13 Ağustos 2018 Pazartesi

Umudum

…Umudum…
Karşımdasın ama bak ey minel aşk, sen yoksun.
Çünkü ben yokum…
Çünkü biz yokuz!
Bana "Biz."diye bir kelime yaratılmamış şu lugatta.
Başka bir yürekte çırpınan yüreğimle yaralarımı sarıyorum…
Gocunmuyor o, öyle seviyor ki beni…
Umurunda değil kim, ne, neden atmış beni ona 
Nihayet artık ondayım ya…
Elinde pansuman malzemelerinden sevgiler, düşünceler ve ilgiler, 
Hatta şefkatlerle sarmaya ve iyileştirmeye çalışıyor yaralarımı…
Bazen korkuyor hissediyorum.
Ya yaralarım bitince uçup gidersem diye…
Korkularıyla da seviyorum onu gitsem de bir yarım da o artık.
Yağmur ağlıyor doğduğum günde verdiğim güneşli kararlara…
Ben susuyorum.
Sadece…
"Huzuruma, ruhuma, hoş geldin." diyorum
Gerisini kara bulutlar ve gökyüzü düşünsün biraz da bana ne!
Adını silersin, ünlemin kalır... 
Silip silip başladığım değil, 
Her seferinde sıfırdan yazmaya çalıştığım kaderimsin kime ne!
Güneş güzeli bir nisan akşamında,
Uzak şehirlerin sahillerinde yıldızlardan dilek tutulur,
Ayın şavkı yakamozlarla vururken doğurdum ben seni hayalimde.
Sen benim çoktan kaybettiğim umudumsun.
Cemre.Y.

12 Ağustos 2018 Pazar

Doğmuşum

...Doğmuşum...
Doğmuşum...
Doğduğum günün acı tramvalarıyla ilgili onlarca şiirim vardır
Ebem meşgulmüş ben doğarken,
Rahmetli anam akşama kadar tarlada çalışmış
Akşam olunca da tek göz evini temizlemiş,
Suyu ocağa koymuş, içine doğacağım leğeni yıkamış,
İlk evladını kucağına alacağı anın sancısını çekmiş tek başına.
Sancıları artınca da kahvede pişpirik oynayan babama haber salmış,
Bir koşu gidip ebeyi çağırıversin diye...
Babamın kumarı bitene kadar gece olmuş,
Eve dönerken aklına gelmiş babamın ebem!
Onu yenen kumar arkadaşlarının ebelerine söverken.
Gitmiş ebenin evine, çalmış kapıyı...
Meşgulmüş ebem!
"Bugünü mü bulmuş doğacak bu velet!
Az bekle bir abdest almam gerek!" diye bağırmış içeriden.
Kalkmış arada bir koynuna girdiği adamın üstünden,
Yıkanmış, paklanmış, süslenmiş.
Saçlarından sular aka aka yola düşmüşler babamla.
Rahmetli anam sancılara dayanamaz olduğunda,
Yaşlı nenelerinin anlattığı masallardaki gibi,
Sandalyeye kaykılıp, leğeni ayağının altına almış,
Azıcık ılık su doldurmuş içine,
İçinin içi yırtılırken düşüvermişim leğene!
Ebem nihayet gelip bir zahmet göbek bağımı kesmiş,
O zamanlar kız evlat hiç sevilmezmiş.
Kırk yıllık şiirlerimin üstüne
Dört yıl daha eklenmiş ben farkında olmadan, sevilmedim.
Cemre.Y.

11 Ağustos 2018 Cumartesi

Sevda Limanı

...Sevda Limanı...
Şimdi tabuları yıkıp, korkularla yüzleşmek zamanı.
Hep sonu belli olmayan bir yolda yürüdüm
Yolun sonuna yakın yerinde kendimden bile oldum.
Bir de harita elimdeyken yürüyeyim şu hayat yolunu.
Hatta hayat kendiliğinden akıp gitsin...
Ben bana sunulan sevda liman'ımda,
Bana sunulan sonsuz kadar güzel vaatler denizinde
Birbirine kenetlenmiş beş parmak sıcaklığında susayım.
O anlasın acımı, kederimi, mutluluğumu ya da yorgunluğumu.
Yanlışlıkla,
Göz kenarlarımdan birkaç damla yaş süzülüverirse sormasın,
Sorgulamasın ki zaten biliyor ve hissediyor henüz yaram kanıyor ya...
Sadece hep yaptığı gibi
Yüreğiyle beraber parmak uçları titreyerek silsin gözümün yaşını.
Biliyorum hep bekleyecek bir gün onun kadar sever miyim onu diye...
Sabrı sınırsız ya, beklesin...
Beni benim kadar sevemeyeni bile böyle sevebildiysem...
Onun kadar olsun derdinde değil zaten.
Biliyor ben onun kalbine sığındım yapabileceğim yanlışlardan...
Söz verdi ben onun son durağı olsam da,
O benim kasırgalarım kadar sığınağım.
Kafesimin kapısı hep açık ve dışarıya açık...
İşte sırf bu yüzden artık onunum!
Cemre.Y.

Günaydın

...Günaydın...
Yüzüne güneşli rüyalar yapışmış sevdiğim,
Balıkçı kasabasının saklı sahilindeki
Akşamdan kalma öpücükler takılmış tenine.
Biraz rakı, biraz balık,
Biraz şalgam tadı kalmış dudaklarında
Bolca sevda şarkıları takılmış diline
Günaydın uykulu gözlerinden öptüğüm,
Sana da günaydın.
Cemre.Y.

10 Ağustos 2018 Cuma

Bittin Sen

…Bittin Sen…
Herkes herhangi bir dilde ve herhangi bir coğrafyada,
Herhangi bir cümlede, herhangi bir şarkıda, güfte,
Bestede veya herhangi bir melodide bile sevebiliyorken özgürce…
Sen beni soy adına layık görmedin ya İşte o vakit bittin sen.
Cemre.Y.

Bayram Şekeri

…Bayram Şekeri…
"O" diye biri olsaydı kelebekler uçuşurdu içimde.
Bayramımın şekeri olurdu,
Petibör biskivi arası lokumum olurdu.
Öyle ya ben öyle her şekeri de yemedimdi,
Yalan yere ağzım tatlanmasın da yüreğim sevda sanmasın diye.
Cemre.Y.

9 Ağustos 2018 Perşembe

Ruhsuz

...Ruhsuz...
Bir zamanlar gidenlerim uğruna gözlerimin yaşı durmak bilmiyordu...
Şimdilerdeyse her şeyi tamamlamış defterini dürmüş sarı sandığa gömmüşüm...
Ne giden umurumda, ne de tamamlanamayan, öylesine ruhsuzluğa dönüşmüşüm.
Cemre.Y.

Cam Kenarı Yalnızlıklar

...Cam Kenarı Yalnızlıklar...
Şehirler arası yolculuklarımdan kalma
Cam kenarı yalnızlıklarım var benim.
Nereye gitsem, yoldaşım oldu yüreğimin köhneliği
Ne yapsam, ne yapmasam bir türlü terk etmedi beni.
Cemre.Y.

8 Ağustos 2018 Çarşamba

Küfür


…Küfür…
Üç kuruşluk insana, 
Bin kuruşluk değer verirsen,
Geriye kalan dokuz yüz doksan yedi kuruşun hatırı olmaz…
Döner anana küfür eder.
Cemre.Y.

Sarılmıyoruz Sanma


…Sarılmıyoruz Sanma…
Sarılmıyoruz sanma!
Ben çokça kalbimi sağ yanımda atarken hissediyorum, 
Sanki ilk defa buluşmuşuz gibi, 
Senin kalbin o boşluğumu dolduruyormuş gibi
Sarılmıyoruz sanma!
Ruhlarımız hep yan yana.
Cemre.Y.

7 Ağustos 2018 Salı

Yokum

…Yokum!...
Artık yıldızlar geceye serilmişken,
Uykularımız gecenin yastığına sarılmışken bile,
Yazık ki artık güneş olanca güzelliğiyle,
Beton binaların, betonlarını aşabildiği zamanlarda,
Tan yerini ağartıp,
Gecenin yıldızlı yakamozlarına,
Şefkatli birer öpücük kondurup,
Sevdiceğinin uykulu gözlerini öpmeden önce,
Kimse kimsenin uykusundan da,
Sabahından da öpmüyor kirpiklerinden!
Artık her şey sanal sanal yanılsamalar azizim!
Saçma sapan kendilerimizce aralarına,
Sesli harfleri sevgiden geçen kelimeler kondurmaya çalışıyoruz.
Boşuna.
Nihayet çözdüm oğlum şifrenizi!
"Slm"
"Nbr"
"Mrb"
"Ytk!"
"Kib"
"By!"
Siz bence alın bütün sessiz harflerinizi götünüze sokun!
Ben zaten sizin hiçbirinize "Yok!" um!
Cemre.Y.

6 Ağustos 2018 Pazartesi

Yorgun

...Yorgun...
Uzun uzun yorgunluklar biriktirdim ömrümde...
Epeyce aldatılmışlık, epeyce gönül yıkıklığı,
Bir hayli de hayal kırıklığı biriktirdim heybemde.
Şimdilerdeyse
Kaybolmayayım diye yola ektiğim
Ekmek kırıntılarını toplar gibi
Toparlamaya çalışıyorum umutlarımı.
Bütün yorgunluklarımı,
Bütün aldatılmışlıklarımı,
Gönlümün yıkıklarıyla, hayallerimin kırıklarını
Bir çuvala doldurup ucuna taş bağladım.
Gözlerinin kuyusuna attım gençliğimi.
Varsın neresinden eserse essin hayat.
Şimdi hazırım.
Cemre.Y.

İnsanoğlu

…İnsanoğlu…
Ey insanoğlu sana kimse söylemedi mi?
Sendelerim, hatta bazen büyük hatalar yapar tökezlerim,
Yıkılırım, düşerim, acımı da dibine kadar çeker,
Yasımı da dibine kadar tutarım evet ama
Acıdan yere yığılsam bile zaman zaman,
Asla yerlerde sürünmem.
Kimse ayak basamaz yüzüme.
Kalkıp, kararlı adımlarla hayatıma devam ederim.
Güldüğüm kadar ağladığım gibi,
Ağladığım kadar da güleceğim elbet!
Cemre.Y.

5 Ağustos 2018 Pazar

Adam

...Adam...
Kirpiklerini tel tel öperim senin adam,
Burnunun ucundan öperim,
Dudaklarının kenarına kıvrılmış
Geçmişinin hüzünlü tebessümünden öperim,
Alnının ortasına çizdiğin kırılmış hayallerinden
Kader yazından öperim seni adam.
Sen bana ne vakit gözlerinin içi ışıldayarak gülümsesen
Gülüşünden öperim adam seni.
Kim bilir belki bir gün,
Alın yazımdan öpersin sen de beni.
Cemre.Y.

Erkeğim


…Erkeğim…
Uykulu gözlerle güne uyandığım her sabah…
Günaydın, gün aydınlığım demek isterdim sana.
Ve istisnasız her gece de…
Uykumda da sarıl bana erkeğim, iyi geceler'im...
Az önce yıldızlardan biri ile sana selam yolladım,
Olur da gökyüzüne başını kaldırırsan gece vakti
Asılı kalmasın yüreğim gibi o da,
Selamım hediyem olsun al, kabul et.
İster sev, ister okşa…
Ve istersen hiç duymamış gibi evrene yolla!
Cemre.Y.

Unut

...Unut...
Rüzgar bile fısıldıyor unut onu.
Tükenmez bir inatla avuçlarında sımsıkı tutuşturduğun,
Tutacağım deyip tutamadığın
Ve rüzgara savurmak istediğin her şeyi unut...
Geçmişi unut...
Şimdiyi unut...
Geleceğini unut...
Kendini unut.
Artık aldatılmaktan ve aldanmalardan uzak dur.
Sevdaya susamış yüreğinin kaç kere kırıldığını unut.
Baksana rüzgar bile fısıldamıyor artık.
Unut diye haykırıyor etrafındaki bütün insanlar,
Evler, yollar, ağaçlar, kuşlar bile unut diyor.
Hiç kimse seni uzağındayken seven annen olamaz,
Hiç kimse canın yandığında yaralarını anlatabileceğin baban olamaz.
Hiç kimse dertlerinle boğmadan gülümseyerek bakabileceğin
Sadece gülümseyerek bakabileceğin biricik kardeşin olamaz.
Hiç kimse sadece ihtiyaç anında yanında bulunman gereken değil,
Mutlu, mesut zamanlarında yanında olacak arkadaşın olamaz.
Hiç kimse, hiçbir şartta güven ağacını zedelemeyen varlığın olamaz.
Hiç kimse hiçbir şey sormadan, hiçbir şey anlatmadan
Sadece sımsıkı bir sarılmayla, kocaman bir hayatlık nefes ile
Gözlerden akan birer damla yaş ile her şeyini güvendiğin ahretin olamaz.
Affet...
Unut...
Kabullen.
Ve geri kalan hayatına devam et.
Aşk ile illa.
Cemre.Y.

Seveceğim

…Seveceğim…
Ey benim şefkat yüreklim,
Bilsen kaç zamandır sesine hasret bu yürek.
Ellerim saçlarında gezinirken,
O güzel gözlerinin içinde yansımak
Kim bilir ne kadar güzel bir duygudur.
Sana söz…
Yormayacağım yüreğini.
Sadece…
Dudaklarımı dudaklarına mühürleyeceğim.
Hiç sevilmediğin kadar seveceğim seni.
Ey benim şefkat yüreklim,
Can kırıklarından öpeceğim seni.
Yaralarının izlerini incitmeden seveceğim seni.
Cemre.Y.

İyi Ki Geldi

…İyi Ki Geldi…
Epeyce bir ömürlük hayattan sonra, 
Artık ne kapılar önemlidir, 
Ne de pencereler...
Geldim ya!
Baktım ya pencerene!
Ki bilirsin yosunların rengi dışında, 
Her şeyinden nefret ederim ben!
Yani hayat bana hep şarkıdaki gibi aslında.
"Eylül geldi sonra.. "
İyi ki geldi, iyi geldi.
Yoksa bunca yüzyıl boyunca, 
Onun gözlerinin yosunu olmasa,
Şu dünden ölünesi hayata...
Ne diye...
"Sevda bir kuşun kanadında!"diye diye tutunaydım ki ben.
Cemre.Y.

4 Ağustos 2018 Cumartesi

Hiç Kimse

...Hiç Kimse...
Kocaman hayallerime sığdırdığım,
Küçücük bir dünya'm vardı oysa...
Onlar okyanusa kulaç açmayı beklerlerken,
Ben kısacık zamanlarımda duru ve durgun denizlere,
Onlardan önce kulaç atıyordum.
Bu bile onların haset rüzgarlarıyla
Beni kendi fırtınalarında boğmalarına yetiyordu.
Küçücük mutluluklarımın hayat rüyasından,
Canımın can kırıklarında...
Sanki bana ne düşmalıkları varsa!
Adım adım ezildikçe ezildirilmeye çalışıyordum.
Sonra...
Susmaya karar verdim.
Durgun denizlerimin,
Afili fırtınaları değmezdi artık hiç kimse'm.
Kusura bakın madem.
O akıllıca akıllarınızı…
Kendilerinize hatırlatıp durun lütfen!
Beni kendi canımın can kırıklarıyla baş başa bırakın.
Cemre.Y.

Cennet

…Cennet…
Cennetim'din be sevgili,
Oysa şimdi sen bilmiyorsun ama Araf'tayım.
Kah cenneti sunuyorsun bana, kah cehennemi…
Şimdi ben hangi yöne gideyim? 
Ya cennetin hayalse, 
Cehennemse sonun ey sevgili.
Ya cehennemin yalansa, 
Cennetse sonun be sevgili.. 
Söyle kaç suretin var senin ey sevgili, 
Söyle kaç ayna yansıtıyor seni…
Bilsem ki seni parçalara bölen sırlı aynanın yerini. 
Kırıp bin parçaya bölmek değil niyetim, 
Zaten yeterince bölünmüşsün....
Sadece seni ilk yansıtan 
Sırlı aynanın karşısındaki 
Hiç kandırılmamış, hiç aldatılmamış, 
Hiç yanmamış çocuk yüreğine ulaşıp
Sende sabit kalmaktır tek niyetim.
Cemre.Y.

Hikaye

...Hikaye...
Sık...
Çok sık kitap okurum…
Neredeyse her saniye hatta bazen bildiğim bir yolda yürürken bile...
Öylece bakar insanlar
"Şimdi bir cama veya duvara toslayacak veya bir çukuru göremeyecek” diye...
Yarım kalır duvara veya cama tosladığımda
Canımın nasıl yanacağının hayalinin sevinci ve yarım kalır
Bir çukuru göremeyip bacaklarımın havaya dikileceği anın hayali...
Ben hiç görmediğim kadar görebilirim kitap okurken,
Yolda yürürken ve altı üstü bir buçuk gözümle
Ve ben hep şort giyerim uzun veya kısa etek giydiğimde...
Çünkü okumayı bırakınca bile istediğim,
Benim biçtiğim mekanlarda
Vücut olur kitaplardaki her bir karakter ve her bir yer...
Bir insansa betimlenen hayatımın bir köşesinden
Şöyle bir geçip gitmiş biri olabilir mesela
Ve bir mekansa...
Hayatımda şöyle bir geçmiş bulunduğum bir yer...
Ve çok nadir bazen sezonu bitip geçtikten sonra meftun olurum bir diziye
Ama şöyle bir değil bu sefer baş karakterlerden biri olurum bende…
Ve baş karakterlerden biri olur “O” mutlaka…
Bugünlerde en sevdiğim yazarın, en sevdiğim kitabı elimdeydi
Bir de neredeyse hayatımdan öykülenmiş olan
O sessiz çığlıklı dizisi gözümde ve yüreğimde...
Şimdi ikisi de bitti ya...
Hala anlayamadım ben kimdim aslında ve o kimdi hangi karede ve hikayede...
Bulutların üzerinden hayatı seyretmek hala hayalim evet
Ama hala uçan bir balon olmaya kadar ilerleyememişim demek...
Konuştuğumdan daha çok suskunum aslında evet de
Herkes beni çenebaz sanırken sustuklarımı kim nereden bilecek!
Ve o kitaptaki kızın bir adı bile yoktu galiba...
Ya sessiz çığlıklar...
Hangisi daha çok yakışıyor acaba bugünlerdeki bana.
Cemre.Y.

Çıkıp Gitti

...Çıkıp Gitti...
Hiç doğmayacak imkansız bir sevdaya müebbetliydi onun yüreği
Daha yeni firar etmişti bana koşup geldiğinde.
Sokaklar dolusu sevgiliydik, maviler dolusu aşık.
Bayram yeri çocukları gibi mutluyduk en azından.
Sonra gizli eller sıkıverdi onun yüreğini, öylece çıkıp gitti, bitti.
Cemre.Y.

Olsun Gözüm

…Olsun Gözüm…
Benim de güzel gülüşlerim vardı hayata dair...
Sonra onlar hiç tükenmeyen bir azimle, 
Bütün hayallerimin kanatlarını kırdılar.
Şimdilerdeyse 
Küçük birer tebessümle onarıyorum canımın kırık canlarını. 
Olsun gözüm...
Varsın onlar da öyle mutlu olsunlar.
Bende daha çook eski fotoğraflara yeni şiirler var...
Cemre.Y.

3 Ağustos 2018 Cuma

Sevin Ulan Hayatı

...Sevin Ulan Hayatı...
Her gün...
En az bir tanecikden fazlaca
Yeni şeyler öğrenmeye ön yargısız açık olun.
Hiç duymadığınız bir kelimenin anlamını merak edin mesela!
İlk uygun cümlenizde de kullanın.
(Daha çok kitap okumanız gerek.)
Sevin ulan hayatı çabucak!
Ellerinizde oyuncak olan o akılı telefonlarınızın
Bir özelliğini daha merak edin mesela!
İlk uygun anınızda da kullanmaya başlayın.
(Teknolojiye açık olmanız gerek.)
Sevin ulan hayatı çabucak!
Ukalalığın sınırı yok elbette, merak etmeyin.
Her gün kendinize yeni bir ukalalık edinin mesela!
Ukalalığın, aslında yeterince bilmediğiniz bir konuda,
Hiç fikri olmayana çok bilmişlik taslamak değil de,
Bildiklerini öğretmenin hazzı olduğunu öğrenin mesela!
Ama öğretirken, öğreten kadar,
Tevazulu özenli ve heyecanla!
Sevin ulan hayatı çabucak!
Benim gibi görebilmeyi deneyin bir kerecik!
Pencerelerinin kapalı halinden, açık halinden içeriden.
Pencerenin kapalı halinden, açık halinden dışarıdan.
Sağından, solundan, köşesinden, perdelisinden,
Perdesizinden bakmayı öğrenin önce!
Elbet bir ya da birkaç açıdan görebilirsiniz hayatı!
Üstelik!
Yeterince uslu bir çocuk olursanız
Bütün bunları yalnız yapmayabilirsiniz!
Hatta tepenizdeki asma yapraklarının ardına saklanmış
Bir türlü olmayan üzümlere artık
"Ne üzüm oluyor, ne şarap,
Ne bağ, ne bahçe ne gereği vardıysa?" ya bile
Kızmaktan vazgeçip
Onların rüzgarla salınan yapraklarının altında
Hala sevinçle saklambaç oynayan salkımlarını görebilirsiniz.
Öyle ya!
Üzüm olsaydı, şarap olsaydı,
Bağ olsaydı, bahçe olsaydılar...
Yeterince uslu çocuk olup
Rüzgarda salınan yaprakların arasında
Heyecanla saklambaç oynayamayacaktılar!
Ne olmuş kimsenin midesine inmeden,
Onca zaman çocuklar gibi şen,
Hayata ne geç,
Ne de çok erken öylece salınıp duruyorduysalar!
Ne olmuş yani bir tek ben anladıysam onları sonunda!
Hem de bütün hayata,
İnadına,
İnatçı bir zaferle tebessüm ederek!
Sevin ulan hayatı çabucak!
Cemre.Y.

Oysa


…Oysa…
Oysa…
Ağlıyordum tam da ciğerime ciğerime…
Oysa…
Aslında sadece yanmak istiyordum!
Yanıp küle boğulmak.
Boğulup bir daha doğmamak istiyordum.
Görsün istemedim yosun yarası gözleri…
Şükür olsun ki göremedi!
Yoksa insan içinin içine hiç
"Defol git!" der miydi?
Cemre.Y.

Olsun

...Olsun...
İçinden şiir bile geçmeyen günleri olur insanın.
Olsun dersin.
Madem öyle bugün de böyle olsun.
Hele biz bir gülümseyelim de,
Varsın hayat düşünsün dersin.
Cemre.Y.

2 Ağustos 2018 Perşembe

Anlamazlar

…Anlamazlar…
Ah…Yar..!
Seni nasıl, kime, anlatsam!
Seni, nasıl, kime sussam!
Kimse anlayamayacak ki
O yosun gözlerde benim ne gördüğümü?
Seni koklamayalı ciğerimin nefes alamadığını,
İyiden iyiye hastalandığını nasıl anlatsam,
Nasıl desem doktor…
“Stressiz temiz havalı bir yerde yaşa dedi." diye...
"Ve benim tek cennetim sadece senin kokundu." diye!
Sana bir tek dokunuşla hayatıma bir on yıl kattığımı söylesem!
Sana dokunamadan geçtiğim zamanlarda
Yaşayamadığım çocukluğum bile ölüyor desem!
Anlamazlar!
Sen bile anlayamadın ki!
Ya da hep sussam!
Hiç kimseye, hiçbir şey konuşmasam?
Ve bir daha asla hiç kimseye güvenmesem.
Cemre.Y.

Yoruldum

...Yoruldum...
Bu sabah güne gülümsemek gelmiyor içimden
Yüreğimde milyonlarca ölü martı kanadı
Kirpiklerimin ucunda tonlarca ölü gözyaşı varken
Şu kuşlara da söyleyin artık
Kendilerine daha mutlu bir dünya bulup
Oraların cennetlerinde cıvıldaşsınlar
Boşuna çabalamasınlar bugünlerde
Olmayacağım bu hayat oyunun içinde
Çabalamayacağım artık
Hiç kimseleri ömre gülümsetmelere
Yo-rul-dum!
Cemre.Y.

1 Ağustos 2018 Çarşamba

Özlemiş

…Özlemiş…
Seni özlemiş olma ihtimalim çok yüksek!
Ve ben... 
Sürekli içimden on'a kadar... 
Sürekli içimden sana kadar sayıyorum…
"Hani, özlemek yasak'tı"diye!
Yasak'sa ne diye, hiç yoktan…
Hayallerimde yeşil salıncağımıza kurulup,
Yanına beni çağırıyorsun!
Cemre.Y.

Cancağızım

...Cancağızım...
Epeyce vakitler geçti sensiz...
Artık sormuyorum bile sana, nasılsın diye!
Nasılsa birazdan, beni bana dökeceksin.
Saçılacak içinin içi, canımın kırık canlarına.
Neyse ki varsın.
İyi'ki varsın!
Tam kırk beş saat!
Sen yokkenden beridir, bende yoktum aslında.
Şimdi geldim, valizimi boşaltmadan,
Kirlilerimi yıkamadan, nevresim takımlarımı değişmeden
Yatağıma doyamadan, sana geldim.
Parmak arası terliklerin,
Topuksuz sandaletlerin,
Özgür olduğu bir dünya vardı gittiğim yerlerde,
Biliyor musun?
Botokslu, suda bozulmayan makyajlı,
Mimiksiz kedi yüzlü kadınları gördükten sonra
Hele ki bacaklarını saran sımsıkı beyaz pantolanlardan,
Kalçalarını kıvırta kıvırta yürüyen tiki kılıklı,
Eril cinsli efeminemsi herif yıkıntılarından sonra,
Artık pek de umudum kalmamıştı öyle bir Dünya'ya dair.
Oraya en son gittiğimde,
Ne çok çocukluk düşürmüştüm ömrümden,
Ne çok geç kalınmış ergenlik,
Ne çok belki ucundan yakalarım hayatı diyerek,
Salak saçma dikte edilen öğretilik!
(Hani o da sadece hayal bab'ındaydı ya!)
Ne çok yenilgiyi kabullenmiş,
Ne çok pes etmiştim aynı ömrün,
Aynı hayat diliminde.
Yosun sarmıştı her yeri,
Ve umutsuzluk!
Ve çaresizlik.
Bir tişört, bir de şort'un,
Yeterli olduğu bir dünya vardı gittiğim yerlerde.
Oysa biliyor musun?
Kendilerinin yeni yapmış olduğu,
Ya da az biraz sonra yapacak olduğu ultra-lüks...
Ama sıfır mutlucuklu yüzlü kadınları gördükten sonra
Artık pek de umudum kalmamıştı öyle bir Dünya'ya dair.
Ve de çoktandır omuzlarına yük olacak,
Açık büfe yemeklere çoktan razı,
Yahut hiçbir şey'siz, hiçbir hayat yarını olayan insanların,
Benim hayatımı...
Benden çok kurtarmak istiyormuş gibi davranmalarından,
Eskiden olduğu gibi oldukça çok yorulmuştum!
Oraya en son gittiğimde,
Ne çok tokluk, ne çok haz...
(Artık ne neye göreyse!)
Yitirmiştim ömrümden.
Ne çok yaşlılık, ne çok hastalık, ne çok ölüm.
Ne çok vazgeçmişlik geçmiştim şu hayattan
Artık sadece nefes alıp vermekten yorulup!
Yahu ne çok akıllarınız var öyle sizin!
"Yok şunu şöyle yapsaydın da,
Yok şunda kanserojen var!"bilmem ne?
Hepi topu...
Tam tamına kırk beş saatti be!
Benim güneşim,
Benim denizim,
Benim kumsalım,
Ve yanımda benim yosun gözlü'm...
Tatil'se...
Kısacık da olsa bizimdi be!
Yok ama...
İlle de siz...
Arnavut kaldırımlı o sahil kasabasının sokağında...
Memeleri ağzına fırtlamış,
Saçları pahalı parfümler kokan,
Pahalı arabasıyla gelmişse ona bir gülümseyiş sırıtan,
Kaldırım yosmalarından etmeye çalışırsınız beni!
Kusura bakmayın be canım.
Dar alanlarda boğuluyorum ben!
Hani kendi egolarınızdan vazgeçip,
Artık insan olmaya karar verirseniz,
Kumsaldayız biz...
Ben kızım koruyorum, kızım benden çok beni.
Hepi topu...
Tam tamına kırk beş saatti be!
Neyinize çok geldik anlamadım ki.
Neyse...
Biraları kapıp gelin!
Hem siz geldiniz diye de ateş de yakar,
Bizi yakmaya çalıştıklarınızı da yakarız!
Daha da romantik olur öyle...
Zira ben kırmızı'yı,
En çok...
Giyebilirsem hani,
Siyah sivri topuklularımın altında severim.
Cemre.Y.

Aşk Mı, O Ne Ki?

...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...