14 Kasım 2019 Perşembe

Hiç Değilse

...Hiç Değilse...
Kuş uçmaz, kervan geçmez zamanındayım ömrümün,
Üstümden geçip giden göçmen kuşlar bile,
Her bir kuru dalıma, ayrı birer kulp takıp gitmekte.
Her sabah göğüme kurulan güneşe umutlar ekmekteyim lakin,
Ne yapsam, ne yapmasam olmuyor işte!
Bir türlü beğendiremiyorum güne kendimi.
Gün hışmını savurup geçip gittiğindeyse,
Gece çöküveriyor olanca yalnızlığıyla!
Hiç değilse diyorum...
Hiç değilse yalnızlığım varlığımı, olduğum gibi kabullenmiş,
Ruhumun serinliğine şiirler savuşturuyorum da,
Onu bile anlayışla kabullenmekte.
Oysa az ötemde rengarenk çiçekler bana şarkılar söylemekte,
Nedeni bilinmez lakin...
Ben içimden kuruyup geçmişken yeşillenmemi beklemekte.
Ben bile hatırlamıyorum meyve bari veriyor muydum şu hayata.
Gülüyor muydum en içten gözlerimin içinden!
Seviyordum evet de nasıl bir şeydi yüreğimin ritmi?
Neyse.
Cemre.Y.

13 Kasım 2019 Çarşamba

Dolunay


...Dolunay...
Yıldızların sürgün yediği yerde...
Güneş çok uzaklarda ve ay...
Dolunaydı.
Bir vakitler...
Hani hiç kimseye olmasa bile,
Bir tek onun sesini duysa hani,
Yüreğinin tellerinde şarkılar notalanırdı ya!
Olmadı bu sefer.
Hani öl dese uğruna yine seve seve ölünür de lakin!
Hissetmeye çalıştı kadın yeniden yüreğinin şavkını.
Olduramadı.
Yıldızların sürgün yediği yerde...
Güneş çok uzaklardaydı ve...
Ay...
Dolunaydı.
Hislerini kaybetmişti kadın,
Hükümsüzlüğü bakiydi lakin.
Çırılçıplak bir ağaç gecenin ayazını giyinmekteydi.
Varsın gelsindi kışın en zemherisi donardı en çok!
Öyle de kendine dahi yokluk ayazıydı yani.
Hiç kimse de anlamadı.
Cemre.Y.

12 Kasım 2019 Salı

Kız Kulesi

...Kız Kulesi...
Onu son gördüğümde...
Parlement mavisi zülüflerini dökmüş yüzüne,
Salacak merdivenlerinde ayaklarımız birbirine dolanmış,
Sevdiğimin dudaklarından,
En sadesinden Tük kahvesini yudumlarken gülümsüyordu bize.
Kim bilir,
Onun da sevdaya dair bir umudu doğmuştu belki de geceye!
Olmadı lakin, olmayan bütün her şey gibi...
Ne ben bir daha gittim yalnızken bile!
Ne de öyle bir geceye daha şahit oldu da gülümsedi Kız Kulesi de.
Hani olur ya bazen, anıların insanları değil de...
An'ları özlenip buruk bir tebessüm savrulur ya dudakların kenarına!
Bu gece...
Tam da öyle bir tebessümlü gece işte hem de küfürsüz!
Acaba diyorum,
Hani, Kız Kulesi de özlüyor mudur beni!
Ya da ne bileyim...
O anda aynı dudaklardan öpüşürken içilen o sade kahveyi?
Cemre.Y.

11 Kasım 2019 Pazartesi

Fark Etmeden

...Fark Etmeden...
Bütün gençliği uzağı görememekle geçmişti oysa!
Her gün, bir sonraki günün,
Bilinmezliğini içeriyordu fark etmeden.
Şimdiden çok yıl sonrasındaysa,
Yakın gözlüğü takacaktı muhtemelen.
Bütün o uzaklar...
Artık yakın olduğundan beri mi,
Karar vermişti acaba yakını görememeye!
Bütün gençliği, kulaklarını tıkamakla geçmişti oysa!
Her an, bir sonraki anının,
Acı çığlıklarını içeriyordu fark etmeden.
Şimdiden çok yıl sonrasındaysa,
Kulakları duymayacaktı muhtemelen.
Bütün o uzaklar...
Artık yakın olduğundan beri mi,
Karar vermişti acaba iyi duymamaya!
Bütün gençliği dişlerini sıkmakla geçmişti oysa!
Her gece, bir sonraki gecenin,
Bilinmezliğini içeriyordu fark etmeden.
Şimdiden çok yıl sonrasındaysa,
Takma dişler takacaktı muhtemelen.
Bütün o uzaklar...
Artık yakın olduğundan beri mi,
Karar vermişti acaba dişsiz damaksız kalmaya!
Birdenbire geçmişi geleceği düşünmeyi bıraktı
Ve şimdi gülümsedi işte, hem de hem içten,
Gözleri henüz görür,
Kulakları henüz duyar, dişleri henüz sahiciyken, 
Cemre.Y.

10 Kasım 2019 Pazar

Cancağızım

...Cancağızım...
Sana ılık bahar akşamları biriktiriyorum sevdiğim,
Gönlümün salıncağında küçücük bir kız çocuğu gibi sallanırken ben,
Yorgun bedenim titreyen elleriyle mezelerimizi hazırlarken,
Sen mangalı yakmış olursun çoktan.
Dolaptan yeni rakıyla acılı şalgamı çıkartırken buluşur ellerimiz.
Sanki yeni sevgili olmuşuz gibi utangaç bir öpücük kondururum yanağına!
Benim kızla damat, senin oğulla gelin de kol kola gelirler birazdan,
Ellerinde pembe pamuk şekerleriyle torunlarımız da yanlarında olur elbette.
Gerisi ne mühim a cancağızım, ötesi na mühim!
Cemre.Y.

9 Kasım 2019 Cumartesi

Kıpkızıl Akşamlar

...Kıpkızıl Akşamlar...
Günlerin yaprakları kuruyup solarken,
Kıpkızıl akşamlar aniden griye kesip kararırken,
Seni düşünemeyecek kadar yorulmak isterken,
Seni düşünerek yorulurken ben...
Evet...
Aramadım seni!
Sesinin tınısını özlemedim mi sanırsın?
Ya saçlarının güneş esintileri kokusunu.
Lakin...
Sana fedayı değer biçip talan ettiğim ömrümü,
Kıymık kıymık kıydığın aymazlığın hatırımda hala!
Hiç değilse yeşil değildi ağulu mürekkebin.
Harf harf yüzüme söyledin de söyledin!
Günlerin yaprakları kuruyup solarken,
Kıpkızıl akşamlar aniden griye kesip kararırken,
Seni düşünemeyecek kadar yorulmak isterken,
Seni düşünerek yorulurken ben sonunda anladım!
Sevemedin sen beni!
Ömrüme varlığına teşekkür ederim.
Beni düşünüp yüreğini üzme sakın!
En son mesajından sonra bir hışımla doğramıştım ya saçlarımı,
Gittim kısacık kestirdim kuaförden fırça yiye yiye ve kızıla boyattım yeniden.
Sensizliğimin o son mesaj anını es geçebilene kadar da sürer bu böyle!
Hani ararsan falan...
Ulaşamazsan da çok merak etme e mi!
Aradığınız kişi şu anda ömrünün hazan yapraklarını topluyor!
Kızıl bir günün akşamında denize savurup bahara öykündüğünde,
Belki de öldüğünde...
...
Neyse!
Gün bu...
Elbet doğacak yeniden.
Cemre.Y.

8 Kasım 2019 Cuma

Sevgilim

...Sevgilim...
Sana kırık bir sazın mızrabından sesleniyorum sevgilim...
Üstüm başım yara bere içinde!
Sana kırık bir kemanın kemanesinden sesleniyorum sevgilim...
Elim ayağım yara bere içinde!
Sana kırık bir piyanonun şövalesinden sesleniyorum sevgilim...
Gecem günüm yara bere içinde!
Sana yaşamaktan yorula yorula nefes alan bir ömürden sesleniyorum sevgilim...
Aklım, hayalim yara bere içinde!
Sana...
Nefesli hiçbir enstrümandan seslenemiyorum sevgilim...
Ağzım, dilim, dişim, sesim...
Yara bere içinde!
Bütün çığlıklarımı en sadesinden gönderiyorum evrene...
Offf!
Diyorum susa susa off!
Gayrı gözüm yaşı bile akmıyor acılarımın acılarına.
Bundan on yıl önce sadece kağıt kesiği yaralarım vardı oysa...
Ne kadar derin ve ne kadar da yürek yangınıydı!
Sana on yıl sonramdan sesleniyorum sevgilim, hala mı ciğerime değmedin!
Cemre.Y.

7 Kasım 2019 Perşembe

Güz Yanığı

...Güz Yanığı...
Güz yanığı suskunluklara dişimi sıkıyorum bu aralar,
Ağzım, burnum karanfil yarası.
Ben de tıpkı onların bana yaptığı gibi,
Umarsızca, hiç de düşünmeden...
En ağulu cümlelerle onları zehirleyebilirdim lakin!
Yüreğe açtığı hasarı en iyi de bilen benim.
Güz yanığı hıçkırıklara gözümü yumuyorum bu aralar,
Yüzüm, gözüm bulut kümesi.
Ben de tıpkı onların bana yaptığı gibi,
Canının canına yüksünmeden,
En gerçek öfkelerle onları tam ciğerinden vurabilirdim lakin!
Ciğere ve beyne açtığı hasarı en iyi de ben bilirim.
Hadi şimdi bir ayna bulun kendilerinize ve...
Gözlerinizin dibine dibine bakıp...
Öfkenizi, kininizi, benimle olan alıp verememişliğinizi...
Tebrik edin!
Çünkü başardınız.
Çünkü bende artık...
Güz yanığı yaralar birer birer açılmakta kansere davetiye renginde.
Bütün o, her şey güzel olacakların hepsi birden iptal!
Gülümseyin.
Ölüyorum!
Cemre.Y.

6 Kasım 2019 Çarşamba

Kime Ne!

...Kime Ne!...
Gayri acılarına da acımalarının seyrü seferi dolduysa...
Sayfa sayfa, yaprak yaprak, mısra mısra,
Cümle cümle, kelime kelime, hece hece,
Harf harf silersin geçmişinin bütün ayak izlerini hayat defterinden..
İmkansızlıkların olasılık ihtimalleri de geçip gittiyse ömürden!
Yalnızlığını yara görenlere gülümseyerek sarılırsın bir kez daha ona.
Hiç de korkmazsın emin ol!
Şeytanmış, cinmiş, melekmiş, huriymiş hepsi yalan billa!
Yıllar var ki, ben hep aynı yalnızlığımla dertleşirken hala aynı minvaldeyiz illa!
Şerefsiz bir ayrılık, ağulu bir veda daha yaşanacağına...
Tebessüm eder durursun dört mavi duvar, beyaz bir tavana.
Ilık bir bahar rüzgarı da eser ya hafiften pencerenden,
Umurun dahi olmaz, bu hangi bahardı diye...
İlk mi, yoksa son muydu bu meltem diye!
Eserse iki kelam şiir edersin, esmezse açar bir film seyredersin kime ne!
İster yıldızlara dilek fısıltıları savurursun,
İster, her gece pencerenin önünde salınan ay'ın tam da bu gece...
Hiç yokluğuna sitem edersin.
Bu senin şahsi yalnızlığın caniçim...
Kime...
Ne!
Yeter ki...
Sen...
Buruk bir tebessüm de olsa dahi!
Hayata, inadına gülümse ve yeter ki hayal et...
Gerçekleşmesi sana çok uzak olsa bile!
Cemre.Y.

Hayat

...Hayat...
Hayata olumlu bakmayı öğrenebilirseniz, 
Sürekli olarak insanlarda kusur arama eğiliminde olmazsınız.
Cemre.Y.

5 Kasım 2019 Salı

Yetersizim

...Yetersizim...
"Nasıl mıyım, sahi mi, gerçekten mi nasılım,
Yetersizim!"
"Misal, geceleri yıldız tozları ekmek isterdim rüyalarına!
Gün ağarıp uyandığında, her bir hayalin gerçek olan.
Misal, gündüzleri güneş ışıltıları ekmek isterdim bütün anlarına!
Gece çöküp uyuduğunda, her bir rüyanı gerçek kılan.
Lakin, yetersizim, hem öyle böyle değil de ha!
Hani böyle yakın akraba düğününe davetlisin,
Kendine yakışan en şık kıyafetini giymiş,
Allanıp pullanmışsın saç, baş, ayrı bir afet!
Nasılsa ailecek kardeşinin arabasıyla gidecekmişsin de,
Yüzsüz biri en ön koltuğu kapmış da,
Sen o arabanın bagajında bile yer bulamayıp,
Yakın akraba düğünü olduğu için de o yoldan dönemeyip,
Tam da o halinle gideceğin yere, o halinle,
Otobüse akbil basıp gitmişsin gibi yetersizim!"
Cemre.Y.

4 Kasım 2019 Pazartesi

Boş Salıncak

...Boş Salıncak...
Ne vakit birileri bana "Şükür Et!" dese...
Benim yüreğim,
Zamanın zembereğinin ezberini çoktan bozmuş,
Gördüğüm o son köstekli saatinin zincirini de kırmış,
Ölesiye geriye saran boş zemberek gibi,
İleriyi geçip geriye sarıyor!
Hani ne yapsam,
Ne yapmasam,
Çocukluğumun iki dut ağacı arası,
O pembe peluştan o salıncağımda,
Bir kere daha olsa sallansam şükredeceğim de...
Benim altı yaşımdan sorası...
Ne yana tutunmaya kalksam,
Hep güneş yanığı birer kumaş,
Hep kış sönüğü birer kuru dal.
Sağım, solum, önüm, arkam,
Hep boş salıncak!
O ne olacak?
Cemre.Y.

3 Kasım 2019 Pazar

Kar Sessizliğini Özledim

...Kar Sessizliğini Özledim...
Nicedir yorulmuştum zaten hiç gelmeyecek o treni,
Yüreği yorgun otobüs garajlarında,
Ya da sol kürek kemiği kırık iskelelerde kenarlarında beklemekten!
Şimdi kulağım yine yokluk çilesine sızılı lakin...
Artık biliyorum beynimdeki bütün bu gürültünün müsebbiblerini.
Şimdi değil üstadım, şimdi değil...
Kar sessizliğinin hüküm sürdüğü o sessizlikte,
Öyle bir susacağım ki...
Bütün sağır kulaklar duyacak hissizliğimi.
Bir bilsen ah bir bilebilsen...
Ben nasıl bir hasretle,
Kar sessizliğini özledim.
Çünkü o gün ben son kez öleceğim.
Cemre.Y.

2 Kasım 2019 Cumartesi

Değil Mi Ki

...Değil Mi Ki!...
Değil mi ki en leylim ley vakitlerimde,
Yolunu şaşırmışlara kanmamış,
İzini bilemediğim iklimlere temkinli,
Kanatlarım temkin yorgunu...
Hiçbir yere göçemeyen,
O garip son serçeyim aşk'a dair, o son umudumla.
Gözünün çeperindeki,
O son bir damla yosuna da tutundum.
Masrafsız akıtacaktın yani,
İçine gömdüğün tüm hıçkırıklarını.
Bilirim...
Sen şimdi kimyacı kimliğinle,
Birkaç damla gözyaşının,
Bütün mikrobiyoloji ilminin,
En mikrobik ölçümlerindesin,
Her nedense sadece hep bana!
Benim yağan gözyaşı damlam hiç umurun olmadı lakin!
Ben senin o yosun gözlerinin her bir kirpik telini,
Her bir yaş tanesini,
Üstelik en ağulu zamanında akanından öperim.
Değil mi ki...
Dünyaya akış zamanından matematiksel tarla tohum ilişkisinin,
Verimsiz tarlasından en yeşertebildiğim sendin!
Ve sana teşekkür ederim.
İstersen artık ömründen çekilebilirim!
Cemre.Y.

Cumartesi

...Cumartesi...
Ömrümün güz güneşi vuruyor perdelerimin çiçeklerine.
Kasım'da kasıla kasıla gelmiş kurulmuş sonbaharın son deminde.
Yakındır perdeler kenara sıyrılmaz, pencereler açılmaz olur hanemde.
Bugün yüzümü yıkamadım, gülümsemedim de aynaya falan!
Ancak sade kahvemi yudumladığımda uyandım.
Günaydın cumartesim sana da günaydın.
Cemre.Y.

31 Ekim 2019 Perşembe

Kumdan Kale

...Kumdan Kale...
Çocukluğumun kumdan kalelerine uğradım bugün!
Hani ne vakit,
En güzel kumdan kalemi yapsam perisiyle padişahıyla,
Koca bir tsunami gibi dağıtırdı ya,
Kocaman adamların vicdansız ayakları!
Adımın üstüne bastılar dünden beri üstüne basa basa...
Bu sefer acımadı tenimin nuru!
Adımı ad koyanın,
Kulağıma ezanla seslendiği adımı duydum kaç kere!
Hala şu an ölsem ve Münker ile Nekir gelip seslense dahi!
Üzerime alınmayacak kadar yabancıyım ilk adıma lakin...
Adımın biyolojik babasını affettiğimden beridir hissizim.
Artık acıtmıyor yaralarımın kabuksuz hisleri.
Hani bir zamanlar demiştim ya...
"Hislerimi kaybettim, hükümsüzdür!" diye...
Acımıyor, üşümüyor, sevmiyor, sevilmiyor,
Artık hiçbir yaram hiçbir duygu yansıtmıyor.
Ha çocukluğumun kumdan kalelerine gelirsek!
Artık değil ki nerede bir kum görsem değil ki kale vs.
Artık tek bir kalp bile çizmiyorum buğulu camlara!
Hoşça kal sevgili yaşanmışlıklarım, hoşça kalın sevgili yaralarım.
Gayrı kimse acıtamayacak canımın ciğerinin taa içini!
Cemre.Y.

30 Ekim 2019 Çarşamba

Nicedir

...Nicedir...
Nicedir yüreğinin üstüne kilit üstü kilitle kilitlediği,
İç dış sürgülerle sabitlediği asma kilitleri paslanmıştı çoktan.
Hani yürek dolusu güven sunsan çözülürdü pası falan.
Ya da ne bileyim yürek dolusu saf sevda da yeterdi hani.
Nicedir...
Kendisi bile unutmuştu kalbinin odalarına açılan o sihirli sözü!
Ne çok yeni anahtar taşıyordu oysa...
Kendi cevherinden bambaşka kapılara açılan.
Şimdilerde yeni bir kilit daha astı sinesine!
Ne pas, ne kir, ne de başka bir şey barındırmayan.
Öyle bildiğin anahtarlara da uymayan!
Mevsimi de geçmez ki uzun yıllarca.
Gayri bekle ki dokunsun sevdiceğinin kilidi, sinesindeki kilidine...
Cemre.Y.

28 Ekim 2019 Pazartesi

Değil Mi Ki


...Değil Mi Ki...
Değil mi ki ben seni lale mevsiminde doğurdum diye,
Bütün laleler bütün mevsimler boyunca açsın diye diledik hep!
Değil mi ki...
Mevsimi geçince solup gittiler hepsi yeni baharlara gebe!
Sen ki bunca zaman ve kayıp sonrasında,
Nefesin boyunca...
Bir yürek atışı gibi...
Tam da hayatın ortasında..
İlle de yaşayacak bir lale yaratmışsın tam kalbine!
Ne diyeyim yavrucak...
Bundan gayrı...
Ne sen sol...
Ne de yüreğinin her kalp atımı şelalesi!
Cemre.Y.

27 Ekim 2019 Pazar

Şarkı Söyle Çocuk

...Şarkı Söyle Çocuk...
Bana bir şarkı söyle çocuk...
İnan umurumda bile değil sesinin rengi, tınısı, ahengi falan!
Bana yüreğinden süzülen en mutlu cümlelerle,
Nihayet hissedebildiğin en sevgili şarkılarını söyle.
Bana bir enstrüman çal çocuk...
İnan umurumda bile değil!
Notaları bilip bilmemen ya da doğru tonda başlaman.
Bana vücut dilinden süzülen en mutlu ezgilerle,
Nihayet hissedebildiğin en sevgili umutlarını çal lütfen!
Bana birçok hayal anlat çocuk, hepsi de gerçek olan!
Cemre.Y.

Kalabalık

...Kalabalık...
Gönlüm kalabalıklara karışmak istiyor lakin,
Ne zaman bir insan ordusuna karışsam...
Yani ne bileyim...
Nasıl cümle edilir sizin oralarda tam bilemiyorum ama!
Misal en basitinden bir mevlite gitmişim,
Elimdeki kuran ayetlerini pür dikkat okumaktayım!
Arapçasını unuttuğum harfleri hatırlamaktayım hazır!
Birkaç kötücül bakış bölüveriyor kalabalıklara hazırlığımı.
Kimi birinin baş örtüsünü beğenmiyor,
Kimi diğerinin eteğinin rengini.
Kimi hocalık taslayıp öbürünün kuran okuyuşunu düzeltiyor,
Kimi sanki gidip gelmiş de ahiret azabının cehennemini boylatıyor!
Gönlüm kalabalıklara karışmak istiyor lakin,
Ne zaman bir insan ordusuna karışsam...
Yani ne bileyim...
Nasıl cümle edilir sizin oralarda tam bilemiyorum ama!
Yüreğim kaçarcasına koşuyor kendi dört duvarına.
Dış kapısının kilidini açtığı anda sanki özgür oluyor yeniden.
Ah ne çok ön yargı var insan evlatlarında ah!
Kapalısı, açığı, inançlısı, inançsızı hiç fark etmiyor diğerini yermekte.
Sanırsın ki hepsi sanki birer Allah'lar!
Cemre.Y.

26 Ekim 2019 Cumartesi

Yüreğimden Haberim Yok Nicedir

...Yüreğimden Haberim Yok Nicedir...
Bakın biz bu meseleyi karşılıklı boş sandalyelerle çözemeyeceğiz!
Ne ben vaktinde gelip oturacak ve bekleyeceğim onu saatlerce...
Ne de o, ben gittikten sonra gelip, beni bekleyecek yıllar sonra!
O iki tabure, alevli meyve sepetlerine ayırılmış bekleyecek öylece!
Ama...
Bana...
Ne!
Ne giden beklenecek öyle umarsızca...
Ne de gelen kabullenilenicek böyle bir tastamam!
Benim...
Gayrısından gayrısına ömrüm soğudu!
Yüreğimden haberim yok nicedir!
Cemre.Y.

Bugün İlk Defa İlk Adımı Affettim Ben Çocuk

...Bugün İlk Defa İlk Adımı Affettim Ben Çocuk...
Nicedir, ömrüme dair affetmeler kraliçesiydim güya!
Lakin tuzu sonradan eklenmiş pilav gibi tadı tuzu yoktu hala hiçbir şeyin.
Ya da ne bileyim, sıcak aşa katılmış soğuk su kokusu gitmiyordu burnumdan.
Bir türlü tadı damağımda kalamıyordu yaşadığım günün!
Bugün ilk defa...
İlk adımı affettim çocuk!
Çocukluğum boyunca gereksiz noktalarla söylenen gibi değil ha!
Bildiğin "Nurten!" olan adımı!
Yahut o komedi de yer alan, o manidar repliğiyle alay edildiğim gibi, değil yani.
Bildiğin...
Nurten!
Adımı...
O davudi ezan sesiyle okuyan babamı da affettim en nihayetinde!
Oysa o kadar kanıksamıştım ki,
Yeter ki onun adlandırdığı kaderi değiştirebilmek uğruna,
Kendime sunduğum Cemreyi.
Sonra vakitsiz öldüm ben bir yerlerde!
Acısız, ağusuz, anlamsız gömüldüm kabıma zor sığan tahta tabutumla!
Toprağın altı nefesti, sıcak, geniş ve rahat...
Lakin biçilen ömürler gibi sonu da böyle başlamalıydı ya hani!
Ellerinde birer altınlı, gümüşlü sırmalı defter...
Kanatları desen biri diğerine zıt rengarenk!
Gülümsedim...
Münker ve Nekirden başka...
Kim olacaktı ki bana öğretilen o öğretilerden!
Lakin ben yalan sevmezdim ya hani?
Adımı her sorduklarında...
Arama motorları kulağıma okunan o ezan sesleriyle eşleşmeyip,
"Hayır bu sen değilsin, adın ne?" diye başlıyorlardı yeniden!
Sorguya çekilmeye bile daha başlayamamıştım.
Sahi benim adım neydi?
Bugün ilk defa ilk adımı affettim ben çocuk!
Benim adım Nurten!
Ey Münker ve Nekir ve de bil cümle melekler!
Hani hatırlıyormusunuz?
O sizin hepinize birden yalvardığım o kara geceyi!
Sonra Cemre olup, od olup, yandım da, yaktım da lakin!
İman tahtamı bir okursanız...
"Namus!" yazar!
Ve...
"İlle de aşk!"...
Benim adım Nurten Cemre Yıldırım!
Var mı başka sorusu olan!
Zira...
Yoksa...
Şurada muhteşem bir ışık var güneşe ulaşacağım!
Melekli şeytanlı bütün kanatlı ve de kanatsızları ısıtır güneş.
Çünkü onun ruhu farklı.
Çoğu korkuyor ondan cehennemi anımsatıyor diye.
Oysa cehennem ve de cennet insanın içinde.
Hoş geldin ilk adımı dahi affettiğim yerden ey cennetliğim!
Cemre.Y.

25 Ekim 2019 Cuma

Nasıl Anlatabilirsin Ki

...Nasıl Anlatabilirsin Ki...
Nasıl anlatabilirsin ki,
Yüreğinin sol anahtarının kalbi kırık tınılarıyla,
Bütün imkansızlıklar,
Bütün olasılıksızlıklara yenilmiş bir sızıyken beyninde,
Ve bütün doktorlar sana...
"Hani evin yansa!
Dönüp ardına bakmayacaksın,
Canını kurtarıp ardına bakmadan uzaklaşacaksın" dediğini!
Nasıl anlatabilirsin ki,
Senin için kocaman bir cennet diye hayallendiğinin,
Kendi cennetlerinde mutlu mesut sevişirken,
Seninse yıllar sonra bile beş duvarla hasbıhal ettiğini.
Nasıl anlatabilirsin ki,
Yüreği narin bir kelebek gibi boş duvara çarpıp duran,
"İlle de, illa!" diye her yeni gününe umut bağlayan,
Geleceğe hayallenirken, geçmişine hayıflanan,
Her ikilemde cebelleşirken gününü, an'ını kaçıran,
Zamanın zembereği bozulmuş ayarlarıyla,
Sek sek oynayan o küçücük kız çocuğuna nasıl anlatabilirsin.
Hayatın bildiğini okuduğunu ve en azından senin...
Bugüne dair geleceğe gerçek bir adım daha atman gerektiğini!
Lakin hayallerini unutmamalı insan!
Hayallerine sımsıkı sarılmalı tabi!
Tabi ki o hayalin başka bir sahibi yoksa.
Nokta.
Cemre.Y.

24 Ekim 2019 Perşembe

Ruhum

...Ruhum...
Sevgili çocukluğum!
Ben hatırlayamıyorum kaç yüz yıl oldu,
Ruhumun nasıl olduğunun merak edilme hissini yaşamayalı,
Lakin eminim ki sen hatırlıyorsundur gün gibi.
İşte şimdi onunla topaç oynamaya gidiyorum ben!
Hatta bir kavanoz renkli misketim varken misket de oynarım.
Artık sek sek oynayamam belki,
Dizlerim ağrıyor zira!
Saklambaç da oynayamam hala,
Diğer çocukların birbirlerine gizli işmar etmelerini gördüm çünkü!
Nasılsa hep ben ebe kalacak, 
Nasılsa hep onlar "Sobe!" diyeceklerdi.
Ve yakan top da oynayamam misal!
Hiç can tutamam gözlerimi sımsıkı yummaktan.
Gözlerimin önünde iki göz belermiş gibi gelir zira!
Ama sevgili çocukluğum!
Ruhumun nasıl olduğu soruldu ya bugün!
Topaç oynamaya çıktı ruhum...
Rengarenk renkli misketlerle ruhumu mutlu ediyorum.
Demek ki ne vakit az kalırsan, 
O kadar ekleniyormuşsun kısmı,
Bir tık ciğerimi yaksa da, benim de olayım bu!
Gayri "Eder!" i, "Değer!" ini aşmışsa meğer...
Geçip gitmeli zaman sayacının zembereği.
Ruhumsa merak eylenen kaç yüz yıl sonra!
Lakin...
Ruhum önemli.
Evet...
İyiyim ben!
Ruhum iyi yani
Cemre.Y.

23 Ekim 2019 Çarşamba

Son Bahar

...Son Bahar...
Hiç kimse de gidip dileklerine umut bağladıkları,
Nazar boncuklu ağaç dallarını ziyaret etmiyor nedense!
Demek ki hep kabul buyuruyor yaradan,
Kuru bir dala asılan o çaput ucu bütün hayalleri.
Lakin ben ne vakit bir dilek ağacına rastlasam...
Dalların canı yanar da kırılıverir diye,
Sıkmam hiçbir dilek kurdelemin düğümünü.
Geçen gün son dileğimi görmeye gittim.
Rüzgar açıvermiş yine hafif fiyonk düğümümü...
Yine denizin derin sularına gömülmüş, dibinde görünmekte.
En mavili, en yeşilli, en kırmızılı, en beyazlı niyetlerim.
Bu sefer denize attım bütün iyi niyetlerimi.
Ne dal yorulsun, ne de o son yaprak solsun!
Ne ağaç kırılsın, ne de toprak usansın taşıyamamaktan.
Beni de sakın merak etme!
Son bahar da gelip geçiyor böylece,
Artık vakit zemheri.
Yine sensizim yani.
Cemre.Y.

21 Ekim 2019 Pazartesi

Kim Bilir

...Kim Bilir
Öyle olur uzunca bir süre...
Amaçsız yürüdüğün yollarda bile,
Karşına çıkıverir adı,
Hiç dikkat etmediğin bir sokağa isim verilmiş halde.
Oysa kim bilir kaç vakit önce...
Çoktan konmuştur adı o sokağın sen onu görmeden önce.
Öyle olur uzunca bir süre...
Evine dönerken her zamanki yoldan gitmediğinde,
Bir pencereden, bir anne seslenir adını "Eve gel!"diye.
Ne bileyim durduk yere bir kedi dolanıverir ayaklarına!
Durduk yere rüyanda görürsün misal, sensizken mutsuzmuş diye.
Öyle olur uzunca bir süre...
Herhangi bir anda karşına çıkıverir iki sevgili el ele...
Biri senin adını seslenirken,
Diğeri onun adını fısıldayarak sırnaşırlar birbirlerine!
Ne bileyim doğduğu şehirler karşına çıkıverir hiç yoktan,
Ya da ne bileyim hiç olmadık anda güzel bir anınız!
Öyle olur uzunca bir süre...
Uzunca bir süre...
Boğazının ilmeğinde koca bir yumru kalır,
Ciğerinde avaz avaz hıçkırık kalır da geçmez zaman!
Onu, onunla damat ve gelinlikle gördüğün,
O ilk anın acı anısı donar kalbinde.
Sonra sokak adlarında kaybolur adı.
Sonra anneler o isimle hiç seslenmez evlatlarına, denk gelmez zira!
Sokak kedileri bile sana göre seçer de adını öyle severler seni.
Rüyaların silinir güncel basit dertlerinle.
Lakin ne vakit bir şiir daha yazacak olsan geçmişe dair.
Öyle olur uzunca bir süre...
Boğazının ilmeği olduğunu, 
O an, yutkunamadığında sana hatırlatır.
"Olsun..."dersin sonra burukça bir tebessüm savurarak geceye...
"O bari mutlu olsun, kendi hikayesinde!"
Kim bilir belki bir gün...
Kim bilir,
Belki,
Bir gün...
Sığarım ben de iki kişilik bir hikayeye!
Cemre.Y.

20 Ekim 2019 Pazar

Bu Sefer

...Bu Sefer...
İkindi vakti çoktan geçmiş,
Gün akşama hazırlanmakta.
Sonra gece gelip çöker omuz başlarına.
Ama bu sefer...
Bu sefer yalnızlığın ağırlığını atacağım omzumdan.
Bu sefer yıldızlara dilek mendilleri asacağım.
Ve ardımda bırakacağım,
"Umudu yıldızlara astık, ay tutuldu." mısramı,
Uzunca bir şiirin gizli öznesi olarak anacağım.
Ve sen umudum bu sefer...
İstersen gel bu gece yeniden başla!
Cemre.Y.

19 Ekim 2019 Cumartesi

Yorgun

...Yorgun...
Yorgun ruhlar denizinde öylece yüzüyordu kadın.
Ne bir beklentisi vardı gelecekten,
Ne de elle tutulur gerçek bir hayali.
Sonunda kabuslarına veda etmişti geceleri lakin...
Olmayacak dualara amin demekten de,
Olan ihanetlere göğüs germekten de,
Olası ihtimallerin imkansızlıklarından da...
Herkese yetmeye çalışırken,
Hiç kimseye yetememekten de kırgındı kadın.
Artık ne ay umurundaydı, ne de güneş...
Birinin görünüp, diğerinin kaybolduğunu sandığı yılları aşmıştı çoktan.
Cemre.Y.

17 Ekim 2019 Perşembe

Sevgili

...Sevgili...
Sana kırılgan kelebek kanatlarımı sunacağım sevgilim.
Sana, hayatımın en uzun feryat figan çığlıklı suskunluklarımı.
Sana, tebessümlerimi sunacağım sevgilim.
Sana, gülüşümü,
Sana, katıla katıla kahkahamı!
Sana, durgunluğumu, misk-i amber kokumu.
Sana itirazsız anlayışımı sunacağım misal!
Buruk hatıralarımı hiç yaşanmamış sanacaksın kusuruma bakma!
Zira ömrümün kitabının ön sözünü bile kim'ime aleni sunsam,
İlk o yaramdan sapladılar zalim hançerlerini.
Varsın biri bari şiir sever görünüp,
Hayat romanıma dahil olmadan ön söz'den...
Son söz'e kirli çarşaflara bulanma derdinde olmasın değil mi?
Yoksa ömre bir haz daha katmak ne ki sanal olduktan sonra.
Sana...
Bir ben sunarım sevgili,
Senden geçersin,
Ama geçme!
Biz'de kal uzun bir süre...
Cemre.Y.

16 Ekim 2019 Çarşamba

Ey Benim Yüreğim

...Ey Benim Yüreğim...
Ey benim yüreğimin köhneliği...
Ne vakit nihayete erecek bu kendine hasretliğin!
Ne zaman iki kalp atımı sımsıkı sarılacaksın kendinle.
Güya insan evladı çift yaratılmış derler ya hani!
Sen ne vakit bulacaksın diğer yarını.
Yahut...
Ne vakit son bulacak diğer yarının seni bulmasını beklemen!
Ey benim yüreğimin köhneliği...
Sen ne zaman iki kalp atımı sımsıkı sarılacaksın biriyle?
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...