…Affetmek Seansı!...
Uzun süren affetmek seanslarım sonrasında,
Şükretmem gereken…
Tuhaf ama güzel şeyler oluyor şu sıralar.
Geçen gün dolabımı düzenlerken
Birkaç tişörte ihtiyacım olduğunu gördüm ve dün,
Bir melek bana,
Artık giymediği cillop gibi tişörtlerini hediye etti.
Ben de döndüm
Artık bana büyük gelen kıyafetlerimi
Başka birilerine hediye ettim.
Yazlık ayakkabım bir taneydi,
Bir iki daha olsa fena olmazdı derken
Yine bir melek internet sitesinden
İyi markaların süper ötesi
İndirimini gösterdi ve iki yazlık ayakkabım oldu.
Bende döndüm hemen kızımı aradım.
Onun da ihtiyacı vardı, baksındı.
Hemen alayımdı.
Dolabıma fare girse, küfredecekti bir şey yok diye,
Bu akşam %10 indirimli o markete gidip bütün ihtiyaçlarımı aldım.
(Ey evren, kredi kartımı ödeyebilmeyi onaylıyorum.
Bana bahşedeceğin bütün iyilikleri kabul ediyorum.)
Hatırlarsanız babamı affetmemin
Son seansı geçen gün nihayet bitmişti.
O günlerde okuduğum kitapta;
"Sizi üzen insanların 3-4 yaşlarını hayal edin
Onu o yaşlarında üzen her ne ise affederek
Ona şefkatle sarılın ve kalbinize alın." diyordu.
Çok zorlandım ama inat ettim başardım.
Babamın 3-4 yaşındaki korkmuş haline sarıldım ve kalbime aldım.
Ardından annemin 3-4 yaşındaki üvey anneli, üvey kardeşli
Çaresiz haline sarıldım, yine yeniden sevdim onu.
Yine sımsıkı sarıldım ama bu sefer o da bana sarıldı.
Onu da kalbime koydum.
Sonra ve asıl en zor olanı kendimdi ki
Ben uzak geçmişimi asla net hatırlayamazdım.
Soru/n/u/mu buldum.
Beş yaşımdaydım,
Bir kardeşim daha olacağını ve erkek çocuk olacağını!
Daha yeni öğrenmiştim ve fena içerlemiştim.
O andaki halimin gözlerinin içine bakarak
Sımsıkı,
Sonsuz şefkatle sarıldım o korkmuş kız çocuğuna,
Ve yerleştirdim kalbimin
Baba ve annemi ağırlayan odasına
Ama yetmedi sanki!
Hemen!
Acilen ilk hayal kırıklığımı buldum.
Doğduğum ve cinsiyetimin göründüğü o ilk ana!
Hem çok zayıftım, hem çok çirkin!
Hem de çüküm yoktu!
Ağa torununa hiç de yakışmıyordum!
Bütün hayatım boyunca
"Bu Dünya'ya gelmeyi ben istemedim ama
Madem nefes alıyorsak,
Yaşamalıyız da!" diyerek geçirmiştim.
Oysa okuduğum kitap;
"Bu Dünyaya gelmeyi siz seçtiniz.
Ailenizi siz seçtiniz.
Cinsiyetinizi bile siz seçtiniz
Yoksa siz sadece ruhtunuz." diyordu.
Şaşkındım.
Aslında afallamıştım o an.
Canımın canı çok fena yandı valla!
Tam bir saat aynaya bakarak ağlamışım!
Sonra aceleyle doğduğum anda bulundum kendimi.
İlk işim o anımda,
Anamın kayın validesinin
Ve onun da kayın validesinin
Cinsiyetimi görmemesini sağlamak oldu.
Kız velet olduğumu gösteren yerlerime
Kalbimi yapıştıra yapıştıra
Sımsıkı sarıldım kendime ve hemen kundakladım kendimi.
Doğruca babam, annem ve benim beş yaş halim olan odanın
Baş köşesindeki beşiğe koydum kendimi.
Kitapta evlatlardan bahsetmiyordu hiç!
Onlar daimi aflarımızdaydı zaten.
Her daim şefkate müebbetli olduklarından sebepti elbette.
Ben yine de...
Kızımın orta okullu ergen zamanlarına
Bir kere daha sımsıkı sarıldım.
Onu da aldım kundağımın yanı başına.
Böylece...
Birike birike,
Azalarak kendilerimizden
Hiç ayrılmamış olduk
On birinci sınıfında ondan tam yedi ay ayrı kaldığım için!
Kalbimin odasındaki kundaklı halimle ondan tekrar özür diledim,
Şu an ki sonuç;
Akşam elim kolum dolu marketten gelirken babama rastladım.
Halimi, hatırımı sordu mahçup bakışlarıyla!
Hatta hemencik aldı poşetlerimi elimden,
Yardım etti evime kadar!
Yolun yarısında durduk yere gömleğinin ön cebini göstererek,
"Aaa! Bak burda harçlığın varmış a kızım!
Baksana!
Seninmiş bu!" diyerek
On kuruş (10-KRŞ)' u tutuşturuverdi elime!
Tuhaf olan ne biliyor musunuz?
Babam bana en son harçlık verdiğinde
Ben beş yaşındaydım,
Verdiği harçlıkla bakkala koşarak cimcime sakızlardan almıştım.
Sanki o sakızı yine almışım da kocaman balon yapmışım sandım!
Öyle sevindim lan!
Artık cimcime sakız satılmıyordu elbette
Yoksa poşetleri babama bırakıp yine bakkala koşardım.
Zaten ağzımdaki üçlü köprülerden sebep!
Artık sakız filan da çiğneyemiyordum
Ama olsundu!
Çantama atıverdim gülümseyerek!
"Çantamın dibi olsun bu para, bana artık uğur ola!" dedim.
O ise hala anlatıyordu içli içli
Ona en küçüğümüzün oruç ağızlı yüklediği yeni yükleri.
Yok onu yap demiş, yok şunu hallet demiş vs.vs.
Konuşa konuşa evimin kapısına dek geldik,
İçeri buyur ettim elbet de.
Ama o nedense "Teşekkür ve şükür!" diyerek
Kalbimin odasındaki 3-4 yaşı haline dönmeyi tercih etti.
Uzun zamandır,
Evimde akşam yemeği yemediğim için,
Misafirim yoksa eğer!
Yemek de yapmıyordum.
Durduk yere kalbimdeki çocuklarıma,
Canımın çektiği bir yemeği yaptım
Hem de türküler söyleyerek!
Pişti de ama çok uzun zamandır da
Yemekleri yaparken kokusundan doyduğum için.
Şimdi öylece duruyorlar mutfakta!
Kalbimdeki çocukluklarımız
Ezan saatini bekliyorlar,
Üstelik hayli de heyecanlılar!
Şimdi tam zamanı işte...
"Şükürler Olsun Rabbim!"
Artık biliyorum ve ısrarla deniyorum
Bundan sonra bütün pişirdiğim yemekleri,
Yalnız da olsam afiyetle yiyeceğim
Ve bundan sonra bozduğum bütün oruçlarımı tutacağım!
Hatta sigarayı da bırakacak,
Ömrümün kalanında bütün kışlarımı oruçlu geçireceğim.
Tabi sen "Kün Fe Yekün!" dersen.
Şimdi gülümsüyorum kalbimin odasındaki küçümen çocuklara!
Kırk bir yaşlık mahcubum bende.
Konumuz,
Yine hayat elbette!
Ömrüm boyunca hep bir öğretmen edasıyla
"Şükredecek bir şey varsa
Zaten şükrediyoruz, karşımıza hep kötüler,
Hep kötülükler çıkıyorsa…
Bütün suç bizim mi!
Şimdi neyimize!
Şükredelim ki!" diyordum ya!
Mahçupluğum,
Yanılmışlığımdan!
Meğer...
Nice öğrensem de hiçbir şey bilmiyor muşum!
"Madem bu dünyaya gelmek, bu aileyi seçmek,
Bu aileyi seçmek, bu bedeni tercih etmek,
Yaşadıklarımızın müsebbi!
Hep...
Bizim seçimimiz miş!
Aldığımız her nefese şükürler olsun rabbim!
Amin."
Şimdilerde...
Geleceğe dair çok güzel meleklik hayallerim var!
Birçok öğrenciyi okutmak gibi.
Cemre.Y.
(Okuduğum kitabın yazarını ve adını merak edin ve okuyun bence!
DÜŞÜNCE GÜCÜYLE TEDAVİ/ Louise Hay )
Uzun süren affetmek seanslarım sonrasında,
Şükretmem gereken…
Tuhaf ama güzel şeyler oluyor şu sıralar.
Geçen gün dolabımı düzenlerken
Birkaç tişörte ihtiyacım olduğunu gördüm ve dün,
Bir melek bana,
Artık giymediği cillop gibi tişörtlerini hediye etti.
Ben de döndüm
Artık bana büyük gelen kıyafetlerimi
Başka birilerine hediye ettim.
Yazlık ayakkabım bir taneydi,
Bir iki daha olsa fena olmazdı derken
Yine bir melek internet sitesinden
İyi markaların süper ötesi
İndirimini gösterdi ve iki yazlık ayakkabım oldu.
Bende döndüm hemen kızımı aradım.
Onun da ihtiyacı vardı, baksındı.
Hemen alayımdı.
Dolabıma fare girse, küfredecekti bir şey yok diye,
Bu akşam %10 indirimli o markete gidip bütün ihtiyaçlarımı aldım.
(Ey evren, kredi kartımı ödeyebilmeyi onaylıyorum.
Bana bahşedeceğin bütün iyilikleri kabul ediyorum.)
Hatırlarsanız babamı affetmemin
Son seansı geçen gün nihayet bitmişti.
O günlerde okuduğum kitapta;
"Sizi üzen insanların 3-4 yaşlarını hayal edin
Onu o yaşlarında üzen her ne ise affederek
Ona şefkatle sarılın ve kalbinize alın." diyordu.
Çok zorlandım ama inat ettim başardım.
Babamın 3-4 yaşındaki korkmuş haline sarıldım ve kalbime aldım.
Ardından annemin 3-4 yaşındaki üvey anneli, üvey kardeşli
Çaresiz haline sarıldım, yine yeniden sevdim onu.
Yine sımsıkı sarıldım ama bu sefer o da bana sarıldı.
Onu da kalbime koydum.
Sonra ve asıl en zor olanı kendimdi ki
Ben uzak geçmişimi asla net hatırlayamazdım.
Soru/n/u/mu buldum.
Beş yaşımdaydım,
Bir kardeşim daha olacağını ve erkek çocuk olacağını!
Daha yeni öğrenmiştim ve fena içerlemiştim.
O andaki halimin gözlerinin içine bakarak
Sımsıkı,
Sonsuz şefkatle sarıldım o korkmuş kız çocuğuna,
Ve yerleştirdim kalbimin
Baba ve annemi ağırlayan odasına
Ama yetmedi sanki!
Hemen!
Acilen ilk hayal kırıklığımı buldum.
Doğduğum ve cinsiyetimin göründüğü o ilk ana!
Hem çok zayıftım, hem çok çirkin!
Hem de çüküm yoktu!
Ağa torununa hiç de yakışmıyordum!
Bütün hayatım boyunca
"Bu Dünya'ya gelmeyi ben istemedim ama
Madem nefes alıyorsak,
Yaşamalıyız da!" diyerek geçirmiştim.
Oysa okuduğum kitap;
"Bu Dünyaya gelmeyi siz seçtiniz.
Ailenizi siz seçtiniz.
Cinsiyetinizi bile siz seçtiniz
Yoksa siz sadece ruhtunuz." diyordu.
Şaşkındım.
Aslında afallamıştım o an.
Canımın canı çok fena yandı valla!
Tam bir saat aynaya bakarak ağlamışım!
Sonra aceleyle doğduğum anda bulundum kendimi.
İlk işim o anımda,
Anamın kayın validesinin
Ve onun da kayın validesinin
Cinsiyetimi görmemesini sağlamak oldu.
Kız velet olduğumu gösteren yerlerime
Kalbimi yapıştıra yapıştıra
Sımsıkı sarıldım kendime ve hemen kundakladım kendimi.
Doğruca babam, annem ve benim beş yaş halim olan odanın
Baş köşesindeki beşiğe koydum kendimi.
Kitapta evlatlardan bahsetmiyordu hiç!
Onlar daimi aflarımızdaydı zaten.
Her daim şefkate müebbetli olduklarından sebepti elbette.
Ben yine de...
Kızımın orta okullu ergen zamanlarına
Bir kere daha sımsıkı sarıldım.
Onu da aldım kundağımın yanı başına.
Böylece...
Birike birike,
Azalarak kendilerimizden
Hiç ayrılmamış olduk
On birinci sınıfında ondan tam yedi ay ayrı kaldığım için!
Kalbimin odasındaki kundaklı halimle ondan tekrar özür diledim,
Şu an ki sonuç;
Akşam elim kolum dolu marketten gelirken babama rastladım.
Halimi, hatırımı sordu mahçup bakışlarıyla!
Hatta hemencik aldı poşetlerimi elimden,
Yardım etti evime kadar!
Yolun yarısında durduk yere gömleğinin ön cebini göstererek,
"Aaa! Bak burda harçlığın varmış a kızım!
Baksana!
Seninmiş bu!" diyerek
On kuruş (10-KRŞ)' u tutuşturuverdi elime!
Tuhaf olan ne biliyor musunuz?
Babam bana en son harçlık verdiğinde
Ben beş yaşındaydım,
Verdiği harçlıkla bakkala koşarak cimcime sakızlardan almıştım.
Sanki o sakızı yine almışım da kocaman balon yapmışım sandım!
Öyle sevindim lan!
Artık cimcime sakız satılmıyordu elbette
Yoksa poşetleri babama bırakıp yine bakkala koşardım.
Zaten ağzımdaki üçlü köprülerden sebep!
Artık sakız filan da çiğneyemiyordum
Ama olsundu!
Çantama atıverdim gülümseyerek!
"Çantamın dibi olsun bu para, bana artık uğur ola!" dedim.
O ise hala anlatıyordu içli içli
Ona en küçüğümüzün oruç ağızlı yüklediği yeni yükleri.
Yok onu yap demiş, yok şunu hallet demiş vs.vs.
Konuşa konuşa evimin kapısına dek geldik,
İçeri buyur ettim elbet de.
Ama o nedense "Teşekkür ve şükür!" diyerek
Kalbimin odasındaki 3-4 yaşı haline dönmeyi tercih etti.
Uzun zamandır,
Evimde akşam yemeği yemediğim için,
Misafirim yoksa eğer!
Yemek de yapmıyordum.
Durduk yere kalbimdeki çocuklarıma,
Canımın çektiği bir yemeği yaptım
Hem de türküler söyleyerek!
Pişti de ama çok uzun zamandır da
Yemekleri yaparken kokusundan doyduğum için.
Şimdi öylece duruyorlar mutfakta!
Kalbimdeki çocukluklarımız
Ezan saatini bekliyorlar,
Üstelik hayli de heyecanlılar!
Şimdi tam zamanı işte...
"Şükürler Olsun Rabbim!"
Artık biliyorum ve ısrarla deniyorum
Bundan sonra bütün pişirdiğim yemekleri,
Yalnız da olsam afiyetle yiyeceğim
Ve bundan sonra bozduğum bütün oruçlarımı tutacağım!
Hatta sigarayı da bırakacak,
Ömrümün kalanında bütün kışlarımı oruçlu geçireceğim.
Tabi sen "Kün Fe Yekün!" dersen.
Şimdi gülümsüyorum kalbimin odasındaki küçümen çocuklara!
Kırk bir yaşlık mahcubum bende.
Konumuz,
Yine hayat elbette!
Ömrüm boyunca hep bir öğretmen edasıyla
"Şükredecek bir şey varsa
Zaten şükrediyoruz, karşımıza hep kötüler,
Hep kötülükler çıkıyorsa…
Bütün suç bizim mi!
Şimdi neyimize!
Şükredelim ki!" diyordum ya!
Mahçupluğum,
Yanılmışlığımdan!
Meğer...
Nice öğrensem de hiçbir şey bilmiyor muşum!
"Madem bu dünyaya gelmek, bu aileyi seçmek,
Bu aileyi seçmek, bu bedeni tercih etmek,
Yaşadıklarımızın müsebbi!
Hep...
Bizim seçimimiz miş!
Aldığımız her nefese şükürler olsun rabbim!
Amin."
Şimdilerde...
Geleceğe dair çok güzel meleklik hayallerim var!
Birçok öğrenciyi okutmak gibi.
Cemre.Y.
(Okuduğum kitabın yazarını ve adını merak edin ve okuyun bence!
DÜŞÜNCE GÜCÜYLE TEDAVİ/ Louise Hay )

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder