22 Eylül 2018 Cumartesi

Eylül

...Eylül...
Yaz aşklarının terk edip gittiği günlerdeyiz sevdiceğim.
Günler sararan yapraklarından kurtulma çabasıyla,
Geceyi akşam ayazlarıyla karşılar oldu.
Adına en çok yazılan şiirdir Eylül.
Bir sorsalardı ona...
Yüreğindeki incinmişlikleri Ekim'e dökerken o!
Aşk avcıları Kasıma doğru koşar adım gidiyordu.
Sevişgen gecelerin sabahlarını geçip,
Öpüşürken dahi ne kadar da yalnızlardı.
Eylül işte...
O içini dökerken gözyaşlarına onlar hep gidiyorlardı.
Yaktığı ateşin közünü kardı.
Cezvesinde her zamanki gibi tek kişilik kahvesini koydu.
Suyunu eklerken bir damla yağmur damladı.
Kahvesi köpürürken "Bu son." dedi.
Bu...
Son!
Yağmur çiselerken tek kişilik çadırına girip kahvesini yudumladı.
İçinin içini canının kırıklarına sardı.
Hayattı işte...
Bir şekilde yaşanıyordu aylardan hangisiyse!
Cemre.Y.

Özlemiş

...Özlemiş...
Döndüm.
Hiçbir şey kaybetmemişim Zümrüdüankalığımdan.
Senin için değil be canım şiirlerim özlemiş beni.
Cemre.Y.

20 Eylül 2018 Perşembe

Hayat

...Hayat...
Yani diyor hayat...
Yine yeniden doğmak vakti.
Ama artık...
Eskisi kadar ne gücüm,
Ne de umudum var hayata dair...
İndir be yelkenlerimin forasını miçom!
Sen de en yakın limanın yerlisi ol.
Bunca esaret ikimize birden çok ağır...
Sen git.
Ben kalayım!
Sahi oradan da bi mümkünse hala...
Emma Sahapplin'in Spente le stelle'sini yolla be usta'm...
Artık yoktur ama biraz yeni rakı,
Biraz da acılı şalgam.
Başka türlü olmuyor zira!
Doğamıyorum safi sarfiyatımla
Yeniliği hiç bitmeyen...
Zümrüdüanka'lığımla yeni ömrümün hayatına!
Ama arık vakit...
Yeniden doğmak vakti.
Ölmeyiyse epeydir beceremedik zati!
Cemre.Y.

19 Eylül 2018 Çarşamba

Kadın Yalnızdı

...Kadın Yalnızdı...
Bir buçuk yıl önce, sosyal denen mecrada tanıştıklarında
Adam eski eşiyle iki yıldır ayrı olduklarını,
Evliliklerinin sadece adına "Evlenme Cüzdanı" denen,
O kağıt üzerinde olduğunu ve bunu da hayatına
Yeni bir insan almayı,
Zaten istemediği için sürdürdüğünü söylemiş
Ve bunu anlatırken de gayet de inandırıcı olmuştu.
Zira kadına da,
Zaten sadece turşu muhabbetinden dolayı yazmıştı
Yoksa amacı herhangi bir yakınlık kurmak vesaire değildi.
Günlerce gecelerce yazışarak konuştular.
Kadın yalnızdı, adam yalnızdı.
Konuştuklarının farkında olmaksızın her fırsatta yazıştılar...
Derken yer ve durum bildirmeler,
Fotoğraflı ispatlamalar geldi durduk yere!
Öyle ki trafik sıkışıksa dahi,
Kadın ona hiç de sormadan o trafiğin sıkışıklığının
Fotoğrafı çekilip paylaşıldı.
Kadın farkında olmadan ona iyice inanıp iyice güvendi.
Kadın yalnızdı, adam yalnızdı.
Sonra birdenbire,
Twetter de paylaşımlara yorumlaşmalar kıskanıldı.
Sadece arkadaştan,
Bir tık ilerisine dost kisvesine doğru ilerlenirken
Adam birden kadına bir mesaj attı
"Meğer sen de fingirdekmiş sin!
Eski sevgilim de senin memleketindendi,
O da beni böyle böyle aldatmıştı!" yazmıştı
Son mesajında.
Kadın mesajı görür görmez,
Şaşkınlığını yutkunmaya çalışırken
Adam onu çoktan engellemişti bile!
Birincisi,
Ne zaman sevgili olmuşlardı da kadın farkında değildi.
İkincisi,
Bunca yıldır sadece,
Aynı insanların yorumlarına cevap yazardı
Ne zaman bu cevaplar fingirdeklik olmuştu?
Üçüncüsü,
Tek bir nokta cevap hakkı verilmeden ne diye engeli yesindi?
Kadın bu durumun şaşkınlığını en yakın dostuyla paylaşırken
"En çok,
Ona tek satır yazıp,
Cevabını yapıştıramam zoruma gitti." demişti.
Neyse ki en yakın dost,
Bir sosyal medya stalk'çısı olduğundan
"Amann dert ettiğin şeye bak!
Oradan engellediyse öbür sosyal medyada hesabı vardır,
Bul oradan, ver ağzının payını!" demişti.
Kadının sırdaşının dediği gibi,
Aynen de o mecrada da vardı herifçioğlu!
Hakikaten de en başta söylediği gibi bütün fotoğraflarında,
Bütün paylaşımlarında,
Ya yalnızdı,
Ya da yanında sadece kızı vardı ya neyse mevzu bu değil!
Kadın oradan uzunca bir mesaj yazdı.
Mesajında kendisi hariç,
Hiçbir memleketlisine kefil olmadığını
Zaten hemşehriciliğe de karşı olduğunu,
Aslen Türkiye'li olup,
Sadece ve sadece kendisine ve evladına kefil olduğunu belirtip,
Az önce sıraladığım bir, iki, üç...'leri sıralayıp;
"Daha sesini bile duymadığın, karşı karşıya görmediğin birine,
Bunca asılsız hakareti,
Nasıl oldu da dilin varıp, beynin düşünüp, ellerin yazdı!" dedi.
Adamın ikinci yarası taze ve derindi özür diledi kadından!
Kadının içinde dostluktan başka bir olay yok ya kadın…
"Gerçek bir aldatma değilse yani sen öyle sanmışsan
Eski sevgilinle barışırsınız" diye adamı teselli etmeye kalktı ya!
Meğer adam yeni sevgiliyi başka bir adamla basmış!
Kesin ayrılmışlar yani!
Sonra nikahlı eski eş mevzularına gelecek oldu konu,
Adam konusunu dahi açtırmadı.
O derece soğumuştu,
Bir zamanlar severek sevilerek evlendiği karısından!
Günler akıp geçiyorken kim hangi sosyal mecradaysa
Her yerden günaydınlar, iyi geceler,
Uzun uzun konuşmalar derken bir gün buluşuverdiler!
Kadın yalnızdı, adam yalnızdı.
Ne tuhaf,
Adam sanki her gün kadını evine bırakıyormuş da
Her gün o kapıdan alıyormuşçasına dakikası dakikasına yazmış;
"Aşağıdayım yavrum, kavuşmayalım mı hala!" demişti.
Kadın buram buram duş jeliyle,
Parfüm kokularını merdivenlerine saça saça,
Uçarcasına dış kapının önüne varmıştı.
Arabaya bindiğinde,
Karşısında gözlerinin içi bile gülümseyen o adam
Onun ellerini avuçlarının içine alıp öptüğündeyse
Sanki yıllardır aynı sahneyi yaşıyormuşlar gibiydiler.
Sonra hiç konuşmadan,
Yiyecek ve içecek bir şeyler alıp adamın evine gittiler!
Kadın ilk defa,
İlk kez karşılaştığı birinin,
Ama sanki yıllardır,
Yüzyıldır tanıdığı birinin evine,
İlk seferde gidiyordu!
Kapıyı açtıkları anda daha ayakkabılarını çıkartmadan
Sanki evin kadını,
İş seyahatindeymiş de günler sonra dönmüş gibi
Büyük bir hasretle sarıldılar birbirlerine!
Adam kadının yüzünü, burnunun ucunu,
Boynunu, alnını, dudaklarını öperken
"Hoş geldin hatunum, evimize huzur getirdin." demişti.
Sonra hemen sevişmediler tabisi.
Oturdular kanepeye bir film açtılar,
Adam mutfakta içecek ve atıştırmalıkları hazırlarken,
Kadın ortalığı inceledi.
Hatta eski kocasının ona yıllar önce oynadığı o oyun gibi
"Bu da, yoksa, yalnızım deyip de,
Yalnız değil mi yoksa!" diye de ayakkabılığa baktı,
Hiç de başka bir kadın ayakkabısı yoktu, onunkinde vardı!
Odayı, duvarları inceledi,
Hatta eski yara ya vitrinin arkasına baktı,
Yoksa,
Bir zamanlar kendisi ve kocasının fotoğrafına yapıldığı gibi,
Yoksa sonrasında,
Eski kocasının sevgilisiyle olan fotoğrafa yapıldığı gibi var mıydı
Vitrinin arkasına atılmış bir çiftin fotoğrafı diye ama yoktu!
Adam bildiğin yalnızdı ve burası da garsoniyer filan değil,
Adamın iki yıldır yaşadığı eviydi.
Öncelerinde kadın yalnızdı, adam yalnızdı.
İçkilerini içerlerken öpüşüp öpüşüp film seyrettiler,
Sonra bildiğin balayındaki karı kocalar gibi seviştiler.
Beraberce sarmaş dolaş uyudular.
Kadın bir ara arkasını dönecek oldu…
Yalnızlığının, özgürlüğünün alışkanlığındandı bu hareketi.
Adam yüzü kadına bakacak yana yatıverdi.
Velhasıl kelam çok yıllık aşıklar gibi sarmaş dolaş uyandılar!
Kadın uyandığında adam onu gülümseyerek seyrediyordu!
Kadının yıllardır her gece yatarken ettiği dualar,
Sonunda kabul buyurulmuştu.
Kadın da, adam da artık yalnız değildi.
O eşsiz gecenin sabahında…
Resmi tatil olmasına rağmen adamın çok önemli bir toplantısı vardı,
Hemencik kahvaltı yaptılar
Adam kadının tarifine kalmadan kadını tam kapısının önüne bıraktı.
Sonra mı ne oldu?
Hiçbir şey olmadı.
Hiçbir şey!
Adam ne yazdı, ne aradı, ne sordu.
Kadın yapayalnızdı artık.
Günler sonra kadın...
Başka bir sosyal mecradan adama yazdığında
İşlerin öyle tahmin ettiği gibi olmadığını,
Başına gelmedik kalmadığını,
Eski eşinin şehri terk edip,
Kızını da alıp başka bir şehre taşındığını
Ve nikahlı eski eşinin ailesinin,
Eski eşle barışması için baskı yaptığını vs. anlattı da anlattı.
Kadın günlerdir içinde biriktirdiği
"Bitti!" yi, madem bunca zaman sonra durum bu pozisyonda,
Çocuğun için bir şans daha vermelisin
Biz bir daha görüşmeyelim,
Seni asla etki altında bırakmak istemem ile noktayı koydu.
Adam aylar sonra kadına tekrar yazdı
"Sırf sen dedin diye,
Vicdanım rahat etsin diye denemeye çalıştım ama olmadı
Yine kendi evimde yine yalnızım,
Ama bu sefer son." dedikten sonra tekrar buluştular.
Kahrolasıca herif sevilmeyecek biri miydi ki!
Maksat sevişmek değildi ki, kadın da, o da,
İstese niceleriyle sevişirlerdi.
Ama o sabah uyanışları yok mu!
Birbirine aynı anda gülümseyerek uyanılan!
Böyle ağız, burun, yanak, kaş, göz öpülerek,
"Günaydın'ım" denilen ah o sabahlar!
O eşsiz gecenin sabahında yine tatil olmasına rağmen!
Adamın yine çok önemli bir toplantısı vardı,
Hemencecik kahvaltı yaptılar!
Adam, kadının alnının tam ortasından öperek,
Kadını yine kapısının önüne bıraktı.
Sonra mı ne oldu?
Hiçbir şey olmadı.
Hiçbir şey!
Adam ne yazdı, ne aradı, ne sordu.
Kadın yapayalnızdı.
Adam aylar sonra kadına tekrar yazdı.
Yine denemiş yine olmamıştı.
Adam işini, evini bırakıp,
Nikahlı eski karısının memleketine taşınmış,
Hiç sevişmemiş, çok kavga etmiş,
Çocuğunun psikolojisi alt üst olmuş,
Pedagog,
"Ya ayrılın ya barışın!" demiş
Ama bütün sülale duruma karşıymış,
Ama o ayrılmayı tercih etmişmiş!
Sonra kadın yine gülümsedi.
Kadınının o gün önemli bir doktor randevusu vardı oysa!
Amma velakin mevzu bana oysa hayattı ya hani!
(Aslımda hiç olamayan)
Mamografi ve de tahlil sonuçları,
Kadını sonunda doğru bir adım daha attıracaktı
Ama adamın bunca derdi varken kadın,
Bunu ona hiçbir zaman söylememişti.
Ne diye seve okşaya öptüğü memelerin,
Bir gün yerinde olamayacağını öğrensindi,
Ne diye egosunu saldığı rahmin,
Bir gün alınmış olabileceğini öğrensindi.
Yeterince sevememiş, yeterince savaşamamış,
Yeterince yenilmeye çoktan razı olmuşken
Ne diye ağzını, burnunu, boynunu, göğsünü,
Kadınlığını öptüğüne bir kere daha öperken acısındı!
Kadın öğlene kadar süren bütün o tetkik ve tahlillerden sonra
Sonucuna bakmadan adama koşmuştu!
Bu sefer adamın evi yoktu!
Yine aynı sonsuz hasretle buluşup, yine film seyredip,
Yine bir şeyler atıştırıp, yine doyasıya seviştiler!
Sonra adam bir şeyler almaya çıktı...
Dakikalar saatlere ramak kalayken,
Kadın bir şiir daha yazıp paylaştı.
"…N'olur Bir Kere Daha Terk Etme beni...
Sen benden her gittiğinde
Gavur mahallesindeki
Cami avlusunda
Terk edilmiş gibi hissediyorum kendimi.
Senden başka hiç kimse de bulamaz ki beni.
N'olur bir kere daha terk etme beni." dedi.
Adam üç dakika sonra zile bastı, kadın ona sarıldı.
İlk defa ikinci kere aynı gün seviştiler.
Öyle ya maksat sevişmek değildi.
Sonra el ele, kol kola, sarmaş dolaş otoparka gittiler.
Giderlerken insanlar arkalarından
"Birbirlerine ne kadar da yakışan,
Ne güzel bir çift baksana!" bile dediler.
Aslında kadın da...
Adam da, birbirlerine gülerken,
"Bu son!" a ağlıyordular!
Kimse görmedi.
Sonra mı ne oldu?
Hiçbir şey olmadı.
Hiçbir şey!
Adam da, kadın da ne yazdı, ne aradı, ne sordu.
Kadın da, adam da artık yapayalnızdı.
Yılların ardından...
Kadın ilk rastlaştıkları yerde,
Üstelik kadının bütün paylaşımları herkese aleniyken,
Adamın onu takibe aldığını,
Sonra o en ilk tanıştıkları andan beriye
Her paylaşımına bakıp sonra da takipten çıktığını gördü.
Artık öğrenmişti...
Meğer derdi yakın akraba yarasıymış,
Kadının ilk yarasının başladığı yer gibi!
Ona son yazdığı sosyal medyadan,
Sadece bir anısını dostane yorumladı,
Yalan yok!
Bütün medyalardan bulabildiği bütün
"Benden Sonra!" larına o da bulabildiğince baktı,
Hatta öğrenmişti artık
"Milletin milletinden dalağının böbreğinin
Alyuvar tanesi nerede kim, kimlerleymiş bir bakalım!" ı baktı işte.
Kadın...
Adam arada bir hala onu hatırlayıp dursa da başarmıştı!
Adamın nikahlı eski eşi...
Nihayet eşe ve de çocuğunun anasına dönüşmüş,
Hatta ailecek dünyayı bile gezmeye başlamışlardı!
Kadın yapayalnızken evinin duvarlarına bakıp gülümsedi.
Koskoca kanser tehlikesini bile
Bu anıya inat yenmişti ve hiç kimsenin ruhu bile duymamıştı.
Artık geriye,
Kadının her sabah uyanırken dokunduğu memelerinin
Fibrokistiklerini kanserojene çevirmemesi gereken,
İnatla çoğalan o küçük yumrulara
"Göğüslerim hala genç ve diri!" sloganını,
Her gün kendine hatırlatmayı unutmaması kaldı.
Zira nicelerinin üstüne,
Çocuk doğurduğu aldanmışlık ve de aldatılmışları aştı.
Kadın artık,
Güven duvarının dikenli tellerinin üstüne, cam kırıklarını serpmiş,
Üstüne de can kırıklarıyla, ciğer çiziklerini,
Onun üstüne de kızıl saçlı bütün baharları serpmişti.
Dilinde epeyce evvel yazmış olduğu bir şiir...
"...Sardunyalar...
Bazı kadınlar, saçlarını, mutlu evlerin,
Mutlu balkonlarından sarkan
Sardunyaların yapraklarına astılar.
Bir daha asla!
Yaz ortasında, zemheri nakışlı,
Azrail efendi gelemesin diye..."
Zira kadın gün gibi hatırlıyordu eski bir kankasının
"Ama biz asla birlikte yatmıyoruz,
Yılan görüyorum sanki diyordu da
Bu hamile haberi nereden çıktı o zaman yaa!" diye diye ağlayışını.
Evet kadın yapayalnızdı.
Ama hazırdı, en azından,
Bütün yalanların maskelerinin çoktan düşmüşlüğüne!
Öyle ya!
Kadın bir gün ölse bile...
Ne kaybederdi ki asaletinden ve de Zümrüdüanka'lığından!
Ben her gece...
Ben her sabah...
Kendimi alnımın ortasından öpüyorum! Ya siz?
Cemre.Y.

Bekle Beni Galata

...Bekle Beni Galata...
Gözlerimi kapattığımda suretin tam karşımda beliriyor da,
Sesini duyamıyorum bazen,
Hele kokuna artık hepten hasretim!
Bekle beni Galata...
Sana içimden anlatacaklarım var.
Birkaç damla gözyaşı borcum var sana.
Birkaç damla yaş ile uzun uzun susacağım sana...
Ve sen yağmur olup yağacaksın insanlığa!
Cemre.Y.

18 Eylül 2018 Salı

Neyse

…Neyse…
Hayat denen bu koskoca tiyatroda,
Her şeyi gerçek sanan tek figüran bendim oysa!
Sonra ne mi oldu?
Rüzgar çıktı, fırtına oldu, perde düştü.
Maskeler de yerle yeksan olunca.
Bütün replikler unutuldu.
Neyse şiir yazalım biz.
Cemre.Y.

17 Eylül 2018 Pazartesi

Yalnızlık


…Yalnızlık…
Kayıp sevdaların yitik kralları ve kraliçeleriydik biz…
Ortalık duvarlar dolusu, ortalık çarşaflar dolusu yalnızlık dolu.
Cemre.Y.

16 Eylül 2018 Pazar

Günaydın

…Günaydın…
Sana bir sürü "Günaydın." biriktirdim sevdiceğim.
Gelirsen...
Seversen...
Her sabah uykulu kirpiklerinden öperken söyleyeceğim.
Cemre.Y.

15 Eylül 2018 Cumartesi

Veda

...Veda...
Bazı acılar tek kişiliktir.
Ayrılık gibi...
Derin denizlerde epeyce boğulduktan sonra,
Vakit...
Güneşe bakma vaktiydi artık!
Başımı kaldırdım, göğe baktım.
Sonunda diplerle vedalaştım.
Cemre.Y.

Günaydın Ömrüm

…Günaydın Ömrüm…
Gözümü uykulu gülüşlerine açtığım,
Kaşlarını, kirpiklerini, burnunu öptüğüm.
Günaydın ömrüm, sana da günaydın.
Cemre.Y.

14 Eylül 2018 Cuma

Kendimden Özür Dilerim

…Kendimden Özür Dilerim...
Hayat…
Ne garip şey değil mi anne'm!
Sen kendi cehenneminde boğulurken,
Meğer bütün dünya…
Kendi yok oluşuna ramak kalaya ağlıyormuş!
Ve bunu dinmeyen gözyaşlarının,
Evinin çatılarının,
Salonun koltuklarının,
Parkelerinin,
Halıların,
Ayaklarının artık...
Hep ıslağa basmasından anlıyor muşsun!
Halbuki kısır günleri yapılıyormuş bir yerlerde.
Herkes katılmayışını daha büyük zenginliklerine bağlıyormuş!
Evet...
Sigara içiyorum!
Bugün yıllardır hayal ettiğim topuğu yılanlı,
Tabanı kıpkırmızı…
Üstü hala gururlu simsiyah…
O ayakkabıya tekrar rastladım!
İki bira aldım akşamıma…
Üç paket sigara daha aldım…
Marifet değil ama!
Hayallerim…
Hatalarımdan daha büyük benim!
Kendimden özür dilerim.
Cemre.Y.

Şimdi

…Şimdi…
Birileri dokunmuş yine ciğerime!
Ve ben yine geç fark etmişim.
Sanırım zaman artık bana…
"Şimdi!"yi yaşamak vakti.
Yoksa geçmişimin eleklerinde elenip dururken ben!
Heba olacak yine onca geleceğim!
Cemre.Y.

13 Eylül 2018 Perşembe

Çarşaf

…Çarşaf…
Bunca yalanların yılanları geçtiği bu dünyada,
Ruhumun mengeneleri daralıyor,
İçimin çocuk kanatları kırılıyor,
İnsanların sabundan kaypak olmalarına!
Yalnızlar deryasında yüzerken,
Kime tutunmaya kalksam,
Ayaklarının altında birer insan yarası.
Sevmek sevilmek,
Dert olmaktan çoktan çıkmış çıkmaz sokaklar diyarında,
Ütüsü çok yıllık kırışmış çarşaflara davet ediyor herkes!
Sonra ne mi oluyor?
Yalnızlığımızı,
Sevişene kadar bölüşebiliriz diyenler yüzünden,
Omuz başlarıma sarılıyorum her seferinde yeniden.
Gece olup da el ayak çekilince aynaya bakıyorum,
Başımı ve çenemi dikleştirip,
Sosyal dedikleri o medyanın sıfatına tükürüyorum.
Bir şiir daha yazıyorum, bin şiir daha!
Cemre.Y.

12 Eylül 2018 Çarşamba

Hani Olur Ya


…Hani Olur Ya…
Hani olur ya…
Yalnızlığın…
Yalnızlığımla çarpışırsa bir yerlerde.
Görmezden gelelim birbirimizi.
Ne bileyim bir ağaç dalına takılmışız,
Bir sarmaşığın boynuna takılmışız gibi yapalım.
Ne sen şeytan ol durduk yere…
Ne de ben sevdasını arayıp duran o melek!
Ne bileyim…
Güneşli bir Eylül akşamüzeri,
Gök bulutla tartışmış da gürlüyormuş olur olmaz…
Ve ben çok yalnız, 
Ve ben çok korkuyormuşum gibi değil de…
Unlarımızı elemişizde eleklerimize asmışız gibi gel geleceksen.
Bakarsın hiç yoktan bahar olur,
Biz bize güveniriz hiç yoktan.
Hiç yoktan aşka nice günler doğururuz!
Cemre.Y.

11 Eylül 2018 Salı

Oysa

…Oysa…
Geldiğinden haberim olmadığı gibi…
Gittiğinden de haberim olmadı ey yar!
Sahi sen beni ne zaman sevdin de ne zaman vazgeçtin
"Kavuşunca başlıyorsa ayrılıklar,
Boşver be sevgili,
Sen beni hep uzaktan sev yeter!" demiştim oysa.
Cemre.Y.

10 Eylül 2018 Pazartesi

Hayal Balonu

...Hayal Balonu...
Uzanıp kirpiklerinden,
Bir damla mavi içeyim diyorum,
Aşka yine yeniden bir şans daha vereyim diyorum.
Tam kıracağım güven duvarımın zincirini,
Oluk oluk sevda akacak ciğerime...
Bir bakıyorum uçup gitmiş hayal balonum.
Öyle buz tutmuş ki yüreğim.
Kimse kalmıyor kalması gerektiği yerde.
Cemre.Y.

9 Eylül 2018 Pazar

Yalnızlığım

…Yalnızlığım..
Yüzüne, gözüne, hüzün değmiş yalnızlığımın.
Öyle iki üç günlük sanal aşık değil be cancağızım
Bana, yüreğimi, yüreğiyle, ömrünce örtecek bir can lazım.
Cemre.Y.

Sanal Sevişmeler

…Sanal Sevişmeler…
Bütün gözü kara deli cesaretli
Bütün ilgisi, alakası, şefkati ve güveni
Size "Evet" dedirtip sevginizden şüphe duymayana kadardır.
Önce ana sayfanızdan hiç eksilmeyen beğeni ve yorumları yok olur,
Sonra özel mesaj kutunuzdaki sevgi sözcükleri.
Aramalar ve özlemeler de azalmaya başladıysa iyiden iyiye…
Bu sefer acı çeken taraf olmama kararınızı
En başından verdiyseniz
Usulca ve sessizce hayatından gidersiniz!
Ruhu bile duymaz!
Bitirdiğinizi anladığındaysa
Yazık olur çoktan bir ömür sürebilecek güzelim aşk'a.
Hırçın bir gidiş değildir bu…
Bu sessiz bir vazgeçiştir.
Sanal sevişmelerden de hayır gelmezdi zaten.
Cemre.Y.

Yaşamak

…Yaşamak…
Gecenin kırılgan kanatları günü sabaha uyandırdığında
Mutlu öpücükler konduracağım dudaklarına
Senin için ölünmez sevdiğim
Senin için yaşanır.
Birini çok seversen uğruna ölürsün ki
Ölmek çok kolay bir vazgeçiş
Bir o kadar sevilirsen uğruna yaşarsın ki
Yaşamak en zor iş.
Cemre.Y.

8 Eylül 2018 Cumartesi

Ne Bileyim

…Ne Bileyim…
Yoktu aslında…
Kimsenin hiç kimseden farkı…
Ne bileyim pencereler farklıydı,
Ne bileyim o gün perdeler daha yeni asılmıştı güneşe,
Ya da daha sabah olmamıştı.
Ne bileyim…
Belki…
Benim şehrime yağmur,
Benim yüreğime kar,
Benim ayaklarıma ilkbahar…
Erken ısınır, erkencikten de sonbahara ayaza doğardı.
Ne bileyim…
Anahtar'ım kimdeydi de...
Bunca şiir eylediğim halde.
Beni bir türlü çözüp…
Bana vurulamadı…
Ha diğerleri?
Renkleri belliydi bütün o renksizlerin.
Hepsini…
Lgbt'ye bağışladım gitti.
Alakam yoktu oysa,
Her şey kendilerinin kendi tercihiydi.
İzlediğim son filmin son repliği,
"Yaşamak istiyorsan acilen aşık ol birilerine,
Ya da bu kadar yıl güvenemediysen hala birilerine...
"Gönlünü resetle!" diyor…
Reset…
Geri dönüşüm gibi eskiyi hatırlatmak değil miydi?
Benden geleceğe mektup;
"Eğer ki geçmişle geleceği harmanlayıp,
Daha güçlü bir ben yapamadıysanız….
Topunuza…
Hepinize…
"Sizin vidalarınızı sıkan o ustanın…
Size akıllar yükleyen o en son yazılıma dokunan parmakların!
Sizden sıkılıp…
"E anca…
Bu bu kadar ama gelişecek diyen,
İnsan sızılarınızın…
Yoksa….
Robotun suçu yok!
Tıpkı…
İnsanın da aslında olmadığı gibi…
Ben söyleyince Allah'sız oluyorum!
Misal şahane bi şiir yazmışsın…
Ama şiirin romanını yazdıracak biri çıkmış karşına!
Ve sen Allah bile olsan…
Kadınına istediğin şekli ve nesili sadece " Ol!" emri ile
Bütün insanlığın ecrini dengede tutmak varken…
Sıkılıvermiş yaradan, yarattığından.
Saçma sapan işler eylemiş…
Ne bileyim 12 kardeşin dilini değişip,
Hepsini…
Bir sonrakine eş eylemiş!
İnsanım ya ben?
Ne şeytan önümde diz büksün derdindeyim,
Ne de mazlum melekler bana boyun eğsin!
Sahi rabbim açığım, falan filan ama…
Şeytana yeterince yetecek günahı da işleyemedim!
N'olacak bu memleketimin ahvali?
Yaradan yarattığından sıkılıp gitmiş
İnsan hala cennetti cehennemdi derdinde.
Cemre.Y.

Caniçim

…Caniçim…
Doğmuşsun…
Belki de yitik bir sevdadan geriye kalan
Gözlerinin içi her güldüğünde o günleri hatırlatan,
Hayatın tek gerçek armağanıydın sen.
İçinde birikiyordu bütün can kırıkları
Ben toparlamaya gelmiştim kalbinin dağınıklığını
Sen istemedin be caniçim.
Yine de ne zaman bugün olsa…
İyi ki doğmuşsun derim.
İyi ki dokunmuşsun hayatıma.
Cemre.Y.

7 Eylül 2018 Cuma

Cehennemi Geçtim, Cennet Faslındayım

…Cehennemi Geçtim Cennet Faslındayım…
Sanırım ben artık hayatımın
"Ben gidince hiç kimseye hiçbir şey olmuyor da
O gidince…
İşte o bana çok koyuyor be aga!" faslını da çoktan geçtim
Cehennemi ömrümü beş geçe geçtim,
Cennete on kala zamanlarımdayım.
Gel istersen…
Sen salıncağımızın yanına rakı koyarken,
Ben meze filan yaparım.
Cemre.Y.

Bana Biraz Sen Lazım

...Bana Biraz Sen Lazım...
Bana şiir filan lazım değil azizim.
Soğuk kış sabahlarına uyanabilmem için,
Bana biraz sen lazım.
Cemre.Y.

6 Eylül 2018 Perşembe

Eylül Mü?

...Eylül Mü?...
Sarıya meyyal yapraklar,
Dallarına sımsıkı sarıldığı ağacını terk etmek için,
Eylül'ü bahaneye bulayıp ufacık bir rüzgarı bekler.
Günlerin gecelere karıştığı oynak günler,
Çoktan denizin derinliklerine dalmış,
Mavinin ufkunda öpüşülerek uyanılan sabahlar,
Çoktandır yerini yalnız uyanışlara bırakmıştır.
Deli dolu yaşanan onca aylar,
Onca yıllar boyunca hiç Eylül gelmemiş gibi,
Zemheri ayazlarında,
Gecenin soğuğunda buz tutmuş ayaklar,
Birbirini ısıtarak,
Hiç rüya görmemiş gibi günlerden, haftalardan,
Aylardan, yıllardan sadece o gün Eylül'müş gibi,
Sanki ağaç dalına hiç küsmemiş,
Dal yaprağına hiç gücenmemiş gibi,
Yine de,
Onu sarıp sarmalamamış gibi terklere bahanedir Eylül.
Eylül mü?
Bir görseydiniz on bir ay boyunca onu beklediği halde
Her ilkbaharın ortasında görünüp,
Birkaç zaman sonra solup giden
O son lalesinin arkasından bakarken ki,
Yosun gözlerinin yaş tanelerini.
Bütün vedaları, bütün hazanları,
Bütün kaçışları yükleyin Eylül'e...
Nasılsa biliyor ya,
Kasım da başka aşklar hasreti yükleneceğinizi,
Sessiz bir sükunetle izler arkalarınızdan bütün gidişlerinizi.
Eylül mü?
Siz hiç Eylül'e sormadınız ki!
Lale sever o!
Gözünün nuru, ciğerinin nefesi kadar sever.
Çocukluğunun erken yükü, ergenliğinin göçebe göynü,
Yolların amazon kahramanı kadar sever.
Eylül mü yani?
İlkbaharların geleceğini hiç unutmayan,
Sonbaharın tek yükümlüsü.
Lale mevsiminin,
On iki ay sürmesi gerektiğini hayallenen Eylül!
Bütün suç onun yani.
Neyse peki.
Biz yine "Şerefimize!" deriz.
Ya siz!
İyi bakın yüreklerinizin diplerine,
Bir yudumluk bari kalmış mı şerefleriniz?
Cemre.Y.

Vicdanın Sesi

…Vicdanın Sesi…
Vicdanın sesi kör bir bıçak gibidir,
Yıllar yılı çok yorulsa da, yıkılsa da asla pes etmez.
Her gece hiç bıkmadan gıcırdar yüreğinin kafesinde.
Sonra birden artık gecelerinin neden uykusuz geçtiğini anlarsın.
Elbette çoktan affettim seni ama…
Sende çok geç kaldın be güzelim.
Cemre.Y.

5 Eylül 2018 Çarşamba

Benim Yolum

...Benim Yolum...
Pişman olacağım şeyleri yapmam!
Yaptığım hiçbir şeyden gocunmam!
Karanlığa cesaretle dalarken
Tünelin sonunda ışık olmama ihtimalini hiç unutmam.
Sonuna kadar gittiğim yol, benim yolum...
Çıkmaz sokak olsa bile geri dönmekten yorulmam...
Cemre.Y.

4 Eylül 2018 Salı

O İyi İnsanlar

...O İyi İnsanlar...
Hırsızların, soysuzların,
İpsizlerin, sapsızların,
Yalancıların, sahtekarların,
Dolandırıcıların bol olduğu bu dünyada,
Tam da umutların hayata solmaya başladığı zamanda,
Şairinin adı hala şaibeli üstadımın dediği gibi
"O iyi insanlar, o güzelim atlara binip çekip gittiler." derken,
O iyi adam, çıkıp geldi.
Ne o şiirlere efsane güzelim atları vardı yanında,
Ne Lamborghini'si vardı,
Ne de satıp da hindu tapınaklarında bilge olacak Ferra'risi.
Eski Yeşilçam filmlerinden babacan bir adam çıkıp geldi.
Ağrıyan omuzundan sarkan kilim desenli heybesinden,
Yaşamını yetmişine dayarken bile,
Çocukluğunda gittiği yollar boyunca,
Kendine azık yaptığı,
Anacığının fırınından taze çıkma delikli ekmek,
Kerpiçten karma evlerinin bahçesinden koparılmış,
Taptaze soğanla domates kokusu sarıyordu etrafı.
Okul yıllarından kalma epeyce bir suskun anısı vardı.
Soğuk kış sabahlarında kim bilir kaç kilometre yolu,
Ayağındaki yazlığı da kışlığı da bir çift olan delik iskarpininden,
Yaz sıcağında bile zemheri donları sızıyordu hala!
Ki bu aralar sıklıkla dizleri ağrıyordu.
Derinin dibi derinden de derin azizim.
Benden başka her kim onda ne görür bilmem.
Ben ona her baktığımda,
Babamın bizi İstanbul'dan hiç tanımadığımız bir köye götürüşünü,
Güya o köyde çobanlığı o yapacakken,
Kahve köşelerinden fırsat bulamayıp,
Zavallı anamı köyün delisiyle, çobanlığa yollayışını hatırlarım.
Ben ona her baktığımda,
Tek göz odalı o köy okulunda,
Beş sıralı sıraların, her sırasının,
Birden beşe kadar ayrı sınıf olduğunu,
Benim üçüncü sınıfı üçüncü sıradan okurken,
Kardeşimin ikinci sınıfı ikinci sırada okumaya çalışması,
Sınıfın ortasına denk gelemeyen o tek sobanınsa
Sadece öğretmene ve birinci sınıfların sırasını ısıtabilmesi gelir aklıma.
Hani öğretmenden dayak yeme pahasına,
Kardeşimin ellerini, ayaklarını öperek ısıtmıştım.
Unutulmaya çabalanan ne çok hayatım vardı oysa!
İlle de hatırlamak lazımsa,
O iyi adam çıkıp geldi.
Ne çok isterdim onun da öpeyim,
Soğuk yıllar boyunca donmuş ayaklarını,
Ekmek ile soğan kokan ellerini öpeyim.
Ama en çok da...
Sadece teşekkür edip durmak yerine,
Ağlamadan durabilseydim önünde...
"Benden başka hiç kimse daha iyi bilemez,
Babalık tohum salmakla değil,
Babalık sendeki bu yürekle olur be adam!
İyi ki varsın be baba'm"demek isterdim.
Hırsızların, soysuzların,
İpsizlerin, sapsızların,
Yalancıların, sahtekarların,
Dolandırıcıların bol olduğu bu dünyada,
Tam da umutların hayata solmaya başladığı zamanda,
Şairinin adı hala şaibeli üstadımın dediği gibi
"O iyi insanlar o güzelim atlara binip çekip gittiler." derken,
O iyi adam, çıkıp geldi.
O iyi insanlar hala varlar!
Çok şükür ki hala yaşıyorlar.
(Görüyorsun Rabbim şükredecek bir şey sunduğunda
Seni de ihmal etmiyorum hani, sana da teşekkürler.)
Cemre.Y.

3 Eylül 2018 Pazartesi

Ah Be Sevgilim

…Ah Be Sevgilim…
Ah be sevgilim…
Hafta sonu ya da hafta içi fark etmez,
Ben her Eylül başında mutlaka gribim.
Şimdi söz vermelisin bana…
Bundan sonraki Eylül'lere el ele girelim.
Kim bilir yüreğinin sıcaklığıyla hasta olmaz yüreğim.
Cemre.Y.

2 Eylül 2018 Pazar

"Hoş Geldin Sevgilim" Derim

..."Hoş Geldin Sevgilim." Derim...
Mevsim yapraklarını sonbahara soyunmaya hazırlanırken,
Kumsalların,
Sevişgen havluları toparlanıp şezlongları terk ederken,
Limanları,
Yaz kalabalığı yatları, tekneleri vesaireleri çekip gitmiş,
Balıkçı takaları açık denizlere açılmışken geldin.
Hoş geldin sevgilim.
Bir bilsen...
Ben seni kaç Temmuz, kaç Eylül, kaç Kasım bekledim.
Beklemelerden yorulunca da,
Ömrümün Aralıklarını,
Ocak'larıyla buluşturup kaç Şubat, kaç Mart'ı,
Yetimliğin zemheri ayazlarına ekledim.
Kim bilir kaç Nisan yağmurunda boğulup,
Kaç Mayıs kirazlarını, erikle, çilekle buluşturup,
Kaç Haziran'da,
Belki bir tatil dönüşüne denk geliriz diye hayal ektim.
Kim bilir...
Kaç Ağustos'un gün batımında seninle doğmayı diledim.
Kaç Ekim'de yalnızlığımın omuz başlarını öptüm yeniden.
Hoş geldin sevgilim.
Ertelenmiş ömürlerinle vedalaştıysan,
Kızıl saçlı baharlarınla yollarını ayırdıysan,
Sonbaharın son yapraklarını da soyunduysan,
Gitmeyeceksen, bitmeyeceksen,
Sonunda bize kalacaksan.
"Hoş geldin sevgilim." derim.
Cemre.Y.

İnadına

…İnadına…
Ne vakit geçmişimle yüzleşsem…
Bebekliğimle çocukluğumun burnunun ucundan öperim.
Ne vakit geçmişimle yüzleşsem…
Ergenliğimle gençliğimin alnının ortasından öperim.
Ne vakit geçmişimle yüzleşsem…
Geçmişimi unutamadı diye orta yaşımla tekrar yüzleşirim.
Aynaya her baktığımdaysa, ille de, inadına, kendime gülümserim.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...