Ömrümün dehlizlerinde gezinirken,
Yirmi altı yaşıma rastladım.
Tam da bu aylarda,
Tam da bu aylarda,
Elime tutuşturulan karar kağıdına bakıyordum uzun uzun.
Medeni hali "Bekar" yazıyordu artık kimliğimde!
Oysa kucağımda iki yaşındaki kızımla son kez uğramıştım,
Nice hayallerle evimizi ev yapıp, nice hayal kırıklıklarıyla da,
Duvarlarına,
Medeni hali "Bekar" yazıyordu artık kimliğimde!
Oysa kucağımda iki yaşındaki kızımla son kez uğramıştım,
Nice hayallerle evimizi ev yapıp, nice hayal kırıklıklarıyla da,
Duvarlarına,
Gücenikliğimi bıraktığım o evin balkonuna son kez bakmak için!
Tam tamına on yılı geçmişti ömrümün,
"Aman ha demesinler!"diye diye hayatımı,
Tam tamına on yılı geçmişti ömrümün,
"Aman ha demesinler!"diye diye hayatımı,
Hayalimi, halimi eksik yaşamışlığımdan.
Herkesin evlenme çağında sadece dört yıl evli kalmış,
Ölesiye seviyoruz sandığımız,
Herkesin evlenme çağında sadece dört yıl evli kalmış,
Ölesiye seviyoruz sandığımız,
Yalan yumağı yavrumla elimizde kalmıştı.
O yaşımdan kaç yaş daha sonra,
O yaşımdan kaç yaş daha sonra,
Kırk beşine merdiven dayamış,
Her beğendiği şeyin,
Her beğendiği şeyin,
Birkaç rengini alıp hiç de giyilmeyen elbiselerini giymiş,
Bitimine az kalmış parfümlerini şükürle kullanmış,
Tam da yol yürünmelik ayakkabılarıyla yollar yürümüştüm.
Şükranla anıyorum hala lakin...
Yaşımın yaşamamışlığını daha yaşlı gösteriyordu bütün olanlar.
Ve hepsi de,
Bitimine az kalmış parfümlerini şükürle kullanmış,
Tam da yol yürünmelik ayakkabılarıyla yollar yürümüştüm.
Şükranla anıyorum hala lakin...
Yaşımın yaşamamışlığını daha yaşlı gösteriyordu bütün olanlar.
Ve hepsi de,
"Aman kimse hakkımda kötü bir şey demesin!" diyeydi.
Ki zaten kolay da değildi,
Ki zaten kolay da değildi,
Aldığım üç kuruş maaşla bir evladı gönlünce büyütmek!
Otuz altı yaşıma geldiğimde bir gün annemin arkadaşının,
Bir mevlüt sonrası gıybet anlarında benim için,
Otuz altı yaşıma geldiğimde bir gün annemin arkadaşının,
Bir mevlüt sonrası gıybet anlarında benim için,
Kendi yaşına göre lüks sayılan şeylere,
"E peki bu kız bunca güzel giyinip, bunca güzel makyaj yapıyor,
Nereden buluyor üç kuruş maaşla Hatice hanım!"demiş!
Rahmetli anam gözlerini yere düşürüp,
"Ben alıyorum!"deyip yalan söyleyememiş,
Ar edip "Eski kocasının teyzesi yolluyor ona!"da diyememiş.
Yıllar var hala,
"E peki bu kız bunca güzel giyinip, bunca güzel makyaj yapıyor,
Nereden buluyor üç kuruş maaşla Hatice hanım!"demiş!
Rahmetli anam gözlerini yere düşürüp,
"Ben alıyorum!"deyip yalan söyleyememiş,
Ar edip "Eski kocasının teyzesi yolluyor ona!"da diyememiş.
Yıllar var hala,
"Keşke o an orada olsaydım da,
Ağzının payını bi verseydim."derim.
Yüreğimin çiziği o söylenenleri duyar da susar mı hiç!
"Feriha teyzem veriyor Birsen teyze!
Oğlunuz Enver abi,
Yüreğimin çiziği o söylenenleri duyar da susar mı hiç!
"Feriha teyzem veriyor Birsen teyze!
Oğlunuz Enver abi,
Hangi emekli maaşınızla aldı o güzelim otomobili!"demiş!
Şimdilerde bangır bangır,
Şimdilerde bangır bangır,
"Kandırıdık!"denilen şahsın müridleriydi onlar da.
Akşam olup yosun gözlüm olanları anlattığındaysa,
Bütün kıyafetlerimi, bütün makyaj malzemelerimi,
Yaşımı, yaşımdan yaşlı gösteren,
Akşam olup yosun gözlüm olanları anlattığındaysa,
Bütün kıyafetlerimi, bütün makyaj malzemelerimi,
Yaşımı, yaşımdan yaşlı gösteren,
Bütün aidiyetliğimi yakmıştım kömür sobasında!
Öyle ya daha birkaç saat önce işimden evime giderken,
Kömürcüden aldığım,
Öyle ya daha birkaç saat önce işimden evime giderken,
Kömürcüden aldığım,
Yirmi beş kiloluk kömür çuvalını evime taşırken,
Son model bir arabada yine aynı zengin amca önümü kesip,
Yine "Bütün bunları çekmek zorunda değilsin,
Bir imam nikahına, senden sadece bir çocuk isterim,
Kızın özel okullarda okur,
Son model bir arabada yine aynı zengin amca önümü kesip,
Yine "Bütün bunları çekmek zorunda değilsin,
Bir imam nikahına, senden sadece bir çocuk isterim,
Kızın özel okullarda okur,
Sen de evin, arabanla keyif çatarsın!"dememiş miydi!
Ne gereği vardı,
Ne gereği vardı,
"Aman ha demesinler!" diye,
Sırtındaki kömür çuvalını bırakıp,
Yandaki boş arsadan,
Yandaki boş arsadan,
Kocaman bir kaya alıp,
Adamın arabasının ön camını patlatmanın.
O günden sonra bıraktım,
O günden sonra bıraktım,
"Aman ha demesinler!"demeyi.
Hiçbir zaman marka ya da etiket derdinde olmadım,
Ki marka dahi olsa kaşındırıyor beni kesiyorum ben onları.
Canım ne giymek istiyorsa yaşımı umursamadan onu giydim.
Canım süslenmek istiyorsa süslendim,
Hiçbir zaman marka ya da etiket derdinde olmadım,
Ki marka dahi olsa kaşındırıyor beni kesiyorum ben onları.
Canım ne giymek istiyorsa yaşımı umursamadan onu giydim.
Canım süslenmek istiyorsa süslendim,
Salaş olmak istiyorsa oldum.
O günden sonra,
O günden sonra,
Başkalarının ne düşündüğü çok da umurumda olmadı.
Saçlarım uzunken kısalabilir aniden, sarıyken siyah olabilir,
Hiçbir zaman,
Saçlarım uzunken kısalabilir aniden, sarıyken siyah olabilir,
Hiçbir zaman,
İstediğim gibi olmadı diye tartışmam kuaförümle misal!
Belki kesimi istediğim gibi olmayabilir lakin yeter ki,
Eskisi gibi,
Belki kesimi istediğim gibi olmayabilir lakin yeter ki,
Eskisi gibi,
Ona giderken ki gibi giydiğim,
Kıyafetlerime uygun yapmaya çalışmasın.
Ben tam yirmi altı yaşımdan otuz altı yaşıma kadar,
Kırk beş yaş üstü teyze gibi dolandım.
Yüreğimin dehlizlerinde az daha dolansam...
Bu hayat hikayesinin gerçekliği bitmez lakin.
Beni şimdi'm ilgilendiriyor!
Yoksa geçmiş fotoğraflarıma bakınca,
Ben tam yirmi altı yaşımdan otuz altı yaşıma kadar,
Kırk beş yaş üstü teyze gibi dolandım.
Yüreğimin dehlizlerinde az daha dolansam...
Bu hayat hikayesinin gerçekliği bitmez lakin.
Beni şimdi'm ilgilendiriyor!
Yoksa geçmiş fotoğraflarıma bakınca,
Şimdi olsa onlarımı da beğenmem.
Ama eminim o zamanın sabahında aynaya baktığımda,
Kesin gururla gülümsüyordu gözlerim.
Ben en sevdiğimin bile bir şeyini çok beğenmezsem,
Onu kıyasıya eleştirmem misal sırf bu yüzden!
Ne diye,
Ama eminim o zamanın sabahında aynaya baktığımda,
Kesin gururla gülümsüyordu gözlerim.
Ben en sevdiğimin bile bir şeyini çok beğenmezsem,
Onu kıyasıya eleştirmem misal sırf bu yüzden!
Ne diye,
Onun her sabah bakıp gülümsediği aynaya küsmesine vesile olayım.
Lakin o gün gözüm gönlüm şenlenmişse varlığından,
Bunu da özellikle belirtirim ki ertesi sabah...
Bütün ruhuna birden gülümsesin!
Siz, siz olun...
"Aman ha demesinler!"demeyin.
Zira herkes...
Tam olarak...
Neyi...
"Demesinler!" diye,
Lakin o gün gözüm gönlüm şenlenmişse varlığından,
Bunu da özellikle belirtirim ki ertesi sabah...
Bütün ruhuna birden gülümsesin!
Siz, siz olun...
"Aman ha demesinler!"demeyin.
Zira herkes...
Tam olarak...
Neyi...
"Demesinler!" diye,
Çaba sarf ettiyseniz onu yerin dibine sokarlar!
Siz...
Bu gece yatarken bir aynaya bakın bence,
Ve yarın sabah...
Gözlerinin en irisine!
"Aman ha demesinler!" de misiniz?
Yoksa kendi gözlerinize göz kırpıp,
"Artık bu hayat benim ve kime ne!" de mi.
Kendime en derin sevgilerimle.
"Artık bu hayat benim, kime ne!"
Cemre.Y.
Bu gece yatarken bir aynaya bakın bence,
Ve yarın sabah...
Gözlerinin en irisine!
"Aman ha demesinler!" de misiniz?
Yoksa kendi gözlerinize göz kırpıp,
"Artık bu hayat benim ve kime ne!" de mi.
Kendime en derin sevgilerimle.
"Artık bu hayat benim, kime ne!"
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder