30 Eylül 2019 Pazartesi

Hislerim

...Hislerim...
Şükür ile boşluk arasında bir yerdeyim sevgilim.
Ne zamandır bu haldeyim farkında bile değilim.
Hüzünlü ya da kederli de değilim,
Yahut kalbimin,
Titreşimlerini hissedecek kadar mutlu da değilim.
Sanki...
Zamanda uyutmuşum kendimi öyle rahvan hislerim.
Günü gelecek anda uyanacağım eminim!
Eskiliğinin üzerinden,
Ne kadar zaman geçtiğini unuttuğum kadar,
Eskiden...
"Hislerimi kaybettim, hükümsüzdür!" dediğim zaman da yine böyleydim.
Dudaklarımın kenarında,
Yeni bir umut kırıntısı tebessüm etti, 
Gelecek de gelecek!
Cemre.Y.

29 Eylül 2019 Pazar

Çünkü Hiçbir Şey, Zaten, Hiç Normal Değil

…Çünkü Hiçbir Şey, Zaten, Hiç Normal Değil…
Durduk yere…
Seni…
Hiç de sıfatıma uymayan bir şekilde,
Seviverdiğim geldi aklıma!
Yüreğime
"Hoş Geldin" yazmak isterdim bütün eski anılarıma lakin...
Sen, kalbime, bir dokunup gittin,
Yüreğim de haylice heveslenmişti oysa bu duruma!
Neyse...
"Neyse'li yeni sus kaftanım nasıl?
Affede affede seviyorum hepinizi"
Bence, bazen...
Ki normal hayatımda hiç sevmesem de…
Küfür ibadet gibidir!
Çünkü, hiçbir şey, zaten, hiç normal değil!
Cemre.Y.

Yüreğimin Dehlizleri

...Yüreğimin Dehlizleri...
Yüreğimin dehlizlerinde gezindim tüm gün.
Kalbimin odalarında bahar temizliği yaptım teker teker!
Nicedir,
Kapısına uğramadığım bir odanın kapısını açamadım misal,
Pas tutmuş kilidi anahtarı üzerinde kalmış öylece.
Diğer odalara doğru dönecekken vazgeçtim!
Bir omuz attım,
Kırıldı kalbimin tozlu odasının kapısının paslı kilidi.
Varsın olsun kırılan kapı olsundu.
Tek tek toparladım eskimiş kanepelerin örtüsünü.
Astımlı burnumu umursamadan soludum bütün tozunu.
Artık işe yaramayan ne varsa topladım bir bohçaya,
Sokağımdaki çöp konteynırının köşesine astım.
Şimdi, kapı hariç her şey pırıl pırıldı.
Sonra bir düşünce arası vermek için dışarı çıktım.
Mültecilerin her pazar,
Püfür püfür et mangal yaptığı parkta yürüdüm.
Kızmadım bu sefer hiçbirine!
Duman ve yanmış et kokularını biraz geçince...
Gülümsedim kendi kendime,
Ayağımdaki terlikleri çıkartıp,
Çıplak ayaklarımla,
Adımladım çimenleri içimden akımlar geçti toprağa.
Sonra,
Yine geldim daha yeni temizlediğim kalbimin odasının kırık kapısına.
Paslı kilidi çıkarttım yerinden, kapıyı maviye boyadım.
Kilidin yerine de çiçekli bir yazma doladım,
Ki zaten artık kilide gerek yoktu.
Neyse ki bu sayede karşı odanın buzları da erimeye başladı zaten.
Kendi kendine yeniliyor işte kendini, kendime en derin sevgilerimle.
Cemre.Y.

28 Eylül 2019 Cumartesi

Ben Satılık Değilim

...Ben Satılık Değilim....
Ben alacağımı almış, bozuk paralarımın ederini saydırmış,
Daha yeni temizlik yapmış yorgun hallerimi de yanına almış,
Öylece umarsız arkamı dönüp evime yollanırken...
Dükkan sahibi, ben o dükkana girince,
Yanında yaveri gibi gösterdiği insana,
"E sen, müşterilere böyle yaparsan, gelmezler tabi" der iken...
Diğer insan...
"Kabullenemiyorum ağbi!
Bak, ben, bazı şeyleri, yıllardır, kabullenemiyorum anla bunu!
Hem de öyle sandığın gibi,
Herkese karşı böyle değil bu hal, lakin..." diyordu ardımdan!
Diğeri, dükkan sahibi olan...
"Bak, sen benim sadece alt kat kiracım iken,
Ben yıllardır, burada çalışanım gibi gösterdim seni, artık yeter!
Sen böyle histeri krizine her girdiğinde,
He bir de zamlar daha açıklanmadan,
Biz ona zammı bindirmeye çalışınca küsüyor da,
Aylarca uğramıyor o da bu dükkana,
Anlamıyor muyum sanıyorsun,
Yolda karşılaşsak,
Selamımızı alması da ayrıca insanlığından!" derken...
Nihayet...
Yine sağ salim...
Evime giren binanın kapısında anahtarımı çevirmekteydim.
Ha!
Bu arada, bu aralar...
Nedense,
Evlenme merakında olduğuma hükmedenler olmuş durduk yere!
İnsan'ın bütün bir binası,
Bankada parası ve onunla olur ki evlenirsem,
Sıra sıra kocaman Atatürk lirası ve de Trabzon burması hazırdı ha!
Reklamını yapmıştı yıllar önce bakkal abi...
Elinde olsa kendisi evlenirdi, lakin...
Yürek işte bu, hayatın o matematik evrimselliği değil ya hani?..
Konmadıysa, kurulamıyor demek ki!
Zaten gitmeden saydırmışım bütün bozuk paralarımı...
Hepsi de bir "Tamam!" dı.
"Mevzu paraysa gözüme sokmaya çalışılan...
Bende bozuğu çok aga!
Para, aynı para değil mi, elbette sayacaksınız...
Zira, ben, satılık değilim!
Bir şekilde ödenmez yani,
E say hadi!" deyince de böyle kopacaksa o kıyamet...
"Kimsenin kıyameti beni ırgalamaz,
Bana hayırlı cumartesiler madem!"
Dönüp, özür dilemeliyim,
Belki olası bir sevdaya yelken açmalıyım lakin...
Benim hayalimin fıtratına ters,
Mal, mülk, para, pul, bilmem ne varlıklar!
Olsun tabi, olsun da lakin…
Ruhu, ruhuma hiç yaklaşamadı be ağbi!
Söyleyin...
Alsın artık ahını üzerimden,
Olmadı, olmayacak, olmaz bizden.
Cemre.Y.

27 Eylül 2019 Cuma

Deprem

...Deprem...
Korkmuyordu tabi,
Hem neden, niçin korksundu ki,
Altı üstü bir depremdi yine o gün gibi!
Altı üstü, yer kabuğu, yine,
"Deprem!" diye diretmiş,
Yarmıştı içinin ağusunu en dibinden.
Derdest etmişti "Hiç değilse o beni korur,
Hiç değilse o tutar kolumdan, bir sarılır sımsıkı...
Ömrümde ilk defa,
Hadi birinci derecede kan bağı olanı geçtim de,
Ömrümde ilk defa,
Yürek bağı, ruh ağı olan birisi bari, birisi!
Ne bileyim kaçmak yerine,
Sarılırdı belki sımsıkı." dediklerinin hepsini!
Ne bileyim,
"Korkma,
Bundan sonra yanında ben varım!" derdi belki.
Ne bileyim,
Biri olsun bari,
Sözünün ardında dimdik dururdu belki,
Yüreğinin titreyişi dinerdi!
Yoksa deprem dediğin ne ki,
Zaten her gün artçı sarsıntılarla yarılıyordu ciğeri!
Cemre.Y.

25 Eylül 2019 Çarşamba

Çünkü Ağlamıyorum

...Çünkü Ağlamıyorum...
Hava tam da kara kıştan çalıntı bir sonbahar ayazı...
Çıkmaz sokak ortasını yeni geçip, kaldırım kenarında,
Kışlık hırkamın üzerine yazlık şalımı sarınmış tir tir titreyerek,
Koca mahallede yapa yalnızca yarı sönük ışığıyla ısınmaya çalışan,
O tek yanık sokak lambasının altında,
Usul usul yağan yağmur tanelerini sayıyorum yine.
"Bir...
İki...
Üç...
Elma dersem çık, armut dersem çıkma!"
Otobüs durağı bile olmayan bir yerde,
Şehirler arası tren bekliyorum hala.
Yağmura inat göğün dibine bakıyorum çünkü ağlamıyorum!
Nimbus bulutlarını geçip,
Benim hayalimin pamuk şekeri bulutlarının üzerinden,
Okyanus rengini bulana kadar,
Atmosferi geçip starosfere takılıyor gözlerim,
Hadi gemiyi, tekneyi limanı, geçtim de,
İpini özgürlüğe koparmış bir takaya da mı rast gelmez insanın kaderi.
Usul usul yağan yağmur tanelerini sayıyorum.
"Bir...
İki...
Üç...
Elma dersem çık, armut dersem çıkma!"
Saklambaç oyununda ebeyken, sen geriye doğru sayarken,
Gözlerini açtığında senin onları bulman için,
Hiç kimsenin, hiçbir yere saklanmamış olduğunu,
Arkadaşlarını ararken arka mahallede,
Onların sizi öylece kör bırakıp,
Gayet de sensiz ve mutlu,
Yakan top oynadıklarına hiç şahit oldun mu?
Ben oldum.
Hele büyüdükçe,
Daha çok koymaya başladı bu habersiz terk edilmeler!
Misal annem!
"Sen gelmeden...
Bir yere gitmem ama bir gitme be kızım!"demişti,
Biz ona, çok özlediği evinin hastane gereklerini almaya giderken.
Acelece her şeyini toparlayıp geldiğimizde termal evreydi.
Hayatımıza girip de artık gitmek isteyen herkes gibiydi yani.
Lakin ölüsünü dahi öpmek diye bir şey var!
Bencilce biraz belki ama sanki bir öpebilse geçecek sanıyor ya insan!
Son bir kez dokunabilmek ruhuna diye bir şey var ya hani?
İnsan istemiyor değil hani mezarına değil de içine bir girip çıkabilsem!
Ne bileyim bunca zaman geçti aradan tırnakların da erimiştir lakin,
Ne bileyim, dişinin teki olur, ne bileyim saçının bir teli olur,
Ölünce insan...
Geçince zaman...
Onlar da taşınmaktaysa bir yerlere, ora her neresiyse!
Yağmur olup yağamaz mı ki insan olan!
Usulca yere indirip kirpiklerimi...
İçindeki bütün yalnızlığımı damlatıyorum,
Ne de çok yağmur birikmiş gözlerime hayretle tebessüm ediyorum.
Usul usul yağan yağmur tanelerini sayıyorum.
"Bir...
İki...
Üç...
Elma dersem çık, armut dersem çıkma!"
Çıkma madem öyle istiyorsan, çünkü ağlamıyorum.
Hala seni çok özlüyorum.
Ve hala da aynı seviyorum!
Ve çünkü...
Neyse!
Cemre.Y.

Türk Usulü

...Türk Usulü...
Bugün iki farklı coğrafyanın,
Dört farklı insanı karşı karşıyaydı aynı masada!
Karşıdaki şahıs,
Artık ne kadar antipatik Türk olarak evrildiyse...
Ve tam da ulaşılmaz bir hint kumaşı tavrındayken,
Ve yanındaki yaveri ,
"Hayata subliminal değil azizim objektif bakmalı" titrindeyken,
Karşı şahsın içinin atlasına dokunmuş olmalı bir şeyler ki...
Oğul'un babasının emeğini, fedakarlığını dahi,
Es geçmemesi bile olabilir belki!
Bir adam giderken...
Diğerinin ellerini avuçlarının arasına aldı Türk usulü!
"Sizi tebrik ediyorum!" derken de, gözleri bir nemliydi sanki!
Yutkundu bir an...
"Sıfırdan başlayıp, böyle bir hayali gerçekleştirebildiğiniz için,
Azminiz ve de sabrınız için, herkesi koruyup kolladığınız için...
Sizi tebrik ediyorum yürekten!" dedi ya!
Gereği yoktu dili İngilizce olan bütün o cümlelerin tam tercümesi!
O an...
El, el ile,
Göz, göz ile,
Yürek, yürek ile,
Her duyuyu eksiksiz cümle etti ya, ben şahidim.
"Ulan!" dedim içimden...
"Ben de olsam babamla böyle bayrak bayrak gurur duyardım!"
Meğerki biyolojikliğine dahi sapkınlık doğramasaydı!
Büyüyüp yaş aldıkça,
Babaların sıfatlarının nasıl olması gerektiğini de,
Daha iyi idrak ediyorum sanırım.
Merak etme, artık ağlayamıyorum.
Cemre.Y.

23 Eylül 2019 Pazartesi

Hasta

...Hasta...
Sana fısıltılarla kendi ninnilerimi söyleyeceğim sevgilim,
Uykularını yırtan kabuslu canavarlarından koruyacağım seni.
Boğazın kuruduğunda başucunda suyun hazır olacak hep.
Açıkta kalan omzunu öperek örteceğim.
Dudaklarımla ısıtacağım omuriliğinin her bir eklemini.
Söz...
"Hasta olduğunda şımarık çocuklar gibi mızmızlanıyorsun!" da demeyeceğim.
Çünkü yapayalnızken nasıl hasta olunur en iyi ben bilirim.
Parmağının ucunu dahi kımıldatmak istemezken insan,
Kendi çorbasını kendisi kaynatmak zorundadır ölmeye niyeti yoksa!
Merak etme, vücudunun hastalıklarını da,
Ruhunun yaralarını en iyi ben iyileştiririm.
Sen hep beni böyle, seve seve sev yeter ki!
Cemre.Y.

22 Eylül 2019 Pazar

Merak Etme

...Merak Etme...
Sana kır çiçeklerinden güzel rüyalar ördüm sevdiceğim.
Olur ya kara kışın zemherisine denk gelirse yüreğime gelişin.
Tahta beşiklerin içindeki çocukluğun üşümesin diye.
Merak etme merak etmem çocukluk anılarını.
Sen anlatmadıkça da sormam ilk gençlik çağlarını!
Yaranın üzerini kapatırım kendi yara izlerimle.
Sana sonbahar yapraklarının dallarından güneşler ördüm sevdiceğim.
Olur ya yazın kavurucu sıcağına denk gelirse yüreğime gelişin.
Beton duvarların içindeki büyümüşlüğün yanmasın diye.
Merak etme merak etmem bunca yılı nasıl geçirdiğini.
Sen anlatmadıkça da sormam benden öncekilerini!
Buruk tebessümlerinin üzerini kapatırım kendi tebessümlerimle.
Gerek yok!
Sakın ha o güven duvarını da sakın zedeleme!
Lakin...
Epeyce yükselmiş sanki kalbine ördüğün duvarların.
Buraya bir merdiven bırakıyorum biraz da kır çiçekleri.
Belki ayakların özlemiştir çimenlerde yürümeyi.
Cemre.Y.

21 Eylül 2019 Cumartesi

Hayır Anne! Hala Hiçbir Şey Değişmedi Buralarda!

...Hayır Anne! Hala Hiçbir Şey Değişmedi Buralarda!...
Selam anne!
Annem, merhaba!..
Anam selam...
Öperim yorgun kirpiklerinden tabi duruyorlarsa hala!
Öperim ayak tırnaklarından kaldıysa tabi bir tek kırıntı bana!
Buralarda hayat hep aynı genellikte genelde, lakin...
Arada birileri geliyor ya yanına, hep, aynı sebepten!
Bilirsin beni hala aynıyım işte...
Kim giderse gitsin kanserden,
Adı kanser olunca gidişine sebep o illetin,
Hemen birinci dereceden akrabam sanıyorum o gideni de!
Yutkunamadığım her acının ardından iki gün sonra,
Yarım yudum nefes alabiliyorum hala!
Tam da sonbaharın götürdüklerini daha yeni affedip,
Yeni bir hayat hayal edip,
Tam da ilkbahara doğru öykünürken ideallerim,
Yine ciğerimden vuruldum.
Hayır anne!
Hala hiçbir şey değişmedi buralarda!
Dün...
Biri daha...
Kanserden öldü anam.
Hani onkoloji odalarında kemoterapi alırken sen,
Artık damar yolunu bulamayıp iğneyi kasıklarına sapladıklarında,
İçimden hüngür hüngür ağlarken ben,
Dışım istemsiz titrerken, tutmuştun ellerimi!
Yanındaki koltukları işaret edip,
"Şimdi çocuk gibi ağlamanın sırasımı a kızım,
Bak şu çocuklara, bak şu gençlere,
Bak şu...
Canı yandığı için sadece -Ah!-diyen şu yaşlı adamı azarlayan kızına!
Adamcağız nasıl da sessizce çekiyor acısını içinden içinden,
Kızına gülümseyerek ölüyor öylece içinden içinden.
Şimdi senin bu anasına aşık halin,
Bu ortama hiç, yakışık alır mı ha!" demiştin.
Misal o zaman da Yeşilay'cılar bangır bangır bağırıyordular,
"Sigara kansere davetiyedir!" diye.
Ben hiçbir yerde, otobüs durakları da dahil hiçbir yerde...
Onkoloji bölümün hastane kapısında içilen kadar sigara dumanı görmedim!
Ve içeridekilerden çoğu sigaradan kanser değildiler!
O apayrı gereksiz bir bağımlılık günü gelir, def edilir lakin!
Lakin...
Hala...
İnsanlar...
Birbirlerini en gereksiz sebeplerle...
En can damarından üzüyorlar be annem!
Hayır anne!
Hala hiçbir şey değişmedi buralarda!
Dün gece hiç yok yere hapisteki kardeşimi gördüm rüyamda,
Güya, iki kız çocuğunu, evlatlarını özlemiş, onlar için endişelenmiş,
Sicim sicim ağlıyordu kaderin şimdiki zincirlerini affetmem için!
Tam da birinin bari kanserden ölmeyeceğine inanarak yatmıştım oysa!
Sana yemin ederim ki...
Beni bile hayata umutlandıran, sağlam olan sol bacağımı değil de,
Dizi yırtık olan sağ bacağımın ağrısını bile bana sevdirebilen o can...
O, ölmeseydi!
O, öldü!
Eminim olmayan saçlarını okşuyorsundur bir yerlerde!
Eminim...
Şimdi bütün fitne fücur ruhlardan koruyorsundur onu!
Sana...
Onunla bir gülümseme yolladım anam!
Öp olur mu, onu dudağının gül kıvrımından,
Ha bir de...
Eylül'ümün bebek tarağını çıkardım sandıktan!
Senin saçlarını taradığım gibi tara olur mu onun saçlarını da!
Hatta o da, sana bir seferinde senin dediğin gibi desin ki...
"Ne çok taradın be anam saçlarımı, taa belime kadar!
Neredeyse, ben bile inanacağım aslında kel olmadığıma!" demiştin de,
Ben sana..
"Merak etme be anam!
Senin saçının beş teli yeter seni en avret yerine kadar örtmeye!" demiştim de...
Apayrı bir gülümseyiş belirmişti dudaklarından.
Sahi be anne'm!
Azıcık ucundan kırgın gittin bilirim de...
Adı eski de olsa en içten "Baba'm" dediğim adam olan
Sıfatı eski de olsa da, kayın babama da,
Bir bacak, bir kol, bir yürek kadar selamımı iletir misin lütfen!
Çünkü...
Neden bilmiyorum!
Onu da bugünlerde çok özledim!"
Ve bir gün ölürsem!
Muhtemelen kanserden ölmeyeceğim,
Muhtemelen yine kendi cennetimi kendim seçemeyeceğim!
"Ciğeri yarıldı!" diye bir hastalık çıkartacaklar kesin.
Zira...
Bu kadar...
Acı...
Çok fazla!
Ve ben...
Amip değilim!
Her yeni gün, hücrelerimden yeniden doğmaktan çok yoruldum!
Müsait bir yerde...
İklim kırılmasına karşı, paralel evrene çıkış kapısı elinde,
Yazılmış bütün kaderlerden sıyrılmış bir kaçak var!
Tabletlerinize yazın lan beni!
Bir gün...
Birileri okur nasıl olsa!
Neyse annem!
Lülücanımın bana anlattığı gibi işte durumlar,
Hepimiz, yeterince duyumsamışız belli ki,
Hep beraber iyiyiz biz...
"Hayır anne, hala hiçbir şey değişmedi buralarda!"
Ama merak etme, yeni şeyler gelişiyor!
Misal sebebi kanser olmayacak hiçbir ayrılığın!
Seri, sıralı üretiliyor artık insanın duyu yüklemi!
Promosyon talebinin çokluğuna bakılacak artık!
Cemre.Y.

Hayat

...Hayat...
Sabah kahvaltısına,
Kavurma yaparım diye hayallenirken,
Sana verilen tek kurban etini,
Buzu çözülünce,
Ciğer çıkması gibi bir şeydi belki de hayat!
Cemre.Y.

20 Eylül 2019 Cuma

Yüreğimin Sızısı

...Yüreğimin Sızısı...
Telkari gümüş halhallar dolanıyor ayak bileklerimin hayallerinde,
Zaman vuslata kavuşamadıkça...
Neyi özlemeyi özlediğini bile unutur oluyor insan!
Sonbaharın son yaprakları da dökülür birazdan.
Yağmurlar dona keser, geceler zemheriye...
Bu kimsesiz kaçıncı kışım olacak ey ahretliğim!
Telkari gümüş halhallar dolanıyor ayak bileklerimin hayallerinde,
Birinin onu usul usul parmak uçlarıyla bileğime takışı misal!
Bir bulsam, sanki dinecek dizimin ağrısı, yüreğimin sızısı.
Sanki her gece kabussuz uyuyacağım mışıl mışıl.
Sanki her günüm günlük güneşlik geçecek ışıl ışıl.
Cemre.Y.

19 Eylül 2019 Perşembe

Yüreğimin Coğrafyası

...Yüreğimin Coğrafyası...
İklimler akıp giderken yüreğimin coğrafyasından,
Kim bilir, kimler,
Kendi atlasında diliyordu ruhumun şehrini!
Gözümün kenarında bir yıldız tozu, birkaç çiy tanesi.
Merak etme artık ağlamıyorum,
En buruğundan birer tebessümle,
Vedalaşıyorum geçmişimle.
Nicedir,
Nasıl olduğunu bile merak etmediğim geliyor aklıma,
Sesli nefesli gülümsüyorum, geleceğime!
Seni unutmayı unuttuğumu,
Hatırladığım o anlarıma da, güzellikler diliyorum.
Evren'e sesleniyorum sessiz avazlarımla!
"Benim bu evrendeki görevim bitti,
Aşkla sevmemeyi, güvenmemeyi sonunda başardım.
Artık buradan alın beni!"
("My mission in this universe is over.,
I finally managed not to love with love, not to trust.
Now Get Me Out Of Here, Please!")
Cemre.Y.

18 Eylül 2019 Çarşamba

Olsun, Yine De Yüreğime Sağlık

...Olsun, Yine De Yüreğime Sağlık…
Açlığın hüküm sürmesine ramak kalmış bir ülkede,
Sabah, öğlen, akşam, gece kuşaklarında bile, ha bire gözlere sokulan!
Hiç yapamayacağımız yemeklerin,
Heyecanla, kavgayla karışık programlarını izlemek gibiydi seni sevmek!
Halbuki izleyicilerin çoğu, akşamın sofrasına marketlerin depo önü köşelerinde,
Atılmalıklardan ucuza sattığı sebzeleri seçip, alıp, ateşe karıp, yemek eylemiş,
Yine de bir kere olsun lutfedilip
"Ellerine Sağlık!" denmemiş gibiydi seni sevmek,
Olsun, yine de yüreğime sağlık.
Cemre.Y.

17 Eylül 2019 Salı

Bir Bahar Sabahı Ansızın Karşıma Çıkan O Tek Gülümseme Gibiydin Hep Sen!

...Bir Bahar Sabahı Ansızın Karşıma Çıkan O Tek Gülümseme Gibiydin Hep Sen!...
Seni günümün güneşinde sakladım.
Ve dahi gecemin en ışıklı yıldızında.
Seni insanların ruhumu ezip kirlettikleri bütün anlardan,
Seni kabusların canımı yakıp yıktıkları bütün zamanlardan,
Seni cinlerin sinsi muskalarından uzak kılmaya çabaladım hep!
Sen hep, sımsıcak son yaz akşamından birinde gebe kalınıp,
Bir bahar sabahı ansızın karşıma çıkan o tek gülümseme gibiydin hep sen!
Pazartesilerini gelişin ve dahi gelişime denk olduğundan nice çok sevsem de.
Salı'larım hep buruk geçmiştir benim.
Seni bir geceden bir tek sabaha, benden yoksun,
İçine sığamadığın o küçücük kuvözde bırakmalarına sebep ben değildim oysa!
Ya da beni, aile meclislerimizin görüş gününde cinsimi beğendiremeyen de ben değildim.
Sanki birileri özene bezene bir örnek yaratmış da,
Kaderlerimizin ipekli renkleri bitince, üzerine haraşo yün urgan geçirilmiş gibi.
Cemre.Y.

16 Eylül 2019 Pazartesi

Kusuruma Bakma Sevgili Tam Da Şiirime Denk Geldin

...Kusuruma Bakma Sevgili Tam Da Şiirime Denk Geldin...
Günler zemheriye doğru akıp giderken biliyordu kadın!
Hiç kimse onu, onun cehennemine kadar sevmeyecekti.
İki ayrı kalpte, tek bir yürek olabilselerdi zaten her yer cennetti.
Ki zaten nicedir, papatyaların...
Ömründeki ederini,
Başkalarının hayallerine taç yapmıştı kadın çoktandır.
Özü, can kokan pembe gülleriyse,
Burnunun direğine hızmalamayalı da çok olmuştu zaten!
Şimdi yapayalnızdırlar,
Sen gidince, bensiz masalara kondurduğun o kokusuz orkideler...
Benimle birlikte kurmadığın kumdan kaleler yapayalnızdır misal!
Sahilde kurduğun rakı sofran, mangalda közün, ateşin son mavisi,
Gün geceye sarınırken tende bıraktığın o koku!
Kırmızılı, mavili gitarların akustiği!
Sahi onları da mı yıkıp gittin?
Yoksa...
Öylece...
Ardına bile bakmadan, hiç olmayan bizi de mi terk ettin senden?
Kusuruma bakma sevgili tam da şiirime denk geldin...
Neyse.
Şimdi kahve vakti de değil zaten, gün geceye harmanlanmakta.
Sahi soğuk akşamlara yorganımı hazır etmiştim değil mi ki çoktan!
Bu akşam sarınmalı,
Taa ki omuz başlarından ayak tırnağına kadar örtünmeli.
Günün sabahı soğuk, gecesi ayaz, zamanlar arası da, iş güç zaten!
Sorsan...
Sanki gazelleri,
Çıtırdata çıtırdata yürümüş de yorulmuşuz o patika yoldan.
Ağaçlar,
Muzipçe gülümsemişler birbirlerine biz usulca öpüşürken de
Gelecek bahara birkaç yaprak daha salmışlar yapraklarından.
Lakin serin yaz geceleri yakamozlarla dans ederken,
Acemi flört anlarını da tek ettin sen!
Tıpkı lapa lapa kar yağdığında,
Şömine başı şarap alevi geceleri es geçtiğin gibi gittin sen!
Günler zemheriye doğru akıp giderken biliyordu kadın!
Hiç kimse onu, onunla cehennemine kadar sevmeyecekti.
İki ayrı kalpte, tek bir yürek olabilselerdi zaten her yer cennetti.
Sahi sen söyle ey şiirim!
Özleyen, özlediğinden bir yudum nefes almadan mı giderdi sence?
Neyse...
Kusuruma bakma sevgili tam da şiirime denk geldin.
Yoksa yastığım, yatağım, yorganım zemheriye razı!
Geçecek elbet, içimden içim geçerken geçecek!
Geçer elbet!
Sahi!
Fotoğraf ne de güzel değil mi?
Ki zaten
"What Dreams May Come" filmindeki bir resimden!
Gülümseyelim lütfen!
Cemre.Y.

15 Eylül 2019 Pazar

Ihlamur Kokusu

...Ihlamur Kokusu...
Ah nasıl da büyüyüp serpiliyor gençliğinin ıhlamur kokuları...
Daha lale cennetine gidip,
Seyrine doyulası anları özümseyecekti doya doya!
Daha tazesinden hiç tatmadığı leylak kokularını ağacından nefeslenecekti.
Daha...
Gırtlağına takılıp kalan yumrunun sebebinin müsebbibini,
Rakımı bol kadehli kendi kendilerine sırdaşlı dost meclislerinde,
Küfür gibi savurmayacaktı ulu orta!
O da biliyordu zira!
Bir çocuk doğacak kadar hiç kimse...
Kendi kendisini s***iremezdi.
Yasal bir sevişmenin en organik hücresiyken,
Hayat ona hep inorganik uzaylı muamalesi yapmayı tercih etmişti.
Şimdilerde mi?
Kapatmış bütün şehrinin ışıklarını tek bir mum alevine dahi tahammülü yok.
Doya doya bir ciğer dolusu ferah bir tek nefesi yok, razı!
Zifiri karanlıksa onsuzluk razı!
Cennet şuasıysa ondan tek bir haber razı!
Tam dalacakken uykunun rehavetine...
Kapı tıkırtısını andıran o gecenin bütün seslerine de razı!
Yeter ki...
Kimse...
Hiçbir şeye karışmasın ve de kalkışmasındı.
O, ona razı...
Ne kadar tanıdık geliyordur bütün hikayeler değil mi?
Lakin herkes yer değiştiriyor zaman sonra ilk seçtiği karaktere!
O...
Razı.
Varsın yarın bir gün hiç ummadığı yerden,
Tohumunun meyvesinden yesin o en büyük tokadı.
Üstünden yıllar geçince bir hasret köprüsünden,
"Yine gel!" diye atar yürekleri nasıl olsa!
O, ona, o olmasa bile,
Ona dair hiçbir kırıntı kalamasa dahi, ondan kalana kadar razı!
Ah nasıl da büyüyüp serpiliyor gençliğinin ıhlamur kokuları...
Daha lale cennetine gidip seyrine doyulası anları özümseyecekti doya doya!
Daha tazesinden hiç tatmadığı leylak kokularını ağacından nefeslenecekti.
Cemre.Y.

Lakin Bir Şey Eksik

…Lakin Bir Şey Eksik…
Yağmur tanelerinin sesine uyanmak gibiydi belki de huzur.
Ya da ne bileyim…
Camdan bakan bir kedinin gözlerinin içinde
Kendi yansımanı görmek gibi bir şeydi belki de şefkat.
Lakin bir şey eksikti,
Ya da yarımdı adını anlamlandıramadığım bir şey...
O kadar tanıdık ruh halleri ki bunlar,
Sanki hiç kimse seni anlamıyormuş gibi hissedersin.
Bir süre sonra,
Onlar doğru diyormuş ben görememişim desen de,
Yıllar sonra anlıyorsun ki hakikaten seni anlamıyorlarmış.
"Keşke o zaman vazgeçmeseymişim!" diyorsun.
Çok sevdiğin bir sanatçının en sevilesi bir şarkısına
İlk defa rast gelmek gibiydi belki de hayat...
Lakin bir şey eksik…ya da…
Adını koyamadığım
Yarıda kalmak korkusunu,
Yenmeye yetecek kadar koca bir cesaret!
Cemre.Y.

12 Eylül 2019 Perşembe

Tamam

…Tamam…
Ben.
Hayatı.
Aslında.
Bütün'ün,
"Tüm" olarak kısaltılabildiğini,
Ve de gayet de idrak ile, fark edebildiğim andan itibaren,
"Tamam!"dım aslında.
Üç nokta'yı mı yanlış koydum acaba!
Ya da virgül, ne bileyim "-de, -da eki"mi...
Çok mu, çok gereksizdi acaba o anda!
Cemre.Y.

Kim Bilir

...Kim Bilir...
Yıkıntısı boldu hasarları bütün ömrümün!
Ben yamalamaya çalıştıkça hayatımın atmosferini,
Yırtıp parçalıyordu kangren bir yaranın derinin dibi.
Belki de yanlış filmi izliyordum kim bilir?
Ya da herkesle aynı ana denk düşmeyen yanlış müzikleri!
Frekanslarımız,
Aynı paralel evrenin kaderiyle uyuşmuyordur ne bileyim.
Lakin nedendir bilmem...
Onca çileleri çekerken bile ben,
Bir tek kabuslu gece geçirmedim.
Ya koşarak kurtuluyordum kötücül canavarlardan,
Ya da melek kanatlarımla üstlerinden uçarak!
Rüyalarımı başkalarına anlatmaya başladığımdan beridir,
Ne koşabiliyor, ne de uçabiliyorum artık.
Belki de bütün suç bende değildir kim bilir?
Lakin artık çok zaman da yok hani!
Cemre.Y.

11 Eylül 2019 Çarşamba

Mesela

...Mesela...
Mesela uykularımı yırtıp duran,
Sebepsiz ve de oldukça gereksiz kabuslarımdan,
Beni korkutmadan uyandırıp,
Sımsıkı sarılıp "Ben varım!" diyebilirdin.
Mesela zifiri karanlıklarda boğulan yalnızlığıma,
Bir ışık hüzmesi olabilirdin.
Mesela bir kere olsun,
Alarmın saatinden birkaç dakika önce uyandırabilirdin beni.
Günün herhangi bir saatinde arayıp sadece "Alo!" sesime,
Sadece "Özledim!" deyip kapatabilirdin o telefonu!
Sonrası parlement mavisiydi, sonrası çimen yeşili,
Sonrası güneş sarısı, sonrası,
Şarap kırmızısı, kar beyazıydı sonrası.
Sonrası cennet gülümsemesi dudaklara tebessüm olan.
Olmadı işte neylersin sonrası yürek sancısı.
Cemre.Y.

10 Eylül 2019 Salı

Gelişi Güzel

…Gelişi Güzel…
Kusursa, sen o kusuruma, iyi bak sevgili…
Hiç öyle aruz vezni kalıplarına sığdırmaya uğraşamam yürek dizelerimi!
Beyitlerimi ergenliğin verdiği platonik heyecanlarıma hediye ederken,
Akrostiş şiirlerimiyse kim bilir hangi lise defterinin arasında unuttum ben.
Hani şöyle ölçülü, vezin'li şiirlere kafa yormayıysa,
Edebiyat öğretmenimin, tam da rahmetli anam gibi…
"Sen buna şiir mi diyorsun yani,
Aç da, iki kelam Bediüzzaman Risale İ Nur oku!" dediğinde vazgeçmiştim!
Zira bütün çocukluğum, ergenliğim,
Genç kızlığım,
İki dudak arası kaderimin nedenini onlarla aramakla geçmişti.
Yani öyle keşke kalıplara sokmaya falan çalışmasaydın beni,
Önden önden yargılamasaydın bi!
Garipçiler gibi serbest ölçüde, gelişi güzel, severdim ben seni.
Yani öyle böyle de değil ha!
Allah ne verdiyse denilen cinsinden.
Hani olur da bir gün birini sevmeyi gerçekten denersen,
Geçmişinde bırak kafiyeleri, uyakları, redifleri.
Gelişi güzel sev yani.
Kışın can eriğine aşer misal, tatlı şeyler sevmediğim halde,
Şeker pudralı kreması bol çileğe misal.
Yazın, portakal,
Mandalina kabuğu kızart misal,
Kuzine sobanda ayağında yün çorapla yatarken.
İlkbaharda güz yaprakları savuştur ellerinde,
Böyle çıtır çıtır hayat geçsin ellerinden.
Sonbaharda da, yeni yağmur çiselemiş de,
Taze biçilmiş çimen kokusunu çek içine.
Kusursa sen o kusuruma iyi bak sevgili…
"Sevgili!"dediysek de hani lafın sana gelişiydi
Yoksa ben bütün o sanal sevişgenlerin ta ebesini.
Lakin, belli ki hiç olmamış,
Hiç de olmayacak bizden, senden önceki yalnızlığıma bir sal beni.
Cemre.Y.

9 Eylül 2019 Pazartesi

Eylül Akşamı

...Eylül Akşamı...
Akşamın serinliğinin ayaza çekmeye başladığı bir eylül akşamında,
Şöyle dudaklarından dumanı tüten birkaç damla kahve içemedikten sonra!
Neyleyim içinden şehvet ırmakları akan şiirsel sözleri ben.
Neyse biraz daha yalnızlık içeyim ben.
Cemre.Y.

8 Eylül 2019 Pazar

Buralar Hep Çok Soğuk

…Buralar Hep Çok Soğuk…
Onu bunu boşver de…
Yazın sıcacık iklimini hani herkes sever de…
Misal sevdirebilecek misin bana kışları!
Ben zemheri ayazıyla donarken,
Isıtabilecek misin, ellerimle ayaklarımın parmak uçlarını?
Misal…
Bir kere olsun bir tek kerecik olsun he bir tek kerecik!
Bir kıştan olsun sağ salim çıkabilecek miyim deyiver hele?
Kar' mış, yağmur' muş…
Soğuk' muş…
Bunca yıllık ömrümüzde, buralar hep çok soğuk!
Cemre.Y.

Bugün Pazar

...Bugün Pazar...
Saçlarını güneşe serpiştirdi kadın...
Uyanamadı tüm gün.
Gözünü açtı güneş, bulut, mavi,
Gözünü kapadı huzurun binbir rengi.
Sonra durduk yere gülümsedi.
"Bugün pazar!" dedi.
Kime neydi?
Cemre.Y.

7 Eylül 2019 Cumartesi

Yeni Gün

...Yeni Gün...
Aslında yeni güne öylece en sadesinden uyandı kadın,
Bu sefer ki uyanışında sade kahvesinin yanına,
Yeni günle tam da aynı anda,
"Mademki o da uyanmış!" a çay demliğini de ekleyerek!
Sonra iklimler bütün coğrafyalara aktı,
Kadın zemheriye hazır temizliğini yaptı!
Cemre.Y.

6 Eylül 2019 Cuma

Bekle Beni

...Bekle Beni...
Ömrünü yordukça ruhların dağınıklığı,
Bir asma kilit daha takıyordu yüreğine kadın.
Her günün sonunda,
Bir gün daha artıyordu ya kafa kağıdının eskiliği,
Öğrenmişti artık imalı imleçlerin de,
Kinayeli çekim eklerinin ne manaya geldiğini.
Zamanın akışkanlığı darladıkça,
Astımlı ciğerini umursamazlığı da öğrenmişti nihayet.
Ne gereği vardı şimdi,
Hiç olmayacak bir duanın "Amin!"ini boşuna beklemenin.
Usulca kapattı ruhunun ve yüreğinin kapısını,
Usulca bir tuğla daha dikti güven duvarına.
Kendi hayallerinin gökyüzüyle,
Başkasının hayalleri bulaşamasın diye de...
Geceye ve güne yepyeni kırmızı kalpli bir asma kilit daha astı.
Yıldızlara gülümsedi sonra en buruk tebessümünden!
Belki de ilk defa,
Çocukluğunun hatırlayabildiği en küçüklüğünü buldu içlerinden.
Nasıl da güzelmiş saçları, elleri, ayakları, yüzü, gözü, ağzı, burnu!
Sevinçli birer şefkatle öptü,
Çocukluğunun henüz hiç yara açılmamış hücrelerini.
Giderken sımsıkı sarıldı küçücük bedenine...
Söz verdi arkasını dönüp gitmeden hemen önce!
"Her ne olursa olsun,
Kim gider, kim kalırsa kalsın,
Bekle beni." demişti çocukluğunda biri ona!
Yıldızlar kayıp
Gecenin mehtabında,
Yakamoz olmadan hemen önce gördü kadın kendisini.
Bunca yıldır beklediği kendisiydi!
Çocukluğunun,
Hiç kırılmamış halini kucağında tam kırk beş yıl saklayan.
Paralel evrende zaman hep daha dün gibiydi.
Biraz geç kalmış hissetse de kendini yine sımsıkı sarıldı kendisine.
Şimdi el ele vermiş,
Yeni duydukları bir müziği duyumsuyorlar kadın çocukla, çocuk kadın.
Cemre.Y.

Günaydın O Zaman

…Günaydın O Zaman…
Bunca ömrümce
Kim bilir kaç yakamozunu bitirdim
Ömrümün sabahına artık aymamayı dileyerek…
Ve de…
Kaç güneşi doğurttum kim bilir kendi kendime dahi,
Bari dün gece sahilde sevişen çiftler mutlu uyansınlar diyerek!
Uyandık mı sahi!
Günaydın mı sahiden?
Yüzünü yıkadın, sade kahveni içtin,
Sakıncalı lakin tiryakisiysen sigaran yanıyor belki hala!
Aynaya bakmayı unuttun sanki bu sabah, gözlerinin içinin dibeğine!
Kendi kendine olsun gülümseyemiyorsa insan,
Nefes alsa ne almasa ne!
Uyandık mı sahi!
Günaydın o zaman.
Cemre.Y.

Önem


...Önem...
Yani hayat filminizdeki,
Önemli saydığınız karakterlerden biri,
Size şunu diyor aslında!
"Beni önemsemeniz,
Umurumda bile değil ben sizi önemsemedikçe!
Neyse haydi dağılalım!"
Ne büyük hayal kırıklığı değil mi,
Gülümseyerek hazmetmek!
Cemre.Y.

5 Eylül 2019 Perşembe

Yargı

…Yargı…
Ben o anımın ruhunun moduna  denk gelmeyen,
Artık ne vakit paylaştıysam, 
O zamanımdaki ahvalime,
Meğerki kendime bile denk düşmediysem,
Kendim sosyal mecralarda bile,
Kendi kendimi bile arkadaşlıktan silen bir insanım,
Lütfen bütün ön ve son yargılarınızı,
Biraz da kendi silüetlerinize saplayın!
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...