|
Kız Kulesinin tavanındaki Piri Reis haritası gibiyim.Dışım'la o kadar meşguller ki, içimi gören yok!
Cancağızım! Sana, her gün bakıp yüzünü çevirdiğin aynandan sesleniyorum, gözlerinin içine bakıyorum, buradayım, tam karşında, artık yalnız değilsin, artık yalnız değilim, artık dostuz. Sanki böyle bahçendeki erik ağacı çiçek açmış da sen karpuza aş eriyormuşsun gibi bi duygu bu... Hoş geldin madem! (Yazdıklarım bana aittir çalmayın, adımla beraber paylaşın olur mu canlarım.) Cemre.Y. #Tipinifavladığım
13 Ağustos 2018 Pazartesi
Umudum
Labels:
aşk,
düşün,
gökyüzü,
hayal,
hoş geldin,
karşı,
kelime,
minel aşk,
nihayet,
seviyorum,
şefkat,
şehir,
uzak,
yakamoz,
yara,
yıldız,
yoksun,
yüreğim,
yürek
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
12 Ağustos 2018 Pazar
Doğmuşum
...Doğmuşum...
Doğmuşum...
Doğduğum günün acı tramvalarıyla ilgili onlarca şiirim vardır
Ebem meşgulmüş ben doğarken,
Rahmetli anam akşama kadar tarlada çalışmış
Akşam olunca da tek göz evini temizlemiş,
Suyu ocağa koymuş, içine doğacağım leğeni yıkamış,
İlk evladını kucağına alacağı anın sancısını çekmiş tek başına.
Sancıları artınca da kahvede pişpirik oynayan babama haber salmış,
Bir koşu gidip ebeyi çağırıversin diye...
Babamın kumarı bitene kadar gece olmuş,
Eve dönerken aklına gelmiş babamın ebem!
Onu yenen kumar arkadaşlarının ebelerine söverken.
Gitmiş ebenin evine, çalmış kapıyı...
Meşgulmüş ebem!
"Bugünü mü bulmuş doğacak bu velet!
Az bekle bir abdest almam gerek!" diye bağırmış içeriden.
Kalkmış arada bir koynuna girdiği adamın üstünden,
Yıkanmış, paklanmış, süslenmiş.
Saçlarından sular aka aka yola düşmüşler babamla.
Rahmetli anam sancılara dayanamaz olduğunda,
Yaşlı nenelerinin anlattığı masallardaki gibi,
Sandalyeye kaykılıp, leğeni ayağının altına almış,
Azıcık ılık su doldurmuş içine,
İçinin içi yırtılırken düşüvermişim leğene!
Ebem nihayet gelip bir zahmet göbek bağımı kesmiş,
O zamanlar kız evlat hiç sevilmezmiş.
Kırk yıllık şiirlerimin üstüne
Dört yıl daha eklenmiş ben farkında olmadan, sevilmedim.
Cemre.Y.
Doğmuşum...
Doğduğum günün acı tramvalarıyla ilgili onlarca şiirim vardır
Ebem meşgulmüş ben doğarken,
Rahmetli anam akşama kadar tarlada çalışmış
Akşam olunca da tek göz evini temizlemiş,
Suyu ocağa koymuş, içine doğacağım leğeni yıkamış,
İlk evladını kucağına alacağı anın sancısını çekmiş tek başına.
Sancıları artınca da kahvede pişpirik oynayan babama haber salmış,
Bir koşu gidip ebeyi çağırıversin diye...
Babamın kumarı bitene kadar gece olmuş,
Eve dönerken aklına gelmiş babamın ebem!
Onu yenen kumar arkadaşlarının ebelerine söverken.
Gitmiş ebenin evine, çalmış kapıyı...
Meşgulmüş ebem!
"Bugünü mü bulmuş doğacak bu velet!
Az bekle bir abdest almam gerek!" diye bağırmış içeriden.
Kalkmış arada bir koynuna girdiği adamın üstünden,
Yıkanmış, paklanmış, süslenmiş.
Saçlarından sular aka aka yola düşmüşler babamla.
Rahmetli anam sancılara dayanamaz olduğunda,
Yaşlı nenelerinin anlattığı masallardaki gibi,
Sandalyeye kaykılıp, leğeni ayağının altına almış,
Azıcık ılık su doldurmuş içine,
İçinin içi yırtılırken düşüvermişim leğene!
Ebem nihayet gelip bir zahmet göbek bağımı kesmiş,
O zamanlar kız evlat hiç sevilmezmiş.
Kırk yıllık şiirlerimin üstüne
Dört yıl daha eklenmiş ben farkında olmadan, sevilmedim.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
11 Ağustos 2018 Cumartesi
Sevda Limanı
...Sevda Limanı...
Şimdi tabuları yıkıp, korkularla yüzleşmek zamanı.
Hep sonu belli olmayan bir yolda yürüdüm
Yolun sonuna yakın yerinde kendimden bile oldum.
Bir de harita elimdeyken yürüyeyim şu hayat yolunu.
Hatta hayat kendiliğinden akıp gitsin...
Ben bana sunulan sevda liman'ımda,
Bana sunulan sonsuz kadar güzel vaatler denizinde
Birbirine kenetlenmiş beş parmak sıcaklığında susayım.
O anlasın acımı, kederimi, mutluluğumu ya da yorgunluğumu.
Yanlışlıkla,
Göz kenarlarımdan birkaç damla yaş süzülüverirse sormasın,
Sorgulamasın ki zaten biliyor ve hissediyor henüz yaram kanıyor ya...
Sadece hep yaptığı gibi
Yüreğiyle beraber parmak uçları titreyerek silsin gözümün yaşını.
Biliyorum hep bekleyecek bir gün onun kadar sever miyim onu diye...
Sabrı sınırsız ya, beklesin...
Beni benim kadar sevemeyeni bile böyle sevebildiysem...
Onun kadar olsun derdinde değil zaten.
Biliyor ben onun kalbine sığındım yapabileceğim yanlışlardan...
Söz verdi ben onun son durağı olsam da,
O benim kasırgalarım kadar sığınağım.
Kafesimin kapısı hep açık ve dışarıya açık...
İşte sırf bu yüzden artık onunum!
Cemre.Y.
Şimdi tabuları yıkıp, korkularla yüzleşmek zamanı.
Hep sonu belli olmayan bir yolda yürüdüm
Yolun sonuna yakın yerinde kendimden bile oldum.
Bir de harita elimdeyken yürüyeyim şu hayat yolunu.
Hatta hayat kendiliğinden akıp gitsin...
Ben bana sunulan sevda liman'ımda,
Bana sunulan sonsuz kadar güzel vaatler denizinde
Birbirine kenetlenmiş beş parmak sıcaklığında susayım.
O anlasın acımı, kederimi, mutluluğumu ya da yorgunluğumu.
Yanlışlıkla,
Göz kenarlarımdan birkaç damla yaş süzülüverirse sormasın,
Sorgulamasın ki zaten biliyor ve hissediyor henüz yaram kanıyor ya...
Sadece hep yaptığı gibi
Yüreğiyle beraber parmak uçları titreyerek silsin gözümün yaşını.
Biliyorum hep bekleyecek bir gün onun kadar sever miyim onu diye...
Sabrı sınırsız ya, beklesin...
Beni benim kadar sevemeyeni bile böyle sevebildiysem...
Onun kadar olsun derdinde değil zaten.
Biliyor ben onun kalbine sığındım yapabileceğim yanlışlardan...
Söz verdi ben onun son durağı olsam da,
O benim kasırgalarım kadar sığınağım.
Kafesimin kapısı hep açık ve dışarıya açık...
İşte sırf bu yüzden artık onunum!
Cemre.Y.
Labels:
acı,
bekle,
harita,
hayat,
kafes,
kapı,
kasırga,
keder,
korku,
liman,
parmak uçları,
sadece,
sevda,
sonsuz,
yanlış,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Günaydın
...Günaydın...
Yüzüne güneşli rüyalar yapışmış sevdiğim,
Balıkçı kasabasının saklı sahilindeki
Akşamdan kalma öpücükler takılmış tenine.
Biraz rakı, biraz balık,
Biraz şalgam tadı kalmış dudaklarında
Bolca sevda şarkıları takılmış diline
Günaydın uykulu gözlerinden öptüğüm,
Sana da günaydın.
Cemre.Y.
Yüzüne güneşli rüyalar yapışmış sevdiğim,
Balıkçı kasabasının saklı sahilindeki
Akşamdan kalma öpücükler takılmış tenine.
Biraz rakı, biraz balık,
Biraz şalgam tadı kalmış dudaklarında
Bolca sevda şarkıları takılmış diline
Günaydın uykulu gözlerinden öptüğüm,
Sana da günaydın.
Cemre.Y.
Labels:
akşam,
balık,
dudak,
Günaydın,
güneş,
öpücük,
rakı,
rüya,
sahil,
saklı,
sevda,
sevdiğim,
şalgam,
şarkı,
uyku
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
10 Ağustos 2018 Cuma
Bittin Sen
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Bayram Şekeri
…Bayram Şekeri…
"O" diye biri olsaydı kelebekler uçuşurdu içimde.
Bayramımın şekeri olurdu,
Petibör biskivi arası lokumum olurdu.
Öyle ya ben öyle her şekeri de yemedimdi,
Yalan yere ağzım tatlanmasın da yüreğim sevda sanmasın diye.
Cemre.Y.
"O" diye biri olsaydı kelebekler uçuşurdu içimde.
Bayramımın şekeri olurdu,
Petibör biskivi arası lokumum olurdu.
Öyle ya ben öyle her şekeri de yemedimdi,
Yalan yere ağzım tatlanmasın da yüreğim sevda sanmasın diye.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
9 Ağustos 2018 Perşembe
Ruhsuz
...Ruhsuz...
Bir zamanlar gidenlerim uğruna gözlerimin yaşı durmak bilmiyordu...
Şimdilerdeyse her şeyi tamamlamış defterini dürmüş sarı sandığa gömmüşüm...
Ne giden umurumda, ne de tamamlanamayan, öylesine ruhsuzluğa dönüşmüşüm.
Cemre.Y.
Bir zamanlar gidenlerim uğruna gözlerimin yaşı durmak bilmiyordu...
Şimdilerdeyse her şeyi tamamlamış defterini dürmüş sarı sandığa gömmüşüm...
Ne giden umurumda, ne de tamamlanamayan, öylesine ruhsuzluğa dönüşmüşüm.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Cam Kenarı Yalnızlıklar
...Cam Kenarı Yalnızlıklar...
Şehirler arası yolculuklarımdan kalma
Cam kenarı yalnızlıklarım var benim.
Nereye gitsem, yoldaşım oldu yüreğimin köhneliği
Ne yapsam, ne yapmasam bir türlü terk etmedi beni.
Cemre.Y.
Şehirler arası yolculuklarımdan kalma
Cam kenarı yalnızlıklarım var benim.
Nereye gitsem, yoldaşım oldu yüreğimin köhneliği
Ne yapsam, ne yapmasam bir türlü terk etmedi beni.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
8 Ağustos 2018 Çarşamba
Küfür
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Sarılmıyoruz Sanma
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
7 Ağustos 2018 Salı
Yokum
|
Labels:
azizim,
boşuna,
gece,
güneş,
harf,
kelime,
nihayet,
sanal,
sessiz,
uyku,
yakamoz,
yazık,
yıldız,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
6 Ağustos 2018 Pazartesi
Yorgun
...Yorgun...
Uzun uzun yorgunluklar biriktirdim ömrümde...
Epeyce aldatılmışlık, epeyce gönül yıkıklığı,
Bir hayli de hayal kırıklığı biriktirdim heybemde.
Şimdilerdeyse
Kaybolmayayım diye yola ektiğim
Ekmek kırıntılarını toplar gibi
Toparlamaya çalışıyorum umutlarımı.
Bütün yorgunluklarımı,
Bütün aldatılmışlıklarımı,
Gönlümün yıkıklarıyla, hayallerimin kırıklarını
Bir çuvala doldurup ucuna taş bağladım.
Gözlerinin kuyusuna attım gençliğimi.
Varsın neresinden eserse essin hayat.
Şimdi hazırım.
Cemre.Y.
Uzun uzun yorgunluklar biriktirdim ömrümde...
Epeyce aldatılmışlık, epeyce gönül yıkıklığı,
Bir hayli de hayal kırıklığı biriktirdim heybemde.
Şimdilerdeyse
Kaybolmayayım diye yola ektiğim
Ekmek kırıntılarını toplar gibi
Toparlamaya çalışıyorum umutlarımı.
Bütün yorgunluklarımı,
Bütün aldatılmışlıklarımı,
Gönlümün yıkıklarıyla, hayallerimin kırıklarını
Bir çuvala doldurup ucuna taş bağladım.
Gözlerinin kuyusuna attım gençliğimi.
Varsın neresinden eserse essin hayat.
Şimdi hazırım.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
İnsanoğlu
…İnsanoğlu…
Ey insanoğlu sana kimse söylemedi mi?
Sendelerim, hatta bazen büyük hatalar yapar tökezlerim,
Yıkılırım, düşerim, acımı da dibine kadar çeker,
Yasımı da dibine kadar tutarım evet ama
Acıdan yere yığılsam bile zaman zaman,
Asla yerlerde sürünmem.
Kimse ayak basamaz yüzüme.
Kalkıp, kararlı adımlarla hayatıma devam ederim.
Güldüğüm kadar ağladığım gibi,
Ağladığım kadar da güleceğim elbet!
Cemre.Y.
Ey insanoğlu sana kimse söylemedi mi?
Sendelerim, hatta bazen büyük hatalar yapar tökezlerim,
Yıkılırım, düşerim, acımı da dibine kadar çeker,
Yasımı da dibine kadar tutarım evet ama
Acıdan yere yığılsam bile zaman zaman,
Asla yerlerde sürünmem.
Kimse ayak basamaz yüzüme.
Kalkıp, kararlı adımlarla hayatıma devam ederim.
Güldüğüm kadar ağladığım gibi,
Ağladığım kadar da güleceğim elbet!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
5 Ağustos 2018 Pazar
Adam
...Adam...
Kirpiklerini tel tel öperim senin adam,
Burnunun ucundan öperim,
Dudaklarının kenarına kıvrılmış
Geçmişinin hüzünlü tebessümünden öperim,
Alnının ortasına çizdiğin kırılmış hayallerinden
Kader yazından öperim seni adam.
Sen bana ne vakit gözlerinin içi ışıldayarak gülümsesen
Gülüşünden öperim adam seni.
Kim bilir belki bir gün,
Alın yazımdan öpersin sen de beni.
Cemre.Y.
Kirpiklerini tel tel öperim senin adam,
Burnunun ucundan öperim,
Dudaklarının kenarına kıvrılmış
Geçmişinin hüzünlü tebessümünden öperim,
Alnının ortasına çizdiğin kırılmış hayallerinden
Kader yazından öperim seni adam.
Sen bana ne vakit gözlerinin içi ışıldayarak gülümsesen
Gülüşünden öperim adam seni.
Kim bilir belki bir gün,
Alın yazımdan öpersin sen de beni.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Erkeğim

…Erkeğim…
Uykulu gözlerle güne uyandığım her sabah…
Günaydın, gün aydınlığım demek isterdim sana.
Ve istisnasız her gece de…
Uykumda da sarıl bana erkeğim, iyi geceler'im...
Az önce yıldızlardan biri ile sana selam yolladım,
Olur da gökyüzüne başını kaldırırsan gece vakti
Asılı kalmasın yüreğim gibi o da,
Selamım hediyem olsun al, kabul et.
İster sev, ister okşa…
Ve istersen hiç duymamış gibi evrene yolla!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Unut
...Unut...
Rüzgar bile fısıldıyor unut onu.
Tükenmez bir inatla avuçlarında sımsıkı tutuşturduğun,
Tutacağım deyip tutamadığın
Ve rüzgara savurmak istediğin her şeyi unut...
Geçmişi unut...
Şimdiyi unut...
Geleceğini unut...
Kendini unut.
Artık aldatılmaktan ve aldanmalardan uzak dur.
Sevdaya susamış yüreğinin kaç kere kırıldığını unut.
Baksana rüzgar bile fısıldamıyor artık.
Unut diye haykırıyor etrafındaki bütün insanlar,
Evler, yollar, ağaçlar, kuşlar bile unut diyor.
Hiç kimse seni uzağındayken seven annen olamaz,
Hiç kimse canın yandığında yaralarını anlatabileceğin baban olamaz.
Hiç kimse dertlerinle boğmadan gülümseyerek bakabileceğin
Sadece gülümseyerek bakabileceğin biricik kardeşin olamaz.
Hiç kimse sadece ihtiyaç anında yanında bulunman gereken değil,
Mutlu, mesut zamanlarında yanında olacak arkadaşın olamaz.
Hiç kimse, hiçbir şartta güven ağacını zedelemeyen varlığın olamaz.
Hiç kimse hiçbir şey sormadan, hiçbir şey anlatmadan
Sadece sımsıkı bir sarılmayla, kocaman bir hayatlık nefes ile
Gözlerden akan birer damla yaş ile her şeyini güvendiğin ahretin olamaz.
Affet...
Unut...
Kabullen.
Ve geri kalan hayatına devam et.
Aşk ile illa.
Cemre.Y.
Rüzgar bile fısıldıyor unut onu.
Tükenmez bir inatla avuçlarında sımsıkı tutuşturduğun,
Tutacağım deyip tutamadığın
Ve rüzgara savurmak istediğin her şeyi unut...
Geçmişi unut...
Şimdiyi unut...
Geleceğini unut...
Kendini unut.
Artık aldatılmaktan ve aldanmalardan uzak dur.
Sevdaya susamış yüreğinin kaç kere kırıldığını unut.
Baksana rüzgar bile fısıldamıyor artık.
Unut diye haykırıyor etrafındaki bütün insanlar,
Evler, yollar, ağaçlar, kuşlar bile unut diyor.
Hiç kimse seni uzağındayken seven annen olamaz,
Hiç kimse canın yandığında yaralarını anlatabileceğin baban olamaz.
Hiç kimse dertlerinle boğmadan gülümseyerek bakabileceğin
Sadece gülümseyerek bakabileceğin biricik kardeşin olamaz.
Hiç kimse sadece ihtiyaç anında yanında bulunman gereken değil,
Mutlu, mesut zamanlarında yanında olacak arkadaşın olamaz.
Hiç kimse, hiçbir şartta güven ağacını zedelemeyen varlığın olamaz.
Hiç kimse hiçbir şey sormadan, hiçbir şey anlatmadan
Sadece sımsıkı bir sarılmayla, kocaman bir hayatlık nefes ile
Gözlerden akan birer damla yaş ile her şeyini güvendiğin ahretin olamaz.
Affet...
Unut...
Kabullen.
Ve geri kalan hayatına devam et.
Aşk ile illa.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Seveceğim
…Seveceğim…
Ey benim şefkat yüreklim,
Bilsen kaç zamandır sesine hasret bu yürek.
Ellerim saçlarında gezinirken,
O güzel gözlerinin içinde yansımak
Kim bilir ne kadar güzel bir duygudur.
Sana söz…
Yormayacağım yüreğini.
Sadece…
Dudaklarımı dudaklarına mühürleyeceğim.
Hiç sevilmediğin kadar seveceğim seni.
Ey benim şefkat yüreklim,
Can kırıklarından öpeceğim seni.
Yaralarının izlerini incitmeden seveceğim seni.
Cemre.Y.
Ey benim şefkat yüreklim,
Bilsen kaç zamandır sesine hasret bu yürek.
Ellerim saçlarında gezinirken,
O güzel gözlerinin içinde yansımak
Kim bilir ne kadar güzel bir duygudur.
Sana söz…
Yormayacağım yüreğini.
Sadece…
Dudaklarımı dudaklarına mühürleyeceğim.
Hiç sevilmediğin kadar seveceğim seni.
Ey benim şefkat yüreklim,
Can kırıklarından öpeceğim seni.
Yaralarının izlerini incitmeden seveceğim seni.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
İyi Ki Geldi
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
4 Ağustos 2018 Cumartesi
Hiç Kimse
...Hiç Kimse...
Kocaman hayallerime sığdırdığım,
Küçücük bir dünya'm vardı oysa...
Onlar okyanusa kulaç açmayı beklerlerken,
Ben kısacık zamanlarımda duru ve durgun denizlere,
Onlardan önce kulaç atıyordum.
Bu bile onların haset rüzgarlarıyla
Beni kendi fırtınalarında boğmalarına yetiyordu.
Küçücük mutluluklarımın hayat rüyasından,
Canımın can kırıklarında...
Sanki bana ne düşmalıkları varsa!
Adım adım ezildikçe ezildirilmeye çalışıyordum.
Sonra...
Susmaya karar verdim.
Durgun denizlerimin,
Afili fırtınaları değmezdi artık hiç kimse'm.
Kusura bakın madem.
O akıllıca akıllarınızı…
Kendilerinize hatırlatıp durun lütfen!
Beni kendi canımın can kırıklarıyla baş başa bırakın.
Cemre.Y.
Kocaman hayallerime sığdırdığım,
Küçücük bir dünya'm vardı oysa...
Onlar okyanusa kulaç açmayı beklerlerken,
Ben kısacık zamanlarımda duru ve durgun denizlere,
Onlardan önce kulaç atıyordum.
Bu bile onların haset rüzgarlarıyla
Beni kendi fırtınalarında boğmalarına yetiyordu.
Küçücük mutluluklarımın hayat rüyasından,
Canımın can kırıklarında...
Sanki bana ne düşmalıkları varsa!
Adım adım ezildikçe ezildirilmeye çalışıyordum.
Sonra...
Susmaya karar verdim.
Durgun denizlerimin,
Afili fırtınaları değmezdi artık hiç kimse'm.
Kusura bakın madem.
O akıllıca akıllarınızı…
Kendilerinize hatırlatıp durun lütfen!
Beni kendi canımın can kırıklarıyla baş başa bırakın.
Cemre.Y.
Labels:
bekle,
can kırıkları,
deniz,
dünya,
fırtına,
hayal,
hayat,
Hiç kimse,
küçücük,
lütfen,
okyanus,
oysa,
rüya,
rüzgar,
sonra
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Cennet
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Hikaye
...Hikaye...
Sık...
Çok sık kitap okurum…
Neredeyse her saniye hatta bazen bildiğim bir yolda yürürken bile...
Öylece bakar insanlar
"Şimdi bir cama veya duvara toslayacak veya bir çukuru göremeyecek” diye...
Yarım kalır duvara veya cama tosladığımda
Canımın nasıl yanacağının hayalinin sevinci ve yarım kalır
Bir çukuru göremeyip bacaklarımın havaya dikileceği anın hayali...
Ben hiç görmediğim kadar görebilirim kitap okurken,
Yolda yürürken ve altı üstü bir buçuk gözümle
Ve ben hep şort giyerim uzun veya kısa etek giydiğimde...
Çünkü okumayı bırakınca bile istediğim,
Benim biçtiğim mekanlarda
Vücut olur kitaplardaki her bir karakter ve her bir yer...
Bir insansa betimlenen hayatımın bir köşesinden
Şöyle bir geçip gitmiş biri olabilir mesela
Ve bir mekansa...
Hayatımda şöyle bir geçmiş bulunduğum bir yer...
Ve çok nadir bazen sezonu bitip geçtikten sonra meftun olurum bir diziye
Ama şöyle bir değil bu sefer baş karakterlerden biri olurum bende…
Ve baş karakterlerden biri olur “O” mutlaka…
Bugünlerde en sevdiğim yazarın, en sevdiğim kitabı elimdeydi
Bir de neredeyse hayatımdan öykülenmiş olan
O sessiz çığlıklı dizisi gözümde ve yüreğimde...
Şimdi ikisi de bitti ya...
Hala anlayamadım ben kimdim aslında ve o kimdi hangi karede ve hikayede...
Bulutların üzerinden hayatı seyretmek hala hayalim evet
Ama hala uçan bir balon olmaya kadar ilerleyememişim demek...
Konuştuğumdan daha çok suskunum aslında evet de
Herkes beni çenebaz sanırken sustuklarımı kim nereden bilecek!
Ve o kitaptaki kızın bir adı bile yoktu galiba...
Ya sessiz çığlıklar...
Hangisi daha çok yakışıyor acaba bugünlerdeki bana.
Cemre.Y.
Sık...
Çok sık kitap okurum…
Neredeyse her saniye hatta bazen bildiğim bir yolda yürürken bile...
Öylece bakar insanlar
"Şimdi bir cama veya duvara toslayacak veya bir çukuru göremeyecek” diye...
Yarım kalır duvara veya cama tosladığımda
Canımın nasıl yanacağının hayalinin sevinci ve yarım kalır
Bir çukuru göremeyip bacaklarımın havaya dikileceği anın hayali...
Ben hiç görmediğim kadar görebilirim kitap okurken,
Yolda yürürken ve altı üstü bir buçuk gözümle
Ve ben hep şort giyerim uzun veya kısa etek giydiğimde...
Çünkü okumayı bırakınca bile istediğim,
Benim biçtiğim mekanlarda
Vücut olur kitaplardaki her bir karakter ve her bir yer...
Bir insansa betimlenen hayatımın bir köşesinden
Şöyle bir geçip gitmiş biri olabilir mesela
Ve bir mekansa...
Hayatımda şöyle bir geçmiş bulunduğum bir yer...
Ve çok nadir bazen sezonu bitip geçtikten sonra meftun olurum bir diziye
Ama şöyle bir değil bu sefer baş karakterlerden biri olurum bende…
Ve baş karakterlerden biri olur “O” mutlaka…
Bugünlerde en sevdiğim yazarın, en sevdiğim kitabı elimdeydi
Bir de neredeyse hayatımdan öykülenmiş olan
O sessiz çığlıklı dizisi gözümde ve yüreğimde...
Şimdi ikisi de bitti ya...
Hala anlayamadım ben kimdim aslında ve o kimdi hangi karede ve hikayede...
Bulutların üzerinden hayatı seyretmek hala hayalim evet
Ama hala uçan bir balon olmaya kadar ilerleyememişim demek...
Konuştuğumdan daha çok suskunum aslında evet de
Herkes beni çenebaz sanırken sustuklarımı kim nereden bilecek!
Ve o kitaptaki kızın bir adı bile yoktu galiba...
Ya sessiz çığlıklar...
Hangisi daha çok yakışıyor acaba bugünlerdeki bana.
Cemre.Y.
Labels:
aslında,
bazen,
bitti,
etme,
geçmiş,
gitmiş,
hava,
hayal,
hayat,
hikaye,
insan,
kara kış,
kitap,
meftun,
mesela,
öykü,
öyle,
yama,
yazar
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Çıkıp Gitti
...Çıkıp Gitti...
Hiç doğmayacak imkansız bir sevdaya müebbetliydi onun yüreği
Daha yeni firar etmişti bana koşup geldiğinde.
Sokaklar dolusu sevgiliydik, maviler dolusu aşık.
Bayram yeri çocukları gibi mutluyduk en azından.
Sonra gizli eller sıkıverdi onun yüreğini, öylece çıkıp gitti, bitti.
Cemre.Y.
Hiç doğmayacak imkansız bir sevdaya müebbetliydi onun yüreği
Daha yeni firar etmişti bana koşup geldiğinde.
Sokaklar dolusu sevgiliydik, maviler dolusu aşık.
Bayram yeri çocukları gibi mutluyduk en azından.
Sonra gizli eller sıkıverdi onun yüreğini, öylece çıkıp gitti, bitti.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Olsun Gözüm
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
3 Ağustos 2018 Cuma
Sevin Ulan Hayatı
...Sevin Ulan Hayatı...
Her gün...
En az bir tanecikden fazlaca
Yeni şeyler öğrenmeye ön yargısız açık olun.
Hiç duymadığınız bir kelimenin anlamını merak edin mesela!
İlk uygun cümlenizde de kullanın.
(Daha çok kitap okumanız gerek.)
Sevin ulan hayatı çabucak!
Ellerinizde oyuncak olan o akılı telefonlarınızın
Bir özelliğini daha merak edin mesela!
İlk uygun anınızda da kullanmaya başlayın.
(Teknolojiye açık olmanız gerek.)
Sevin ulan hayatı çabucak!
Ukalalığın sınırı yok elbette, merak etmeyin.
Her gün kendinize yeni bir ukalalık edinin mesela!
Ukalalığın, aslında yeterince bilmediğiniz bir konuda,
Hiç fikri olmayana çok bilmişlik taslamak değil de,
Bildiklerini öğretmenin hazzı olduğunu öğrenin mesela!
Ama öğretirken, öğreten kadar,
Tevazulu özenli ve heyecanla!
Sevin ulan hayatı çabucak!
Benim gibi görebilmeyi deneyin bir kerecik!
Pencerelerinin kapalı halinden, açık halinden içeriden.
Pencerenin kapalı halinden, açık halinden dışarıdan.
Sağından, solundan, köşesinden, perdelisinden,
Perdesizinden bakmayı öğrenin önce!
Elbet bir ya da birkaç açıdan görebilirsiniz hayatı!
Üstelik!
Yeterince uslu bir çocuk olursanız
Bütün bunları yalnız yapmayabilirsiniz!
Hatta tepenizdeki asma yapraklarının ardına saklanmış
Bir türlü olmayan üzümlere artık
"Ne üzüm oluyor, ne şarap,
Ne bağ, ne bahçe ne gereği vardıysa?" ya bile
Kızmaktan vazgeçip
Onların rüzgarla salınan yapraklarının altında
Hala sevinçle saklambaç oynayan salkımlarını görebilirsiniz.
Öyle ya!
Üzüm olsaydı, şarap olsaydı,
Bağ olsaydı, bahçe olsaydılar...
Yeterince uslu çocuk olup
Rüzgarda salınan yaprakların arasında
Heyecanla saklambaç oynayamayacaktılar!
Ne olmuş kimsenin midesine inmeden,
Onca zaman çocuklar gibi şen,
Hayata ne geç,
Ne de çok erken öylece salınıp duruyorduysalar!
Ne olmuş yani bir tek ben anladıysam onları sonunda!
Hem de bütün hayata,
İnadına,
İnatçı bir zaferle tebessüm ederek!
Sevin ulan hayatı çabucak!
Cemre.Y.
Her gün...
En az bir tanecikden fazlaca
Yeni şeyler öğrenmeye ön yargısız açık olun.
Hiç duymadığınız bir kelimenin anlamını merak edin mesela!
İlk uygun cümlenizde de kullanın.
(Daha çok kitap okumanız gerek.)
Sevin ulan hayatı çabucak!
Ellerinizde oyuncak olan o akılı telefonlarınızın
Bir özelliğini daha merak edin mesela!
İlk uygun anınızda da kullanmaya başlayın.
(Teknolojiye açık olmanız gerek.)
Sevin ulan hayatı çabucak!
Ukalalığın sınırı yok elbette, merak etmeyin.
Her gün kendinize yeni bir ukalalık edinin mesela!
Ukalalığın, aslında yeterince bilmediğiniz bir konuda,
Hiç fikri olmayana çok bilmişlik taslamak değil de,
Bildiklerini öğretmenin hazzı olduğunu öğrenin mesela!
Ama öğretirken, öğreten kadar,
Tevazulu özenli ve heyecanla!
Sevin ulan hayatı çabucak!
Benim gibi görebilmeyi deneyin bir kerecik!
Pencerelerinin kapalı halinden, açık halinden içeriden.
Pencerenin kapalı halinden, açık halinden dışarıdan.
Sağından, solundan, köşesinden, perdelisinden,
Perdesizinden bakmayı öğrenin önce!
Elbet bir ya da birkaç açıdan görebilirsiniz hayatı!
Üstelik!
Yeterince uslu bir çocuk olursanız
Bütün bunları yalnız yapmayabilirsiniz!
Hatta tepenizdeki asma yapraklarının ardına saklanmış
Bir türlü olmayan üzümlere artık
"Ne üzüm oluyor, ne şarap,
Ne bağ, ne bahçe ne gereği vardıysa?" ya bile
Kızmaktan vazgeçip
Onların rüzgarla salınan yapraklarının altında
Hala sevinçle saklambaç oynayan salkımlarını görebilirsiniz.
Öyle ya!
Üzüm olsaydı, şarap olsaydı,
Bağ olsaydı, bahçe olsaydılar...
Yeterince uslu çocuk olup
Rüzgarda salınan yaprakların arasında
Heyecanla saklambaç oynayamayacaktılar!
Ne olmuş kimsenin midesine inmeden,
Onca zaman çocuklar gibi şen,
Hayata ne geç,
Ne de çok erken öylece salınıp duruyorduysalar!
Ne olmuş yani bir tek ben anladıysam onları sonunda!
Hem de bütün hayata,
İnadına,
İnatçı bir zaferle tebessüm ederek!
Sevin ulan hayatı çabucak!
Cemre.Y.
Labels:
aferin,
cümle,
çocuk,
etme,
hayat,
heyecan,
kelime,
merak,
mesela,
özen,
rüzgar,
şarap,
tebessüm,
yama,
yaprak,
yargı,
yeter
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Oysa
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Olsun
...Olsun...
İçinden şiir bile geçmeyen günleri olur insanın.
Olsun dersin.
Madem öyle bugün de böyle olsun.
Hele biz bir gülümseyelim de,
Varsın hayat düşünsün dersin.
Cemre.Y.
Olsun dersin.
Madem öyle bugün de böyle olsun.
Hele biz bir gülümseyelim de,
Varsın hayat düşünsün dersin.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
2 Ağustos 2018 Perşembe
Anlamazlar
…Anlamazlar…
Ah…Yar..!
Seni nasıl, kime, anlatsam!
Seni, nasıl, kime sussam!
Kimse anlayamayacak ki
O yosun gözlerde benim ne gördüğümü?
Seni koklamayalı ciğerimin nefes alamadığını,
İyiden iyiye hastalandığını nasıl anlatsam,
Nasıl desem doktor…
“Stressiz temiz havalı bir yerde yaşa dedi." diye...
"Ve benim tek cennetim sadece senin kokundu." diye!
Sana bir tek dokunuşla hayatıma bir on yıl kattığımı söylesem!
Sana dokunamadan geçtiğim zamanlarda
Yaşayamadığım çocukluğum bile ölüyor desem!
Anlamazlar!
Sen bile anlayamadın ki!
Ya da hep sussam!
Hiç kimseye, hiçbir şey konuşmasam?
Ve bir daha asla hiç kimseye güvenmesem.
Cemre.Y.
Ah…Yar..!
Seni nasıl, kime, anlatsam!
Seni, nasıl, kime sussam!
Kimse anlayamayacak ki
O yosun gözlerde benim ne gördüğümü?
Seni koklamayalı ciğerimin nefes alamadığını,
İyiden iyiye hastalandığını nasıl anlatsam,
Nasıl desem doktor…
“Stressiz temiz havalı bir yerde yaşa dedi." diye...
"Ve benim tek cennetim sadece senin kokundu." diye!
Sana bir tek dokunuşla hayatıma bir on yıl kattığımı söylesem!
Sana dokunamadan geçtiğim zamanlarda
Yaşayamadığım çocukluğum bile ölüyor desem!
Anlamazlar!
Sen bile anlayamadın ki!
Ya da hep sussam!
Hiç kimseye, hiçbir şey konuşmasam?
Ve bir daha asla hiç kimseye güvenmesem.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Yoruldum
...Yoruldum...
Bu sabah güne gülümsemek gelmiyor içimden
Yüreğimde milyonlarca ölü martı kanadı
Kirpiklerimin ucunda tonlarca ölü gözyaşı varken
Şu kuşlara da söyleyin artık
Kendilerine daha mutlu bir dünya bulup
Oraların cennetlerinde cıvıldaşsınlar
Boşuna çabalamasınlar bugünlerde
Olmayacağım bu hayat oyunun içinde
Çabalamayacağım artık
Hiç kimseleri ömre gülümsetmelere
Yo-rul-dum!
Cemre.Y.
Bu sabah güne gülümsemek gelmiyor içimden
Yüreğimde milyonlarca ölü martı kanadı
Kirpiklerimin ucunda tonlarca ölü gözyaşı varken
Şu kuşlara da söyleyin artık
Kendilerine daha mutlu bir dünya bulup
Oraların cennetlerinde cıvıldaşsınlar
Boşuna çabalamasınlar bugünlerde
Olmayacağım bu hayat oyunun içinde
Çabalamayacağım artık
Hiç kimseleri ömre gülümsetmelere
Yo-rul-dum!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
1 Ağustos 2018 Çarşamba
Özlemiş
|
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Cancağızım
...Cancağızım...
Epeyce vakitler geçti sensiz...
Artık sormuyorum bile sana, nasılsın diye!
Nasılsa birazdan, beni bana dökeceksin.
Saçılacak içinin içi, canımın kırık canlarına.
Neyse ki varsın.
İyi'ki varsın!
Tam kırk beş saat!
Sen yokkenden beridir, bende yoktum aslında.
Şimdi geldim, valizimi boşaltmadan,
Kirlilerimi yıkamadan, nevresim takımlarımı değişmeden
Yatağıma doyamadan, sana geldim.
Parmak arası terliklerin,
Topuksuz sandaletlerin,
Özgür olduğu bir dünya vardı gittiğim yerlerde,
Biliyor musun?
Botokslu, suda bozulmayan makyajlı,
Mimiksiz kedi yüzlü kadınları gördükten sonra
Hele ki bacaklarını saran sımsıkı beyaz pantolanlardan,
Kalçalarını kıvırta kıvırta yürüyen tiki kılıklı,
Eril cinsli efeminemsi herif yıkıntılarından sonra,
Artık pek de umudum kalmamıştı öyle bir Dünya'ya dair.
Oraya en son gittiğimde,
Ne çok çocukluk düşürmüştüm ömrümden,
Ne çok geç kalınmış ergenlik,
Ne çok belki ucundan yakalarım hayatı diyerek,
Salak saçma dikte edilen öğretilik!
(Hani o da sadece hayal bab'ındaydı ya!)
Ne çok yenilgiyi kabullenmiş,
Ne çok pes etmiştim aynı ömrün,
Aynı hayat diliminde.
Yosun sarmıştı her yeri,
Ve umutsuzluk!
Ve çaresizlik.
Bir tişört, bir de şort'un,
Yeterli olduğu bir dünya vardı gittiğim yerlerde.
Oysa biliyor musun?
Kendilerinin yeni yapmış olduğu,
Ya da az biraz sonra yapacak olduğu ultra-lüks...
Ama sıfır mutlucuklu yüzlü kadınları gördükten sonra
Artık pek de umudum kalmamıştı öyle bir Dünya'ya dair.
Ve de çoktandır omuzlarına yük olacak,
Açık büfe yemeklere çoktan razı,
Yahut hiçbir şey'siz, hiçbir hayat yarını olayan insanların,
Benim hayatımı...
Benden çok kurtarmak istiyormuş gibi davranmalarından,
Eskiden olduğu gibi oldukça çok yorulmuştum!
Oraya en son gittiğimde,
Ne çok tokluk, ne çok haz...
(Artık ne neye göreyse!)
Yitirmiştim ömrümden.
Ne çok yaşlılık, ne çok hastalık, ne çok ölüm.
Ne çok vazgeçmişlik geçmiştim şu hayattan
Artık sadece nefes alıp vermekten yorulup!
Yahu ne çok akıllarınız var öyle sizin!
"Yok şunu şöyle yapsaydın da,
Yok şunda kanserojen var!"bilmem ne?
Hepi topu...
Tam tamına kırk beş saatti be!
Benim güneşim,
Benim denizim,
Benim kumsalım,
Ve yanımda benim yosun gözlü'm...
Tatil'se...
Kısacık da olsa bizimdi be!
Yok ama...
İlle de siz...
Arnavut kaldırımlı o sahil kasabasının sokağında...
Memeleri ağzına fırtlamış,
Saçları pahalı parfümler kokan,
Pahalı arabasıyla gelmişse ona bir gülümseyiş sırıtan,
Kaldırım yosmalarından etmeye çalışırsınız beni!
Kusura bakmayın be canım.
Dar alanlarda boğuluyorum ben!
Hani kendi egolarınızdan vazgeçip,
Artık insan olmaya karar verirseniz,
Kumsaldayız biz...
Ben kızım koruyorum, kızım benden çok beni.
Hepi topu...
Tam tamına kırk beş saatti be!
Neyinize çok geldik anlamadım ki.
Neyse...
Biraları kapıp gelin!
Hem siz geldiniz diye de ateş de yakar,
Bizi yakmaya çalıştıklarınızı da yakarız!
Daha da romantik olur öyle...
Zira ben kırmızı'yı,
En çok...
Giyebilirsem hani,
Siyah sivri topuklularımın altında severim.
Cemre.Y.
Epeyce vakitler geçti sensiz...
Artık sormuyorum bile sana, nasılsın diye!
Nasılsa birazdan, beni bana dökeceksin.
Saçılacak içinin içi, canımın kırık canlarına.
Neyse ki varsın.
İyi'ki varsın!
Tam kırk beş saat!
Sen yokkenden beridir, bende yoktum aslında.
Şimdi geldim, valizimi boşaltmadan,
Kirlilerimi yıkamadan, nevresim takımlarımı değişmeden
Yatağıma doyamadan, sana geldim.
Parmak arası terliklerin,
Topuksuz sandaletlerin,
Özgür olduğu bir dünya vardı gittiğim yerlerde,
Biliyor musun?
Botokslu, suda bozulmayan makyajlı,
Mimiksiz kedi yüzlü kadınları gördükten sonra
Hele ki bacaklarını saran sımsıkı beyaz pantolanlardan,
Kalçalarını kıvırta kıvırta yürüyen tiki kılıklı,
Eril cinsli efeminemsi herif yıkıntılarından sonra,
Artık pek de umudum kalmamıştı öyle bir Dünya'ya dair.
Oraya en son gittiğimde,
Ne çok çocukluk düşürmüştüm ömrümden,
Ne çok geç kalınmış ergenlik,
Ne çok belki ucundan yakalarım hayatı diyerek,
Salak saçma dikte edilen öğretilik!
(Hani o da sadece hayal bab'ındaydı ya!)
Ne çok yenilgiyi kabullenmiş,
Ne çok pes etmiştim aynı ömrün,
Aynı hayat diliminde.
Yosun sarmıştı her yeri,
Ve umutsuzluk!
Ve çaresizlik.
Bir tişört, bir de şort'un,
Yeterli olduğu bir dünya vardı gittiğim yerlerde.
Oysa biliyor musun?
Kendilerinin yeni yapmış olduğu,
Ya da az biraz sonra yapacak olduğu ultra-lüks...
Ama sıfır mutlucuklu yüzlü kadınları gördükten sonra
Artık pek de umudum kalmamıştı öyle bir Dünya'ya dair.
Ve de çoktandır omuzlarına yük olacak,
Açık büfe yemeklere çoktan razı,
Yahut hiçbir şey'siz, hiçbir hayat yarını olayan insanların,
Benim hayatımı...
Benden çok kurtarmak istiyormuş gibi davranmalarından,
Eskiden olduğu gibi oldukça çok yorulmuştum!
Oraya en son gittiğimde,
Ne çok tokluk, ne çok haz...
(Artık ne neye göreyse!)
Yitirmiştim ömrümden.
Ne çok yaşlılık, ne çok hastalık, ne çok ölüm.
Ne çok vazgeçmişlik geçmiştim şu hayattan
Artık sadece nefes alıp vermekten yorulup!
Yahu ne çok akıllarınız var öyle sizin!
"Yok şunu şöyle yapsaydın da,
Yok şunda kanserojen var!"bilmem ne?
Hepi topu...
Tam tamına kırk beş saatti be!
Benim güneşim,
Benim denizim,
Benim kumsalım,
Ve yanımda benim yosun gözlü'm...
Tatil'se...
Kısacık da olsa bizimdi be!
Yok ama...
İlle de siz...
Arnavut kaldırımlı o sahil kasabasının sokağında...
Memeleri ağzına fırtlamış,
Saçları pahalı parfümler kokan,
Pahalı arabasıyla gelmişse ona bir gülümseyiş sırıtan,
Kaldırım yosmalarından etmeye çalışırsınız beni!
Kusura bakmayın be canım.
Dar alanlarda boğuluyorum ben!
Hani kendi egolarınızdan vazgeçip,
Artık insan olmaya karar verirseniz,
Kumsaldayız biz...
Ben kızım koruyorum, kızım benden çok beni.
Hepi topu...
Tam tamına kırk beş saatti be!
Neyinize çok geldik anlamadım ki.
Neyse...
Biraları kapıp gelin!
Hem siz geldiniz diye de ateş de yakar,
Bizi yakmaya çalıştıklarınızı da yakarız!
Daha da romantik olur öyle...
Zira ben kırmızı'yı,
En çok...
Giyebilirsem hani,
Siyah sivri topuklularımın altında severim.
Cemre.Y.
Labels:
cancağızım,
çocuk,
dünya,
epeyce,
ergen,
geçmiş,
hayat,
insan,
kadın,
kanser,
kırmızı,
kumsal,
neyse,
oysa,
resim,
sensiz,
sonra,
vakit,
valiz
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Aşk Mı, O Ne Ki?
...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...
-
...Beni Soracak Olursan, İyiyim Ben... Ne zaman şiir kuşanacak olsam, Avuç içi kadar bir coğrafyaya, Şiir şiir iklimlerim geliverir aklıma! ...
-
...Öylece...Çekip Gitti... Biz! Birkaç güvercine mukabil razı olduk, "Sevdadandır." dedik. “İmkansızlıktan aşktandır” dedik. ...
-
…Gözlerin Diyorum Adam… Gözlerin diyorum adam gözlerin... Öyle b/akmasalardı yüreğime Şimdi böyle sana, Lal olabilir miydi dillerim... ...
-
...Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni... Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni; Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak. Yol'unmuş ...
-
...Gözlerin Diyorum Kadın... Gözlerin...diyorum kadın... İçi cehennem dışı cennetken! Gözlerin diyorum kadın! Annem gibi, kızım gibi, ...
-
...Lal-ü Aşk... Sevgilim... Lal-ü aşk yüklü, Bulutlar geçiyor ömrümüzden. Sanki hiç! Mey dolu ağzından, Dökülmemiş gibisin En ıssız,...
-
...Sevgilim... Yüreğinin gazellerini sakın savurma sevgilim! Bırak kalsınlar, daha ne kadar dağınıksan. Toparlanma öyle hemen, ben geldi...
-
…Misket… Çocukluğumun can kırıntılarında Benim bütün oyunlarda kazandığım misketlerim, Bir kavanozda doluydu Ve mahallenin bütün kö...
-
…Adını İfşa Etme Gizli Yarim… Adını ifşa etme gizli yarim, Ola ki seni, ben gibi sevemezlerse... Sana da, bana da kıyarlar! Etme sakı...
-
...Gelsin Artık... Hani ikindi sonrası vakitlerde, Çökmeye başlardı ya akşamın hüznü... Çoğunluğunda da, sessizliğin hüküm sürdüğü, Yür...




























