13 Kasım 2017 Pazartesi

Vurgun Yersin


...Vurgun Yersin…
"Cık! ,cık! cık! 
Aşk mııı?
Tehlikeli sular bunlar, 
Dalgasına göre yüzemezsen 
Vurgun yersin,
Haberin bile olmaz" 
Ben birkaç kere vuruldum.
Cemre.Y.

12 Kasım 2017 Pazar

Hıdırellez Zamanı

...Hıdırellez Zamanı...
Şimdi sana dairli şiirlerimin
Defterlerini tek tek dürüyorum.
Son'umuza ramak kala
Şimdi bütün şiirlerimin,
En kıyılılamayasıcalarına!
Kıyama duruyorum!
Yakmıştım halbuki
Zamanında diğerlerini de!
Tam olmadıydı demek ki.
Ama bu sefer!
Evliyalara, enbiyalara,
Sahabilere, yarlara,
Yar'dan uçuran yarenlerime...
Hatta daha da yatırlara adanan
Rabb'be havale,
Rengarenk...
Hıdrellez zamanı,
Her hatıram birer kırmızı kurdele!
Oysa epeyce çokça zamandırlık
Epeydir de artık dilenmeyen
"Dilek bu ya!" lar!
Kısmet olmadı bunca zamanlar.
Şimdi hepsi tek tek sürülüyor ömrüme
Sağ olasıcalar!
Boynu bükük oysa her birinin...
"Daha da yaşar mı,
Ölür mü bilinmez!" li şiirlerimin.
Ölemeden ölen, mezarlarında
Apayrı birer mabutlar oysa hep bir,
Gül çiçek şiirler dolusu hayallerim.
Yüzyıllar var ki,
Derdim...
Gül mektubunun herhangi bir dalına
Şiir edebilmek değildi oysa!
Derdim, o şiirlerimi,
Gül toprağına kazıp,
Dilek niyetine, hıdırellez' e
Bir gün olsun gömebilmek değildi ki!
Derdim...
Koklarken sen beni...
Olur a!
Olur mutlaka!
Acılarımdan acıtırım canının ciğerini ya!
Ciğerimin kan kokusunu bile
Nefes nefes duyarsın da
Sen teksin ya, beni böyle duyma!
Ama bu sefer sen bari kaçma!
Yoksa ne ki!
Bembeyaz bir A4 kağıda
Tertemiz hayaller kurmak?
Ne ki...
Bizim zamanımızca
On beşlik hayallere...
Bir dere kenarına ev,
Evin içinde sevgi,
Sevginin içinde bir adam,
Adamın dışında
Birkaç lira,
Bir de şu yol çilesine mesele
Bir de araba çizmek!
Oysa ben hiç…
Henüz on beş yaşım olmadım.
On sekiz'ime değdiğimdeyse çokça ağladım.
Yirmi bir'im deyse,
Ömrümde ilk defa sevildim sandım.
Çok çocuktum daha çookk!
Biz'e çocuk diyenlere
Kör bıçaklar bileyecek kadar çok çocukmuşum
Kırkımda görüyorum!
Oysa daha yirmi altı'mdaysa
Kucağımda bir yosun gözlüyle
Bembekar kaldım!
Şimdiki zamanın evlenmeyi düşünmediği yaşta!
Hıdırellez diyorlar!
Ben o günlerin hepsini
Bayram zamanlarında
Evladımın bir çareli ama ona hep öğrettiğim gibi
Zamana ve her şeye inatlı bakışlarına
En önce kendiciğimi astım onun duvarlarına!
"Onu bari kurtar yavrun niyetine
Yorgunum be adam/İnsan!" yazsam...
Nasılsa kimsem okumayacak...
Gül dibi mezarlarım
Rahat uyusunlar yerinde bu seferde.
"Ama bu gece Hıdırellez!" deyip,
Onları kazmayacağım!
Gül dibi falan aramayacağım,,,
Gecemin ilçeme en uygunsuz saatinde!
Elbette bana yakışanı yapacağım!
Ne vakit kokulu bir gül'e denk gelsem
Bütün hıdırellezlerden
Dileksiz es geçtiğim için,
Haddimi bilerek sükut geçeceğim!
Bu sefer de böyle!
Cemre.Y.

Şiiri Küsmesin Diye

...Şiiri Küsmesin Diye...
Ne zaman kirpiklerime gölge düşecek olsa
Bilirim sızlar burnunun direği
Bir martı yüreği kanat çırpar uzaklarda
Bir serçe başı konuverir güneşin üzerine
Hüznüme hazan sarınır
Şiirleri susar
Ne zaman buruk gülümseme yerleşiverse
Dudaklarımın kıvrımlarına
Bilirim sevinçli şarkılar söyler kendi kendine
Yüzüm, gözüm, saçlarım, ruhum...
Mutluluğum
Her şeyim ondan önce
Ondan sonra
Şiiri küsmesin diye!
Cemre.Y.

Kimsesiz Kitap

...Kimsesiz Kitap...
Hayat bazen hediyeler sunar insana,
Bir bankın üzerinde, kimsesiz bir kitap,
Orada öylece duruyordur,
Seni bekliyordur.
Üstelik üstüne de
Not yazılmış olmasına rağmen
Gelip geçenler o notu okuyup
Gülümseyerek uzaklaşıyordur.
Hayatın boyunca, hiçbir park köşesinde,
Bir bank üstünde veya bir kafede
Masasının kenarında terk etmediysen
Bir kitabı başkalarına...
O notu okur okumaz sevinçle gökyüzüne bakıp,
"Güzel bir hediye teşekkür ederim." diyerek,
Alamazsınız o kitabı oradan!
Hayatın boyunca
Bazen karşılığını bulmaksızın,
Karşılıksız, yeterince sevemediysen de
Sevginin hasını,
Göz bebeklerinin içinden
Yüreğine damıtamazsın.
Oysa hayat bir an değil,
Nefes alınan her andır.
Ondandır ana yenik düşmemelerim.
Ondandır daima hayatı özenle nefeslenmelerim.
Herkes şiir beklerken,
Belki bir anıyı cümlelendirmelerim.
Ondandır ertesi güne
Baştan terk edilen soru işaretlerinin,
Ünlemlerin yerine,
Güneşin rüzgarı öpmesi gibi
Bazılarını kalbinden öpmelerim,
Artık nihayet,
Yüreğimdeki harflere izin verip,
Hiç kullanmadığım yeni cümleler
Edinmelerim de ondandır belki;
"Günaydın omuz başımdaki öpücüğüm." gibi.
Cemre.Y.

Zavallı Kız Kulesi

…Zavallı Kız Kulesi…
Ne fark eder simidi tek kişilik,
Çayı çift kişilik içtikten sonra
Hepsi yalnızlık değil mi sanki!
Zavallı Kız Kulesi...
Kendi kendine amma da sövüyordur,
İstanbul dolusu insanın onun kadar yalnız olup,
Bütün dertlerini de ona ithaf edişine!
Cemre.Y.

Yine Beceremediniz!

...Yine Beceremediniz!...
Senin henüz yeni doğmuş şeytani meleklerine,
Benim yüzyıllardır doğruya akarken
Milyarca kere trilyon şeytanla boğuşup ölüp ölüp,
Küllerimden yeniden doğan şu ruhum yener!
Beni yok etmeyi yeniden deneyiniz.
Yine beceremediniz!
Kendilerini akıl küpü sanan salaklar ordusu.
Azıcık beyiniz varsa derhal öldürüp yok edin beni.
Zira yoksa kendinizi yine kendiniz yok edeceksiniz!
Cemre.Y.

Sen Hiç

...Sen Hiç...
Sen hiç!
Arkası sana dönük,
Yüzlerce uzun ve aynı renk liseli saçları arasından,
Bir tutam güneş ışıltısını aradın mı?
Sen hiç!
Göz pınarına birikmiş damlaları,
Bir tek kere kırpsan, bir damla aksa kirpiklerinden,
"Ağlarsan...
Buğulanır gözlerin de, o ardına döndüğünde bile,
Ya onu göremezsin, sakın ağlama." diye diye
Tehdit ettin mi kendi kendini.
Senin hiç!
Gözyaşların, kirpiklerinle bir olup,
Sana isyan ettiler mi?
Ya yine kirpiklerimin ucundan yanaklarıma
Akarlarken bütün yağmurlar!
Ya bir kerecik daha göremezsem
Onun bana o en son ihanetine pişman gözlerini…
Sakin olun okurken kapatmayın perdeleri lütfen!
Benim sen... Sen... diye diye,
Sen düştü kirpik ucumdan a ciğerimin çiziği!
Yine gördüm de…
Madem görülememek derdindesin
Görmedim var say seni, yüreğim sana hasret!
Senin kaç sol yanın varsa öpmelere kıyamam!
Bil istedim...
Cemre.Y.

Kuşların Kanatları

…Kuşların Kanatları...
Yağmur yağıyor yine,
Kuşların kanatları da
Ağırlaşır mı acaba yağmurda?
Mesela onlar...
Tam en yüksekte
Uçuyorken bastırırsa yağmur
O anda ne yaparlar?
Her yağmurda
Kuşlardır derdim
Sen değilsin yani!
Cemre.Y.

Bu Son Olsun


…Bu Son Olsun…
İşte şimdi tamam oldu yine!
Yaktım bütün eski şiirlerimi!
Gelmeyeceğini bile bile
Bu son olsun diler ya insan!
Cemre.Y.

Sana Söz


…Sana Söz…
Vakit falan yok! "Pardon!"
Ancak bu şarkıyı dinlemek nicedir hoşuma gidiyor!
Ab-ı hayatıma renk geliyor.
Oysa ben…
Sol kaburganın altında olması gereken,
Yufkacık yüreğin,
Taştan vücudunun neresindeydi,
Hep bilmek isterdim
Sana söz!
Bizden başka cehennemleri
Hiç merak etmeyeceğim.
Cemre.Y.

Gittin

...Gittin...
Ey benim onulmaz yaram,
Ey yüreğimin en köhnesi!
Ey yarem..
Ey benim en ciğerim!
Varlığında...
Zamansız kereler
Hep bana yokluğunu
Yüreğime zul ettiğim.
Nice sadece bana yokluğun vardı oysa!
Şimdi anlıyorum seni
Ey yeniden var olasıca!
Ben "Tam" istiyordum seni
Sen kırpıla kırpıla kalamıyordun kimseye.
Kendine bile biraz kalamıyordun
Ki kalamadın hiç bana!
Gittin...
Hala kırpılıyorsun
Hem de en vasiyetinden!
Olsun...
Hakkım, hep helaldir sana!
Gülümsediğini görüyorum uzaklardan bana
Sevinçli gözlerinle bakıyorsun öylece.
Meğerki,
Bila bedel,
Seni tek ben sevdim diye...
Tebessümüm zaferimizdir bilesin!
Kırpsınlar bakalım...
Kırpılacak tek bir şeyin daha kalmadı ama!
Banasın artık bana...
Ötesine geçeceğim
Bende bu alemin nasıl olsa.
Cemre.Y.

Peki

…Peki…
Hatıraları gömsek de elbet ki,
En yapayalnız anımızda hesaplaşmak için olsa dahi,
Açıyoruz sarı sandıklarımızı da…
Ben senle umdum ki…
Salonun bir köşesinden ara sıra gülümseyen bir yüze dalıp, 
Bir birimize bir gün "İyi ki!"deriz he belki "İyi ki!"
Hayır bayım hala senle Starbucks kızları gibi,
Starbucks da plastik bardakta macchiato filan içemem!
Hele ki o plastik kokusuna, onca naylon para…
Bir kere daha aynı işkenceye katlanamam!
Ben kahvemi terasımda içerim kahvemi, 
En sadeli, Türk Kahvesinden
Oysa her seferinde, ruhun, ruhumu yanına çağırıyor ve sen…
Her seferinde ruhun ruhumu çağırıyor yanı başına
Ve sen, anlamsız bir inatla, gelmiyorsun öyle mi?
Peki.
Cemre.Y.

Sen Diye Bir Şey Olmadı Ki Hiç

...Sen Diye Bir Şey Olmadı Ki Hiç…
Sen şimdi, içinde sevda geçen her şarkı,
Sana bir namemdir sanacaksın ya,
Bundan sonraki her sözüm, her gülüşüm,
Sana bir inat, sana bir ima sanacaksın ya.
Her hüznüm, her suskunluğum,
Her damla gözyaşım sana sanacaksın ya.
İşin aslı öyle değil işte!
Sen diye bir şey hiç olmadı aslında.
Bütün suç kadehimde,
Sen yine sanacaksın ki suç,
Kadehin içindeki kırmızı şarapta.
"Bensizlikten yine kadehlere sarıldı." diyeceksin kim bilir...
Bütün düşüncen ve cümlen bu kadar sığ ve basit olacak.
Ah şu en öne bağdaş kurmuş,
Bitmek, gitmek bilmeyen yargılarınız!
Bilemediniz ki ben hiçbir zaman
O kadar yüzeysel olamadım.
Ben hep derin denizlerin karanlığındaki
Bir ışık sızıntısının peşindeydim.
Zaten o yüzden hep bir tek nefesine muhtaçtım.
O yüzden hep üşüyordum,
Sıcaklığına muhtaçtım.
Yalnızlığımın dehlizleri yokluk gibiydi.
Varlığına muhtaçtım.
Senin varlığına bir kez daha inanmak için kokuna muhtaçtım.
Sen anlayamadın ki bunları hiçbir zaman.
Zaten sen diye bir şey olmadı hiç.
Ben derin denizlerin karanlığındaki o rüyayı sen sandım.
Bir ömre yetecek sandığım derin bir nefes aldım dudaklarından.
Bir daha üşümem sandığım kadar ısındım kollarında.
Bir başkası olmayacak sandığım kadar doydum varlığına.
Kokladım, sarıldım, sevdim, çok sevdim.
Bak şimdi nefes alabiliyorum sensiz,
Uyandım yeni bir sabaha sen yoktun,
Sen diye bir şey hiç olmadı ki.
Bütün suç şarap kadehimin üzerindeki asma yapraklarında.
Bütün suç üzüm salkımlı kadehimin dökme demirli motifinde.
Bütün suç derinden gelen "Kara Sevda." şarkısının nağmelerinde.
Yoksa kim ağlar ardından.
Çoktan bitmiş bir daha görülmeyecek o son rüyanın.
Ağlarsam kaderime ağlarım, yoksa sen diye bir şey olmadı ki hiç!
Cemre.Y.

Özenmeyin

...Özenmeyin...
Yıllardır söylüyorum oysa,
Anlamıyorlar!
“Bana ve kızıma ve dahi hayatımıza!
Özenmeyin no'lur!"
“Sonra…
Babasız kalır çocuklarınız!”
“Üstelik hiç kimseniz,
Benliğinizden ben kadar cayamazsınız!”
Suslu kaftanınını giydi yine göynüm
Ben, başımda beyaz şapkam,
Gerdanını kırıtmayı çoktan unutmuş göğsüm,
Altım da pembe şortum ile,
Bilmediğim, hiç de öğrenmeye heves etmediğim bir dilden,
Bangır bangır sokağımdan geçer iken seçim propagandaları.
Yarınlı günlerimiz olur ise'ye.
Salıncağımızı diker ve burnumun ucundan terler akar iken,
Karşı balkondan günlük ev temizliğini yapmış,
Akşam yemeği son deminde,
Başında beyaz çemberli bir teyze,
Balkonuna oturdu ve sustu öylece...
Ve inanmazsınız,
Benimle neredeyse aynı tebessümü gördüm gamzesinde!
En az ben kadar susarak
Gülümsüyordu aynı suskunluğumuzun dilinden.
Dedi ki;
“Benim çocuklarım her gün salıncak istiyor,
Hem de, tam da, senin kızının,
Akşam ayazlarında öylece sallandığından!
Dikme onu, bırak kalsın öylece.
Her gecenin bir vakti geldiğinde babaları
Gerçi ben, yüzyıl oldu ya ondan cayalı!
Şükretsinler ona yine bari evine geldi diye,
Ya no’lursun dikme!"
Sus’lu kaftanımın gizli elleri, gizli yaş tanelerini,
Gizli terlerine bulaştırır iken,
Ve ben hepsi burnumun ucundaymış gibi
Burnumun ucundaki terleri silerken,
Sus'lu kaftanım cevap verdi,
Dayanamadı yine işte;
“Ak yazmalı kaderine çoktan razı
Kenarları gözlerimi benden alan ışıltılı oyalı teyzem!
Ben bunu dikmesem,
Gelmez ki o bari, bana bir daha!”
Sonra daha çok seslenmek istercesine
Şimdiye dek öğrendiğim bütün litaretürlere
Ağzımı açtım da bin kere daha sustum.
Bir daha...
Dedim ki ona ;
Meğerki kocan akşam eve gelecekse sus!
Varsın salıncak olsun çocuklarının tek hayalleri
Hiç değilse ben gibi denk geldiğin hiçbir değişik pazarda
Baba arama evladına!
Bak salıncak onarıyorum,
Babası yatarken, tercihinin, koynunda,
Oysa bende,
Çiğ bir hamur olabilseydi bari midemde.
Ne çok yeni salıncak alırdım ona!
Ama ne yapsam, ne yapmasam da,
Satılmıyordu işte pazarlarda baba!
Bulamadım ne kızıma ne de bana bir baba!
Yoktu işte...
Satılmıyordu pazarlarda üstelik,
Hiçbir iğne ve iplik ile dikilemiyordu yerli yerine,
Kaderce sökülen hiçbir şey!
Şimdi gir evine,
Toparla sağa sola serpilen çocuklarını
Ve…
Sarıl onlara ve lütfen!
Bir tane dahaysa asla doğurma!
Sen kaderinin gelmişini geçmişini benden hesaplarken,
Ben senden kapattım hesabı çoktan.
Çatılardan taşıyordu
Eve hep geç gelecek babaya çocukların
Çoğunun belki adlarını bile hatırlamıyordun
Eve hiç gelmeyenin hariç...
Benimse burnumun tek direği var!
Tek alın yazım!
Tek yüreğimin çiziği!
Hani ölsem adımı o sanırlar!
Beni “Doktor hanımın anası diye tanırlar”
Onu Rabbim korusun!
Ben başımda beyaz şapkam
Altımda pembe şortum var iken
Salıncağını diktim onun terler akarken burnumdan buram buram.
Bugüne dek ölmedimse eğer!
Onun için ölmedim.
Adı mı?
Lülücan!
Siz yine de pek ona heveslenmeyin
Yıldızlı gecelerinde sallanırken boşluğuna
Her gece kederlerini kadersizliğine sarar.
Dayanabileceğinizi bilsem bunca kadere ve kedere
Şu an sallardım bu salıncağı da
Terasımızdan geçmişlerimize!
Sahi sen?
Belki sonuncunu hatırlarsın da ilk çocucuğunun adı neydi?
O benim ilkim ve sonumsa
Salıncağını dikmem bile size batıyorsa
Ona olan sevgim size ancak hayal olur ağa!
Cemre.Y.

Seviyorum Seni

...Seviyorum Seni...
Seni sevmekten cayabilmek gibi
Sahici vazgeçişler sunman lazım bana
Kabuslu canavarlar ya da
Kabussuz muhteşem rüyalar gibi.
Sen gibi....
Ama yaşıyor ve nefes alıyorsun hala!
Bugün de ölmedim hala seviyorum seni.
Cemre.Y.

Mavim Ol Yeter

...Mavim Ol Yeter...
Sen her şeyim olma benim
Hatta hiçbir şeyim olma gerekirse
Soğuk ve puslu gecelerime
Bir tutam "Mavi" m ol yeter!
Cemre.Y.

Şiir Kuşandım

...Şiir Kuşandım…
Şiir kuşandım yine...
Bakıyorum da...
Sessizlik kuşanmışsın sende!
Gel beraberce
Ölüşelim mi?
Ulu orta çaldılar yine incilerimizi değil mi?
Korkma!
Hiç terk etmem seni!
Ben kurulurum sana,
Sen boyanırsın bana.
Üstüm başım sensin nasılsa!
Cemre.Y.

Samimi Aşklar

...Samimi Aşklar...
Bizim çocukluğumuz
Manuela ve Yalan Rüzgarlarının
Hatta Mavi Ay'ın
Sahte aşklarıyla değil
Pazar günleri öğle vaktine yakın
Mecburi istikamet,
Tek seyir hakkımız olan
Klasik müziklerin eşlik ettiği hayal dünyamızda
Prensler ve prensesler gibi uçuşarak esiyordu.
O zamanlar çok başka öğretilmişti bize
Aşk denen illet,
Tarihler ve zamanlar ötesinde yarışıyordu
Bütün samimi aşklar.
Öyle ki ilk gençlik çağlarımızda bile hep
Ya biz birilerine erken gelmiştik
Ya da çok geç.
Zamandı bizim tek sorunumuz.
Şimdi ne vakit birine
"Zamanlar ötesi sevdim seni." desem bile
Biliyorum fayda yok!
Kim bilir, sorun belki, klasik müzikte değildir.
Sorun belki,
Televizyonun açılma saatine kadar,
Hiç bıkmadan saatlerce,
O karların bitimini,
Sabırla seyredip durmamızdadır.
Sorun belki,
Artık sevmekle ilgisi olmayan insanların,
Tanışmadan sevişmek kısmına geçilmeye çalışılmasındadır.
Cemre.Y.

Küsmüş

…Küsmüş...
Ruhunu saran,
Yüreğinin çeperini saran,
O asi, inat, deli bozuk kalıbın küsmüş bana!
Saçlarının güneş yaprağı telleri küsmüş,
Gözlerinin içindeki, o ışıltılı bakışları küsmüş,
Öpmeye doyamadığım o,
Cennet dudakların küsmüş,
Dilin küsmüş,
Ellerin, kolların, parmak uçların küsmüş,
Ayakların küsmüşler bana!
Hiçbirisi artık bana olmasa da
Çok da umurumda!
En çok benim ruhumu saran,
Yüreğimin çeperini saran
Azalarımda küserler sana!
Ama unutma!
Ben o ruhun,
O yüreğinin çeperinin içindeyim.
Sen o ruhun,
O yüreğimin çeperinin içindesin.
Cemre.Y.

Yönüm Olur Musun?

...Yönüm Olur Musun?...
Kim bilir kaç kere,
Aynı zehirli hançerin ucu,
Saplanıverdi bir zıpkın gibi
Hep o bilinen yarama!
Yüreğimin sol kanadına
En yakın yarasının tam ortasına kaç kere!
Aynı yakut kırmızısı hançer,
Sızım sızım kanattı hep kim bilir!
Ben sayısını ve zamanını unuttum da,
Hep aynı yaranın tam ortasına ama kaç kere,
Bir soysuz hançer saplanıverdi hep,
Nasılsa yarayı ben açtım oraya diye.
Nasıl olsa, hep aynı yere,
O yarayı en çok o derinleştirmişti ya!
Düşünmedi ki!
Benim akıtacak
Yakut kırmızısı hiç kanım kalmadı artık!
O sonsuz sanırken bendeki yarasını…
Ben çoktan sonumdan vazgeçmiştim ya!
Ve kim bilir bu kaçıncı sonum,
Kaçıncı yeniden kendime doğuşumdu.
Düşünmedi ki!
Sonsuz dediğinin sonunu sadece yaradan bilir,
Ve her ilk kendisine sonsuz olmak ister.
Yarası belli, izi hep belli olsa bile.
Kim bilir kaç kere?
Şimdi biliyorum aynadaki diğer yarımsın sen.
Görüyorum…
Bembeyaz kanadının...
Yüreğine en yakın sol köşesi
Yakut kırmızısı...
Kanamakta hala ama…
Tut ki ben herhangi bir yaralı kuştum,
Yerimi, yönümü, yolumu unutmuştum çoktan.
Sadece ve sadece yönüm olur musun?
Cemre.Y.

Hiç Kimse Bilmeyecek

...Hiç Kimse Bilmeyecek...
Birazdan çalacak kapımın zili.
Çok değil, birazdan...
Neyse ki çok kalmadı sana daha
Sadece birazdan!
Çalacak kapı zilim yine sabırsızca!
Sen, öylesine fütursuzca,
Her zamanki gibi yerleşirken sağıma, soluma!
Saracağım seni kollarıma!
“Off! Yine mi bu sarılmalar,
Yorgunum dur bir” diyeceksin.
Ellerimi senden çekerken gücenik ruhumla
Saçlarının güneş tellerine dokunacağım yine
Senin hiç haberin olmadan!
Sen, sadece ayakaltında dolaşıyorum sanırken beni,
Derin bir nefes daha çekeceğim terinin kokusundan.
Öylece, pür telaş anlatacaksın başından bensizken geçenleri,
Umurumda olup olmadığı,
Yine umurunda olmayacak!
Gençlik başkaca bir şey azizim!
Sen, sabırsızca dökeceksin içini,
Sırlı kumbarana yani bana!
Ben, her harfini sorgulayacağım
İçimden geçirirken seni oysa,
Sana dair…
Un ufak bir tek hatam olsun istemediğim için.
Ve sen bunu da öylece derinlere dalıp,
Seni dinlemedim sayacak
Yine tekrar edeceksin hem de hepsini...
Eleştirel ruhunla bana sonsuz kere sonsuz,
Erkek ruhuna bürünen sen
İçimden içerime dökülürken.
Hiç beceremediğim kadınlığım olacaksın oysa
Sihirli sır kumbaran seni özüne hapsederken.
Kendi geçmişine ait şimdiki kırılgan,
Nahif bir ipeğe dokunur gibi dokunacak,
Sana ve geçmişindeki kendine.
Hiç kimse bilmeyecek, ben bile!
Bir dua gibi mırıldanacak dudaklarım,
Duymanı istemediğim için,
Ya boşunaysa yine…
Ya yanlışsa diye korktuğum için hiç duymayacaksın...
“Artık on sekizine değdin,
Birine bari güvenmelisin!" dediğimi.
Sen...
Sana dair bütün şiirleri hep!
Papatyalarda ve lalelerde sanacaksın
Eyy minel Aşk!
Saçlarının güneş tellerinin,
Gülüşünün gül kıvrımlı gamzesinin,
Yüreğinin mengenelerinin,
Yosun gözlerinin, bana kaç şiir ettiğini
Çok daha sonra fark edeceksin.
Cemre.Y.

Uçurum Kenarı


…Uçurum Kenarı...
Sana her sırtımı döndüğümde
Ters istikamete yol almak için,
Gitmeyeceğini,
Gitsen bile aslında
Hep bıraktığım yerde kalacağını biliyorum.
Yine de gitme ihtimalin
Yüreğimi hoplatıyor yerinden ya
Anlıyorum bir kalbim var.
Ben giderken,
Ben gitmeye çalışırken,
Ben gidemezken,
Hep mi sana doğru akar,
Yüreğimin gözyaşları?
Hayatımın eğimi sende mi artık benim?
Aslında hiç kimse anlamıyor
Benim yaralandığımı
Sadece sana değil,
Etrafımdakilere ve anneme yaralandığımı,
Kırıldığımı
Kırıldıkça küçüldüğümü,
Küçüldükçe bir çocuk öfkesiyle
Her şeyi yakıp yok etmek istediğimi
Kendimden olan bile sadece benden
Uzak duruyor kırgınlıklarımın öfkesinden.
Ben ve yorgunluklarım,
Açsam kollarımı özgürlüğe,
Aksam bir uçurum kenarından.
Biter mi hep benden alınanlar.
Almalara doymadıkça,
Önümden, arkamdan edilen şikayetler.
Yeniden çocuk olsaydım da,
Kaç yaşında olsaydım acaba?
Annemin kollarında ağlayıp
Onu bunu şikayet edebildiğim,
Hangi yaşımda olsaydım da,
Bana sımsıkı sarılıp
"Ağlama bebem,
Ben döverim onları" deseydi bana yine.
Öyle bir yaşım oldu mu benim anne?
Beni hiç koruyan oldu mu
Bitmeyen hırslara, öfkelere...
Beni hiç kollayan oldu mu anne?
Yoksa hep!
Ben mi korudum yaralarımın kabuklarını
Basmasınlar, kanatmasınlar, incitmesinler diye.
Ya sen eeyy sevgili!
Huzur bulduğum,korunaklı kolların nerede?
Al beni, annem ol bir kerecik!
Bir kerecik sar sarmala,
Şikayet edeyim sana onu, bunu, şunu
"Üzülme sevdiceğim,
Ben varım yanında" de ve yanımda ol.
Ben ve yorgunluklarım….
Açsam kollarımı,
Özgürlüğe aksam
Bir uçurum kenarından
Uçsam…
Cemre.Y.

Ne İşin Var Be Adam

...Ne İşin Var Be Adam...
Anlayamadım ki
Sen bunca sevilip bitenlerimin
Hangi eksiğisinki
Tamamlayan'ısın!
Yüreğimin aşklı değil,
Sevdalısı değil,
Meftun damarında!
Ne işin var be adam?
Cemre.Y.

Yüzüme Şiirler Çarpıyor!

...Yüzüme Şiirler Çarpıyor!...
Ben mi?
Yooo!
Ağlamıyorum.
Zaten sizin kitabınızda,
Yaş bile dıştan akmalı hep ne de olsa.
Oysa dışıma taşırdığım benim,
İçimin çeyreği bile değildir hiçbir zaman.
Sadece...
Bu aralar...
Sıklıkla...
Gözüme şarkılar kaçıyor.
Yüzüme şiirler çarpıyor bazen!
Kal geliyor harflerim'e!
Susuyorum ve nedense!
Bu sefer tek damla da yaş akmıyor dışıma.
Sadece bu aralar,
Alnımın...
Tam da beynime yakın olan yerlerinden
Üst yanları fena acıyor!
Kemikleşmiş ya aldatılmalar!
Yeni boynuzlara yer bulamıyorlar!
Hepsi o kadar.
Cemre.Y.

Yoktun

...Yoktun...
Oysa....
Tanesiz ve adetsiz 
İçmiştim yokluğunu da ruhuma...
Varlığını da tanesiz ve adetsiz içtiğim gibi.
Seninle başlayan... 
Sensiz biten.
Bütün olamayanlarda bile
Her seferimde,
Yokluğunu yutkunuyordum.
Sen bir tek bunu bilemedin kum tanem.
Bilsen şehrim olacaktın etrafında kaleleri olan. 
Varsın hayallerden suya damıtılmış olsun'du.
Şehir benim şehrim'di, hatta,
Herhangi bir sahil kasabasıydı,
O son hayaldeki, 
Son şehir...
Kumum sendin ya o çöl ayazında.
Dalgalar da bendim işte.
Oysa şimdi…
Ne kumu bulabildim, 
Ne tek damla huzura mavi suyu.
Yoktun!
Yokum!
Cemre.Y.

11 Kasım 2017 Cumartesi

Sevişmek Cinsel Bir Eylem Değildi Sadece

...Sevişmek Cinsel Bir Eylem Değildi Sadece...
Kalem...
Yürekten akıp,
Dilden sızamayanı kolay yazar çocuk!
Gizleri...
Acıları...
Aşkları...
Hasretleri...
Nefretleri...
Vedaları...
Hepsini.
Aynı acıyı çekmeyen birinin,
Asla anlayamayacağı ne varsa işte!
Şiir olur harflerin,
Bir uçurum kenarında şelale olur
Akar, akar, akar…
Deli dolu çağlayan bir nehir olur bazen,
Bazen dingin bir dere oluverir!
Sonunda bir denize yol alır çocuk.
Belki, okyanusa açılır bazen!
Bazen de
Manzarası eşsiz bir göl olur biriktirdikleriyle.
Ama illa ki en sonunda,
Bir dağ yamacında,
Yoldan geçen o son yolcunun,
Suya kanacağı minicik bir gölet olur.
Gölcüğün içindeki bir bakır tas su olur.
Gün olur, buhar olur göğe çıkar,
O ilk yağmur tanesi olup,
Göz pınarlarına konar da,
İllaki en sonunda,
Gözünün yaşının bir damlası olur be çocuk!
Sen bütün renklerin dilini biliyordun
Gittin nefreti seçtin!
Yoksa bana o son buğulu bakışında,
Sarıp sarmalayıp seni,
İçmez miydim göz pınarlarında birikenleri!
Yoksa sevişmek
Cinsel bir eylem değildi sadece!
Renklerinle kal çocuk!
Cemre.Y.

Yüreği Kırık Kayık

…Yüreği Kırık Kayık…
Yüreğimi evimin kilidine
Asıp da gelmeseydim
Kim bilir bu yakamoz ışıltılarının
Aşka şavkının vurduğu
Şu yüreği kırık kayıkta
Şarap olur öpüşürdük dudaklarınla
Dudaklarını da geçtim sevgili
Kim bilir ne de güzel susardık
Gözlerimizde yıldızlar dilek tutarken.
Kilit evimde, anahtar,
Yüreği kırık kayığın
Bir damlayla süzülen
O hüzzam makamının son nağmesinde...
Olmadı işte yine...
Kitaplı, kitapsız ama
Ama sınırsız yürekli şiir dostları ile birlikte.
Cemre.Y.

Bir Daha Asla Omuzum Olmadan Ağlama

…Bir Daha Asla Omuzum Olmadan Ağlama…
O tek cümlelik!
Ömrümce isteyip de sana dair,
Yapamadıklarımdan sebep!
Ömrünce sana ettiğim bir tek küfürümle
Seni benden savurduğumdan beridir,
Yedi ayımızı...
Beni hiç özlememekle,
Yetmiş yıla çevirdiğinden beridir!
Her gelişinin gidişinde...
"Yokluk!" temizliği yapıyordum ben.
Bana hiç gelmezdiysen!
Çünkü her geldiğinde, özlemekten
Burnumun direğinin sızının dinmediği...
Hiç yoktan,
Kokun siniyordu yastığına yorganına!
Hiç yoktan, birkaç uzun güneş teli
Saçın düşüyordu halılara!
Hiç yoktan,
Seni doya doya öpebildiğim
Anlar kalıyordu dudaklarıma!
Hepsi iyiydi ama!
Hiç yoktan...
Ukala bir bakışın kalıyordu odandaki aynanda...
Asi burnunun izine, dayanamıyordum.
Duruyordu çünkü hala orada...
Bana öylece, dikine... dikine!
Her seferinde öpüyordum burnunun ucundan.
Ama bu sefer!
Temizlemedim hiçbir şeyi...
Ne gelişini...
Ne de gidişini....
Gereği ve zamanı neyse evimizin
Onu yaptım sadece.
Oysa yine!
Bütün varlık delillerin yine yerli yerindeydi de.
"Yokluğuna!" artık...
"Yok!" kalmıştı sanki!
Çünkü...
Hiç dokunmamışsın
Çocukluğunun aynasına!
O isyankar burnun bile değmemiş bir kere bile!
Hiç sevmemişsin meğer!
Nice zamandır kendini,
Edebileceğin son inatla,
Bana rağmen bile!
Olmadı be çocuk!
Yine olmadı.
Tamam yokluğuna korkmuyorum artık
Temizlemedim artık hiçbir şeyi ama!
Ama ben sana!
Odanın halısına
Gözyaşını damlatma demedim mi?
Bak...
Bu ikinci oluyor!
Ha birincisinin farkında bile değildin!
Hiç küfür etmemiştim daha sana!
Bir daha asla omuzum olmadan ağlama.
Cemre.Y.

Yokluğundan Öpüyorum Seni

...Yokluğundan Öpüyorum Seni...
Dün de yoktun ki
Bugün'ümde kederim olasın
Bana fark etmiyor yani
Hala yokluğundan öpüyorum seni.
Cemre.Y.

Yitik Bir Sevdadan Geriye Kalan


...Yitik Bir Sevdadan Geriye Kalan…
Seni yatak odamın uykuya dalabildiğim
O en son anına asmıştım ben be “Adam!”
Her gece sensizliğe uzanırken
Kadehlerim dipsiz bucaksız!
Dilimin dönebildiği tek duamdın sen!
Kızım bile, onca küçük yaşıyla,
Acıyarak bakardı göz bebeklerime!
Son şefkatimle dönerdim onun yüreğine,
Susarak bakardım ona…
Suskunca odasına giderdi.
Gizlice ağlardı bilirim,
Artık bir kardeşi daha olamayacak diye!
Saatlerce bana verdiğin bir kağıt parçasıyla
Gülümsemelerini okşardım onlarca yüzünde senin.
Öylece dalardım yokluğunu bile sevmelere de
Sabah ezanları okunurdu aniden!
Aceleyle pür telaş işime doğru yol alırken
Sabaha ilk “Amin” im olurdun benim!
“Rabbim!
Senli hiçbir duamı kabul etmedi neyleyim?
Önceden yaşanmışlıklı bitmiş bir hayat
Ve vazgeçemediğim kızımdı benim sana kilidim!
Şimdi Allaha küssem bana günah!
Sana küssem
Sana daha ağır vebal!
Gayri ben senden sonra
Kimin bana ne ettiğine, ne edemediğine,
Daha ne diyeyim?
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...