...Büyük Bavullar...Küçük Tramvalar...
Bu yıl ilk defa yalnız tatile çıktım ya herkes soruyor,
Neden büyük bir bavulla yola çıkıp kendime işkence ettiğimi!
Bende dönüp kendime soruyorum tabi!
Sonra "Bilmiyorlar!" diyorum,
"Hakkımdaki hiçbir şeyi doğru anlayamıyorlar!"
Oysa 1999 yılından beridir,
Evimden nereye gitsem, büyük bavullarla gittim ben.
İlkinde, kucağımda iki yaşındaki kızımla
Yine büyük bavullarla koca evinden çıkıp, ana evine dönmüştüm.
İkincisinde, daha yerimi yurdumu çözemeden deprem olmuştu.
Ana evine döneli sadece iki ay olmuştu.
Deprem olduğunda yosun gözlüm sadece iki yaşındaydı.
Elbette yavrumu alıp kaçmayacaktım, çünkü "Ya sonra?" sı vardı.
Neyse ki artık büyük bavulum vardı.
Usulca toparladımdı yavruma lazım olacak her şeyle,
Kendime birkaç parça bir şeyleri tıktım büyük bavulumuza,
Öyle çıktım o evden.
Zira serde bir daha hiç dönememek de vardı.
Şimdi bunları yazarken fark ettim ki ben
Aldatılarak boşanılmak zorunda bırakıldığımdan beridir
Hep büyük bavullara sığdırmışım kendimi ve kızımı.
Ama benim gibi iç güveysinden hallice iseniz lazım be kardeşim.
Misal üçüncüsünde, yosun gözlümle ilk tatilimiz,
Kredi kartı gırtlağa dayanmış ama biz bu tatili çoktan hak etmişiz.
İlk tatilimiz lan...
Marmara Adası'nın Çınarlı'sından patron ve eşiyle,
Ortaklaşa bir villa kiralıyosun!
Patron ve karısı "Sen bir başına evlat büyütüp, yetiştiriyorsun,
Bir de senden para mı alıcaz?" ı çoktan es geçip,
Kendilerine ucuzundan tatile ortak bulmalarının
Eşsiz sevincindeydiler ki zaten ilk tatil deneyimimiz,
Onların tatillerine ortak arayışlarına sebepti!
Fakirden halliceyken patronun karısından ve hatta kızından,
Ne kadar zengin olduğumuzu öğrenişimizdi!
Tabi ki yine büyük bavulumuz hazırdı,
Hiç unutmuyorum…
Sabah olunca yosun gözlüme ellerimle yaptığım
O poğaçalardan verirken o gelmişti, elbette ona da vermiştim de
İştahla yerken, "Cemre teyse sakın anneme söyleme ama
Annem böyle şeyler yapamadığı için hep yasak diyor!" demişti.
Sonraki bütün tatillerimiz de,
O zamanlar kızıma güvenli olduğu için ve hâlâ nereye gitsem
Aynı organik kumu bulamadığım için Avşa' da geçmişti
Tabi yine pansiyon hayatının büyük bavullarıyla!
Bir keresinde ben ömrümde ilk defa,
Oraya yosun gözlüm olmadan küçük bir valizle gittimdi.
Sadece bir sene onsuz gittim yanımdakiyle…
Benim gözüm gönlüm ondayken,
O başka galaksilerin evrenine tur attırmanın derdindeydi.
Hani şarkıdaki gibi…
Pişman değildim amma göçmüştüm kederden.
Sonraki seneyse, oraya yine yosun gözlümle gittiğimizdeyse...
İçimizden kırıla kırıla büyük bavula sığamaz olmuştuk!
Ellerimizde iki orta boy valiz vardı ve herkesin hayatı,
Ondan sonra artık o valizlerde ayrıldı.
Sonra, ilk defa bir küfür ettim ona hakikaten gitti.
Tam yedi ay hiç görüşmedik!
Ufağından, küçüğünden, ortasından,
Hiçbir valize, hiçbir bavula ihtiyacım olmadı.
Tam evime habisliyim derken anamın kanseri depreşti.
İş hayatımdaki on bir yılımı anama feda ederken de
Büyük bavulum vardı yanımda, hatta anamın acısız eceline,
Bütün hayatımı feda ederken de!
Oysa şimdi...
Tam yalnızımsa ilk kere!
Neden büyük bavuldu, öyle meraklı sorup duruyorlar?
Lazım oğlum, lazım, var mı diyeceğin?
Misal bu benim tek başıma ilk tatilim...
Kocaman büyük bavulumu yine hazırlamışım!
Şirketten eve, evden tur şirketinin anlaştığım yerden değil de
Biraz daha İstanbul içi bir yer belirlemesi üzerine oraya gidecektim,
Geçen yıl da kızımla giderken aynı şeyi yapmışlardı zaten!
Neyse ki iki orta boyu üst üste koyunca
Yine büyük bavulumuz yanımızdaydı.
Neden büyük bavul ha?
Ulan ilk defa yalnız tatile çıkıyorum İstanbul'un dibi delindi!
Zor bela kavuştum tur otobüsüne,
Neyse ki valizi aldılar derken, acıkıverdim!
Ramazan ya kapatmışız buradaki her bir yeri bu sefer!
Neyse ki yeni müdiremin bana verdiği krik kraklardan var!
Büyük bavulumuz...
Sana ihanet ettim sanma!
Bu sefer özgürüm ya!
Saatlerce yol yürüyüp kendi midemi yalnız dolduramadım bir türlü.
Ulan insan açık bir bakkalda mı bulundurmaz!
Migros'a girdim, yemek yiyecek yer bulamadım diye
Yemeğe küstüm ya gittim kendime iki kırmızı Tuborg ısmarladım!
Üç beş yoksa yedi miydi krik kraklarımı krankladım.
İstanbul'da yağmur hala ağlıyordu, beni bilirsin,
Çişim gelir, hata böyle anlarda gelemeyisicelerim gelir!
Ama merak etme!
Fena ötesi bir AVM tasarlamışlar ama belli ki
Burayı Katarlılara pazarlayamamışlar hala!
Kaç saattir buradayım ve sadece yazıyorum.
Zaruri ihtiyaçlarımı tenhalarda giderdim,
Biralar da sinirlerimi gevşetti hani!
Beni gören birkaç çift bir an bakıp, sonra umarsızca,
(Eminim beleş sevişgen noktaları arıyordular!)
"Abla! Bu merdivenler çalışmıyor mu?
Buradan böyle gitsek çıkış yok mu?" diyorlar.
Diyemiyorum ki "Yok, götünü eşşek sikesice,
Ben çok aradım da bulamadım, çok çişim geldiyse,
Bir cesaret şu yapım aşaması bitmeyecek markanın
Kenar duvarına saplıycan, çok içesin geldiyse kadın başına,
Lüplerken aç karnına kırmızı tuborglu yalnızlığı...
Neyse anlamazsınız zaten girdiğiniz yerden çıkın lütfen!
Ah be kendi yalnızlığım…
Ayakların üşüdü değil mi be cancağızım!
Nede olsa metruk bir binada hikaye yazmak kolay değil!
Asıl olay, İstanbul'da yıllardır olamayan bir AVM bulmakta!
Bu yazım sayesinde saatime, ramak kaldı ve evet İstanbul ben…
Ben senin, ağzının, tam orta yerine,
Tıpkı senin hep bana yaptığın gibi..içtim de, sıçtım da…
Az sonra da öylece bırakıp gideceğim de...
Ama itiraf edeyim!
Rastlaştığım insanlarca hiç bu kadar saygı görmemiştim.
Yolum uzun ve hala yağmur ağlıyor İstanbul ama artık neyse ki,
Kendime dairli büyük bavulum yanımda!
Ayaklarım üşüdü mesela!
Çıkarıp sandaletlerimi, evimin kış terliğini giyeceğim.
Zamana az kaldı, otobüsümüz birazdan kalkar!
Hadi size eyvallah!
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder