25 Ekim 2019 Cuma

Nasıl Anlatabilirsin Ki

...Nasıl Anlatabilirsin Ki...
Nasıl anlatabilirsin ki,
Yüreğinin sol anahtarının kalbi kırık tınılarıyla,
Bütün imkansızlıklar,
Bütün olasılıksızlıklara yenilmiş bir sızıyken beyninde,
Ve bütün doktorlar sana...
"Hani evin yansa!
Dönüp ardına bakmayacaksın,
Canını kurtarıp ardına bakmadan uzaklaşacaksın" dediğini!
Nasıl anlatabilirsin ki,
Senin için kocaman bir cennet diye hayallendiğinin,
Kendi cennetlerinde mutlu mesut sevişirken,
Seninse yıllar sonra bile beş duvarla hasbıhal ettiğini.
Nasıl anlatabilirsin ki,
Yüreği narin bir kelebek gibi boş duvara çarpıp duran,
"İlle de, illa!" diye her yeni gününe umut bağlayan,
Geleceğe hayallenirken, geçmişine hayıflanan,
Her ikilemde cebelleşirken gününü, an'ını kaçıran,
Zamanın zembereği bozulmuş ayarlarıyla,
Sek sek oynayan o küçücük kız çocuğuna nasıl anlatabilirsin.
Hayatın bildiğini okuduğunu ve en azından senin...
Bugüne dair geleceğe gerçek bir adım daha atman gerektiğini!
Lakin hayallerini unutmamalı insan!
Hayallerine sımsıkı sarılmalı tabi!
Tabi ki o hayalin başka bir sahibi yoksa.
Nokta.
Cemre.Y.

24 Ekim 2019 Perşembe

Ruhum

...Ruhum...
Sevgili çocukluğum!
Ben hatırlayamıyorum kaç yüz yıl oldu,
Ruhumun nasıl olduğunun merak edilme hissini yaşamayalı,
Lakin eminim ki sen hatırlıyorsundur gün gibi.
İşte şimdi onunla topaç oynamaya gidiyorum ben!
Hatta bir kavanoz renkli misketim varken misket de oynarım.
Artık sek sek oynayamam belki,
Dizlerim ağrıyor zira!
Saklambaç da oynayamam hala,
Diğer çocukların birbirlerine gizli işmar etmelerini gördüm çünkü!
Nasılsa hep ben ebe kalacak, 
Nasılsa hep onlar "Sobe!" diyeceklerdi.
Ve yakan top da oynayamam misal!
Hiç can tutamam gözlerimi sımsıkı yummaktan.
Gözlerimin önünde iki göz belermiş gibi gelir zira!
Ama sevgili çocukluğum!
Ruhumun nasıl olduğu soruldu ya bugün!
Topaç oynamaya çıktı ruhum...
Rengarenk renkli misketlerle ruhumu mutlu ediyorum.
Demek ki ne vakit az kalırsan, 
O kadar ekleniyormuşsun kısmı,
Bir tık ciğerimi yaksa da, benim de olayım bu!
Gayri "Eder!" i, "Değer!" ini aşmışsa meğer...
Geçip gitmeli zaman sayacının zembereği.
Ruhumsa merak eylenen kaç yüz yıl sonra!
Lakin...
Ruhum önemli.
Evet...
İyiyim ben!
Ruhum iyi yani
Cemre.Y.

23 Ekim 2019 Çarşamba

Son Bahar

...Son Bahar...
Hiç kimse de gidip dileklerine umut bağladıkları,
Nazar boncuklu ağaç dallarını ziyaret etmiyor nedense!
Demek ki hep kabul buyuruyor yaradan,
Kuru bir dala asılan o çaput ucu bütün hayalleri.
Lakin ben ne vakit bir dilek ağacına rastlasam...
Dalların canı yanar da kırılıverir diye,
Sıkmam hiçbir dilek kurdelemin düğümünü.
Geçen gün son dileğimi görmeye gittim.
Rüzgar açıvermiş yine hafif fiyonk düğümümü...
Yine denizin derin sularına gömülmüş, dibinde görünmekte.
En mavili, en yeşilli, en kırmızılı, en beyazlı niyetlerim.
Bu sefer denize attım bütün iyi niyetlerimi.
Ne dal yorulsun, ne de o son yaprak solsun!
Ne ağaç kırılsın, ne de toprak usansın taşıyamamaktan.
Beni de sakın merak etme!
Son bahar da gelip geçiyor böylece,
Artık vakit zemheri.
Yine sensizim yani.
Cemre.Y.

21 Ekim 2019 Pazartesi

Kim Bilir

...Kim Bilir
Öyle olur uzunca bir süre...
Amaçsız yürüdüğün yollarda bile,
Karşına çıkıverir adı,
Hiç dikkat etmediğin bir sokağa isim verilmiş halde.
Oysa kim bilir kaç vakit önce...
Çoktan konmuştur adı o sokağın sen onu görmeden önce.
Öyle olur uzunca bir süre...
Evine dönerken her zamanki yoldan gitmediğinde,
Bir pencereden, bir anne seslenir adını "Eve gel!"diye.
Ne bileyim durduk yere bir kedi dolanıverir ayaklarına!
Durduk yere rüyanda görürsün misal, sensizken mutsuzmuş diye.
Öyle olur uzunca bir süre...
Herhangi bir anda karşına çıkıverir iki sevgili el ele...
Biri senin adını seslenirken,
Diğeri onun adını fısıldayarak sırnaşırlar birbirlerine!
Ne bileyim doğduğu şehirler karşına çıkıverir hiç yoktan,
Ya da ne bileyim hiç olmadık anda güzel bir anınız!
Öyle olur uzunca bir süre...
Uzunca bir süre...
Boğazının ilmeğinde koca bir yumru kalır,
Ciğerinde avaz avaz hıçkırık kalır da geçmez zaman!
Onu, onunla damat ve gelinlikle gördüğün,
O ilk anın acı anısı donar kalbinde.
Sonra sokak adlarında kaybolur adı.
Sonra anneler o isimle hiç seslenmez evlatlarına, denk gelmez zira!
Sokak kedileri bile sana göre seçer de adını öyle severler seni.
Rüyaların silinir güncel basit dertlerinle.
Lakin ne vakit bir şiir daha yazacak olsan geçmişe dair.
Öyle olur uzunca bir süre...
Boğazının ilmeği olduğunu, 
O an, yutkunamadığında sana hatırlatır.
"Olsun..."dersin sonra burukça bir tebessüm savurarak geceye...
"O bari mutlu olsun, kendi hikayesinde!"
Kim bilir belki bir gün...
Kim bilir,
Belki,
Bir gün...
Sığarım ben de iki kişilik bir hikayeye!
Cemre.Y.

20 Ekim 2019 Pazar

Bu Sefer

...Bu Sefer...
İkindi vakti çoktan geçmiş,
Gün akşama hazırlanmakta.
Sonra gece gelip çöker omuz başlarına.
Ama bu sefer...
Bu sefer yalnızlığın ağırlığını atacağım omzumdan.
Bu sefer yıldızlara dilek mendilleri asacağım.
Ve ardımda bırakacağım,
"Umudu yıldızlara astık, ay tutuldu." mısramı,
Uzunca bir şiirin gizli öznesi olarak anacağım.
Ve sen umudum bu sefer...
İstersen gel bu gece yeniden başla!
Cemre.Y.

19 Ekim 2019 Cumartesi

Yorgun

...Yorgun...
Yorgun ruhlar denizinde öylece yüzüyordu kadın.
Ne bir beklentisi vardı gelecekten,
Ne de elle tutulur gerçek bir hayali.
Sonunda kabuslarına veda etmişti geceleri lakin...
Olmayacak dualara amin demekten de,
Olan ihanetlere göğüs germekten de,
Olası ihtimallerin imkansızlıklarından da...
Herkese yetmeye çalışırken,
Hiç kimseye yetememekten de kırgındı kadın.
Artık ne ay umurundaydı, ne de güneş...
Birinin görünüp, diğerinin kaybolduğunu sandığı yılları aşmıştı çoktan.
Cemre.Y.

17 Ekim 2019 Perşembe

Sevgili

...Sevgili...
Sana kırılgan kelebek kanatlarımı sunacağım sevgilim.
Sana, hayatımın en uzun feryat figan çığlıklı suskunluklarımı.
Sana, tebessümlerimi sunacağım sevgilim.
Sana, gülüşümü,
Sana, katıla katıla kahkahamı!
Sana, durgunluğumu, misk-i amber kokumu.
Sana itirazsız anlayışımı sunacağım misal!
Buruk hatıralarımı hiç yaşanmamış sanacaksın kusuruma bakma!
Zira ömrümün kitabının ön sözünü bile kim'ime aleni sunsam,
İlk o yaramdan sapladılar zalim hançerlerini.
Varsın biri bari şiir sever görünüp,
Hayat romanıma dahil olmadan ön söz'den...
Son söz'e kirli çarşaflara bulanma derdinde olmasın değil mi?
Yoksa ömre bir haz daha katmak ne ki sanal olduktan sonra.
Sana...
Bir ben sunarım sevgili,
Senden geçersin,
Ama geçme!
Biz'de kal uzun bir süre...
Cemre.Y.

16 Ekim 2019 Çarşamba

Ey Benim Yüreğim

...Ey Benim Yüreğim...
Ey benim yüreğimin köhneliği...
Ne vakit nihayete erecek bu kendine hasretliğin!
Ne zaman iki kalp atımı sımsıkı sarılacaksın kendinle.
Güya insan evladı çift yaratılmış derler ya hani!
Sen ne vakit bulacaksın diğer yarını.
Yahut...
Ne vakit son bulacak diğer yarının seni bulmasını beklemen!
Ey benim yüreğimin köhneliği...
Sen ne zaman iki kalp atımı sımsıkı sarılacaksın biriyle?
Cemre.Y.

15 Ekim 2019 Salı

Ruhum

...Ruhum...
Ülkeler arası mutlu ruhlar ile mutlu şu an...
Şu an bedenim!
Evimde, emekli zamanlarındaki bütün hayallerim gibi,
Öncesi ülkemi tur tur gezip,
Sonrası bütün dünyayı gezer olmak iken,
Kırk dört yaşımda, hastaneler arası tur yorgunu olabilir,
Yürümekten yorgun ayaklarım serzenişte olabilir lakin!
Bedenim onca hayallerinin kırıklarını atmış bir kenara!
"Sen değil miydin ki üç beş merdivende ah edip,
Ecele merdiven kuran!" diye bana serzenişte bulunmakta.
Ruhum...
Merak eyleme!
Ben iyi ile kötü arasındaki farkın gayet de fevkindeyim.
Mademki değil mi ki!
Bütün doktorların ikili artısı bol olmaması gereken sonuç ile,
Tam olarak sonuç sonuca kaldığında cevapları kalmayıp,
Her şeyi psikolojikliğe bağladığında bir kez daha idrak ediyorum!
Elbette benim de pes etmeyi ret ede ede,
Anlık sanal yanılsamalardan yorulup,
Vazgeçmişliğim çoktur!
Lakin...
Gün...
Bugündür!
Sevilmeyi bekleyemeyecek kadar yorgun olduğuma göre!
Seni...
Tam da başının bebeklik bıngıldağından başlayıp...
Alnının...
Üçüncü gözünü saygıyla tekrar edip,
Sinene derin bir iç çekip,
Boğazının ilmeğinden geçirip,
Kalp ve göbek çakrasından sevgiyle aşırıp,
Hara ve kök çakrama iyimser birer veda ediyorum!
Lütfen!
Yeni bir ruh,
Yeni bir beden,
Ve...
Ki...
Elmayı hiç sevmem!
Yeni bir Havva olabilir miyim?
Hiç de...
Sana varlığıma dair öyle bir kanıta ihtiyacım yok oysa!
Söz...
Cennette öylece canı sıkılan bir eril insan olan Adem'le de hiç işim olmayacak!
Ben sadece...
Birilerine, bir şeylere, bir bedel ya da berdel olarak değil de!
Bütün genetik enlem ve de boylarımdan arınmış olarak,
Dünyası fark etmeksizin misal!
Nasıl bir form olurdum onu merak ediyorum lakin,
Mademki kendim olarak gelip konmaya hak değilim bu dünyaya!
Amip olacak kadar da umarsız olmayayım lütfen!
Cemre.Y.

Gülümse

…Gülümse….
Gülümseyebiliyorsak hala, hayata...
Bir türlü becerip de,
Şöyle adam gibi...
Kırk yıldır,
Hala...
Ölemediğimizdendir!
Cemre.Y.

14 Ekim 2019 Pazartesi

Yorgunum

...Yorgunum!...
Kıraç topraklara dönmüş yüreğimden,
Taze filizler açtırmaya çabalamaktan yorgunum,
Dibi görünmez karanlık dehlizlerden,
Hiç yoktan güneş ışıltıları bulmaya çalışmaktan yorgunum!
İnsan kızları ve de insan oğulları,
Varlığımın şefkatini hiçe sayarken,
Onların hep iyi,
Sağlıklı ve de mutlu olmasını dilemekten de yorgunum!
Hayata ruh bulmuş kimliklerin hepsinin birden,
Önceliklerinin en sonuncu olmaktan da haylice yorgunum!
Ama en çok...
Her sabah binbir umutla gülümsediğim aynama,
Mütemadiyen her akşam...
Ruhu sömürülmüş,
Tek bir hayale,
Tek bir hayata umudu kalmamış halime,
Her akşam...
Umutsuzca kırılmaktan da yorgunum!
Şimdi...
Derhal...
Bana koyduğunuz,
Bütün o gereksiz teşhislerinizi kıvırıp kıçınıza sokun!
Cemre.Y.

13 Ekim 2019 Pazar

Kusuruma Bakma

...Kusuruma Bakma!
Kusuruma bakma ey sevgilim,
Belki de, tam da en hayaline denk gelmiştim lakin.
Bugünü kendime rezerve ettim.
Bugün...
Durduk yere gençliğim geliverdi aklıma!
Durduk yere birilerini geçme çabam vardı nedense?
Ve ben hiçbir şeyimi yarım bırakamayandım!
Hiç bilmediğim bir dilin coğrafyalarına öykünürken,
Bütün dillerin başkaca diller ve dinler ile yarıştığını öğrendim!
Pes etmedim de lakin...
Yarışmaktan da...
Bütün hepsini geçince de vazgeçtim!
Kusuruma bakma ey sevgilim,
Sen benim en ihtiyaçsız anıma denk geldin.
Şimdi...
Sevdir de bir bakalım neresinden,
Hangi rüyama, artık tek bir hayali sevdireceksen!
Cemre.Y.

12 Ekim 2019 Cumartesi

Affet

...Affet...
Affet beni,
Beni..
Affet.
Beni yüreğinin en dibinden affet ey çocukluğum!
Dişil doğmuşluğumu,
Eril eyleyemem!
Kaderimi, kaderimizi yeniden yazamam misal!
Seni daha doğduğun an yuhalayan insanların,
Yüreklerine sevgi yerleştirmem misal,
Belki biraz sevgi, belki biraz şefkat sunamam o anlarına lakin!
Sana...
En gerçeğinden...
Sarılabilirim en çok!
Ama böyle...
Günümüz insanı gibi,
Öyle uzaktan-mış gibi yapılanlardan değil ha!
Sağ boşluğun sol boşluğuma denk gelene kadar,
Sağ boşluğum sol boşluğuma denk gelene kadar...
İki yürek atışı kadar sarılırım sana,
Kaburgalarımız...
Hasretleri yok edecek kadar çıtırdayana kadar!
Şimdi...
Beni affet lütfen!
Ve tam tamına...
Kırk beş yıl sonra..
O duvar tam da yerinden kırıldığında bana yeniden gülümse lütfen!
Çünkü ben hazinemi bulmuş olurum çoktan...
Tosbağam, mahallenin çocuklarından üttüğüm bilyalarım ve ben.
Bir keresinde...
Şimdiki yaşımdan çok yıllar önce...
"Hayaller ölmeden kızım, insan asla ölmez!" demişti anam.
O yılın ertesinde kansere yakalandığını şimdi anımsamak ne acı!
Bilseydim beni bunca sevdiğini...
Ben bari...
Sana yeni hayaller ekmez miydim be anam!
Keşke bi kere olsun bari!
Yavrunun saçlarını şöyle kokulu kokulu öpüp,
O kokunun, kaç hayal ettiğini bilebilseydin demeyeceğim sana!
Şimdilerde, her gece…
Rüyalarımda sımsıkı sarılıp dökülmeye başlayan saçlarımın her telini...
Öpüyorsun nasıl olsa!
Kanser olurum diye mi korkuyorsun be ana!
Zakkumun kökünü de yesem yahut içsem!
Kanserden öldü diyemeyecekler ardımdan!
Yoruldu, yorgundu.
Ama ille de hayalleri vardı, böyle gülümseyerek gitti,
Bu dünya yetemedi belli ki...
Kendi dünyasını seçti diyecekler ardımdan!
Olsun.
Ben, ruhumu, hiç olmaması gereken varlığımdan affettim ya...
O, bana, yeter!
Cemre.Y.

Durduk Yere

...Durduk Yere...
Bir vakit sonra eski defterleri de yakıyor insan.
İçinde kurutulmuş güllerle,
Kurutulmuş papatya yaprakları olsa bile.
Sonra durduk yere...
Yıllardır boş duran ikinci sandalyeyi yakıyor insan.
Durduk yere oturup saatlerce,
Hiç gelmeyeni beklediği o sandalyeyi kırmızıya boyayıp,
Sehpasını gök kuşağı renklerine daldırıyor,
Ve durduk yere bir hamak yapıyor kendine,
Yumuşacık minderli, rengarenk yamalı bir hamak.
Biraz daha yeni hayalimiz olsa da güzelce sallandırsak.
Cemre.Y.

11 Ekim 2019 Cuma

Cümle

...Cümle...
Melek kanatlarını soyunma sevdiceğim, insanlık kötü!
Ağızlarında kekremsi, buruk, ağulu harfleri kelime edip,
Çabucak da ön yargılı oklarıyla cümle edip,
Hiç de düşünmeden...
Onlara sevecen bakan yüreğinin dibine dibeğine!
Hiç de acımadan paragraf paragraf üzerine savuruyorlar.
Yani fark etmiyor demesinler diye de ne kimliğinden,
Ne kişiliğinden, ne dişiliğinden, ne de insanlığından feda etmelerin.
Melek kanatlarını soyunma sevdiceğim, insanlık kötü!
Bilcümle gizli coğrafik toplantılar yapılıp kararlar veriliyor dünyada.
Birilerinin mültecileri ülkeme sığmazken,
Ve de en alasından keyif çatarken,
Kendi coğrafyasında çıkan savaşlara
Vatanımın has evlatları siper ettiriliyor sınırlarda!
Melek kanatlarını soyunma sevdiceğim, insanlık kötü!
Ağızlarında kekremsi, buruk, ağulu harfleri kelime edip,
Çabucak da ön yargılı oklarıyla cümle edip,
Hiç de düşünmeden...
Onlara sevecen bakan yüreğinin dibine dibeğine!
Sana mavili umutlar bulutlayamam belki bu sefer ama...
Şurada bir yerde tam da yüreğimin içinde bir tutam,
Sımsıkı sarılmak var, şefkat var, ne dersin ey omuz başlarım tekrar sarılalım mı?
Cemre.Y.

10 Ekim 2019 Perşembe

Çürük Zincir

...Çürük Zincir...
Uzak iklimlerin, uzak coğrafyalarında da karşılaşsak!
Bir yerlerden kırılmalı bu kader zincirlerimizin çürük halkası.
Bütün dünya bizi kendi kötücül hayallerine alet etmeye meyl etse de.
Nefes aldığımız havada oksijensiz kalmadan kenetlenmeliyiz hayata!
Belki yüreklerimiz ezilir, bileklerimiz kanar,
Yargılarımızı bir kenara atıp birbirimize kenetlenmekten lakin...
Sonunda...
Diyelim ki kırklı yaşlarında yorgun bir kadın ve bir bireysiniz!
Hiç tanımadığınız üç yaşlarında bir kız çocuğu,
Siz evinizin güvenine doğru adım atarken,
O kapı aralığında karşılaştığınızda
"Güzel kadın!" diyecek arkanızdan!
Pabuçlarını bağlarken ve sen merdivenleri hızla aşarken,
"Nasıl bir güzel kadın mesela!" diyecek ayakkabılarını giydirmeye çalışan abisi!
"Ya ne bileyim,
Hiç bizim annelerimiz gibi değil, güzel işte!" diyecek ve seslenecek ardınızdan!
"Güzel kadın!" 
Sesi yankılanacak merdivenlerinizde.
"Asıl güzel olan sensin yavrucuk, büyüyünce göreceksin!" desen de...
"Güzel kadın işte abi, kadın güzel!" derken anladım.
O, benim ruhumun içini görmüştü!
Bir zamanlar ön yargılarla uzak kalınması salık verilen bir kürt soyuydu!
Bunca vakittir de...
Kızım hariç...
Ruhumun dibini de en sadesinden gören tek oydu!
Asıl "Güzel kadın!" oydu!
Zira...
İçinden...
"Uzak iklimlerin, uzak coğrafyalarında da karşılaşsak!
Bir yerlerden kırılmalı bu kader zincirlerimizin çürük halkası.
Bütün dünya bizi kendi kötücül hayallerine alet etmeye meyl etse de.
Nefes aldığımız havada,
Oksijensiz kalmadan kenetlenmeliyiz hayata!" diyen de oydu!
Büyüdüğünde...
Kaderine razı aşiret gelini yahut, aile meclisi kararı olmaksızın,
Aşık olup evlendiğinde...
Güzel kadınları sevebilecek güzel oğullar doğuracaktı hem de coğrafyasız!
Çünkü anneler cinsiyetsiz severdi evlatlarını!
Öyle olmalıydı!
Türk'ü, Kürt'ü fark etmeden!
Bugün bir zincirini daha kırdım anne'm...
Affettin mi beni oğul doğamadım diye?
Değil mi ki kimse evladı gereksiz savaşlarda boğulsun istemez!
Uzak iklimlerin, uzak coğrafyalarında da karşılaşsak!
Bir yerlerden kırılmalı bu kader zincirlerimizin çürük halkası.
Bütün dünya bizi kendi kötücül hayallerine alet etmeye meyl etse de.
Nefes aldığımız havada oksijensiz kalmadan kenetlenmeliyiz hayata!
Misal...
Bugünden sonra doğacak bütün evlatlara, cinsiyetsiz...
Hayata nefes aldığı her gün...
Anneler hiç usanmadan, son nefesine kadar...
Ve seni her anımda hala aynı heyecanla seviyorum evlat!
"İyi ki doğurmuşum seni!" diyecek.
Çünkü ben o eski, ön yargılı çürük zincirlerin hepsini kırdım!
Cemre.Y.

9 Ekim 2019 Çarşamba

Hayal

...Hayal...
Günün yorgunluğu dizlerime sızı olarak inmişken,
Ayaklarımı kırılmaya yüz tutmuş sehpama uzatıp,
Kucağımda lap topum, elimde kahveyle,
Evimin mavi duvarlarına gözlerim dalıp,
Yanımda bir yüreğin daha attığını hayal ettiğim gibi...
Kim bilir belki de sen de... 
Evrenin bir köşesinde uzatmışsın ayaklarını,
Kucağında bir kitap, elinde kahveyle...
Önündeki maviliğe dalıp,
Yanında bir kalbin daha atmasını diliyorsundur.
Ey şiirim, hayalini, hayalimle kavuşturalım mı ne dersin?
Cemre.Y.

8 Ekim 2019 Salı

Artık Bu Hayat Benim Kime Ne

...Artık Bu Hayat Benim Kime Ne...
Ömrümün dehlizlerinde gezinirken,
Yirmi altı yaşıma rastladım.
Tam da bu aylarda,
Elime tutuşturulan karar kağıdına bakıyordum uzun uzun.
Medeni hali "Bekar" yazıyordu artık kimliğimde!
Oysa kucağımda iki yaşındaki kızımla son kez uğramıştım,
Nice hayallerle evimizi ev yapıp, nice hayal kırıklıklarıyla da,
Duvarlarına,
Gücenikliğimi bıraktığım o evin balkonuna son kez bakmak için!
Tam tamına on yılı geçmişti ömrümün,
"Aman ha demesinler!"diye diye hayatımı,
Hayalimi, halimi eksik yaşamışlığımdan.
Herkesin evlenme çağında sadece dört yıl evli kalmış,
Ölesiye seviyoruz sandığımız,
Yalan yumağı yavrumla elimizde kalmıştı.
O yaşımdan kaç yaş daha sonra,
Kırk beşine merdiven dayamış,
Her beğendiği şeyin,
Birkaç rengini alıp hiç de giyilmeyen elbiselerini giymiş,
Bitimine az kalmış parfümlerini şükürle kullanmış,
Tam da yol yürünmelik ayakkabılarıyla yollar yürümüştüm.
Şükranla anıyorum hala lakin...
Yaşımın yaşamamışlığını daha yaşlı gösteriyordu bütün olanlar.
Ve hepsi de,
"Aman kimse hakkımda kötü bir şey demesin!" diyeydi.
Ki zaten kolay da değildi,
Aldığım üç kuruş maaşla bir evladı gönlünce büyütmek!
Otuz altı yaşıma geldiğimde bir gün annemin arkadaşının,
Bir mevlüt sonrası gıybet anlarında benim için,
Kendi yaşına göre lüks sayılan şeylere,
"E peki bu kız bunca güzel giyinip, bunca güzel makyaj yapıyor,
Nereden buluyor üç kuruş maaşla Hatice hanım!"demiş!
Rahmetli anam gözlerini yere düşürüp,
"Ben alıyorum!"deyip yalan söyleyememiş,
Ar edip "Eski kocasının teyzesi yolluyor ona!"da diyememiş.
Yıllar var hala,
"Keşke o an orada olsaydım da,
Ağzının payını bi verseydim."derim.
Yüreğimin çiziği o söylenenleri duyar da susar mı hiç!
"Feriha teyzem veriyor Birsen teyze!
Oğlunuz Enver abi,
Hangi emekli maaşınızla aldı o güzelim otomobili!"demiş!
Şimdilerde bangır bangır,
"Kandırıdık!"denilen şahsın müridleriydi onlar da.
Akşam olup yosun gözlüm olanları anlattığındaysa,
Bütün kıyafetlerimi, bütün makyaj malzemelerimi,
Yaşımı, yaşımdan yaşlı gösteren,
Bütün aidiyetliğimi yakmıştım kömür sobasında!
Öyle ya daha birkaç saat önce işimden evime giderken,
Kömürcüden aldığım,
Yirmi beş kiloluk kömür çuvalını evime taşırken,
Son model bir arabada yine aynı zengin amca önümü kesip,
Yine "Bütün bunları çekmek zorunda değilsin,
Bir imam nikahına, senden sadece bir çocuk isterim,
Kızın özel okullarda okur,
Sen de evin, arabanla keyif çatarsın!"dememiş miydi!
Ne gereği vardı,
"Aman ha demesinler!" diye,
Sırtındaki kömür çuvalını bırakıp,
Yandaki boş arsadan,
Kocaman bir kaya alıp,
Adamın arabasının ön camını patlatmanın.
O günden sonra bıraktım,
"Aman ha demesinler!"demeyi.
Hiçbir zaman marka ya da etiket derdinde olmadım,
Ki marka dahi olsa kaşındırıyor beni kesiyorum ben onları.
Canım ne giymek istiyorsa yaşımı umursamadan onu giydim.
Canım süslenmek istiyorsa süslendim,
Salaş olmak istiyorsa oldum.
O günden sonra,
Başkalarının ne düşündüğü çok da umurumda olmadı.
Saçlarım uzunken kısalabilir aniden, sarıyken siyah olabilir,
Hiçbir zaman,
İstediğim gibi olmadı diye tartışmam kuaförümle misal!
Belki kesimi istediğim gibi olmayabilir lakin yeter ki,
Eskisi gibi,
Ona giderken ki gibi giydiğim,
Kıyafetlerime uygun yapmaya çalışmasın.
Ben tam yirmi altı yaşımdan otuz altı yaşıma kadar,
Kırk beş yaş üstü teyze gibi dolandım.
Yüreğimin dehlizlerinde az daha dolansam...
Bu hayat hikayesinin gerçekliği bitmez lakin.
Beni şimdi'm ilgilendiriyor!
Yoksa geçmiş fotoğraflarıma bakınca,
Şimdi olsa onlarımı da beğenmem.
Ama eminim o zamanın sabahında aynaya baktığımda,
Kesin gururla gülümsüyordu gözlerim.
Ben en sevdiğimin bile bir şeyini çok beğenmezsem,
Onu kıyasıya eleştirmem misal sırf bu yüzden!
Ne diye,
Onun her sabah bakıp gülümsediği aynaya küsmesine vesile olayım.
Lakin o gün gözüm gönlüm şenlenmişse varlığından,
Bunu da özellikle belirtirim ki ertesi sabah...
Bütün ruhuna birden gülümsesin!
Siz, siz olun...
"Aman ha demesinler!"demeyin.
Zira herkes...
Tam olarak...
Neyi...
"Demesinler!" diye,
Çaba sarf ettiyseniz onu yerin dibine sokarlar!
Siz...
Bu gece yatarken bir aynaya bakın bence,
Ve yarın sabah...
Gözlerinin en irisine!
"Aman ha demesinler!" de misiniz?
Yoksa kendi gözlerinize göz kırpıp,
"Artık bu hayat benim ve kime ne!" de mi.
Kendime en derin sevgilerimle.
"Artık bu hayat benim, kime ne!"
Cemre.Y.

7 Ekim 2019 Pazartesi

Eminim

...Eminim...
Her yazdığımı,
Yazdığım kadar ve yazdığım anda yaşasaydım…
Sanırım bu dünya hiç yaşanmaz bir yer olurdu.
Servise binmişsin misal,
Ya da otobüs durağında...
Biri diğerine bir şey anlatırken empati kurma yeteneğin var diyelim,
O konu bile şiir olur.
Yeter ki kelimeleri cümle ile ilgilendir!
Yoksa...
Her sabah, istisnasız gülümserim gözlerimin lenssiz ve makyajsız haline.
Ve gerçekten severim kendimi ve yeni günü.
Yorgun akşamlarıysa, birlikte aynaya bakıp,
Birlikte birbirimizi severek bakacak biri olduğunda da.
Daha çok seveceğim bundan eminim!
Lakin...
Ucu yanık mektuplar bunlar,
Ne vakit ve kim tarafından okunacağı belli değil!
Cemre.Y.

6 Ekim 2019 Pazar

Gri

...Gri...
Burası çıkmaz sokak sevdiğim, günlerden, gri.
Kim bilir ne vakit açar,
İlkbaharın çimen yeşili yaprakları.
Ve kim bilir ne zaman serpilir meyve çiçekleri.
Burası çıkmaz sokak a ciğerim,
Gün... gri...
Kim bilir ne vakit yaz gelir de,
Egenin mavisinde yüzer kağıttan gemilerimiz.
Ve kim bilir ne zaman bir gün batımında,
Rakı kadehine eşlik edip şarkılar söyler birkaç balık?
Cemre.Y.

5 Ekim 2019 Cumartesi

Yağmur

...Yağmur...
Dün hayal ağacımın dallarına renkli kurdelerle astığım dileklerimi,
Bu sabah usulca topladım yerlerinden.
Tam dileklerim kabul olacakken bir fırtına kopmuş,
Yıldırım düşmüş bir yerlere...
Ve yağmur...
Bütün renklerini soldurmuş hayallerimin.
Yine de gülümsedim hayata inadına!
Gittim uzun uzun yürüdüm.
Geri dönerken uzun zamandır gitmediğim manava, kasaba uğradım.
Ha bir de iki tüp saç boyası aldım.
Önce yemeğimi koydum ocağıma,
Sonra saçlarımı boyadım.
Kokular karıştı birbirine,
Yağmuru seyrederken yemek yemeyi yine unuttum.
Sonra banyoya gidip kendime kocaman bir iyilik yaptım.
Kuaförümün kesimini bir türlü tutturamadığı saçlarımı...
Tam da istediğim gibi kestim tutam tutam!
Yeni renkli kurdeleler yaptım kendime hem de nazar boncuklu!
Bu sefer rüya ağacımın dallarına asacağım dileklerimi.
Cemre.Y.

4 Ekim 2019 Cuma

Hayal



...Hayal..
Bu bizim hayalimiz sevdiceğim...
Hayal havuzumuzun her damlası bizim.
İster nilüferleri yüzdürürüz üzerinde,
İster hanımeli çiçeklerini...
İster leylakları salındırırız hafif dalgasında,
İster iğde çiçeklerini.
Bu bizim hayalimiz sevdiceğim...
Hayal havuzumuzun bütün cenneti biziz!
Cemre.Y.

3 Ekim 2019 Perşembe

Bir Düşün Bence

...Bir Düşün Bence...
Daha kaç beyaz buluta, 
Kaç tane daha...
En mavili umutlarımı asmalıyım ey tanrım!
Bu kaçıncı küsüp barışmamız seninle.
Ki seni seviyorum bunu hep biliyorsun da...
Neden onca hayatımın içine,
Yağmur yağmur, tuz ruhu ekiyorsun?
Nicedir ağlamayı dahi unuttum zira içime akıyor bütün yağmurlar!
Yüreğimin dibi de nem kokmadan,
İçimin içi de küflenmeden bir kere olsun bir duysan sesimi.
Neyse...
Yine meşgul etmeyeyim seni.
Nasıl olsa yüzleşeceğiz seninle ahrette!
Hep sen hesap soracak değilsin ya!
"Ben seni bunca arar, bunca severken, nerelerdeydin?" diyeceğim sana.
Öyle görev gibi sunulup mecbur bırakılan zaman ve şekillerle de değil ha!
Bildiğin, yürek atışı gibi severken,
Bildiğin, durduk yere tebessüm ederek seni anarken, 
Bildiğin, yürekçe yani.
"Ben ölene kadar sen nerelerdeydin?" diyeceğim sana!
Bir düşün bence!
Cemre.Y.

2 Ekim 2019 Çarşamba

Tren

...Tren...
Ay ilk dördündeyken yeni bir dilek tuttum yıldızlardan,
Güne uyandığımda bırakmak ya da vazgeçmekten yıprandığım ne varsa,
Son kez bakıyordum son derece konforlu sarı lokomotifli,
Hayat trenimin ardından ve şükrettim,
Elbette makinist değildim lakin hiç değilse artık,
Yanlış sapağı görünce "Makas geç!" diyecek kadar da yakındım ona!
Cemre.Y.

1 Ekim 2019 Salı

Karışma

...Karışma...
Kenarları el örgüsü dantel sırmalı,
Güllerden kaneviçeler işlemeli,
En ala Amerikan bezi yatak odamın dantelleri,
Ütü sarısı bile olmamıştı daha!
Kaneviçe işlemeleri çamaşır makinesi hasarı olmamıştı daha!
O...
Tam yirmi yıl önce kucağımda küçücük bir bebeyle,
Damat yastığımızı terk edip,
Çiftli küstüm yastıklarına geçtiğinde.
Geçen gün biri benim için,
Sanki bunca yıldır merakındaymışım gibi!
"Bununla kimse evlenmez!" dediğinde,
Ziyaret ettim yirmi yıl önce,
Sarı sandığıma terk ettiğim çeyizimi!
Onca göz nuru döktüğüm salon takımıma şeytanlar işemiş.
Onca hayal ektiğim fiskos masası örtüme küf değmiş.
Değişen mutfak dolaplarına göre,
"En çok örtü rengi değişir!" diye de,
Zamane model işlediğim dantellerin modası çoktan geçmiş.
Haklıydı benim için öyle diyen...
Eskiden, yeni olmazdı nice çabalasam da...
Ve yeniden...
Artık bana bile kalmayan
Gözümün nurunu dökemezdim hiç kimselere!
Varsın, gelen, gelecekse bir tastamam gelsin,
Kalan da öyle sandık yadigarı kalsındı,
Tam olması gerektiği yerde.
Daha tülbentleriyle buluşamamış oyalarım vardı benim!
Şimdilerde beğendiğim bütün desenlerde yazma ile buluşturup,
Sehpa örtüsü eylediğim!
Kime ne ki, varsa cebimizde üç beş kuruş,
Tam yerine denk geldiyse manzara koyma an'ımız...
Rakı da içeriz, balık da yeriz,
Acılı şalgama da iki çiçek yer ayırırız illa!
Mademki, iki çıtır, bir kıtır dertleşiyoruz şurada he ana...
Sakıncalı biliyorum lakin sigarama da sakın karışma ha!
Ters tepiyor bulduğum bütün izmaritleri,
Toplayasım geliyor alamazsam diye!
Ha bu arada...
Dün üç tüp kanım çekilirken cesurdum ama!
Hastaneden çıkarken,
Seni oradan son çıkardığımız an geldi aklıma ya!
Acil'in kapısıyla, başka bir hastanenin acilinde,
Gözlerinin yosunu solmak üzere olan kızımla,
İkiniz arasında kaldım da,
Hani...
Elsiz, ayaksız, kolsuz,
Bacaksız uçarcasına gittim ya hani anam!
Beni, yavrumu, o günü, affettin mi ki annem.
Bugün olsa yine ona koşardım diye!
Ben, yine sarıldım dün, hatırlayabildiğim en küçüklük,
En mutlu, en korkusuz, en umarsız o an'ıma!
Hani  senin iki ağaç dalına kurduğun,
Pembe basmalı salıncakta sallanan o kız çocuğuna!
Böyle sarılıp kucaklaştık ki bir görsen ne güzeldi o an.
Benim içim titredikçe kimsesizlikten o daha da sarıldı.
Meğer küçükken,
Ne kadar da sevimliymişim, şaşı gözlerime rağmen!
Ha bu arada sayın seyirciler...
Beni, onu, bizi bir önden sondan yargılamayı kesseniz diyorum!
Zira...
Ben tam kırk beş yaşımda öğrendim kendime bari nazlanmayı!
Bırakın da azıcık çocukluğumla hasret gidereyim korkusuzca!
Cemre.Y.

30 Eylül 2019 Pazartesi

Hislerim

...Hislerim...
Şükür ile boşluk arasında bir yerdeyim sevgilim.
Ne zamandır bu haldeyim farkında bile değilim.
Hüzünlü ya da kederli de değilim,
Yahut kalbimin,
Titreşimlerini hissedecek kadar mutlu da değilim.
Sanki...
Zamanda uyutmuşum kendimi öyle rahvan hislerim.
Günü gelecek anda uyanacağım eminim!
Eskiliğinin üzerinden,
Ne kadar zaman geçtiğini unuttuğum kadar,
Eskiden...
"Hislerimi kaybettim, hükümsüzdür!" dediğim zaman da yine böyleydim.
Dudaklarımın kenarında,
Yeni bir umut kırıntısı tebessüm etti, 
Gelecek de gelecek!
Cemre.Y.

29 Eylül 2019 Pazar

Çünkü Hiçbir Şey, Zaten, Hiç Normal Değil

…Çünkü Hiçbir Şey, Zaten, Hiç Normal Değil…
Durduk yere…
Seni…
Hiç de sıfatıma uymayan bir şekilde,
Seviverdiğim geldi aklıma!
Yüreğime
"Hoş Geldin" yazmak isterdim bütün eski anılarıma lakin...
Sen, kalbime, bir dokunup gittin,
Yüreğim de haylice heveslenmişti oysa bu duruma!
Neyse...
"Neyse'li yeni sus kaftanım nasıl?
Affede affede seviyorum hepinizi"
Bence, bazen...
Ki normal hayatımda hiç sevmesem de…
Küfür ibadet gibidir!
Çünkü, hiçbir şey, zaten, hiç normal değil!
Cemre.Y.

Yüreğimin Dehlizleri

...Yüreğimin Dehlizleri...
Yüreğimin dehlizlerinde gezindim tüm gün.
Kalbimin odalarında bahar temizliği yaptım teker teker!
Nicedir,
Kapısına uğramadığım bir odanın kapısını açamadım misal,
Pas tutmuş kilidi anahtarı üzerinde kalmış öylece.
Diğer odalara doğru dönecekken vazgeçtim!
Bir omuz attım,
Kırıldı kalbimin tozlu odasının kapısının paslı kilidi.
Varsın olsun kırılan kapı olsundu.
Tek tek toparladım eskimiş kanepelerin örtüsünü.
Astımlı burnumu umursamadan soludum bütün tozunu.
Artık işe yaramayan ne varsa topladım bir bohçaya,
Sokağımdaki çöp konteynırının köşesine astım.
Şimdi, kapı hariç her şey pırıl pırıldı.
Sonra bir düşünce arası vermek için dışarı çıktım.
Mültecilerin her pazar,
Püfür püfür et mangal yaptığı parkta yürüdüm.
Kızmadım bu sefer hiçbirine!
Duman ve yanmış et kokularını biraz geçince...
Gülümsedim kendi kendime,
Ayağımdaki terlikleri çıkartıp,
Çıplak ayaklarımla,
Adımladım çimenleri içimden akımlar geçti toprağa.
Sonra,
Yine geldim daha yeni temizlediğim kalbimin odasının kırık kapısına.
Paslı kilidi çıkarttım yerinden, kapıyı maviye boyadım.
Kilidin yerine de çiçekli bir yazma doladım,
Ki zaten artık kilide gerek yoktu.
Neyse ki bu sayede karşı odanın buzları da erimeye başladı zaten.
Kendi kendine yeniliyor işte kendini, kendime en derin sevgilerimle.
Cemre.Y.

28 Eylül 2019 Cumartesi

Ben Satılık Değilim

...Ben Satılık Değilim....
Ben alacağımı almış, bozuk paralarımın ederini saydırmış,
Daha yeni temizlik yapmış yorgun hallerimi de yanına almış,
Öylece umarsız arkamı dönüp evime yollanırken...
Dükkan sahibi, ben o dükkana girince,
Yanında yaveri gibi gösterdiği insana,
"E sen, müşterilere böyle yaparsan, gelmezler tabi" der iken...
Diğer insan...
"Kabullenemiyorum ağbi!
Bak, ben, bazı şeyleri, yıllardır, kabullenemiyorum anla bunu!
Hem de öyle sandığın gibi,
Herkese karşı böyle değil bu hal, lakin..." diyordu ardımdan!
Diğeri, dükkan sahibi olan...
"Bak, sen benim sadece alt kat kiracım iken,
Ben yıllardır, burada çalışanım gibi gösterdim seni, artık yeter!
Sen böyle histeri krizine her girdiğinde,
He bir de zamlar daha açıklanmadan,
Biz ona zammı bindirmeye çalışınca küsüyor da,
Aylarca uğramıyor o da bu dükkana,
Anlamıyor muyum sanıyorsun,
Yolda karşılaşsak,
Selamımızı alması da ayrıca insanlığından!" derken...
Nihayet...
Yine sağ salim...
Evime giren binanın kapısında anahtarımı çevirmekteydim.
Ha!
Bu arada, bu aralar...
Nedense,
Evlenme merakında olduğuma hükmedenler olmuş durduk yere!
İnsan'ın bütün bir binası,
Bankada parası ve onunla olur ki evlenirsem,
Sıra sıra kocaman Atatürk lirası ve de Trabzon burması hazırdı ha!
Reklamını yapmıştı yıllar önce bakkal abi...
Elinde olsa kendisi evlenirdi, lakin...
Yürek işte bu, hayatın o matematik evrimselliği değil ya hani?..
Konmadıysa, kurulamıyor demek ki!
Zaten gitmeden saydırmışım bütün bozuk paralarımı...
Hepsi de bir "Tamam!" dı.
"Mevzu paraysa gözüme sokmaya çalışılan...
Bende bozuğu çok aga!
Para, aynı para değil mi, elbette sayacaksınız...
Zira, ben, satılık değilim!
Bir şekilde ödenmez yani,
E say hadi!" deyince de böyle kopacaksa o kıyamet...
"Kimsenin kıyameti beni ırgalamaz,
Bana hayırlı cumartesiler madem!"
Dönüp, özür dilemeliyim,
Belki olası bir sevdaya yelken açmalıyım lakin...
Benim hayalimin fıtratına ters,
Mal, mülk, para, pul, bilmem ne varlıklar!
Olsun tabi, olsun da lakin…
Ruhu, ruhuma hiç yaklaşamadı be ağbi!
Söyleyin...
Alsın artık ahını üzerimden,
Olmadı, olmayacak, olmaz bizden.
Cemre.Y.

27 Eylül 2019 Cuma

Deprem

...Deprem...
Korkmuyordu tabi,
Hem neden, niçin korksundu ki,
Altı üstü bir depremdi yine o gün gibi!
Altı üstü, yer kabuğu, yine,
"Deprem!" diye diretmiş,
Yarmıştı içinin ağusunu en dibinden.
Derdest etmişti "Hiç değilse o beni korur,
Hiç değilse o tutar kolumdan, bir sarılır sımsıkı...
Ömrümde ilk defa,
Hadi birinci derecede kan bağı olanı geçtim de,
Ömrümde ilk defa,
Yürek bağı, ruh ağı olan birisi bari, birisi!
Ne bileyim kaçmak yerine,
Sarılırdı belki sımsıkı." dediklerinin hepsini!
Ne bileyim,
"Korkma,
Bundan sonra yanında ben varım!" derdi belki.
Ne bileyim,
Biri olsun bari,
Sözünün ardında dimdik dururdu belki,
Yüreğinin titreyişi dinerdi!
Yoksa deprem dediğin ne ki,
Zaten her gün artçı sarsıntılarla yarılıyordu ciğeri!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...