...Duyarsız Sanıyorlar Ya Beni!...
Şimdi kimin,
Kimlerin canının ciğeri yırtılsa orta yerinden.
Gününün şafağından,
Gecesinin tam yarısından
Ya da hiç beklenmedik o anından.
Hani istisnasız herkeslerim beni
Nasıl da sağır?
Nasıl da kör?
Nasıl da ecel kokusuz?
Nasıl da tatsız?
Nasıl da suya sabuna dokunmasız!
İlle de,
Nasıl da
Duy-Ar-Sız!..
Sanıyorlar ya beni!
Oysa susuyorum önce ben uzun uzun...
Önce yutkunmaya çalışıyorum çünkü.
Boğazımın tam da yutkunmalık boğumunda
Koskoca bir yumrusun sen hep çünkü!
Çünkü sensizliği
Hala yutkunamıyorum ya ben!
Sonra nefes alabilmeye çalışıyorum yeniden.
Nefesimin tam da
Hayata yeniden dönüşlük hıçkırığında
Hiç geçmeyen anlık ecelimsin sen hep çünkü!
Boşuna imkansızlıklarla hazırladım sanma beni,
Olasılıksızları azaltabilmeye bakardı her şey çünkü!
Çünkü, sensiz hala tam bi derin nefes alamıyorumki ben!
Bilmiyorlar kimseler/im.
Oysa nasıl da hazırdılar hepsi!
Eninde, sonunda bu hayata yenileceğine,
Üstelik bunca hastalığın pençesinde.
Her şey aynı anda hem imkansız,
Hem de oldukça olasılıksızdılar çünkü.
Çünkü ölümün, beklenen bir şeydi yani.
Hiç beklemeyen ben hariç!
Üstelik sana;
“Gideceğin yer, bundan alaysa git!” diye diye
Ellerinin, ayaklarının parmak uçlarıyla
Öpe koklaya vedalaşan ben bile,
Anlayamazken ben hala sensizliği!
“Ben senin...
Senden de...
Benden de...
Bizden de bile caydığın o an’a
Hiç mi hiç hazırlıksızdım oysa!
Benden gitmeme ihtimalini daha çok
Sevmiştim!” oysa!
Onlar mı?
Hiç mi hiç anlamlandıramıyorlar dı bu gidişleri!
Bense...
Bunca duyargasız sanılırken duyularım!
Bunca bilimsel gerçekliğe boyun kıvrılışı
Buruk bir tebessümlü,
Bolca hayata,
Sensiz bolca hayatsızlığa hatta!
Küfürlü, bolca küfürlü susup, susup!
İçimden sessizce...
“Sensizliğin ebesinin taaaa enn anasına...!”
Ayak direyişimi bile hatta susup susup!
Saydırıyordum içimden!
Hiç kimse/m duymuyordu!
KİM/semin anlamasını da beklemiyordum ki zaten !
Oysa günlerdir önüme sunulan
Her dağınık cesette ben!
Acı eşiğimi delik deşik edip
Bütün acılarımı
Senle güncelleştirip
Toparlıyorum hepsini kolundan bacağından!
Kiminin ayağını bulamıyorum!
Kiminin gözünün bebeğini!
Bir tam ceset edebilsem birini bari tam!
Sana yazdıklarımdan alasını yazacaktım inan!
An-la-ya-mı-yor-du-lar!
Anlamasınlardı da zaten.
Sanki onların hepsi ben kadar
Sana cenin olduğu andan itibaren mi
Sana bunca karşılıksız mı sevdalılar?
Bil-e-mez-di-ler elbet!
Bilmesinlerdi de zaten.
Oysa ben duyumsadığım
Her hayata her gereksiz bütün
Hükümsüz ecellerle
Senin bizden gidişinin sebebini gün be gün
Hükümlendirmeye çalıştığımı
Anlayamazlar da zaten!
Oysa şu andan...
Tam tamına 343 gün
Tam 6 saat önce
Benden, bizden, hepimizden
Ecele yenik anlarındaki
Hislerini anlamlandırmaya çalışıyorum!
Bak gün batıyor yine
Daha yarısına çok var ana!
Yüzükoyun güvenlerimde mi gidecektin sen
Aslına hiç doğmadan!
Yarın Güneş doğacak ana!
Dudaklarımda o buruk bol küfürlü tebessüm
Gülümseyeceğim hayata
Belki bu sefer gün batmadan
Hani olur a!
Ölürüm...
Şimdi kimin,
Kimlerin canının ciğeri yırtılsa orta yerinden.
Gününün şafağından,
Gecesinin tam yarısından
Ya da hiç beklenmedik o anından.
Hani istisnasız herkeslerim beni
Nasıl da sağır?
Nasıl da kör?
Nasıl da ecel kokusuz?
Nasıl da tatsız?
Nasıl da suya sabuna dokunmasız!
İlle de,
Nasıl da
Duy-Ar-Sız!..
Sanıyorlar ya beni!
Oysa susuyorum önce ben uzun uzun...
Önce yutkunmaya çalışıyorum çünkü.
Boğazımın tam da yutkunmalık boğumunda
Koskoca bir yumrusun sen hep çünkü!
Çünkü sensizliği
Hala yutkunamıyorum ya ben!
Sonra nefes alabilmeye çalışıyorum yeniden.
Nefesimin tam da
Hayata yeniden dönüşlük hıçkırığında
Hiç geçmeyen anlık ecelimsin sen hep çünkü!
Boşuna imkansızlıklarla hazırladım sanma beni,
Olasılıksızları azaltabilmeye bakardı her şey çünkü!
Çünkü, sensiz hala tam bi derin nefes alamıyorumki ben!
Bilmiyorlar kimseler/im.
Oysa nasıl da hazırdılar hepsi!
Eninde, sonunda bu hayata yenileceğine,
Üstelik bunca hastalığın pençesinde.
Her şey aynı anda hem imkansız,
Hem de oldukça olasılıksızdılar çünkü.
Çünkü ölümün, beklenen bir şeydi yani.
Hiç beklemeyen ben hariç!
Üstelik sana;
“Gideceğin yer, bundan alaysa git!” diye diye
Ellerinin, ayaklarının parmak uçlarıyla
Öpe koklaya vedalaşan ben bile,
Anlayamazken ben hala sensizliği!
“Ben senin...
Senden de...
Benden de...
Bizden de bile caydığın o an’a
Hiç mi hiç hazırlıksızdım oysa!
Benden gitmeme ihtimalini daha çok
Sevmiştim!” oysa!
Onlar mı?
Hiç mi hiç anlamlandıramıyorlar dı bu gidişleri!
Bense...
Bunca duyargasız sanılırken duyularım!
Bunca bilimsel gerçekliğe boyun kıvrılışı
Buruk bir tebessümlü,
Bolca hayata,
Sensiz bolca hayatsızlığa hatta!
Küfürlü, bolca küfürlü susup, susup!
İçimden sessizce...
“Sensizliğin ebesinin taaaa enn anasına...!”
Ayak direyişimi bile hatta susup susup!
Saydırıyordum içimden!
Hiç kimse/m duymuyordu!
KİM/semin anlamasını da beklemiyordum ki zaten !
Oysa günlerdir önüme sunulan
Her dağınık cesette ben!
Acı eşiğimi delik deşik edip
Bütün acılarımı
Senle güncelleştirip
Toparlıyorum hepsini kolundan bacağından!
Kiminin ayağını bulamıyorum!
Kiminin gözünün bebeğini!
Bir tam ceset edebilsem birini bari tam!
Sana yazdıklarımdan alasını yazacaktım inan!
An-la-ya-mı-yor-du-lar!
Anlamasınlardı da zaten.
Sanki onların hepsi ben kadar
Sana cenin olduğu andan itibaren mi
Sana bunca karşılıksız mı sevdalılar?
Bil-e-mez-di-ler elbet!
Bilmesinlerdi de zaten.
Oysa ben duyumsadığım
Her hayata her gereksiz bütün
Hükümsüz ecellerle
Senin bizden gidişinin sebebini gün be gün
Hükümlendirmeye çalıştığımı
Anlayamazlar da zaten!
Oysa şu andan...
Tam tamına 343 gün
Tam 6 saat önce
Benden, bizden, hepimizden
Ecele yenik anlarındaki
Hislerini anlamlandırmaya çalışıyorum!
Bak gün batıyor yine
Daha yarısına çok var ana!
Yüzükoyun güvenlerimde mi gidecektin sen
Aslına hiç doğmadan!
Yarın Güneş doğacak ana!
Dudaklarımda o buruk bol küfürlü tebessüm
Gülümseyeceğim hayata
Belki bu sefer gün batmadan
Hani olur a!
Ölürüm...
Senle ha!
Cemre.Y.
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder