...Kalbim yüreğine Bir Şiir Mesafesindeyken!...
Kalbim yüreğine bir şiir mesafesindeyken,
Benden sana, bir biz olmaz be güzelim.
Nasıl oluyorsa olamıyor işte o entrikalılardan,
Sevda denen o vuslat!
Hiç yoktan, merak ederim adamın ellerinin üzerini,
Hele de, ille de yüzük parmağını!
Daha taze sökülüp,
Çapkınlık anında, yan cebe koyulanından,
Kaç zamanlık alyans izi mi var?
Yoksa sıkıyor diye bir bahaneyle hiç mi takmazmış?
Yoksa aleni yalanlarla seni de, eşini de kandırır mıymış?
Öyle ya hayatıma dokunan hiçbir şeyi, öylesine yaşamadım ben!
Şimdi tutmuş "Sana kör kütük aşığım, anla beni!" diyorsun.
Elbette anlıyorum efendim, eski eşim beş yıllık evliliğin ardından,
O hatuna da aynı cümleleri söylemişti de
Kucağımda iki yaşında bir evlatla,
"Dönmem!" dediğim ana evine dönmüştüm.
Evliysen, o yuvanın üstüne aşık filan olma kardeşim,
Onu da, beni de aldatma!
Eski sevgiline de artık evliyken rastladıysan,
Boşanma sebebiniz senin uçkur ukden olmasın mesela!
Açık açık "Onun yokluğunu seninle kapatmıştım,
Ama o sana rağmen,
Kızımıza rağmen bana dönecek kadar kaşardı, kazandı." de!
Sonra ne "Uğruna ölürüm." dediğin karın umurun olsun,
Ne de bu hayattaki tek emelin kız babası olmak olmuş olsun,
Domino taşlarından kule yaptığın gibi,
Bir tekme at geçmişine, tek celsede boşan,
Hatta git eski sevgilinle evlen!
Ama beni...
Bu oyunun hiçbir hücresine dahil etmeye çalışma sakın ha!
Çünkü..
Ne vakit kızımın babasının karaktersizliğinde birine rastlayıp,
Bana kör kütük aşk mavalları anlatsa!
Hani bir de bendeki de yürek kösele değil ya!
Yanlışlıkla bile olsa dahi esecek olsa, o yalanın şehveti,
Dışımdan bu işi en başından tutkuya dönüştürmeden,
En hasarsız hallederken,
İçimden hepinizin yüreklerini de,
Beyinlerinizi de birer kazmayla çıkartıp,
Yorgan iğnesiyle taşşaklarınıza dikiyorum.
Sonra çüklerinizi kökünden kesip, kıymık kıymık çizik atıp,
Alınlarınızın tam ortasına dikiyorum,
Üstüne de "Aldatma!" yazıyorum.
Siz hala yaşıyorsunuz ama ben...
Her seferinde kendimi öldürüyorum.
Bende insanım ya akmasın yüreğim sana hiç boşuna!
Yani hikayem bu, şimdi bari anla be insan olasıca!
Bu saate kadar olmadıysa,
Bu saatten sonra da "O" olamam ben,
Kaşarın da hiçbir halini de sevemedim, zaten, tokum ben!
Kalbim yüreğine bir şiir mesafesindeyken,
Bizden olmaz be güzelim.
Ne kendini, ne de beni eski bir romanın,
İki tane anaları hariç orospu çocuğu yapmana izin veremem ben!
Seninle ahlar üstüne kurulu hoş olacağıma, koyarım iki kadeh rakı,
Bir de yanında acılı şalgam,
Oyyy!
Şanslı günümdeysem hamsi tava, azıcık da güveçte kaşarlı kalamar!
Yani hayaller hep Venedik, Paris, Roma ama,
Evime giderken aldığım,
İki kırmızı tuborga bile harcarım seni bozuk para gibi.
Üç beş şiir demlerim eski yazdıklarımın üstüne,
Zaman geçince daha güzelleşir şiirlerim.
Misal bu şiir, beş mısraymış yazdığım o gün.
Değişmeyen tek cümlem,
"Kalbim yüreğine bir şiir mesafesindeyken,
Bizden olmaz be güzelim." olmuş!
Halbuki bugün gayet de güzel bir gündü,
Ne çok sıcak, ne de soğuk!
Böyle ılıman ılıman seminere filan gitmiştik de
Eğitmene hep bilemediği yerlerden soruyordum,
Sorularım onlardı çünkü!
Hep "Iıı! Şeeyy!
Onu bilmem feşmekan'a sorarsanız cevap alırsınız!" diyordu.
Ne soracağım be!
Benim var oluş anımdan itibaren,
Bütün sorularım henüz evrende salınıyor!
Misal soruyorum Rabbime;
"Anam öldü, babam hala yaşıyor ve ben altı yaşımdaydım?"
Misal soruyorum Rabbime;
"Uğruna ölürüm diyen adam evliliğimizi yıkıp gitti,
Üstelik eski sevgilisiyle öç almak için buluşmuşken, onunla evlendi,
Ne kadar mutlular bu saatten sonra sorgulamak bana düşmez ama,
Allah işin kadın bütün hayatını da ona piç etti."
Misal soruyorum Rabbime;
Ben şöyle ömrümüzce ömür katabilecek birini bekleyip dururken,
Neden hep o anası hariç orospu çocuklarını çıkarttı karşıma!
Üçü, beşi geçemesin diye ömrüme dahil ettiklerim,
Demesinler diye,
Üzülmeye yerim yok diye denemedim de her karşıma çıkanı!
Yani daha sabaha kadar yazarım, daha bir çok şey hakkında ama...
Yorgunum be güzelim...
Kısasından keseyim,
Zaten buraya kadar okuduysan, yedi ceddimi öğrenmişsin,
Hamur meselesi bazı şeyler,
Kimine gıda boyası ve tutkal eklenmiş olup, oyun hamuru olur,
Kimine bildiğin yumurta, su, tuz, pakmaya, anca kol böreği olur!
Hah!
İşte o kol böreğiyim ben.
İçim acı, etrafım az içli, dışım çoktan kavrulmuş yendi bitti!
Ben her tabakta,
O kırılmadı diye çöpe atılan o yer fıstığının derdindeyim.
Oysa bilmiyorsun, belki de ben, ilk onu bulup, dişlerine kıyıp,
Muhabbetin ortalarında, tek engel, senin dişlerinle kırdığın,
O, taze dudak kokulu Antep fıstığını,
Dudaklarından yeyip yemeyeceğim olsun.
Elbette azıcık bende akıllandım,
Buraya ramak kalanlarla olduğu gibi,
Boy boy çocuklarımızın hayalini kurmayacağım,
Ama ben artık bir masadan bari sarhoş kalkabilmek istiyorum!
"Kusarsam kusura bakma!" diyeyim mesela, bakmasın o da!
Gece, öylece sızmış olsam bile,
Geçmişimden geçmek üzere olanlarıma!
Biri bari olsun "Ben toparlarım seni, geçiyor işte!" dese!
"Bundan sonra hep ben varım Cemre Sultan!" demesine gerek yok.
O kadar çok duydum ki,
Eş, dost, akraba, evlat, yar, yaren, tanıdıklardan!
Birileri artık hep var olsun.
Anladın mı şimdi beni, a cancağızım!
Anlayamadığın için de,
Bu anılara dahiliyetin hep tek bir cümleden ibaret zaten!
Kalbim yüreğine bir şiir mesafesindeyken,
Benden sana, bir biz olmaz be güzelim.
Cemre.Y.
Benden sana, bir biz olmaz be güzelim.
Nasıl oluyorsa olamıyor işte o entrikalılardan,
Sevda denen o vuslat!
Hiç yoktan, merak ederim adamın ellerinin üzerini,
Hele de, ille de yüzük parmağını!
Daha taze sökülüp,
Çapkınlık anında, yan cebe koyulanından,
Kaç zamanlık alyans izi mi var?
Yoksa sıkıyor diye bir bahaneyle hiç mi takmazmış?
Yoksa aleni yalanlarla seni de, eşini de kandırır mıymış?
Öyle ya hayatıma dokunan hiçbir şeyi, öylesine yaşamadım ben!
Şimdi tutmuş "Sana kör kütük aşığım, anla beni!" diyorsun.
Elbette anlıyorum efendim, eski eşim beş yıllık evliliğin ardından,
O hatuna da aynı cümleleri söylemişti de
Kucağımda iki yaşında bir evlatla,
"Dönmem!" dediğim ana evine dönmüştüm.
Evliysen, o yuvanın üstüne aşık filan olma kardeşim,
Onu da, beni de aldatma!
Eski sevgiline de artık evliyken rastladıysan,
Boşanma sebebiniz senin uçkur ukden olmasın mesela!
Açık açık "Onun yokluğunu seninle kapatmıştım,
Ama o sana rağmen,
Kızımıza rağmen bana dönecek kadar kaşardı, kazandı." de!
Sonra ne "Uğruna ölürüm." dediğin karın umurun olsun,
Ne de bu hayattaki tek emelin kız babası olmak olmuş olsun,
Domino taşlarından kule yaptığın gibi,
Bir tekme at geçmişine, tek celsede boşan,
Hatta git eski sevgilinle evlen!
Ama beni...
Bu oyunun hiçbir hücresine dahil etmeye çalışma sakın ha!
Çünkü..
Ne vakit kızımın babasının karaktersizliğinde birine rastlayıp,
Bana kör kütük aşk mavalları anlatsa!
Hani bir de bendeki de yürek kösele değil ya!
Yanlışlıkla bile olsa dahi esecek olsa, o yalanın şehveti,
Dışımdan bu işi en başından tutkuya dönüştürmeden,
En hasarsız hallederken,
İçimden hepinizin yüreklerini de,
Beyinlerinizi de birer kazmayla çıkartıp,
Yorgan iğnesiyle taşşaklarınıza dikiyorum.
Sonra çüklerinizi kökünden kesip, kıymık kıymık çizik atıp,
Alınlarınızın tam ortasına dikiyorum,
Üstüne de "Aldatma!" yazıyorum.
Siz hala yaşıyorsunuz ama ben...
Her seferinde kendimi öldürüyorum.
Bende insanım ya akmasın yüreğim sana hiç boşuna!
Yani hikayem bu, şimdi bari anla be insan olasıca!
Bu saate kadar olmadıysa,
Bu saatten sonra da "O" olamam ben,
Kaşarın da hiçbir halini de sevemedim, zaten, tokum ben!
Kalbim yüreğine bir şiir mesafesindeyken,
Bizden olmaz be güzelim.
Ne kendini, ne de beni eski bir romanın,
İki tane anaları hariç orospu çocuğu yapmana izin veremem ben!
Seninle ahlar üstüne kurulu hoş olacağıma, koyarım iki kadeh rakı,
Bir de yanında acılı şalgam,
Oyyy!
Şanslı günümdeysem hamsi tava, azıcık da güveçte kaşarlı kalamar!
Yani hayaller hep Venedik, Paris, Roma ama,
Evime giderken aldığım,
İki kırmızı tuborga bile harcarım seni bozuk para gibi.
Üç beş şiir demlerim eski yazdıklarımın üstüne,
Zaman geçince daha güzelleşir şiirlerim.
Misal bu şiir, beş mısraymış yazdığım o gün.
Değişmeyen tek cümlem,
"Kalbim yüreğine bir şiir mesafesindeyken,
Bizden olmaz be güzelim." olmuş!
Halbuki bugün gayet de güzel bir gündü,
Ne çok sıcak, ne de soğuk!
Böyle ılıman ılıman seminere filan gitmiştik de
Eğitmene hep bilemediği yerlerden soruyordum,
Sorularım onlardı çünkü!
Hep "Iıı! Şeeyy!
Onu bilmem feşmekan'a sorarsanız cevap alırsınız!" diyordu.
Ne soracağım be!
Benim var oluş anımdan itibaren,
Bütün sorularım henüz evrende salınıyor!
Misal soruyorum Rabbime;
"Anam öldü, babam hala yaşıyor ve ben altı yaşımdaydım?"
Misal soruyorum Rabbime;
"Uğruna ölürüm diyen adam evliliğimizi yıkıp gitti,
Üstelik eski sevgilisiyle öç almak için buluşmuşken, onunla evlendi,
Ne kadar mutlular bu saatten sonra sorgulamak bana düşmez ama,
Allah işin kadın bütün hayatını da ona piç etti."
Misal soruyorum Rabbime;
Ben şöyle ömrümüzce ömür katabilecek birini bekleyip dururken,
Neden hep o anası hariç orospu çocuklarını çıkarttı karşıma!
Üçü, beşi geçemesin diye ömrüme dahil ettiklerim,
Demesinler diye,
Üzülmeye yerim yok diye denemedim de her karşıma çıkanı!
Yani daha sabaha kadar yazarım, daha bir çok şey hakkında ama...
Yorgunum be güzelim...
Kısasından keseyim,
Zaten buraya kadar okuduysan, yedi ceddimi öğrenmişsin,
Hamur meselesi bazı şeyler,
Kimine gıda boyası ve tutkal eklenmiş olup, oyun hamuru olur,
Kimine bildiğin yumurta, su, tuz, pakmaya, anca kol böreği olur!
Hah!
İşte o kol böreğiyim ben.
İçim acı, etrafım az içli, dışım çoktan kavrulmuş yendi bitti!
Ben her tabakta,
O kırılmadı diye çöpe atılan o yer fıstığının derdindeyim.
Oysa bilmiyorsun, belki de ben, ilk onu bulup, dişlerine kıyıp,
Muhabbetin ortalarında, tek engel, senin dişlerinle kırdığın,
O, taze dudak kokulu Antep fıstığını,
Dudaklarından yeyip yemeyeceğim olsun.
Elbette azıcık bende akıllandım,
Buraya ramak kalanlarla olduğu gibi,
Boy boy çocuklarımızın hayalini kurmayacağım,
Ama ben artık bir masadan bari sarhoş kalkabilmek istiyorum!
"Kusarsam kusura bakma!" diyeyim mesela, bakmasın o da!
Gece, öylece sızmış olsam bile,
Geçmişimden geçmek üzere olanlarıma!
Biri bari olsun "Ben toparlarım seni, geçiyor işte!" dese!
"Bundan sonra hep ben varım Cemre Sultan!" demesine gerek yok.
O kadar çok duydum ki,
Eş, dost, akraba, evlat, yar, yaren, tanıdıklardan!
Birileri artık hep var olsun.
Anladın mı şimdi beni, a cancağızım!
Anlayamadığın için de,
Bu anılara dahiliyetin hep tek bir cümleden ibaret zaten!
Kalbim yüreğine bir şiir mesafesindeyken,
Benden sana, bir biz olmaz be güzelim.
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder