…Ne Bileyim…
Yoktu aslında…
Kimsenin hiç kimseden farkı…
Ne bileyim pencereler farklıydı,
Ne bileyim o gün perdeler daha yeni asılmıştı güneşe,
Ya da daha sabah olmamıştı.
Ne bileyim…
Belki…
Benim şehrime yağmur,
Benim yüreğime kar,
Benim ayaklarıma ilkbahar…
Erken ısınır, erkencikten de sonbahara ayaza doğardı.
Ne bileyim…
Anahtar'ım kimdeydi de...
Bunca şiir eylediğim halde.
Beni bir türlü çözüp…
Bana vurulamadı…
Ha diğerleri?
Renkleri belliydi bütün o renksizlerin.
Hepsini…
Lgbt'ye bağışladım gitti.
Alakam yoktu oysa,
Her şey kendilerinin kendi tercihiydi.
İzlediğim son filmin son repliği,
"Yaşamak istiyorsan acilen aşık ol birilerine,
Ya da bu kadar yıl güvenemediysen hala birilerine...
"Gönlünü resetle!" diyor…
Reset…
Geri dönüşüm gibi eskiyi hatırlatmak değil miydi?
Benden geleceğe mektup;
"Eğer ki geçmişle geleceği harmanlayıp,
Daha güçlü bir ben yapamadıysanız….
Topunuza…
Hepinize…
"Sizin vidalarınızı sıkan o ustanın…
Size akıllar yükleyen o en son yazılıma dokunan parmakların!
Sizden sıkılıp…
"E anca…
Bu bu kadar ama gelişecek diyen,
İnsan sızılarınızın…
Yoksa….
Robotun suçu yok!
Tıpkı…
İnsanın da aslında olmadığı gibi…
Ben söyleyince Allah'sız oluyorum!
Misal şahane bi şiir yazmışsın…
Ama şiirin romanını yazdıracak biri çıkmış karşına!
Ve sen Allah bile olsan…
Kadınına istediğin şekli ve nesili sadece " Ol!" emri ile
Bütün insanlığın ecrini dengede tutmak varken…
Sıkılıvermiş yaradan, yarattığından.
Saçma sapan işler eylemiş…
Ne bileyim 12 kardeşin dilini değişip,
Hepsini…
Bir sonrakine eş eylemiş!
İnsanım ya ben?
Ne şeytan önümde diz büksün derdindeyim,
Ne de mazlum melekler bana boyun eğsin!
Sahi rabbim açığım, falan filan ama…
Şeytana yeterince yetecek günahı da işleyemedim!
N'olacak bu memleketimin ahvali?
Yaradan yarattığından sıkılıp gitmiş
İnsan hala cennetti cehennemdi derdinde.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki Piri Reis haritası gibiyim.Dışım'la o kadar meşguller ki, içimi gören yok!
Cancağızım! Sana, her gün bakıp yüzünü çevirdiğin aynandan sesleniyorum, gözlerinin içine bakıyorum, buradayım, tam karşında, artık yalnız değilsin, artık yalnız değilim, artık dostuz. Sanki böyle bahçendeki erik ağacı çiçek açmış da sen karpuza aş eriyormuşsun gibi bi duygu bu... Hoş geldin madem! (Yazdıklarım bana aittir çalmayın, adımla beraber paylaşın olur mu canlarım.) Cemre.Y. #Tipinifavladığım
8 Eylül 2018 Cumartesi
Ne Bileyim
Labels:
acil,
anahtar,
aslında,
aşık,
cehennem,
cennet,
fark,
film,
geçmiş,
günah,
güneş,
karşı,
perde,
renk,
sabah,
şeytan,
yağmur,
yeter
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Caniçim
…Caniçim…
Doğmuşsun…
Belki de yitik bir sevdadan geriye kalan
Gözlerinin içi her güldüğünde o günleri hatırlatan,
Hayatın tek gerçek armağanıydın sen.
İçinde birikiyordu bütün can kırıkları
Ben toparlamaya gelmiştim kalbinin dağınıklığını
Sen istemedin be caniçim.
Yine de ne zaman bugün olsa…
İyi ki doğmuşsun derim.
İyi ki dokunmuşsun hayatıma.
Cemre.Y.
Doğmuşsun…
Belki de yitik bir sevdadan geriye kalan
Gözlerinin içi her güldüğünde o günleri hatırlatan,
Hayatın tek gerçek armağanıydın sen.
İçinde birikiyordu bütün can kırıkları
Ben toparlamaya gelmiştim kalbinin dağınıklığını
Sen istemedin be caniçim.
Yine de ne zaman bugün olsa…
İyi ki doğmuşsun derim.
İyi ki dokunmuşsun hayatıma.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
7 Eylül 2018 Cuma
Cehennemi Geçtim, Cennet Faslındayım
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Bana Biraz Sen Lazım
...Bana Biraz Sen Lazım...
Bana şiir filan lazım değil azizim.
Soğuk kış sabahlarına uyanabilmem için,
Bana biraz sen lazım.
Cemre.Y.
Soğuk kış sabahlarına uyanabilmem için,
Bana biraz sen lazım.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
6 Eylül 2018 Perşembe
Eylül Mü?
...Eylül Mü?...
Sarıya meyyal yapraklar,
Dallarına sımsıkı sarıldığı ağacını terk etmek için,
Eylül'ü bahaneye bulayıp ufacık bir rüzgarı bekler.
Günlerin gecelere karıştığı oynak günler,
Çoktan denizin derinliklerine dalmış,
Mavinin ufkunda öpüşülerek uyanılan sabahlar,
Çoktandır yerini yalnız uyanışlara bırakmıştır.
Deli dolu yaşanan onca aylar,
Onca yıllar boyunca hiç Eylül gelmemiş gibi,
Zemheri ayazlarında,
Gecenin soğuğunda buz tutmuş ayaklar,
Birbirini ısıtarak,
Hiç rüya görmemiş gibi günlerden, haftalardan,
Aylardan, yıllardan sadece o gün Eylül'müş gibi,
Sanki ağaç dalına hiç küsmemiş,
Dal yaprağına hiç gücenmemiş gibi,
Yine de,
Onu sarıp sarmalamamış gibi terklere bahanedir Eylül.
Eylül mü?
Bir görseydiniz on bir ay boyunca onu beklediği halde
Her ilkbaharın ortasında görünüp,
Birkaç zaman sonra solup giden
O son lalesinin arkasından bakarken ki,
Yosun gözlerinin yaş tanelerini.
Bütün vedaları, bütün hazanları,
Bütün kaçışları yükleyin Eylül'e...
Nasılsa biliyor ya,
Kasım da başka aşklar hasreti yükleneceğinizi,
Sessiz bir sükunetle izler arkalarınızdan bütün gidişlerinizi.
Eylül mü?
Siz hiç Eylül'e sormadınız ki!
Lale sever o!
Gözünün nuru, ciğerinin nefesi kadar sever.
Çocukluğunun erken yükü, ergenliğinin göçebe göynü,
Yolların amazon kahramanı kadar sever.
Eylül mü yani?
İlkbaharların geleceğini hiç unutmayan,
Sonbaharın tek yükümlüsü.
Lale mevsiminin,
On iki ay sürmesi gerektiğini hayallenen Eylül!
Bütün suç onun yani.
Neyse peki.
Biz yine "Şerefimize!" deriz.
Ya siz!
İyi bakın yüreklerinizin diplerine,
Bir yudumluk bari kalmış mı şerefleriniz?
Cemre.Y.
Sarıya meyyal yapraklar,
Dallarına sımsıkı sarıldığı ağacını terk etmek için,
Eylül'ü bahaneye bulayıp ufacık bir rüzgarı bekler.
Günlerin gecelere karıştığı oynak günler,
Çoktan denizin derinliklerine dalmış,
Mavinin ufkunda öpüşülerek uyanılan sabahlar,
Çoktandır yerini yalnız uyanışlara bırakmıştır.
Deli dolu yaşanan onca aylar,
Onca yıllar boyunca hiç Eylül gelmemiş gibi,
Zemheri ayazlarında,
Gecenin soğuğunda buz tutmuş ayaklar,
Birbirini ısıtarak,
Hiç rüya görmemiş gibi günlerden, haftalardan,
Aylardan, yıllardan sadece o gün Eylül'müş gibi,
Sanki ağaç dalına hiç küsmemiş,
Dal yaprağına hiç gücenmemiş gibi,
Yine de,
Onu sarıp sarmalamamış gibi terklere bahanedir Eylül.
Eylül mü?
Bir görseydiniz on bir ay boyunca onu beklediği halde
Her ilkbaharın ortasında görünüp,
Birkaç zaman sonra solup giden
O son lalesinin arkasından bakarken ki,
Yosun gözlerinin yaş tanelerini.
Bütün vedaları, bütün hazanları,
Bütün kaçışları yükleyin Eylül'e...
Nasılsa biliyor ya,
Kasım da başka aşklar hasreti yükleneceğinizi,
Sessiz bir sükunetle izler arkalarınızdan bütün gidişlerinizi.
Eylül mü?
Siz hiç Eylül'e sormadınız ki!
Lale sever o!
Gözünün nuru, ciğerinin nefesi kadar sever.
Çocukluğunun erken yükü, ergenliğinin göçebe göynü,
Yolların amazon kahramanı kadar sever.
Eylül mü yani?
İlkbaharların geleceğini hiç unutmayan,
Sonbaharın tek yükümlüsü.
Lale mevsiminin,
On iki ay sürmesi gerektiğini hayallenen Eylül!
Bütün suç onun yani.
Neyse peki.
Biz yine "Şerefimize!" deriz.
Ya siz!
İyi bakın yüreklerinizin diplerine,
Bir yudumluk bari kalmış mı şerefleriniz?
Cemre.Y.
Labels:
aşk,
ayaz,
bahar,
deniz,
derin,
ergen,
Eylül,
gece,
hazan,
lale,
mavi,
neyse,
peki,
rüzgar,
sol yanım,
yalnız,
yaprak,
yosun gözlüm,
yürek,
zemheri
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Vicdanın Sesi
…Vicdanın Sesi…
Vicdanın sesi kör bir bıçak gibidir,
Yıllar yılı çok yorulsa da, yıkılsa da asla pes etmez.
Her gece hiç bıkmadan gıcırdar yüreğinin kafesinde.
Sonra birden artık gecelerinin neden uykusuz geçtiğini anlarsın.
Elbette çoktan affettim seni ama…
Sende çok geç kaldın be güzelim.
Cemre.Y.
Vicdanın sesi kör bir bıçak gibidir,
Yıllar yılı çok yorulsa da, yıkılsa da asla pes etmez.
Her gece hiç bıkmadan gıcırdar yüreğinin kafesinde.
Sonra birden artık gecelerinin neden uykusuz geçtiğini anlarsın.
Elbette çoktan affettim seni ama…
Sende çok geç kaldın be güzelim.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
5 Eylül 2018 Çarşamba
Benim Yolum
...Benim Yolum...
Pişman olacağım şeyleri yapmam!
Yaptığım hiçbir şeyden gocunmam!
Karanlığa cesaretle dalarken
Tünelin sonunda ışık olmama ihtimalini hiç unutmam.
Sonuna kadar gittiğim yol, benim yolum...
Çıkmaz sokak olsa bile geri dönmekten yorulmam...
Cemre.Y.
Pişman olacağım şeyleri yapmam!
Yaptığım hiçbir şeyden gocunmam!
Karanlığa cesaretle dalarken
Tünelin sonunda ışık olmama ihtimalini hiç unutmam.
Sonuna kadar gittiğim yol, benim yolum...
Çıkmaz sokak olsa bile geri dönmekten yorulmam...
Cemre.Y.
Labels:
benim yolum,
çıkmaz sokak,
gitti,
hiçbir şey,
ihtimal,
pişman,
sokak,
sonunda
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
4 Eylül 2018 Salı
O İyi İnsanlar
...O İyi İnsanlar...
Hırsızların, soysuzların,
İpsizlerin, sapsızların,
Yalancıların, sahtekarların,
Dolandırıcıların bol olduğu bu dünyada,
Tam da umutların hayata solmaya başladığı zamanda,
Şairinin adı hala şaibeli üstadımın dediği gibi
"O iyi insanlar, o güzelim atlara binip çekip gittiler." derken,
O iyi adam, çıkıp geldi.
Ne o şiirlere efsane güzelim atları vardı yanında,
Ne Lamborghini'si vardı,
Ne de satıp da hindu tapınaklarında bilge olacak Ferra'risi.
Eski Yeşilçam filmlerinden babacan bir adam çıkıp geldi.
Ağrıyan omuzundan sarkan kilim desenli heybesinden,
Yaşamını yetmişine dayarken bile,
Çocukluğunda gittiği yollar boyunca,
Kendine azık yaptığı,
Anacığının fırınından taze çıkma delikli ekmek,
Kerpiçten karma evlerinin bahçesinden koparılmış,
Taptaze soğanla domates kokusu sarıyordu etrafı.
Okul yıllarından kalma epeyce bir suskun anısı vardı.
Soğuk kış sabahlarında kim bilir kaç kilometre yolu,
Ayağındaki yazlığı da kışlığı da bir çift olan delik iskarpininden,
Yaz sıcağında bile zemheri donları sızıyordu hala!
Ki bu aralar sıklıkla dizleri ağrıyordu.
Derinin dibi derinden de derin azizim.
Benden başka her kim onda ne görür bilmem.
Ben ona her baktığımda,
Babamın bizi İstanbul'dan hiç tanımadığımız bir köye götürüşünü,
Güya o köyde çobanlığı o yapacakken,
Kahve köşelerinden fırsat bulamayıp,
Zavallı anamı köyün delisiyle, çobanlığa yollayışını hatırlarım.
Ben ona her baktığımda,
Tek göz odalı o köy okulunda,
Beş sıralı sıraların, her sırasının,
Birden beşe kadar ayrı sınıf olduğunu,
Benim üçüncü sınıfı üçüncü sıradan okurken,
Kardeşimin ikinci sınıfı ikinci sırada okumaya çalışması,
Sınıfın ortasına denk gelemeyen o tek sobanınsa
Sadece öğretmene ve birinci sınıfların sırasını ısıtabilmesi gelir aklıma.
Hani öğretmenden dayak yeme pahasına,
Kardeşimin ellerini, ayaklarını öperek ısıtmıştım.
Unutulmaya çabalanan ne çok hayatım vardı oysa!
İlle de hatırlamak lazımsa,
O iyi adam çıkıp geldi.
Ne çok isterdim onun da öpeyim,
Soğuk yıllar boyunca donmuş ayaklarını,
Ekmek ile soğan kokan ellerini öpeyim.
Ama en çok da...
Sadece teşekkür edip durmak yerine,
Ağlamadan durabilseydim önünde...
"Benden başka hiç kimse daha iyi bilemez,
Babalık tohum salmakla değil,
Babalık sendeki bu yürekle olur be adam!
İyi ki varsın be baba'm"demek isterdim.
Hırsızların, soysuzların,
İpsizlerin, sapsızların,
Yalancıların, sahtekarların,
Dolandırıcıların bol olduğu bu dünyada,
Tam da umutların hayata solmaya başladığı zamanda,
Şairinin adı hala şaibeli üstadımın dediği gibi
"O iyi insanlar o güzelim atlara binip çekip gittiler." derken,
O iyi adam, çıkıp geldi.
O iyi insanlar hala varlar!
Çok şükür ki hala yaşıyorlar.
(Görüyorsun Rabbim şükredecek bir şey sunduğunda
Seni de ihmal etmiyorum hani, sana da teşekkürler.)
Cemre.Y.
Hırsızların, soysuzların,
İpsizlerin, sapsızların,
Yalancıların, sahtekarların,
Dolandırıcıların bol olduğu bu dünyada,
Tam da umutların hayata solmaya başladığı zamanda,
Şairinin adı hala şaibeli üstadımın dediği gibi
"O iyi insanlar, o güzelim atlara binip çekip gittiler." derken,
O iyi adam, çıkıp geldi.
Ne o şiirlere efsane güzelim atları vardı yanında,
Ne Lamborghini'si vardı,
Ne de satıp da hindu tapınaklarında bilge olacak Ferra'risi.
Eski Yeşilçam filmlerinden babacan bir adam çıkıp geldi.
Ağrıyan omuzundan sarkan kilim desenli heybesinden,
Yaşamını yetmişine dayarken bile,
Çocukluğunda gittiği yollar boyunca,
Kendine azık yaptığı,
Anacığının fırınından taze çıkma delikli ekmek,
Kerpiçten karma evlerinin bahçesinden koparılmış,
Taptaze soğanla domates kokusu sarıyordu etrafı.
Okul yıllarından kalma epeyce bir suskun anısı vardı.
Soğuk kış sabahlarında kim bilir kaç kilometre yolu,
Ayağındaki yazlığı da kışlığı da bir çift olan delik iskarpininden,
Yaz sıcağında bile zemheri donları sızıyordu hala!
Ki bu aralar sıklıkla dizleri ağrıyordu.
Derinin dibi derinden de derin azizim.
Benden başka her kim onda ne görür bilmem.
Ben ona her baktığımda,
Babamın bizi İstanbul'dan hiç tanımadığımız bir köye götürüşünü,
Güya o köyde çobanlığı o yapacakken,
Kahve köşelerinden fırsat bulamayıp,
Zavallı anamı köyün delisiyle, çobanlığa yollayışını hatırlarım.
Ben ona her baktığımda,
Tek göz odalı o köy okulunda,
Beş sıralı sıraların, her sırasının,
Birden beşe kadar ayrı sınıf olduğunu,
Benim üçüncü sınıfı üçüncü sıradan okurken,
Kardeşimin ikinci sınıfı ikinci sırada okumaya çalışması,
Sınıfın ortasına denk gelemeyen o tek sobanınsa
Sadece öğretmene ve birinci sınıfların sırasını ısıtabilmesi gelir aklıma.
Hani öğretmenden dayak yeme pahasına,
Kardeşimin ellerini, ayaklarını öperek ısıtmıştım.
Unutulmaya çabalanan ne çok hayatım vardı oysa!
İlle de hatırlamak lazımsa,
O iyi adam çıkıp geldi.
Ne çok isterdim onun da öpeyim,
Soğuk yıllar boyunca donmuş ayaklarını,
Ekmek ile soğan kokan ellerini öpeyim.
Ama en çok da...
Sadece teşekkür edip durmak yerine,
Ağlamadan durabilseydim önünde...
"Benden başka hiç kimse daha iyi bilemez,
Babalık tohum salmakla değil,
Babalık sendeki bu yürekle olur be adam!
İyi ki varsın be baba'm"demek isterdim.
Hırsızların, soysuzların,
İpsizlerin, sapsızların,
Yalancıların, sahtekarların,
Dolandırıcıların bol olduğu bu dünyada,
Tam da umutların hayata solmaya başladığı zamanda,
Şairinin adı hala şaibeli üstadımın dediği gibi
"O iyi insanlar o güzelim atlara binip çekip gittiler." derken,
O iyi adam, çıkıp geldi.
O iyi insanlar hala varlar!
Çok şükür ki hala yaşıyorlar.
(Görüyorsun Rabbim şükredecek bir şey sunduğunda
Seni de ihmal etmiyorum hani, sana da teşekkürler.)
Cemre.Y.
Labels:
adam,
anam,
baba,
çocuk,
dünya,
efsane,
etme,
fırsat,
gitti,
hayat,
insan,
İstanbul,
sabah,
soğuk,
şiir,
teşekkür,
umut,
yalan,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
3 Eylül 2018 Pazartesi
Ah Be Sevgilim
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
2 Eylül 2018 Pazar
"Hoş Geldin Sevgilim" Derim
..."Hoş Geldin Sevgilim." Derim...
Mevsim yapraklarını sonbahara soyunmaya hazırlanırken,
Kumsalların,
Sevişgen havluları toparlanıp şezlongları terk ederken,
Limanları,
Yaz kalabalığı yatları, tekneleri vesaireleri çekip gitmiş,
Balıkçı takaları açık denizlere açılmışken geldin.
Hoş geldin sevgilim.
Bir bilsen...
Ben seni kaç Temmuz, kaç Eylül, kaç Kasım bekledim.
Beklemelerden yorulunca da,
Ömrümün Aralıklarını,
Ocak'larıyla buluşturup kaç Şubat, kaç Mart'ı,
Yetimliğin zemheri ayazlarına ekledim.
Kim bilir kaç Nisan yağmurunda boğulup,
Kaç Mayıs kirazlarını, erikle, çilekle buluşturup,
Kaç Haziran'da,
Belki bir tatil dönüşüne denk geliriz diye hayal ektim.
Kim bilir...
Kaç Ağustos'un gün batımında seninle doğmayı diledim.
Kaç Ekim'de yalnızlığımın omuz başlarını öptüm yeniden.
Hoş geldin sevgilim.
Ertelenmiş ömürlerinle vedalaştıysan,
Kızıl saçlı baharlarınla yollarını ayırdıysan,
Sonbaharın son yapraklarını da soyunduysan,
Gitmeyeceksen, bitmeyeceksen,
Sonunda bize kalacaksan.
"Hoş geldin sevgilim." derim.
Cemre.Y.
Mevsim yapraklarını sonbahara soyunmaya hazırlanırken,
Kumsalların,
Sevişgen havluları toparlanıp şezlongları terk ederken,
Limanları,
Yaz kalabalığı yatları, tekneleri vesaireleri çekip gitmiş,
Balıkçı takaları açık denizlere açılmışken geldin.
Hoş geldin sevgilim.
Bir bilsen...
Ben seni kaç Temmuz, kaç Eylül, kaç Kasım bekledim.
Beklemelerden yorulunca da,
Ömrümün Aralıklarını,
Ocak'larıyla buluşturup kaç Şubat, kaç Mart'ı,
Yetimliğin zemheri ayazlarına ekledim.
Kim bilir kaç Nisan yağmurunda boğulup,
Kaç Mayıs kirazlarını, erikle, çilekle buluşturup,
Kaç Haziran'da,
Belki bir tatil dönüşüne denk geliriz diye hayal ektim.
Kim bilir...
Kaç Ağustos'un gün batımında seninle doğmayı diledim.
Kaç Ekim'de yalnızlığımın omuz başlarını öptüm yeniden.
Hoş geldin sevgilim.
Ertelenmiş ömürlerinle vedalaştıysan,
Kızıl saçlı baharlarınla yollarını ayırdıysan,
Sonbaharın son yapraklarını da soyunduysan,
Gitmeyeceksen, bitmeyeceksen,
Sonunda bize kalacaksan.
"Hoş geldin sevgilim." derim.
Cemre.Y.
Labels:
ağustos,
ayaz,
bahar,
çilek,
Eylül,
hoş geldin,
kiraz,
kumsal,
liman,
mevsim,
nisan,
sahil,
sevdiceğim,
sevdiğim,
sevgilim,
sonbahar,
tekne,
yaprak,
zemheri
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
İnadına
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
1 Eylül 2018 Cumartesi
Kalbimin Kapıları
...Kalbimin Kapıları...
Epeydir içeriden kilitli kalbimin kapıları.
Boşuna uğraşma sevgilim,
Güven kırklarımın içindeyken,
Yüreğimin uçurumundan atlamış anahtarlarım.
Artık ben bile ulaşamıyorum kendime.
Cemre.Y.
Epeydir içeriden kilitli kalbimin kapıları.
Boşuna uğraşma sevgilim,
Güven kırklarımın içindeyken,
Yüreğimin uçurumundan atlamış anahtarlarım.
Artık ben bile ulaşamıyorum kendime.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
31 Ağustos 2018 Cuma
Ne Bileyim
...Ne Bileyim...
Eylül'ün yaprakları hazırlanırken soyunup gitmeye
Aşk'a dair mülteci eylemlerimizin hepsini,
Artık yalnızlığa terk edilmiş o kumsalın,
En yalnız kayasının kenarına terk etme vaktiydi.
Kim bilir, belki de, bütün suç benimdi.
Onca sevdalı sevişmelerden sonra...
Ne bileyim fularımı unutmalıydım belki bir yerlerde.
Belki saç tokamı, ya da sütyenimin kopçasını unutmalıydım.
Mademki sokak adlarında bile görmüyordu adımı,
Ne bileyim...
Belki bir şiirin son mısrasında aklına gelmeliydim.
Bu kadar kolay, bu kadar çabuk unutulmamalıydım.
En azından şarkıda söylendiği gibi,
Birinin bari boğazında düğüm düğüm hıçkırık olmalıydım.
Oysa ben her Eylül'de açardım sarı sandığımın kilidini.
Bir yanı şeytan lekesi anılarımı hatırlar,
Bir yanı melek kanadı hatıralarından öperdim.
Yine ağlardım ömrümden esip giden yapraklarıma ama
Geçen sonbaharda onları da denize savurmasaydım.
Cemre.Y.
Eylül'ün yaprakları hazırlanırken soyunup gitmeye
Aşk'a dair mülteci eylemlerimizin hepsini,
Artık yalnızlığa terk edilmiş o kumsalın,
En yalnız kayasının kenarına terk etme vaktiydi.
Kim bilir, belki de, bütün suç benimdi.
Onca sevdalı sevişmelerden sonra...
Ne bileyim fularımı unutmalıydım belki bir yerlerde.
Belki saç tokamı, ya da sütyenimin kopçasını unutmalıydım.
Mademki sokak adlarında bile görmüyordu adımı,
Ne bileyim...
Belki bir şiirin son mısrasında aklına gelmeliydim.
Bu kadar kolay, bu kadar çabuk unutulmamalıydım.
En azından şarkıda söylendiği gibi,
Birinin bari boğazında düğüm düğüm hıçkırık olmalıydım.
Oysa ben her Eylül'de açardım sarı sandığımın kilidini.
Bir yanı şeytan lekesi anılarımı hatırlar,
Bir yanı melek kanadı hatıralarından öperdim.
Yine ağlardım ömrümden esip giden yapraklarıma ama
Geçen sonbaharda onları da denize savurmasaydım.
Cemre.Y.
Labels:
deniz,
düğüm,
etme,
eylem,
hıçkırık,
kumsal,
mülteci,
oysa,
sevda,
sonbahar,
sonra,
şarkı,
şeytan,
şiir,
yalnız,
yaprak
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Uzaklar
...Uzaklar...
Uzaklara gittikçe yüreğine çöreklenir mi bir insan diğerinin...
Bilmem ki bir daha ne zaman kavuşur bir çift sevdalı yürek
Ya da ne zaman bakışır iki çift birbirine aşık bakan gözler.
Sanallar dolusu yalan sevişmelerdense,
Çoğunlukla yalnızlığımın omuz başlarından öptüğüm doğrudur.
Cemre.Y.
Uzaklara gittikçe yüreğine çöreklenir mi bir insan diğerinin...
Bilmem ki bir daha ne zaman kavuşur bir çift sevdalı yürek
Ya da ne zaman bakışır iki çift birbirine aşık bakan gözler.
Sanallar dolusu yalan sevişmelerdense,
Çoğunlukla yalnızlığımın omuz başlarından öptüğüm doğrudur.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
30 Ağustos 2018 Perşembe
Yalnızlık
…Yalnızlık…
Yalnızlığın da güzel yanları var tabi
Hangi saatte uyuyacağına,
Hangi saatte uyanacağına,
Günün ilk öğününde ne yiyeceğine,
Neyi giyip, neleri giyemeyeceğine,
Kahvenin tadına,
Çayının demine kimsenin karışamaması gibi.
Cemre.Y.
Yalnızlığın da güzel yanları var tabi
Hangi saatte uyuyacağına,
Hangi saatte uyanacağına,
Günün ilk öğününde ne yiyeceğine,
Neyi giyip, neleri giyemeyeceğine,
Kahvenin tadına,
Çayının demine kimsenin karışamaması gibi.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Bazı Günler
…Bazı Günler…
Hiçbir yere gidilmeyen yerler vardır hani yalnızlık gibi...
İşte o bugün izinli.
Semaverde kalabalıklı mutlu birkaç köz...
Çayın deminde saklı birçok gülücüklü söz...
Siz anlamazsınız azizim.
Bazı günler...
Şiir gelmez insanın içinden şiir içilir...
Cemre.Y.
Hiçbir yere gidilmeyen yerler vardır hani yalnızlık gibi...
İşte o bugün izinli.
Semaverde kalabalıklı mutlu birkaç köz...
Çayın deminde saklı birçok gülücüklü söz...
Siz anlamazsınız azizim.
Bazı günler...
Şiir gelmez insanın içinden şiir içilir...
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Yosun
…Yosun…
Kanatlarının yükünden yorulmuştu küçük melek,
Omuz başları inmiş, sırtı kamburlaşmaya başlamıştı.
Sonra yine her zaman olduğu gibi ansızın onulmaz bir gururla,
Yine onu alnının ortasından öpüverdi kadın.
Gözlerinin yosunundan yaşlar akıverdi meleğin.
Kadın ne söylese, neleri sussa dindiremedi kirpiklerinin ıslaklığını.
Eli, kolu, ömrü…
Çaresiz bekledi kadın.
Kemanın tellerine yüreğinden dokunmuştu biri…
Diğeri oynak bir şarkıyla,
Sahil kenarı eğlencesi söylemeye çalışıyordu.
Aslında istisnasız herkes, o gece…
Yüreğinden yüreğine ağlıyordu.
Sonra birden sustu melek, bir durdu, duruldu.
Gözlerinin yosunun da akşam güneşi batması gerekirken,
Gecenin ayazında tan yeri ağarıyordu!
Soyundu melek kanatlarını…
Omuz başlarındaki ağrıdan kurtuldu.
Doğruldu, sırtındaki kamburu denize attı.
İnsan olduğunu hatırladı hıçkırıklara boğuldu.
Zira hayat hiç kimseye…
Hiç de o kadar kolay değildi.
Oynak bir şarkı çaldı, oturduğu yerden oynadı.
İçini bir tek kadın gördü.
Meleğin içine girdi.
Önce bütün dağınıklığı topladı,
Sonra yitip gitmiş ramak kala'larını.
Yosun gözlerinin kirpiklerinden tel tel öperek geçerken,
Kendi suçlarını da buldu,
Onu istemeden acıttığı ayna yansımalarını.
Canının bütün kırık canlarıyla,
Onun can kırıklarını bir araya getirip,
Buruk bir gülümsemeye terk etti.
İşte o an…
Durduk yere gerçekten hissederek gülümsedi küçük melek.
Ah bir görseniz…
Birdenbire nasıl da büyüyüp yaşlanmıştı.
Söz ilk defa iki cümle kelam etti.
"Artık yeter, cehenneme kibrit çöpü attım ben!" dedi melek..
Sükut, son defa cümle eyledi.
"Senin kibrit çöpü attığın yere, ben benzin dökerim be kuzum" dedi.
Herkes… herkesi… en olabildiği kadar affetti.
Cemre.Y.
Kanatlarının yükünden yorulmuştu küçük melek,
Omuz başları inmiş, sırtı kamburlaşmaya başlamıştı.
Sonra yine her zaman olduğu gibi ansızın onulmaz bir gururla,
Yine onu alnının ortasından öpüverdi kadın.
Gözlerinin yosunundan yaşlar akıverdi meleğin.
Kadın ne söylese, neleri sussa dindiremedi kirpiklerinin ıslaklığını.
Eli, kolu, ömrü…
Çaresiz bekledi kadın.
Kemanın tellerine yüreğinden dokunmuştu biri…
Diğeri oynak bir şarkıyla,
Sahil kenarı eğlencesi söylemeye çalışıyordu.
Aslında istisnasız herkes, o gece…
Yüreğinden yüreğine ağlıyordu.
Sonra birden sustu melek, bir durdu, duruldu.
Gözlerinin yosunun da akşam güneşi batması gerekirken,
Gecenin ayazında tan yeri ağarıyordu!
Soyundu melek kanatlarını…
Omuz başlarındaki ağrıdan kurtuldu.
Doğruldu, sırtındaki kamburu denize attı.
İnsan olduğunu hatırladı hıçkırıklara boğuldu.
Zira hayat hiç kimseye…
Hiç de o kadar kolay değildi.
Oynak bir şarkı çaldı, oturduğu yerden oynadı.
İçini bir tek kadın gördü.
Meleğin içine girdi.
Önce bütün dağınıklığı topladı,
Sonra yitip gitmiş ramak kala'larını.
Yosun gözlerinin kirpiklerinden tel tel öperek geçerken,
Kendi suçlarını da buldu,
Onu istemeden acıttığı ayna yansımalarını.
Canının bütün kırık canlarıyla,
Onun can kırıklarını bir araya getirip,
Buruk bir gülümsemeye terk etti.
İşte o an…
Durduk yere gerçekten hissederek gülümsedi küçük melek.
Ah bir görseniz…
Birdenbire nasıl da büyüyüp yaşlanmıştı.
Söz ilk defa iki cümle kelam etti.
"Artık yeter, cehenneme kibrit çöpü attım ben!" dedi melek..
Sükut, son defa cümle eyledi.
"Senin kibrit çöpü attığın yere, ben benzin dökerim be kuzum" dedi.
Herkes… herkesi… en olabildiği kadar affetti.
Cemre.Y.
Labels:
affet,
ağrı,
ayna,
bekle,
çare,
dağınık,
deniz,
gece,
gurur,
kadın,
kenar,
sahil,
sonra,
yeter,
yosun gözlüm,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
29 Ağustos 2018 Çarşamba
O Kesin
…O Kesin…
Dünya köprücük kemiğimin etrafında dönüyor aslında...
Ömrüme yaralarımdan yama yapa yapa geldim bu hayata...
Şimdi ister sever geçersin, ister öper seversin.
Ama senin için bile...
Asla bir üçgenin dik açılarının toplamı olamam o kesin.
Cemre.Y.
Dünya köprücük kemiğimin etrafında dönüyor aslında...
Ömrüme yaralarımdan yama yapa yapa geldim bu hayata...
Şimdi ister sever geçersin, ister öper seversin.
Ama senin için bile...
Asla bir üçgenin dik açılarının toplamı olamam o kesin.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
28 Ağustos 2018 Salı
Bana Ne
...Bana Ne...
Üç beş heceyi cümle eyleyip bir araya getirdik diye...
Emek pazarlığı yapanlar varmış,
Olmaz azizim, olmaz!
Hele artık şiir ettiyse içindekiler,
Hiç mi hiç olmaz.
Emek filan değildir bu.
Zira emek dediğin zanaatkarların işidir,
İlmek ilmek nakış ederler ellerinde evirip çevirdikleri her neyse!
Üstüne de niyet eylerler ya hani üç beş kuruş gelirse diye.
Bilmiyorsanız öğrenin azizim.
Ne diye egomu yükselten Türk dilinde yer almayan,
Günümüz güncel sıfatlarını kendime yüklenmeyişimi hiç merak eylediniz mi?
Şiir dediğin yürek işidir,
Öyle aman, zaman, ego tatmini filan dilenmez.
Bilmiyorsanız öğrenin azizim.
Emek...
O şiirin harf harf hece olup,
Kelimeye taşıp, cümlelerden aşana kadar,
Mısralar dolusu kusana kadar ki olan eylemler sırasıdır.
Soran olursa...
Onun şiirleri reflü ifrazatı dersiniz!
Ciğer sancısına dokunduğum da olursa,
Hani paralel hayatlar denkleminde...
Sevgiyle karşılarım, şefkatimle gülümserim.
Yoksa kim beğenmiş, kim paylaşmış,
Kim methiyeler düzmüş...
Açıkçası bana ne!
Cemre.Y.
Üç beş heceyi cümle eyleyip bir araya getirdik diye...
Emek pazarlığı yapanlar varmış,
Olmaz azizim, olmaz!
Hele artık şiir ettiyse içindekiler,
Hiç mi hiç olmaz.
Emek filan değildir bu.
Zira emek dediğin zanaatkarların işidir,
İlmek ilmek nakış ederler ellerinde evirip çevirdikleri her neyse!
Üstüne de niyet eylerler ya hani üç beş kuruş gelirse diye.
Bilmiyorsanız öğrenin azizim.
Ne diye egomu yükselten Türk dilinde yer almayan,
Günümüz güncel sıfatlarını kendime yüklenmeyişimi hiç merak eylediniz mi?
Şiir dediğin yürek işidir,
Öyle aman, zaman, ego tatmini filan dilenmez.
Bilmiyorsanız öğrenin azizim.
Emek...
O şiirin harf harf hece olup,
Kelimeye taşıp, cümlelerden aşana kadar,
Mısralar dolusu kusana kadar ki olan eylemler sırasıdır.
Soran olursa...
Onun şiirleri reflü ifrazatı dersiniz!
Ciğer sancısına dokunduğum da olursa,
Hani paralel hayatlar denkleminde...
Sevgiyle karşılarım, şefkatimle gülümserim.
Yoksa kim beğenmiş, kim paylaşmış,
Kim methiyeler düzmüş...
Açıkçası bana ne!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Sanal Sevişgenler
…Sanal Sevişgenler…
Hayat bu sevgili'm...
Ya ben sana erken gelmişim,
Ya da sen bana çok geç.
Bir türlü...
Bir sevdanın iki yakasını,
Bir boğazda ilikleyemedik hepsi bu!
Zira ortalık dağınık henüz...
Ortalık,
Sanal sevişgenler dolu.
Aşk...
Kalp ile beyin arasıydı halbuki,
Bacak arasına dalıp çıkmış.
Olmadı tabi.
Zira sevmek…
Yürek işiydi.
Cemre.Y.
Hayat bu sevgili'm...
Ya ben sana erken gelmişim,
Ya da sen bana çok geç.
Bir türlü...
Bir sevdanın iki yakasını,
Bir boğazda ilikleyemedik hepsi bu!
Zira ortalık dağınık henüz...
Ortalık,
Sanal sevişgenler dolu.
Aşk...
Kalp ile beyin arasıydı halbuki,
Bacak arasına dalıp çıkmış.
Olmadı tabi.
Zira sevmek…
Yürek işiydi.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kırık Canlar
…Kırık Canlar…
Lunaparkın ortasında elinden misketleri çalınmış gibi,
Her sabah, yüzünü aynaya asıp küsüp küsüp gidiyordu.
O kadar çoktu ki canının kırık canları,
Bir türlü benim yara kabuklarımla bir araya toplayıp,
Çarpışan arabada bir sevdaya çarpıştıramıyordum.
Elindeki kalpten uçan balon,
Bileğini sıkıyordu, öylece bırakıverdim.
Cemre.Y.
Lunaparkın ortasında elinden misketleri çalınmış gibi,
Her sabah, yüzünü aynaya asıp küsüp küsüp gidiyordu.
O kadar çoktu ki canının kırık canları,
Bir türlü benim yara kabuklarımla bir araya toplayıp,
Çarpışan arabada bir sevdaya çarpıştıramıyordum.
Elindeki kalpten uçan balon,
Bileğini sıkıyordu, öylece bırakıverdim.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
27 Ağustos 2018 Pazartesi
Ne Kaldı
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Gelmedin
...Gelmedin...
Eylüle ramak kala,
Yapraklar soyunup gitmeye hazırlanırken
Zamanıdır artık sardunyalara veda etmenin.
Sahil kenarı boş masalar,
Terk edilmiş sandalyelere dalgalar vurur birazdan
Metcezirli vakitlere az kaldı sevgilim
Ve sen hala gelmedin.
Cemre.Y.
Yapraklar soyunup gitmeye hazırlanırken
Zamanıdır artık sardunyalara veda etmenin.
Sahil kenarı boş masalar,
Terk edilmiş sandalyelere dalgalar vurur birazdan
Metcezirli vakitlere az kaldı sevgilim
Ve sen hala gelmedin.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
26 Ağustos 2018 Pazar
Öperim Kirpiklerinden
...Öperim Kirpiklerinden...
Kim bilir kaç geceler boyu
Uyumadan hemen önce alet ettim seni yalnızlığıma ihanet etmeye.
Kaç günaydın biriktirdim dudaklarının gül kıvrımından gizlice öperken.
Kim bilir kaç rüyamda sayıkladım ismini şeytan beni aldatırken.
Kaç kere utandım yaptığım onca yaramazlığımdan.
Kaç kere varsın olsun helalim o benim diye kandırdım kendimi.
Kim bilir kaç kere unuttum seni, kaç kere geri döndüm o şiirin içine...
Kim bilir kaç kere mısralar arası cümlelerin içine gizlendim.
Kaç kere kelimeler arası hecelerinin içinde saklambaç oynadım kendimle.
Şimdi bunca vakit sonra...
Tenim terine bunca susamışken...
"İki kadeh şiir içelim." deme
Sonra Allah ne verdiyse severim seni de...
Sonra gidersin sen de...
Bütün gidenlerim gibi sende gidersin.
Öperim kirpiklerinden adam.
Gözünün yaşından öperim seni
Yüreğinin atışından öperim.
Kim bilir kaç kereler içimden çığlık çığlığa
"Sen böyle şiir içi daha güzelsin.
Kal bence." dedim sana.
Ama gitme.
Cemre.Y.
Kim bilir kaç geceler boyu
Uyumadan hemen önce alet ettim seni yalnızlığıma ihanet etmeye.
Kaç günaydın biriktirdim dudaklarının gül kıvrımından gizlice öperken.
Kim bilir kaç rüyamda sayıkladım ismini şeytan beni aldatırken.
Kaç kere utandım yaptığım onca yaramazlığımdan.
Kaç kere varsın olsun helalim o benim diye kandırdım kendimi.
Kim bilir kaç kere unuttum seni, kaç kere geri döndüm o şiirin içine...
Kim bilir kaç kere mısralar arası cümlelerin içine gizlendim.
Kaç kere kelimeler arası hecelerinin içinde saklambaç oynadım kendimle.
Şimdi bunca vakit sonra...
Tenim terine bunca susamışken...
"İki kadeh şiir içelim." deme
Sonra Allah ne verdiyse severim seni de...
Sonra gidersin sen de...
Bütün gidenlerim gibi sende gidersin.
Öperim kirpiklerinden adam.
Gözünün yaşından öperim seni
Yüreğinin atışından öperim.
Kim bilir kaç kereler içimden çığlık çığlığa
"Sen böyle şiir içi daha güzelsin.
Kal bence." dedim sana.
Ama gitme.
Cemre.Y.
Labels:
Allah,
cümle,
çığlık,
dudak,
etme,
gece,
gizli,
Günaydın,
hece,
kadeh,
kelime,
kim bilir,
mısra,
şeytan,
şiir,
yalnız
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Günaydın Sevgilim
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
25 Ağustos 2018 Cumartesi
Hiç Kimse
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
24 Ağustos 2018 Cuma
Yitip Gitmiş Çocukluğum
...Yitip Gitmiş Çocukluğum...
Kimsesizler ülkesinin kalabalık ışıklarının altında...
Hani o en karanlık köşesinin olduğu o incir ağacının altındaki
Canlı ölüler şehrindeydim kaç gündür.
Beni hiç kimse görmedi.
Yüzüne bakıp gözlerinin içine baktığım her yüzden,
Her gözden, her gülümseyişten bekledim aslında.
Sürprizli bir kutunun içinde,
Çocukluğumu hediye etsinler bana.
Olmadı tabi.
Bana artık çok uzak gelen şehirlerin
Yıldızlarına da yalvarmıştım oysa!
Onlar da...
Rahmetlinin gücüne gider diye,
Bana sadece buruk bir tebessüm eylediler.
Vakit dar...
Zaman kısa...
Hayat...
Sanki Zümrüdüanka kuşunun kanadında da,
Ben bayram çocuğu gibi
Sırtımda renkli poşetler...
Kızımın ömrüne...
Benim ömrüme yetecek kadar
Sadece yürekten akacak iki damla gözyaşı kadar,
"Beni affet" ler toplamaya çalışıyorum.
Önüme çıkan herkes...
Rahmetli anamın anası,
Babamın babası,
Canı toprağa yakın her kimim varsa
"Hakkını Helal Et!" diyorlar bana.
Biliyorlar çünkü...
Çünkü ben affettim desem
Çocukluğumuz affetmez!
-Sen şimdi beni affettin mi?
-Büyüklüğüm affetti de...
Ya çocukluğum?
-Peki ya derisini canlı canlı yüzdüğüm tilki,
Ya o beni affedecek mi?
-Ya ben baba!
"Baba!"
Diyorum sabah sabah sayıdır bu da ha!
Ulan anası hariç orospu evladı
"Hiç önden yönelmedim sana,
Bu da mı af sayılmaz!" diyorsun yüzüme!
-"Ben...
Altına sıçtım daha ileri gideme diye" diyorum.
"Nereye kadar götürecesin bu konuyu,
Mezara kadar deme sakın!" diyor.
Ölmedim ulan!
Ölmedim diyemiyorum.
Meğer gençlik ne sapık bir şeymiş
Tam da Pompei yanardağı volkanı
Kul saptıysa emri vaki olunan
Çocuktuk lan daha!
Eğer ki...
Sizin inandığınız tanrı Allah, Rab!
Hatta yaradan aynı ise...
Varın siz umrelere gidin,
Varın Kabe-i taraflara...
Ben büyüdüm artık yokum
Geç kalınmış itiraflara...
Kimsesizler ülkesinin kalabalık ışıklarının altında...
Hani o en karanlık köşesinin olduğu o incir ağacının altındaki
Canlı ölüler şehrindeydim kaç gündür.
Beni kimse görmedi.
Yüzüne bakıp gözlerinin içine baktığım her yüzden,
Her gözden, her gülümseyişten bekledim aslında.
Sürprizli bir kutunun içinde,
Çocukluğumu hediye etsinler bana.
Olmadı tabi.
Bana artık çok uzak gelen şehirlerin
Yıldızlarına da yalvarmıştım oysa!
Onlar da...
Rahmetlinin gücüne gider diye,
Bana sadece buruk bir tebessüm eylediler.
Vakit dar...
Zaman kısa...
Hayat...
Sanki Zümrüdüanka kuşunun kanadında da,
Ben bayram çocuğu gibi
Sırtımda renkli poşetler...
Kızımın ömrüne...
Benim ömrüme yetecek kadar
Sadece yürekten akacak iki damla gözyaşı kadar,
"Beni affet" ler toplamaya çalışıyorum.
Önüme çıkan herkes...
Rahmetli anamın anası,
Babamın babası,
Canı toprağa yakın her kimim varsa
"Hakkını Helal Et!" diyorlar bana.
Biliyorlar çünkü...
Cemre.Y.
Labels:
affet,
aslında,
buruk,
çocuk,
etme,
gitmiş,
helal,
Hiç kimse,
ışık,
kalabalık,
karanlık,
kimsesiz,
rahmetli,
sakın,
ülke,
vakit,
Zümrüdüanka
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
21 Ağustos 2018 Salı
Bayram
...Bayram...
Benim bayramlarım,
Çocukluk hayallerimin
Kırmızı pabuçlu ayakkabısının kurdelesine asılı kalmış ya.
Sonraki yıllarım hep eksik geçti benim.
Yine de...
Rengarenk umutlar biriktiriyordum ömrüme...
Kim bilir belki biri yağmur sonrası gökkuşağı renklerinden düşüp,
Toplardı hayallerimin kırıklarını.
Olmaz diye diye ömrümü azaltan yapraklarımdan arındıkça ben,
Belki bir gün çırılçıplak, en sahicisinden severdi belki
Olmaz ama umut değil mi?
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
18 Ağustos 2018 Cumartesi
Karşılaşmak
…Karşılaşmak… |
| Uzak şehirlerin |
| Gece ayazlarına karışan |
| Otobüs molalarında bari karşılaşmak vardı seninle... Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
17 Ağustos 2018 Cuma
Yolcu
…Yolcu…
Uzak diyarların yolcusuyum bugün.
Yarın güneş başka bir şehrin sabahına doğacak.
Yalnızlığım otobüs terminalinden bana veda ederken,
"Bekle." diyeceğim ona…
"Bekle." sana döneceğim ben.
Cemre.Y.
Uzak diyarların yolcusuyum bugün.
Yarın güneş başka bir şehrin sabahına doğacak.
Yalnızlığım otobüs terminalinden bana veda ederken,
"Bekle." diyeceğim ona…
"Bekle." sana döneceğim ben.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Aşk Mı, O Ne Ki?
...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...
-
...Beni Soracak Olursan, İyiyim Ben... Ne zaman şiir kuşanacak olsam, Avuç içi kadar bir coğrafyaya, Şiir şiir iklimlerim geliverir aklıma! ...
-
...Öylece...Çekip Gitti... Biz! Birkaç güvercine mukabil razı olduk, "Sevdadandır." dedik. “İmkansızlıktan aşktandır” dedik. ...
-
…Gözlerin Diyorum Adam… Gözlerin diyorum adam gözlerin... Öyle b/akmasalardı yüreğime Şimdi böyle sana, Lal olabilir miydi dillerim... ...
-
...Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni... Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni; Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak. Yol'unmuş ...
-
...Gözlerin Diyorum Kadın... Gözlerin...diyorum kadın... İçi cehennem dışı cennetken! Gözlerin diyorum kadın! Annem gibi, kızım gibi, ...
-
...Lal-ü Aşk... Sevgilim... Lal-ü aşk yüklü, Bulutlar geçiyor ömrümüzden. Sanki hiç! Mey dolu ağzından, Dökülmemiş gibisin En ıssız,...
-
...Sevgilim... Yüreğinin gazellerini sakın savurma sevgilim! Bırak kalsınlar, daha ne kadar dağınıksan. Toparlanma öyle hemen, ben geldi...
-
…Misket… Çocukluğumun can kırıntılarında Benim bütün oyunlarda kazandığım misketlerim, Bir kavanozda doluydu Ve mahallenin bütün kö...
-
…Adını İfşa Etme Gizli Yarim… Adını ifşa etme gizli yarim, Ola ki seni, ben gibi sevemezlerse... Sana da, bana da kıyarlar! Etme sakı...
-
...Gelsin Artık... Hani ikindi sonrası vakitlerde, Çökmeye başlardı ya akşamın hüznü... Çoğunluğunda da, sessizliğin hüküm sürdüğü, Yür...



























