...İftiranın Dil Yarası...
Oysa hiç iz bırakmıyordum geçmişime dair,
İlle de her sabah aynadaki aksime bakıp,
Yeni hayatıma her sabah gülümsüyordum inadına.
Artık bu hayatın, gelmişine, geçmişine, hiç gelemeyenine…
Buruk bir tebessüm ile gülümseye gülümseye!
Sonra da hayat…
Bana oynamaktan hiç de sıkılmadığı o kalleş oyunlarından,
Savaşmaktan artık yorulduğumda…
Bütün dünyanın, bütün kirli dilleri,
Ellerinde rengarek birer yeni pamuk şekerleriyle,
Ellerinde kıpkırmızı birer sade elma şekerleriyle…
Tertemiz sineme el sürmek isterlerken.
Herkesten, her şeyden kaçıp, gözlerimi kendime bile kaçırıp!
Kalbimin odalarında, kanyuvar damarlarımda gizlenirken….
Hiçbir iz bırakmıyordum oysa!
Çikolata iyi gelir diye ezberletmişler birilerime ama
Zaten ben, şekerli şeyler pek sevmezdim.
Hiçbiri de, zaten, sadece bunu bilmezlerdi.
Yine de, hiç dokunamasalar da bana,
Bütün lekeleri dillerindeydi.
Ve iftiranın dil yarası,
Bütün yaralarından daha lekeliydi.
Hiç kimse ardındaki yalanı.
Asla göremezdi, görmeye gerekmezdi.
Her şey böylece en ilkinden biterdi.
Heee! Kaybedecek hiçbir şeyi olmayınca,
Artık ölümden bile korkmuyor, insan olan.
Buyrunuz! Yine kapattım gözlerimi,
Kendimden daha da içeri.
Yüreğimin kanyuvarlarından
Sızmadan da çıkabildim yine dışarı.
Hep dediğim gibi.
"Alnım apak, başım dimdik!"
Buyrunuz kirletiniz!
Tertemiz sırtımdan hançerleyiniz beni.
Korkmayınız!
Yeterince öldürebilirsiniz,
Başarabilseydiniz!
Kalbim...
Size, hepinize, yeterince dağılır öylece.
En çok şiirlerim susar.
En çok, çokça zaman sonra fark ederler
Sana failsizliğimin meçhuliyetsizliğini.
Sonra cümlenizin ilk harflerini
Affedip, yine yürekten gülümserim hayata!
Gülümsemelerim, artıklarınızla, sizi kanatır,
Yine de ben üzülürüm.
Ey hayatına yosun tuttuğum insanlar!
Yeter artık bencilliğiniz!
Yeteerr!
Gerçekten varsanız geliniz.
Anahtar…
Paspasın altında hala!
Biriniz bari yüreğe taşıyabilirseniz!
İlle de her sabah aynadaki aksime bakıp,
Yeni hayatıma her sabah gülümsüyordum inadına.
Artık bu hayatın, gelmişine, geçmişine, hiç gelemeyenine…
Buruk bir tebessüm ile gülümseye gülümseye!
Sonra da hayat…
Bana oynamaktan hiç de sıkılmadığı o kalleş oyunlarından,
Savaşmaktan artık yorulduğumda…
Bütün dünyanın, bütün kirli dilleri,
Ellerinde rengarek birer yeni pamuk şekerleriyle,
Ellerinde kıpkırmızı birer sade elma şekerleriyle…
Tertemiz sineme el sürmek isterlerken.
Herkesten, her şeyden kaçıp, gözlerimi kendime bile kaçırıp!
Kalbimin odalarında, kanyuvar damarlarımda gizlenirken….
Hiçbir iz bırakmıyordum oysa!
Çikolata iyi gelir diye ezberletmişler birilerime ama
Zaten ben, şekerli şeyler pek sevmezdim.
Hiçbiri de, zaten, sadece bunu bilmezlerdi.
Yine de, hiç dokunamasalar da bana,
Bütün lekeleri dillerindeydi.
Ve iftiranın dil yarası,
Bütün yaralarından daha lekeliydi.
Hiç kimse ardındaki yalanı.
Asla göremezdi, görmeye gerekmezdi.
Her şey böylece en ilkinden biterdi.
Heee! Kaybedecek hiçbir şeyi olmayınca,
Artık ölümden bile korkmuyor, insan olan.
Buyrunuz! Yine kapattım gözlerimi,
Kendimden daha da içeri.
Yüreğimin kanyuvarlarından
Sızmadan da çıkabildim yine dışarı.
Hep dediğim gibi.
"Alnım apak, başım dimdik!"
Buyrunuz kirletiniz!
Tertemiz sırtımdan hançerleyiniz beni.
Korkmayınız!
Yeterince öldürebilirsiniz,
Başarabilseydiniz!
Kalbim...
Size, hepinize, yeterince dağılır öylece.
En çok şiirlerim susar.
En çok, çokça zaman sonra fark ederler
Sana failsizliğimin meçhuliyetsizliğini.
Sonra cümlenizin ilk harflerini
Affedip, yine yürekten gülümserim hayata!
Gülümsemelerim, artıklarınızla, sizi kanatır,
Yine de ben üzülürüm.
Ey hayatına yosun tuttuğum insanlar!
Yeter artık bencilliğiniz!
Yeteerr!
Gerçekten varsanız geliniz.
Anahtar…
Paspasın altında hala!
Biriniz bari yüreğe taşıyabilirseniz!
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder