27 Ağustos 2017 Pazar

Armağan!

(…….)
Armağan!
Ben senin adının
Şirinliğini bile kısaltmadım be adam!
Yedi alem de...
Yedi cihanım ol diye,
Yedi harfini,
Yedi nefeste,
Öylece Armağan geldiğin gibi,
Yüreğimden tam doldurdum
Adını sesime hep!
Şimdi kolay mı öyle
Bütün cennetlerinden öylece silinmek!
Cemre.Y.

Sperm

…Sperm…
Artık kim üzse beni...
Suçlamıyorum kendimi.
Zaten bu dünyaya da,
Ben gelmek istemedimdi.
Kuyruklu bir yılan (sperm) olup,
Bu dünyaya salınmam,
Senin sebebindi.
Şimdi tam da zamanıyken...
"Keşke adını bile bilmeseydim de
Piç olsaydım." diyecek kadar
"Affediyorum seni.
Afsın baba!
Artık sen yaşa hayatındaki bütünü
Yanlış hesabınla!"
Cemre.Y.

Şeffaf

...Şeffaf...
Hiçbir şeyden korkmadım,
Yanlış anlatılmaktan korktuğum kadar!
Belki de sırf bu yüzdendi
Onca gereksiz insana bile
Bunca şeffaflığım.
Tamam!
Dedikoduyu seviyor insanlar,
Tabi ki bana sormazlar;
Bana konuşanın konuştukları sır sandığımda kalır,
Bende onlardan çok var da...
Hiç değilse beni olduğum gibi anlatsalar!
"Ah!"
Etmekten de yoruldu bu yürek...
Artık yıkıp durmasalar...
Cemre.Y.

Yıkanalım Madem

...Yıkanalım Madem...
Rüzgar ışıyordu
Güneşin ve Ay'ın şavkından ve adam,
Bütün elbiselerimi arındırmamı istiyordu
Yatak odamın sigara sarmış dumanından!
"Ancak o zaman
Yine uyurum senle yeniden!" diyordu,
Ancak o zaman...
Ah be anam!
Keşke böyle beni böyle bir
"Ah!" a dua savurmasaydın ya beni bana...
En "Ayrı bir Değer!" le, en "Eder!" inden?
Eh!
Onla uyanacaksam madem…
Yıkanalım en körpe taş dibeğinden...
Cemre.Y.

Simyalarını Ezber Çektiğim...Annem Ve Kızım

…Simyalarını Ezber Çektiğim...Annem Ve Kızım...
Bende bir anneyim, şimdi 20 yaşında,
Üstelik 18 yıldır da babasız büyüyor,
Babası eşiyle ve yeni çocuğu ile gayet mutluyken,
O yaşamının 14 yılını benim koynumda
4 yılını da babaannesinin evinde geçiriyor,
Gücüm gücüme yetmediğinde
Ona ömrümüzde ilk defa bir cümle küfür ettim
4 yıl önce çekti gitti, yedi ay hiç görüşmedik.
(Benim onun okulunun önünde
Gizli gözyaşlarımla uzaktan bakmam dışında.)
O vakitler anacım henüz vefat etmemişti,
Hastalığının son günlerinde bir de ömrümü tükettiğim,
O üvey baba ellerinde büyümesin diye
Uğruna yeniden evlenmediğim evladımın
Beni bir cümleme terk etmesi,
Üstelik yavrumun hakkında da
Tek cümle dahi
Sitemli laf etmemiş olmam çok koyuyordu ona.
Farkında değildi ki yaşadığım ilçe
Onun bir genç kız olarak büyümesine müsait değildi
Harcarlardı yavrumu,
Başka yere taşınmaya da gücüm yetemiyordu ki
Bilerek küfretmiştim evladıma!
Yoksa kimse kapısını öyle kalıcı açmazdı.
O günlerde,
Bütün sülalem kızıma otoriter bir anne değil de
Sanki kankimmiş gibi davranıp,
Her şeyi sanki dostum, sırdaşım gibi
Demogratik paylaşmış olmamın
Sonucunun elbette bu olacağını düşünüyordu.
Bir gün annem,
Torununu çok özlemişken haber saldı ona,
"Ben ölünce mi gelecek bu evlat,
Hiç mi hakkım geçmedi ona!" diye.
Güya...
O gece onda kalmasını sağlayacak da bizi barıştıracak!
Oysa evlat benimdi, tek bir bakışımla dünyamı çözerdi,
Tek bir bakışıyla da ben onun kimyasını.
Elbette anacığımın yanında gülüp oynayacak ve elbette
Evlat bana hala kırgınsa,
Hala beni doğru anlamamışsa,
Küs kalınacaktı anam hissetmeden!
O gece anacığımın koynunda yattı,
Evim zaten iki üst kattaydı.
Sabah işe giderken onlara uğradım,
Annemi uyuyor sanıyordum,
Ben uykusundan öptüğüm ciğerimin çiziğinin,
Uyanmasın da,
Kaçmasın benden diye en kelebek öpücüklerimle,
İpek saçlarının güneş tellerini,
Öpüp koklarken hepsini görmüş, duymuş!
Sabah kahvaltıda Eylül'üme anlatmış, anlatırken,
"O senin için,
Gençliğini harcadı." demeseymiş iyiymiş.
Barışamadık tabi.
İşsizdim, parasızdım,
Aldığım tazminatın yeri belliydi iki ay sonrası,
Özel hastane ile,
Anamın yaşam ömrü ne kadar uzayacaklı,
Hastane muhasebesiyle pazarlık konusu olacaktı,
Ve artık acılarımı...
Paylaşmamdan bıkıp usanan onlarca face ailem,
Yüzlerce de "Zaten ölecek biri için nedir bu çaba!" diyen
Akraba ve sülalem vardı, tek bir gerçek dostum yoktu.
Kızım beni o günlerden birinde aradı.
"Sakın annemi özledim sanma, sadece annem olsaydın,
Gelecekteki torunlarının yüzünü dahi göremezdin
Ama ben dostumu,
Sırdaşımı, kankimi çok özledim yaf!
Akşam evine (Evimizdi) geliyorum sakın bir yere kaçma,
Sana tam yedi ayı anlatacağın ona göre!"dedi.
Geldiğinde de ne zaman ona anne gibi yumulsam,
"Sarkma öyle sapık anneler gibi...
Dur bak bi bişi anlatıyoz şurda aa!"diye diye
Bensiz yedi ayının her saatini anlattı da anlattı.
"Meğer ne çok dostum varmış iyi ki varmış!" dedim ona!
O da "Meğer ben senin gibi bir dinleyiciyi
Hiçbir yerde bulamazmışım!" dedi.
Sarıldık ağlaştık.
Ertesi gün sarmaş dolaş,
Annemlere kahvaltıya indiğimizde anacım,
O kadar sevindi ki aylardır tek katı yemeği yemeyen anam,
Eylül'ümün ellerinden fasulye turşusu kavurması istedi,
Tariflerimizle güzel de yaptı hani, hepsini de yedi.
Hatırladığım son katı yemeği de buydu.
Ha kızımla ilişki seviyemizi merak ediyorsanız...
Geçen gün geldiğinde artık...
Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Bölümünü
Geçen yıl kazanmış olan yavruma,
(Ayrı kaldığımız yedi ay boyunca yokluğumu
Test sorularını çözmekle oyalamıştı.)
Üniversite ikinci sınıf okuyan bir genç kızın bir zahmet
Artık bir sevgili edinmesi gerektiğini,
Bu yaşta armudun sapı, üzümün çöpüne
Daha çok erken olduğunu konuştuk.
O da bana "Hatun kusura bakma ama
Bana harcadığın bahane limitin doldu,
Artık bir zahmet seninle ömür sürecek
Bir koca ya da hiç olmadı,
Seni gerçekten mutlu edecek uzun soluklu
Bir ilişkiye he de bir zahmet,
Ulan kadın yaşın 43 oldu böyle sevgilisiz devam edersen
Menopoza gircen bak, demedi deme,
Hiç çekemem menopozlu bir kanki,
İyi ol böyle" dedi mi, dedi.
"Önce sen bir,
Nihayet gerçekten bir aşkı bul da bakarız!" dedim.
Söylediği cümleyi umarım oralardan anam da duymuştur!
Bana hep "Bu hayatta neyi becerebildin?" diyenlere
Kapak gibi bir cümleydi bu!
"Annem, beni, senin kadar sevebilen birini bulduğumda,
O benim her şeyim olacak, söz!" dedi.
(Ben anasının sevgisinin derecesini bırak,
Bir tek şefkat kırıntısına hasret bir çocuktum,
Annem beni onun için 11 yıllık işimi terk ettiğimde sevdi.
Yürüyen zamanlarında bütün yardım ettikleri yanındaydı,
Parası olduğu zamanlarda bir komşuya bile rica edip
Onun da yol parasını çekerek kemoterapiye gidebiliyordu,
Kardeşim desen anamız için,
Koskoca bir şirketini iflas etti de vakit son aylardı.
Herkes pes etti.
Ben…
"Rest!" dedim.
Çünkü ben anamı hep gelecekteki kızımı sever gibi sevdim,
Sadece ve sadece o rolünü otoriter bir analıkta seçmişti.)
Kimyasını sevdiğim kadınlar vardı,
Simyalarını ezber çektiğim annem ve kızım gibi.
Cemre.Y.

Gidiyorlar

...Gidiyorlar...
Onu öyle derin öyle güzel severek
Nasıl sevilmesi gerektiğini biz öğretiyoruz onlara...
Bize doyduklarındaysa koşa koşa
En eski sevgililerinin yolunu tutuyorlar
Bu sefer kendilerinin seni sevemediği kadar
Sevmemeyi başarıp
Belki senin onu sevdiğin kadar
En eski sevgiliden de
Böylesi sevilirler umuduyla...
Cemre.Y.

Gidin Tabi

...Gidin Tabi...
Gerçekten mutlu olabileceğiniz yerlere gidin azizim.
Benim mesela;
Bir tek sende gülerdi gözlerim.
Cemre.Y.

Saz Sevmez


...Saz Sevmez....
Bak sevdiğiceğim,
İki türkü sızıyor yine şimdi
Göynümün kırık kırk pınarından
Soran olursa beni,
Sen yine de...
"O hiç saz sevmez,
Hiç türkü de sevmezdi." de emi?
Sadece sen bil,
Boğazımdan aşağıya 
Bir türlü yutkunulamayan
O tek hıçkırık olup
Boğazımda kaldığını
Başkaları hiç bilmesin emi!
Cemre.Y.

Turnalara Söylemişler


...Turnalara Söylemişler...
Bir kumru kondu terasımın çardağına
Güvercinlerin selamı varmış bana,
Yosun gözlümün saçlarının kokusunu özlediğimi,
Turnalara söylemişler.
Bir rüzgar esecekmiş sahil kenarında,
Bir turna kanat çırpacakmış,
Benim saçlarımın kokusunu da
Onun burnunun ucuna konduracakmış!
Derin bir nefes çekerse eğer ciğerinden yüreğine,
İşte o vakit, onun saçlarından bir tek telide
Bana getirecekmiş.
Alıp koklamaz da savurup atarsa
Gözyaşıma değmezmiş!
Cemre.Y.

Çek O Gözlerini Üzerimden

…Çek O Gözlerini Üzerimden...
..."Ben dokunamadığım aşk'ı istemiyorum!"
..."Dokun bana içini acıttıkça aşk sandıkların, dokun..."
..."Sanmadım ki hiçbirini,
Aşk olsun istediklerimdi onlar,
Üstelik ömrüme oldukça da azdılar!"
..."Benimle seviş demiyorum ben sana onlar gibi,
Sadece beni hisset, bana dokun!"
..."Onun, rüzgara karışmış teninin kokusunu,
Burnumda hissettiğim an
Bitmiş olsaydı bile,
Sırf o an için, yine ona dokunurdum.
Kaldı ki aşk bencileyin değil,
Sencileyin değil,
Beraberce dokunmak!
Şimdi hemen,
Derhal!
Çek o gözlerini üzerimden!
O mu?
Hiç görmese de olur.
Avuç içlerimi açtığımda rüzgara,
Yüreği atıyor hala…
Şah damarımda!"
Cemre.Y.

Vatan Sağ Olsun

...Vatan Sağ Olsun...
Erkek evladım yok!
Olsa da,
Askere göndermezdim ben şu sıralar!
Ancak...
Bana göre,
Bana çok gelen 
Oysa bir elin parmağını geçmeyen
Bana az, 
Ancak şimdiki vatana çok,
"Vatan sağ olsun." lu,
"Adam" yolladım bu vatana zamanında!
Bu memleketin bilinmezliğine...
Ancak bu sefer olsun
Dıştan yanmalı ülkemin 
Hakikaten dıştan yandığını 
Bana ispatlayın yeter!
"Evlat denenen gelecek
Bu vatanda sayenizde bitti ağa! 
Ben varım he!
Uyarsa!"
Cemre.Y.

Bazı "Adam" lar

...Bazı "Adam" lar...
Bazı adamlar,
İlla "Beni sev!"demezler,
"Adam" salar...
Gelirken boynundan,
Kalırken sırtından,
Giderken omuzundan öperler.
Hepsi bu...
Saymıyoruz bile aradakileri...
Alnından, burnundan,
Gülüşünün gül gamzelerinden,
Dudaklarından, kalbinden öptüklerini...
Utanmıyoruz bile hatırladıkça!
Yasaklı şarabının,
En saklı mahzeninden
Birer buselik,
Ab-ı hayat-larına ömürlerdi oysa içtikleri.
Bazı adamlar,
İlla "Beni sev!"demezler,
"Adam" salar...
Gelirken boynundan, kalırken sırtından,
Giderken omzundan öperler.
Sen, bütün yelkenlerini
Sadece ona "Fora!" edersin.
Hepsi bu...
Sonra yıkılır dünya.
Cemre.Y.

Sahi Kaç Alem Kaldı Sana?

...Sahi Kaç Alem Kaldı Sana?...
Yok be anam ne alakası var
Magma ile kutupları birbirine karıştırmamla
Genel yaşadığım alan bu!
Arada çok arada bir...
Adamın biri bilmiyor dünyanın sınırını demek ki
O adamın birinin yüzünden
Yüreğim alev ateş yanıyor
Perdenin ardını aşıyor
Peygamber kılıcımı yakıyor
Magma feleğini şaşıyor hepsi bu!
Korkma ama,
Tarihim, aslında çok olmasalar da
"Birçok giden memnun ki yerinden..."lerle dolu.
Üstelik dünya batmadan öğrendim hep!
Yeniden doğurulmayı...
Sahi kaç alem kaldı daha sana!
Cemre.Y.

Şarap Vee...Sen

...Şarap Vee...Sen...
Tüm hazırlıklarını yaptı kadın.
İki dirhem, bir çekirdekti,
O kan kırmızı elbisesini bile giydi üstelik!
Boynunun arkasından,
Sırtının epeyce açıklarına inen,
Swarovski taşlı zincirlerini, uçuşarak savururken,
Gören de, boğaza yemeğe gidecek sanırdı!
Siyah, sivri topuklu ayakkabılarını giydi zarifçe.
Nicos'un Secret Love'unu
Son ses açmadan önce!
Hafif bir öç gülümsemesi beliriverdi yüzünde,
Sessizce mırıldandı,
İlçesinin çatılarının kiremitlerine;
"Ben de sizin dilinizi hiç sevemedim oh olsun!" diye.
Oysa gerçekten de geç kalmamalıydı...
Zira!
Can-ı boğazına çeyrek vardı.
Oysa sadece!
Çokça ait olduğu şu "İstanbul!" denen şehrin,
Hiç de ait olmadığı ilçesinin terasındaydı...
Yapayalnız...
Yani, kendisiyle randevusu vardı kadının.
Geç kalsaydı canın...
Az daha, canı gidecekti!
Aceleyle iki de şamdan koyuverdi sehpasına,
Belli ki yine geceye kalacaktı,
Yerleşti yerine,
Harladı sönmüş sigarasını,
Uzattı üzüm dökmeli antika kadehini boşluğa!
"Şarap vee..." dedi yutkundu.
Kendi kendine gülümsedi kadın...
Sonra;
"Ben!" dedi kadın...
Bu sefer küfür etmedi ama valla!
Olamayan üzümün suçu neydi ki?
Suç;
Bir yerlerde yine!
Günahsızların boğazını kesmekteydi.
Sarılamayan asma yaprağının günahı ne!
Günah;
Gençlik başında pespembe bulut!
Bir yerlerde bila-bedelsiz sevişmekteydi.
Zamandı bütün mesele...
Ya an olup gelmeli,
Ya da kayıp ruhumun sesi olup,
Beni en suskun zamanımda
Benle baş başa basmalıydı.
Cemre.Y.

Kitap Yaz Çocuk

...Bir Kitap Yaz Çocuk...
Belki de sana sırf bu armağanı,
Aklıma geldiği andan itibaren,
Günler geceler demeden,
Sana tasarlayıp sunmamdan ibarettir
Hayatının ucundan kenarından
Saçma saçma saçmalayarak
Sana sarılmışlığım.
Yoksa tanışıklığımızın üzerinden
Onca yüzyıllık hayat geçmişken,
Neden ansızın, sızı olup kalbine dokunayım!
Yoksa neden ellerim yansındı yüreğinin ucundan!
Oysa son buluştuğumuzda
Gözlerimin içine bakarak uzun uzun susmuştun.
Sonra belki de en ilk şiirini okumuştun.
Bilmiyordum!
Seni, şimdi de şiirinden vuruyorum adam.
Neyse ne "Bu kadar seviyorum işte!"
Bu sana ilk ve son Armağan!
Bir kitap yaz çocuk!
Bir yerlerde görmüş, çokça da beğenmiştim.
Senle ben kitaplarımız olma
İhtimalini bolca konuşurken,
Gönlüme de sana böylesi düşüvermişti aniden.
Bana düşünen hiç olmadı ama
Hiç kimsem de böyle sevmemişti beni zaten!
Ne de ben kimsemi...
Bu, böylesi ilk hediyem çünkü seni...
Çünkü seni ben...
Neyse ya, neyse işte!
Sonsuz kere sonsuz
Benden yana bana izinlisin ama!
Seni doğuran anaya ben bir kez daha kurban olurum.
O olmasa "Nah!" gelirdin bu dünyama.
Kitap yaz be çocuk!
Doğduğun güne selam olsun ama!
Zira göremeyeceksin beni bir daha,
İmza günlerin de olmasa!
Ah şu kulaklarım!
İki de bir sesini bari özlemeseler ya!
Cemre.Y.

Yoruldum

...Yoruldum…
Yaşamayı hele şu aralar 
Yeniden sevebildiğimi kim söyledi? 
Her gün dua ediyorum ben 
"Hayatı sevebilen insanlara değil 
Bana gelsin o canlı cansız bombalar!"diye.
Kimim görüyor? 
En yakınım sandığım cancağızım bile 
Aşk'lı, hayalli bir şiir paylaştımsa 
"Tam bende seni arayacaktım."diyor!? 
Ölürsem…
Kimse bir yerde arayıp bulmasın beni…
Parçalarım milyon tohum! 
Yoruldum!
Cemre.Y.

Günaydınım

...Günaydınım...
Günüm,
Gül yüzlü güneşim,
Aydınlığım, günaydınım.
Yüzümün gülen yönü,
Kalbimin ilk öpüşü,
Uykulu kirpiklerini tel tel öptüğüm.
Yüreğim senin olsun,
Günün huzur dolsun.
Cemre.Y.

26 Ağustos 2017 Cumartesi

Sanki Onu Da Doğru Doğru Okudular

...Sanki Onu Da Doğru Doğru Okudular…
Sonra sustu kadın
Gitmedi ama kalmadı da
Artık neyi özlenirdi ki
Bir biyografisi bile olmayan
Çoktan seçmemeli
Ajitasyon yüklü hayatının romanının
Bütün gözlerin ihanetine mahkum
Aleni yüksek sesle okunmuş
Son cümlesine de
İntikamın kıvılcımlı noktası konmuş
Park köşesindeki masaya
Bilerek unutulmuş bir kitaptı şimdi
Artık neyi meraka gizemdir ki
Kadın kendini de
Cami avlusuna terk ettiği
O ilk kur-anı gibi olsa kaç yazar!
Sanki onu da doğru okudular!
Cemre.Y.

Bazen

...Bazen...
Bazen sessizce gitmekten başka şansın yoktur
Hayli süresi dolan,
Yüreğindeki iskelet yuvasından...
Cemre.Y.

Emin Olsam

...Emin Olsam...
Tek kelime edip
Sonra epeyce bir sussam!
Sen beni
En sevdiğim günün güneşinin batışından
Sonsuzluğa dek
Öpüyormuşsun gibi omuz uçlarımdan
Bir anlasan...
Bir sussam...
Çok anlasan..
Çok sussam...
Bir bilebilsem her halimden öpeceğini
Lanet olsun
Bir kerecik de olsa, birimden, emin olsam!
Cemre.Y.

Eder Be Çocuk


...Eder Be Çocuk...
(-) x (-) = (+)
Eder çocuk!
Aslımız bu, basit matematiği,
İlk gördüğün anda çözdün sen bizi.
Sana duygu dolu şiirler kar etmez de zaten!
Tek merakın,
Senden sonra…
Hangi işlemi yaptığımdı değil mi,
Sensizliğime dairli yeni hayatımda!
Hadi… bu da sana, son kıyağım olsun ha!
“Artması gerekirken,
Habire eksildikçe
Kendime bile olamayanlarım yüzünden,
Sana çoğalamadıklarımla”,
“Artman gerekirken,
Habire eksildikçe
Bana bile olamayanlarının yüzünden,
Bana azaldıkça azaldıklarını” birbiriyle çarptım!
Hiçlikle, hiçliği yani!
Toplamak, bölmek, eksiltmek yerine,
Sadece yanında sısıfrsız çarptım!
Hepsi bu!
Ölmedim!
Ölmeye meyletmedim!
Delirmedim!
Hazır sayende en büyük bahanelerim varken,
Psikopat bir kadının,
Depresif psikozlarına sığınmadım!
İçip içip kadehler dolusu acıyla anamın,
Ya da sevdalarıma kıyanların
Kapısına dayanmadım!
Acındırmadım, yerindirmedim kendimi!
Anlık mutluluklar zerk ettirtmedim kendime.
Bilirsin beni çocuk!
Kitabımda yazmaz, vicdan yarası acımtrak
Hiçbir sevgi…ya da şefkatimsi…
Öyle ya zamanında gerekti hepsi
Sadece sıfırsız çarptım!
Kendime ait olsun istediğimi,
Kendime hiçbir zaman ait olmayanla!
Yani bizle
Yeniden doğdum çocuk!
Cemre.Y.

En Sevdiğin Şarkı Ne?


…En Sevdiğin Şarkı Ne?...
Rüzgara karşı ellerimdeyken yüreği
Soruvermiştim ona aniden!
En sevdiğin şarkı ne?
"İtalyanca bütün şarkılar!"demişti ya aniden...
"Je'Taime! demeni beklerdim."dedim.
"Yooo!
Öyle hafife alma beni hemen!
Sen de en çok İtalyanca olanları seviyorsun." dediği an…
Anında aşık olmuştum ona.
Oysa o!
Aylar ayı, yıl geçene kadar
Bana dair'li dersini iyi çalışmıştı...
Şimdi gitsem yanına
İtalyanca gülümser bana eminim de
Ellerim yüreğinde dondu artık be sevdiğim!
Hala İtalyan şarkıları,
Fena fazla seviyorum da
Sen bilme artık...
Bana dair'li
Hiçbir şeyi bilme!
Artık.
Saçımı…
Bir kez daha!
Hele de sana!
Yine yok edemem!
Cemre.Y.

İçinden Kırılıyordu Bazı Çocuklar

...İçinden Kırılıyordu Bazı Çocuklar…
Duvarlarımızı hiç karalamadı,
Sehpalarımızı hiç dağıtmadı,
Koltuklarımızda hiç zıplamadı,
Yastıklarımızın yünlerini hiç dağıtmadı,
O, hiçbir oyuncağını kırmadı,
Yaz-çiz boyamadı,
Üstlerini, başlarını parçalamadı.
Bıyık çizmedi mesela kız bebeklerine!
Ne bizimdi o!
Ne de kimsesiz oyuncaklarına öfkeliydi.
Misafirliğe gitsek
Tek bir kırıntı çöp bile etmedi
Bir tekini!
Eteğine dizdi kırıntılarını.
Ne hepimizindi ne de hiç kimsenin!
Biliyordu zira,
Hepsi parayla halledilecek şeylerdi.
Hala da yoktuysa suç bizim miydi!
Sadece bir kerecik...
Gözlerimin öbeğine baka baka
Halımızın orta yerine sıçtıydı...
"Olsun be evladım,
Meğer dayanamadıysan!" diyecek kadar da
Peygamber misaliydi zira o aralar sabrım.
Oysa onun sabrı daha o gün taşmıştı...
Biliyordu o çocuk yaşında...
Bu kadar acı
Hepimize birden çok fazlaydı...
Bilemedimse suç benim!
İçinden kırılıyordu bazı çocuklar!
Cemre.Y.

Öyle Tepkisiz Durma


…Öyle Tepkisiz Durma…
Öyle tepkisiz durma…
Bırak...
Şiir şiir öpelim dizlerimizin yaralarını...
Cemre.Y.

Doğum Günüm

…Doğum Günüm...
"Yaş otuz beş!
Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider."diyeli
Cahit Sıtkı Tarancı üstadım
Yetmiş yıl olmuş meğer!
Henüz kırk altı yaşında gittiğindeyse
Kendince hesabına oturduğu sonunun
Tan ağarması bol vazgeçişli gidiş hesabına
Daha 24 yıl kalmışken
Öylece gelivermiş Azrail efendi
Hesaba uymaksızın onu hepimizden alıvermiş
Meğer ömrümüzün her salisesi bize
Çoğunluğu kötü sürprizlerle dolu
Bombası ciğerimize asılı birer hediyeymiş!
Doğduğum günlerimi sevmem pek
Hiçbirisi doğmak istemediğim gün gibi değildi
Yeterince doğurulamadım,
Yeterince doğamadım,
Yeterince yaşayamadım
Yoksa andan itibaren
Hep gün alıyorum diye değil
Hala nasıl olup da yaşıyorum diye
Yaş bu gece son defa 40
Gün boyu kutladım kendimce
Dördümün yanındaki o son sıfırımı
Yarısı neresiydi hiç bilemedim
Tamamı nere hiç bilemem
Sanırım ben hiç ölmeyeceğim!
Cemre.Y.

Kız Kulesi


...Kız Kulesi...
Gel sığın yalnızlığımın can kenarına be kadın...
Kusur'uma bakma!
Hazırlıksız yakalandım ben sana!
Yoksa kız kulesi kaybolamazdı,
Her şeyimi gören gözlerinden,
Kaçmazdı bizden uzaklara...
Kız kulesi bile olsa,
Nice çoğul suskunluğunu sana ikrar edemezdi.
Şaşma!
Vardır bir bildiği..
Gitme diyedir...
Sende son olma diyedir...
Bende kal diyedir.
Söz bir daha ki seferlerimizde
Balkonundan sırlayacağız herkesimize...
Şimdi susalım diyedir demek ki
Bizden utangaç
Çerkez gelinleri gibi
Bu kadar uzağa kaçabilmesi...
Bütün o esrikli hayallerimizin.
Cemre.Y.

Gibi


…Gibi…
Sanki yüzyıldır 
Şiirleşiyor muşuz gibiyiz hepimiz... 
Öyle tanıdık falan değil ha, içten içeri... 
Gibi…
Cemre.Y.

Saçmaladım Sana Ben!

...Saçmaladım Sana Ben!...
Yüreğim alışık değildi böyle ansızın,
Sualsizce içerime girilmelere.
Çalışmadığım yerindeydin sen hayatımın.
Haylice de şaşkındım üstelik.
Hiç ummadığım o an da,
Hazırlıksızca sana rastlayınca…
Sendeledim, bocaladım, aptallaştım.
Sana sevdalanmaktan korka korka aşık olmuştum çoktan.
Seni kalbimden uzaklaştırmaya çalışırken,
Senin kalbine tutsak olmuşken,
Bana hiç yakışmayacak pervasız cümlelerle,
Bol kadehli beynimin, boşu çok sarhoş kelimelerini,
Sana saçma saçma, saçmaladım.
Sana verdiğim ilk sözümü tutamadım.
Kendimle üzdüm seni, affet be adamım!
Ayak izlerinden asıldım sesinin kırgınlıklarının,
Gitme diye sana yalvardım.
Gitseydin dost yüreklerine de kapanırdım.
Şimdi dilediğince
Metcezirlerim olsan da olur da…
İkimizden biri yaşlanıp ölene dek,
Günde üç öğün
Yüreğimde ol ha!
Ya da günde üç öğün…
Çeyrek şekerli, güzel bir anım olmayı,
Sakın unutma ha!
Oysa…
"Kadınım." kelimesi,
Senin dilinden
Ne de güzel, bir romandı.
Cemre.Y.

Gülüşün Hala Gül Kokuyor Gamzemde

...Gülüşün Hala Gül Kokuyor Gamzemde…
Sarhoş kadehlerin ayık masaları olduğu kadar,
Ayık çay bardaklarının
Sarhoş, çeyrek şekerleri vardır bilmez misin?
Neyse ki üzüm dalları bana hala varlar!
Gün olur, şarabı karıştırır dünyayı,
Gün olur,
Asma yapraklarına asılı kalır gözlerim,
Boynumun ilmeğinden sökülürcesine,
Unutmak için sevmediğim kim varsa,
Niçin unutulduğunu hatırlatıverir bana!
Ben ömrümce ilk defa seni,
Unutmak için sevdim be sevgili,
Unutulama diye!
Gitme diye!
Kal diye!
Hani şarkı diyor ya
"Pişman değilim amma..."
Öyle işte....
Gülüşün hala gül kokuyor gamzem de.
Cemre.Y.

Mülteci Sevdam

...Mülteci Sevdam...
Biri var ki,
Senin adının hiçbir harfinin geçmediği bir yerde,
Birden,
"Çok..." diyor,
Bütün "Az" larının devreleri yanıyor!
Ve sen öylece kalıyorsun!
Böylesi mavi,
Böylesi huzursun sen şimdi...
Oysa ne fırtınalar atlattık seninle.
Aklımdan şaşıp göynüme mülteci sevdam...
Neyleyim ki,
Bu sefer de böyle hak görmüş mevlam!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...