26 Mayıs 2017 Cuma

Yar Yüreğin Burkulmasın Öyle

...Yar Yüreğin Burkulmasın Öyle...
Üzülme be sevgili,
Yar yüreğin burkulmasın öyle.
Bu hayatta, kim kime od olup yanarsa,
Onu anar, unutmak denen eylemde bile!
Çünkü her unutulmamışlıkta,
Eksik bir yaşanmamışlık vardır.
Bak bana!
Nasıl da unutmuş, geldim sana,
Senden öncekilerimi.
Hepi topu, üçü geçemedi oysa!
Öyle de tamamdım hepsine.
Teker teker, tükettiler işte.
Önce yaprakları tükendi gönül ağacımın,
Sonra kuşlar da göçüverdiler zaten.
Ondandı, sana çırılçıplak gelişim.
Seninse yaprakların çoktan solmuş,
Çoktan karlar yağmıştı dallarına ama!
Selam getirip duruyordu turnalar sana.
Unutmazdın, unutamazdın.
Nokta....
Nokta...
Çoktaan gücenirdim sana,
Adını ana ana!
Çoktan tüketirdim seni sarı sayfalarda.
Seni tüketmek isteseydim,
İçimden kanlar sızarken,
“Kızılcık şerbeti içtim.” derdim çoktan.
Şimdi üç beş kişiyi geçmiyor adını bilen.
Adın hala sol göğsümde yazılı ey yar.
Ama... bu sefer öpme adından!
Turnalara da benden selam söyle.
Kızıl şafaklı gün dönümlerinde,
Seni bir kere olsun
Kahkahalarla güldürsünler yeter.
Hüzünlü martılar bakmasınlar artık,
Gözlerimin derinine derinine...
Fırtına kuşları da bir gün
İntihar eder, unutma!
Üzülme be sevgili,
Yar yüreğin burkulmasın öyle.
Suçlu yok!
“Suç!” bile olamadık ki biz.
Aynada yansıyan yüzümü
Ağılı dudaklarımdan
Son kez öper giderim.
Cemre.Y.

25 Mayıs 2017 Perşembe

Terasımızdaki Salıncağımız

...Terasımızdaki Salıncağımız...
Bugünlerde,
Hem de tam da yazdan çalıntı, o günlerden birinde,
Ansızın...
Çorap örmeye heves ettim aklımca.
Öyle ya şimdiye dek hiç denemedimdi.
Her biri kendi cinsinden farklı kaderlerimin ağdan kozalarına
Numarısına göre çorap örmeleri ya!
Oysa benim tek hayalim...
Benden olsa olsa, ayaz gecelerinde sarıp sarmalanacak,
Boynunu koruyan bir atkı olabilirdi ancak!
Becerebilirdim de oysa deneseydim!
Ama benim hiç kimsem,
O kadarıma uğraşmaya dahi, değmedi.
Hiç örmedim bende.
Bilirim...
Heveslisi olmayınca, yaş doksan olsa da,
Öğrenemez hala insan!
Kimsemin başına bir tek çorap da örmedim bugünüme kadar.
Örmeyi bile denemedim, çorapsız olmalıydı olacaklar!
Bugünlerde...
Hem de tam da yazdan çalıntı o günlerden birinde,
Ansızın...
Buruk bir tebessüm ettim,
Umurum tası değil, kırk yıllık ömrüme,
Kırk kere hiç muhtaç olmadım ama!
Kadınlığıma da halel gelecek amma!
Hiç mi hiç konuşmadım.
Yeminli, yeminsiz pezevenklerle!
Valla!
Kendime bile sustum!
Hiç yoktan, terasımızdaki salıncağımızın eskimişti teğelleri
Yamulmuştu demirleri...
Tıpkı, kızımla hayatımız gibi tel tel,
Sırma sıra kopuyordular teğelleri.
Kardeşcağızım düzeltti demirlerini...
Kopuvermişti iplerinin zembereği.
"Sen dikersin be ablam,
Zaten sandığın gibi sağlam bile değilmiş ipleri” dedi.
Oysa ben, hayatıma dokunan her şeyimin,
Sağlam sanmıştım bütün iplerini!
Zaten onu da...
Yaşından önce ilk büyüdüğünde be yavrucağım!
Doğum günü harçlıklarınla sen almıştın!
Terasımızda yer ettiğinde o salıncak ben...
İkinci kere sana yetememiştim.
Daha küçümen yaşında onu sen almıştın!
Kırıldı diye ona bahane etmeyesin.
Sen bari, bana gelmelerine...
Sebepsiz yarınlı ertelemelerin olmasın diye,
Başkalarına göre bazen...
Bana göreyse her zaman!
Rakamsal hesaplar ya bunlar!
Anıları getiremiyor yerine diye,
Hiç becerememe rağmen!
Aldım iğneyi ipliği elime,
Biliyordum, çünkü kendimce,
İnsanlarımın başına çorap örmek hariç
Bütün anılarımı örebilirdim.
Gelmişine...
Geçmişine...
Hiç gelememişine...
Şimdi!
Dokunmayın bana, diktim bütün zembereği boşalmış salıncaklarımızı.
Şimdi sallanıyorum hatta uzun uzuun.
Sen bana geldiğinde, sen sallandığında, düşmeyesin diye!
Düş-me-dim!
Yosun gözlüm ben ömrümüzce kaç kere
Sen düşmeyesin diye düşmeleri göze aldım da ben!
Sen...
Sen..
Sen...
Diye diye en çokça kendime bile sustum
Ve caydım geleceğimden bilemezsin!
Çünkü anıları yoktu hiçbirinin
Sana, kopan salıncağını dikmeyecekti hiç kimsen
Ve hiç kimsen sarı saksını boyayıp,
Anneannenin anısına, ona,
Nisan ayında lale,
Mayıs ayında salatalık ekmeyecekti.
Ektim...hep gel diye.
Cemre.Y.

Son Adres

...Son Adres...
Hani çocukluğunun en unutulmaz çağında,
Kiracılarından biri olduğun o evlerden biri vardır ya...
Hani, odalarında en güzel hatıraların kalmıştır.
Pembe salıncağında kurduğun pembe düşlerinle,
Sabahları doğan güneş bambaşkadır.
Akşamlarıysa...
Gecenin kabuslu canavarları gelmezden hemen önce,
Yastığının altına sakladığın duaların hep çok başka!
Sokağından ötesini bile bilemezsin ya daha!
Hep gitmek istersin de...
Henüz cesaret bile edemezsin ya bir türlü!
Ya dönemezsen geri?
Ya bulamazsan evini ve içindekileri?
Bahçe duvarları hep kocamandır.
Ağaçlarıysa hep büsbüyük!
Senden yaşça büyüklerin göz hizasına yetişemezsin bir türlü.
Yine de...
Yüzyıllar geçse de üzerinden...
Özlersin.
Kavurur bütün ciğerlerini o özlemin ateşi.
Sokağının dışından korksan,
Dıştan artık çok öteyken...
Gecesinden korksan,
Günden bile artık çok ileriyken...
Özlersin işte.
Savrulur bedenin.
Ayakların küçücük numaralarıyla bütün mantığına isyan ederler.
An olup,
Zamansız,
Danışıksız,
Düşerler yollarına.
Sanki aşsalar!
Çocukluklarında onlara çok büyük gelen o yolları...
Tam olacaklar sanki.
Bu sefer, hiçbir çift ayakkabı bir daha da
Asla artık ayaklarını vurmayacak sanki!
Küçücük bir çocuksan...
Gittiğin her evden gittikten sonra,
O gittiğin evin odalarından birinde hep!
En sevdiğin kaldı sanırsın!
Alıp gelmeyi unuttum sanırsın!
Sandım yine.
Gittim yine bu seferde!
Seni,
Son bıraktığım yerde de
Yoktun işte sende.
Adresin değişmiş!
Mahallen hiç yokmuş!
Sokağının adını geçtim de
Binanın adı bile değişmiş!
Hatta seni beklerken
Yıldızlara dualar savurduğum pencerelerde
Bekleyenler bile değişmiş!
Sandım ki...
Seni sağ bulurum orada bari!
Hani...
En son seni, orada sağ bırakmıştım ya?
Sandım ki...
Beni sağ bulurum orada bari!
Hani...
En son beni,
Orada sağ salim emanet etmiştim ya sana?
"Gel" dedin.
Bende öylece geldim.
Yoktun!
Bu muydu son vedan bana be anne!
Bari bu sefer bari be ana
Olsaydın ya son adresimizde?
Cemre.Y.

Sobe

...Sobe...
Sen sadece sen gibi geldiğini sanırsın ya bana!
Oysa ben yüreğini sıkan mengeneleri görürüm
Gözlerinin kuytularından.
Kalbinin odalarındaki ev sahibini görürüm en hayaletinden.
Bilirim,
Saklambaç oynarken neden körebeye en yakın yere saklandığını.
Bilirim,
Körebe en uzakları ve yokları sobelemek derdindedir.
Sadece bulunmaktır derdin.
Sen sadece seni sevdim sanırsın ya
Oysa ben ebedini görürüm ezelim den.
"Sobe!" sevdiceğim, bu sefer ikimize aynı anda.
Cemre.Y.

24 Mayıs 2017 Çarşamba

Siyah Gecenin Ertesinde

...Siyah Gecenin Ertesinde...
Ertesi gün hiçbir şey yapmadı kadın.
Şiir bile yazmadı.
Kalabalıklar arasından geçerken,
Issızca kitabını okuyarak evine dönerken,
Büyükçe bir kırtasiyeye uğradı sadece.
Kocaman bir tuval aldı kendine.
Bir şövale,
Fon fırçası,
Yelpaze fırça,
İnce uçlu yuvarlak fırça,
Yassı uçlu kıl fırça,
Ve spatül…
Spatüle dokunduğu anda!
Beyninde beliren
Bütün çağrışımları kovdu kalbinden!
Öylece, atıverdi onu, sepetinin en dibine.
Yağlı boyalara döndürdü bedenini.
Renkler!
Oysa ne kadar da güzeldiler!
Resim yağı ve terebentini almasını,
Peşinde dolanıp duran
Perçemleri gözlerine girdi girecek
Beyaz tenli o genç delikanlı tavsiye etti.
Kadın muzip bir gülümseme yerleştirdi yüzüne
*-İlla, bir şeyleri inceltmek
İlle de azaltmak gerek öyle mi?” dedi.
Genç delikanlı, kendinden gayet emin;
“İnceltip azaltmazsanız, çoğalamaz ki!” dedi.
Kadın sustu.
Gülümsemesi dudaklarında dondu.
O an, bütün hayatının en büyük yanlışını anlamıştı.
Öyle ya!
Hiç, ama hiç azaltmamıştı.
Hiçbir duygusunu!
Aksine hep!
Yoğun kıvamlıydı onun sevdaları.
Yutkundu, derin bir nefes aldı,
*-Şu perçemini gözlerinden çek çocuk,
Göremiyor muşsun gibi geliyor bana!” diyerek
Hayatındaki ikinci azalımına başladı.
Başka zaman olsa!
Aynı rahatsızlığı duymasına rağmen,
“O böyle mutlu oluyorsa!” deyip,
Tanımadığı bir insana bile asla karışmazdı.
İçi burkuldu.
Paletlere çevirdi gözünü!
Başparmağına iyice yerleşiveren
Büyücek bir palet aldı.
Renkler!
Bu koyu gri palette ne de güzel duracaktılar.
Delikanlı bitiverdi kadının dibinde!
“Vernik almazsanız, hiçbir renginiz sabit durmaz yerinde!"
Kadın, derin bir nefes alıp,
Hala sustu yine gülümseyerek
“La havle….” li o cümleyi söylerken içinden
Sepetine atıverdi verniği de!
Bu sefer “Kalsındı be!”
Kasaya geldi, varını yoğunu saydı…
Hepsi bozukluktu sayamadı!
Kasiyer;
“Kumbaraya veda gününüz müydü?” dedi.
Kadının dudaklarında,
Az öncesinden solmuş gülümseme
Öylece sustu…
Birkaç lirayı sonradan vermek üzere
Yoluna koyuldu…
Sonra evine geldi…
Ne kırmızıydı artık rengi,
Ne mavi.
Ne de sarı.
Ara renklerinse
Bunların karışımından oluştuğunu
Daha orta okuldayken
Öğrendiğini hatırlamıştı çoktan…
Kenarında duran zor günler
Tam da bugünlerdi.
Aldı kenarından,
O sadece yirmi lira olan parayı,
Yeniden koyuldu yola
En yakın tekelden üç bira aldı, evine geldi.
Emma Shaplin’in
Spente le stelle’sini açtı
Şövalesine tuvalini yerleştirdi,
Paletineyse bütün renklerini.
Peki ya şimdi?
Hiçbir renk artık onun değilken,
Hangisinden başlamalıydı!
Kadın…
Bütün renklerini
Yokluğuna savurdu paletinin!
Oysa resim yapabilmek
Onun şiirden daha çok hayaliydi.
Bunu da hiç kimse bilmiyordu ki!
Renkler savruluyordu,
Ve resim orada öylece ölü ve capcanlı duruyordu!
Kendim,
Ne kadar da güzeldim!
Ölüp ölüp!
Bir türlü ölemiyordum!
Yaşamdan gittikçe azalarak.
Cemre.Y.

Artık Unutsam Mı Seni De

...Artık Unutsam Mı Seni De…
Artık şiir yazmasam mı sana da?
Sen'li/ san'a dairlerimin,
Bana ilk bakan
O utangaç, çocuksu gözlerini,
Sakladığım gibi.
Sen'li/ san'a dairlerimin
Bana son kez bakan,
Pişman piç gözlerini
Sakladığım yere!
Küllerin tam ortasına yani…
Eriyik bir toz tanesi kalan o yangın yerime!
Gömsem mi geçmişimizi senle de.
Artık'mış sın gibi yani.
Saklasam mı seni de,
Kendi çoktan çürük, kesif, küf kokulu,
Adını insanoğlunun
Sadece aşık olduklarında
Hatırladıkları yürek denen mahzenime.
Sana dair…
Sensizliğe dair…
Ne varsa hepsini işte.
Bütün renklerin içinden
Mavi'yi!
Artık hiç sevmesem mi diyorum.
Yoksa?
Aynı şarkının…
Aynı nakaratını…
Kurutup yine saklasam mı
Eski defterlerimin arasına.
Ya da ilk defa…
"Toz duman
Ummanda el aman!" deyip
Uçsam mı yer, gök mavi ne varsa!
Artık hiç sevmesem mi diyorum.
Hem de hiç kimseyi bir daha!
Bu mu istedikleri benden!
Küllerimin en içi mi?
Oysa söz verdimdi ben,,,
Böyle de unutmayacaktım ama!
Yine sen bana bir tamam olamadınsa,
Mademki yine artık...
Unutsam mı seni de.
Mümkünü neyseyle!
Cemre.Y.

Panormos

...Panormos...
Epeyidir...
Hep ve her zaman yaptığım gibi,
Öylesine aralık bırakılmış kapılardan,
Yorgun başımı...
Yine de uzatıyordum içerilerine.
Kendime kalmamıştım zaten pek de,
Onlaraydım sadece.
Epeyidir de...
“Eyvallah” ları çoktan yorgun,
Ruhsuz ruhlarının,
Hayaletleri çarpıveriyordu yüzüme yüzüme...
Bir “Hoş geldin!” i bile unutmuşlardı mesela!
Bir “Güle güle git madem." i.
"Amma velakin,
Mutlaka yine gel!” i
Çoktan silmişlerdi,
İnsanlık hafızalarından.
Boğulmuştum artık,
Bu sessiz figanlı ölü ruhlardan!
Bir insan...
İnsan’sa...
Kaç kere daha,
Kendine ölüp ölüp
Yine, yeniden,
Kendine doğabilirdi ki!
Madem öyleyse,
Bende artık...
İçimden bir türkü tutturmuştum dilime!
“Mademki sen de yoksun,
Gönül coğrafyamın hiçbir metre karesinde...
Şiir şiir ülkemi gezerim bende.” diye...
Meğer ne çok denli densiz,
Yüce gönüllü,
Panormos varmış ülkemde!
Her gittiğimde dirilerek ocağıma döndüğümde,
“Bu son olsun” lu yeni başımı uzatıveriyordum
Öylesine aralık bırakılmış kapılarından içeriye.
Ben yaşıyordum...
Onlar, yine ölmüşlerdi çoktan...
Başa sarıveriyordu ipi kopmuş makaranın.
Çaresiz zembereği...
Bu sefer de “Gitmesene be!” diyorlardı da,
“Kalsana!” demiyorlardı mesela!
Yeni bir Panormos’a daha kaçıverdim gizlice!
Evime dönüş yolumu kesiverdiler bu sefer!
“Hoş geldin be!”
“Gitmesene be!”
“Kalsana bir hele, hem... mangal yaptık bize!”
“Biz...” dedim sustum...
Gözleri döküldü yerlere.
“Yorgunum.” dedim.
“Yorgunum.”
Topladılar unutkan insanlıklarını mermerlerden.
“Neden ki?” dediler gezmeye gitmedin miydi sen?
Yine ardımdan, herkese açık,
Pencerelerimden takipliyorlardı beni
Hem de…
Herkesmiş...gibi!
Ben öylece ansızın kaçıp kaçıp giderken
Hala, “Hayat bana güzel.” di yani!
Gülümsedim buruk bir tebessümle.
Panormoslarım var benim artık
Dost gibi dostlarım,
Akraba gibi akrabalarım,
Yaren gibi yarenlerim var.
Hatta yüreğimin çoktan tutulu baş köşeleri...
Bünye alışık değil ya!
Artık çok yoruluyorum
Doya doya sevmelerden,
Doyula doyula sevilmelerden.
Ve hala öğrenemediniz
Ruhsuz ruhlara hep ve her daim
"Tok!" um ben...”
Oysa ben bir ömrüm boyunca
Tek bir Panormos’u sayıkladım.
Panormos=Güvenli Liman
Cemre.Y.

Öteki Dünya

...Öteki Dünya...
Sevgiliiiimmmmmm,
Sen benden gideli,
Sen benden gittiğini sanalı
Bugün tam da yirminci günümüz.
Nasılsın orada,
Çok mu sevdin orayı da gelmek bilmiyorsun?
Seçtiğin başka hayatlar,
Başka bir ben daha çıkardı mı ki karşına.
Yoksa yalan gülüşleri, yanlış bedenleri,
İki yüzlü dostlukları da
Ben mi sanıyorsun sen hala.
Sevgilimmmmmm,
Ben bıraktığın gibiyim,
O bir tek damla göz gözyaşım şimdi okyanus oldu.
Ben bitti sanırdım gözyaşlarımı,
Doktorlar öyle söylemişlerdi.
Sen sevdiceğim,
Beni getirdiğin gibi bana,
Göz yaşlarımıda mı getirecektin?
Şimdi bir telefon görüşmesi geldi aklıma
"Nasıl gittiysem öyle geldim" diyen.
Oysa yalandı, sen değildin gelen,
O adam sen değildin anladım.
Sesi, sendi de, tınısı sen değildi işte.
Şimdi her gün göreyim diye
Saatleri saydığım bir adam var!
Tıpkı sana benziyor,
Elleri sen, gözleri sen,
Kolları, bacakları, vücudu sen.
Ama yüreği, ama ruhu, ama beyni
Senin tırnağın bile etmez.
O kadar fırtına ve tufanları atlattıktan sonra,
Ben seni bir yaz yağmurunda mı
Yitirecektim eyyyy sevgili...
Affet sevdiğim... beni affet...
Ben, sen sandım onu bir ara,
Dokundum ona, sevdim, öptüm, seviştim.
Her şeyi sendi sanki de bildim,
Anladım o sen değildin işte.
O çok yeni dokunulmuştu daha..
Ona her dokunduğumda canım yandı,
Çok acıdı yüreğim.
Sanki senmişsin gibi,
Ayrılık nağmeleri söyledi bana,
"Herkes severek ayrılır,
Biz sevişerek ayrılıyoruz" dedi.
Beni ve gururumu yerin dibine serdi.
Ben ona "Sensiz ölürüm" dedim,
O, yeni sevgilisi sandığı
O kızın ardından baktı uzun uzun.
İşte o zaman,
Sana benzeyen sende bitti işte bende.
Ben sensiz nefes alamazken,
Bir nefeslik sen verdi bana.
Sen affet yine de beni,
Seni senin hayalinle aldattığım için.
Bilirsin, sesin olmadan uyuyamam.
Her gece duymalıyım bir sesini.
Ama arasam…
Sesini duyacağım adam sen olmayacaksın ki...
Ben seni benden uzaklarda yitirdim sevdiceğim.
Yanında olabilseydim,
Bir izin verseydiler,
Bensiz gitmene izin vermezdim,
Gitmezdin de zaten!
"Ruh ikizim, ruhumun sancısı"
Bazen geceleri geliyorsun yanıma,
Dokunuyorsun bana
"Ağlama birtanem" diyorsun,
Gözyaşımı öpüyorsun dudaklarınla eskisi gibi,
Sarılıyorsun sımsıkı,
Ben arkamı dönecek olsam izin vermiyorsun.
"Bekle birtanem, geleceğim,
İstediğin gibi, istediğimiz gibi geleceğim" diyorsun.
Bekliyorum ben,
Biliyorum geleceksin,
Sen gelmezsen ben sana geleceğim.
Beden kaybolup gidince
Kimse karışamayacak bize!
"Ben seversem,
Güzel severim" demiştim sana bir gün.
"İlk'im olamadın belki
Ama sonum olacaksın" demiştim.
Şimdi soruyorum sana,
Uyuyabilirsem bir rüya kadar yakınım artık da
"Sevgilimmmmmm, öteki dünya nasıl?
Ne zaman geleceksin
Ya da beni ne zaman yanına alacaksın yanına?"
Cemre.Y.

23 Mayıs 2017 Salı

Ama...Ölme Be Annem!

…Ama...Ölme Be Annem!...
Saçlarımı hiç mi hiç okşamadan mı
Öleceksin sen şimdi ha annem, bir kez bile!
Ellere ışıldayarak gülen yüzünü,
Bana gelince,
Bir tek ışıltıdan ibaret,
Bir tek göz temasıyla değil de!
Bir gül bahçesi şenliğinde,
Yüzümü hiç güldürmeden mi öleceksin yani?
Bir kez bile, sadece bir kez be anne!
Kemiklerimi kırarcasına ha!
Bir kez olsun, yok etmek için değil de,
Var etmek için!
Sımsıkı sarılmadan mı öleceksin şimdi sen?
Hatırlıyorum o günleri,
Ben…
Senden uzaklardayken,
Ne çok sevdin oysa ve ne çok özledin beni sen?
Oysa ben, artık senin bana,
Her hafifçe sarılışında…
Öyle kırgındım ki sana,
Senden ve her şeyden…
Ve herkesten sığındığım o limanda!
Bir tek sevgi kırıntına
Ömrümü harcadığım ve bulduğum o anlarda,
Göremedim ki hiçbir yerde
Hep aradığım, hiç bulamadığım o asıl seni ben!
Kimse görmedi seni sadece ben gördüm…
Ben gördüm, gözlerinin altı morarmış!
Benim uykuya hasret gözlerim gibi!
Kim bilir kaç kez yanmaz dediğim halde
Belki senden çok, senin yerine yandı canım…
Nice artık yanmayacak diye
Ah etmiş olsam, dilemiş olsam da!
Acıyorsun annem sennn hep…
Üstelik de ilk ciğerimin baş köşesinde!
Üstelik biliyorum artık ne yazık ki,
Çoookkk yanıyor, kanıyor yüreğin!
Sen bir hele,
Bir kal ya!
Annem… arsız bir hırsız gibi,
Ben seni öptüğümde
Saçların henüz duruyorken,
Kaşların henüz duruyorken yerli yerinde!
Eminim son okşasın istediğin
“O” ben değilim!
Senin ciğerlerinde,
Hiç içmediğin sigaranın tümörleri
Benim ciğerlerimde…
Acının derininin o kesik,
O yarım nefesli tıknaz sesi…
Annem!!!
Senin ömrün ve sabrın
Nereye kadar veya ne kadardı ya?
Sahi, bir kez bile olsun,
Mutlu oldun mu anne,
Ben seni öyle öperken?
Bir kez olsun kızın olabildim mi anne?
Ben seni bildim de…
Sen beni hiç bilemedin be anne…
Sana öğretemedim,
Sevmeyince,
Hiç olmamış sayınca dünyaya getirdiğini…
Kaderini yeniden,
Yazamıyorsun öyle… ve dileğin gibi!
Olmuyor, olmadı, olamadı işte!
Hiç kimse, hiçbir zaman olamaz canından,
Can verdiğinden de öte.
Git gide kendimi görüyorum sende…
Gözlerinin altındaki o derinnn,
Yalnız ve çaresiz o kadında üstelik!
Ah!!!
Be anne…
Ellere sonsuz sunabildiğin
Misafirperver bir bakışında olsun kalabilseydim ya.
Bunca ömrümü sen olmamak için harcamışken.
Ve ben sana inat,
Her gece kızıma,
Yorulmadan hiç “Seni Seviyorum” demişken.
Ve her geçen gün,
Biraz daha sen oluyorken…
Sen…
Sadece…
Gidemeyişine…
Bizden vazgeçemeyişine
Ağladın belki, bunca zaman!
Oysa ben en çok sana aşıktım.
Şimdi sen!
Saçlarımı okşamadan mı öleceksin yani?
Ellere ışıldayarak gülen yüzünü,
Bana gelince,
Bir tek ışıltıdan ibaret
Bir tek göz temasıyla değil de!
Bir gül bahçesi şenliğinde,
Yüzümü güldürmeden mi öleceksin yani?
Hiç öpme istersen bir daha hiç sarılma bana
Ama ölme be annemm!
Cemre.Y.

Daha Söylenecek Harflerim Vardı Sana

...Daha Söylenecek Harflerim Vardı Sana...
Oysa...
Daha söylenecek harflerim vardı sana...
Sen uyurken yazılmışlardı.
Suya söyler gibi...
Bir ninni fısıltısıyla saçlarını okşarken ben,
Yanaklarından,
Sakallarına süzülürken parmak uçlarım,
Dudaklarının kıvrımlarına
Bir minicik kelebek busesiyle konacak harflerim vardı.
Gülümsemelerinin tam ortasına...
Kim bilir kaç gecenin bir yarısı,
Herhangi bir dakikası,
İki damlacık gözyaşıyla süzüldüler!
Sol göğsünün üzerine...
O, iki damla berrak, tuzlu su.
Sen sandın ki, bütün cümlelerimi duydun!
Gittikçe kısılan sesimdeki
Hecelerimi, kelimelerimi,
Sessiz birer ağıt olmuş dileklerimi...
Harflerimi!
Sen sandın ki hepsini çoktan duydun!
Ben...
Sen öylece,
Masum bir bebek kımıltısızlığında uyurken,
Kendime kıydım da!
Sana kıyamadım be güzelim...
Olur da duyarsın fısıltımı, harflerimi de,
Dudaklarını gülümseten,
Görmekte olduğun,
O tatlı rüya bozulur diye
Sustum!
Oysa...
Daha söylenecek harflerim vardı sana,
Kaç kez bitip yeniden,
Hiç bitmemiş gibi,
Hiç zahmetsiz seni,
Yeniden yine...
Seni hayatıma kabul edişim hep bu yüzden.
Belki artık söyleyebilirdim şu harfleri sana...
Ruhum bembeyaz tüllerle,
Yemyeşil kırlarda
Uçuşmanın hayalindeyken.
Mademki...
“AŞK” idi asıl masal,
Varsın hayallerim gerçek olmasındı
Ne çıkar?
Vazgeçtim...
Hem de kaç kere,
Bütün hayallerimden bir bilsen!
Belki sen...
Artık, başka hiçbir şey düşünmek...
Zorunda olmadığını anlayabilirdin,
Belki sen...
Senden razı olduklarımla bir ömür benim...
Sadece benim...
Kalabilirdin.
Oysa!
Sana diyecektim ki, bir ninni fısıltısıyla...
“Beni böyle sev, seveceksen!”
“Seni en güzel,
Ben sevdim be sevdiceğim!” diyecektim.
Diyemedim...
Bozulmasındı.
O, hayatın boyu sürecek uykun.
Ve sen öylece gittin.
Ve...
Sana dair bütün söylenemeyen harflerim,
Sonsuzluğun yıldızlarına asılı kaldı...
Uyuyamadığım bütün rüyalar gibi.
Cemre.Y.

Büyümek, Ne Zor İşmiş Meğer Anne!

...Büyümek, Ne Zor İşmiş Meğer Anne!...
Büyümek..
Ne de çok zor yolmuş meğer annne!
Öyle anlamsız yere kemiklerimin 
Eklem yerlerinin ağrımasına
Benzemiyormuş bu iş!
Ergenliğimin artık sözümü dinlemeyen
Geç gelen
Zamansız dirilmeleri bile yetmiyormuş
Zaman, el amaannn!
Ben büyümeye başladıkça, 
Beni, sen bile hala anlamaya meyletmedikçe,
İsyanlar biriktiriyordum ömrüme,
Üstelik senin bütün ömründen de bile 
Hayli daha fazlaca.
Yaşlıca teyzelerle biz, 
Yaşım onlara haylice küçümen yaşımda
O ramazan gününlerinde bile, 
Fırında pide kuyruğunu beklerken hepimiz,
"Oruçlusun
Belli ki yavrucak!" diyerek ve bana acıyarak 
Sıralarını verseler
Senin beni hiç!
Sırayı geçtim
Kaaline bile almadığın o sıranın 
En başına geçirirlerken o teyzeler beni!
O kaşları kalem boyalı kadınlardan biri 
Anam olsaydı dedim yalan değil!
Hele ki ne zaman soracak olsalar makamımı,
Nihavent makamı
Veee…
Sen Kimseyi Sevemezsin...derdim ya hep!
Mütemadiyen hepsi
"""Yaşını yaşa be çocuk! 
Bu makamlara daha çookkk erken!"" derlerdi."
Bu makamlara daha çookkk erken!" derlerdi.
Sıra bana gelir gelmez
Taş Fırından üç pide kapar koşardım sana
Koşarken pidelerden birinin ucunu
Fareler yemiş olabilir di!
Sana olanları anlatmaya kalksam 
Yine döverdin beni
Pidenin ucu eksik diye de döverdin zaten!
Oysa; "Ben seni unutmak içim sevmedim."di.
Beni en son o pide yüzünden döven sendin!
Onlar bunu asla anlayamazlardı,
Ve senin asla haberin olmazdı.
Bana göre, kocaman süslü başlarını 
Suskunca sallarlardı aşağı yukarı ve sonra;
"""Büyüyeceksin daha çocuk, 
Bu yaşta aşka erken ya,"
"Belli ki bir aşk eksik başlamışsın ömrüne ama "
"Derdest olup tamamlarlar merak etme"
Bulursun eninde sonunda babanı." derlerdi hep
Bunu da sana hiç anlatmadım ama hep o, 
Gelecek olanı hayal ettim yalan yok.
Bütün merkezi sinir sistemime bile 
Yetmiyormuş meğer büyümek,
Vücuduma yeterince ve yeri gelince. 
Hele ki bunca zamansızlığın 
Daha ötesindeyken şimdi ben,
Fazlaymışım meğer bunca sevmelere, 
Kalbimin, kanatlarının, uçtuğu yöne, 
Kim bilir, kaç kereler
Bu nihavent makamı şarkıyı
Dinleyerek dillendirdim de 
Dinleyerek dillendirdim de 
Gözümden akan teker damlalık yaşlar ile
Kimlere ağladım ben?
Benden sağılanlara....
Hiç kimse duymadı sesimi, dedim ya büyümek
Böylesine zormuş işte anne!
Büyüdüm...
Çocukluğumdan bu yana kaç yüzyıl geçti
Ben artık oruç filan tutmuyorum ama...
Benim seni unutmak için sevmediğimi de 
Artık hiç kimse bilmiyor en azından.
Cemre.Y.

22 Mayıs 2017 Pazartesi

Son V/Akit

...Son V/Akit...
Uzak geçmişleri anımsıyorum
Şimdilerde hep nedense!
Yanıkları toprağa karışmış
Artık yanamayan,
Aylarca süren nadaslarımın
Tonlarca yağmura yitik,
Göz ve söz yaşlarımın,
Bu kendisine son v/aktiydi belki de!
Yeni ışkınlara filizlenemeyen,
Filizlense de yazık ki hiç
Gamzelerinde güller açtırtmayan,
Yüreğimin en derin dehlizlerinde saklılara,
Gömülü küllere sessiz bir tufan.
Son veda!
Mesela;
Bitmeye ramak kalmış
Zamanlarımızdan birinde biri,
Aniden;
"Bir resmini versene bana yahu!" demişti.
Varlığından iki yıl sonra!
Ahh!
Nasıl da yüreğim,
Kalbini hatırlamıştı aniden!
Ben...
Her daim taşıdığı,
Arka cebininin
Cüzdanının en arkasında,
Son vesikalık resim olmaya razıydım.
Oysa o!
Ona dair fedalarıma
Gelişi bile çoktan kırık bir fincana
Tek kişilik vesikamı
Sanki her gün aynı yüze,
Hayata inadına
Gülümseyerek bakmıyor muşum gibi...
Umarsızca yerleştirip,
"Doğum günün kutlu olsun." demişti.
Ne geçmişte...
Ne de vaad edilen gelecekte...
Değişen bir şey yoktu yani!
Baştan, kırıktık yani!
Oysa ben tam kırk yıldır
Aynı gün aynı saatte
Yalnız doğuyorum ben...
Bila-bedel, öylece...
Affedişlerim...
Haklarımı helal edişlerim...
Hep bu yüzden.
Cemre.Y.

Son Buluşma

…Son Buluşma…
Artık yokluğundan
Nefesim ciğerime yetemeyip
Dayanılmaz olduğunda!
Bahane bulamadı
Vücudumdaki beynimle kalbim...
Ya ölecekti gururundan
Yol olup yollarına serilmeyecekti.
Gururlu bir mezarı olacaktı bu sefer!
Öyle Zincilikuyu'da veya
Karacaahmet’te de değil ha!
(Şükür ki bedenim de,
Ruhum da henüz hiç satmadı kendisini!)
Nereye gömüldüğümse bana na-mühim.
Son bulurdu ömrüm.
Hiç biri, hiçbir şey umurum değildi.
Senin gülen gamzende
Bir kerecik daha boğula boğula
Yüzmeyi öğrenebilmek dışında!
Oysa daha neler yapmak isterdim,
Neler susmak gözlerinin kahve derininde...
Sende tam kırk yıl daha hatırım kalsın diye.
Kırmızı bir zarf buldum alelacele,
Bir de yazacak kalem!
Hiçbir sayfayı da
Yakıştıramadım ha yazacaklarıma!
Gururumdan
Harf harf eksilişimdi onlar ne de olsa!
Okumakta olduğum kitabın
Daha ortalarındaydım henüz...
Benim son kitabım sendin!
Rüzgarı delen, sesiyle ellerim,
Bir kere daha sen’i görecek olmanın
Heyecanıyla titreyerek
Yazdım mısralarımı...sana!
Oysa...
Gözlerimizin içi çarpıştığı an’da
Gülümsemiştin bana çoktan!
Bekliyordun!
Biliyordun!
Emindin sana yine geleceğimden.
Kalbindeki kelebekler
Dudaklarının kıvrımlarında
Çiçek toplarken, ben hala sana bi telaş,
Kırmızı zarfı hala tutuşturuyordum ellerine...
Ya beni ansız’lığımla bu sefer kabul etmezsen?
Hazırlıksızdım
Gelişimin sen’i bunca mutlu edişine!
Tescilletmek istiyorcasına!
Güzelim sol elinin,
Sağ elimden ruhuma ışık saçmasını bıraktırıp,
“Bunu bir hatun yolladı size?” deyiverdim
Sanki hiç kabulün değilmişim gibi!
Heyecanlı bir telaşla açtın zarfı
Benden olanı bile bile...
Bir çırpıda okudun;
"Hiç Yok!"luğun
Her geçen gün
Canımı daha fazla yakmaktan
Başka hiçbir işe yaramadı.
Yine unutamadım ben seni...
Yeniden...
Tanıdığım olur musun?
Ama seni seviyorum...”
Yazmışım!
Ben sana hep ayazmışım!
Daha nice kereler okursun
Benden sonranda kim bilir?
Ama her harfimi sana,
Anama verdiğim saç sözüm kadar,
Söz veririm!" dedim de...
Ellerin titreyerek yerleştirdin zarfa “
"Hımm tanımıyosun demek bu hatunu!
Güzel yazmış!
Ama sen hoş geldin.” diyerek yerleştirdin
Onu da bana bile saklı sandığına...
"İşin buydu!
Elbette her gelene
Gülümsemeliydin.” demeyeceğim .
Boşuna beklemesin hiç kimse!
Gerçekten gülümsedin,
İçinin ruhu, dola taşa!
Zira sen’in gül gülüşlü
O tek gamzende gizlidir!
Göremez herkes öyle!
Sonrası hoş...sohbet...
Bir ara...
“Çok özledim ben seni, çook!” dedim.
Ağzından kaçıverdi...
“Bende...bir de bana sor!” deyiverdim.
Sonrasını oldurabilen zamane kevaşesi gibi
Statik devre mülk diyalogları
Hiç ezber edemedik ki!
En mühimimizi, söylediğinde,
Pişman olmasın sonradan diye
Duymazdan geldik...
Sonrası cennet,
Hem de arada bir
Denk gelen güzel gülüşlü göz kırpışlara....
Sinemaya bilet almıştım oysa!
Yakınımda..
Yakınımda olamadığın anlarda,
Kitabımı okuyordum...
Sen çookk meşguldün,
Bölmemeliydim seni zira!
Bir ara sonramız geldi yine aklıma...
Ben sana hep şiirle gelip,
Hep şiirle gidiyordum ya
"Yine şiir mi yazıyorsunuz hanımefendi,
Burası…
İlham kaynağı oluyor değil mi size!" dedin.
Biliyordun oysa ben çok mutluyken
Şiir filan yazamazdım.
Zaten hayli dardı zaman...
“Yookk mirim!
Bu sefer ki düz yazı!
Hani bir gün roman yazarsam!” diyerek
Tebessüm ettim en buruğundan.
Zira o an...
Bir kadın...
Romanının arasında bir yerlere
Hece hece...
Harf harf…
Son imzasını atıyordu
Senin, bana, son, gülüşünün.
İlk ve son...ve son...öpüşlerinin...
Son'ar kere hatıralarını hatırlıyordu kadın.
Zira her dudaktan öpüş…sırra kadem,
Parmak izidir aslında…
Hele sol omuzuna son kez
Senin dudakların değdiyse…
Seni yeniden yaşamak isteyecek kadar,
Özlediyse…
Ben sana susuyorken, gülüyorken,
Harfler anlatıyordu bu seramoniyi...
O kadın da bendim…
Yüreğime mühürlerdim o son bakışını.
Sol omuzuma astım son öpüşünü…
Usulca kalktım yanından,
Ve gittim.
Cemre.Y.

Etme!

...Etme!...
Sanki yüzyıllar olmuştu birilerinin var'lığıma,
"Taa içisin yüreğimin" demeyeli
Durup düşününce, belki de hiç kimse,
Hiç karşılığı olmadan,
Bu cümleyi savurmamıştı ömrüme.
Zaten bana da hep ayrılık şiirleri denk,
Sevgili cümlelerineyse yazık gelirdi.
Oysa şimdi, şu yürek!
Gözlerinin yosun yeşilinde takılıp kaldı.
Gözlerim,
Kulaklarım,
Burnum,
Dilim,
Tenim.
Ona diyemedim ama…
Bu gece resmine dedim.
"Etme sevgilim!" dedim.
Bak zaten hüzünlerini topluyoruz
Ömrümüzün bütün hazanlarının.
Sonra, o gözlerinin yosununda kaybolurum!
O dudağının en buruk tebessümünde
Eririm de buhar olurum.
Sen gözlerimin derininde kaybolursun.
Dudaklarımda son mühür olursun.
Sana da, bana da…
Yapma bunu!
Biz'e gelince…
Aynı şehrin, ayrı zamanlar dilimiyiz biz!
Apayrı olasılıksızlıklarından birileriyiz sadece.
Aynı şehrin gurubuyla şafak vaktinde…
Issızca şiirleşmek kalıyor geriye.
Etme!
Hazır kurulmuş yüreğime çelikten alaşımlı duvarlar'ım!
Hiç bıkmadan…
Her sabah, her akşam, bana şiir yükleme.
Kurak toprakta papatyanın işi ne!
Kalbimin içinde filizlenme!
Yorgunuz be sevgilim,
Uyur kalırız bir yerlerde.
Öldü sanırlar bizi, hiç acımadan gömerler!
Seni de, beni de,
Biz'i de gömerler!
Etme işte etme!
Ama sakın şiir'e de küsme!
Cemre.Y.

21 Mayıs 2017 Pazar

Bütün Renklerim Çeyiz Olarak Gitti

...Bütün Renklerim Çeyiz Olarak Gitti...
Ben sabahı bembeyaz gelinliği giyecekken
O tek “tanem” i sessiz çığlıklarımla,
Hıçkırıklarla yolcu ettim.
Son yolculuğuna..."tane'm'" di..."peri'm" di...
İncecik belimde,
Babamın bağlaması gereken
Al kırmızı kurdele yerine...
Bir kavanozun içinde
Bütün renklerim çeyiz olarak gitti...
Baktım ardından öylece uçuştum
Yalvardım "Gitme tek tane'm" diye ama
Atmıyordu kalbi...
Ben cenazemle gelin oldum mesela!
Apak gelinliğimde benim kefenimdi...
Sırf hayalim diye bir kelebek misali
Uçuştum sabahtan akşama...
Bazen yapılanlar, yapılmış olanlar,
Yapılacaklar hiçbir şey değil de...
Senin en önemlin sırrın olan
O tek kelimenden vururlar seni.
Hem de değmeyen bir hiç uğruna..
Oysa özenle saklamışsındır
O tek kelimeyi sarı sandığında...
O kadar çok konuşmuşsundur hem de her kese...
Bir tek o kelimen saklıdır sarı sandık dibinde.
Bazen bir buruk gözyaşı ile anar,
Açar, okşar koyarsın yerine.
Sırf o yüzden sevmezsin geçmişe dönmeyi...
Hatırlamaktan ve yine kanamaktan korkarsın.
Ama hep bilirler bir yara var
Derinlerde sızım sızım kanayan
Kalbinin kristal kan taneciklerini
Hep görürler asıl sebebi bilemeseler de...
Sanırlar ki bir aşktır senin yaran...
Bir erkek!
Oysa bir iki kelimemdir benim yaram...
Ve bir gün ansızın senin kelimen,
En değerli hazinen ve kandamlan,
Bir kahpe dudakta savrulur
En o can olamayan yaran,
Hem de öylesine bir oyun içinde...
Zaten kanarken daha çok kanatırlar seni...
Hem de değmeyen bir hiç uğruna....
Onlar bile bilmez anlamazlar!
Anlasalar bu kadar vicdansız olamazdılar!
Yarin olamadım!
Hatırlattığın tüm yaralardan ve daima
Yenisini eklediklerinden sebep!
Yaran olurum.
Korkarım canın yanar ey yar!
Cemre.Y.

Biliyorum Etmez Hiç Kimsen Bir Ben

...Biliyorum Etmez Hiç Kimsen Bir Ben...
Yine mezarının başucundayım,
Ellerim...
Yüreğinin olması gerektiği yerde sevgilim!
Senden sonra...
Hiç dizi izlemedim,
Hatta televizyonumun rengi bile yeşillendi
Dokunmadım bile düğmesine,
Bize benzeyen
Bir senaryoya daha rastlamayayım diye!
Senden sonra...
Herhangi bir yerde
Çılgın bir çifte rastlasam dönüp bakmadım!
Ne zaman sımsıkı sarılmış
Bir çifti gözleri yaşlı görsem,
Yönümü değiştirdim.
Senden sonra...
Sarhoş ve çaresiz ama vazgeçemeyen
Hiçbir adama hiçbir kulak asmadım,
Ya da elleri kolları
Sinirle savrulan o kadına dönüp
Kızgınlıkla bakmadım,
Bana biz’i hatırlatmasın diye!
Ama denedim!
Senden sonra...
El üstünde tutuldum!
Bulutların üzerinde yüzdürüldüm,
Boğazlarda yedim, içtim, keyiflendim.
Etmedi işte bir, sen?
Senden sonra...
Bembeyaz gelinliğiyle evlenme teklifi bile aldım,
Hem de senin gibi,
Senin kadar, hiç evlilik yaşamamış birinden.
Kabul edebilseydim şimdi çoktan evlenmiştim!
Etmedi işte bir, sen!
Senden sonra...
Ben çokk kıymetlendim,
Meğer sana olan aşkıma ne kadar aşıkmış herkes!
Tatillere gittim,
Kumlarda yuvarlandım, denizlere kulaç açtım.
Etmedi işte bir, sen!
Haa!!!
Aklıma gelmişken!
Senden sonra...
Hiç beklemediğim bir anda aşık oldum yeniden,
Ve sevdim
Ve hayal ettim,
Ve ümit ettim,
Ve bir son istedim hani mutlu biten!
Ama sana yalan söyledim ilk ve son defa!
Hayata geldiğim o ilk andan itibaren
Hiçbir zaman...
Hiç kimse bir çeyrek sen etmedi!
Senin bir tek hakarete kıyamadığın ben,
Ne hakaretler duydum, ne küfürler yedim,
Senin en kötü lafın
“Düş yakamdan” olmuşken ve ben
Günlerce, haftalarca
Sadece bir bu cümlene gözyaşı dökmüşken.
Sırf sana dönmemek için yeniden,
Hepsine şükür dedim yaladım, yuttum.
Sabır ettim, sana etmediğim kadar sükut ettim.
Etmedi işte bir, sen!
Senden sonra...
Ben ondan her ayrıldığımda,
Senin bana yaptığın gibi,
Gidip başkasıyla yattım.
Bilmedi...
Anlamadı...
Sen olsan,
Ben gibi hissederdin o ilk barışma anımızda,
Der idin kesin;
“Yarim... kokumuzun üstüne el değmiş, ne iş?”
Bende derdim ki sana,
Hani senin bana hep yaptığın gibi,
“Ama biz ayrıydık be sevgilim!”
“Bu aldatmak değil, sayılamaz ki” derdim,
Hayata öcüm yarım kaldı.
Senden sonra...
Kıskançlık krizlerine boğuldu birileri,
Bildiğin eni konu,
Sokak ortasında dayak yedim... bennnn!
Hatta hep hayalimdi
İki adam kıyasıya dövüşecekti, istesem!
Amma velakin...
Senden sonra...
Hani sana hep
Binbir sitemle de olsa da
Sana aldırdığım ve kurutup koyduğum,
Gül kavanozuma bir tek kuru gül daha konmadı!
Senden sonra...
Yatak odamın aynasına
Bir tek kere daha
Çiçeklerden yapılmış tacım konmadı!
Papatya çekmecemde bir tek papatya daha olmadı!
Senden sonra...
Bir tek farklı kahve fincanım olmadı mesela!
Senden sonra...
Hiç kimsenin elleri, kolları, vücudu teri değmiştir,
Kokusu sinmiştir diye çoktan izi silinmiş eşyalara
Asla dokunup ağlamadım mesela!
Bir daha da
Asla bu sebepten girmedi hiçbir aile birbirine!
Senden sonra...
Seni unuttum...
Şimdi artık
Eski resimlerin arasından
Bana yine öyle bakma ey yar
Biliyorum
Benden sonra
Etmez hiç kimsen bir ben...
Cemre.Y.

Yine Mi Çok Özledim Ben Seni Ana'm?

...Yine Mi Çok Özledim Ben Seni Ana'm?...
Geldi mi anam dadalın,
Goç yiğidin geldi mi yanına?
Öpmelere doyamadığın,
Sümbül kokulu yüzlerini,
Öptürdü mü doya doya sana!
Sarıldı mı sımsıkı.
Kondu mu bağrına!
Nice zamandır,
Kimselere akıtmadığı o gözünün yaşını,
Ak sütlü memelerin üstüne,
Boncuk boncuk döktü mü yine?
Sardın, sarıldın, kokladın mı,
İçine hapsetmek istercesine!
Sonra sustunuz mu
Sıra bana gelince?
Söylememişsindir sen yine kesin.
Yine lal olmuştur bana dillerin.
Söyleseydin bir kerecik,
Bilirdim beni nice özlediğini,
Olur a!
Çocukça da sevinirdim.
Gözlerin sormuştur ama!
Zalımın kızı niye gelmedi ki gene diye.
Bu sefer ben de sana sustum ana!
Söylemedim hiçbir şey sana.
Selam yollayacak oldum
Boğazıma bir yumru yapıştı.
Benim yerime de bir kerecik
Sarıl, öp, kokla diyecek oldum.
Yüreğimin atışları nefessiz kaldı.
Dua yollayacak oldum,
Benim kabe'm sendin,
Geçen sene yıkılmıştın unuttun mu?
Gözlerim her şeyi söyledi ama!
Gardaşım gördü gözlerimin içini.
Senle ilk yalnız kaldığında ana!
Üzülme sen.
Saçlarını tarayacak uzuun uzun.
Ellerini öpecek,
Her bir parmak ucundan.
Ayaklarını öpecek,
Uçlarını parmaklarından.
Koklaya koklaya hem de.
Varmışsın gibi.
Benmiş gibi.
Burnumun direğinin sızısı
Ruhuna konacak ana!
Sen yine gülümseyeceksin bana.
Yeniden, doğmuşsun gibi.
Yeniden, beni doğurmuşsun gibi.
Eylülümüz'ün gözleri
Maviden yosuna sarmamış gibi.
Seni hala...
Çok’un bile...
Az geldiği kadar seviyorum ana!
Küçücük bir kız çocuğunun
Kollarını geriye açabildiği kadar
İçine senden başka
Hiçbir şey konamadığı kadar hem de.
N'olur artık beni/bizi merak etme!
Eylül’ü merak etme!
Mor sümbüllü dağların başını
Sonunda hep kar kaplar!
Sonradan gelir bütün baharlar!
Sev sadece
Çok sev ama!
Seni, Eylül’le biz
Yokluğumuzun dibinden sevdik ana!
Bil'a bedelsiz yani!
Ondandır belki,
Bugünlerde hasretlere susup susup,
Yamacına konmak isteyişlerimiz!
Cemre.Y.

Bu Sancılar Durmalılar

...Bu Sancılar Durmalılar...
Durmalılar bu sancılar…
Yoksa seni ölesiye özlerim.
Seni... ölesiye özlerim…
Yoksa?
Canının sıkkın olduğunu hissettiğim
Her an dibinde biterim!
Yoksa?
Koşup kollarına,
“Sevme beni,
Nefes vermem sana ama sen bütün nefesini sal,
Yeter ki solmasın gözlerinin yosunu bir an olsun,
Sana gelen, bana gelsin” derim.
O güzelim güneş ışıltılı saçlarını
İçime çekerim bir ömürlük daha!
Yoksa?
Ayaz gecelerin sabahında sen okuluna giderken
Bastığın kapının paspası olurum,
Üstüme basıp geçmen bile
“Şükrüm olur,
Bana ayak tabanınla olsa değdin.” diye…
O kadar alçalacak kadar
Alçak olamadım bir türlü, o yüzden!
O sayfalar dolusu renkler…
O sayfalar dolusu nefretlerin…
Duruyorlar…durmalılar bu sancılar!
Gün gelip ellerimiz ellerimizdeyken
Sen yine de beni ve sarıldığım kadehleri suçlarken
Ben sakladığım yerden alıp okuyacağım
Haksız nefretlerini…
Bana kan kusturduğun bütün cümlelerini.
Elbette yine, yeniden affedeceğim seni.
Bir gün öğrenirsin nasılsa,
Bana yazdıklarının rengini.
Keşke hiç mi hiç öğrenmesen.
O kadar çok acıydı ki.
Sakın ha sakın "Ah!" ım olma!
Cemre.Y.

Kendimden De Cayamam Ya

...Kendimden De Cayamam Ya...
Meğer sadece sevmekle...
Ne kadar da çok yarım, ne kadar da çok eksik bırakmışım seni.
Meğer sadece sen ne kadar da çok...
Aşk'a dair son çeyrek yarım, son şansıymışsın.
Demek ki,
Herkesimi,
Sevdiğim gibi sevmişim seni de....
Gizemlerime patikalar, şüphelerineyse yollar açmamışım.
Öğrenememişim hala demek ki!
Hiç merak bile etmemişsin,
Seni herkesinden başka seven beni?
Gerek kalmamış!
Öyle işkilli rüzgar hızı bir milyonu aşan,
Arşın arşın uzak sevdan olamamaşım senin de.
“Var mı?” yoksa...
“Yok mu?”lu
Çengel bulmacalar saramamışım sana da.
Ya “Var” mışım...
Ya da “Yok!”
Meğer konu aşk olduğunda...
En karasındanmışım hala cahilin,
Ya da en beyazından safın.
Hala ortam yokmuş!
Ya beyaz ya da siyah mışım.
Ben kendim kadar safi şeffaf mışım!
Meğer kanunmuş bu da!?
Hiçbir aşk...
Sadece ile,
Sadece karşılık bulmuyormuş!
Seni tamamen çözdüğünde...
Çözüldüğün an!
Gidiyormuş bütün aşka dair'li adamlar.
Senden, sadece sevdiğin için gidenlerdenmiş onlarda...
Meğer farkları yokmuş aslında diğer gidenlerinden!
Onlar da diğerleri gibi
Senden sonra,
Kurtuldum sayıyormuş bütün prangalarından.
Senden sonrasıysa...
Onlara senden başka her yer seyranmış meğer!
Gitsinler aga!
Benim karakterimden işgilim yoksa,
Onlar puzzlemin son karesi olmak istemiyorlarsa.
Kendimden de cayamam ya...
Cemre.Y.

A, Ciğerimin Çiziği

...A, Ciğerimin Çiziği...
Yosun gözlüm...
Yüreğimin çağlayanı…
A ciğerimin çiziği!
Gözlerindeki bakışlar…
Yalnızlık mı?
Mutsuzluk mu?
Güvensizlik mi?
Yoksa kızgınlıklar da mı var?
Neden bu bulutlu bakışlar?
Öyle tanıdık ki
Göz bebeklerinin harelerinde yaşayan,
Bu fırtına çıkmış okyanus hallerin.
Bu asi melek tavırların sadece yormuyor,
Kanatıyor yüreğimi,
Sonsuz kanamalara gebe çiziyorlar!
Geceler sabah olmak bilmiyor bazen ve
Hiç aklımdan çıkmıyor,
"Ben senin dağınık yatağında
Hep seni arıyordum" deyişin.
Oysa ben her sabah işe giderken,
Yıllar yılı dağınık bıraktım yatağımı!
Hep yeni kalkmışım da
Hemencecik geri dönecekmişim gibi dağınık kaldı,
Yorganım ve yastıklarım…
Bilmiyorsun ki!
Sen, bensiz kalktığında
Yokluğumun acısı, korkusu sarmasın seni,
"Annem burada,
Ya da birazdan gelecek" diyebilesin diye yaptığımı.
Bilmiyorsun ki!
Benim, kederlerim sadece banayken,
Seninkilerin ikimize olduğunu.
Sen benim
Kıymetlim…
Hazinem…
Yosun gözlüm...
Yüreğimin çağlayanısın,
A ciğerimin çiziği!
Hep düşünüp duruyorum,
Bu annelik işinde
Neyi eksik,
Neyi fazla yaptım?
Cemre.Y.

Kitabımın Sayfaları Da Yağmurlandı

...Kitabımın Sayfaları Da Yağmurlandı...
Beynimden ve yüreğimin mengenelerinden
Bana hayli yabancı
Kendimi bile kendimden korkutan
Bir cani fışkırmak üzereyken
Derin bir nefes aldım
Buhran zamanlarımda yaptığım gibi
Bir fincan demli bir çay aldım
Terasıma çıktım
Salıncağım da sallanırken
Yine çayıma birkaç damla yağmur
Birkaç damla da gözyaşı damlattım
Vücudumu ve ruhumu
Yeniden insan kalıbıma sokana kadar
Her şeye kendimi kapatıp kitabıma daldım
Kitabımın sayfaları da nasiplendi
Yağmurdan, gözyaşlarımdan,
İnsanlığımdan!
Yağmur, yüreğime yağıyordu ki
Kitabımın sayfaları da yağmurlandı.
Cemre.Y.

Hatta! An'da Donuyorum!

...Hatta! An'da Donuyorum!...
Evet!
Böyle avazım çıktığı kadar,
Katılırcasına güle güle,
Ağlamak istiyordum doya doya,
Üstelik, epeydir, sımsıkı susarak!
"Evet, Bayım, sen... evet!"
"Evet, Dostum, sen... evet!"
"Evet, sonradan halimi,
Sonramdan haylice…
Nicemi merak eden akrep'alarım evet!
Oysa hiçbiriniz yoktunuz
Benim anam kanserden katre katre ölürken!
Evet siz…
Yok'luğa yemin mi biçmiştiniz!
Eyyy benim yokluklarım?
Siz de içerisindeydiniz!
Bütün hüzünlü kahkahalarımın ta…
O en ilk duyulan heyecanlarında, o tek kelimelik,
O son çift kişilik canımın içerisindeydiniz!
Yaşamak-sa…
Hala can içimdeydi.
Evet!
Hatırlıyorum sizi!
Siz, benim kurabildiğim son hayalimdiniz.
Kaldı mı ki şimdilerde?
Bir avuç kalp atışına karşın,
Omzunun üzerindeki sırılsıklam kahkahalara,
Onca göz yaşıyla ıslanmasına katlanacak!
Sahi, şimdi kim beraberce,
Bizimle yeni bir hayata gülümseyebilecek değil mi,
Bütün zemherilerimin sonuna?
Kim, onca sabra sebat ile katlanacak?
Artık ben bile kat-la-na-mam!
İyisi mi, ben sana bahar bahçe rüzgar olayım
Sen bana katrilyon kere meftun…
Ben rüzgarına karşı,
Savurayım...
Göğsünün kafesindeki ellerimde,
Hala nefes alan son umudumu.
En son umutlu o son gülümün yaprakların
Olmayayım kimsemin.
Merak ediyorsan söyleyeyim,
Gülleri sevmeyi,
Sol omzumdan son öpüp gittiğinde vazgeçtim.
Papatyalardansa…
Aslımda çoktan.
Madem umut kalmadı,
Ne baharımdan ne kışımdan,
Ben sana sadece bir toz tanesi olayım!
No'ldu şimdi birdenbire...
Gözüne mi kaçtım?
Güven duvarım aşınmaya uğrayınca
Sevgimde aşınır benim.
Yüreğim soğur!
Üşümeye başladım bile...
Hatta...
An'da donuyorum!
Cemre.Y.

Seveyim Mi Seni Doya Doya!

...Seveyim Mi Seni Doya Doya!...
Yaaar!
Haklıydın!
Hep ama hep haklıydın...
Normal!
Sev-e-miyor-dum ben sen'i!
Haklıydın!
Benim de herkes gibi.
Sana bile bazı açılmaz kilitlerim vardı.
Kilitlerimin bütün anahtarları
Tek bir cümlene açılan!
Oysa ben sana...
Allah'ın bana bahşettiği bütün cümleleri,
Duyumsayarak söylemiştim.
Hem de...
Sen'i bana...
Öğrendiğim andan itibaren
Her gece uyumadan önce
"Sen'i Seviyorum!" kadar da
Basitti bil cümlem!
Ama...
Amalara rağmen!
Sev-e-bil-mek...
Sev-e-bil-me-yi.
Hissetmek gerekti.
Aşk ile...
Nedensiz.
Epeyidir söylüyordun ya neyse!
Bugün ilk defa
Beni gerçekten sevdiğine,
İnanmak istedim,
Sevmelerinin ben kadar olduğuna!
Yoksa!
Büyüdün mü ha evlat!
Çok mu büyüdün sen yoksa!
Hem de yaşından çok çok çokk önce ha!
Büyüme sen e-mi o kadar!
Sakın ha!
Ben kadar sevme hiç kimseyi de
Ben'i bile!
Yanma!
Şarkımızı hala hiç hatırlama mesela!
Ben severim seni ve beni
İkimizin yerine...
Yaaarr!
Yazmadan duramam!
O zaman...
Boynuma ilmek ilmek dizilir.
Hep sen açan son kardelen çiçeğimin,
Son polen taneleri.
Ben senin...
Ben sensizliğin...
Ben bana bile bensizliğin...
Ben kimsesizliğin kar tanelerini,
Çoktan dizdim ipe...
Yazmalıyım ki seni harf harf,
Hece hece, kelime kelime,
Dize dize...
Kış geçsin...
Sana bari bir gün bahar gelsin de
Gitmez olsun ikliminden..
Kır çiçekleri...
Hele en çok sevdiğin laleler
Çabuk solamasın mesela!
Yoksa yutkunamam!
Nefesim'sin!
Bir kere daha öpeyim mi?
Sen gibi değil ama!
Ben gibi...
Hani okulda anlatamadığından
"Annem!
Kendisi gibi sevdi!" diye açıklayamadığından...
Bir kere daha...
Son bir kere bile olsa
Sömüreyim mi seni ruhuma ve bana
Bir kere daha tastamam!
Ha!
Seveyim mi seni yine doya doya.
Cemre.Y.

Deli Cesareti?


…Deli Cesareti?...
Gece gece yine mide spazmım alevlenince
Reflüye dayanamayıp midedeki acı kanlı suyu boşaltır boşaltmaz
Kapıları bile açık bırakarak yandaki bakkala koştum.
Süt kutusunu "İnşallah bu bari işe yarar,
Dinimiz çok amin ama yaaa!" diye diye kafaya dikerken
Bizim binanın ödünde bir adam,
Kafasında kasa içinde bir çuvalla beraber
Paldır küldür yere düşmesin mi!
Bir fırt daha süt diktim kafama
"Hayırdır sen? Ne var o çuvalın içinde bakim?" dedim.
"Motor!"demesin mi?
"Ne motoruymuş bakalım bu gece gece,
Ne var o çuvalın içinde?" dedim diklenerek.
Adam yerden toparlanarak
Kırık kasaya ağır çuvalı yerleştirmeye çalışırken
"Buzdolabı motoru bu!
Git bak bakim senin dolap yerinde mi?
Motoru çalışıyo mu?
Sanki evden çalsam sade motoru çalcam,
Televizyonunu çalarlar be" dedi.
"Yav iyi olurdu, kaç aydır patlak duruyo evde
Çok ağır atamıyorum, sahi ya bi çalsanıza,
Ama sonuçlarına da katlancan
Terastan uçurulmak gibi" dedim.
Ama midem nasıl ağrıyo, sanki içinde ejderha var
Acımın bütün hınçlarını...
Hırsızlık malını götürmeye çalışan adamdan çıkartıyorum.
Adam bir bana baktı, bir elimdeki süt kutusuna,
"Çattık gece gece iyi mi!
Abla o sütü nereden aldın sen, bende ondan alayım bari.
Hırsız falan değilim ben hurdacıyım,
Burdan geçiyodum sadece" dedi.
Ama nası leş gibi bali kokuyo, bağımlılık bağımlılığının dibinde!
"La yürü bas git gözümün önünden
Binamın kapısı açık,
Sen de tam ben gelirken düşüyosun ya
Ne sancaktım çekil şurdan
Belanı benden bulma!"dedim ve hırsla
Daldım içeri kapıyı da çaatt diye kapattım.
Adam hala söyleniyodu arkamdan.
"Böyle karı mı olur be!
Ne sütü acaba o!
Nereden aldı acaba!"diyerek söyleniyorken o!
Hırsımı alamadım.
Beş katı çıkıp yine elimde süt şişesiyle
Kafama dike dike terasa çıktım.
Adam hala söylenerek,
Sendeleye sendeleye,
Yürümeye çalışıyor ağır çuvalıyla
"Sen hala buralarda mısın bak geliyor
Kap kaynar su!" diye bir bağırdım.
Kuş oldu korkudan.
Ohh beee!
Yaşasın deli cesareti!
Tabisi sütü kutusuyla kafaya dikince pek normal görünmüyodur oradan.
Hem de gecenin bu saati!
Sahi siz...
Kaçıncı engelimiz siniz!
Cemre.Y.

En Şefkatli Özürler

...En Şefkatli Özürler...
Özür dilerim ruhundan!
Seni hiç merak etmediğim için!
İlk defa “Hoşça kal” ın dokunduğunda kulaklarıma
Haylice de sarhoştum!
Kızıma ilk defa küfür etmiş,
Üstüne de “Siktir git evimden!” demiştim,
O da “Ben sensiz yaşayamam." demek yerine,
Ona tam on altı yıl boyunca,
Ona öğrettiğim gibi bana bile muhtaçsız,
Bana bile minnetsiz
Öylece çıkıp gidivermişti hayatımdan!
Seni tam olarak duyduğumda
O benden gideli tam tamına
Üç ay on altı gün geçmişti
O güne kadar da,
Bir tek özlemli nefesini dahi duyamamıştım
O küfrü edene kadar nefesim olanın sesini.
Dedim ya ruhundan özür dilerim
Seni hiç merak falan etmedim!
Sen sadece kavuşulması
Yokuşlu aşklarıma değil
Etimin tırnağına bile sestin.
Bencildim seni dinlerken!
Ben’din zaten!
Bana neydi, yaşından, yaşamışlıklarından,
Yaşanma ihtimali saman yığını hayallerinden.
Ben çığlık atıyordum buradan!
Sen duyuyordun hepsi buydu!
Ya çok özür dilerim çookk!
Öpsem geçer mi yüreğinin başucundan.
Affedebilir misin en azından beni?
Zira!
Artık aşka dair yorgunluklarımı
Değerlendirmelere bile
Alamayacak kadar yorgun ve pes-li geçişli
Durağımda yine karşıma sen çıkıverdin.
Halbuki artık çoktan kızım anneliğimi değilse de
Dostluk ve sırdaşlığımı özlemişti.
Hatta daha bu gün
“Anneee!
Bırak kahve yapmayı on dakika sonra gideceğim ben
Nolur beni biraz daha sen gibi sev!” demiş ve ben son benliğimi
Ona sarf etmişken ve artık hiç kimseyi,
Kızımı dahi aynı sevemiyorken
Sen çıktın karşıma yine neden?
Ne seveceğim biri kalmıştı oysa,
Ne de özlemim kadar eder birim!
Kalbimin bir odası artık hep kilitliydi işte!
Hani kilit uydursalar es kaza
Kendi cesetlerinin iskeletleri
Duvarlarıma cam kesiğinden
Gün sayarken buluvereceklerdi.
Yıkılacaklardı.
O kapı artık hep kapalı kalmalıydı!
Dirilen mezar hikayeleri gibi oluyordu
Birkaç gündür kalbimin odasından gelen sesler!
Korkuyordum!
Yüzleşmek istiyordum!
Kendi kilitlediğim o kapıyı
Yalnızken açmak istiyordum son kez!
Bir şarkının tınısı ağır aksak
Yükseliyordu gece yarılarıma
Daha önce hiç dinlememiştim!
"Placebo A Milion Little Pieces”
En normal sevgili günüme nihayet yalnız kalınca...
Cancağızımın kederlerini terastaki halıya serdim
Varsın bu gece de yüreğime mühürlenmesinler,
Kızımın bir türlü olamayan
Platonik sevdasını yine terasımdaki
Salıncağımda sallandırdım.
Ben ilk defa sana geldim.
Keşke sana hayran olan olsaydım da
Bütün hayranların gibi olsaydı
Senin dünyana açılan bütün pencerelerim!
Sadece açabildiğini görmekle hayallenen kadar olabilseydim.
Oysa sen kalbimin mahzeninden sesleniyordun bana
Ölmek istemeyen bir kelebek kanadı gibi!
Neden?
Kim bilir bensiz kaç kere daha öldün!
Bilsen ben yüzyıllardır yeniden doğuyorum!
Yoruldun mu çocuk!
Yoruldum...
Biter sandım sen hep içimdeymişsin!
Yanlış anlama ha sakın!
Aşık filan değilim sana!
Hayran da değilim üstelik!
Normal herhangi bir İstiklal Caddesi anketime denk gelsen
Seni sorsalar zaten benim, ne diyeyim ki derdim...
Ki zaten kimse de affedersin ama bir bok anlamazdı!
Ama...
Bana neydi!
Ah benim, bana bu bencilliğim!
Yav özür dilerim.
Sadece bir kere kalbimin içinin içini merak ettim
Bütün odalarımı es geçerek!
Cinsiyeti farklı olsa da benim kendime küstüğüm o yaşta
Küçücük bir çocuk gördüm...
İçim o çocukla o kız,
Kesin misket oynamış bir yerlerde, ya da yakan top.
Kız can’ları tutmaktan korkmuş hep!
Korka korka birkaç can ancak tutmuş!
Tutmuş onu da o çocuğa hediye etmiş!
Oysa çocuk bütün canları tutup
Cansız olanların hepsine hediye etmiş!
Can’ın bende hep kalmasın be çocuk!
Ben emanet canla pek yaşayamam!
Ki sende belli...
Yoksa!
Şu saatte kimselerimin görmediği
Kilitli kalbimin odasından neden ses edesin ki!
Yüreğinden öpüyorum yetmiyor çocuk!
İlk doğduğun andan başlasam,
Teninin cennet kokusundan itibaren.
Hani masallardaki gibi olsa
Herkes bir dilek dilese bütün meleklerden
Benim iki hakkım olsa...
Kızımın ve senin ilk anından itibaren
Ayrı karınlarda var olsanız bile
Taa ki siz başka, daha güzel bir dünyaya gidene kadar.
Yaralarınızı öpsem ayak uçlarınızdan
Kafanızın en bıngıldağına kadar!
Çocuk!
Çocukluğumuzdan da özür dilerim.
Yaralarının hepsinden
En şefkatli özürler ile öperim.
Cemre.Y.

20 Mayıs 2017 Cumartesi

Sülalece Piknik

...Sülalece Piknik...
O günü, hiç unutmadığım yetmezmiş gibi
Her hatırladığımda zaferle gülümsüyorum hepimiz adına!
Bir gün amcamlar ve bizim aile karar kurmuşlar
Bahçeşehir’de bir yer varmış haylice de uygunmuş piknik yapmaya
Rahmetli anamla yanı sözleşmişler önceden,
Meğer hepimizden gizlice!
Yamaçlarına dalıp o dağın eteğinin!
Kaldırık toplayıp yapraklarından dolmalar sarıp,
Sapından turşu kuracaklarmış!
Be heeeyyy emicem!
Kimsecikler de dememiş ya ona!
O dağlar, köyünde olduğu gibi öyle herkese özgür değil!
Neyse doluştuk arabalara
Hep beraber sülalecek yapılan
Kalabalık bir sabah kahvaltısına bir hayli hasretliydik.
Bir an önce en iyisinden bir yer bulalım bari derdindeydik hepimiz.
Gittik şehri gıyabından ibaret olan o dağ meclisine!
Amcamın dediği yerde de durduk.
Arabalar durdurulunca sapada,
Dayanamadı emicem!
Aah be emicem!
“Yengemmm!
Ahanda burdan yukarıda bütün güzelim kaldırıklar!” der demez
Anam hepimize birden vur emri vermişçesine
“Sıyrılın evlatlar ne var ne yok kaldırık namına ne var ne yok toplayın!" der demez,
Bilinçsiz bilinç altlarımız bile boyun eğmişti bu emre!
Saldırmıştık çoktan yokuş yukarıya!
Sonra aniden bir sürü güvenlikçiler durdular önümüzde
Birden elimizde kaldırık çiçekleriyle kalakaldık.
Meğer toplamak yasakmış onları bile!
Neymiş efenim!
Devletin mülkü bilem olsa, özel mülke temas ediyosa!
Devlet bile özel mülkmüş!
Meğer biz saftirikler hani şu dizilerde oynayan at çiftliğine denk gelmişiz.
“İyi aman be tamam alın madem,
Siz ne anlarsınız bu otların çaresinden!" dediysek de
Hepimizi mahkemeye verecekler miş miş!
Heleee!
Hele ki bizi!
Kızımla ikimizi!
Bunların maşası olduğumuz için
Ölmekten beter edeceklermiş miş!
Benden önce kızım siper etti kendini
Daha dokuz yaşındaydı
“Sahiplerin kimlerden be herif!” dedi.
Herif sustu!
“Ya hamurun kimlerden be herif!” dedi.
Herif sustu!
“Ya inandığın bütün insanlık
Sığıyor mu boyunduruğuna!” dedi.
Herif sustu!
Kızım sadece dokuz yaşındaydı.
Kızımla bizden başkalarının ödünde boncuk aranıyorken,
Biz hayata böyle gülümsüyorduk!
Hele ki ben!
Koltuklarıma karpuzlar sığmıyordu!
O at çiftliğinin sahiplerinin
Saçını başını yolmak isterken
Ailemize huzur bulduğumuz o anımızı hiç unutmuyorum!
Ailece gururluyduk kızımın onların başlarını öne eğdiren cesaretinden.
Çıktık gittik kendimize başka piknik alanı bulmaya
Kızımla beraberce kendimize güzel bir yeşillik bulduk!
Sülalece güzel bir pikniğe koyulduk.
Hayat, hiç yoktan birileri için bir şeylerden vazgeçebilmekti.
Biz biliyorduk!
Üstelik sadece iki'ydik!
Cemre.Y.

Sevda Yanığı

...Sevda Yanığı...
Yine sevda yanığı her yanım.
Acıyor ellerim, kollarım,
Yüreğim yangın yeri.
Bir narin kelebek gibiyim ışıl ışıl,
Rengarenk görünmez kanatlarım uçuşuyorum,
Sadece sana, hep sana.
Gören bahar gelmiş sanıyor hayatıma,
Oysa öfkenle bir dokunsan ezilir,
Toz olur her yanım.
Bir nefeslik buse konduracağım dudaklarına,
Korkma kalmam sende bir ömür,
Yarın öleceğim nasıl olsa!
Kelebeğin ömrü kadar kalırım yanında,
Sen benim ömrüm olursun.
Ben senin günün.
Yine sevda yanığı her yanım.
Acıyor gülüşlerimin sonu,
Acıyor kahkahalarım.
Bozkırın ortasında
Kan kırmızı bir gelincik gibiyim,
Mutlulukla salınıyorum
Sadece sana, hep sana.
Görenler imrenerek bakıyor
Güneş güzeli hallerime.
Oysa bir tek aşksız nefesin
Yok eder sevda kırmızısı yapraklarımı.
Bir nefeslik sımsıkı sarılacağım sana.
Korkma, sadece sen kadar,
Sadece ben kadar kalacağım sende.
Cemre.Y.

19 Mayıs 2017 Cuma

Ben Hiç Böyle Sevilmedim

...Ben Hiç Böyle Sevilmedim...
Hayatımın en derin çizgili,
En koyu sarılı hüzün yaprakları,
Sağımı, solumu, “Sobe!” mi,
Yazımın ortasında dökmeye başlamışlardı çoktan.
Öyle görmek istemedim ki hiçbir şeyi,
Mademki bütün acılar,
Yalandan bir cennet için çekiliyordu,
Alıp alıp başımı gittim yalandan yazılı,
İki peçetelik beyaz güvercinli hayallere.
Oysa Alice harikalar diyarına gidecek yere,
Hazanlar diyarının,
Kasırgasına çekilip duruyordu eteklerinden hızlıca.
Neyse ki kalbimin kanatları vardı,
Yalnızlığımın Cankurtaran sokaklarına kaçmıştım.
Nefesim tıkanırken acımın sessizliğinde.
Sen geldin!
Yıllar yılı feryat figan haykırdığım vedalarımı.
Bembeyaz bir kefene sarıp ilk aşkımı, anamı!
İki damla sessizlikle yüzüme döktüğümde,
Sadece ve sadece susarak sen sildin.
Sevgilim!
Anam, babam, kardeşim,
Kızım dahil sen gibi sevmedi beni.
Hani hep sen derdin ya aslında
“Ben hiç böyle sevilmedim!”
Oysa hep sakin denizlerin tek limanı olmak isterdim.
İstemeden hırçın dalgalarının metcezirleri oldum.
Unutamadıklarının terk edişi olamadım ama,
Ben sadece ola ola senin fırtına kuşun oldum!
Hayli yordum, yıprattım seni hakkını helal et!
Bilemedin hiç nedenini değil mi?
Oysa senin yüreğin
Her kızıla boyandığında,
Teker teker kırılmıştı yüreğimin kemikleri.
Şimdi lütfen terk et beni.
Giderken kapıyı üzerime kilitlemeyi unutma emi!
Zira bu sefer kimsem silemesin yaş tanelerimi,
Yıllar yılı feryat figan haykırdığım vedalarımı,
Bembeyaz bir kefene sarıp,
İki damla sessizlikle yüzüme dökeceğim.
İlk defa doya doya ağlayacağım.
Kalemim kırıldı.
Şiirim sustu.
Benim annem asıl şimdi öldü!
Kimsenin suçu yoktu.
Cemre.Y.

Sahi Genç…Sen Başladın Mı?

…Sahi Genç…Sen Başladın Mı?...
Yalnızlık denilen ezeli dost ile,
Sadakatin sessiz yemini,
Oldukça kalabalıktılar aslında.
Her yürekte…
Öyle çok yokluklar vardır ki,
Hepsini bilseydiz, yüreğiniz yetmezdi.
Gönderilmemiş bütün mektuplar,
Henüz cümle edilememiş bütün kelimeler,
Sevgiliye bile itirafsız hıçkırıklar,
Teker teker takılıp kalırlar boğazının
En yutkunamama noktasına!
Dostlar arasında bile,
An gelir sus olur gülüşler ve ağlayışlar.
Ve o en...suskunluk anında!
O meclisin bütün kadınlarının,
Tek duası olur aslında
Aynı anda tek cümleyle,
"Bu dünyaya…
Üzülecek bir kız daha doğurulmasınlar"
İlla ki yüreklerinin,
Mühürlü sandıklarında,
Sararmaya yüz tutmuş,
Bir gergef durur öylece…de…
Henüz sevdiceğinin yüzü gibi!
Sonsuza nakşedilemiş!
Öyle bir şey işte..
Biz bütün kadınların...
Gönüllü, gönülsüz…
Yalnızlığımıza mahkum prangaları
Henüz yazılmamış,
Hicaz bir şarkının
Kanun tellerinde daha,
Nota nota…
Nakşedilememiş haldir o!
Kimimizin ne haddine!
Ve bu…
Bir kadının yalnızlığının
Sadece ön sözüdür!
Ve son vazgeçişi!
Sahi genç?
Sen başladın mı, yarısında mısın?
Yoksa ben gibi…
Hiç mi bitiremedin?
Cemre.Y.

Sevin Kardeşim

…Sevin Kardeşim…
Eskiden memlekete
Bir memur gelince,
Bayramlıklarını giyer de
Karşılardı köylüler bilir misin?
Saygı, sevgi, özenilmişlik,
Hepsi vardı o gülen gözlerde
Memurlar el pençe divan
Saf sevgi karşılanırdı.
Şimdilerdeyse hepimiz
Göynümüzün ilçelerinde
Çoktandır
El pençe memuruz biz bize
Başka kimse kalmadı!
Etrafımdaki insanlara bakıyorum da
En sevgilisi bile
Kapılmış bir galeyana
İçlerinde öfke, kin, hırs,
Şüphe, hasetlik,
Acı sözler ile
İçlerindeki canavarın
Alevlerini püskürtüyorlar
Her yere!
Yapmayın bunu kendinize.
Lütfen yapmayın!
Aynaya bakın ve yüzünüzle,
Gözlerinizle, ağzınızla yüzleşin.
Galeyana gelmiş,
İçinde ejderha taşıyan bu
Siz değilsiniz.
Sevgiyi hatırlayın.
Evlatlarınızı
Huyunuzdan ayrı davrandığında
Nasıl da affedebildiğinizi hatırlayın.
Nasıl da sevmeyi
Unutturuyorlar yüreklerinize
İzin vermeyin.
Sevemedikleriniziyse
Hayatınıza dahil etmeyin.
En kıyamadığınız bile olsa
"Eyvallah" deyin.
Sonra yine en önce
Kendinizle başlayıp,
Etrafınızdaki herkesi
Hesapsız, kitapsız,
Çıkarsız ve gerçek sevin.
Zor değil başarabilirsiniz.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...