütün tuğla arası harcı güven kulelerim,
Yıkılsın zaten de, yıkıldı bütün şehir sen gidince.
Üstüne üstlük yanmış,
Bir koca nefretine kinayeli hecelerinle!
Tutuşmuş İstanbul’umun bütün
O ömürlük kibrit çöplerimin baş uçları!
Bu ev...
Bu şehir...
Artık bana çok çocuk!
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder