...Hayır Anne! Hala Hiçbir Şey Değişmedi Buralarda!...
Selam anne!
Annem, merhaba!..
Anam selam...
Öperim yorgun kirpiklerinden tabi duruyorlarsa hala!
Öperim ayak tırnaklarından kaldıysa tabi bir tek kırıntı bana!
Buralarda hayat hep aynı genellikte genelde, lakin...
Arada birileri geliyor ya yanına, hep, aynı sebepten!
Bilirsin beni hala aynıyım işte...
Kim giderse gitsin kanserden,
Adı kanser olunca gidişine sebep o illetin,
Hemen birinci dereceden akrabam sanıyorum o gideni de!
Yutkunamadığım her acının ardından iki gün sonra,
Yarım yudum nefes alabiliyorum hala!
Tam da sonbaharın götürdüklerini daha yeni affedip,
Yeni bir hayat hayal edip,
Tam da ilkbahara doğru öykünürken ideallerim,
Yine ciğerimden vuruldum.
Hayır anne!
Hala hiçbir şey değişmedi buralarda!
Dün...
Biri daha...
Kanserden öldü anam.
Hani onkoloji odalarında kemoterapi alırken sen,
Artık damar yolunu bulamayıp iğneyi kasıklarına sapladıklarında,
İçimden hüngür hüngür ağlarken ben,
Dışım istemsiz titrerken, tutmuştun ellerimi!
Yanındaki koltukları işaret edip,
"Şimdi çocuk gibi ağlamanın sırasımı a kızım,
Bak şu çocuklara, bak şu gençlere,
Bak şu...
Canı yandığı için sadece -Ah!-diyen şu yaşlı adamı azarlayan kızına!
Adamcağız nasıl da sessizce çekiyor acısını içinden içinden,
Kızına gülümseyerek ölüyor öylece içinden içinden.
Şimdi senin bu anasına aşık halin,
Bu ortama hiç, yakışık alır mı ha!" demiştin.
Misal o zaman da Yeşilay'cılar bangır bangır bağırıyordular,
"Sigara kansere davetiyedir!" diye.
Ben hiçbir yerde, otobüs durakları da dahil hiçbir yerde...
Onkoloji bölümün hastane kapısında içilen kadar sigara dumanı görmedim!
Ve içeridekilerden çoğu sigaradan kanser değildiler!
O apayrı gereksiz bir bağımlılık günü gelir, def edilir lakin!
Lakin...
Hala...
İnsanlar...
Birbirlerini en gereksiz sebeplerle...
En can damarından üzüyorlar be annem!
Hayır anne!
Hala hiçbir şey değişmedi buralarda!
Dün gece hiç yok yere hapisteki kardeşimi gördüm rüyamda,
Güya, iki kız çocuğunu, evlatlarını özlemiş, onlar için endişelenmiş,
Sicim sicim ağlıyordu kaderin şimdiki zincirlerini affetmem için!
Tam da birinin bari kanserden ölmeyeceğine inanarak yatmıştım oysa!
Sana yemin ederim ki...
Beni bile hayata umutlandıran, sağlam olan sol bacağımı değil de,
Dizi yırtık olan sağ bacağımın ağrısını bile bana sevdirebilen o can...
O, ölmeseydi!
O, öldü!
Eminim olmayan saçlarını okşuyorsundur bir yerlerde!
Eminim...
Şimdi bütün fitne fücur ruhlardan koruyorsundur onu!
Sana...
Onunla bir gülümseme yolladım anam!
Öp olur mu, onu dudağının gül kıvrımından,
Ha bir de...
Eylül'ümün bebek tarağını çıkardım sandıktan!
Senin saçlarını taradığım gibi tara olur mu onun saçlarını da!
Hatta o da, sana bir seferinde senin dediğin gibi desin ki...
"Ne çok taradın be anam saçlarımı, taa belime kadar!
Neredeyse, ben bile inanacağım aslında kel olmadığıma!" demiştin de,
Ben sana..
"Merak etme be anam!
Senin saçının beş teli yeter seni en avret yerine kadar örtmeye!" demiştim de...
Apayrı bir gülümseyiş belirmişti dudaklarından.
Sahi be anne'm!
Azıcık ucundan kırgın gittin bilirim de...
Adı eski de olsa en içten "Baba'm" dediğim adam olan
Sıfatı eski de olsa da, kayın babama da,
Bir bacak, bir kol, bir yürek kadar selamımı iletir misin lütfen!
Çünkü...
Neden bilmiyorum!
Onu da bugünlerde çok özledim!"
Ve bir gün ölürsem!
Muhtemelen kanserden ölmeyeceğim,
Muhtemelen yine kendi cennetimi kendim seçemeyeceğim!
"Ciğeri yarıldı!" diye bir hastalık çıkartacaklar kesin.
Zira...
Bu kadar...
Acı...
Çok fazla!
Ve ben...
Amip değilim!
Her yeni gün, hücrelerimden yeniden doğmaktan çok yoruldum!
Müsait bir yerde...
İklim kırılmasına karşı, paralel evrene çıkış kapısı elinde,
Yazılmış bütün kaderlerden sıyrılmış bir kaçak var!
Tabletlerinize yazın lan beni!
Bir gün...
Birileri okur nasıl olsa!
Neyse annem!
Lülücanımın bana anlattığı gibi işte durumlar,
Hepimiz, yeterince duyumsamışız belli ki,
Hep beraber iyiyiz biz...
"Hayır anne, hala hiçbir şey değişmedi buralarda!"
Ama merak etme, yeni şeyler gelişiyor!
Misal sebebi kanser olmayacak hiçbir ayrılığın!
Seri, sıralı üretiliyor artık insanın duyu yüklemi!
Promosyon talebinin çokluğuna bakılacak artık!
Annem, merhaba!..
Anam selam...
Öperim yorgun kirpiklerinden tabi duruyorlarsa hala!
Öperim ayak tırnaklarından kaldıysa tabi bir tek kırıntı bana!
Buralarda hayat hep aynı genellikte genelde, lakin...
Arada birileri geliyor ya yanına, hep, aynı sebepten!
Bilirsin beni hala aynıyım işte...
Kim giderse gitsin kanserden,
Adı kanser olunca gidişine sebep o illetin,
Hemen birinci dereceden akrabam sanıyorum o gideni de!
Yutkunamadığım her acının ardından iki gün sonra,
Yarım yudum nefes alabiliyorum hala!
Tam da sonbaharın götürdüklerini daha yeni affedip,
Yeni bir hayat hayal edip,
Tam da ilkbahara doğru öykünürken ideallerim,
Yine ciğerimden vuruldum.
Hayır anne!
Hala hiçbir şey değişmedi buralarda!
Dün...
Biri daha...
Kanserden öldü anam.
Hani onkoloji odalarında kemoterapi alırken sen,
Artık damar yolunu bulamayıp iğneyi kasıklarına sapladıklarında,
İçimden hüngür hüngür ağlarken ben,
Dışım istemsiz titrerken, tutmuştun ellerimi!
Yanındaki koltukları işaret edip,
"Şimdi çocuk gibi ağlamanın sırasımı a kızım,
Bak şu çocuklara, bak şu gençlere,
Bak şu...
Canı yandığı için sadece -Ah!-diyen şu yaşlı adamı azarlayan kızına!
Adamcağız nasıl da sessizce çekiyor acısını içinden içinden,
Kızına gülümseyerek ölüyor öylece içinden içinden.
Şimdi senin bu anasına aşık halin,
Bu ortama hiç, yakışık alır mı ha!" demiştin.
Misal o zaman da Yeşilay'cılar bangır bangır bağırıyordular,
"Sigara kansere davetiyedir!" diye.
Ben hiçbir yerde, otobüs durakları da dahil hiçbir yerde...
Onkoloji bölümün hastane kapısında içilen kadar sigara dumanı görmedim!
Ve içeridekilerden çoğu sigaradan kanser değildiler!
O apayrı gereksiz bir bağımlılık günü gelir, def edilir lakin!
Lakin...
Hala...
İnsanlar...
Birbirlerini en gereksiz sebeplerle...
En can damarından üzüyorlar be annem!
Hayır anne!
Hala hiçbir şey değişmedi buralarda!
Dün gece hiç yok yere hapisteki kardeşimi gördüm rüyamda,
Güya, iki kız çocuğunu, evlatlarını özlemiş, onlar için endişelenmiş,
Sicim sicim ağlıyordu kaderin şimdiki zincirlerini affetmem için!
Tam da birinin bari kanserden ölmeyeceğine inanarak yatmıştım oysa!
Sana yemin ederim ki...
Beni bile hayata umutlandıran, sağlam olan sol bacağımı değil de,
Dizi yırtık olan sağ bacağımın ağrısını bile bana sevdirebilen o can...
O, ölmeseydi!
O, öldü!
Eminim olmayan saçlarını okşuyorsundur bir yerlerde!
Eminim...
Şimdi bütün fitne fücur ruhlardan koruyorsundur onu!
Sana...
Onunla bir gülümseme yolladım anam!
Öp olur mu, onu dudağının gül kıvrımından,
Ha bir de...
Eylül'ümün bebek tarağını çıkardım sandıktan!
Senin saçlarını taradığım gibi tara olur mu onun saçlarını da!
Hatta o da, sana bir seferinde senin dediğin gibi desin ki...
"Ne çok taradın be anam saçlarımı, taa belime kadar!
Neredeyse, ben bile inanacağım aslında kel olmadığıma!" demiştin de,
Ben sana..
"Merak etme be anam!
Senin saçının beş teli yeter seni en avret yerine kadar örtmeye!" demiştim de...
Apayrı bir gülümseyiş belirmişti dudaklarından.
Sahi be anne'm!
Azıcık ucundan kırgın gittin bilirim de...
Adı eski de olsa en içten "Baba'm" dediğim adam olan
Sıfatı eski de olsa da, kayın babama da,
Bir bacak, bir kol, bir yürek kadar selamımı iletir misin lütfen!
Çünkü...
Neden bilmiyorum!
Onu da bugünlerde çok özledim!"
Ve bir gün ölürsem!
Muhtemelen kanserden ölmeyeceğim,
Muhtemelen yine kendi cennetimi kendim seçemeyeceğim!
"Ciğeri yarıldı!" diye bir hastalık çıkartacaklar kesin.
Zira...
Bu kadar...
Acı...
Çok fazla!
Ve ben...
Amip değilim!
Her yeni gün, hücrelerimden yeniden doğmaktan çok yoruldum!
Müsait bir yerde...
İklim kırılmasına karşı, paralel evrene çıkış kapısı elinde,
Yazılmış bütün kaderlerden sıyrılmış bir kaçak var!
Tabletlerinize yazın lan beni!
Bir gün...
Birileri okur nasıl olsa!
Neyse annem!
Lülücanımın bana anlattığı gibi işte durumlar,
Hepimiz, yeterince duyumsamışız belli ki,
Hep beraber iyiyiz biz...
"Hayır anne, hala hiçbir şey değişmedi buralarda!"
Ama merak etme, yeni şeyler gelişiyor!
Misal sebebi kanser olmayacak hiçbir ayrılığın!
Seri, sıralı üretiliyor artık insanın duyu yüklemi!
Promosyon talebinin çokluğuna bakılacak artık!
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder