14 Nisan 2019 Pazar

Güven

...Güven...
Birilerine sınırsızca güvenmek değil bu!
Bu olsa olsa...
Her defasında ecele razı olup,
Boş kalmayacak ellerine güvenip, kaderine razı bir geçişle,
Ömründen vazgeçip, geçip, yine, yeniden hayata doğmak bu!
Aşk, gibi!
Sevda, gibi, vuslata dair son umut gibi bir şey bu!
Ömürden vazgeçişli bir ayrılık gibi.
Tutsaydın ya ellerimi ömrümü sana sunarken ben!
Bir daha da asla!
Bırakmayacağına da güvenseydim ya hani!
Cemre.Y.

Geçer

…Geçer…
Zaman…
Nasıl olsa geçer.
Siz isteseniz de, istemeseniz de
Ömrülerinizden veda eder bütün o saliseler!
Lakin önemli olan…
Onu nasıl hunharca öldürdüğünüz değil,
Nasıl yaşayıp yaşattığınızdır!
Neyse!
İyi olsun geceler, nasıl olsa bu da geçer!
Cemre.Y.

Yağmur

…Yağmur…
Gülümseyişinin yüreğimi öptüğü zamanlardı
Düş kırığı yalnızlıklarımı terk ettim de yollarına estim.
Sıcak bir nefes kadar yakınken birbirimize,
Sen hep metcezirlerine yenildin.
Gelseydin hiç yoktan "Biz" olacak,
Şu yalan dünyaya gerçek nedir öğretecektik lakin!
Ne sen bir tastamam gelebildin,
Ne de ben belirsizliklerinin git-gellerini sevebildim.
Ki zaten artık papatyaları da sevmekten vazgeçtim.
Şimdi yağmur ağlatıyor şehrimin bütün sokaklarını.
Camlarıma dokunmadan nasıl da yağıyorlar hayret!
Halbuki, şu yağmurda puslu bir pazar sabahının yalnızlığına,
Ne güzel, ne melankolik şiirler yazılırdı oysa!
Sen, hislerimi de alıp gittin.
Üzülme ama!
Başlayamadan biten ayrılıklara çoktan örselendim ben.
Yağmura inat, puslu sabahlara inat,
Ben yine, yeni hazanımın rengine boyarım saçlarımı.
Yarın başka bir ben bakar aynalara olur biter!
Cemre.Y.

12 Nisan 2019 Cuma

Fesleğen Yalnızlığı

...Fesleğen Yalnızlığı...
Cam kenarına terk edilmiş yalnızlığım,
Kaç bahar, kaç yaz,
Kaç Eylül, kaç zemheri ayaz atlattım,
Can kenarı çoktan kırık
Pencere pervazlarında öylece unutulup vazgeçilmiş,
Hayalleri de çoktan kırık bir vazo gibi,
Kaç çıkmaz sokağını aşıp geçtim ömrümün!
Bilemezsiniz.
Bilseydiniz şayet,
İçimde birikmiş toz tanelerimden,
Yağmura ve güneşe ve polenin kavuşmasına kanıp,
Sana durduk yere,
Bahar bahçe çiçeklenmeye hayallenmemi de anlardınız.
Ulan!
Bir ömür boyunca,
Yoğurt kabında da olsam,
Yahut altından kaselerde,
Bir kere olsun sadece bir kere,
Kokumu avuçlarınıza alıp,
Şöyle bir derin koklayıp unutmak uğruna,
Şöyle bir başımı okşayıp geçmeseydiniz be!
Öyle ya!
Her sabah "Günaydın!" dı sabaha uyanabilene,
Ve...
Her gece de iyi olsundu geceler.
Cam kenarına terk edilmiş yalnızlığım,
Kaç bahar, kaç yaz,
Kaç Eylül, kaç zemheri ayaz atlattım,
Can kenarı çoktan kırık yazlık bir pencere pervazında,
Yaz bitince...
Öylece unutulup vazgeçilmiş,
Hayalleri de çoktan kırık bir vazonun içindeki
Fesleğen yalnızlığı gibi hayatım.
Artık bana hep aynı zamansızlık düzlemlerinde,
Her biri anlatılırken,
Daha da öncesi deşilen hayat hikayelerimi sormayın.
Ne vakit bir fesleğen görüp de,
Dayanamayıp başını okşadığınızda,
Avuçlarınızdaki kokuyu nefesinize çeke çeke,
O fesleğeni bir daha hiç görmemek üzere,
Yalnızlığın çıkmaz sokaklara terk ettiğinizi
Ve yoğurt kabında da olsa,
Yahut altın varaklı bir saksıda,
Hiçbir zaman aynı fesleğene bir daha denk düşemeyeceğinizi!
Öyle ya!
Her sabah "Günaydın!" dı sabaha uyanabilene,
Ve...
Her gece de iyi olsundu geceler.
Hiç yoktan fesleğen tohumu edinin evinize!
Yeter ki sabah akşam sevin lan!
Fesleğenler bari yalnız kalmasın be!
Cemre.Y.

11 Nisan 2019 Perşembe

Sadece Bir An



…Sadece Bir An…
Ben... 
Sadece bir an....
Muhteşem bir şansa ait olduğuma inandırıldım.
Ondan sonrası...
O'ndan sonraydı zaten!
Gerek filan da hiç yoktu gayri ötesine fiilen.
Cemre.Y.

Bütün Geceler

…Bütün Geceler!...
Şimdi derin uykulara gebe yorgun yüreğim
Bundan gayri vardiya sırası sende be sevgili!
Sen ister erkenden uyu,
İster gün ışıyana kadar ayık kal
Bana ne!
İyi olsun ama bütün geceler yine de...
Herkese!
Cemre.Y.

10 Nisan 2019 Çarşamba

Yine Beceremediniz

...Yine Beceremediniz!...
Sizin henüz yeni doğmuş şeytani melekelerinizi,
Benim, yüzyıllardır doğruya akarken
Milyarca kere trilyon şeytanla boğuşup ölüp ölüp,
Küllerimden yeniden doğan şu ruhum yener!
Beni yok etmeyi yeniden deneyiniz.
Yine beceremediniz!
Kendilerini akıl küpü sanan salaklar ordusu.
Azıcık beyiniz varsa derhal öldürüp yok edin beni.
Zira, yoksa, yine kendinizi kendileriniz yok edeceksiniz!
Cemre.Y.

9 Nisan 2019 Salı

Ne Kadar Mı Seviyorum Seni?

...Ne Kadar Mı Seviyorum Seni?...
Sahi, ne kadar mı seviyorum seni?
Seni, bu kadar seviyorum işte!
Sanki bayram pazarlarından bana babamı almışsın gibi,
Bunca varlığın içinde hiç yokluğuna ağlayışlarımı bölüp,
Sana gülümseyecek kadar!
Cemre.Y.

8 Nisan 2019 Pazartesi

Bu Sevdada Da Bir Nefes Eksik Belli

...Bu Sevdada Da Bir Nefes Eksik Belli...
Halbuki ikimizde,
Yıkıntısı,
Hasarını çoktan geçmiş,
Küllerimizden doğuyorduk güya!
Sorsan her ikimizde birer Zümrüdüankaydık.
Kendimden emin,
Başım dik, alnım ak,
Usulca dokundum ruhuna.
Gelişin...
Geçmişini çoktan affetmiş gibiydi lakin!
Senin yaraların hala kanıyor be sevgilim,
Ki ben, kendi kanımın kokusundan dahi iğrenirim.
Öyle ya!
Vampir olmayı hiç beceremedim.
Sevişme hayalleri vesaire tastamam da...
Yüreğimi, güveninle, ısıtamadın be sevgili!
Bu sevdada da bir nefes eksik belli.
Ki yüreğimi güveniyle ısıtamayanın,
Yatağımda işi ne ola ki?
Cemre.Y.

7 Nisan 2019 Pazar

Portakal Çiçeği

...Portakal Çiçeği...
Turuncuya keserken gün batımları,
Saçlarım terasın balkon kenarından sarkarken,
Çiseleyen yağmur tanelerine karışıyordu,
Boynumdan savrulan portakal çiçeği kokuları!
Sana birikmiş "Günaydın" larım vardı oysa,
Yastık altına saklanmış bir sürü "İyi geceler" im.
Uzun bekleyişler durağında,
Sokağımın çocukları saklambaç oynuyordular.
Turuncuya kesen gün batımında, akşama hazırlanırken gün.
Bir kadın portakal çiçeği kokusunu, yasemin kokusuna terk edip,
Usulca evine girdi, kapadı yüreğinin kapısını.
Cemre.Y.

6 Nisan 2019 Cumartesi

Artık, Susalım Mı?

...Artık, Susalım Mı?...
Yıllar yılı, feryat figan çığırtkan bahar kuşları gibi,
Ömrümü, ömür ömür tükettim ya onca insana.
Konuşacak başkaca da bir şey kalmadı tabi.
Öyle beraberce,
Bir tamam, dolanımayan sanal aşklara çoktan tokum tabi.
Zira...
Haz falan da vermiyor ya benim olamayan şeyler bana ya!
Durdurduk yere, geleceğimi hayal ettim.
Zaman saymalardan,
İllaki kavuşulamamalardan da hayli yorgunum ya hani?
Gayri, olmayan kadehleri doldururuz birer birer,
Burnumuzda, anason özlemi!
Hani kızıma saklıyorum onu da ya!
Artık, susalım mı?
Cemre.Y.

Daha Neyin Derdindesin?

...Daha Neyin Derdindesin?...
Sana kırılgan kelebek kanatlarımı sundum,
Sana yorgun akşamlarımı, ürkek gecelerimi sundum,
Hiç olmayacak bir mevsimde ben sana,
İçimde biriktirdiğim bütün baharlarımı sundum.
Sana yüreğimin can kırıklarını sundum be adam.
Daha neyin derdindesin?
Cemre.Y.

5 Nisan 2019 Cuma

Sonra Bir Bakmışsın, Uyanmışsın

...Sonra Bir Bakmışsın, Uyanmışsın...
Sonra bir bakmışsın uyanmışsın.
Güne yetişme telaşıyla karışır sabahlar,
Aç karnına sade bir kahvenin telvesi kalır dudaklarında.
Durakta beklerken...
"Günaydın"dersin kaldırımları süpüren bey amcaya!
Hiç yoktan mutlu olur, günü aydın olur onun bari.
Karşına çıkan önemsediğin kimin varsa,
"Günaydın"dersin.
Sabahların rutin eylemleri geçip giderken,
Farkına bile varmazsın geçen kuşluk vakitlerinin.
Öğle yemeği vakti sabittir,
Ha bir saat önce, ha bir saat sonra,
Bildiğin gibi işte, hep aynı rutinlikte.
Bir ikindi vakitleri konacak gibi olur kimsesizliğin ruhuna!
Onu da savuşturuverirsin başındaki işle güçle.
Derken günün kalabalıklı vakitleri biter...
Evinin yoluna koyulursun,
Ha bir sokak önden, ha iki sokak arkadan.
Varacağın durak hep aynı işte!
Köşedeki bakkala illa ki uğrarsın.
Hasbıhal edip,
İlla ki dünyayı kurtarmanın yollarını iki çıtır katarsın.
Hiç olmayacak insan kalabalığında,
Hiç olmayacak karşı görüşü inadına savunan,
Onunla,
Aynı dünyaya bakan insanı görünce keyiflenir bakkal amca!
Hiç yoktan "İyi Akşamlar." olur ona bari.
Evinin binasının dış kapısını,
Önceden cebine hazır ettiğin anahtarınla açarsın.
On altışardan oluşan,
Üüç kat kırk sekiz adet basamağı çıkarsın.
Her katında ayrı birer tanıdığın vardır oysa!
Sen, hem, hep yalnızlıktan yakınıp,
Hep de hep aynı basamakları sayarsın.
Evinin kapısında derin bir nefes alıp,
Kilidi çevirip, içeri girersin.
Kapını da kapattıysan tamamdır bu iş!
"Hoş buldum yalnızlığım!"dersin.
Evinin duvarları surat asarlar bazen hep aynı rutin cümlelerine,
O vakitlerde de,
Gönlünü alırsın duvarlarının, halılarının, koltuklarının.
"Oyyy benim güvenli sığınağım,
Nasıllarmış acaba bu akşam!"dersin.
Hiç yoktan mutlu olurlar onlar da.
Şöyle bir havalandırırsın ortalığı,
Arınırlar dün geceki yalnızlığından!
Sağı solu toparlar, eşyaların yeri değiştiyse yerine yerleştirir,
Bir bira açar, ayaklarını sehpaya uzatırsın.
Lap top'unu kucağına alır, biraz sosyal medya filan gezinip,
Taa eskilerden kalma,
Dost dediğin birkaç insan neyse ki hala dosttur.
Denk gelmişsen beğendiğin bir paylaşımına,
Hiç üşenmez kimine beş yıldız,
Kimine kalp, kimine de beş yıldızlı kalp atarsın.
Zira sen hiçbir zaman sırf insanlar mutlu olsun diye,
Görüp, anlayıp, içine sindiremediğin bir şeye alkış tutamazsın.
Yalakalığı da hala da öğrenemedin zira!
Arada bir iki sigarayı aynı anda yaktığın da olur hani!
Zira beyninle yüreğini aynı anda kurcalayan biri adaysa.
Bu sefer kızmazsın kendine!
"Madem var olma ihtimali yüksekse bu saatlerin,
Engelsiz olasılıklıksızlıkları nedir, nedendir?" diye!
Bir nefes ilk yaktığın sigarandan çekersin,
Bir nefes de unutup ikinciyi yaktığından.
Nasılsa bu hayatta unutamayacağın en az üç şey var,
Biri ne kadar yıkanırsa yıkansın terasındaki toz tanen,
Diğeri...
Her akşam şu ana ulaşabilmek için saydığın,
O merdivenlerin basamak sayısı!
Bir diğeriyse her mevsim açtıramadığın,
Rengarenk lale sarayı!
Yoksa...
Kim istemezdi ki...
Mutlu olsun geceler ve de uyumadan önceki rüyalar!
"Neyse...
Belli ki kurtaramayacağız yine hiçbir geceyi.
O zaman,
Şiir yazalım azizim!"der uyuruz,
Sonra bir bakmışsın uyanmışsın.
Güne yetişme telaşıyla karışır sabahlar,
Aç karnına sade bir kahvenin telvesi kalır dudaklarında.
Durakta beklerken...
"Günaydın"dersin kaldırımları süpüren bey amcaya!
Hiç yoktan mutlu olur, günü aydın olur onun bari.
Oysa…
Neyse!
Cemre.Y.

4 Nisan 2019 Perşembe

Seve Seve Sevelim


…Seve Seve Sevelim…
Elbette biz…
Yalnızlıklara layık insanlar değildik lakin,
Kime meyl ediverecek olsa yüreğimiz,
"Sen bizi, ele güne şiir edersin!"diyerek kaçtılar.
Lakin şiir lan bu!
Na zaman günahtı,
Ne vakit ayıptı,
Kim ki, kime, neden sebep, ne zaman yasaktı?
Seve seve sevelim işte!
Cemre.Y.

Hiç Kimse Bilmiyor

...Hiç Kimse Bilmiyor...
Bana çoğunlukla...
"Peki sen boş vakitlerinde ne yapıyorsun?" dediklerinde gülümsüyorum.
Hiç kimse bilmiyor,
Hiç bilmediğim bir şehrin bana göre aynı zaman diliminde,
Nice kaçırdığım vakitleri ülkeler arası kovaladığımı!
"Hani an'da dahi gerçekliğinde olsam nice de an kaybettiğimin peşindeyim!" i
Ben nasıl anlatayım!
"Oturduğum yerden dünyayı geziyorum!" cümlesini,
Zaman kavramının vakitlerini ezberinin mevhumunu kaybetmiş birine!
Ben nasıl anlatayım!
Şiir şiir uzayı gezdiğimi...
Sahi siz?
Hepsini birden yaşayarak görmüştünüz değil mi?
Bense son çektiğiniz en like alan fotonuzun arkasındaki yüksek avmlerden birinde,
Balkona dayanmış, elinde sigara, en efkarlısından içine çekerken,
Hayatın bütün objektiflerine en içten gülümseyen tek kadını!
Cemre.Y.

3 Nisan 2019 Çarşamba

Geçip Gidiyor Ömrüm Bana Hiç Sormadan

...Geçip Gidiyor Ömrüm Bana Hiç Sormadan...
Yılların ardından ömrümün,
Pencerelerimin perdelerini araladığıma bakma adam!
Seni, hissettim de geldim.
Nicedir aklımın köşesindeydi,
İçimden içeri beni özlediğin!
Ruhun, ruhumu çağırdığındaysa
Gayrı kederine dayanamadım da geldim.
"Yaşıyor musun?" diye sordum önce!
"Çok şükür" diyemedin ya sen de ben gibi.
"Maalesef!" dedik karşılıklı.
Sonra..
"Nicedir ahvalin?"
Esenlikte miydin,
Yoksa dahası da eklenmişmiydi dertlerinin diye diye!
Dargın ayrılmadığımız yerden başladık hasbıhal etmeye,
Derin kayıplar yaşamışsın, yüreğin yarılmış senin de.
Bencileyin kayıplarla yoğrulmaktan,
Aşka da, sevdaya da mahal kalmamış hala ömründe.
Sonra durduk yere, ben sana rakı balık sözünü hatırlattım,
Sen bana "Sözüm söz, hala duruyor yerli yerinde." dedin.
Biz senle belki henüz bir sevdaya bir tek şiir bile edemedik lakin.
Birine kaldığın yerden,
Hiç kalmamış gibi başlamak ne güzel bir şeydir,
Ne yüce bir şeydir iyi bilirim.
O kadar az ki ömrüme böyle dahil kalabilen insan sayısı!
Hoş geldin sevgili dostum, dert ortağım,
Ulaşamadığım hayallerim, efsunlu rüyalarım, hoş geldin.
Söz, bu sefer olmadık şeylere küsüp gitmeyeceğim.
Kırıldığımızda ben bütün can kırıklarımı,
Hayallerimin kırıklarıyla bir edip sağa sola küfürlü savururken,
Senin sessizce kırılıp gittiğin gibi asil kalacak her şey!
Bu sefer küfürsüz seveceğim seni.
Bütün ömrümüzü sikip gidenlere içimden saydıra saydıra!
Bundan gayri sabrım da sükunetim de sana dair.
Bilirsin beni, küfür sevmem ben!
Lakin ettirme.
Baksana nicedir geçip gidiyor zaman biz daha ömürlerimize dahil olamadan.
Geçip gidiyor ömrüm bana hiç sormadan!
Cemre.Y.

2 Nisan 2019 Salı

Okyanus

...Okyanus...
Aslında ikimiz de uzak diyarların apayrı coğrafyalarında,
Ağulu kederlerin damaklarımızdaki kekremsi tadından çoktan yorulmuş,
Daha az önce akıtılıp giderken gülümsemiş de düşmüş birkaç şiirin,
Birer gözyaşı damlası kavanozunun içlerindeydik.
Hatırlamıyorum ilk kim kimin şiirine çarptı da,
Hiç yoktan birer dere yatağı oluştu, ardından akarsular,
Güneşin kuraklığına inat koca koca nehirler!
Sanki az biraz zaman sonra ikimizden koca bir okyanus doğacak.
Sonra durduk yere biz baharın ilklerinden birine,
Kokusu en güzel, en çiçekli günlerine öykünürken,
Tam da ömürlerimizin sonbaharlarını kara kışlarıyla savuşturmuşken,
Lodos var dedi haberler hiç olmayacak bu mevsimde!
Güya kasıp kavuracakmış önünde ilkbahara, yaza dair ne varsa!
Ardından fırtına çıkacak, denizler, okyanuslar taşacakmış güya.
Düşünce çakıllı şapkalarımızı atıverdik önümüze,
İkimiz de ayrı ayrı bağdaş kurduk geleceklerimize,
Olmayacak bir hayale bunca coğrafyayı geçip,
Bunca iklimi aşıp, bunca hayali bir daha kırmaya değer miydi?
Bana sorsanız ben hep yarı yolda kuruyanlardanım.
Hep de merak etmişimdir okyanus kadar sevilmeyi.
Varsındı sonu ne olursa olsundu.
Hem kim biliyor ki henüz yazılmamış bir romanın sonunu?
Düşünce çakıllı şapkalarımız başımıza ağır gelmeseydi,
Ya da eskilerden artık...
Nihayet kurtulup yeni bir şapka almayı düşünebilseydik!
Ben denedim, lakin boynumdan yukarısını göremiyorum ya hani!
Boğazımın ilmeğinde kalmasın o da...
Bu sefer rengini o seçsin diledim.
Sonra bir baktım ki rengini soracak kimsem kalmamış!
Hani maviyi severdim ya eskiden, mavi, şimdi gözlerimde asılı kaldı.
Yeşili ayrı bir sever oldum birden yüreğim kendime aktı.
Toparladım hayallerimin kırık canlarını hemencecik,
Bana karışmaya çalışan ne kadar nehir, akarsu, dere, çay, çağlayan,
Yine hiç umursamadan, güneşin kavurucu soğuğuna sığındım...
Bundan gayri ne gözyaşı kavanozu kalmıştır,
Ne de eski düşünce çakıllı şapkam!
Ne geçmiş kalmıştır, ne de gelecek mi, gelmeyecek mi kaygısı!
Ki üstelik gözün gözüme değmeden göze filan da gelmiş olamayız.
Bence biz, en çok, "Söz!"e geldik.
Lodos var dedi haberler hiç olmayacak bu mevsimde!
Güya kasıp kavuracakmış önünde ilkbahara, yaza dair ne varsa!
Ardından fırtına çıkacak, denizler, okyanuslar taşacakmış güya.
Bundan sonra güneş de benim, fırtına da, kasırga da!
Hani başarabilirsen bir gün batımında,
Bir tek gülümseyişli bakışınla aklımdan yüreğime dokunmayı,
O vakit geçilir coğrafyalarımızın haritası,
O vakit durulur yürek iklimlerimizin karmaşası.
O vakit durup bakarız yıldızlara,
Öyle ya bize ne, birer meteor yanığının dünyaya düşmesini,
Yıldız kayması sanıp onca saf aşığın oturup dilek tutmasından.
Hiç yoktan okyanus oluruz, içinde adlarımız olan!
Cemre.Y.

1 Nisan 2019 Pazartesi

Sana Söz Sevgili

...Sana Söz Sevgili...
Yüreğimin zemheri ayazlı kara kışlı yaralarını,
Can kırıklıklarımdan, hayallerimin kırıklarına kadar,
İlmek ilmek bahar çiçekleriyle dokudum sevgili.
Neyse ki...
Şükür ki...
Kabus dolu masallar da bitti sonunda.
Her birini binbir özenle toparlayıp,
Kağıttan kayığımın yan ceplerine doldurdum,
Kağıttan kayığımın her yerine benzin döküp,
Yelkeninden sessiz bir vedayla öylece yakıp,
Usulca akıntılı denize saldım.
O gitti, ben kalmadım.
Eğer bir gün rengarenk mis kokulu kır çiçeklerini,
Saklamadan, sakınmadan,
Sevdan göğsünde gururla yürüyerek bana ulaştırırsan.
Sana söz...
Ne geçmişin acı anıları olacak,
Ne de geleceğin gelecek mi kaygıları!
Sana söz sevgili,
Ömrünü ömrüme iliklerken iki yakasından
Bize dair'li o ilk andan başlayacağım nefes almaya!
Gözün gözüme değdiği, gönlün gönlüme dokunduğu,
Kokun kokuma karıştığı o andan başlayacağım sana.
Cemre.Y.

29 Mart 2019 Cuma

Neyse Ya Neyse!

...Neyse Ya Neyse!...
Yaza çoktan razı bahar çocukları oynaşıyorlar sokağımda,
Heyecana karışmış sevinçli sesleri çığlık figan,
Ya seksek oynamakta.
Ya da ellerinde rengarenk bir topaç fırıldatmakta,
Ya da kızlı erkekli masumlar en çok yakan top oynamakta.
Yahut sek sek oynamakta birileri birileriyle!
Mahallenin en yeneni de artık ütmekten bıktıysa
Dolu dolu durup duran misket kavanozlarından da.
Geçenden de...
Bir tastamam gelemeyenden de...
Sorgusuz gelenden de...
Gidenden de...
Kalamayandan da!
Yürek bu.
Sonunda soğur!
Sen dur öyle,
Duyma, görme, sevme, sevilme öylece kal,
Aman eksilir narsistliğinin yalnızlık durağını aman terk etme.
Ölürken gülümsersin sana hiç takılmayan namus madalyalarına!
Geldi mi, görmedin mi,
Seçti mi, seçtin mi, sevdin mi yoksa sevemedin mi neydi,
Geçti mi geçen.
Haberin olsun seçtiğim o yalnızlığımın taaa!
Sahi bitti mi?
Bittin mi, yoksa bitirildin mi!
Neyse ya neyse!
Sarıl bari yine kendi omuz uçlarına.
Cemre.Y.

28 Mart 2019 Perşembe

Ben Hiç Kimseyi Terk Etmedim

...Ben Hiç Kimseyi Terk Etmedim...
"Yarim, yüreğimde yağmur var.
Güneş yüzlü gülüşünü yolla da,
Huzur bulsunlar." dedikçe ben!
Yağdırıldı yüreğime,
Yağamayan ne kadar da çok kara kışlar varsa,
Zemheri ayazlarıma teker teker dokundurarak!
Çok mu zordu lan!
Geçmişin ağulu acılı anlarına bir es geçip, benim gibi,
Derin bir nefes alabildiğin o ana odaklanmak!
Yoksa acı anılar dediğin ne ki,
Anda kalmak isteseydim, kalabilirdim
Babamla dayımın beni öylece terk ettiği,
O bakkalda daha dün akşamın anısında da.
Daha önceki terk edilişlerimi saymıyorum bile!
Ben hiç kimseyi terk etmedim!
Misal bir rüzgar savurmuş birinin yürek telini bana,
Neyleyim ki gözümden düşüp yüreğime esememiş,
Onları bile hiç incitmedim ki bugüne kadar!
Sabırla, ince ince derinden hissettirdim neden olamayacağımızı.
İnatçı birer fırtına olup esmeye çalışsalar da bazen birileri…
Sakin duruşumla savuşturdum bana dair olan o yanlış notalarını.
Şimdilerdeyse içimde esen derin bir keman sızısı!
Orkestra veryansın ediyor bütün makamlarda.
"Hani, sen hiç kimseyi terk etmezdin?
Daha önceki gün,
Seviyorum lan seni, vazgeçilmezimsin!" dediğine...
"E, ama sabahında hiçbir yerinde de yoksun!" diye!
Ben...
Hiç kimseyi terk etmedim!
Ben ona o günün akşamında "İyi geceler!" dedim,
Sabahında da...
"Gün... Aydın olsun mu?" dedim.
Cevap yoktu...
Ben, hiç kimseyi hiçbir zaman terk etmedim!
Mevsimsiz gidişlerim vardır, bir de gelişlerim,
Hep, yeni bir umutla sevdaya asılışlarım lakin,
O yine gelirim, o, olmasa da kalırım sandı,
Fakat benim ömrüm artık zamanıma dardı,
Erken yaşının sonbaharlarına daha çok vardı, bilemedi.
Ben...
Hiç kimseyi terk etmedim!
Hep...
Nihayetinde, hepten de kuru bir yürekten ibaret değildim.
Nihayet...
Nihayet, olanca aklımla,
Gitmem gerektiğinin anların da idrakına erip, öylece, gittim.
Şimdi sen...
"Tek çare uzay!" mı dersin,
Sanki bizim dünyamız da ona ait değilmiş gibi,
Şimdi ben...
Yıllar öncemde anneme yazdığım gibi yine…
"Ey hayat!
Güneşte unutulmuş atlas kumaş gibisin.
Nerenden tutunmaya kalksam, lime lime elimde kalıyorsun!
Ya sağlam bir yamalık olsun, bir yer, sun bana,
Ya da beni öldürüyorsun!" derim,
Bilemem ama kitaplarınız şiirsiz kalır bence!
Cemre.Y.

Boşuna Yorulma Gönlüm



…Boşuna Yorulma Gönlüm…
Boşuna yorulma gönlüm…
Sendeki bu yaraların kan sızısı dinmedikçe,
Hiç kimse giremez içinden içeriye.
Cemre.Y.

27 Mart 2019 Çarşamba

Benim Babam


…Benim Babam…
Bugün…
Ömrümde ilk defa…
Sokağımın bakkalında babama rastladım.
Her akşam olduğu gibi esnafa
"İyi Akşamlar!"diledim ama!
Önümde durup duran, sakalları kıralmış adam,
Beline kenetlediği ellerini gram oynatmıyordu yerinden,
Eli, neredeyse göbeğime değecekti.
Önündeki adamsa aceleyle,
Elindeki dondurmaları okutmak derdindeydi!
Bense bir an önce alacağımı alıp,
Evime kavuşup, sehpama ayaklarımı uzatıp,
Sigaramdan derin içler çekmek derdinde!
Bugün…
Ömrümde ilk defa…
Sokağımın bakkalında babama rastladım.
Her akşam olduğu gibi esnafa,
"İyi Akşamlar!" diledim ama!
Önümde durup duran, sakalları kıralmış adam,
Beline kenetlediği ellerini gram oynatmıyordu yerinden,
Eli, neredeyse göbeğime değecekti.
Sonunda dayanamadı esnaf abi…
"Bey amca!
Az biraz, müsaade edin de,
Hanfendi rahat hareket etsin he!" dedi.
Yıllardır sokağımızın bakkalı olan adam bile bilmiyordu yani,
Onun benim babam, benim onun kızı olma ihtimalimi!
Hani…
Ömrün geçmişini affedip,
Geleceği de gelmeyenlerle hiç edip,
Yepis yeni bir hayata dahil olacaktık ya!
"O, bey amca benim babam!" dedim,
Dönüp boynuma sarılmadı ya la,
Evet, o benim kızım demedi, hiç duymamış gibi yaptı.
"Abi önündeki adam da benim öz be öz dayım!" dedim.
Adamcağız bir bana baktı, bir de önümde dondurma paketlerini
Alelacele okutup kaçmaya çalışana,
Sanki "Bir de bana alın nolur!" diyeceğim!
Sonra da elinde poşetler dayım,
Arkasına ellerini bağlamış babam,
Benim, ne alıp, neyi alamadığıma bakmadan,
Öylece gittiler uzaklara..
"Abla'm, sigaran,
Her zaman ki gibi ikiydi değil mi" dedi sadece esnaf adam
Ki adamın dibiydi.
Cemre.Y.

26 Mart 2019 Salı

Her Sevda Birkaç Damla Da Ayrılık İçerir Aslında

...Her Sevda Birkaç Damla Da Ayrılık İçerir Aslında...
Eskiden çok eskiden...
Daha gün kadar eskiden.
Kaç zemheri ayazı ağulu gecelerden geçtim,
Kaç baharı hiç çiçeksiz atlattım,
Kaç güneş doğmadı sabahlarıma ben sayamadım lakin.
Unutmayı da unuttum sonunda.
Hiç yoktan bir "Günaydın!"ım olsun diledim,
Hiç yoktan bir "İyi akşamlar!"ım olsun dedim de,
Açtım pencerelerini yüreğimin yüksek duvarlarını.
Halbuki,
Kaç merdiven dayanmıştı canımın kırık camlarına!
Kaçına kara perdelerimi çekip gidip yalnızlığımla yattım,
Kaçının merdivenlerini iterek onu yerin dibine attım.
Kızım haklı galiba...
"Yüreğimi ısıtmayanın yatağımda işi ne!" diye diye
Böyle ıssız, kurak topraklar gibi çimensiz kaldım.
Oysa ufacık bir rüzgar esse yağmur olmaya da hazırdım.
Her veda birkaç damla şiir yanığıdır aslında,
Yoksa ben de isterdim,
Eskisi gibi uyanınca uykulu kirpiklerim,
Açık kalmış sırtım öpülüp omzuma kadar örtülsün.
Bende isterdim bütün bu ince ruhların hepsi birden,
Durduk yere zamansız uçup gitmesin lakin.
Her sevda birkaç damla da ayrılık içerir aslında.
Hepsi herkesi ben gibi,
Onlara özel okyanusların,
Meftun kıyılarında yüzecekler sanmasalardı.
Yüreğimin yeri de kalmadı ki be sevgili!
Zira kalp dediğin dört odacık.
Dörtte biri senin cennetinle dolacakken,
Bir minder kapıp,
Gelemedin de kendine bir yer beğenemedin.
Sen beni bir tastamam yüreğine alınamadın be adam!
Şimdi var git yoluna...
Benim unuttuğum yolları aşmana,
Belli ki daha çok zaman var.
Ve ben kırk dört yılımın otuz yılını,
"Keşke yarın uyanmasam!" diye diye,
Dualar ederek uyumuş bir insanım.
Dualarımın hiçbiri kabul buyurmaz iken,
Yarın ölebilirim misal.
Yine de uyanmışsam her günün sabahına,
Her gün kaldırımlarımızı süpüren çöpçü bile,
"Günaydın!" ıma gülümseyerek,
"Günaydın." çekiyor çok şükür.
Var git yoluna!
Senin saatinin zembereği on'da kırılmış adam,
Gayri kuramazsın bana dair sevdalı cümleler!
Benim de aklımla yüreğimi,
Yetersiz bakiyenle meşgul etme!
Her sevda birkaç damla da ayrılık içerir aslında.
Sen "Eyvallah!" dersin,
Ben...
"Neyse!"
Cemre.Y.

Kuşlar

...Kuşlar...
Kuşların kanatlarına şiirden zerreler taktım
Olur da bir gün yoluna yolu düşerse
Güneş, yanağından bir makas alırken,
Saçlarını okşayacaklar hafif bir rüzgar ile.
Cemre.Y.

25 Mart 2019 Pazartesi

Saydın Mı?


...Saydın mı?...
Tanıştığımızdan beri, bana kaç "Günaydın!"lı borcun,
Kaç "İyi geceler sevdiğim!"li borcun var hiç saydın mı?
Ben saydım, kavgasız geçen üç beş günümüz hariç,
Elli bir gün, bin iki yüz yirmi dört saat.
Daha ne kadar ömrümüz var bilmiyorum lakin artık,
Ben senin çocukluğunun saçlarından okşayarak başlasam sevmeye,
Sen benim ürkek yeni doğmuşluğumdan.
Bu sefer oluruz sanki!
Saydın mı?
Kaç yalnız gece yaşadık etrafımız insan yığınıyla doluyken,
Ben saydım, birkaç zamanlık mutlu anlar hariç,
Tam kırk yıl, on bir bin beş yüz yirmi saat.
Daha ne kadar ömrümüz var bilmiyorum lakin artık,
Ben senin çocukluğunun saçlarından okşayarak başlasam sevmeye,
Sen benim ürkek yeni doğmuşluğumdan bu sefer oluruz sanki!
Cemre.Y.

Sevdiceğim

...Sevdiceğim...
Aklımın iklimlerinden
Yüreğime cemreler düşüren yarim,
Ben seni suskunluğundanda severim.
Sana söz sevdiceğim sana söz...
Yaşanacak cennetlerin mevsimi gelene kadar
Seni ben sabah akşam sevdiğim gibi severim.
Cemre.Y.

24 Mart 2019 Pazar

Vaktidir

...Vaktidir...
Köz yanığı suskunluklar da unutulunca
Öğreniyor insan,
Olmayacak dualara amin denmemesi gerektiğini.
Bugün bir kere daha unuttum seni.
Vaktidir küllerini denize savurmanın.
Vaktidir yalnızlığımın omuz başlarına yeniden sarılmanın.
Cemre.Y.

Kahve

...Kahve...
Uyandım.
Ağzımın içi bayatlamış kekremsi bir yalnızlıkla dolmuş.
Gözlerimi açtığımdaysa,
Güneş dolmuş yatağıma, yorganıma.
Hemen yanımda duran sehpama uzanıp,
Bana gülümseyen sigaramı tutuşturdum dudaklarıma.
Kalkıp en sadesinden bir kahve yaptım kendime.
Günaydın dedim kendime,
Kendi kendime gülümsedim hiç yoktan.
Böyle başladı güneşli bir pazar sabahında
Sade kahveyle sevdamız.
Cemre.Y.

23 Mart 2019 Cumartesi

Geçecek



…Geçecek…
 Geçecek!
Lakin!
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde,
Bir zaman dolusu bir masal varmış...
Hiç yazılmamış, hiç okunmamış,
Şiir hükmünde dahi değilmiş hani,
O, dudaktan süzülen...
Hiç yaşanmamış,
Hiç yazılmamış bir şiiri...
Dudağının terinden öper gibi.
Geçecek!
Elbette ki geçecek, lakin!
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde,
Neyse ya neyse!
Geçecek...
Elbette ki geçecek lakin!
Cemre.Y.

Kırgın Yürekler Denizi

...Kırgın Yürekler Denizi...
Nicedir kırgın yürekler denizinde yorgun kulaçlar atmaktayız!
Hiç kimsenin niyeti yok yalnızlık durağını terk edip,
Hiç gelmeyecek bir yolcuya liman olmaktan vazgeçmeye!
Kimimiz saçının rengiyle boyundan vazgeçiyor,
Kimimiz, bıyığını terk ediyor, en çok, sakallarından cayıyor!
Ve aslında hepsi kırgın yürekler denizinde yüzüyor,
Yemin ederim ki hiç kimse de kimseyi aldatmıyor aslında,
Buna ilk sadakat sözünü verdikleri o yalnızlıkları da dahil.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...