16 Haziran 2017 Cuma

Deniz, Güneş, Sahil Ve Çiftler

...Deniz, Güneş, Sahil Ve Çiftler...
Olmayan kumsalların,
Olmayan denizlerinde gün batarken
Sevgililer bazen aniden
Ya hınzırca sevişmek isteyip
Aceleci havlularını topluyorlardı şezlonglarından
Bir yandan kulaklarına ayıplı sözleri fısıldarken
Uçuyorlardı adeta iki kişilik yataklarına!
Ya da dün geceden haylice yorgunlardı zaten
Bu akşam gün batımını seyre dalıp
Geceyle yıldızlı yakamozlar seriverirken olmayan sahilde
Sadece şarap içip,
Müzik dinleyip öpüşebilirlerdi gün doğana dek!
Sonra gün içinde…
İki kişilik yataklarında öylece huzurla uyuyabilirlerdi.
Yaşları geçkinse de bazılarının
Hiçbiri henüz ihtiyar değillerdi.
Bütün bunlar yaşanır geçerken iki insan ömründen
Uzaklarda bir kadın vardı…
O son mavinin en köşesinde.
Yaşınca ihtiyarlamıyor!
İhtiyarlığınca yaşayamıyordu nedense!
Hep yarımdı yani!
Oysa o hiç hasetlenmeden onların sonsuzluğuna
İçinden dualar mırıldanırken
Gözlerinin kahve renginden
Cılız bir gövde takılıyordu belleğine
Sahilin en dibinde hani ışıkların solduğu
O, son yerdeydi yine oradaydı işte.
İlk kez çocukluğunda,
Köylerine tatile diye ilk götürüldüğü zamanlarda
Sarı başak tarlasının sonsuzluğunun dibinde görmüştü onu
O, onca kalabalık ormana
Neden küsmüştü ki diye düşündüğünü hatırlıyordu
Anlamlandıramıyordu onun,
Neden o koca ormanın içinden
Biri olmak istemediğini henüz!
Sonra nice hiç olmaması gereken
Yerlerde de görmüştü onu yine tekti mutlaka!
Oysa, o ağaç yalnız olmasaydı
Ne de güzel çimen yeşili akıyordu hayalinde
Binbir çeşit meyve çiçekleriyle
Dünya/sı bile yeniden doğuyordu!
Oysa karşılıksız sevdalarından ölüyordu her gün dünya
Dünya!...
Sevmeleri es geçip savaşmaya başladıkça
Bir adam çoktan savaşmaktan yorgun
Kadının saçlarının kokusunu duyuyordu.
Hani o ilk gençlik aşkları olur ya bir tek cümleye
Her gün anlamsız saçma sapan şeylere gülümseten
Oysa adam…
Kadının hayatı boyunca kurduğu…
Bütün harfli hayalleri şiir ediyordu.
Kadının saçları hep,
Her zaman iyotlu yasemin kokuyordu!
Bunuysa burnunun hayal sızısında
Sadece bir tek adam görüyordu!
Oysa kadın…
Artık çoktan günden yorgun lenslerini çıkartmış
Hayata hayli miyop!
Biraz da astigmat bakmayı seçmişken
Kadının gözleri nasılsa…
O yalnız ağacın kahverengi gövdesiyle
Gökyüzünün mavisine uzanamayan kollarını
Artık görmese de çoktan ezberlemişken.
Kadın bir tutam mavisini,
Bir tutam sarısını,
Bir tutam da kırmızını
Hayatının siyah ve beyazlarının farkındalığında
Her renk...
Olasıca renkli yerlere konursa
Nice ara renkler oluşacağının
Çoktan es geçmişli tercihli
Her şeyden vazgeçmişliğindeyken,
Bir kavanoza doldurmuştu çoktaannn hepsini,
Kapağını da kapamıştı usulca.
Susmuştu kadının!
Gözlerinin kahve rengi artık çoktaannn!
Hayata hayli miyop,
Biraz da astigmat bakmayı seçmişken.
Vazgeçmişken her şeyden…
Yorulmuştu yani artık hayal kurmaktan!
Evet…
Çifter beşer seviyorlar birbirlerini
Yarını hatırlamayacak kadar…
Ve ben…
Bunu tercih etmedim.
Nokta (.)
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...