3 Haziran 2017 Cumartesi

İnsanı, İnsan Olduğu İçin Sevebilmek Sanatı

...İnsanı, İnsan Olduğu İçin Sevebilmek Sanatı...
Şimdi bakıyorum da etrafımda,
Ne de çok, rahmetli anam gibi, bir taraflı, eksik yürekler var.
Rahmetli, ancak yedi yıl önce kansere yakalandığında,
Anlamıştı hayata bakışının yanlışlığını.
Yedi yıl boyunca çoğu taraflarını tarafsızlaştırmıştı oysa!
Eski eşimin, hala sevdiğim, bütün sülalesi hariç!
Kanser, onun her şeyini azar azar yemekten sıkılıp,
Baş edilmesi imkansız bir canavar gibi hızla sardığında her yanını,
Artık son evresinin son günlerine geldiğinde affetmişti oysa,
O zamana kadar affetmediklerini de!
Rahmetli annemin gücüne gitmesin,
Bırakın aşağısı yukarısını, sağını solunu, ortası bile yoktu.
Sevdi mi tam sever, yedi ceddine kadar…
Küstü mü, bir tas tamam küserdi yine, yedi ceddine kadar.
Minibüse bindiğinde yan koltukta oturan yeni tanıştığı,
Gelin kaynana muhabbetinin dibine vurduğu teyzeyi de aynı severdi.
Yıllar yılı her anında, yanında olan sırdaşını da.
Küstüğü zamansa, sadece minibüsteki o yaşlı teyzeye değil
Hiç tanımadığı bütün sülalesine bile küserdi.
Kinciydi, yıllar sürerdi yeniden barışması.
Yine de küs olduğu insanlar bile onu hep ama hep, çok severdi.
Bir lokması varsa, karşısındaki açsa,
O lokmanın hepsini karşısındakine verirdi,
Bana küs kalmaya devam ederek.
Geriye kalan tümünün, hepsine, küs kalmaya devam ederek.
Komşuları olurdu annemin, aralarında çok sevdiği sırdaşları.
O sırdaşların kızları da olurdu elbette,
Benim sırdaşlarım olurdu onlar da.
Yedi yaşındaydım, gecekondu evimizin önündeki çınar ağacının,
Kocaman dallarındaki pembe salıncağımız da,
Ayşe'yle sallanır ve gelecekli hayallerimiz,
Bayram pabuçlarımızın kırmızı mı,
Yoksa beyaz mı olsun unumuzu, konuşurken,
Evimizden bağırtı sesleri geldiğinde.
Sonra Ayşe'nin annesi bir hışımla salıncağımıza geldi ve Ayşeyi,
Çeke çeke kollarından, ayaklarından, evlerine götürdü.
Meğerki etrafa dedikodu yüklemesi yapmıştı,
Anacığıma sebepsiz yüklemli, bolca!
Zavallım anamın o vakitler söz ve şiir hakkı yokmuş!
Şiir şiir, fitil fitil soramamış onu yaradanına!
Pısıp kalmış, "Ahrette soracaklar sana!" lı.
Ona dairli ne varsa, silmiş,
Tercihsiz, sorgusuz, çekip almış kollarımızdan!
Dedim ya kinciydi annem.
Arkadaşıyla küstüler diye benim de Ayşeyle oynamam yasaklandı.
İkinci günü okulda mektup tutuşturdum eline Ayşe'nin,
Okuldan sonra arka mahalleden gidecektik evlerimize birlikte.
Böylece kimse, ispiklemeyecekti bizim görüştüğümüzü annelerimize.
Haftasında öğrendi annem.
Ne dayaklar yedim…
Onun küs olduğu kadının kızıyla nasıl görüşürmüşüm diye.
Yıllar içinde kardeşiyle küstü, kardeşinin etrafındakilere de.
Tabi ki gizli gizli görüştüm hepsiyle de…
Sonra yine dayak yediydim.
Ben büyüyüp genç kız olana kadar,
Bana, her kızıp küstüğündeyse,
Ne anneler günü hediyelerimin paketini açardı,
Ne de konuşmaya çalıştığım onca cümleye,
Sitemli olsa bari tek kelime ederdi.
Sanki duvara konuşurdun.
Küslüğündeki sabrı ne de çoktu.
Onun istemediği birini sevdim diye tamamen küstü bana sonra.
Tam iki yıl bakmadı bile yüzüme.
Sonra evlendim bir yıl da öyle küs kaldı.
Kardeşlerim ve akrabalarım bana geliyorlar diye,
Onlara da bir, ayrıca küserdi.
Annem uzaktan sevmeyi ne çok severdi.
Nihayet tam barıştık derken boşandım.
Adam başkasını sevmeye karar verdi.
Annemin gözündeki zafer gülüşünü hiç unutmuyorum.
Bu sefer boşandım diye kızımı göstermemeliydim babasına.
Hele eski kayın valideme hala, “Anne”,
Eski kayın pederime hala “Baba” demeliydim.
Öküz öldüyse, ortaklık çoktan bitmişti ve ben,
O köyün yolundan bile asla, geçmemeliydim.
Hiç de öyle olmadı işte.
İzin vermedim bu kin davasına.
Boşanalı tam on yedi yıl oldu.
Kızım babasını ve onun sülalesini hep gördü.
Zaman zaman ben de gittim meclislerine.
Eski kayın pederim vefat edene kadar,
Ben ona hep “Baba” diye hitap ettim.
Nihayetinde benim babam hiçbir kere olsun bana,
“Kız kızım, şu ciğerimi açsalar da,
Seni içine hapsetsem, öyle seviyorum seni.” demedi.
Eski kayın validemle, arada bir kırılsak da birbirimize,
Ama tartışmak için bile arasak birbirimizi,
Ben hala “Anne!” diye sesimi yükseltirim,
O da “Bana bak kızım, bak evladım!” diyerek.
Hiçbir zaman, öz annem gibi, sessiz bir duvar olmadı bana!
Altı yaşımdan beri taraf tutmaya ve kin tutmaya isyanlardayım.
Benim tarafım, yüreğimin kefesi.
Kimi daha ağır, kimi biraz daha hafif ama hiç kimse,
Hiç bir zaman düşmanım değil, hele ki başkaları dedi diye.
Yani insanların yüreğine göredir biçtiğim eder.
Yüreğin dışındakilerse zaten hep bir şeylere bedel.
İnsanı, insan olduğu için sevmeye…
Kanser olmadan başlayın ve tarafınızın kılıcı,
Hiçbir zaman o kadar da keskin olmasın.
Bütün evreni hiç sayacak kadar da
Sorgulamayın o kaderlerinizi!
Bence daha uzun ve mutlu, yaşarsınız!
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...