12 Aralık 2017 Salı

Elbet


…Elbet…
Zaten bizi bir tek şiir kurtarır azizim!
Bir de yürek sızısı şarkılar.
Bize hoş gelen de 
Bir gün olur elbet!
Cemre.Y.

Nihavent Makamı

…Nihavent Makamı…
Ben seni;
Saba makamından geçip,
Esrik bir sabah vakti 
Rast makamından cayıp,
Gün geceye çatarken,
Buselik makamına gülümseyip,
Hümayün makamı zamanlarımızın
Hicaz taksiminin kundağına sarıp,
Nihavent makamı bir şarkının
Notalarına terk eyledim,
Şimdi varsın çalsın bütün o kanunlar!
Cemre.Y.

11 Aralık 2017 Pazartesi

Affetmek Seansı!

…Affetmek Seansı!...
Uzun süren affetmek seanslarım sonrasında,
Şükretmem gereken…
Tuhaf ama güzel şeyler oluyor şu sıralar.
Geçen gün dolabımı düzenlerken
Birkaç tişörte ihtiyacım olduğunu gördüm ve dün,
Bir melek bana,
Artık giymediği cillop gibi tişörtlerini hediye etti.
Ben de döndüm
Artık bana büyük gelen kıyafetlerimi
Başka birilerine hediye ettim.
Yazlık ayakkabım bir taneydi,
Bir iki daha olsa fena olmazdı derken
Yine bir melek internet sitesinden
İyi markaların süper ötesi
İndirimini gösterdi ve iki yazlık ayakkabım oldu.
Bende döndüm hemen kızımı aradım.
Onun da ihtiyacı vardı, baksındı.
Hemen alayımdı.
Dolabıma fare girse, küfredecekti bir şey yok diye,
Bu akşam %10 indirimli o markete gidip bütün ihtiyaçlarımı aldım.
(Ey evren, kredi kartımı ödeyebilmeyi onaylıyorum.
Bana bahşedeceğin bütün iyilikleri kabul ediyorum.)
Hatırlarsanız babamı affetmemin
Son seansı geçen gün nihayet bitmişti.
O günlerde okuduğum kitapta;
"Sizi üzen insanların 3-4 yaşlarını hayal edin
Onu o yaşlarında üzen her ne ise affederek
Ona şefkatle sarılın ve kalbinize alın." diyordu.
Çok zorlandım ama inat ettim başardım.
Babamın 3-4 yaşındaki korkmuş haline sarıldım ve kalbime aldım.
Ardından annemin 3-4 yaşındaki üvey anneli, üvey kardeşli
Çaresiz haline sarıldım, yine yeniden sevdim onu.
Yine sımsıkı sarıldım ama bu sefer o da bana sarıldı.
Onu da kalbime koydum.
Sonra ve asıl en zor olanı kendimdi ki
Ben uzak geçmişimi asla net hatırlayamazdım.
Soru/n/u/mu buldum.
Beş yaşımdaydım,
Bir kardeşim daha olacağını ve erkek çocuk olacağını!
Daha yeni öğrenmiştim ve fena içerlemiştim.
O andaki halimin gözlerinin içine bakarak
Sımsıkı,
Sonsuz şefkatle sarıldım o korkmuş kız çocuğuna,
Ve yerleştirdim kalbimin
Baba ve annemi ağırlayan odasına
Ama yetmedi sanki!
Hemen!
Acilen ilk hayal kırıklığımı buldum.
Doğduğum ve cinsiyetimin göründüğü o ilk ana!
Hem çok zayıftım, hem çok çirkin!
Hem de çüküm yoktu!
Ağa torununa hiç de yakışmıyordum!
Bütün hayatım boyunca
"Bu Dünya'ya gelmeyi ben istemedim ama
Madem nefes alıyorsak,
Yaşamalıyız da!" diyerek geçirmiştim.
Oysa okuduğum kitap;
"Bu Dünyaya gelmeyi siz seçtiniz.
Ailenizi siz seçtiniz.
Cinsiyetinizi bile siz seçtiniz
Yoksa siz sadece ruhtunuz." diyordu.
Şaşkındım.
Aslında afallamıştım o an.
Canımın canı çok fena yandı valla!
Tam bir saat aynaya bakarak ağlamışım!
Sonra aceleyle doğduğum anda bulundum kendimi.
İlk işim o anımda,
Anamın kayın validesinin
Ve onun da kayın validesinin
Cinsiyetimi görmemesini sağlamak oldu.
Kız velet olduğumu gösteren yerlerime
Kalbimi yapıştıra yapıştıra
Sımsıkı sarıldım kendime ve hemen kundakladım kendimi.
Doğruca babam, annem ve benim beş yaş halim olan odanın
Baş köşesindeki beşiğe koydum kendimi.
Kitapta evlatlardan bahsetmiyordu hiç!
Onlar daimi aflarımızdaydı zaten.
Her daim şefkate müebbetli olduklarından sebepti elbette.
Ben yine de...
Kızımın orta okullu ergen zamanlarına
Bir kere daha sımsıkı sarıldım.
Onu da aldım kundağımın yanı başına.
Böylece...
Birike birike,
Azalarak kendilerimizden
Hiç ayrılmamış olduk
On birinci sınıfında ondan tam yedi ay ayrı kaldığım için!
Kalbimin odasındaki kundaklı halimle ondan tekrar özür diledim,
Şu an ki sonuç;
Akşam elim kolum dolu marketten gelirken babama rastladım.
Halimi, hatırımı sordu mahçup bakışlarıyla!
Hatta hemencik aldı poşetlerimi elimden,
Yardım etti evime kadar!
Yolun yarısında durduk yere gömleğinin ön cebini göstererek,
"Aaa! Bak burda harçlığın varmış a kızım!
Baksana!
Seninmiş bu!" diyerek
On kuruş (10-KRŞ)' u tutuşturuverdi elime!
Tuhaf olan ne biliyor musunuz?
Babam bana en son harçlık verdiğinde
Ben beş yaşındaydım,
Verdiği harçlıkla bakkala koşarak cimcime sakızlardan almıştım.
Sanki o sakızı yine almışım da kocaman balon yapmışım sandım!
Öyle sevindim lan!
Artık cimcime sakız satılmıyordu elbette
Yoksa poşetleri babama bırakıp yine bakkala koşardım.
Zaten ağzımdaki üçlü köprülerden sebep!
Artık sakız filan da çiğneyemiyordum
Ama olsundu!
Çantama atıverdim gülümseyerek!
"Çantamın dibi olsun bu para, bana artık uğur ola!" dedim.
O ise hala anlatıyordu içli içli
Ona en küçüğümüzün oruç ağızlı yüklediği yeni yükleri.
Yok onu yap demiş, yok şunu hallet demiş vs.vs.
Konuşa konuşa evimin kapısına dek geldik,
İçeri buyur ettim elbet de.
Ama o nedense "Teşekkür ve şükür!" diyerek
Kalbimin odasındaki 3-4 yaşı haline dönmeyi tercih etti.
Uzun zamandır,
Evimde akşam yemeği yemediğim için,
Misafirim yoksa eğer!
Yemek de yapmıyordum.
Durduk yere kalbimdeki çocuklarıma,
Canımın çektiği bir yemeği yaptım
Hem de türküler söyleyerek!
Pişti de ama çok uzun zamandır da
Yemekleri yaparken kokusundan doyduğum için.
Şimdi öylece duruyorlar mutfakta!
Kalbimdeki çocukluklarımız
Ezan saatini bekliyorlar,
Üstelik hayli de heyecanlılar!
Şimdi tam zamanı işte...
"Şükürler Olsun Rabbim!"
Artık biliyorum ve ısrarla deniyorum
Bundan sonra bütün pişirdiğim yemekleri,
Yalnız da olsam afiyetle yiyeceğim
Ve bundan sonra bozduğum bütün oruçlarımı tutacağım!
Hatta sigarayı da bırakacak,
Ömrümün kalanında bütün kışlarımı oruçlu geçireceğim.
Tabi sen "Kün Fe Yekün!" dersen.
Şimdi gülümsüyorum kalbimin odasındaki küçümen çocuklara!
Kırk bir yaşlık mahcubum bende.
Konumuz,
Yine hayat elbette!
Ömrüm boyunca hep bir öğretmen edasıyla
"Şükredecek bir şey varsa
Zaten şükrediyoruz, karşımıza hep kötüler,
Hep kötülükler çıkıyorsa…
Bütün suç bizim mi!
Şimdi neyimize!
Şükredelim ki!" diyordum ya!
Mahçupluğum,
Yanılmışlığımdan!
Meğer...
Nice öğrensem de hiçbir şey bilmiyor muşum!
"Madem bu dünyaya gelmek, bu aileyi seçmek,
Bu aileyi seçmek, bu bedeni tercih etmek,
Yaşadıklarımızın müsebbi!
Hep...
Bizim seçimimiz miş!
Aldığımız her nefese şükürler olsun rabbim!
Amin."
Şimdilerde...
Geleceğe dair çok güzel meleklik hayallerim var!
Birçok öğrenciyi okutmak gibi.
Cemre.Y.
(Okuduğum kitabın yazarını ve adını merak edin ve okuyun bence!
DÜŞÜNCE GÜCÜYLE TEDAVİ/ Louise Hay )

Pazartesi

...Pazartesi...
Bugün pazartesiii
Nerede sevilmemişlik var
Tutar aşık olurum ben ona!
Zorla değil a canım 
Seviyorum ben pazartesileri
Hem de hiç kimsenin sevmediği kadar!
Cemre.Y.

10 Aralık 2017 Pazar

Ay Dolunaydı

...Ay Dolunaydı...
Ay...
Dolunaydı.
Hem de 68 yıl önceki kadar,
18 yıl sonraki kadar
Büyük bir dolunay...
Daha beni
Kalubelamdan henüz almamışlar,
Anam, babam bile daha doğmamıştı.
Ay böyle bir dolunaydı.
Defterler açıldı.
Saçıldı.
Oldular,
Oldum.
Şimdi bunca yıl sonra
Ay yine dolunaydı.
Kalubelamaysa
Henüz ecele hayli vakti varmış kadar,
Ama yeter gayrı der gibi
Gelecek bir dolunay.
Koca bir dolunay!
Ömrümün sonrasını
Hiç tamamlayamadım hayalimce.
Kalalım mı,
Yoksa!
Yoksa yeni bir şiir daha mı,
Yeni bir hikaye daha,
Yeni bir öykünme daha mı yazalım,
Ama artık ben bu hayattan çok yoruldum,
Hani ay dolunaydı!
Cemre.Y.

Yitik Yavrucaklar

...Yitik Yavrucaklar...
Sen bana gelemeden.
Ben sana varamadan...
Yokluğuna sayıyorum
Şimdiden bütün şarkıları.
Gideceksin tabi.
Hem de...
Şimdiye kadar olan herkesim gibi
Nasıl olsa!
Nasıl olamasa da!
Şimdi ansızın, hiç yoktan,
Sevişeceğiz...
Hiç yoktan yarına umut edeceğiz!
Sen yarına uyanacaksın...
Bense, sana!
Yarın...
Avuçlarımızdan akan
Birer yıldız tozu olacak aşkımız,
Öylece bütün evrene savrulacak yitik yavrucaklar.
Ya yeni kaderleriyle buluşup yeniden doğacaklar
Ya da yine yitip gidecek, ölecekler bir yerlerde
Onca yitik yavrucaklar.
Cemre.Y.

Menekşelerin Kokusu

...Menekşelerin Kokusu...
Menekşelerin kokusu yoktur evladım!
Kokusu...
Rengidir mor menevşelerin.
Bir de her şeye rağmen
Hayata her daim gülümsemeleri.
Yani aslında
Renklerdir kokan...
Yoksa...
Aynı tattadır aslında
Patates, elma ve soğan!
Hayata bir tam gülümseyemediklerinden olsa gerek!
Kokusudur onları da farklı kılan.
Sen seç şimdi ömrünün kalanını!
Renk misin,
Yoksa koku mu?
Sevmezsin biliyorum ama
Aslında kavundur rengiyle kokan.
Ona da hem göz hem de burun lazım.
Ha bir de dokunmak eylemi!
Sahi sen nasılsın,
İyisin değil mi?
Yoksa her şey yine
Menekşe kokusuna mı sinsin!
İstersen fesleğenlere dokun yine,
Senden korkup korunmak için kokusunu salsın.
Bence elma elmalığını bilmeli, patatesse patates…
Yoksa sen trend diye,
Patatesi elma diye yiyenlerden misin?
Yoksa laleler midir hala en sevdiğin çiçeklerin!
Cemre.Y.

Benim Babam O Kolyede Kaldı

…Benim Babam O Kolyede Kaldı…
O zamanlar fakirlik yürekte değil,
Üstte baştaymış.
Kırk da bir...
Gurbetteki baba sana,
On sekizinde ancak takabileceğin
Bir kolye yollamış
Onunla da bir kare fotoğraf istemişse,
Sadece bir poz hakkın olsa bile
O fotoğrafın karesinde
Yakınında kimin çocuğu varsa
O da o kareye eklenirmiş.
Öyle sadece kendi çocuğunla
Tek bir karen olamazmış.
Belki de babalar sırf bu yüzden
Hayat boyu başka hediye almaz
Başka da resim istemezmiş.
Öyle derdi anam.
O ilk ve son hediyem olan o kolyeyi çok aradım sonra
Anam hep vardı bir şekilde de
Benim babam o kolyede kaldı.
Cemre.Y.

Herkes Gider

…Herkes Gider…
Ve sonra yine yalnız kalırsın
Gitmek üzere gelen herkes, 
Eninde sonunda gider... 
Çoğunlukla hiç umursamadan
Giderler de bazen... 
Birileri... 
Birisi... 
Sadece bir teki...
Seni çok seviyorsa 
Yüreğini sende bırakarak, 
Sen onu çok seviyorsan 
Senin yüreğini de alarak gider.
Bir de daha yola koyulmak üzere,
Arkasını sana döndüğü anda
Özlediğin vardır ya hani.
İşte o…
Seni de bir daha dönmemek üzere
Senden alarak gider.
Ciğerini de söküp gider.
Cemre.Y.

Ben Allah Mıyım?

…Ben Allah Mıyım?...
Aslında herkesin okulu
Bir tek kadındır,
Şöyle adamıyla bir tastamam
Gurur tablosu
Gözlere akan son nakışlı,
Son bir bakış.
Ya sizinkisi?
Olması gerektiği gibi
Annenizden başlayamadı mı?.
Yoksa!
Birileri baba faktörünü,
Hiç anımsatmaması gerekirken
Yaralarınızın bütün kabuk yerlerine
Dokunup hatırlattı mı?
Belki de bu sefer
O kanamaların hiç durmayacağını bile bile!
Hep yarım kalacağını bile bile dokundular mı teker teker.
Sahiden de o kadar acımasızlar mıydı!
Sahiden de dün yolda rastladığın,
O acımayla baktığın adam senin baban mıydı?
Hani ona hiç acımayacaktın.
Ama acıyorsun!
Hani ölse de cenaze yüzü olsa
Bu son bakışın
Eminim asla acımayacaksın.
Bir yanım…
Şunu da affet artık kurtul diyor,
Bir yanım cehennem!
Sahi ben neden affediyorum onu.
Ben Allah mıyım?
Cemre.Y.

Limon

...Limon...
Ne zaman balkonlardan sarkan
Rengarenk çiçekler görsem sen gelirsin aklıma.
"Çiçekleri çok seveceksin kızım." derdin.
"Ama suya boğmayacaksın." ı ekleyerek.
Hala sevmeye çok seviyorum ama
Boğmamayı beceremiyorum bir türlü.
Ne çiçekleri ne de sevdiceklerimi
Fazla sevgimle boğmamayı beceremiyorum.
Bu sefer umudum hiç yok ya ana!
Tuttum limon ektim hayatıma.
En çok'u en sevmeyeninden.
Sadece umuduna!
Filiz filiz oldular be ana,
Becerdim bu kadarını bari ama!
Söz sana!
Eğer meyve verdirebilirsem yeniden umutlanacağım.
Bakma ben harfleri yazarken bile
İstemsiz dökülülüp kimseye ah olamayan yaşlarıma!
Eminim sevinip, gurur duyacaksın benle!
Bunca yıllık ömrümüzde
Sana ilk defa çığlık figanlı en suskun,
İlk isyanımı meyve edebildim diye...
Yine de kıyamam sana...
Sen boşversen bana ıstakoz olmayı
Ben hamsiyi hiç sevmesem!
Ki martılar hala
Denizlerden yakamoz toplasalar!
Olmuyor değil mi?
Kimyalarımıza aykırı!
Onu da ayırır merak etme zerrelerine
Çıkar karşımıza bir simyacı!
Cemre.Y.

Kapattım Çoktan!

…Kapattım Çoktan!...
Artık...
A/şık
Değilim sana!
O yüzden kapalı
Sana dair'li bütün yollarım.
Senden hariç'li
Bütün yollarımıysa tıkadım toptan.
Bana dair'li,
Çıkan bütün yollarıysa!
Hepten kapattım çoktan...
İyi biliyorum.
Artık kimse giremez
İçimden içeri.
Zira!
Hepsini ben,
Kendi ellerimle,
Bütün yüreğimin canlarıyla
Camlarını bir bohçaya doldurup,
En koyu güneşlikleriyle
Teker teker kapattım çoktan.
Cemre.Y.

Sahi Neydi?

...Sahi Neydi?...
Biraz huzur,
Biraz umut,
Zaten sevgi dediğin biraz yeşil
Biraz da sarı değil miydi?
Harcı neydi? 
Biraz ateş,
Biraz su,
Zaten aşk dediğin...
Biraz kırmızı,
Biraz da mavi değil miydi?
Harcı neydi?
Sakiiinnnn!
Ruhum...
Vazgeçersen,
Senin olur.
Vazgeçmezsen,
Seni bulur.
Cemre.Y.

Son Şiirim

…Son Şiirim…
O zamanlar,
Mademki odana poster asıyorsan
Yoldan çıkmış sayılıyordun!
Gündüzleri yaşıtım olan
Ergen beylerle beraber
Tommiks, Zorro okuyorken
Akşam üstleri
Dünyamı her seferimde yeniden çizen
Resimli şiir defterleri yapardım kendiciğime  
Anacım da Agatha Christie gibi
Buluverirdi hepiciğini sakladığım yerlerden.
Yırtıp yok ederdi resimli şiirlerimi hemen!
Yırtardım bende bütün Zorro'ları, Tommiksleri.
Yırttım sanıyorken hayatımın
Beraberindeki şiirlerimin hepsini!
Rahmeti bol olsun.
Cennet cennet turlar eylesin.
Meğer,
Tek onu en çok seveyim diyeymiş
Bütün ahlarının hepsi.
Gitmeden az önce ezberinden söylediydi.
Benim en güzel şiirim
İlk'im sendin Anne'm
Sonra kızım doğdu.
Son'um oldu.
Son şiirim.
Cemre.Y.

Affedemiyorum Kendimi

…Affedemiyorum Kendimi…
"O kadar romantik değilim ya!
Seni üzmekten korkarım!" 
Diyor ya benim evlat
"Yaralarından kanatmayayım ya
Can parelerini " diyerek 
Silip silip yazdıklarım 
Hiç kimseme paylaşmadıklarım
Geliveriyor aklıma!
Ona dairli şiir'lerimi hecelerken gördüm ki
Ne çok konuşurken 
Sana ne çok susmuşum,
Sen bana ne çok susmuşsun.
Oysa sana, içindekileri.
Bebekliğinden beri 
Bağır çağır haykırman gerektiğini
Öğütleyen benken
Ne çok susturmaya çalışmışım cümlelerini
Sana, içindekileri  
Sesli söyletemediğim bütün anlarım için
Ağız içi mırıldanmışsın meğer!
Offf!
Affedemiyorum kendimi.
Cemre.Y.

Yüzü Yok Maskesi Çok

...Yüzü Yok Maskesi Çok...
Kendisine ait sabit bir yüzü yoktu!
Herkes aşıkı,
Herkes maşuku,
Herkes sevdalısıydı onun.
O an yanında kim varsa
Ona uygun maskesini yerleştiriyordu
Yüzünün olması gereken yere.
Hayatına giren bütün kadınlar
Kendileri onda özel ve önemli sanıyordu.
Diğerleri ise gelip geçici hevesiydi.
Geçerdi…
Bir gün elbet geçerdi.
Sadece bir tek kadın,
Bir gece yarısı,
Tesadüfen buluverdi adamın yastığının altındaki
Yarınki kadına hazırlanmış maskeyi
Bu kadarı çok fazlaydı
Hazmedemezdi.
Çekip gitti.
Cemre.Y.

Ölüm Hep Aynı Kokar

...Ölüm Hep Aynı Kokar...
Yüreğin ağzında mıydı senin de,
Ya yakalanır da
Özür dilemek zorunda kalırsam diye?
Öylece uçarcasına
Gülümseyerek mi gittin yeni hayatına?
“Daha kapıdan girer girmez anlar geldiğimi ya,
Bana ne!” dedin mi sende!
Işığı yanık bırakmışsın yine!
Terliklerimizi savurmuşsun
Aceleden ters dönmüş biri.
Halbuki biliyordunuz ikinizde!
Bazen inadı ile,
İnanmak zorunda kaldığım
Batıl inançlardan biriydi bu da.
Daha kapının önündeyken bildim yine.
Ayrılık hep aynı kokar yavrucağım.
Sonsuza dek bütün bitişler hep aynı kokar,
Ölüm...
Hep aynı kokar!
Cemre.Y.

Ve Teşekkür Ederim Sana

...Ve Teşekkür Ederim Sana...
“…… ve teşekkür ederim sana!”
Bilirim bu cümlemden,
Hep nefret edersin, ama olsun!
Ömrümün geçen yüzyılı boyunca
Olmaması için gururumla direndiğim,
Sabırla hep ya olursa diye
“La Havle” bile çektiğim,
Bana bahşedilip duran o yeni hayatlara,
Yeri gelip açlığa
Yeri gelip tokluğa,
Yoksulluğuma rağmen,
Sükut geçtiğim,
İnatla uzak durduğum,
O adına aşk denilen
Henüz sıcağı soğumamış
Duvarlarında hala orospu ruhlar gezinen
İnsan eti kokulu yataklara hiç girmediğim
Hiçbir zaman da girmeyeceğim halde,
Benden geçip giderken
Beni alnımdan son kez öperek bıraktığın,
Benim dışımda herkesin
Görebildiği o vesikalık afişin için
“Teşekkür ederim sana,
Beni yeni bir savaşın kundağında
Cami avlusunda
Bilerek unutulmuş bir yürek gibi
Yakınımdan gelip geçen
Pezevenk gülüşlü kahkahalara
Öylece biçare bıraktığın için.
Sonsuz kere sonsuz...
Teşekkür ederim sana!"
Olmaz ama sen bana oldurdunsa?
Olur ya!
Cemre.Y.

Ve Sen Yine, Yanımda Değilsin

...Ve Sen Yine, Yanımda Değilsin...
Bir sözsüz melodi'lik, bir şiir'lik hayatsın işte,
Kaç kelime, kaç tümce ve hatta kaç sözcük, kaç heceysen.
Zaten zor zamanlarımın,
Gönül kırgınlıklarımın sızıntıları değil mi kelimeler!
Öylesine, hesaplamadan,
Başkalarının deyimiyle ağzı laf yapmadan.
Beynim...
Kalbim...
Sigaram...
Kadehim...
Ve...
Uçları parmaklarımın.
Geri dönüp bakmaya ne gerek var, geçip gitmiş işte.
Ya da ilerisi için hayal kurmaya değer mi sin?
Önemli olan "Şimdi" m.
Ve sen...
Yine, yanımda değilsin!
Bir sözsüz melodi'lik, bir şiir'lik hayatsın işte.
Oysa ben...
Beynim sen "ol" istedim bugün,
Kalbim sen "ol",
Sigaram sen "ol",
Kadehim sen "ol",
Ve okşasın saçlarını parmak uçlarım.
Ve omzunda ağlayayım hıçkıra hıçkıra,
Bütün kırgınlıklarıma, özlemlerime,
Hatta öfkelerime rağmen!
Sen sustur hıçkırıklarımı öpücüklerinle.
Şehvetini değil de sevdanı hissedeyim.
Ben istedim ki...
Gülmek istiyorsam ve gülüyorsam herkes yanımda ya!
Ağlamak istediğimde o omuz sen olasın.
Her zaman çelik gibi dövüldükçe tavında,
Daha kuvvetle çıkıyorum ya her savaştan.
Bazen yeni kırılmış,
Öylesine yapıştırılmış bir kristal kadeh kıvamındayım işte!
Bir küçük esinti darmadağın edebilir ya beni bazen.
İstedim ki sen koru beni, kolla yabancı rüzgarlardan,
Yine sarsılmayayım, dağılmayayım.
Öyle zor ki kendi kendimi toplayıp, yeni bir ben yapmak.
Ve her ben, daha yabancı oluyor bana.
Senle ama aslında sensiz oldukça.
Anlasana noktasına yakınım yine hayatın
Bakınıyorum etrafa...
Ya virgüle çevirecek yeniden, ya da tek damla kalacak.
Yani...
"Nokta!"
Cemre.Y.

Ömrünüz Var Olsun

…Ömrünüz Var Olsun…
Hani hatırlar mısın bilmem!
Ahizenin iki ayrı ucunda ikimiz de ağlaya ağlaya…
Gülüyorduk halsiz hallerimize...
Sonra yutkundum sana...
Sana dedim ki
"Cancağızım hayallerine küsme!
Bir gün biri gelir,
Hayallerinin hepsini teker teker,
Hediye eyler sana."
Demiştin ki gözyaşların yanaklarında yuvarlanırken,
Sana has o buğulu kahkahayla
"Nerede be cancağızım neredee!
Geçtim ben oraları."
Demiştim ki sana
"Sen sadece amin!" de...
Şöyle bir yutkunup, "İkimize de amin kız!" demiştin.
Bak olmuş işte!
Şimdi sana bari tam amin olmuş!
Ne diyeyim ki ömrünüz var olsun.
Cemre.Y.

9 Aralık 2017 Cumartesi

Ötesi Ne Mühim

...Ötesi Ne Mühim...
Zemheri ayazı aylardan biriydi,
Günlerden kim bilir hangi gündü
Sesini ilk duyduğum gün.
Kulağımdan geçip
Kalbimin varlığını anımsattığını hatırlıyorum.
Yüreğimin tellerini tek tek notalayan
Uzaklardan yakınıma esen
Lirik bir melodi gibiydi sesin.
Düş yorgunu geçen günlerimden sonra
Yine zemheri ayazı aylardan birinde
Sesin çıkageldi ruhuma...
Sandım ki bahar geldi,
Sandım ki yeşillendim,
Sandım ki mavilendim.
Kim bilir görür müyüm hiç
Gözlerinin içini,
Dokunabilir miyim yüreğine.
Dudaklarından tadabilir miyim
Lal kırmızı geceleri sabahlara dek.
Ben senin ilk sesini sevdim adam.
Ötesi ne mühim.
Cemre.Y.

Soran Olursa

...Soran Olursa...
O bana oradan...
Sabah akşam, bir "Caniçim!" diyordu,
Bana cennetin her katı, kat kat seriliyordu.
Ruhumda kelebekler uçurup,
Kalbimin kafesini sevdama dar ettirip,
Kaburgalarımı yerlerine sığamaz ediyordu.
Öyle mısralar dolusu cümleleri
Bana şiir etmesine gerek yoktu...
Cümleler dolusu güzel harflereyse
Hepten alışıktım zaten...
Hele hele...
Önemli değildi,
Kaç kere sevişebildiğimiz!
Yazılamayan,
Hiç de yazılamayacak olan tek şiirimdi işte.
Yokluğunda sığamıyorken,
Ciğerlerime tek nefesim.
Şimdi...
Dilim nasıl varsın,
"Bitti, gitti...
Çoktan unuttum onu!" demeye...
Hani yerini soran olursa,
Hala, sağ elimin içinde, tam solumda.
İstanbul'umsa hala,
Kız Kulesinin tavanındaki,
Piri Reis haritasının yıldızında.
Cemre.Y.

Namus

...Namus...
Bütün rüyalar...
Sadece tek bir gece boyunca sürer!
Sabaha gün doğar, hatırlanmaz bile çoğu!
Ben...
Bütün bir hayat boyunca...
Hiç kimsenin,
Rüyası olmamak için
Direndim...
Hepsi bu!
Yoksa yoktu hiç kimseyle bi derdim.
Alnım ak,
Başım dik,
Çeneminse…
Yutkunulamamış
Hiçbir hikayesi yarım kalmasındı
Boynuma ağır gelip, bükülmesindi,
Hepsi buydu!
Sahi…
Neydi adını kondurup kondurup
Aslan kesildiğiniz?
Sadece akraba bağlarınıza kondurduğunuz!
Namus mu?
Benim kumbaramda çoktu, isteseydiniz öğretirdim!
Dileseydiniz öğrenirdiniz…
Ama bak söyleyeyim sonu epeyce bir yalnızlık!
Cemre.Y.

Sayende Dondum

…Sayende Dondum…
Aslında hayat...
Benimle değil!
Kendisiyle dalga geçiyor hep!
Neyleyim ki
Aynaya her baktığımda
Gözlerimin ışığını görmeyi seviyorum.
Sen'i sevmeyi seviyordum be adam.
Her kimsen?
Nerelerdeysen?
Nasılsan?
Işığım söndü çoktan...
Denek olmaktan yoruldu yüreğim.
Ve ben artık sırlı aynalara
Ve...
Ben artık bütün fotoğraf objektiflerine...
Vitrin mankenleri gibi bakıyorum artık!
Öyle güvensiz,
Öyle donuk.
Öyle şüpheli.
Sayenin bundaki rolü çok önemli!
Çünkü senden öncesi...
İnsandım.
Kanıyor, yanıyordum.
Sayende dondum!
Cemre.Y.

Hala Kötü Adamlar Yaşıyorlar


…Hala Kötü Adamlar Yaşıyorlar…
Siz!
Milletler ve milliyetler uğruna
Kırın geçirin bir birinizi...
Ben...
Ne vakit bu şarkıyı dinlesem...
Kapı önünde annesi gelecek diye bekleyen
Henüz altı yaşımdaki o kız çocuğunun çocukluğundan başlıyorum,
Geçmişimin, yeterince tam gelememişine!
O gün bugündür...
Hala kötü adamlar yaşıyorlar
Benle birlikte...
O da hala yaşıyor annem!
Bir gün öylece...
Hani öylesine...
Ziyan edebilmelerine beni...
İzin verdiğimde mi öleceğim ben de anne!
İzin vermiyorum hala işte!
Namusum hala canlı bomba
İnat değil mi!
Vursunlar beni de!
Ondan başlayarak,
Zincirleme ölürüz de
Ben hala kız kalırım ha anne!
Cemre.Y.

Zaten Artık

...Zaten Artık...
Artık çok...
Yoruldum be üstadım...
Hani...
Böyle bir hayatın da!
Taaaaa en
Tabiatına!
Hani hiç...
Yardım ettiği falan da yok yani bana!
Yaratmaya bunca da meyilliyken
En başından belli ki terk etmiş beni yaradan!
Hamurum da madem böyle apak kurulmuş diye,
Mizanıma da öyle durulmuş!
Yoksa sorsan...
Yaşamak bu değil!
Zaten artık...
Papatyalara da yok'um!
Unuttum bu sefer seni!
Valla bak, kesin bu sefer,
Unuttum!
Cemre.Y.

Ne Mutlu Türküm Diyene!

...Ne Mutlu Türküm Diyene!...
Bazen çileleri anlata anlata
Artık geçmişliğine gülerek unutmak ve
Affetmek istersiniz en sevdiğiniz
Canlarla konuşa paylaşa!
Ne hayret ki en acısı sandığımız
Sevda yanıklarıyla dolu yaşanmışlıklarımızın
Acımasız arnavut kaldırımlı taşlarında
Hayatlarımız burkula burkula
Yürek kırılmalarımız olan o aşk,
Hep en sonra gelir ve özetle anlatıp geçilir.
Gelmiş geçmiş her şey ama her şey!
Kah, buruk bir tebessümle,
Kah, kahkahalarla,
Kah, da birkaç damla gözyaşıyla
Cümlelere dökülüp,
Mazilerine kül olup savrulurken
Yine de neredeyse
Aynı paralel çizgilerle dolu
Birbirine teğet geçen acımasız hayatın
Zorluklarını nihayet aşmışızdır işte.
Başarmışızdır yani!
Dudaklarımızda zaman zaman
Vazgeçmişliklerimiz olsa da
Hiç değilse!
Hiç pes etmemiş olmamanın
Gururlu buruk bir tebessümüyle
Evlerimize dağılırız iç seslerimiz
Hala tek bir soru işaretini
Ünleme çevirmek için
Çok çabaladığımızı söyleye söyleye.
Huzurluyuz-dur en azından,
Vicdanımızın her zerresi rahattır.
Bu gece olsun,
Omuzlarımızdaki yükleri
Yer değiştirip birbirimizle
Huzurlu bir güvene gülümseyemeyle uyuyup
Sabahına kalp ışığıyla uyanacaktık.
Çünkü bu hayatta...
Güvenecek birilerimiz bari hala vardı!
Ta ki...
Ayrı ayrı yerlerdeki
Evlerimize doğru ayrıldıktan
Tam yarım saat sonra
Kimimiz metroda, kimimiz metrobüste,
Kimimiz evine doğru yürümekteyken
Birbirimizi acil bir telaşla
Aramak zorunda kalana dek!
Oysaki ben,
Çok araç değiştirmem gereken
O uzun yollarımda kitabıma gömülmüştüm
O telefonlar gelene kadar!
Üstelik, ilçemin sınırlarına da
Hayli yaklaşmıştım.
Belli ki dostlarım da benden ayrılır ayrılmaz,
Kendi güvenli yeni omuzlarının varlığıyla
Hoş olmuşlar.
Azıcık lan sadece bir saatçik,
Kendilerine kalmışlar ve haberlere ara vermişlerdi.
Benim evim en uzaktı.
En geç öğrenen bendim.
O telefon geldiğinde,
Yaşamak zorunda olduğum
Ancak yaşamaktan her daim nefret ettiğim
İlçemin sınırlarına ulaşmama ramak kalmıştı.
"Ankara'nın göbeğinde yine bomba patlamış!
(Ülkemizin güveninin merkezinde yine!)
Sağ ve salimsek bir an önce etrafımıza bakmalıymışız.
Şüpheli şahıslardan uzak durmalıymışız!
Eve geçer geçmez haber etmeliyimişiz..........." der demez
Başımı kaldırıp
Son bindiğim araç olan mibüsün
Klostrofobi'mi anında tetikleyen
Nefret ettiğim buğulu camlarını
Kolumla sildim ve...
"İyiyim ben" dedim
"Sorun yok burada!"
Oysa yine aynı şeyler olmuştu işte!
Ankara'yı ve daha bir çok yeri bombalayan,
Silahları hiç susmayan
Adına insan denilen
Ama insanlıklarıyla hiç alakası olmayan
O yaratıklar çoktan maskelerini takıp
Dükkanların camlarını kırmaya başlamışlardı!
Gerçi esnaf artık akıllanmıştı.
Onlardan olan camlar şıkır şıkır
Açık ve güvenliyken
Onlardan olmayanlar
Kepenklerini indirmişlerdi bile!
Burası mı?
Esencılıs!
Yıllardır her olaylarında terasıma bayrağımı asıyorum,
Her seferinde meydan okuyorum!
"Ne Mutlu Türküm Diyene!" diye...
En çok arada bir bayrağıma silah sıkıp ipini vuruyorlar,
Ben yenisini asıyorum
Ama beni öldürmüyorlar!
Neden!
Çünkü ben her provake olayı fırsat bilip "
Biji serok Apo" diye diye
Günahsız insanların
Günahsız evlerine atılan molotoflardan,
Ülkemin her neresinde olursa olsun
Ocakları sönen,
Ciğerleri kavrulan anaların, eşlerin,
Evlatların acılarını,
Ciğerimin kavrulmasından başka
Bedensel hiç hasar görmüyorum
Üstelik anlı şanlı bayrağım
Bangır bangır ben TÜRK'üm diye terasımın
Caddeye bakan tarafında dalgalanırken!
Biliyorlar çünkü
Bir Türk'ün deli damarını,
Kaybedeceği tek şey canıdır onun!
Yani öldürür, ölürken...
"Ne Mutlu Türk'üm Diyene!"
Cemre.Y.

Titanic

...Titanic...
Hani o, en sevdalıların
Çok değilseler bile her bitişlerinin ardından
Dudaklarından o son kere, en son savrulan,
Bol hıçkırıklı harfler dolusu gözyaşını
Evrene susarak savurduğu son bir cümle hep vardır ya!
"Hiç kimse...
Seni...
Benim gibi,
Benim kadar
Sev-me-ye-cek!" diye...
İşte o son cümle...
Yıllar sonra bile...
Geri dönüyor o cümle terk edilene!
Valla bak!
Önce...
Öylece ansız, arsız dalıyor sohbete,
Her cümlesinin sonunda da,
Diyor ki adam sandığımızın biri;
"Bir de seni çok özledim."
Ne denir ki bunca ölü şiir sonrasında!
"Hadi yaa!
Çok geç kalmadın mı şimdi beni özlemek için!" den başka!
Basite, basit!
Yine o azlarımdan birinin hiç kimsesi kalmamış belli ki
Ben kimseye o son liman değildim ki!
Bence hala!
Gemimizde...
Şimdi hala...
Ummanımızda olmalıydık hani!
Olay yer, gök, güneşse zaten sorun yoktu da!
Fırtınalar bile çıksa!
Benim için ölümü göze almalıydı.
Ben o an onun için ölürdüm zaten!
Zira ne o, Jack Dawson' du
Ne de ben, Rose De Witt!
Kimsemiz bilemedi hem de hiç kimsemiz!
Ben sadece koskocaman bir gemi Titanic'tim.
Gözlerimi Güneşe kapayalı çok yıllar oldu ama!
Hala da bir Güneş sızıntısı görsem
Hayallenirim o ilk yaradılış anıma!
Aklımda son kalan anlar ise
Herkesim, her şeyim toz zerrelerim bile öldükten sonra,
Fırtınalar bitince...
Deniz durulunca...
Güneş yine doğunca...
Ben hala her seferime çıktığımda dibe vurunca bile
Kamaralarımın her odasından apayrı hayatlarıma çınlayan
O...Muhteşem keman sesleriydi...
Anamın rahmi gibi.
Anam benden çoktan pişman!
Titanic gibi yani hadi bulun beni!
Cemre.Y.

Sahi Siz Nereye Gidiyorsunuz Ey İnsanlar?

...Sahi Siz Nereye Gidiyorsunuz Ey İnsanlar?...
Şehit ölümlerin intikamının alındığını
Düşünen bir taraf ve Berkin Elvan'ın
Öcünün alındığını düşünen diğer taraf!
Sahi siz nereye gidiyorsunuz?
Ya sizin evladınız olsaydı
Berkin Elvan?
Ya sizin babanız olsaydı
Şehit Savcı Mehmet Selim?
Nedensel olayları ne olursa olsun,
Evladınızı bekleseydiniz
Yoğun bakım köşelerinde,
Tam 269 gün, uyanır diye bekleseydiniz
Ama o uyanmasaydı?
Nedensel olayları ne olursa olsun,
Babanızı işine yollasaydınız,
Akşam yine yorgun argın geleceğini bilerek
Ama size döneceğinden emin olarak
Ama o, o akşam evinize dönmeseydi?
Siz!
Kendi duygusal devinimlerinizi
Ne zamandan beridir dinlemez oldunuz?
Ne zamandan beridir, size dikte edilen
Vicdansızlıklara büründünüz?
Ne zamandan beri,
Belli kesimlere ses olmaya çalışırken
Önce kendinizi ve sevginizi ve vicdanınızı
Ve şefkatinizi ve empatinizi unuttunuz?
Ben, babası hala hayatta olup,
Benim var olmama sebep olduğu halde
Bana babalıktan başka
Bütün felaketleri besleyen,
Bir insanın varlığıyla büyüdüm.
Şans eseri ya da canım pahasına
Savaşarak başardım dokunulmamayı.
Yine de bunca şeye rağmen hala ve hala
Sizler kadar vicdansız düşünemiyorum!
Sizler kadar galeyana gelemiyorum.
Çünkü ben anneydim,
Berkin Elvan öldüğünde,
Evladımın kılına zarar gelse
Neler hissederdim düşündüm.
Çünkü ben evladımı,
Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz öldüğünde,
Annemi evimizden son kez
Yoğun bakıma çıkardığımız akşamı düşündüm.
Size bir sır vereyim mi?
Ölen ölüp gittiği andan sonra
Etrafınızdaki kalabalıklar azar azar gidiyorlar.
Sonra baş başa kalıyorsunuz kendinizle,
Kaç kişiyseniz artık.
Bir sofra kurarken bile tabağın biri boş kalıyor.
Yokluğuna öyle kolay alışamıyorsunuz gidenin.
İnanın bana en sevdiğiniz ölüp gittiğinde,
Ne dinini umursuyorsunuz,
Ne milletini, ne de neleri sevip sevmediğini.
Ne hangi gruba dahil olduğunu
Ne de hangi eyleme müdahil olduğunu.
Hiçbirini, hiçbir şeyi umursamıyorsunuz.
Boğazınızda koca bir yumru.
Kocaman bir özlem oturuyor
Yüreğinizin baş köşesine.
Ölüsünü bile,
Öpmeyi özlüyorsunuz, ölüp gidenin.
Düşünün...!
Peki siz?
Sizler?
Nesiniz?
Ana yüreği mi?
Küçücük bir çocuğun babasının
Yokluğuna bakan gözleri mi?
Sahi siz nereye gidiyorsunuz ey insanlar!
Bireyler olarak bize dikte edilen
Galeyanlara gelmezsek
Bütün ölümlerin acı olduğunu anlarız da
Ona göre davranırız diye düşünüyorum.
Cemre.Y.

Yetmez Mi?

…Yetmez Mi?...
Vakit bize ramak kalmışken 
Yine zamana yenildi be sevgili 
Şimdi an kirletilmiş hayatlardan oluşan 
Kirli ruhların ergen bedenlerinin çirkef anı
Normal değilim evet! 
Yarım hayallerim var benim. 
Bir yanım Kabe-i muazzamayı tavaf eder, 
Diğer yanım bir karavanla dünyayı gezer!
Beni hep…
Sevcen mi?
Şimdi... 
Şu an... 
Yanımda değilsin ama tüm ruhumdasın, 
Yanında değilim ama yüreğindeyim.
Gülümsüyorum hayata... 
Gülümsüyorsun.
Gülümsüyoruz aynı yıldızlara
Yetmez mi?
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...