29 Haziran 2017 Perşembe

Haklısınız Baylar Bayanlar

…Haklısınız Baylar Bayanlar!....
Haklısınız baylar bayanlar!
Sevgili Günlüükkk...
Iyyy!
Yine banal geldi bu cümleden bana!
Neydi şu herifin adı?
Her yerde sanal gündemi değiştirmek için
Ha bire bir yerlerde olur olmaz çıkıp çıkıp,
"Ççikitaaa muz muuz muuuzz!" diye diye
Meşhur olmaya çalışıyordu!
Bir de bir herif vardı hani,
Bütün magazin programlarında bir ünlünün arkasından,
Birdenbire flaş çaktığı an, flaş çakılanın,
Burnunun dibine çiçek direyen baliciler gibin,
Gaytan bıyıklı o herif, o geliyor aklıma!
(Sahi ne oldu ona?
Ölmüştüyse Allah onu da bildiği gibi yapsın!
O kadar uyuz oluyordum herife!)
Ben epeydir ne vakit kendimle ilgili bir şey yazacak olsam,
Ne vakit bir cümleye de
"Sevgili Günlük!" diye başlamaya meyletsem,
O kadar üstüme bütün dünya sıçsa da
Üstüme sifonu çekmeyi unutmasa hissediyorum!
Neyse!
İçimden esen gibi anlatayım sana ben,
Yoğsama anlatamıycam ilk anlatmak istediğimi!
Hıççkkk!
Konu neydi?
He taammm.
"Cancağızım..."
En son bugün duydum bu lafı, yine ondan!
"Ya var ya!
Her şeyde bir hinlik arıyosun ve her şeyden
Kendine bir pay seçiyosun ya!"
Oysa, ondan önce nice erkek muhabbeti dostluklarımızda,
O şah demeden daha, o şahın vezir-i azam-ının ergen halini,
Hatta ilk ergenliğinin libodosunu nerede,
Hangi tramvaylan çözebildiğim için de nice
"Bravo" da duymuşluğum vardı!
Halbuki şimdilerde bi yandan GDO'lu bütün replikleri
Ex'lerken ömrümün geçmişinden, birileri çıkıyor karşıma!
"Ama bunlar onlardan diil efenim!
Davuklarımız serbest gezen türden, her bir şeyimiz orkanik!
Yımırta yeyin ye yeaağ!
Acıkmazsınız billa!" diyip duruyo bana!
Neresinden dalmaya çalışsan sohbetin ortasına,
Tam da orasında terliği ağzının ortasına yiyorsun şimdi.
Diyemiyosun tabi...
Ağbi, biz çocukken tatil diye köylerimize giderdik,
Bizim köyün evi, yani benim doğduğum o ev,
Tam bir ahşap köy eviydi, tuvaleti evin dışında,
Geceye ışık yoktu,
Neyse ki yıldızlar apaydınlıktı da hela yolunu buluyorduk!
(Bizim çocukluğumuzda,
Öyle WC'ye gitmekten korkmak gibi bir lüx...yoktu!)
Evin dışından diğer ahşap dama çıkıp,
"İnşallah bu sefer bari, naylon ibrikte,
No'lusun su dolu olsun" dulu "Aminn!" lerle
Koyun kokulu yorganlarımızdan nihayet sıyrılıp
Gecenin bir ayazı...
Ahşap köy evlerinin, ahşap koca deliklerinden korka korka...
Üç kat alta sıçıyorduk biz o koca delikten!
Ertesi sabah...
Daha gözlerimizin çapakları, son bulamamışken,
Köy evinin, o köy ocağına...
(Baktımdı çünkü...
O kerpiçten yapılmış köy ocağının ucu,
Hep cehennem kadar karanlıktı, korkardım hep!)
Bakır tava konulur, bi gün öncesinden
Bize özel, bize bile yaydırılmış
Yayık ayranından ve sonrasından artan
En bil-hakiki tereyağı salınmış...
Caldır cooosss!
Misk-i amber kokuları bütün köyün ormanını sarmış!
Üstüne de, dedemin önceden tembihlediği o kınalı davuğun,
Tene tene sıralanmış gıymatlı dorunlarına!
Rahmetli babaannem aynısını da yaptıydı dedemin,
Emri vaki bütün dediklerini de...
Yer sofrasına kurulup sıra sıra,
Tam biz...
Kardeşimle ekmeğe banacak da
Midemize sıra sıra yağda yumurtaları indirecekken,
Rahmetli babaannem!
Köy ekmeğinin yarısını aparıp,
O bir yarımla üç yumurtayı sarmıştı ekmeğine!
Biz İstanbullular'da ya bok yesindi.
Ya da kalan tereyağının yanmış kokusuna ekmek bansındı.
Anamıza, babamıza, dedemize söylesek günahtı o zamanlar!
Neyse ki unutmadıkdı!
Gece gece, ya da günün herhangi bir saatinde,
O üç kat aşağı pat! pat! pat!
Korka korka sıçtığımız boklarımızı yiyen tavukların,
Yumurtlayınca o tertemis mis yımırta dedikleri organikleri bile
Afiyetlen yiyemediğimizi!
Sözün özü;
Ben kendime bile ne vakit yok olduğumu bilemiyorum ki,
İğrendiğim sinekten yağ çıkarmaya çalışayım!
Hadiyin, size organik uykular cancağızlarım,
Şükür ki rahmetli anacım sayesinde
"Kızım bee, ömrünü tükettin bu iş için,
Bari kendine sırtını artık ağrıtmayacak bir yatak al" demişti ya!
Sırtım, belim!
Onsuzluktan, bir tek sevgi kırıntısı hasretimden,
Sebepli kaburlaşmasın diye, en rahat,
En organik yatağımda dört dönüyorum çoktandır!
Ki neyse ki hastalık adı bile bulmuşlar bu duruma!
Benim, kimsemle derdim yok azizim!
Hepi topu çaresiz bir
"Huzursuz ayak sendromu!" ydu.
Adam/Kadın Haklı Beyler/Bayanlar...
Buyurunuz!
Artık geceye, güne güveniniz!
Ki daha "Evliyken aldatmayı seviyorum!" sendromları var
Çoğu insanların!
Yoruldum be cancağızım.
Hala çok fakiriz biliyorum ama cancağızım!
Yarına rakı'ya ne dersin!
Rakı senden.
Yanına acılı şalgam,
Hele bir de balığı yüzdürebilirsek midelerimizde!
Değmeyin keyfimize.
Bu sefer benden olsun,
Şalgam, balık, meze vesaire!
Hep de rakı bana girecek değil a!
Her nasıl olursa olsun,
"Şeref" i mi ze!
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...