...Güvenilemeyenlere Sarılınca Sigaralar Her Yön Allen Carr...
Uyur uyanık aklımla,
Kalbim yarına ölecekmişim gibi.
"Ama yarın pazartesi!" diye,
Yarınki işine, tam zamanında yetişmeye çalışan,
Bir kelebek gibi heyecanlı,
Yani zamana karşı da hayli aceleciyken
Beynimde bir rüya gördüm...
Sigarayı gerçekten bıraktırabileceklerini sandım.
Aradım, taradım derken Allen Carr amcaya rastladım.
Kesin bir cümle ile "Tek seansta sigarayı bıraktırıyoruz,
Bırakamazsanız ödediğiniz parayı da iade ediyoruz." diyordu.
Allen Carr yöntemine çok güvenmiştim,
Emindim bu sefer, olacaktı, kurtaracaktım hak ettiğim ömrümü.
Oysa, ilk seanstan sonra, tam otuz üç saat dayanabilmiştim.
Arayıp bırakamadığımı, paramı iade etmelerini söylediğimdeyse
Seminer başlamadan hemen önceki heyecan ve telaş esnasında,
Ellerimize tutuşturulan kağıtları tam okumadan imzalamıştık ya!
Meğer, ilk seansta bırakamazsak ek iki seans hakkımız varmışmış da,
Tek bir ek seansa girersek, para iade hakkımız o an elimizden alınırmış!
Ümidimi çoktan kaybetmiştim ya,
Bari onca param boşa gitmiş olmasın diye ikinci seansa da gittim.
Bu sefer de tam dört saat dayanabildim sigarasızlığa!
Bana söyledikleri hiçbir şey yeni değildi ki aydınlanayım.
O ilk isyanımın bağımlısı olduğumu çoktan biliyordum.
Hipnoz fasılları ise tam bir fiyaskoydu zaten.
Hem güvenim gitmişti, hem inancım, hem de onca param.
İçmemeye çabaladıkça eskisinden daha çok içer olmuştum.
Allen Carr yöntemi dolandırıcılığına ne kadar kızgınsam,
Kendi aymazlığıma üç katı yine gücenmiştim, aldanmıştım, aldatılmıştım.
Yılmadım ama bu sefer de, koşar adım evime geldim.
Başladım çoktan beridir yaptığım gibi
Sigarayı bıraktırma metotları aramaya…
Nihayet bir tane eli yüzü düzgün bir hipnoz videosu buldum.
Tam hipnoza giricem "Çat!" kesildi video!
Devamı için Allen Carr'a ödediğime yakın para istiyordu.
Kalktım bir sigara daha yaktım!
Derken birden, Allen Carr amcanın kitabını ve hipnoz cd'sini de
Parasını basıp almış olduğum aklıma geldi.
Azimliydim, çöpe giden paralarımın karşılığını
Sigarayı gerçekten bırakabilerek ödeyecektim.
Kitabı, tane tane tam yedi kez okudum.
Gerçekten güzel başarmıştı Allen amca!
Nihayetinde bırakmıştı!
Düz ve rahat bir zeminde uzanarak…
Çünkü o seminerin, o sahte plastik sandalyeleri
Beni yeterince, bana rahatlatamadıysa diye...
Rahatlayarak evimin güveninde…
Defalarca cd'yi hem izledim, hem dinledim.
Ne dediyse harfiyen uyguladım.
Ve her "Bu sonuncu sigara, düşünün." dediğinde,
Her seferinde de katıla katıla ağladım.
Hep ama hep düşündüm zira o "Son!"u…
Bu, kendi kendime dair denediğim on sekizimci seansımdı.
Artık beynim iflas etmek üzereydi ama bir türlü hipnozamıyordu!
Çünkü her seferinde,
O ilk ve son intihar girişimim geliyordu aklıma.
"Düşüüünnnn!" diyordu ya, düşünüyordum!
Tam on sekiz yaşımdaydım.
O gün işten erken gelmiştim, annem işte, baba evdeydi.
Sonra saçma sapan şeyler söylemeye başladı yine.
Oysa altı yaşımdan ilk ergenlik yıllarıma kadar süren,
O iğrenç tensel temas denemelerini ki birkaç yıldır yapmıyordu bana.
Nihayet babam olmaya başladığını sanmıştım.
O gün altı yaşımdaki o kötücül adam vardı karşımda!
Artık büyümüştüm ya, bu sefer,
Tek bir temas dokundurtmamıştım kendime!
Bir de "Her baba merak edermiş, memelerim büyümüşmüymüş!"
Tartışmalar, kavgalar derken nihayet odama kilitleyebilmiştim kendimi.
Şükür ki beşinci kattaki evimizin pencere pervazındaydım.
O gün, ilk defa, özgürce, camlar sonuna kadar açık…
Pervazından dışa sarkıtılmış ayaklarım, aleni içiyordum sigaramı,
Nasılsa, o, birazdan kapıyı kıracak, bu sefer, tam tecavüze yeltenecek!
Ve ben tek bir an… düşünmeden atacaktım kendimi aşağıya.
Neyse ki kapım kırılacakken annem yetişmişti.
Bana en günahsız zamanımda yetişemeyen o, Allah'ımdı sanki.
Kaburgalarım kırılırcasına sarılmak istedim o an'ıma!
Oysa zaman inattı…
Hatırlatacaktı illa ki, o her an'ını…
Unutmak için yüzyılımı harcadığım ama unutamadığım,
O son akşam üzereye yakındı zaman!
An gibi…Ecel gibi…An'ımda hep o an…
Hala bana her kim günahtan söz açsa dayanamayıp sorarım?
Altı yaşımda, annem beni guatr ameliyatı için ilk defa terk etmişken,
En küçük kardeşim henüz var olmamışken,
Bir küçüğüm nedense baygın gibi yatarken,
O akşamüstü, beni sedire yatırıp, susturmaya çalışıp,
İçine girmeye çalıştığı anüsüme dalmak üzereyken baba!
Ben çırpınırken o acımasız kollarda
"Kün Fe Yekün!"deyince olan, olduran o Allah'ım…
Neredeydi diye sorarım bütün hoca ağalara!
Ben çığlığı basamasam ecele razı!
Bütün bağırsaklarım baba piçi dolacaktı!
Neredeydi o yaradan?
Hepsi bana, cenneti vaat ederler ki, o da
Teveccüh dahil bütün namazlarını kılarsam!
Peki ya madem…
Neden bunca yükü sadece benim omzuma bindirildi.
Ya savaşmasaydım…en doğduğum andan..
Ya cayıp bir yerlerinden hayatımın bir daha..yine..yeniden
Savaşamasaydım, verseydim onun istediğini!
Ölüp gidecektim oysa ne güzel, henüz günah sayılmazken!
Daha yedi yaşım değildim ya...ben cennete!
Baba cehenneme giderdi.
Oysa ben çığlığı, feryadı basınca, komşular kapıya dikilince
O, beni, "Altına kaçırmış, ishal olmuş, anası da yok ki başında." diye diye…
Kıçımdaki ona giremesin diye ne varsa içimde
Akıtttığım o bokları temizlerken yakalanınca mı geldiydi Allah?
Düşün diyor hipnotizma seansı…
Düşünüyorum…
Altı yaşımı aştım, aslında en büyük zaferim bu galiba da
Bana, "Bu hayatta sen en çok neyi başarabildin ki!" diyenlere sus olduğum tek yerdir!
"Götümü!" demek uzun hikaye çünkü.
Düşün diyor hipnotizma seansı…
Düşünüyorum…
Çocukluğuma dönmek epeyce boka sarmış madem!
O güne, son güne dönüyoruz!
Baba'nın son kere tecavüz yeltenişine!
Neydi, oydu, buydu, gene mi musallat oldunlu tartışmalar derken.
Anneme yine anlattım her şeyi, yine…
Şimdiye kadar her yanlış dokunuşunu anlattığım gibi…
Baktım yine annemi dövmeye başladı açtım kapıyı!
Anneme söylediğim ve söyleyemediğim bütün her şeyi sıralarken,
Baba'nın elinde ekmek bıçağı vardı,
En son cümlesiydi ya!
Beni odamın camının pervazına oturtan!
"Annen bana vermiyor, sen vereceksin!"i
Söyleyemeyeyim diye dilimi kesecek!
Nihayetinde annem bu evden "Ya senin, ya benim cesedim çıkacak" deyince…
Baba kahvehanesine gitti.
Bir de her büyük kavgada olduğu gibi mektup bırakmış!
Utanıyormuş kendinden, asma köprüden atlayacakmış mış mış mış….
Oysa bunu ilk söylediğinde ona inanmıştım.
Hala da otuz altı yıldır mütemadiyen
Bütün boğaz köprüsü intiharlarını takip ediyorum, bilmiyor, ölmüyor!
Ah be annem!
Çocukken baba onu dövdüğünde bize sarılıp ağladığı gibi,
Bana sımsıkı sarılacak ve birlikte doyasıya ağlayacağız sandımdı ben!
Sarılmaya yeltenirken tiksinerek iteledi beni!
"Seni doğuracağıma taş doğursaydım,
Hiç değilse bir duvara koyardım." dedi.
O günün sabahı annem benim annemdi,
Akşamı ise "Sanki kocasını elinden almışım" lı bir karışım!
Oysa ben daha altı yaşımdayken,
O, bizi ameliyathaneye ilk terk ettiğinde bile,
Kanmamıştım onun kocasına, bana yeltenmeye çalıştığında,
Küçücük kız çocuğu çığlıklarımla feryat figanı basmıştım.
Hatırlasanıza bunu da başka hikayemde anlatmıştım.
Annem beni cezalandırdı o gün suçumu hiç bilmesem de!
Belki de ondan önce işten dönmüş olmamdı suçum!
Belki, ben döndüğümde baba'nın o gün benden önce,
Annemden önce evde olup bana aç hayvanlar gibi saldırmak istemesiydi,
Belki de çocukluğuma dönersek…
"Ağa kızı doğura doğura sigara kağıdı kadar bir kız doğurmuş
Zaten bu da çok yaşamaz…
Heyy bakın hele!" diyen kayın analara inat,
Şimdi on sekizinde, sülün gibi bir genç kız olamamamdaydı suçum!
Annem beni yine…
Kız evlat doğurup, hakarete uğradığı yerinden terk etmişti.
Zaten yaşıyor olmamın bir anlamı yoktu,
O gün, hepten hiç olmuştu.
Baba kahvehanesinden gece yarısı dönerdi,
Annem kapıyı çarpıp komşusuna gitmişti.
Yalnızlığım ve ben ve acılarım baş başaydık namuslu namuslu!
Hızla buz dolabına daldım.
Annemin bütün ilaçlarını sarımsak döveceğine doldurdum,
Hatta antibiyotikli iğne tüplerini de kırdım,
Bu hayattan sonsuza kadar yok olmak için,
Bir güzel iksir hazırlamıştım kendime.
Bütün ilaçları tek tek yutamazdım ya.
Ölmek için acelem vardı benim!
Bir bardak suyla hepsini bir dikişte içtim.
Aradan çok zaman geçmeden içim çekildi.
Sanki felç geçirir gibi oldum, inme iner gibiydi.
Emekleyerek odama gittim, bence ölmek için güzel bir yerdi.
Tam olacaktı, tam gözlerimi kapatacaktım ki
Sigara geldi aklıma!
Daha yeni başlamıştım ona ya
Daha o gün özgürce evimde içmiştim ya
Bu hayata son bir vedayı hak ediyor dedim.
Yaktım bir sigara daha!
Daha yarıya gelmeden midem bulanmıştı.
Zar zor banyoya gidip, bana bu bütün yaşatılanları kusmuştum.
Ve çok uykum vardı.
Odama gidip rahat bir zeminde uykuya dalmıştım.
Zaman sonra böğrümde bir acıyla uyanmıştım.
Meğer ölmeye meyledip, yoğun bakımlık nekahet dönemimi
Odamda bayıldığım yerde geçirmişim.
Aradan üç gün geçmiş, doktora bile götürmemişler!
Nefesim normale dönünce anamın,
"Kalk be kalk, üç gündür yatıyosun, bir ölemedin, kalk!"
Cd dimağımın köşesinden bir yerden düşün diyor, düşün.
Epeyce bir hipnozma seyir ettim…
Şimdi dimağım ne diyor biliyor musun?
Hayati tehlikem varmış!
Ne ki…
Annem bana sarılmayı reddetmiş…
Bir de küsmüş…
Hepsi, her şey beynimin hatıratında.
Ben sigaradan kurtulmaya çabaladıkça,
O günlerde benim ölmememi sağlayan,
Son ve tek şey olduğu geliyor aklıma.
"Beni yak be hatun!
Çok kıskanıyorum tillahi...
O kalp dudaklarının arasına
Yalandan bir çubuk kondurunca sen.
Vallahi yerine beni öpsen,
Onun yerine,
O kadar çok...
Ben'i çok çok öpsen,
Gram pişman yemeyeceğim ömrümüzden!
Ben sen için harlı bir közde yanarım.
Ciğerine tek zerre de har düşürmem!" demişti.
Ne gereği varsa hayatımı kurtarmıştı.
Yaktım bir sigara daha!
Şimdi bunca düşünce çakılının ardından,
Son kere geçtim geçmişimden.
Artık düşünmüyorum hiçbir şeyi!
Sigarayı bıraktırma yalanlarına kanmayacağım artık.
Çünkü hiçbiri acılarımı, anılarımı söküp atamayacak beynimden.
Bundan sonra ben direnmek zorunda kalmadan bir şeylere
Dirense ya birileri bana,
Ona...
Alışkanlıklarıma...
Zamana....
Bana....
Azıcıktan çok katlansa ya!
İşte o vakit bırakırım sigarayı!
Cemre.Y.
Kalbim yarına ölecekmişim gibi.
"Ama yarın pazartesi!" diye,
Yarınki işine, tam zamanında yetişmeye çalışan,
Bir kelebek gibi heyecanlı,
Yani zamana karşı da hayli aceleciyken
Beynimde bir rüya gördüm...
Sigarayı gerçekten bıraktırabileceklerini sandım.
Aradım, taradım derken Allen Carr amcaya rastladım.
Kesin bir cümle ile "Tek seansta sigarayı bıraktırıyoruz,
Bırakamazsanız ödediğiniz parayı da iade ediyoruz." diyordu.
Allen Carr yöntemine çok güvenmiştim,
Emindim bu sefer, olacaktı, kurtaracaktım hak ettiğim ömrümü.
Oysa, ilk seanstan sonra, tam otuz üç saat dayanabilmiştim.
Arayıp bırakamadığımı, paramı iade etmelerini söylediğimdeyse
Seminer başlamadan hemen önceki heyecan ve telaş esnasında,
Ellerimize tutuşturulan kağıtları tam okumadan imzalamıştık ya!
Meğer, ilk seansta bırakamazsak ek iki seans hakkımız varmışmış da,
Tek bir ek seansa girersek, para iade hakkımız o an elimizden alınırmış!
Ümidimi çoktan kaybetmiştim ya,
Bari onca param boşa gitmiş olmasın diye ikinci seansa da gittim.
Bu sefer de tam dört saat dayanabildim sigarasızlığa!
Bana söyledikleri hiçbir şey yeni değildi ki aydınlanayım.
O ilk isyanımın bağımlısı olduğumu çoktan biliyordum.
Hipnoz fasılları ise tam bir fiyaskoydu zaten.
Hem güvenim gitmişti, hem inancım, hem de onca param.
İçmemeye çabaladıkça eskisinden daha çok içer olmuştum.
Allen Carr yöntemi dolandırıcılığına ne kadar kızgınsam,
Kendi aymazlığıma üç katı yine gücenmiştim, aldanmıştım, aldatılmıştım.
Yılmadım ama bu sefer de, koşar adım evime geldim.
Başladım çoktan beridir yaptığım gibi
Sigarayı bıraktırma metotları aramaya…
Nihayet bir tane eli yüzü düzgün bir hipnoz videosu buldum.
Tam hipnoza giricem "Çat!" kesildi video!
Devamı için Allen Carr'a ödediğime yakın para istiyordu.
Kalktım bir sigara daha yaktım!
Derken birden, Allen Carr amcanın kitabını ve hipnoz cd'sini de
Parasını basıp almış olduğum aklıma geldi.
Azimliydim, çöpe giden paralarımın karşılığını
Sigarayı gerçekten bırakabilerek ödeyecektim.
Kitabı, tane tane tam yedi kez okudum.
Gerçekten güzel başarmıştı Allen amca!
Nihayetinde bırakmıştı!
Düz ve rahat bir zeminde uzanarak…
Çünkü o seminerin, o sahte plastik sandalyeleri
Beni yeterince, bana rahatlatamadıysa diye...
Rahatlayarak evimin güveninde…
Defalarca cd'yi hem izledim, hem dinledim.
Ne dediyse harfiyen uyguladım.
Ve her "Bu sonuncu sigara, düşünün." dediğinde,
Her seferinde de katıla katıla ağladım.
Hep ama hep düşündüm zira o "Son!"u…
Bu, kendi kendime dair denediğim on sekizimci seansımdı.
Artık beynim iflas etmek üzereydi ama bir türlü hipnozamıyordu!
Çünkü her seferinde,
O ilk ve son intihar girişimim geliyordu aklıma.
"Düşüüünnnn!" diyordu ya, düşünüyordum!
Tam on sekiz yaşımdaydım.
O gün işten erken gelmiştim, annem işte, baba evdeydi.
Sonra saçma sapan şeyler söylemeye başladı yine.
Oysa altı yaşımdan ilk ergenlik yıllarıma kadar süren,
O iğrenç tensel temas denemelerini ki birkaç yıldır yapmıyordu bana.
Nihayet babam olmaya başladığını sanmıştım.
O gün altı yaşımdaki o kötücül adam vardı karşımda!
Artık büyümüştüm ya, bu sefer,
Tek bir temas dokundurtmamıştım kendime!
Bir de "Her baba merak edermiş, memelerim büyümüşmüymüş!"
Tartışmalar, kavgalar derken nihayet odama kilitleyebilmiştim kendimi.
Şükür ki beşinci kattaki evimizin pencere pervazındaydım.
O gün, ilk defa, özgürce, camlar sonuna kadar açık…
Pervazından dışa sarkıtılmış ayaklarım, aleni içiyordum sigaramı,
Nasılsa, o, birazdan kapıyı kıracak, bu sefer, tam tecavüze yeltenecek!
Ve ben tek bir an… düşünmeden atacaktım kendimi aşağıya.
Neyse ki kapım kırılacakken annem yetişmişti.
Bana en günahsız zamanımda yetişemeyen o, Allah'ımdı sanki.
Kaburgalarım kırılırcasına sarılmak istedim o an'ıma!
Oysa zaman inattı…
Hatırlatacaktı illa ki, o her an'ını…
Unutmak için yüzyılımı harcadığım ama unutamadığım,
O son akşam üzereye yakındı zaman!
An gibi…Ecel gibi…An'ımda hep o an…
Hala bana her kim günahtan söz açsa dayanamayıp sorarım?
Altı yaşımda, annem beni guatr ameliyatı için ilk defa terk etmişken,
En küçük kardeşim henüz var olmamışken,
Bir küçüğüm nedense baygın gibi yatarken,
O akşamüstü, beni sedire yatırıp, susturmaya çalışıp,
İçine girmeye çalıştığı anüsüme dalmak üzereyken baba!
Ben çırpınırken o acımasız kollarda
"Kün Fe Yekün!"deyince olan, olduran o Allah'ım…
Neredeydi diye sorarım bütün hoca ağalara!
Ben çığlığı basamasam ecele razı!
Bütün bağırsaklarım baba piçi dolacaktı!
Neredeydi o yaradan?
Hepsi bana, cenneti vaat ederler ki, o da
Teveccüh dahil bütün namazlarını kılarsam!
Peki ya madem…
Neden bunca yükü sadece benim omzuma bindirildi.
Ya savaşmasaydım…en doğduğum andan..
Ya cayıp bir yerlerinden hayatımın bir daha..yine..yeniden
Savaşamasaydım, verseydim onun istediğini!
Ölüp gidecektim oysa ne güzel, henüz günah sayılmazken!
Daha yedi yaşım değildim ya...ben cennete!
Baba cehenneme giderdi.
Oysa ben çığlığı, feryadı basınca, komşular kapıya dikilince
O, beni, "Altına kaçırmış, ishal olmuş, anası da yok ki başında." diye diye…
Kıçımdaki ona giremesin diye ne varsa içimde
Akıtttığım o bokları temizlerken yakalanınca mı geldiydi Allah?
Düşün diyor hipnotizma seansı…
Düşünüyorum…
Altı yaşımı aştım, aslında en büyük zaferim bu galiba da
Bana, "Bu hayatta sen en çok neyi başarabildin ki!" diyenlere sus olduğum tek yerdir!
"Götümü!" demek uzun hikaye çünkü.
Düşün diyor hipnotizma seansı…
Düşünüyorum…
Çocukluğuma dönmek epeyce boka sarmış madem!
O güne, son güne dönüyoruz!
Baba'nın son kere tecavüz yeltenişine!
Neydi, oydu, buydu, gene mi musallat oldunlu tartışmalar derken.
Anneme yine anlattım her şeyi, yine…
Şimdiye kadar her yanlış dokunuşunu anlattığım gibi…
Baktım yine annemi dövmeye başladı açtım kapıyı!
Anneme söylediğim ve söyleyemediğim bütün her şeyi sıralarken,
Baba'nın elinde ekmek bıçağı vardı,
En son cümlesiydi ya!
Beni odamın camının pervazına oturtan!
"Annen bana vermiyor, sen vereceksin!"i
Söyleyemeyeyim diye dilimi kesecek!
Nihayetinde annem bu evden "Ya senin, ya benim cesedim çıkacak" deyince…
Baba kahvehanesine gitti.
Bir de her büyük kavgada olduğu gibi mektup bırakmış!
Utanıyormuş kendinden, asma köprüden atlayacakmış mış mış mış….
Oysa bunu ilk söylediğinde ona inanmıştım.
Hala da otuz altı yıldır mütemadiyen
Bütün boğaz köprüsü intiharlarını takip ediyorum, bilmiyor, ölmüyor!
Ah be annem!
Çocukken baba onu dövdüğünde bize sarılıp ağladığı gibi,
Bana sımsıkı sarılacak ve birlikte doyasıya ağlayacağız sandımdı ben!
Sarılmaya yeltenirken tiksinerek iteledi beni!
"Seni doğuracağıma taş doğursaydım,
Hiç değilse bir duvara koyardım." dedi.
O günün sabahı annem benim annemdi,
Akşamı ise "Sanki kocasını elinden almışım" lı bir karışım!
Oysa ben daha altı yaşımdayken,
O, bizi ameliyathaneye ilk terk ettiğinde bile,
Kanmamıştım onun kocasına, bana yeltenmeye çalıştığında,
Küçücük kız çocuğu çığlıklarımla feryat figanı basmıştım.
Hatırlasanıza bunu da başka hikayemde anlatmıştım.
Annem beni cezalandırdı o gün suçumu hiç bilmesem de!
Belki de ondan önce işten dönmüş olmamdı suçum!
Belki, ben döndüğümde baba'nın o gün benden önce,
Annemden önce evde olup bana aç hayvanlar gibi saldırmak istemesiydi,
Belki de çocukluğuma dönersek…
"Ağa kızı doğura doğura sigara kağıdı kadar bir kız doğurmuş
Zaten bu da çok yaşamaz…
Heyy bakın hele!" diyen kayın analara inat,
Şimdi on sekizinde, sülün gibi bir genç kız olamamamdaydı suçum!
Annem beni yine…
Kız evlat doğurup, hakarete uğradığı yerinden terk etmişti.
Zaten yaşıyor olmamın bir anlamı yoktu,
O gün, hepten hiç olmuştu.
Baba kahvehanesinden gece yarısı dönerdi,
Annem kapıyı çarpıp komşusuna gitmişti.
Yalnızlığım ve ben ve acılarım baş başaydık namuslu namuslu!
Hızla buz dolabına daldım.
Annemin bütün ilaçlarını sarımsak döveceğine doldurdum,
Hatta antibiyotikli iğne tüplerini de kırdım,
Bu hayattan sonsuza kadar yok olmak için,
Bir güzel iksir hazırlamıştım kendime.
Bütün ilaçları tek tek yutamazdım ya.
Ölmek için acelem vardı benim!
Bir bardak suyla hepsini bir dikişte içtim.
Aradan çok zaman geçmeden içim çekildi.
Sanki felç geçirir gibi oldum, inme iner gibiydi.
Emekleyerek odama gittim, bence ölmek için güzel bir yerdi.
Tam olacaktı, tam gözlerimi kapatacaktım ki
Sigara geldi aklıma!
Daha yeni başlamıştım ona ya
Daha o gün özgürce evimde içmiştim ya
Bu hayata son bir vedayı hak ediyor dedim.
Yaktım bir sigara daha!
Daha yarıya gelmeden midem bulanmıştı.
Zar zor banyoya gidip, bana bu bütün yaşatılanları kusmuştum.
Ve çok uykum vardı.
Odama gidip rahat bir zeminde uykuya dalmıştım.
Zaman sonra böğrümde bir acıyla uyanmıştım.
Meğer ölmeye meyledip, yoğun bakımlık nekahet dönemimi
Odamda bayıldığım yerde geçirmişim.
Aradan üç gün geçmiş, doktora bile götürmemişler!
Nefesim normale dönünce anamın,
"Kalk be kalk, üç gündür yatıyosun, bir ölemedin, kalk!"
Cd dimağımın köşesinden bir yerden düşün diyor, düşün.
Epeyce bir hipnozma seyir ettim…
Şimdi dimağım ne diyor biliyor musun?
Hayati tehlikem varmış!
Ne ki…
Annem bana sarılmayı reddetmiş…
Bir de küsmüş…
Hepsi, her şey beynimin hatıratında.
Ben sigaradan kurtulmaya çabaladıkça,
O günlerde benim ölmememi sağlayan,
Son ve tek şey olduğu geliyor aklıma.
"Beni yak be hatun!
Çok kıskanıyorum tillahi...
O kalp dudaklarının arasına
Yalandan bir çubuk kondurunca sen.
Vallahi yerine beni öpsen,
Onun yerine,
O kadar çok...
Ben'i çok çok öpsen,
Gram pişman yemeyeceğim ömrümüzden!
Ben sen için harlı bir közde yanarım.
Ciğerine tek zerre de har düşürmem!" demişti.
Ne gereği varsa hayatımı kurtarmıştı.
Yaktım bir sigara daha!
Şimdi bunca düşünce çakılının ardından,
Son kere geçtim geçmişimden.
Artık düşünmüyorum hiçbir şeyi!
Sigarayı bıraktırma yalanlarına kanmayacağım artık.
Çünkü hiçbiri acılarımı, anılarımı söküp atamayacak beynimden.
Bundan sonra ben direnmek zorunda kalmadan bir şeylere
Dirense ya birileri bana,
Ona...
Alışkanlıklarıma...
Zamana....
Bana....
Azıcıktan çok katlansa ya!
İşte o vakit bırakırım sigarayı!
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder