| ...Büyümek, Ne Zor İşmiş Meğer Anne!... |
| Büyümek.. |
| Ne de çok zor yolmuş meğer annne! |
| Öyle anlamsız yere kemiklerimin |
| Eklem yerlerinin ağrımasına |
| Benzemiyormuş bu iş! |
| Ergenliğimin artık sözümü dinlemeyen |
| Geç gelen |
| Zamansız dirilmeleri bile yetmiyormuş |
| Zaman, el amaannn! |
| Ben büyümeye başladıkça, |
| Beni, sen bile hala anlamaya meyletmedikçe, |
| İsyanlar biriktiriyordum ömrüme, |
| Üstelik senin bütün ömründen de bile |
| Hayli daha fazlaca. |
| Yaşlıca teyzelerle biz, |
| Yaşım onlara haylice küçümen yaşımda |
| O ramazan gününlerinde bile, |
| Fırında pide kuyruğunu beklerken hepimiz, |
| "Oruçlusun |
| Belli ki yavrucak!" diyerek ve bana acıyarak |
| Sıralarını verseler |
| Senin beni hiç! |
| Sırayı geçtim |
| Kaaline bile almadığın o sıranın |
| En başına geçirirlerken o teyzeler beni! |
| O kaşları kalem boyalı kadınlardan biri |
| Anam olsaydı dedim yalan değil! |
| Hele ki ne zaman soracak olsalar makamımı, |
| Nihavent makamı |
| Veee… |
| Sen Kimseyi Sevemezsin...derdim ya hep! |
| Mütemadiyen hepsi |
| """Yaşını yaşa be çocuk! |
| Bu makamlara daha çookkk erken!"" derlerdi." |
| Bu makamlara daha çookkk erken!" derlerdi. |
| Sıra bana gelir gelmez |
| Taş Fırından üç pide kapar koşardım sana |
| Koşarken pidelerden birinin ucunu |
| Fareler yemiş olabilir di! |
| Sana olanları anlatmaya kalksam |
| Yine döverdin beni |
| Pidenin ucu eksik diye de döverdin zaten! |
| Oysa; "Ben seni unutmak içim sevmedim."di. |
| Beni en son o pide yüzünden döven sendin! |
| Onlar bunu asla anlayamazlardı, |
| Ve senin asla haberin olmazdı. |
| Bana göre, kocaman süslü başlarını |
| Suskunca sallarlardı aşağı yukarı ve sonra; |
| """Büyüyeceksin daha çocuk, |
| Bu yaşta aşka erken ya," |
| "Belli ki bir aşk eksik başlamışsın ömrüne ama " |
| "Derdest olup tamamlarlar merak etme" |
| Bulursun eninde sonunda babanı." derlerdi hep |
| Bunu da sana hiç anlatmadım ama hep o, |
| Gelecek olanı hayal ettim yalan yok. |
| Bütün merkezi sinir sistemime bile |
| Yetmiyormuş meğer büyümek, |
| Vücuduma yeterince ve yeri gelince. |
| Hele ki bunca zamansızlığın |
| Daha ötesindeyken şimdi ben, |
| Fazlaymışım meğer bunca sevmelere, |
| Kalbimin, kanatlarının, uçtuğu yöne, |
| Kim bilir, kaç kereler |
| Bu nihavent makamı şarkıyı |
| Dinleyerek dillendirdim de |
| Dinleyerek dillendirdim de |
| Gözümden akan teker damlalık yaşlar ile |
| Kimlere ağladım ben? |
| Benden sağılanlara.... |
| Hiç kimse duymadı sesimi, dedim ya büyümek |
| Böylesine zormuş işte anne! |
| Büyüdüm... |
| Çocukluğumdan bu yana kaç yüzyıl geçti |
| Ben artık oruç filan tutmuyorum ama... |
| Benim seni unutmak için sevmediğimi de |
| Artık hiç kimse bilmiyor en azından. Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki Piri Reis haritası gibiyim.Dışım'la o kadar meşguller ki, içimi gören yok!
Cancağızım! Sana, her gün bakıp yüzünü çevirdiğin aynandan sesleniyorum, gözlerinin içine bakıyorum, buradayım, tam karşında, artık yalnız değilsin, artık yalnız değilim, artık dostuz. Sanki böyle bahçendeki erik ağacı çiçek açmış da sen karpuza aş eriyormuşsun gibi bi duygu bu... Hoş geldin madem! (Yazdıklarım bana aittir çalmayın, adımla beraber paylaşın olur mu canlarım.) Cemre.Y. #Tipinifavladığım
23 Mayıs 2017 Salı
Büyümek, Ne Zor İşmiş Meğer Anne!
Labels:
ağrı,
anne,
bekle,
çocuk,
ergen,
etme,
gelecek,
kalem,
kemik,
meğer,
mey,
öyle,
ramazan,
yama,
yaşa,
yeter,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
22 Mayıs 2017 Pazartesi
Son V/Akit
...Son V/Akit...
Uzak geçmişleri anımsıyorum
Şimdilerde hep nedense!
Yanıkları toprağa karışmış
Artık yanamayan,
Aylarca süren nadaslarımın
Tonlarca yağmura yitik,
Göz ve söz yaşlarımın,
Bu kendisine son v/aktiydi belki de!
Yeni ışkınlara filizlenemeyen,
Filizlense de yazık ki hiç
Gamzelerinde güller açtırtmayan,
Yüreğimin en derin dehlizlerinde saklılara,
Gömülü küllere sessiz bir tufan.
Son veda!
Mesela;
Bitmeye ramak kalmış
Zamanlarımızdan birinde biri,
Aniden;
"Bir resmini versene bana yahu!" demişti.
Varlığından iki yıl sonra!
Ahh!
Nasıl da yüreğim,
Kalbini hatırlamıştı aniden!
Ben...
Her daim taşıdığı,
Arka cebininin
Cüzdanının en arkasında,
Son vesikalık resim olmaya razıydım.
Oysa o!
Ona dair fedalarıma
Gelişi bile çoktan kırık bir fincana
Tek kişilik vesikamı
Sanki her gün aynı yüze,
Hayata inadına
Gülümseyerek bakmıyor muşum gibi...
Umarsızca yerleştirip,
"Doğum günün kutlu olsun." demişti.
Ne geçmişte...
Ne de vaad edilen gelecekte...
Değişen bir şey yoktu yani!
Baştan, kırıktık yani!
Oysa ben tam kırk yıldır
Aynı gün aynı saatte
Yalnız doğuyorum ben...
Bila-bedel, öylece...
Affedişlerim...
Haklarımı helal edişlerim...
Hep bu yüzden.
Cemre.Y.
Uzak geçmişleri anımsıyorum
Şimdilerde hep nedense!
Yanıkları toprağa karışmış
Artık yanamayan,
Aylarca süren nadaslarımın
Tonlarca yağmura yitik,
Göz ve söz yaşlarımın,
Bu kendisine son v/aktiydi belki de!
Yeni ışkınlara filizlenemeyen,
Filizlense de yazık ki hiç
Gamzelerinde güller açtırtmayan,
Yüreğimin en derin dehlizlerinde saklılara,
Gömülü küllere sessiz bir tufan.
Son veda!
Mesela;
Bitmeye ramak kalmış
Zamanlarımızdan birinde biri,
Aniden;
"Bir resmini versene bana yahu!" demişti.
Varlığından iki yıl sonra!
Ahh!
Nasıl da yüreğim,
Kalbini hatırlamıştı aniden!
Ben...
Her daim taşıdığı,
Arka cebininin
Cüzdanının en arkasında,
Son vesikalık resim olmaya razıydım.
Oysa o!
Ona dair fedalarıma
Gelişi bile çoktan kırık bir fincana
Tek kişilik vesikamı
Sanki her gün aynı yüze,
Hayata inadına
Gülümseyerek bakmıyor muşum gibi...
Umarsızca yerleştirip,
"Doğum günün kutlu olsun." demişti.
Ne geçmişte...
Ne de vaad edilen gelecekte...
Değişen bir şey yoktu yani!
Baştan, kırıktık yani!
Oysa ben tam kırk yıldır
Aynı gün aynı saatte
Yalnız doğuyorum ben...
Bila-bedel, öylece...
Affedişlerim...
Haklarımı helal edişlerim...
Hep bu yüzden.
Cemre.Y.
Labels:
bedel,
dehliz,
derin,
geçmiş,
gelecek,
mesela,
neden,
resim,
vakit,
veda,
yağmur,
yanık,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Son Buluşma
…Son Buluşma…
Artık yokluğundan
Nefesim ciğerime yetemeyip
Dayanılmaz olduğunda!
Bahane bulamadı
Vücudumdaki beynimle kalbim...
Ya ölecekti gururundan
Yol olup yollarına serilmeyecekti.
Gururlu bir mezarı olacaktı bu sefer!
Öyle Zincilikuyu'da veya
Karacaahmet’te de değil ha!
(Şükür ki bedenim de,
Ruhum da henüz hiç satmadı kendisini!)
Nereye gömüldüğümse bana na-mühim.
Son bulurdu ömrüm.
Hiç biri, hiçbir şey umurum değildi.
Senin gülen gamzende
Bir kerecik daha boğula boğula
Yüzmeyi öğrenebilmek dışında!
Oysa daha neler yapmak isterdim,
Neler susmak gözlerinin kahve derininde...
Sende tam kırk yıl daha hatırım kalsın diye.
Kırmızı bir zarf buldum alelacele,
Bir de yazacak kalem!
Hiçbir sayfayı da
Yakıştıramadım ha yazacaklarıma!
Gururumdan
Harf harf eksilişimdi onlar ne de olsa!
Okumakta olduğum kitabın
Daha ortalarındaydım henüz...
Benim son kitabım sendin!
Rüzgarı delen, sesiyle ellerim,
Bir kere daha sen’i görecek olmanın
Heyecanıyla titreyerek
Yazdım mısralarımı...sana!
Oysa...
Gözlerimizin içi çarpıştığı an’da
Gülümsemiştin bana çoktan!
Bekliyordun!
Biliyordun!
Emindin sana yine geleceğimden.
Kalbindeki kelebekler
Dudaklarının kıvrımlarında
Çiçek toplarken, ben hala sana bi telaş,
Kırmızı zarfı hala tutuşturuyordum ellerine...
Ya beni ansız’lığımla bu sefer kabul etmezsen?
Hazırlıksızdım
Gelişimin sen’i bunca mutlu edişine!
Tescilletmek istiyorcasına!
Güzelim sol elinin,
Sağ elimden ruhuma ışık saçmasını bıraktırıp,
“Bunu bir hatun yolladı size?” deyiverdim
Sanki hiç kabulün değilmişim gibi!
Heyecanlı bir telaşla açtın zarfı
Benden olanı bile bile...
Bir çırpıda okudun;
"Hiç Yok!"luğun
Her geçen gün
Canımı daha fazla yakmaktan
Başka hiçbir işe yaramadı.
Yine unutamadım ben seni...
Yeniden...
Tanıdığım olur musun?
Ama seni seviyorum...”
Yazmışım!
Ben sana hep ayazmışım!
Daha nice kereler okursun
Benden sonranda kim bilir?
Ama her harfimi sana,
Anama verdiğim saç sözüm kadar,
Söz veririm!" dedim de...
Ellerin titreyerek yerleştirdin zarfa “
"Hımm tanımıyosun demek bu hatunu!
Güzel yazmış!
Ama sen hoş geldin.” diyerek yerleştirdin
Onu da bana bile saklı sandığına...
"İşin buydu!
Elbette her gelene
Gülümsemeliydin.” demeyeceğim .
Boşuna beklemesin hiç kimse!
Gerçekten gülümsedin,
İçinin ruhu, dola taşa!
Zira sen’in gül gülüşlü
O tek gamzende gizlidir!
Göremez herkes öyle!
Sonrası hoş...sohbet...
Bir ara...
“Çok özledim ben seni, çook!” dedim.
Ağzından kaçıverdi...
“Bende...bir de bana sor!” deyiverdim.
Sonrasını oldurabilen zamane kevaşesi gibi
Statik devre mülk diyalogları
Hiç ezber edemedik ki!
En mühimimizi, söylediğinde,
Pişman olmasın sonradan diye
Duymazdan geldik...
Sonrası cennet,
Hem de arada bir
Denk gelen güzel gülüşlü göz kırpışlara....
Sinemaya bilet almıştım oysa!
Yakınımda..
Yakınımda olamadığın anlarda,
Kitabımı okuyordum...
Sen çookk meşguldün,
Bölmemeliydim seni zira!
Bir ara sonramız geldi yine aklıma...
Ben sana hep şiirle gelip,
Hep şiirle gidiyordum ya
"Yine şiir mi yazıyorsunuz hanımefendi,
Burası…
İlham kaynağı oluyor değil mi size!" dedin.
Biliyordun oysa ben çok mutluyken
Şiir filan yazamazdım.
Zaten hayli dardı zaman...
“Yookk mirim!
Bu sefer ki düz yazı!
Hani bir gün roman yazarsam!” diyerek
Tebessüm ettim en buruğundan.
Zira o an...
Bir kadın...
Romanının arasında bir yerlere
Hece hece...
Harf harf…
Son imzasını atıyordu
Senin, bana, son, gülüşünün.
İlk ve son...ve son...öpüşlerinin...
Son'ar kere hatıralarını hatırlıyordu kadın.
Zira her dudaktan öpüş…sırra kadem,
Parmak izidir aslında…
Hele sol omuzuna son kez
Senin dudakların değdiyse…
Seni yeniden yaşamak isteyecek kadar,
Özlediyse…
Ben sana susuyorken, gülüyorken,
Harfler anlatıyordu bu seramoniyi...
O kadın da bendim…
Yüreğime mühürlerdim o son bakışını.
Sol omuzuma astım son öpüşünü…
Usulca kalktım yanından,
Ve gittim.
Cemre.Y.
Artık yokluğundan
Nefesim ciğerime yetemeyip
Dayanılmaz olduğunda!
Bahane bulamadı
Vücudumdaki beynimle kalbim...
Ya ölecekti gururundan
Yol olup yollarına serilmeyecekti.
Gururlu bir mezarı olacaktı bu sefer!
Öyle Zincilikuyu'da veya
Karacaahmet’te de değil ha!
(Şükür ki bedenim de,
Ruhum da henüz hiç satmadı kendisini!)
Nereye gömüldüğümse bana na-mühim.
Son bulurdu ömrüm.
Hiç biri, hiçbir şey umurum değildi.
Senin gülen gamzende
Bir kerecik daha boğula boğula
Yüzmeyi öğrenebilmek dışında!
Oysa daha neler yapmak isterdim,
Neler susmak gözlerinin kahve derininde...
Sende tam kırk yıl daha hatırım kalsın diye.
Kırmızı bir zarf buldum alelacele,
Bir de yazacak kalem!
Hiçbir sayfayı da
Yakıştıramadım ha yazacaklarıma!
Gururumdan
Harf harf eksilişimdi onlar ne de olsa!
Okumakta olduğum kitabın
Daha ortalarındaydım henüz...
Benim son kitabım sendin!
Rüzgarı delen, sesiyle ellerim,
Bir kere daha sen’i görecek olmanın
Heyecanıyla titreyerek
Yazdım mısralarımı...sana!
Oysa...
Gözlerimizin içi çarpıştığı an’da
Gülümsemiştin bana çoktan!
Bekliyordun!
Biliyordun!
Emindin sana yine geleceğimden.
Kalbindeki kelebekler
Dudaklarının kıvrımlarında
Çiçek toplarken, ben hala sana bi telaş,
Kırmızı zarfı hala tutuşturuyordum ellerine...
Ya beni ansız’lığımla bu sefer kabul etmezsen?
Hazırlıksızdım
Gelişimin sen’i bunca mutlu edişine!
Tescilletmek istiyorcasına!
Güzelim sol elinin,
Sağ elimden ruhuma ışık saçmasını bıraktırıp,
“Bunu bir hatun yolladı size?” deyiverdim
Sanki hiç kabulün değilmişim gibi!
Heyecanlı bir telaşla açtın zarfı
Benden olanı bile bile...
Bir çırpıda okudun;
"Hiç Yok!"luğun
Her geçen gün
Canımı daha fazla yakmaktan
Başka hiçbir işe yaramadı.
Yine unutamadım ben seni...
Yeniden...
Tanıdığım olur musun?
Ama seni seviyorum...”
Yazmışım!
Ben sana hep ayazmışım!
Daha nice kereler okursun
Benden sonranda kim bilir?
Ama her harfimi sana,
Anama verdiğim saç sözüm kadar,
Söz veririm!" dedim de...
Ellerin titreyerek yerleştirdin zarfa “
"Hımm tanımıyosun demek bu hatunu!
Güzel yazmış!
Ama sen hoş geldin.” diyerek yerleştirdin
Onu da bana bile saklı sandığına...
"İşin buydu!
Elbette her gelene
Gülümsemeliydin.” demeyeceğim .
Boşuna beklemesin hiç kimse!
Gerçekten gülümsedin,
İçinin ruhu, dola taşa!
Zira sen’in gül gülüşlü
O tek gamzende gizlidir!
Göremez herkes öyle!
Sonrası hoş...sohbet...
Bir ara...
“Çok özledim ben seni, çook!” dedim.
Ağzından kaçıverdi...
“Bende...bir de bana sor!” deyiverdim.
Sonrasını oldurabilen zamane kevaşesi gibi
Statik devre mülk diyalogları
Hiç ezber edemedik ki!
En mühimimizi, söylediğinde,
Pişman olmasın sonradan diye
Duymazdan geldik...
Sonrası cennet,
Hem de arada bir
Denk gelen güzel gülüşlü göz kırpışlara....
Sinemaya bilet almıştım oysa!
Yakınımda..
Yakınımda olamadığın anlarda,
Kitabımı okuyordum...
Sen çookk meşguldün,
Bölmemeliydim seni zira!
Bir ara sonramız geldi yine aklıma...
Ben sana hep şiirle gelip,
Hep şiirle gidiyordum ya
"Yine şiir mi yazıyorsunuz hanımefendi,
Burası…
İlham kaynağı oluyor değil mi size!" dedin.
Biliyordun oysa ben çok mutluyken
Şiir filan yazamazdım.
Zaten hayli dardı zaman...
“Yookk mirim!
Bu sefer ki düz yazı!
Hani bir gün roman yazarsam!” diyerek
Tebessüm ettim en buruğundan.
Zira o an...
Bir kadın...
Romanının arasında bir yerlere
Hece hece...
Harf harf…
Son imzasını atıyordu
Senin, bana, son, gülüşünün.
İlk ve son...ve son...öpüşlerinin...
Son'ar kere hatıralarını hatırlıyordu kadın.
Zira her dudaktan öpüş…sırra kadem,
Parmak izidir aslında…
Hele sol omuzuna son kez
Senin dudakların değdiyse…
Seni yeniden yaşamak isteyecek kadar,
Özlediyse…
Ben sana susuyorken, gülüyorken,
Harfler anlatıyordu bu seramoniyi...
O kadın da bendim…
Yüreğime mühürlerdim o son bakışını.
Sol omuzuma astım son öpüşünü…
Usulca kalktım yanından,
Ve gittim.
Cemre.Y.
Labels:
bekle,
dudak,
düğüm,
etme,
gitti,
hatun,
hiç yok,
hiçbir şey,
hoş geldin,
kalem,
kara kış,
kelebek,
kıvrım,
kitap,
meşgul,
mirim,
mühür,
özledim,
ruhum,
sol yanım
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Etme!
...Etme!...
Sanki yüzyıllar olmuştu birilerinin var'lığıma,
"Taa içisin yüreğimin" demeyeli
Durup düşününce, belki de hiç kimse,
Hiç karşılığı olmadan,
Bu cümleyi savurmamıştı ömrüme.
Zaten bana da hep ayrılık şiirleri denk,
Sevgili cümlelerineyse yazık gelirdi.
Oysa şimdi, şu yürek!
Gözlerinin yosun yeşilinde takılıp kaldı.
Gözlerim,
Kulaklarım,
Burnum,
Dilim,
Tenim.
Ona diyemedim ama…
Bu gece resmine dedim.
"Etme sevgilim!" dedim.
Bak zaten hüzünlerini topluyoruz
Ömrümüzün bütün hazanlarının.
Sonra, o gözlerinin yosununda kaybolurum!
O dudağının en buruk tebessümünde
Eririm de buhar olurum.
Sen gözlerimin derininde kaybolursun.
Dudaklarımda son mühür olursun.
Sana da, bana da…
Yapma bunu!
Biz'e gelince…
Aynı şehrin, ayrı zamanlar dilimiyiz biz!
Apayrı olasılıksızlıklarından birileriyiz sadece.
Aynı şehrin gurubuyla şafak vaktinde…
Issızca şiirleşmek kalıyor geriye.
Etme!
Hazır kurulmuş yüreğime çelikten alaşımlı duvarlar'ım!
Hiç bıkmadan…
Her sabah, her akşam, bana şiir yükleme.
Kurak toprakta papatyanın işi ne!
Kalbimin içinde filizlenme!
Yorgunuz be sevgilim,
Uyur kalırız bir yerlerde.
Öldü sanırlar bizi, hiç acımadan gömerler!
Seni de, beni de,
"Taa içisin yüreğimin" demeyeli
Durup düşününce, belki de hiç kimse,
Hiç karşılığı olmadan,
Bu cümleyi savurmamıştı ömrüme.
Zaten bana da hep ayrılık şiirleri denk,
Sevgili cümlelerineyse yazık gelirdi.
Oysa şimdi, şu yürek!
Gözlerinin yosun yeşilinde takılıp kaldı.
Gözlerim,
Kulaklarım,
Burnum,
Dilim,
Tenim.
Ona diyemedim ama…
Bu gece resmine dedim.
"Etme sevgilim!" dedim.
Bak zaten hüzünlerini topluyoruz
Ömrümüzün bütün hazanlarının.
Sonra, o gözlerinin yosununda kaybolurum!
O dudağının en buruk tebessümünde
Eririm de buhar olurum.
Sen gözlerimin derininde kaybolursun.
Dudaklarımda son mühür olursun.
Sana da, bana da…
Yapma bunu!
Biz'e gelince…
Aynı şehrin, ayrı zamanlar dilimiyiz biz!
Apayrı olasılıksızlıklarından birileriyiz sadece.
Aynı şehrin gurubuyla şafak vaktinde…
Issızca şiirleşmek kalıyor geriye.
Etme!
Hazır kurulmuş yüreğime çelikten alaşımlı duvarlar'ım!
Hiç bıkmadan…
Her sabah, her akşam, bana şiir yükleme.
Kurak toprakta papatyanın işi ne!
Kalbimin içinde filizlenme!
Yorgunuz be sevgilim,
Uyur kalırız bir yerlerde.
Öldü sanırlar bizi, hiç acımadan gömerler!
Seni de, beni de,
Biz'i de gömerler!
Etme işte etme!
Ama sakın şiir'e de küsme!
Etme işte etme!
Ama sakın şiir'e de küsme!
Cemre.Y.
Labels:
ayrı,
cümle,
etme,
hazan,
Hiç kimse,
karşı,
mühür,
olası,
oysa,
sakın,
sevgilim,
şiir,
yazık,
yeşil,
yosun gözlüm,
yüreğim,
yürek,
yüzyıl
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
21 Mayıs 2017 Pazar
Bütün Renklerim Çeyiz Olarak Gitti
...Bütün Renklerim Çeyiz Olarak Gitti...
Ben sabahı bembeyaz gelinliği giyecekken
O tek “tanem” i sessiz çığlıklarımla,
Hıçkırıklarla yolcu ettim.
Son yolculuğuna..."tane'm'" di..."peri'm" di...
İncecik belimde,
Babamın bağlaması gereken
Al kırmızı kurdele yerine...
Bir kavanozun içinde
Bütün renklerim çeyiz olarak gitti...
Baktım ardından öylece uçuştum
Yalvardım "Gitme tek tane'm" diye ama
Atmıyordu kalbi...
Ben cenazemle gelin oldum mesela!
Apak gelinliğimde benim kefenimdi...
Sırf hayalim diye bir kelebek misali
Uçuştum sabahtan akşama...
Bazen yapılanlar, yapılmış olanlar,
Yapılacaklar hiçbir şey değil de...
Senin en önemlin sırrın olan
O tek kelimenden vururlar seni.
Hem de değmeyen bir hiç uğruna..
Oysa özenle saklamışsındır
O tek kelimeyi sarı sandığında...
O kadar çok konuşmuşsundur hem de her kese...
Bir tek o kelimen saklıdır sarı sandık dibinde.
Bazen bir buruk gözyaşı ile anar,
Açar, okşar koyarsın yerine.
Sırf o yüzden sevmezsin geçmişe dönmeyi...
Hatırlamaktan ve yine kanamaktan korkarsın.
Ama hep bilirler bir yara var
Derinlerde sızım sızım kanayan
Kalbinin kristal kan taneciklerini
Hep görürler asıl sebebi bilemeseler de...
Sanırlar ki bir aşktır senin yaran...
Bir erkek!
Oysa bir iki kelimemdir benim yaram...
Ve bir gün ansızın senin kelimen,
En değerli hazinen ve kandamlan,
Bir kahpe dudakta savrulur
En o can olamayan yaran,
Hem de öylesine bir oyun içinde...
Zaten kanarken daha çok kanatırlar seni...
Hem de değmeyen bir hiç uğruna....
Onlar bile bilmez anlamazlar!
Anlasalar bu kadar vicdansız olamazdılar!
Yarin olamadım!
Hatırlattığın tüm yaralardan ve daima
Yenisini eklediklerinden sebep!
Yaran olurum.
Korkarım canın yanar ey yar!
Cemre.Y.
Ben sabahı bembeyaz gelinliği giyecekken
O tek “tanem” i sessiz çığlıklarımla,
Hıçkırıklarla yolcu ettim.
Son yolculuğuna..."tane'm'" di..."peri'm" di...
İncecik belimde,
Babamın bağlaması gereken
Al kırmızı kurdele yerine...
Bir kavanozun içinde
Bütün renklerim çeyiz olarak gitti...
Baktım ardından öylece uçuştum
Yalvardım "Gitme tek tane'm" diye ama
Atmıyordu kalbi...
Ben cenazemle gelin oldum mesela!
Apak gelinliğimde benim kefenimdi...
Sırf hayalim diye bir kelebek misali
Uçuştum sabahtan akşama...
Bazen yapılanlar, yapılmış olanlar,
Yapılacaklar hiçbir şey değil de...
Senin en önemlin sırrın olan
O tek kelimenden vururlar seni.
Hem de değmeyen bir hiç uğruna..
Oysa özenle saklamışsındır
O tek kelimeyi sarı sandığında...
O kadar çok konuşmuşsundur hem de her kese...
Bir tek o kelimen saklıdır sarı sandık dibinde.
Bazen bir buruk gözyaşı ile anar,
Açar, okşar koyarsın yerine.
Sırf o yüzden sevmezsin geçmişe dönmeyi...
Hatırlamaktan ve yine kanamaktan korkarsın.
Ama hep bilirler bir yara var
Derinlerde sızım sızım kanayan
Kalbinin kristal kan taneciklerini
Hep görürler asıl sebebi bilemeseler de...
Sanırlar ki bir aşktır senin yaran...
Bir erkek!
Oysa bir iki kelimemdir benim yaram...
Ve bir gün ansızın senin kelimen,
En değerli hazinen ve kandamlan,
Bir kahpe dudakta savrulur
En o can olamayan yaran,
Hem de öylesine bir oyun içinde...
Zaten kanarken daha çok kanatırlar seni...
Hem de değmeyen bir hiç uğruna....
Onlar bile bilmez anlamazlar!
Anlasalar bu kadar vicdansız olamazdılar!
Yarin olamadım!
Hatırlattığın tüm yaralardan ve daima
Yenisini eklediklerinden sebep!
Yaran olurum.
Korkarım canın yanar ey yar!
Cemre.Y.
Labels:
beyaz,
çığlık,
dans,
geçmiş,
gitme,
hayal,
kelebek,
kırmızı,
oysa,
özen,
renk,
sessiz,
sızı,
yara,
yolcu
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Biliyorum Etmez Hiç Kimsen Bir Ben
...Biliyorum Etmez Hiç Kimsen Bir Ben...
Yine mezarının başucundayım,
Ellerim...
Yüreğinin olması gerektiği yerde sevgilim!
Senden sonra...
Hiç dizi izlemedim,
Hatta televizyonumun rengi bile yeşillendi
Dokunmadım bile düğmesine,
Bize benzeyen
Bir senaryoya daha rastlamayayım diye!
Senden sonra...
Herhangi bir yerde
Çılgın bir çifte rastlasam dönüp bakmadım!
Ne zaman sımsıkı sarılmış
Bir çifti gözleri yaşlı görsem,
Yönümü değiştirdim.
Senden sonra...
Sarhoş ve çaresiz ama vazgeçemeyen
Hiçbir adama hiçbir kulak asmadım,
Ya da elleri kolları
Sinirle savrulan o kadına dönüp
Kızgınlıkla bakmadım,
Bana biz’i hatırlatmasın diye!
Ama denedim!
Senden sonra...
El üstünde tutuldum!
Bulutların üzerinde yüzdürüldüm,
Boğazlarda yedim, içtim, keyiflendim.
Etmedi işte bir, sen?
Senden sonra...
Bembeyaz gelinliğiyle evlenme teklifi bile aldım,
Hem de senin gibi,
Senin kadar, hiç evlilik yaşamamış birinden.
Kabul edebilseydim şimdi çoktan evlenmiştim!
Etmedi işte bir, sen!
Senden sonra...
Ben çokk kıymetlendim,
Meğer sana olan aşkıma ne kadar aşıkmış herkes!
Tatillere gittim,
Kumlarda yuvarlandım, denizlere kulaç açtım.
Etmedi işte bir, sen!
Haa!!!
Aklıma gelmişken!
Senden sonra...
Hiç beklemediğim bir anda aşık oldum yeniden,
Ve sevdim
Ve hayal ettim,
Ve ümit ettim,
Ve bir son istedim hani mutlu biten!
Ama sana yalan söyledim ilk ve son defa!
Hayata geldiğim o ilk andan itibaren
Hiçbir zaman...
Hiç kimse bir çeyrek sen etmedi!
Senin bir tek hakarete kıyamadığın ben,
Ne hakaretler duydum, ne küfürler yedim,
Senin en kötü lafın
“Düş yakamdan” olmuşken ve ben
Günlerce, haftalarca
Sadece bir bu cümlene gözyaşı dökmüşken.
Sırf sana dönmemek için yeniden,
Hepsine şükür dedim yaladım, yuttum.
Sabır ettim, sana etmediğim kadar sükut ettim.
Etmedi işte bir, sen!
Senden sonra...
Ben ondan her ayrıldığımda,
Senin bana yaptığın gibi,
Gidip başkasıyla yattım.
Bilmedi...
Anlamadı...
Sen olsan,
Ben gibi hissederdin o ilk barışma anımızda,
Der idin kesin;
“Yarim... kokumuzun üstüne el değmiş, ne iş?”
Bende derdim ki sana,
Hani senin bana hep yaptığın gibi,
“Ama biz ayrıydık be sevgilim!”
“Bu aldatmak değil, sayılamaz ki” derdim,
Hayata öcüm yarım kaldı.
Senden sonra...
Kıskançlık krizlerine boğuldu birileri,
Bildiğin eni konu,
Sokak ortasında dayak yedim... bennnn!
Hatta hep hayalimdi
İki adam kıyasıya dövüşecekti, istesem!
Amma velakin...
Senden sonra...
Hani sana hep
Binbir sitemle de olsa da
Sana aldırdığım ve kurutup koyduğum,
Gül kavanozuma bir tek kuru gül daha konmadı!
Senden sonra...
Yatak odamın aynasına
Bir tek kere daha
Çiçeklerden yapılmış tacım konmadı!
Papatya çekmecemde bir tek papatya daha olmadı!
Senden sonra...
Bir tek farklı kahve fincanım olmadı mesela!
Senden sonra...
Hiç kimsenin elleri, kolları, vücudu teri değmiştir,
Kokusu sinmiştir diye çoktan izi silinmiş eşyalara
Asla dokunup ağlamadım mesela!
Bir daha da
Asla bu sebepten girmedi hiçbir aile birbirine!
Senden sonra...
Seni unuttum...
Şimdi artık
Eski resimlerin arasından
Bana yine öyle bakma ey yar
Biliyorum
Benden sonra
Etmez hiç kimsen bir ben...
Cemre.Y.
Ellerim...
Yüreğinin olması gerektiği yerde sevgilim!
Senden sonra...
Hiç dizi izlemedim,
Hatta televizyonumun rengi bile yeşillendi
Dokunmadım bile düğmesine,
Bize benzeyen
Bir senaryoya daha rastlamayayım diye!
Senden sonra...
Herhangi bir yerde
Çılgın bir çifte rastlasam dönüp bakmadım!
Ne zaman sımsıkı sarılmış
Bir çifti gözleri yaşlı görsem,
Yönümü değiştirdim.
Senden sonra...
Sarhoş ve çaresiz ama vazgeçemeyen
Hiçbir adama hiçbir kulak asmadım,
Ya da elleri kolları
Sinirle savrulan o kadına dönüp
Kızgınlıkla bakmadım,
Bana biz’i hatırlatmasın diye!
Ama denedim!
Senden sonra...
El üstünde tutuldum!
Bulutların üzerinde yüzdürüldüm,
Boğazlarda yedim, içtim, keyiflendim.
Etmedi işte bir, sen?
Senden sonra...
Bembeyaz gelinliğiyle evlenme teklifi bile aldım,
Hem de senin gibi,
Senin kadar, hiç evlilik yaşamamış birinden.
Kabul edebilseydim şimdi çoktan evlenmiştim!
Etmedi işte bir, sen!
Senden sonra...
Ben çokk kıymetlendim,
Meğer sana olan aşkıma ne kadar aşıkmış herkes!
Tatillere gittim,
Kumlarda yuvarlandım, denizlere kulaç açtım.
Etmedi işte bir, sen!
Haa!!!
Aklıma gelmişken!
Senden sonra...
Hiç beklemediğim bir anda aşık oldum yeniden,
Ve sevdim
Ve hayal ettim,
Ve ümit ettim,
Ve bir son istedim hani mutlu biten!
Ama sana yalan söyledim ilk ve son defa!
Hayata geldiğim o ilk andan itibaren
Hiçbir zaman...
Hiç kimse bir çeyrek sen etmedi!
Senin bir tek hakarete kıyamadığın ben,
Ne hakaretler duydum, ne küfürler yedim,
Senin en kötü lafın
“Düş yakamdan” olmuşken ve ben
Günlerce, haftalarca
Sadece bir bu cümlene gözyaşı dökmüşken.
Sırf sana dönmemek için yeniden,
Hepsine şükür dedim yaladım, yuttum.
Sabır ettim, sana etmediğim kadar sükut ettim.
Etmedi işte bir, sen!
Senden sonra...
Ben ondan her ayrıldığımda,
Senin bana yaptığın gibi,
Gidip başkasıyla yattım.
Bilmedi...
Anlamadı...
Sen olsan,
Ben gibi hissederdin o ilk barışma anımızda,
Der idin kesin;
“Yarim... kokumuzun üstüne el değmiş, ne iş?”
Bende derdim ki sana,
Hani senin bana hep yaptığın gibi,
“Ama biz ayrıydık be sevgilim!”
“Bu aldatmak değil, sayılamaz ki” derdim,
Hayata öcüm yarım kaldı.
Senden sonra...
Kıskançlık krizlerine boğuldu birileri,
Bildiğin eni konu,
Sokak ortasında dayak yedim... bennnn!
Hatta hep hayalimdi
İki adam kıyasıya dövüşecekti, istesem!
Amma velakin...
Senden sonra...
Hani sana hep
Binbir sitemle de olsa da
Sana aldırdığım ve kurutup koyduğum,
Gül kavanozuma bir tek kuru gül daha konmadı!
Senden sonra...
Yatak odamın aynasına
Bir tek kere daha
Çiçeklerden yapılmış tacım konmadı!
Papatya çekmecemde bir tek papatya daha olmadı!
Senden sonra...
Bir tek farklı kahve fincanım olmadı mesela!
Senden sonra...
Hiç kimsenin elleri, kolları, vücudu teri değmiştir,
Kokusu sinmiştir diye çoktan izi silinmiş eşyalara
Asla dokunup ağlamadım mesela!
Bir daha da
Asla bu sebepten girmedi hiçbir aile birbirine!
Senden sonra...
Seni unuttum...
Şimdi artık
Eski resimlerin arasından
Bana yine öyle bakma ey yar
Biliyorum
Benden sonra
Etmez hiç kimsen bir ben...
Cemre.Y.
Labels:
adam,
aile,
ayrı,
bekle,
boğaz,
bulut,
çare,
etme,
hayal,
Hiç kimse,
kahve,
küfür,
mezar,
resim,
sarhoş,
sevdim,
sevgilim,
sonra,
yama,
yarim
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Yine Mi Çok Özledim Ben Seni Ana'm?
...Yine Mi Çok Özledim Ben Seni Ana'm?...
Geldi mi anam dadalın,Goç yiğidin geldi mi yanına?
Öpmelere doyamadığın,
Sümbül kokulu yüzlerini,
Öptürdü mü doya doya sana!
Sarıldı mı sımsıkı.
Kondu mu bağrına!
Nice zamandır,
Kimselere akıtmadığı o gözünün yaşını,
Ak sütlü memelerin üstüne,
Boncuk boncuk döktü mü yine?
Sardın, sarıldın, kokladın mı,
İçine hapsetmek istercesine!
Sonra sustunuz mu
Sıra bana gelince?
Söylememişsindir sen yine kesin.
Yine lal olmuştur bana dillerin.
Söyleseydin bir kerecik,
Bilirdim beni nice özlediğini,
Olur a!
Çocukça da sevinirdim.
Gözlerin sormuştur ama!
Zalımın kızı niye gelmedi ki gene diye.
Bu sefer ben de sana sustum ana!
Söylemedim hiçbir şey sana.
Selam yollayacak oldum
Boğazıma bir yumru yapıştı.
Benim yerime de bir kerecik
Sarıl, öp, kokla diyecek oldum.
Yüreğimin atışları nefessiz kaldı.
Dua yollayacak oldum,
Benim kabe'm sendin,
Geçen sene yıkılmıştın unuttun mu?
Gözlerim her şeyi söyledi ama!
Gardaşım gördü gözlerimin içini.
Senle ilk yalnız kaldığında ana!
Üzülme sen.
Saçlarını tarayacak uzuun uzun.
Ellerini öpecek,
Her bir parmak ucundan.
Ayaklarını öpecek,
Uçlarını parmaklarından.
Koklaya koklaya hem de.
Varmışsın gibi.
Benmiş gibi.
Burnumun direğinin sızısı
Ruhuna konacak ana!
Sen yine gülümseyeceksin bana.
Yeniden, doğmuşsun gibi.
Yeniden, beni doğurmuşsun gibi.
Eylülümüz'ün gözleri
Maviden yosuna sarmamış gibi.
Seni hala...
Çok’un bile...
Az geldiği kadar seviyorum ana!
Küçücük bir kız çocuğunun
Kollarını geriye açabildiği kadar
İçine senden başka
Hiçbir şey konamadığı kadar hem de.
N'olur artık beni/bizi merak etme!
Eylül’ü merak etme!
Mor sümbüllü dağların başını
Sonunda hep kar kaplar!
Sonradan gelir bütün baharlar!
Sev sadece
Çok sev ama!
Seni, Eylül’le biz
Yokluğumuzun dibinden sevdik ana!
Bil'a bedelsiz yani!
Ondandır belki,
Bugünlerde hasretlere susup susup,
Yamacına konmak isteyişlerimiz!
Cemre.Y.
Labels:
ağrı,
anam,
bedel,
etme,
Eylül,
küçücük,
mavi,
nefes,
özledim,
ruhum,
sadece,
yama,
yeniden,
yüreğim,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Bu Sancılar Durmalılar
...Bu Sancılar Durmalılar...
Durmalılar bu sancılar…
Yoksa seni ölesiye özlerim.
Seni... ölesiye özlerim…
Yoksa?
Canının sıkkın olduğunu hissettiğim
Her an dibinde biterim!
Yoksa?
Koşup kollarına,
“Sevme beni,
Nefes vermem sana ama sen bütün nefesini sal,
Yeter ki solmasın gözlerinin yosunu bir an olsun,
Sana gelen, bana gelsin” derim.
O güzelim güneş ışıltılı saçlarını
İçime çekerim bir ömürlük daha!
Yoksa?
Ayaz gecelerin sabahında sen okuluna giderken
Bastığın kapının paspası olurum,
Üstüme basıp geçmen bile
“Şükrüm olur,
Bana ayak tabanınla olsa değdin.” diye…
O kadar alçalacak kadar
Alçak olamadım bir türlü, o yüzden!
O sayfalar dolusu renkler…
O sayfalar dolusu nefretlerin…
Duruyorlar…durmalılar bu sancılar!
Gün gelip ellerimiz ellerimizdeyken
Sen yine de beni ve sarıldığım kadehleri suçlarken
Ben sakladığım yerden alıp okuyacağım
Haksız nefretlerini…
Bana kan kusturduğun bütün cümlelerini.
Elbette yine, yeniden affedeceğim seni.
Bir gün öğrenirsin nasılsa,
Bana yazdıklarının rengini.
Keşke hiç mi hiç öğrenmesen.
O kadar çok acıydı ki.
Sakın ha sakın "Ah!" ım olma!
Cemre.Y.
Durmalılar bu sancılar…
Yoksa seni ölesiye özlerim.
Seni... ölesiye özlerim…
Yoksa?
Canının sıkkın olduğunu hissettiğim
Her an dibinde biterim!
Yoksa?
Koşup kollarına,
“Sevme beni,
Nefes vermem sana ama sen bütün nefesini sal,
Yeter ki solmasın gözlerinin yosunu bir an olsun,
Sana gelen, bana gelsin” derim.
O güzelim güneş ışıltılı saçlarını
İçime çekerim bir ömürlük daha!
Yoksa?
Ayaz gecelerin sabahında sen okuluna giderken
Bastığın kapının paspası olurum,
Üstüme basıp geçmen bile
“Şükrüm olur,
Bana ayak tabanınla olsa değdin.” diye…
O kadar alçalacak kadar
Alçak olamadım bir türlü, o yüzden!
O sayfalar dolusu renkler…
O sayfalar dolusu nefretlerin…
Duruyorlar…durmalılar bu sancılar!
Gün gelip ellerimiz ellerimizdeyken
Sen yine de beni ve sarıldığım kadehleri suçlarken
Ben sakladığım yerden alıp okuyacağım
Haksız nefretlerini…
Bana kan kusturduğun bütün cümlelerini.
Elbette yine, yeniden affedeceğim seni.
Bir gün öğrenirsin nasılsa,
Bana yazdıklarının rengini.
Keşke hiç mi hiç öğrenmesen.
O kadar çok acıydı ki.
Sakın ha sakın "Ah!" ım olma!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kendimden De Cayamam Ya
...Kendimden De Cayamam Ya...
Meğer sadece sevmekle...
Ne kadar da çok yarım, ne kadar da çok eksik bırakmışım seni.
Meğer sadece sen ne kadar da çok...
Aşk'a dair son çeyrek yarım, son şansıymışsın.
Demek ki,
Herkesimi,
Sevdiğim gibi sevmişim seni de....
Gizemlerime patikalar, şüphelerineyse yollar açmamışım.
Öğrenememişim hala demek ki!
Hiç merak bile etmemişsin,
Seni herkesinden başka seven beni?
Gerek kalmamış!
Öyle işkilli rüzgar hızı bir milyonu aşan,
Arşın arşın uzak sevdan olamamaşım senin de.
“Var mı?” yoksa...
“Yok mu?”lu
Çengel bulmacalar saramamışım sana da.
Ya “Var” mışım...
Ya da “Yok!”
Meğer konu aşk olduğunda...
En karasındanmışım hala cahilin,
Ya da en beyazından safın.
Hala ortam yokmuş!
Ya beyaz ya da siyah mışım.
Ben kendim kadar safi şeffaf mışım!
Meğer kanunmuş bu da!?
Hiçbir aşk...
Sadece ile,
Sadece karşılık bulmuyormuş!
Seni tamamen çözdüğünde...
Çözüldüğün an!
Gidiyormuş bütün aşka dair'li adamlar.
Senden, sadece sevdiğin için gidenlerdenmiş onlarda...
Meğer farkları yokmuş aslında diğer gidenlerinden!
Onlar da diğerleri gibi
Senden sonra,
Kurtuldum sayıyormuş bütün prangalarından.
Senden sonrasıysa...
Onlara senden başka her yer seyranmış meğer!
Gitsinler aga!
Benim karakterimden işgilim yoksa,
Onlar puzzlemin son karesi olmak istemiyorlarsa.
Kendimden de cayamam ya...
Ne kadar da çok yarım, ne kadar da çok eksik bırakmışım seni.
Meğer sadece sen ne kadar da çok...
Aşk'a dair son çeyrek yarım, son şansıymışsın.
Demek ki,
Herkesimi,
Sevdiğim gibi sevmişim seni de....
Gizemlerime patikalar, şüphelerineyse yollar açmamışım.
Öğrenememişim hala demek ki!
Hiç merak bile etmemişsin,
Seni herkesinden başka seven beni?
Gerek kalmamış!
Öyle işkilli rüzgar hızı bir milyonu aşan,
Arşın arşın uzak sevdan olamamaşım senin de.
“Var mı?” yoksa...
“Yok mu?”lu
Çengel bulmacalar saramamışım sana da.
Ya “Var” mışım...
Ya da “Yok!”
Meğer konu aşk olduğunda...
En karasındanmışım hala cahilin,
Ya da en beyazından safın.
Hala ortam yokmuş!
Ya beyaz ya da siyah mışım.
Ben kendim kadar safi şeffaf mışım!
Meğer kanunmuş bu da!?
Hiçbir aşk...
Sadece ile,
Sadece karşılık bulmuyormuş!
Seni tamamen çözdüğünde...
Çözüldüğün an!
Gidiyormuş bütün aşka dair'li adamlar.
Senden, sadece sevdiğin için gidenlerdenmiş onlarda...
Meğer farkları yokmuş aslında diğer gidenlerinden!
Onlar da diğerleri gibi
Senden sonra,
Kurtuldum sayıyormuş bütün prangalarından.
Senden sonrasıysa...
Onlara senden başka her yer seyranmış meğer!
Gitsinler aga!
Benim karakterimden işgilim yoksa,
Onlar puzzlemin son karesi olmak istemiyorlarsa.
Kendimden de cayamam ya...
Cemre.Y.
Labels:
aşk,
beyaz,
engel,
etme,
fark,
karşı,
meğer,
merak,
ne kadar,
rüzgar,
sevdiğim,
siyah,
sonra,
şans,
şüphe,
yama
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
A, Ciğerimin Çiziği
...A, Ciğerimin Çiziği...
Yosun gözlüm...
Yüreğimin çağlayanı…
A ciğerimin çiziği!
Gözlerindeki bakışlar…
Yalnızlık mı?
Mutsuzluk mu?
Güvensizlik mi?
Yoksa kızgınlıklar da mı var?
Neden bu bulutlu bakışlar?
Öyle tanıdık ki
Göz bebeklerinin harelerinde yaşayan,
Bu fırtına çıkmış okyanus hallerin.
Bu asi melek tavırların sadece yormuyor,
Kanatıyor yüreğimi,
Sonsuz kanamalara gebe çiziyorlar!
Geceler sabah olmak bilmiyor bazen ve
Hiç aklımdan çıkmıyor,
"Ben senin dağınık yatağında
Hep seni arıyordum" deyişin.
Oysa ben her sabah işe giderken,
Yıllar yılı dağınık bıraktım yatağımı!
Hep yeni kalkmışım da
Hemencecik geri dönecekmişim gibi dağınık kaldı,
Yorganım ve yastıklarım…
Bilmiyorsun ki!
Sen, bensiz kalktığında
Yokluğumun acısı, korkusu sarmasın seni,
"Annem burada,
Ya da birazdan gelecek" diyebilesin diye yaptığımı.
Bilmiyorsun ki!
Benim, kederlerim sadece banayken,
Seninkilerin ikimize olduğunu.
Sen benim
Kıymetlim…
Hazinem…
Yosun gözlüm...
Yüreğimin çağlayanısın,
A ciğerimin çiziği!
Hep düşünüp duruyorum,
Bu annelik işinde
Neyi eksik,
Neyi fazla yaptım?
Cemre.Y.
Yosun gözlüm...
Yüreğimin çağlayanı…
A ciğerimin çiziği!
Gözlerindeki bakışlar…
Yalnızlık mı?
Mutsuzluk mu?
Güvensizlik mi?
Yoksa kızgınlıklar da mı var?
Neden bu bulutlu bakışlar?
Öyle tanıdık ki
Göz bebeklerinin harelerinde yaşayan,
Bu fırtına çıkmış okyanus hallerin.
Bu asi melek tavırların sadece yormuyor,
Kanatıyor yüreğimi,
Sonsuz kanamalara gebe çiziyorlar!
Geceler sabah olmak bilmiyor bazen ve
Hiç aklımdan çıkmıyor,
"Ben senin dağınık yatağında
Hep seni arıyordum" deyişin.
Oysa ben her sabah işe giderken,
Yıllar yılı dağınık bıraktım yatağımı!
Hep yeni kalkmışım da
Hemencecik geri dönecekmişim gibi dağınık kaldı,
Yorganım ve yastıklarım…
Bilmiyorsun ki!
Sen, bensiz kalktığında
Yokluğumun acısı, korkusu sarmasın seni,
"Annem burada,
Ya da birazdan gelecek" diyebilesin diye yaptığımı.
Bilmiyorsun ki!
Benim, kederlerim sadece banayken,
Seninkilerin ikimize olduğunu.
Sen benim
Kıymetlim…
Hazinem…
Yosun gözlüm...
Yüreğimin çağlayanısın,
A ciğerimin çiziği!
Hep düşünüp duruyorum,
Bu annelik işinde
Neyi eksik,
Neyi fazla yaptım?
Cemre.Y.
Labels:
bekle,
bulut,
ciğer,
çağlayan,
dağınık,
fırtına,
gelecek,
yalnız,
yaşa,
yosun gözlüm,
yüreğim
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kitabımın Sayfaları Da Yağmurlandı
...Kitabımın Sayfaları Da Yağmurlandı...
Beynimden ve yüreğimin mengenelerinden
Bana hayli yabancı
Kendimi bile kendimden korkutan
Bir cani fışkırmak üzereyken
Derin bir nefes aldım
Buhran zamanlarımda yaptığım gibi
Bir fincan demli bir çay aldım
Terasıma çıktım
Salıncağım da sallanırken
Yine çayıma birkaç damla yağmur
Birkaç damla da gözyaşı damlattım
Vücudumu ve ruhumu
Yeniden insan kalıbıma sokana kadar
Her şeye kendimi kapatıp kitabıma daldım
Kitabımın sayfaları da nasiplendi
Yağmurdan, gözyaşlarımdan,
İnsanlığımdan!
Yağmur, yüreğime yağıyordu ki
Kitabımın sayfaları da yağmurlandı.
Cemre.Y.
Beynimden ve yüreğimin mengenelerinden
Bana hayli yabancı
Kendimi bile kendimden korkutan
Bir cani fışkırmak üzereyken
Derin bir nefes aldım
Buhran zamanlarımda yaptığım gibi
Bir fincan demli bir çay aldım
Terasıma çıktım
Salıncağım da sallanırken
Yine çayıma birkaç damla yağmur
Birkaç damla da gözyaşı damlattım
Vücudumu ve ruhumu
Yeniden insan kalıbıma sokana kadar
Her şeye kendimi kapatıp kitabıma daldım
Kitabımın sayfaları da nasiplendi
Yağmurdan, gözyaşlarımdan,
İnsanlığımdan!
Yağmur, yüreğime yağıyordu ki
Kitabımın sayfaları da yağmurlandı.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Hatta! An'da Donuyorum!
...Hatta! An'da Donuyorum!...
Evet!
Böyle avazım çıktığı kadar,
Katılırcasına güle güle,
Ağlamak istiyordum doya doya,
Üstelik, epeydir, sımsıkı susarak!
"Evet, Bayım, sen... evet!"
"Evet, Dostum, sen... evet!"
"Evet, sonradan halimi,
Sonramdan haylice…
Nicemi merak eden akrep'alarım evet!
Oysa hiçbiriniz yoktunuz
Benim anam kanserden katre katre ölürken!
Evet siz…
Yok'luğa yemin mi biçmiştiniz!
Eyyy benim yokluklarım?
Siz de içerisindeydiniz!
Bütün hüzünlü kahkahalarımın ta…
O en ilk duyulan heyecanlarında, o tek kelimelik,
O son çift kişilik canımın içerisindeydiniz!
Yaşamak-sa…
Hala can içimdeydi.
Evet!
Hatırlıyorum sizi!
Siz, benim kurabildiğim son hayalimdiniz.
Kaldı mı ki şimdilerde?
Bir avuç kalp atışına karşın,
Omzunun üzerindeki sırılsıklam kahkahalara,
Onca göz yaşıyla ıslanmasına katlanacak!
Sahi, şimdi kim beraberce,
Bizimle yeni bir hayata gülümseyebilecek değil mi,
Bütün zemherilerimin sonuna?
Kim, onca sabra sebat ile katlanacak?
Artık ben bile kat-la-na-mam!
İyisi mi, ben sana bahar bahçe rüzgar olayım
Sen bana katrilyon kere meftun…
Ben rüzgarına karşı,
Savurayım...
Göğsünün kafesindeki ellerimde,
Hala nefes alan son umudumu.
En son umutlu o son gülümün yaprakların
Olmayayım kimsemin.
Merak ediyorsan söyleyeyim,
Gülleri sevmeyi,
Sol omzumdan son öpüp gittiğinde vazgeçtim.
Papatyalardansa…
Aslımda çoktan.
Madem umut kalmadı,
Ne baharımdan ne kışımdan,
Ben sana sadece bir toz tanesi olayım!
No'ldu şimdi birdenbire...
Gözüne mi kaçtım?
Güven duvarım aşınmaya uğrayınca
Sevgimde aşınır benim.
Yüreğim soğur!
Üşümeye başladım bile...
Hatta...
An'da donuyorum!
Cemre.Y.
Evet!
Böyle avazım çıktığı kadar,
Katılırcasına güle güle,
Ağlamak istiyordum doya doya,
Üstelik, epeydir, sımsıkı susarak!
"Evet, Bayım, sen... evet!"
"Evet, Dostum, sen... evet!"
"Evet, sonradan halimi,
Sonramdan haylice…
Nicemi merak eden akrep'alarım evet!
Oysa hiçbiriniz yoktunuz
Benim anam kanserden katre katre ölürken!
Evet siz…
Yok'luğa yemin mi biçmiştiniz!
Eyyy benim yokluklarım?
Siz de içerisindeydiniz!
Bütün hüzünlü kahkahalarımın ta…
O en ilk duyulan heyecanlarında, o tek kelimelik,
O son çift kişilik canımın içerisindeydiniz!
Yaşamak-sa…
Hala can içimdeydi.
Evet!
Hatırlıyorum sizi!
Siz, benim kurabildiğim son hayalimdiniz.
Kaldı mı ki şimdilerde?
Bir avuç kalp atışına karşın,
Omzunun üzerindeki sırılsıklam kahkahalara,
Onca göz yaşıyla ıslanmasına katlanacak!
Sahi, şimdi kim beraberce,
Bizimle yeni bir hayata gülümseyebilecek değil mi,
Bütün zemherilerimin sonuna?
Kim, onca sabra sebat ile katlanacak?
Artık ben bile kat-la-na-mam!
İyisi mi, ben sana bahar bahçe rüzgar olayım
Sen bana katrilyon kere meftun…
Ben rüzgarına karşı,
Savurayım...
Göğsünün kafesindeki ellerimde,
Hala nefes alan son umudumu.
En son umutlu o son gülümün yaprakların
Olmayayım kimsemin.
Merak ediyorsan söyleyeyim,
Gülleri sevmeyi,
Sol omzumdan son öpüp gittiğinde vazgeçtim.
Papatyalardansa…
Aslımda çoktan.
Madem umut kalmadı,
Ne baharımdan ne kışımdan,
Ben sana sadece bir toz tanesi olayım!
No'ldu şimdi birdenbire...
Gözüne mi kaçtım?
Güven duvarım aşınmaya uğrayınca
Sevgimde aşınır benim.
Yüreğim soğur!
Üşümeye başladım bile...
Hatta...
An'da donuyorum!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Seveyim Mi Seni Doya Doya!
...Seveyim Mi Seni Doya Doya!...
Yaaar!
Haklıydın!
Hep ama hep haklıydın...
Normal!
Sev-e-miyor-dum ben sen'i!
Haklıydın!
Benim de herkes gibi.
Sana bile bazı açılmaz kilitlerim vardı.
Kilitlerimin bütün anahtarları
Tek bir cümlene açılan!
Oysa ben sana...
Allah'ın bana bahşettiği bütün cümleleri,
Duyumsayarak söylemiştim.
Hem de...
Sen'i bana...
Öğrendiğim andan itibaren
Her gece uyumadan önce
"Sen'i Seviyorum!" kadar da
Basitti bil cümlem!
Ama...
Amalara rağmen!
Sev-e-bil-mek...
Sev-e-bil-me-yi.
Hissetmek gerekti.
Aşk ile...
Nedensiz.
Epeyidir söylüyordun ya neyse!
Bugün ilk defa
Beni gerçekten sevdiğine,
İnanmak istedim,
Sevmelerinin ben kadar olduğuna!
Yoksa!
Büyüdün mü ha evlat!
Çok mu büyüdün sen yoksa!
Hem de yaşından çok çok çokk önce ha!
Büyüme sen e-mi o kadar!
Sakın ha!
Ben kadar sevme hiç kimseyi de
Ben'i bile!
Yanma!
Şarkımızı hala hiç hatırlama mesela!
Ben severim seni ve beni
İkimizin yerine...
Yaaarr!
Yazmadan duramam!
O zaman...
Boynuma ilmek ilmek dizilir.
Hep sen açan son kardelen çiçeğimin,
Son polen taneleri.
Ben senin...
Ben sensizliğin...
Ben bana bile bensizliğin...
Ben kimsesizliğin kar tanelerini,
Çoktan dizdim ipe...
Yazmalıyım ki seni harf harf,
Hece hece, kelime kelime,
Dize dize...
Kış geçsin...
Sana bari bir gün bahar gelsin de
Gitmez olsun ikliminden..
Kır çiçekleri...
Hele en çok sevdiğin laleler
Çabuk solamasın mesela!
Yoksa yutkunamam!
Nefesim'sin!
Bir kere daha öpeyim mi?
Sen gibi değil ama!
Ben gibi...
Hani okulda anlatamadığından
"Annem!
Kendisi gibi sevdi!" diye açıklayamadığından...
Bir kere daha...
Son bir kere bile olsa
Sömüreyim mi seni ruhuma ve bana
Bir kere daha tastamam!
Ha!
Seveyim mi seni yine doya doya.
Cemre.Y.
Yaaar!
Haklıydın!
Hep ama hep haklıydın...
Normal!
Sev-e-miyor-dum ben sen'i!
Haklıydın!
Benim de herkes gibi.
Sana bile bazı açılmaz kilitlerim vardı.
Kilitlerimin bütün anahtarları
Tek bir cümlene açılan!
Oysa ben sana...
Allah'ın bana bahşettiği bütün cümleleri,
Duyumsayarak söylemiştim.
Hem de...
Sen'i bana...
Öğrendiğim andan itibaren
Her gece uyumadan önce
"Sen'i Seviyorum!" kadar da
Basitti bil cümlem!
Ama...
Amalara rağmen!
Sev-e-bil-mek...
Sev-e-bil-me-yi.
Hissetmek gerekti.
Aşk ile...
Nedensiz.
Epeyidir söylüyordun ya neyse!
Bugün ilk defa
Beni gerçekten sevdiğine,
İnanmak istedim,
Sevmelerinin ben kadar olduğuna!
Yoksa!
Büyüdün mü ha evlat!
Çok mu büyüdün sen yoksa!
Hem de yaşından çok çok çokk önce ha!
Büyüme sen e-mi o kadar!
Sakın ha!
Ben kadar sevme hiç kimseyi de
Ben'i bile!
Yanma!
Şarkımızı hala hiç hatırlama mesela!
Ben severim seni ve beni
İkimizin yerine...
Yaaarr!
Yazmadan duramam!
O zaman...
Boynuma ilmek ilmek dizilir.
Hep sen açan son kardelen çiçeğimin,
Son polen taneleri.
Ben senin...
Ben sensizliğin...
Ben bana bile bensizliğin...
Ben kimsesizliğin kar tanelerini,
Çoktan dizdim ipe...
Yazmalıyım ki seni harf harf,
Hece hece, kelime kelime,
Dize dize...
Kış geçsin...
Sana bari bir gün bahar gelsin de
Gitmez olsun ikliminden..
Kır çiçekleri...
Hele en çok sevdiğin laleler
Çabuk solamasın mesela!
Yoksa yutkunamam!
Nefesim'sin!
Bir kere daha öpeyim mi?
Sen gibi değil ama!
Ben gibi...
Hani okulda anlatamadığından
"Annem!
Kendisi gibi sevdi!" diye açıklayamadığından...
Bir kere daha...
Son bir kere bile olsa
Sömüreyim mi seni ruhuma ve bana
Bir kere daha tastamam!
Ha!
Seveyim mi seni yine doya doya.
Cemre.Y.
Labels:
anahtar,
cümle,
evlat,
gece,
gerçek,
gitme,
iklim,
kardelen,
kilit,
mesela,
oysa,
ruhum,
sakın,
sensiz,
yama,
yoksa
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Deli Cesareti?
…Deli Cesareti?...
Gece gece yine mide spazmım alevlenince
Reflüye dayanamayıp midedeki acı kanlı suyu boşaltır boşaltmaz
Kapıları bile açık bırakarak yandaki bakkala koştum.
Süt kutusunu "İnşallah bu bari işe yarar,
Dinimiz çok amin ama yaaa!" diye diye kafaya dikerken
Bizim binanın ödünde bir adam,
Kafasında kasa içinde bir çuvalla beraber
Paldır küldür yere düşmesin mi!
Bir fırt daha süt diktim kafama
"Hayırdır sen? Ne var o çuvalın içinde bakim?" dedim.
"Motor!"demesin mi?
"Ne motoruymuş bakalım bu gece gece,
Ne var o çuvalın içinde?" dedim diklenerek.
Adam yerden toparlanarak
Kırık kasaya ağır çuvalı yerleştirmeye çalışırken
"Buzdolabı motoru bu!
Git bak bakim senin dolap yerinde mi?
Motoru çalışıyo mu?
Sanki evden çalsam sade motoru çalcam,
Televizyonunu çalarlar be" dedi.
"Yav iyi olurdu, kaç aydır patlak duruyo evde
Çok ağır atamıyorum, sahi ya bi çalsanıza,
Ama sonuçlarına da katlancan
Terastan uçurulmak gibi" dedim.
Ama midem nasıl ağrıyo, sanki içinde ejderha var
Acımın bütün hınçlarını...
Hırsızlık malını götürmeye çalışan adamdan çıkartıyorum.
Adam bir bana baktı, bir elimdeki süt kutusuna,
"Çattık gece gece iyi mi!
Abla o sütü nereden aldın sen, bende ondan alayım bari.
Hırsız falan değilim ben hurdacıyım,
Burdan geçiyodum sadece" dedi.
Ama nası leş gibi bali kokuyo, bağımlılık bağımlılığının dibinde!
"La yürü bas git gözümün önünden
Binamın kapısı açık,
Sen de tam ben gelirken düşüyosun ya
Ne sancaktım çekil şurdan
Belanı benden bulma!"dedim ve hırsla
Daldım içeri kapıyı da çaatt diye kapattım.
Adam hala söyleniyodu arkamdan.
"Böyle karı mı olur be!
Ne sütü acaba o!
Nereden aldı acaba!"diyerek söyleniyorken o!
Hırsımı alamadım.
Beş katı çıkıp yine elimde süt şişesiyle
Kafama dike dike terasa çıktım.
Adam hala söylenerek,
Sendeleye sendeleye,
Yürümeye çalışıyor ağır çuvalıyla
"Sen hala buralarda mısın bak geliyor
Kap kaynar su!" diye bir bağırdım.
Kuş oldu korkudan.
Ohh beee!
Yaşasın deli cesareti!
Tabisi sütü kutusuyla kafaya dikince pek normal görünmüyodur oradan.
Hem de gecenin bu saati!
Sahi siz...
Kaçıncı engelimiz siniz!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
En Şefkatli Özürler
...En Şefkatli Özürler... Özür dilerim ruhundan! Seni hiç merak etmediğim için! İlk defa “Hoşça kal” ın dokunduğunda kulaklarıma Haylice de sarhoştum! Kızıma ilk defa küfür etmiş, Üstüne de “Siktir git evimden!” demiştim, O da “Ben sensiz yaşayamam." demek yerine, Ona tam on altı yıl boyunca, Ona öğrettiğim gibi bana bile muhtaçsız, Bana bile minnetsiz Öylece çıkıp gidivermişti hayatımdan! Seni tam olarak duyduğumda O benden gideli tam tamına Üç ay on altı gün geçmişti O güne kadar da, Bir tek özlemli nefesini dahi duyamamıştım O küfrü edene kadar nefesim olanın sesini. Dedim ya ruhundan özür dilerim Seni hiç merak falan etmedim! Sen sadece kavuşulması Yokuşlu aşklarıma değil Etimin tırnağına bile sestin. Bencildim seni dinlerken! Ben’din zaten! Bana neydi, yaşından, yaşamışlıklarından, Yaşanma ihtimali saman yığını hayallerinden. Ben çığlık atıyordum buradan! Sen duyuyordun hepsi buydu! Ya çok özür dilerim çookk! Öpsem geçer mi yüreğinin başucundan. Affedebilir misin en azından beni? Zira! Artık aşka dair yorgunluklarımı Değerlendirmelere bile Alamayacak kadar yorgun ve pes-li geçişli Durağımda yine karşıma sen çıkıverdin. Halbuki artık çoktan kızım anneliğimi değilse de Dostluk ve sırdaşlığımı özlemişti. Hatta daha bu gün “Anneee! Bırak kahve yapmayı on dakika sonra gideceğim ben Nolur beni biraz daha sen gibi sev!” demiş ve ben son benliğimi Ona sarf etmişken ve artık hiç kimseyi, Kızımı dahi aynı sevemiyorken Sen çıktın karşıma yine neden? Ne seveceğim biri kalmıştı oysa, Ne de özlemim kadar eder birim! Kalbimin bir odası artık hep kilitliydi işte! Hani kilit uydursalar es kaza Kendi cesetlerinin iskeletleri Duvarlarıma cam kesiğinden Gün sayarken buluvereceklerdi. Yıkılacaklardı. O kapı artık hep kapalı kalmalıydı! Dirilen mezar hikayeleri gibi oluyordu Birkaç gündür kalbimin odasından gelen sesler! Korkuyordum! Yüzleşmek istiyordum! Kendi kilitlediğim o kapıyı Yalnızken açmak istiyordum son kez! Bir şarkının tınısı ağır aksak Yükseliyordu gece yarılarıma Daha önce hiç dinlememiştim! "Placebo A Milion Little Pieces” En normal sevgili günüme nihayet yalnız kalınca... Cancağızımın kederlerini terastaki halıya serdim Varsın bu gece de yüreğime mühürlenmesinler, Kızımın bir türlü olamayan Platonik sevdasını yine terasımdaki Salıncağımda sallandırdım. Ben ilk defa sana geldim. Keşke sana hayran olan olsaydım da Bütün hayranların gibi olsaydı Senin dünyana açılan bütün pencerelerim! Sadece açabildiğini görmekle hayallenen kadar olabilseydim. Oysa sen kalbimin mahzeninden sesleniyordun bana Ölmek istemeyen bir kelebek kanadı gibi! Neden? Kim bilir bensiz kaç kere daha öldün! Bilsen ben yüzyıllardır yeniden doğuyorum! Yoruldun mu çocuk! Yoruldum... Biter sandım sen hep içimdeymişsin! Yanlış anlama ha sakın! Aşık filan değilim sana! Hayran da değilim üstelik! Normal herhangi bir İstiklal Caddesi anketime denk gelsen Seni sorsalar zaten benim, ne diyeyim ki derdim... Ki zaten kimse de affedersin ama bir bok anlamazdı! Ama... Bana neydi! Ah benim, bana bu bencilliğim! Yav özür dilerim. Sadece bir kere kalbimin içinin içini merak ettim Bütün odalarımı es geçerek! Cinsiyeti farklı olsa da benim kendime küstüğüm o yaşta Küçücük bir çocuk gördüm... İçim o çocukla o kız, Kesin misket oynamış bir yerlerde, ya da yakan top. Kız can’ları tutmaktan korkmuş hep! Korka korka birkaç can ancak tutmuş! Tutmuş onu da o çocuğa hediye etmiş! Oysa çocuk bütün canları tutup Cansız olanların hepsine hediye etmiş! Can’ın bende hep kalmasın be çocuk! Ben emanet canla pek yaşayamam! Ki sende belli... Yoksa! Şu saatte kimselerimin görmediği Kilitli kalbimin odasından neden ses edesin ki! Yüreğinden öpüyorum yetmiyor çocuk! İlk doğduğun andan başlasam, Teninin cennet kokusundan itibaren. Hani masallardaki gibi olsa Herkes bir dilek dilese bütün meleklerden Benim iki hakkım olsa... Kızımın ve senin ilk anından itibaren Ayrı karınlarda var olsanız bile Taa ki siz başka, daha güzel bir dünyaya gidene kadar. Yaralarınızı öpsem ayak uçlarınızdan Kafanızın en bıngıldağına kadar! Çocuk! Çocukluğumuzdan da özür dilerim. Yaralarının hepsinden En şefkatli özürler ile öperim. Cemre.Y. |
Labels:
ayrı,
cancağızım,
cennet,
çocuk,
geçmiş,
hoşça kal,
İstiklal Caddesi,
kalbim,
karşı,
kilit,
küfür,
merak,
minnet,
mühür,
öyle,
sakın,
sarhoş,
şefkat,
yara,
yüzyıl
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
20 Mayıs 2017 Cumartesi
Sülalece Piknik
...Sülalece Piknik...
O günü, hiç unutmadığım yetmezmiş gibi
Her hatırladığımda zaferle gülümsüyorum hepimiz adına!
Bir gün amcamlar ve bizim aile karar kurmuşlar
Bahçeşehir’de bir yer varmış haylice de uygunmuş piknik yapmaya
Rahmetli anamla yanı sözleşmişler önceden,
Meğer hepimizden gizlice!
Yamaçlarına dalıp o dağın eteğinin!
Kaldırık toplayıp yapraklarından dolmalar sarıp,
Sapından turşu kuracaklarmış!
Be heeeyyy emicem!
Kimsecikler de dememiş ya ona!
O dağlar, köyünde olduğu gibi öyle herkese özgür değil!
Neyse doluştuk arabalara
Hep beraber sülalecek yapılan
Kalabalık bir sabah kahvaltısına bir hayli hasretliydik.
Bir an önce en iyisinden bir yer bulalım bari derdindeydik hepimiz.
Gittik şehri gıyabından ibaret olan o dağ meclisine!
Amcamın dediği yerde de durduk.
Arabalar durdurulunca sapada,
Dayanamadı emicem!
Aah be emicem!
“Yengemmm!
Ahanda burdan yukarıda bütün güzelim kaldırıklar!” der demez
Anam hepimize birden vur emri vermişçesine
“Sıyrılın evlatlar ne var ne yok kaldırık namına ne var ne yok toplayın!" der demez,
Bilinçsiz bilinç altlarımız bile boyun eğmişti bu emre!
Saldırmıştık çoktan yokuş yukarıya!
Sonra aniden bir sürü güvenlikçiler durdular önümüzde
Birden elimizde kaldırık çiçekleriyle kalakaldık.
Meğer toplamak yasakmış onları bile!
Neymiş efenim!
Devletin mülkü bilem olsa, özel mülke temas ediyosa!
Devlet bile özel mülkmüş!
Meğer biz saftirikler hani şu dizilerde oynayan at çiftliğine denk gelmişiz.
“İyi aman be tamam alın madem,
Siz ne anlarsınız bu otların çaresinden!" dediysek de
Hepimizi mahkemeye verecekler miş miş!
Heleee!
Hele ki bizi!
Kızımla ikimizi!
Bunların maşası olduğumuz için
Ölmekten beter edeceklermiş miş!
Benden önce kızım siper etti kendini
Daha dokuz yaşındaydı
“Sahiplerin kimlerden be herif!” dedi.
Herif sustu!
“Ya hamurun kimlerden be herif!” dedi.
Herif sustu!
“Ya inandığın bütün insanlık
Sığıyor mu boyunduruğuna!” dedi.
Herif sustu!
Kızım sadece dokuz yaşındaydı.
Kızımla bizden başkalarının ödünde boncuk aranıyorken,
Biz hayata böyle gülümsüyorduk!
Hele ki ben!
Koltuklarıma karpuzlar sığmıyordu!
O at çiftliğinin sahiplerinin
Saçını başını yolmak isterken
Ailemize huzur bulduğumuz o anımızı hiç unutmuyorum!
Ailece gururluyduk kızımın onların başlarını öne eğdiren cesaretinden.
Çıktık gittik kendimize başka piknik alanı bulmaya
Kızımla beraberce kendimize güzel bir yeşillik bulduk!
Sülalece güzel bir pikniğe koyulduk.
Hayat, hiç yoktan birileri için bir şeylerden vazgeçebilmekti.
Biz biliyorduk!
Üstelik sadece iki'ydik!
Cemre.Y.
O günü, hiç unutmadığım yetmezmiş gibi
Her hatırladığımda zaferle gülümsüyorum hepimiz adına!
Bir gün amcamlar ve bizim aile karar kurmuşlar
Bahçeşehir’de bir yer varmış haylice de uygunmuş piknik yapmaya
Rahmetli anamla yanı sözleşmişler önceden,
Meğer hepimizden gizlice!
Yamaçlarına dalıp o dağın eteğinin!
Kaldırık toplayıp yapraklarından dolmalar sarıp,
Sapından turşu kuracaklarmış!
Be heeeyyy emicem!
Kimsecikler de dememiş ya ona!
O dağlar, köyünde olduğu gibi öyle herkese özgür değil!
Neyse doluştuk arabalara
Hep beraber sülalecek yapılan
Kalabalık bir sabah kahvaltısına bir hayli hasretliydik.
Bir an önce en iyisinden bir yer bulalım bari derdindeydik hepimiz.
Gittik şehri gıyabından ibaret olan o dağ meclisine!
Amcamın dediği yerde de durduk.
Arabalar durdurulunca sapada,
Dayanamadı emicem!
Aah be emicem!
“Yengemmm!
Ahanda burdan yukarıda bütün güzelim kaldırıklar!” der demez
Anam hepimize birden vur emri vermişçesine
“Sıyrılın evlatlar ne var ne yok kaldırık namına ne var ne yok toplayın!" der demez,
Bilinçsiz bilinç altlarımız bile boyun eğmişti bu emre!
Saldırmıştık çoktan yokuş yukarıya!
Sonra aniden bir sürü güvenlikçiler durdular önümüzde
Birden elimizde kaldırık çiçekleriyle kalakaldık.
Meğer toplamak yasakmış onları bile!
Neymiş efenim!
Devletin mülkü bilem olsa, özel mülke temas ediyosa!
Devlet bile özel mülkmüş!
Meğer biz saftirikler hani şu dizilerde oynayan at çiftliğine denk gelmişiz.
“İyi aman be tamam alın madem,
Siz ne anlarsınız bu otların çaresinden!" dediysek de
Hepimizi mahkemeye verecekler miş miş!
Heleee!
Hele ki bizi!
Kızımla ikimizi!
Bunların maşası olduğumuz için
Ölmekten beter edeceklermiş miş!
Benden önce kızım siper etti kendini
Daha dokuz yaşındaydı
“Sahiplerin kimlerden be herif!” dedi.
Herif sustu!
“Ya hamurun kimlerden be herif!” dedi.
Herif sustu!
“Ya inandığın bütün insanlık
Sığıyor mu boyunduruğuna!” dedi.
Herif sustu!
Kızım sadece dokuz yaşındaydı.
Kızımla bizden başkalarının ödünde boncuk aranıyorken,
Biz hayata böyle gülümsüyorduk!
Hele ki ben!
Koltuklarıma karpuzlar sığmıyordu!
O at çiftliğinin sahiplerinin
Saçını başını yolmak isterken
Ailemize huzur bulduğumuz o anımızı hiç unutmuyorum!
Ailece gururluyduk kızımın onların başlarını öne eğdiren cesaretinden.
Çıktık gittik kendimize başka piknik alanı bulmaya
Kızımla beraberce kendimize güzel bir yeşillik bulduk!
Sülalece güzel bir pikniğe koyulduk.
Hayat, hiç yoktan birileri için bir şeylerden vazgeçebilmekti.
Biz biliyorduk!
Üstelik sadece iki'ydik!
Cemre.Y.
Labels:
aferin,
aile,
anne,
çare,
hayat,
kahvaltı,
kalabalık,
kızım,
meğer,
neyse,
rahmetli,
yama,
yasak
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Sevda Yanığı
...Sevda Yanığı...
Yine sevda yanığı her yanım.
Acıyor ellerim, kollarım,
Yüreğim yangın yeri.
Bir narin kelebek gibiyim ışıl ışıl,
Rengarenk görünmez kanatlarım uçuşuyorum,
Sadece sana, hep sana.
Gören bahar gelmiş sanıyor hayatıma,
Oysa öfkenle bir dokunsan ezilir,
Toz olur her yanım.
Bir nefeslik buse konduracağım dudaklarına,
Korkma kalmam sende bir ömür,
Yarın öleceğim nasıl olsa!
Kelebeğin ömrü kadar kalırım yanında,
Sen benim ömrüm olursun.
Ben senin günün.
Yine sevda yanığı her yanım.
Acıyor gülüşlerimin sonu,
Acıyor kahkahalarım.
Bozkırın ortasında
Kan kırmızı bir gelincik gibiyim,
Mutlulukla salınıyorum
Sadece sana, hep sana.
Görenler imrenerek bakıyor
Güneş güzeli hallerime.
Oysa bir tek aşksız nefesin
Yok eder sevda kırmızısı yapraklarımı.
Bir nefeslik sımsıkı sarılacağım sana.
Korkma, sadece sen kadar,
Sadece ben kadar kalacağım sende.
Cemre.Y.
Acıyor ellerim, kollarım,
Yüreğim yangın yeri.
Bir narin kelebek gibiyim ışıl ışıl,
Rengarenk görünmez kanatlarım uçuşuyorum,
Sadece sana, hep sana.
Gören bahar gelmiş sanıyor hayatıma,
Oysa öfkenle bir dokunsan ezilir,
Toz olur her yanım.
Bir nefeslik buse konduracağım dudaklarına,
Korkma kalmam sende bir ömür,
Yarın öleceğim nasıl olsa!
Kelebeğin ömrü kadar kalırım yanında,
Sen benim ömrüm olursun.
Ben senin günün.
Yine sevda yanığı her yanım.
Acıyor gülüşlerimin sonu,
Acıyor kahkahalarım.
Bozkırın ortasında
Kan kırmızı bir gelincik gibiyim,
Mutlulukla salınıyorum
Sadece sana, hep sana.
Görenler imrenerek bakıyor
Güneş güzeli hallerime.
Oysa bir tek aşksız nefesin
Yok eder sevda kırmızısı yapraklarımı.
Bir nefeslik sımsıkı sarılacağım sana.
Korkma, sadece sen kadar,
Sadece ben kadar kalacağım sende.
Cemre.Y.
Labels:
acı,
aşk,
bahar,
dudak,
güneş,
hayat,
kelebek,
kırmızı,
nefes,
ömrüm,
rengarenk,
ruhum,
sevda,
toz,
yangın,
yüreğim
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
19 Mayıs 2017 Cuma
Ben Hiç Böyle Sevilmedim
...Ben Hiç Böyle Sevilmedim...
Hayatımın en derin çizgili,
En koyu sarılı hüzün yaprakları,
Sağımı, solumu, “Sobe!” mi,
Yazımın ortasında dökmeye başlamışlardı çoktan.
Öyle görmek istemedim ki hiçbir şeyi,
Mademki bütün acılar,
Yalandan bir cennet için çekiliyordu,
Alıp alıp başımı gittim yalandan yazılı,
İki peçetelik beyaz güvercinli hayallere.
Oysa Alice harikalar diyarına gidecek yere,
Hazanlar diyarının,
Kasırgasına çekilip duruyordu eteklerinden hızlıca.
Neyse ki kalbimin kanatları vardı,
Yalnızlığımın Cankurtaran sokaklarına kaçmıştım.
Nefesim tıkanırken acımın sessizliğinde.
Sen geldin!
Yıllar yılı feryat figan haykırdığım vedalarımı.
Bembeyaz bir kefene sarıp ilk aşkımı, anamı!
İki damla sessizlikle yüzüme döktüğümde,
Sadece ve sadece susarak sen sildin.
Sevgilim!
Anam, babam, kardeşim,
Kızım dahil sen gibi sevmedi beni.
Hani hep sen derdin ya aslında
“Ben hiç böyle sevilmedim!”
Oysa hep sakin denizlerin tek limanı olmak isterdim.
İstemeden hırçın dalgalarının metcezirleri oldum.
Unutamadıklarının terk edişi olamadım ama,
Ben sadece ola ola senin fırtına kuşun oldum!
Hayli yordum, yıprattım seni hakkını helal et!
Bilemedin hiç nedenini değil mi?
Oysa senin yüreğin
Her kızıla boyandığında,
Teker teker kırılmıştı yüreğimin kemikleri.
Şimdi lütfen terk et beni.
Giderken kapıyı üzerime kilitlemeyi unutma emi!
Zira bu sefer kimsem silemesin yaş tanelerimi,
Yıllar yılı feryat figan haykırdığım vedalarımı,
Bembeyaz bir kefene sarıp,
İki damla sessizlikle yüzüme dökeceğim.
İlk defa doya doya ağlayacağım.
Kalemim kırıldı.
Şiirim sustu.
Benim annem asıl şimdi öldü!
Kimsenin suçu yoktu.
Cemre.Y.
En koyu sarılı hüzün yaprakları,
Sağımı, solumu, “Sobe!” mi,
Yazımın ortasında dökmeye başlamışlardı çoktan.
Öyle görmek istemedim ki hiçbir şeyi,
Mademki bütün acılar,
Yalandan bir cennet için çekiliyordu,
Alıp alıp başımı gittim yalandan yazılı,
İki peçetelik beyaz güvercinli hayallere.
Oysa Alice harikalar diyarına gidecek yere,
Hazanlar diyarının,
Kasırgasına çekilip duruyordu eteklerinden hızlıca.
Neyse ki kalbimin kanatları vardı,
Yalnızlığımın Cankurtaran sokaklarına kaçmıştım.
Nefesim tıkanırken acımın sessizliğinde.
Sen geldin!
Yıllar yılı feryat figan haykırdığım vedalarımı.
Bembeyaz bir kefene sarıp ilk aşkımı, anamı!
İki damla sessizlikle yüzüme döktüğümde,
Sadece ve sadece susarak sen sildin.
Sevgilim!
Anam, babam, kardeşim,
Kızım dahil sen gibi sevmedi beni.
Hani hep sen derdin ya aslında
“Ben hiç böyle sevilmedim!”
Oysa hep sakin denizlerin tek limanı olmak isterdim.
İstemeden hırçın dalgalarının metcezirleri oldum.
Unutamadıklarının terk edişi olamadım ama,
Ben sadece ola ola senin fırtına kuşun oldum!
Hayli yordum, yıprattım seni hakkını helal et!
Bilemedin hiç nedenini değil mi?
Oysa senin yüreğin
Her kızıla boyandığında,
Teker teker kırılmıştı yüreğimin kemikleri.
Şimdi lütfen terk et beni.
Giderken kapıyı üzerime kilitlemeyi unutma emi!
Zira bu sefer kimsem silemesin yaş tanelerimi,
Yıllar yılı feryat figan haykırdığım vedalarımı,
Bembeyaz bir kefene sarıp,
İki damla sessizlikle yüzüme dökeceğim.
İlk defa doya doya ağlayacağım.
Kalemim kırıldı.
Şiirim sustu.
Benim annem asıl şimdi öldü!
Kimsenin suçu yoktu.
Cemre.Y.
Labels:
acı,
derin,
fırtına,
hayat,
hazan,
hüzün,
kalem,
kasırga,
kemik,
kilit,
liman,
lütfen,
neyse,
saki,
sessiz,
şiir,
yalan,
yalnız,
yaprak
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Sahi Genç…Sen Başladın Mı?
…Sahi Genç…Sen Başladın Mı?...
Yalnızlık denilen ezeli dost ile,
Sadakatin sessiz yemini,
Oldukça kalabalıktılar aslında.
Her yürekte…
Öyle çok yokluklar vardır ki,
Hepsini bilseydiz, yüreğiniz yetmezdi.
Gönderilmemiş bütün mektuplar,
Henüz cümle edilememiş bütün kelimeler,
Sevgiliye bile itirafsız hıçkırıklar,
Teker teker takılıp kalırlar boğazının
En yutkunamama noktasına!
Dostlar arasında bile,
An gelir sus olur gülüşler ve ağlayışlar.
Ve o en...suskunluk anında!
O meclisin bütün kadınlarının,
Tek duası olur aslında
Aynı anda tek cümleyle,
"Bu dünyaya…
Üzülecek bir kız daha doğurulmasınlar"
İlla ki yüreklerinin,
Mühürlü sandıklarında,
Sararmaya yüz tutmuş,
Bir gergef durur öylece…de…
Henüz sevdiceğinin yüzü gibi!
Sonsuza nakşedilemiş!
Öyle bir şey işte..
Biz bütün kadınların...
Gönüllü, gönülsüz…
Yalnızlığımıza mahkum prangaları
Henüz yazılmamış,
Hicaz bir şarkının
Kanun tellerinde daha,
Nota nota…
Nakşedilememiş haldir o!
Kimimizin ne haddine!
Ve bu…
Bir kadının yalnızlığının
Sadece ön sözüdür!
Ve son vazgeçişi!
Sahi genç?
Sen başladın mı, yarısında mısın?
Yoksa ben gibi…
Hiç mi bitiremedin?
Cemre.Y.
Yalnızlık denilen ezeli dost ile,
Sadakatin sessiz yemini,
Oldukça kalabalıktılar aslında.
Her yürekte…
Öyle çok yokluklar vardır ki,
Hepsini bilseydiz, yüreğiniz yetmezdi.
Gönderilmemiş bütün mektuplar,
Henüz cümle edilememiş bütün kelimeler,
Sevgiliye bile itirafsız hıçkırıklar,
Teker teker takılıp kalırlar boğazının
En yutkunamama noktasına!
Dostlar arasında bile,
An gelir sus olur gülüşler ve ağlayışlar.
Ve o en...suskunluk anında!
O meclisin bütün kadınlarının,
Tek duası olur aslında
Aynı anda tek cümleyle,
"Bu dünyaya…
Üzülecek bir kız daha doğurulmasınlar"
İlla ki yüreklerinin,
Mühürlü sandıklarında,
Sararmaya yüz tutmuş,
Bir gergef durur öylece…de…
Henüz sevdiceğinin yüzü gibi!
Sonsuza nakşedilemiş!
Öyle bir şey işte..
Biz bütün kadınların...
Gönüllü, gönülsüz…
Yalnızlığımıza mahkum prangaları
Henüz yazılmamış,
Hicaz bir şarkının
Kanun tellerinde daha,
Nota nota…
Nakşedilememiş haldir o!
Kimimizin ne haddine!
Ve bu…
Bir kadının yalnızlığının
Sadece ön sözüdür!
Ve son vazgeçişi!
Sahi genç?
Sen başladın mı, yarısında mısın?
Yoksa ben gibi…
Hiç mi bitiremedin?
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Sevin Kardeşim
…Sevin Kardeşim…
Eskiden memlekete
Bir memur gelince,
Bayramlıklarını giyer de
Karşılardı köylüler bilir misin?
Saygı, sevgi, özenilmişlik,
Hepsi vardı o gülen gözlerde
Memurlar el pençe divan
Saf sevgi karşılanırdı.
Şimdilerdeyse hepimiz
Göynümüzün ilçelerinde
Çoktandır
El pençe memuruz biz bize
Başka kimse kalmadı!
Etrafımdaki insanlara bakıyorum da
En sevgilisi bile
Kapılmış bir galeyana
İçlerinde öfke, kin, hırs,
Şüphe, hasetlik,
Acı sözler ile
İçlerindeki canavarın
Alevlerini püskürtüyorlar
Her yere!
Yapmayın bunu kendinize.
Lütfen yapmayın!
Aynaya bakın ve yüzünüzle,
Gözlerinizle, ağzınızla yüzleşin.
Galeyana gelmiş,
İçinde ejderha taşıyan bu
Siz değilsiniz.
Sevgiyi hatırlayın.
Evlatlarınızı
Huyunuzdan ayrı davrandığında
Nasıl da affedebildiğinizi hatırlayın.
Nasıl da sevmeyi
Unutturuyorlar yüreklerinize
İzin vermeyin.
Sevemedikleriniziyse
Hayatınıza dahil etmeyin.
En kıyamadığınız bile olsa
"Eyvallah" deyin.
Sonra yine en önce
Kendinizle başlayıp,
Etrafınızdaki herkesi
Hesapsız, kitapsız,
Çıkarsız ve gerçek sevin.
Zor değil başarabilirsiniz.
Cemre.Y.
Eskiden memlekete
Bir memur gelince,
Bayramlıklarını giyer de
Karşılardı köylüler bilir misin?
Saygı, sevgi, özenilmişlik,
Hepsi vardı o gülen gözlerde
Memurlar el pençe divan
Saf sevgi karşılanırdı.
Şimdilerdeyse hepimiz
Göynümüzün ilçelerinde
Çoktandır
El pençe memuruz biz bize
Başka kimse kalmadı!
Etrafımdaki insanlara bakıyorum da
En sevgilisi bile
Kapılmış bir galeyana
İçlerinde öfke, kin, hırs,
Şüphe, hasetlik,
Acı sözler ile
İçlerindeki canavarın
Alevlerini püskürtüyorlar
Her yere!
Yapmayın bunu kendinize.
Lütfen yapmayın!
Aynaya bakın ve yüzünüzle,
Gözlerinizle, ağzınızla yüzleşin.
Galeyana gelmiş,
İçinde ejderha taşıyan bu
Siz değilsiniz.
Sevgiyi hatırlayın.
Evlatlarınızı
Huyunuzdan ayrı davrandığında
Nasıl da affedebildiğinizi hatırlayın.
Nasıl da sevmeyi
Unutturuyorlar yüreklerinize
İzin vermeyin.
Sevemedikleriniziyse
Hayatınıza dahil etmeyin.
En kıyamadığınız bile olsa
"Eyvallah" deyin.
Sonra yine en önce
Kendinizle başlayıp,
Etrafınızdaki herkesi
Hesapsız, kitapsız,
Çıkarsız ve gerçek sevin.
Zor değil başarabilirsiniz.
Cemre.Y.
Labels:
acı,
ayrı,
bayram,
canavar,
eski,
evlat,
eyvallah,
insan,
kardeş,
karşı,
kitap,
lütfen,
özen,
şüphe,
yama
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Çok Sevmiyor Muşuz Gibi Yapalım
…Çok Sevmiyor Muşuz Gibi Yapalım…
İnsan olan diyorum...
En dostunu bile, sabırla dinleyebilene kadar değil be canım,
İnsan olan, onun dillendiremediklerini bile,
En yüreğinden, en ciğerinden hissedebildiği kadar,
Derindir!
Derinsin...
Ötesine sustuğun bütün o,
Yürek yangınlarını,
Bütün o bensiz acılarını,
Herkese...
Hani o çok sevdiğin babana bile...
Yutkunduklarını bile,
Hissediyorum bazen...
Görüyorum bunu, çok korkuyorsun hayattan.
Çaktırma ama bende çok korkuyordum, hep de korktum.
Ama sen hiç korkma!
Benden sana tek zarar gelmez!
Ki çok sevdiysem seni,
Olsa olsa senin zararın olur bana.
Şimdi...
Hemen...
Geçmişine de, gelemeyişine de…
Hiç gelmeyecek olana da,
İstersen bir küfür at ama!
Önce...
Bir...
Gülümse ha!
Hayatına...
İnadına!
Gözlerinden yüreğine...
Derinim de hayli sana...
Ama söylemeyelim sakın birbirimize!
Rahmetli anam hep...
"Çok muhabbet…
Tez ayrılık getirir evladım!" derdi.
Bu sefer ona uyalım ki eminim,
Sana da hep öyle demiştir anacığın...
Çok sevmiyomuşuz gibi yapalım biz bu sefer,
Hiç değilse…
Deneyelim mi bir ha cancağızım!"
Cemre.Y.
İnsan olan diyorum...
En dostunu bile, sabırla dinleyebilene kadar değil be canım,
İnsan olan, onun dillendiremediklerini bile,
En yüreğinden, en ciğerinden hissedebildiği kadar,
Derindir!
Derinsin...
Ötesine sustuğun bütün o,
Yürek yangınlarını,
Bütün o bensiz acılarını,
Herkese...
Hani o çok sevdiğin babana bile...
Yutkunduklarını bile,
Hissediyorum bazen...
Görüyorum bunu, çok korkuyorsun hayattan.
Çaktırma ama bende çok korkuyordum, hep de korktum.
Ama sen hiç korkma!
Benden sana tek zarar gelmez!
Ki çok sevdiysem seni,
Olsa olsa senin zararın olur bana.
Şimdi...
Hemen...
Geçmişine de, gelemeyişine de…
Hiç gelmeyecek olana da,
İstersen bir küfür at ama!
Önce...
Bir...
Gülümse ha!
Hayatına...
İnadına!
Gözlerinden yüreğine...
Derinim de hayli sana...
Ama söylemeyelim sakın birbirimize!
Rahmetli anam hep...
"Çok muhabbet…
Tez ayrılık getirir evladım!" derdi.
Bu sefer ona uyalım ki eminim,
Sana da hep öyle demiştir anacığın...
Çok sevmiyomuşuz gibi yapalım biz bu sefer,
Hiç değilse…
Deneyelim mi bir ha cancağızım!"
Cemre.Y.
Labels:
acı,
ayrı,
bazen,
cancağızım,
ciğer,
derin,
dost,
geçmiş,
hayat,
inadına,
insan,
küfür,
muhabbet,
sakın,
yangın,
yürek
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
18 Mayıs 2017 Perşembe
Huzurlu Bir Huzur Evi
…Huzurlu Bir Huzur Evi…
Kapımın içinde benden başka
Yok ki hiç kimsem.
Tası attırılınca tepesinin...
Beni yine yüreğinden atıp
Cami avlusuna ko'sun!
Aynaya her baktığımda,
Gördüğüm görebileceğim bütün...
Kalabalık bu.
Bazen gülümserim gözlerime.
Gün sanki bugün.
Bana, benden başka bir insana,
Yine, yeniden doğabilirmişim gibi!
İçi sevinir artık hiç utanmadan
Kız bebek doğmuşluğumun.
Sonra kırılır aynalarımın her biri,
Hiçbir zerreye dağılmadan,
İçimden yıkılır bütün şehirlerim...
Ben her gün nasıl ki!
Gülen güneşle umutlar kırparsam...
Her gece toplarım bütün kırıntılarımı.
Hiç usanmadan.
Ama şimdi çok yorgunum be can.
Ellerimin titrek aceleciliğini geçtim.
Ama şimdi yüreğim güven sızısı...
Kanıyor bak hala!
Kapımın içinde epeydir
Yok ki benden başka hiç kimsem!
Sahi hangimiz atsın beni dışına?
Beni...
Huzurlu bir huzur evine bırakın evladım.
Bütün kapıları rengarenk olsun aman ha!
Cemre.Y.
Yok ki hiç kimsem.
Tası attırılınca tepesinin...
Beni yine yüreğinden atıp
Cami avlusuna ko'sun!
Aynaya her baktığımda,
Gördüğüm görebileceğim bütün...
Kalabalık bu.
Bazen gülümserim gözlerime.
Gün sanki bugün.
Bana, benden başka bir insana,
Yine, yeniden doğabilirmişim gibi!
İçi sevinir artık hiç utanmadan
Kız bebek doğmuşluğumun.
Sonra kırılır aynalarımın her biri,
Hiçbir zerreye dağılmadan,
İçimden yıkılır bütün şehirlerim...
Ben her gün nasıl ki!
Gülen güneşle umutlar kırparsam...
Her gece toplarım bütün kırıntılarımı.
Hiç usanmadan.
Ama şimdi çok yorgunum be can.
Ellerimin titrek aceleciliğini geçtim.
Ama şimdi yüreğim güven sızısı...
Kanıyor bak hala!
Kapımın içinde epeydir
Yok ki benden başka hiç kimsem!
Sahi hangimiz atsın beni dışına?
Beni...
Huzurlu bir huzur evine bırakın evladım.
Bütün kapıları rengarenk olsun aman ha!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
17 Mayıs 2017 Çarşamba
Topraktan Maviye
…Topraktan Maviye…
Aylar öncesiydi,
Aydemir abim,
"Cemre biz, Topraktan Maviye Şiir Kardeşliği olarak
Bir karar verdik!
Yürek kelamlarını sessiz haykırışlarla
Etrafa savurmuş insanları,
Bir araya toplayacak,
Onların bu güzel evlatlarına,
Birer belgeli kimlik kazandıracağız,
Yakın bir gelecekte
Zaten var olan iki bebeğin doğacak,
Doğsun ister misin?
Yalnız birinin adını,
Ben koyacağım ona göre?" demişti.
Telefonun diğer ucundan
Hep cayır cayır konuşan ben,
Susmuştum bir an.
Şaşırmıştım, bocalamıştım,
Kendimi henüz hazır hissetmemiştim ve belki de,
Sevdiği kadının hani o,
İlk hamilelik haberini, o an duyan bir baba gibi de
Korkmuştum.
Yüreklendirdi beni abim,
""Ürkme hemen!
Tek sen olmayacaksın, evlat sahibi olan,
Bende olacağım içlerinde ve birçok şair.
Zaten sen sadece -He!- diyeceksin,
Ve zamanı geldiğinde,
Onu ellerinin arasına alacaksın,
Seveceksin...
Sevineceksin...
Gerisi bizde ve "Hayır"ı asla kabul etmem!""
Abim yanımdaysa daha ne denirdi ki
"Peki!" dışında.
Aylar geçerken,
O bütün gönüllü insanların her birini,
Birer anıya saplanmış şiirlerden oluşan
O evlatları bir araya toparlamalarını,
İlk sayfada kim olursaydı
Birbirlerine küsüşmeyecek şımarıklar olmamasını,
Sıralamalarını, basından yayına bütün aşamalarını,
Yayınlandıktan sonra en çok da
Doğu illerinin kütüphanelerinde okumalara,
Yerlerinin ayrıldığını, hepsini izledim.
Uzaktan.
Tıpkı kadını hamile kalmış bir baba merakıyla!
Ne de olsa doğuracak ben değildim fütursuzluğuyla!
Ama yalan yok!
Hep merak ettim,
O yürekten sızıp, her biri,
Birer anıya savrulmuş onca şiir yavrusu,
Nasıl olup da,
Her biri anasını, babasını,
Hiç mi hiç şaşırmadan gerçek sahibini bulacak!
Zaman geçti...
Bayramlar geçti...
Tam hiç kimselere soramadan umudu kesecekken!
Günün, işin, ortalık hastalığımın
Meşgalesindeyken ben...
Adımı duydum aniden!
"Ama ben kimseden, hiçbir şey beklemiyorum ki,
Bir yanlış olmasın."derken tutuşturdular onu elime!
Önce, sanki ona bakınca hala algılayamışım gibi
İçimi sürpriz bir hediye paketi heyecanı sarıverdi,
Sonra zaten başından beridir
Hep beklediğim aklıma gelip,
Sevinçlendim.
Ondan bahsettiğim herkes,
Sanki yalan söylüyor muşum gibi,
Olacağa inanmıyormuşcasınaydı zaten,
Benden daha oburcasına,
Pür heyecan sıyırıverdik onu kalıbından.
Ne çok kimliksiz evlat varmış meğer!
Bana kalmadan adımın olduğu sayfalar
Benden önce bulundu,
Okundu, sevildi, tebrikler edildi.
Benim hala yüzümde, birer şaşkın gülümseme!
Sevinsem mi?
Yoksa kendimle gurur mu duysam?
Yoksa ağlasam mı ha!
Şöyle epeyce dökülemeyen yaşlarım kadar!
Bütün insanlar bir köşeye çekilince,
Aldım onu elime...
Yürürken bile okuduğum bütün kitaplardan farklıydı işte!
Yüzü içime dokunuyordu bir kere!
Açtım kundaklarını, ikizdiler sanki, bir kız, bir oğlan!
Sevdim...okşadım harflerini...
Ne de olsa bunca vakit hem yetim, hem de öksüzler!
Sevindim epeyce, gururlandım.
Her harfi sanki koltuklarıma sığmayacak gibi
Birer Diyarbakır karpuzu gururu!
İçimden demiştim oysa...
"Rahmetli ana'm bunlara bir dokunsaydı!"yı.
Epeyce bir zaman ağladım.
Sonra bütün bunlara olanak sağlayan
Abimi aramak istedim,
Çokça da ona ağlarım da
Onu da ayrı bir üzerim diye arayamadım.
Başındaki keder yeterdi zaten!
Ya anlayamazdıysa,
Yaşlı seslerimin öylece sevinçten olduğunu!
Sonra kızımla konuştum,
Yalan yok!
Yüreklendirdi beni,
Ona yazdıklarımın bile,
Birkaçı hariç!
Hiç okumadığı onca şiirime!
Artık bir kitabımla kimlik kazandırayım diye...
Ama hissedersin ya hani!
Usulden gibi...
Zira o da,
Kendi hayatının,
Yoğunlukları ve türlü yorgunluklarındaydı!
İlk ona hediye ederim bu evladı diyordum oysa!
Yooo!
Kırgınlık değil bu!
Hayat gailesinin öncelikleri diyelim.
Ana'm dan sonraki
İlk anaç bakışa,
O en ilk...
İkizlerimi hediye ettim.
Ruhum...
Huzur...
Ben zaten bu iki şiir'ime
Hiç kadın olamadım dı...
Varsınlar anaları doğamayan,
Babalığa da hükmü yetmeyen
Şiir'lerimin artık...
TOPRAKTAN MAVİYE ŞİİR KARDEŞLİĞİ KADAR!
Birer evleri olsun du.
OL-DU!
Teşekkür'ün yetemeyeceği anlar vardır,
Hele şükür'ün!
Hiç ummadığın şeylere destek olanlara
Topraktan maviye kadar şiir kardeşliği kadar
Derin...
"Ne dedik biz hep...
Kelimelerimiz şiir olalı beri...
Ne dedik sağır kulaklara he!
"Bir tutam mavi yeterdi bize!
Onu da fırtına kuşlarının elinden
Bir simide razı martılar çaldı" demedik mi?
Duymuşlar işte sesimizi...
"Topraktan Maviye Şiir Kardeşliği"
Toparlamışlar işte bir araya hepimizi.
Biz...
Bir tutam güneşli maviye razı
Bütün fırtınaların kuşlarını...
Teşekkür'ün "Şükür!" anı vardır,
Bilir misin!"
"Amin" gibi tek kelimeliktir yani.
Cemre.Y.
Yani...
Cemre Yıldırım
Aylar öncesiydi,
Aydemir abim,
"Cemre biz, Topraktan Maviye Şiir Kardeşliği olarak
Bir karar verdik!
Yürek kelamlarını sessiz haykırışlarla
Etrafa savurmuş insanları,
Bir araya toplayacak,
Onların bu güzel evlatlarına,
Birer belgeli kimlik kazandıracağız,
Yakın bir gelecekte
Zaten var olan iki bebeğin doğacak,
Doğsun ister misin?
Yalnız birinin adını,
Ben koyacağım ona göre?" demişti.
Telefonun diğer ucundan
Hep cayır cayır konuşan ben,
Susmuştum bir an.
Şaşırmıştım, bocalamıştım,
Kendimi henüz hazır hissetmemiştim ve belki de,
Sevdiği kadının hani o,
İlk hamilelik haberini, o an duyan bir baba gibi de
Korkmuştum.
Yüreklendirdi beni abim,
""Ürkme hemen!
Tek sen olmayacaksın, evlat sahibi olan,
Bende olacağım içlerinde ve birçok şair.
Zaten sen sadece -He!- diyeceksin,
Ve zamanı geldiğinde,
Onu ellerinin arasına alacaksın,
Seveceksin...
Sevineceksin...
Gerisi bizde ve "Hayır"ı asla kabul etmem!""
Abim yanımdaysa daha ne denirdi ki
"Peki!" dışında.
Aylar geçerken,
O bütün gönüllü insanların her birini,
Birer anıya saplanmış şiirlerden oluşan
O evlatları bir araya toparlamalarını,
İlk sayfada kim olursaydı
Birbirlerine küsüşmeyecek şımarıklar olmamasını,
Sıralamalarını, basından yayına bütün aşamalarını,
Yayınlandıktan sonra en çok da
Doğu illerinin kütüphanelerinde okumalara,
Yerlerinin ayrıldığını, hepsini izledim.
Uzaktan.
Tıpkı kadını hamile kalmış bir baba merakıyla!
Ne de olsa doğuracak ben değildim fütursuzluğuyla!
Ama yalan yok!
Hep merak ettim,
O yürekten sızıp, her biri,
Birer anıya savrulmuş onca şiir yavrusu,
Nasıl olup da,
Her biri anasını, babasını,
Hiç mi hiç şaşırmadan gerçek sahibini bulacak!
Zaman geçti...
Bayramlar geçti...
Tam hiç kimselere soramadan umudu kesecekken!
Günün, işin, ortalık hastalığımın
Meşgalesindeyken ben...
Adımı duydum aniden!
"Ama ben kimseden, hiçbir şey beklemiyorum ki,
Bir yanlış olmasın."derken tutuşturdular onu elime!
Önce, sanki ona bakınca hala algılayamışım gibi
İçimi sürpriz bir hediye paketi heyecanı sarıverdi,
Sonra zaten başından beridir
Hep beklediğim aklıma gelip,
Sevinçlendim.
Ondan bahsettiğim herkes,
Sanki yalan söylüyor muşum gibi,
Olacağa inanmıyormuşcasınaydı zaten,
Benden daha oburcasına,
Pür heyecan sıyırıverdik onu kalıbından.
Ne çok kimliksiz evlat varmış meğer!
Bana kalmadan adımın olduğu sayfalar
Benden önce bulundu,
Okundu, sevildi, tebrikler edildi.
Benim hala yüzümde, birer şaşkın gülümseme!
Sevinsem mi?
Yoksa kendimle gurur mu duysam?
Yoksa ağlasam mı ha!
Şöyle epeyce dökülemeyen yaşlarım kadar!
Bütün insanlar bir köşeye çekilince,
Aldım onu elime...
Yürürken bile okuduğum bütün kitaplardan farklıydı işte!
Yüzü içime dokunuyordu bir kere!
Açtım kundaklarını, ikizdiler sanki, bir kız, bir oğlan!
Sevdim...okşadım harflerini...
Ne de olsa bunca vakit hem yetim, hem de öksüzler!
Sevindim epeyce, gururlandım.
Her harfi sanki koltuklarıma sığmayacak gibi
Birer Diyarbakır karpuzu gururu!
İçimden demiştim oysa...
"Rahmetli ana'm bunlara bir dokunsaydı!"yı.
Epeyce bir zaman ağladım.
Sonra bütün bunlara olanak sağlayan
Abimi aramak istedim,
Çokça da ona ağlarım da
Onu da ayrı bir üzerim diye arayamadım.
Başındaki keder yeterdi zaten!
Ya anlayamazdıysa,
Yaşlı seslerimin öylece sevinçten olduğunu!
Sonra kızımla konuştum,
Yalan yok!
Yüreklendirdi beni,
Ona yazdıklarımın bile,
Birkaçı hariç!
Hiç okumadığı onca şiirime!
Artık bir kitabımla kimlik kazandırayım diye...
Ama hissedersin ya hani!
Usulden gibi...
Zira o da,
Kendi hayatının,
Yoğunlukları ve türlü yorgunluklarındaydı!
İlk ona hediye ederim bu evladı diyordum oysa!
Yooo!
Kırgınlık değil bu!
Hayat gailesinin öncelikleri diyelim.
Ana'm dan sonraki
İlk anaç bakışa,
O en ilk...
İkizlerimi hediye ettim.
Ruhum...
Huzur...
Ben zaten bu iki şiir'ime
Hiç kadın olamadım dı...
Varsınlar anaları doğamayan,
Babalığa da hükmü yetmeyen
Şiir'lerimin artık...
TOPRAKTAN MAVİYE ŞİİR KARDEŞLİĞİ KADAR!
Birer evleri olsun du.
OL-DU!
Teşekkür'ün yetemeyeceği anlar vardır,
Hele şükür'ün!
Hiç ummadığın şeylere destek olanlara
Topraktan maviye kadar şiir kardeşliği kadar
Derin...
"Ne dedik biz hep...
Kelimelerimiz şiir olalı beri...
Ne dedik sağır kulaklara he!
"Bir tutam mavi yeterdi bize!
Onu da fırtına kuşlarının elinden
Bir simide razı martılar çaldı" demedik mi?
Duymuşlar işte sesimizi...
"Topraktan Maviye Şiir Kardeşliği"
Toparlamışlar işte bir araya hepimizi.
Biz...
Bir tutam güneşli maviye razı
Bütün fırtınaların kuşlarını...
Teşekkür'ün "Şükür!" anı vardır,
Bilir misin!"
"Amin" gibi tek kelimeliktir yani.
Cemre.Y.
Yani...
Cemre Yıldırım
Labels:
aile,
amin,
ayrı,
bekle,
cemre,
evlat,
gelecek,
kara kış,
mavi,
merak,
öksüz,
peki,
sessiz,
şair,
şiir,
teşekkür,
yanlış,
yeter,
yoğun,
yürek
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
İşte Ben Seni Hep Öyle Sevdim
| …İşte Ben Seni Hep Öyle Sevdim… |
| Çok yorgunum efendim. |
| Bakma... |
| "Sana dair!"li, |
| Hala çeyrek umutlu |
| Bir tam öpüşlü nefesimi sakladığıma. |
| Umudumu, unuttuğum anda geldin. |
| Daha dağınık ortalığım, |
| Yanım, yörem, saçım, başım, |
| Gülüşüm bile yarım yamalak. |
| Oysa şimdi, |
| Ne çok sevinmeliydim değil mi? |
| Kusura bakma sevdiceğim, |
| Geleceğini hiç bilemedim. |
| Her tarafım, yürek kırığı. |
| İşte ben seni hep öyle sevdim. Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
16 Mayıs 2017 Salı
Kral Hariç Herkes Çıplak Mağazalarda Yine İndirim Var
Reklamlarda Madam bilmem ne kim!
Falan, fişman, feşmakanlar dahil
Yüzde elli artı, yüzde elli indirim yapıyorsa!
Bu yazımı bir okuyun bence.
Hepsi, her şey…
Subliminal Mesajlar arkadaşlar!
Zira benim sağ gözümde sekiz aylıkken geçirdiğim ağır kızamıklı,
Yüksek ateşten bir tembellik var,
Doktora götürmemişler de bilememişler
Yedi yaşıma değin çalışan gözümü,
Günde en az bir saat uyumadan kapatmaları gerektiğini.
Yıllar sonra da, sıra ehliyete gelince,
Karasız kalınıp, heyetlere yollanılıp,
"Ne diyelim buna ki biz, diğerinden sağlam olan
Ama beyni inatla, gör demeyen şu sağ göze,
Bari ona biz kör diyelim biz ona madem,
Tek gözü kör ehliyeti verelim bari ona,
Madem teşhisi ispat edecek literatürümüz yoksa!"dediler ya!
Yeni ehliyetimde sağlık raporu için gideceğim o doktorcazımı,
Yormayacağım ben.
İlk defa gideceğim o aile doktoruma,
Orada olmazsa özel hastane doktoruna,
"Tek gözü kör yazın.
Monoküler olucak baakk"diyeceğim!
Ne diye uğraşayım yeniden onca heyetler boyunca!
G/öz de tembellik var ya…
Öyle iki D, üç D, dört D…
Artık kaç tane D vardıysa,
Hiçbirine odaklanamıyor benim beynim.
Üstelik benim beynim,
Bütün subliminal mesajları,
Çırılçıplak görüyor.
Ve krallar hariç herkes çıplak!
Uyanın!
Yüzde elli artı, yüzde elli indirimli bütün reklamlar aldatmaca.
Toplamda size sezon sonu bedavaya verebileceklerinin,
Ancak ve ancak onların hesabına göre yüzde yetmiş beş!
Bindirimli indirimli etiketlerden alışveriş yapacaksınız.
Benim maliyet hesaplarıma göre değişiyor ama o olay!
Tekil hesaplayalım, çünkü bencil bu olay!
Zira sen en önemlilerini asıp koşacaksın o AVM'ye ya!
Zira senin gözlerinin her ikisi tam net görüyor ya!
Zira senin beyninin sağ ve sol lobu aynı anda çok da zeki ya!
Zira senin para ve zaman değerin çok da mühim ya!
O halde senin cephenden bir bakış atalım.
O ünlü mağazaya alelacele daldın,
Şirketteki ağır hanfendi kimliğin kapının kolunda kalmış ki
Mahalle karıları gibi o en beğendiğin gömleğin kolunu
Yırtarcasına çekiştirmektesin tam karşındaki sekreter hanımla!
Eh zamanın para değeri olduğu kadar…
İndirimin de zaman değeri var.
Kasiyerlerin sıralı listelerinde…
Saatlerce sıra bekleyeceksin,
Beklerken, sınıf farkı gözetmeksin,
Bekleyenlerle beraber öf pof edeceksin…
Hatta esnasında aldığın kıyafetleri bile
Yakıştırıp, yakıştırmadığını bile konuşmuşken,
Tam da dost olunur derken,
Sınıf, sıra farkı gözetmeksin.
Hiç yoktan sıra ya ona, ya da sana gelir.
Ömründen kaçan kalitesiz onca an varken,
Belki de en kaliteli anında zaman dolar.
Sonra kasiyer kuyruğunda iki parça bir şey aldın diye beklerken,
Ellerin kolların dolu kocaman bir "Kol!"var!
Böyle anlarımda aklıma hep o ünlü türkü gelir,
"Alçaklara kar yağıyor, üşümedin mi,
Sen bu işin sonunu, düşünmedin mi?"
Kral hariç herkes çıplak
Ve bu ülkenin kralı…
O ülkede olduğu gibi çıplak her kim ise,
Avaz avaz korkusuzca "...Çıplak!" diyebilecek kadar,
Gözü kara ve cesur bir çocuk değil hiçbir insan evladı!
Var mıymış şimdi.
İn…di…rim!
Peki madem kredi kartlarınıza, yine bir gömelim.
Kral hariç herkes çıplak, mağazalarda yine indirim var!
Cemre.Y.
Labels:
afet,
aile,
arkadaş,
avaz,
bedava,
bekle,
çırılçıplak,
dost,
fark,
hasta,
her şey,
kara kış,
karşı,
sol yanım,
sonra,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Keşke
...Keşke...
Keşke hiç sevmeseydin sen şimdi beni!
Yıllar yılı düşlerimde yaşattığım özlemim kalsaydın.
Yine hasretim olsaydın burnumun direğini sızlatan.
Kavursaydı yokluğundaki isyanım, ciğerimin ta en içini.
Rüyalarını görseydim saçlarımı dizlerinde okşayışlarının.
Yüreğimi her yaktıklarında sana koşsaydım hayalimde.
Beni her terk ettiklerinde, terklerimdeki son durağım olsaydın.
Sarılsaydın sımsıkı, sarsaydın bedenini bedenime!
Keşke pişmanlıkların olmasaydı benli yanlışlarına dair.
Kızsaydım, kırılsaydım, öfkelenseydim, kinlenseydim.
Sonra yine çengel bulmacalarımın ucu tek sana çıksaydı.
Sevdalansaydım, aşık olsaydım,
Şefkatlenseydim, sevseydim yine.
Keşke hiç sevmeseydin sen şimdi beni!
Sen yokluğunda sonsuzdun,
Güneş kadar sıcak,
Ay kadar mesafeli,
Yakamozlardaki gördüğüm her aşkın sendin son çengeli.
Hayatım boyunca kayarken
Yakalayabildiğim tek yıldızın sendin son dileği!
Keşke...
Keşke...
Şimdi sevmeseydin sen beni.
Ya da sevmişken,
Hiç değilse yeterince, sevemediğin kadar kalsaydın.
Keşke...
Bizi cennete tercih etmeseydin be annem!
Cemre.Y.
Keşke hiç sevmeseydin sen şimdi beni!
Yıllar yılı düşlerimde yaşattığım özlemim kalsaydın.
Yine hasretim olsaydın burnumun direğini sızlatan.
Kavursaydı yokluğundaki isyanım, ciğerimin ta en içini.
Rüyalarını görseydim saçlarımı dizlerinde okşayışlarının.
Yüreğimi her yaktıklarında sana koşsaydım hayalimde.
Beni her terk ettiklerinde, terklerimdeki son durağım olsaydın.
Sarılsaydın sımsıkı, sarsaydın bedenini bedenime!
Keşke pişmanlıkların olmasaydı benli yanlışlarına dair.
Kızsaydım, kırılsaydım, öfkelenseydim, kinlenseydim.
Sonra yine çengel bulmacalarımın ucu tek sana çıksaydı.
Sevdalansaydım, aşık olsaydım,
Şefkatlenseydim, sevseydim yine.
Keşke hiç sevmeseydin sen şimdi beni!
Sen yokluğunda sonsuzdun,
Güneş kadar sıcak,
Ay kadar mesafeli,
Yakamozlardaki gördüğüm her aşkın sendin son çengeli.
Hayatım boyunca kayarken
Yakalayabildiğim tek yıldızın sendin son dileği!
Keşke...
Keşke...
Şimdi sevmeseydin sen beni.
Ya da sevmişken,
Hiç değilse yeterince, sevemediğin kadar kalsaydın.
Keşke...
Bizi cennete tercih etmeseydin be annem!
Cemre.Y.
Labels:
anne,
burnumun direği,
cennet,
ciğer,
düğüm,
engel,
güneş,
hasret,
keşke,
mesafe,
rüya,
şefkat,
yeter,
yokluğun,
yüreğim
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Huzur Sokağı
| ...Huzur Sokağı... Kalabalığın ortasında... Tam da bir yol ayrımında. Terk etmiş ve terk edilmiştik. Tam da yeni bir hayat ayrımında... Kimsesizdik ve artık yön duygumuzu ... Kaybetmiş olmaktan memnunduk... Varsındı, olmasındı artık, Hiç kimsenin, hiçbir şeyi, Hiç kimsede birbirine…. Biliyorduk artık! Her yol bulabilirsek eğer kendimizi, Sonunda yeni bir bize çıkardı... Uzun, zor, meşakkatli açık bir yol Ya da çıkmaz bir sokak… Ne fark ederdi ki… Her yol bulabilirsek kendimizi, Bir tek su yansımasında Yeni bir bize çıkardı derken... Herhangi bir ayna yansımasında ki En azından kendime razıyken, Sen çıktın karşıma. Herhangi bir su damlasından Kar tanesindeki yansımana razıyken, Ben çıktım karşına. Ben… Yorgun ve gururlu, Sevda sokağını sordum sana… Sen... Yorgun ve kibirli, Huzur sokağını sordun bana… Diyemedim sevdaya çıkan yol Her neredeyse her şey orada... Öylece yolumuza devam ettik Sanki hiç karşılaşmamışız gibi. Cemre.Y. |
Labels:
ayrı,
çıkmaz sokak,
duygu,
fark,
gurur,
hayat,
Hiç kimse,
huzur,
karşı,
kimsesiz,
öyle,
sanki,
sokak,
yorgun
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Hepimiz Aynı Mezardayız Sevgilim
...Hepimiz Aynı Mezardayız Sevgilim...
Ellerimi tuttuğunda,
Hatta sokaklarda benle el ele dolaştığında,
Yağmur yağarken
Aynı şemsiye altında
Belime sarıldığında,
Ansızın dönüp dönüp çocuksu bir sevinçle,
Benim gözlerimin içine baktığında,
Bana sımsıkı sarıldığında,
Saçlarımı uzun uzun kokladığında,
Beni tutkuyla öptüğünde,
Benimle çılgınlar gibi seviştiğinde,
Uykunda bile benim adımı söyleyip,
Omuzlarımı öptüğünde,
Bunun aşk olduğunu sanmak gibi
Kendime bile küs kalacak büyük bir hata yaptım.
Aramızda yaşayan bir ölü varmış
Hissedemedim de sen…
İçinde yok edemediğin biri varken
Bütün bunları hangi ruhunla yaptın?
Şimdi beni de gömüyorsun ya
Geçmişinin aynı mezarına
Biliyorsun değil mi?
Artık hiçbir şey…
Eskisi gibi olmayacak!
Geçmişindeki o kızıl mezarı,
Her ziyaret ettiğinde…
Toprağına her gözyaşı taneni akıttığında
Başucuna anılarını astığında mezar taşının
Önce bana dokunacak yaş tanelerin
Önce bana dokunacak ellerin
Önce bana dokunacak şiirlerin
Zira hayatının en büyük hatasını yaptın
Hepimiz aynı mezardayız sevgilim!
Hatta sokaklarda benle el ele dolaştığında,
Yağmur yağarken
Aynı şemsiye altında
Belime sarıldığında,
Ansızın dönüp dönüp çocuksu bir sevinçle,
Benim gözlerimin içine baktığında,
Bana sımsıkı sarıldığında,
Saçlarımı uzun uzun kokladığında,
Beni tutkuyla öptüğünde,
Benimle çılgınlar gibi seviştiğinde,
Uykunda bile benim adımı söyleyip,
Omuzlarımı öptüğünde,
Bunun aşk olduğunu sanmak gibi
Kendime bile küs kalacak büyük bir hata yaptım.
Aramızda yaşayan bir ölü varmış
Hissedemedim de sen…
İçinde yok edemediğin biri varken
Bütün bunları hangi ruhunla yaptın?
Şimdi beni de gömüyorsun ya
Geçmişinin aynı mezarına
Biliyorsun değil mi?
Artık hiçbir şey…
Eskisi gibi olmayacak!
Geçmişindeki o kızıl mezarı,
Her ziyaret ettiğinde…
Toprağına her gözyaşı taneni akıttığında
Başucuna anılarını astığında mezar taşının
Önce bana dokunacak yaş tanelerin
Önce bana dokunacak ellerin
Önce bana dokunacak şiirlerin
Zira hayatının en büyük hatasını yaptın
Hepimiz aynı mezardayız sevgilim!
Cemre.Y.
Labels:
anne,
aşk,
çocuk,
geçmiş,
gözyaşı,
hata,
kızıl,
mezar,
ruhum,
sevgilim,
sokak,
tutku,
yağmur,
yaşa,
ziyaret
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
15 Mayıs 2017 Pazartesi
İşte O An
…İşte O An…
“Hayvan sever misin sen!
Beni de sevsenee!” demişti
Onunla gecenin yarıya yakın zamanında
Ona çoktan tanıdık bir masanın,
Çoktan tanıdık garsonlarına
İkişer bira söyleyip nihayet biz bize kaldığımızda,
Önce uzun uzun gözlerimiz konuşmuş,
Ardından da ilk cümlesi bu olmuştu.
Öylece “Sobe!”lenmiş buluverdim kendimi
Yeterince sevilememiş…
Çocuk gözlerinin yıldız yakamoz ışıltılarında.
Sustuğumu hatırlıyorum epeyce...
Dudaklarımın kenarına
Yerleşivermiş bir gülümseme!
Buruk mu, acı mı, tebessüm mü kararsız öylece.
“Sustun ama!
Belli ki sevmiyorsun hayvan falan sen!
O zaman insan gibi sev!” deyiverdiydi aniden.
Döndüm ona usulca
Gözlerinin şafağına baktım gecenin bir vakti.
Şafağı böyleyse, kim bilir gün batımları nasıldı?
Hele kuşluk vakti?
Hele öğlende iki yorgunluk arası!
Kim bilir nasıldı öğleden sonrası?
Ya ikindi vakitleri,
Ya insanın en hüzün saatleri güneşin batışı!
Ya da doğduğu o anı?
Sahi kimse bilmiyordu değil mi?
İkisi de an'da aynı yaşanıyor bana inan!
Yutkundum önce…
İnmedi ki boğazımdaki o kaç yumru.
“Ben..bee... been...
Sevmem ki hayvan falan!
Hele sıfatıysa "İnsan!" hiç sevmem.
Bir tek...
Bazen, çok arada bir
“Adam gibi adamları
Bazenleri de
Adam’ın dibi kadınları severim.
Elbette aynı ağırlığa basmaz kefeleri
Herkes yerini de bilir zaten,
Mesela bir kadınla asla sevişmem” dedim.
Güldü kahkahalarla!
Sonra resmi dairelerle baktı bakışları
“Ama...ama...sevmelisin beni mutlaka,
Hem de acilen!” deyiverdi.
Ah nasıl da ürkek,
Nasıl da korkak,
Nasıl da kırılgan!
Ya kocaman bir şamar inerse yüzüne de
Kalkar gidersem heyecanlarıyla
Titriyordu sesinin harf olan her bir teli...
İşte o an...
Sevdalanmıştım ben ona.
Cemre.Y.
“Hayvan sever misin sen!
Beni de sevsenee!” demişti
Onunla gecenin yarıya yakın zamanında
Ona çoktan tanıdık bir masanın,
Çoktan tanıdık garsonlarına
İkişer bira söyleyip nihayet biz bize kaldığımızda,
Önce uzun uzun gözlerimiz konuşmuş,
Ardından da ilk cümlesi bu olmuştu.
Öylece “Sobe!”lenmiş buluverdim kendimi
Yeterince sevilememiş…
Çocuk gözlerinin yıldız yakamoz ışıltılarında.
Sustuğumu hatırlıyorum epeyce...
Dudaklarımın kenarına
Yerleşivermiş bir gülümseme!
Buruk mu, acı mı, tebessüm mü kararsız öylece.
“Sustun ama!
Belli ki sevmiyorsun hayvan falan sen!
O zaman insan gibi sev!” deyiverdiydi aniden.
Döndüm ona usulca
Gözlerinin şafağına baktım gecenin bir vakti.
Şafağı böyleyse, kim bilir gün batımları nasıldı?
Hele kuşluk vakti?
Hele öğlende iki yorgunluk arası!
Kim bilir nasıldı öğleden sonrası?
Ya ikindi vakitleri,
Ya insanın en hüzün saatleri güneşin batışı!
Ya da doğduğu o anı?
Sahi kimse bilmiyordu değil mi?
İkisi de an'da aynı yaşanıyor bana inan!
Yutkundum önce…
İnmedi ki boğazımdaki o kaç yumru.
“Ben..bee... been...
Sevmem ki hayvan falan!
Hele sıfatıysa "İnsan!" hiç sevmem.
Bir tek...
Bazen, çok arada bir
“Adam gibi adamları
Bazenleri de
Adam’ın dibi kadınları severim.
Elbette aynı ağırlığa basmaz kefeleri
Herkes yerini de bilir zaten,
Mesela bir kadınla asla sevişmem” dedim.
Güldü kahkahalarla!
Sonra resmi dairelerle baktı bakışları
“Ama...ama...sevmelisin beni mutlaka,
Hem de acilen!” deyiverdi.
Ah nasıl da ürkek,
Nasıl da korkak,
Nasıl da kırılgan!
Ya kocaman bir şamar inerse yüzüne de
Kalkar gidersem heyecanlarıyla
Titriyordu sesinin harf olan her bir teli...
İşte o an...
Sevdalanmıştım ben ona.
Cemre.Y.
Labels:
acı,
acil,
adam,
buruk,
can kenarı,
dudak,
gece,
güneş,
ışıltı,
insan,
kadın,
kara kış,
sevda,
tebessüm,
yakamoz,
yeter,
yıldız,
yorgun
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Hayatımızın İçine Edenler
|
Labels:
acı,
anne,
gerçek,
gitme,
gitti,
gözyaşı,
gri,
hayat,
her şey,
inat,
kimsesiz,
mevsim,
renk,
yarim,
yoğun,
yüreğim
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Aşk Mı, O Ne Ki?
...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...
-
...Beni Soracak Olursan, İyiyim Ben... Ne zaman şiir kuşanacak olsam, Avuç içi kadar bir coğrafyaya, Şiir şiir iklimlerim geliverir aklıma! ...
-
...Öylece...Çekip Gitti... Biz! Birkaç güvercine mukabil razı olduk, "Sevdadandır." dedik. “İmkansızlıktan aşktandır” dedik. ...
-
…Gözlerin Diyorum Adam… Gözlerin diyorum adam gözlerin... Öyle b/akmasalardı yüreğime Şimdi böyle sana, Lal olabilir miydi dillerim... ...
-
...Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni... Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni; Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak. Yol'unmuş ...
-
...Gözlerin Diyorum Kadın... Gözlerin...diyorum kadın... İçi cehennem dışı cennetken! Gözlerin diyorum kadın! Annem gibi, kızım gibi, ...
-
...Lal-ü Aşk... Sevgilim... Lal-ü aşk yüklü, Bulutlar geçiyor ömrümüzden. Sanki hiç! Mey dolu ağzından, Dökülmemiş gibisin En ıssız,...
-
...Sevgilim... Yüreğinin gazellerini sakın savurma sevgilim! Bırak kalsınlar, daha ne kadar dağınıksan. Toparlanma öyle hemen, ben geldi...
-
…Misket… Çocukluğumun can kırıntılarında Benim bütün oyunlarda kazandığım misketlerim, Bir kavanozda doluydu Ve mahallenin bütün kö...
-
…Adını İfşa Etme Gizli Yarim… Adını ifşa etme gizli yarim, Ola ki seni, ben gibi sevemezlerse... Sana da, bana da kıyarlar! Etme sakı...
-
...Gelsin Artık... Hani ikindi sonrası vakitlerde, Çökmeye başlardı ya akşamın hüznü... Çoğunluğunda da, sessizliğin hüküm sürdüğü, Yür...





























