| …Beklenti… |
| Çok fazla beklentim yoktu zaten insanlardan da |
| Gönlümde yer açtığımdan da, |
| Onlara olduğum gibi, ona olduğum kadar olsaydı yeterdi. |
| Bir gelip, çok gidenin peşinden koşmayacak kadar yorgunum. |
| Bana benim gibi olamayacak varsa ben ondan da giderim. Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki Piri Reis haritası gibiyim.Dışım'la o kadar meşguller ki, içimi gören yok!
Cancağızım! Sana, her gün bakıp yüzünü çevirdiğin aynandan sesleniyorum, gözlerinin içine bakıyorum, buradayım, tam karşında, artık yalnız değilsin, artık yalnız değilim, artık dostuz. Sanki böyle bahçendeki erik ağacı çiçek açmış da sen karpuza aş eriyormuşsun gibi bi duygu bu... Hoş geldin madem! (Yazdıklarım bana aittir çalmayın, adımla beraber paylaşın olur mu canlarım.) Cemre.Y. #Tipinifavladığım
11 Ocak 2018 Perşembe
Beklenti
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
10 Ocak 2018 Çarşamba
Hayal
...Hayal...
Mutluluk artık çok kısa bizde
Kış ortasında bulutların arasından sıyrılıp
Kaçıveren sıcacık bir güneş gibi...
Baharı müjdeleyen bir nisan yağmuru sonrası değil de
Kara kışa merhaba kıvamında renkleri bile soluk
Bir görünüp ansızın yok oluveren
Gökkuşağı kadar kısa ve tıknaz.
Mutluluk artık birer hayal bize.
Cemre.Y.
Mutluluk artık çok kısa bizde
Kış ortasında bulutların arasından sıyrılıp
Kaçıveren sıcacık bir güneş gibi...
Baharı müjdeleyen bir nisan yağmuru sonrası değil de
Kara kışa merhaba kıvamında renkleri bile soluk
Bir görünüp ansızın yok oluveren
Gökkuşağı kadar kısa ve tıknaz.
Mutluluk artık birer hayal bize.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Feminizm
...Feminizm...
Feminizm'in TDK'da yer alan,
Kelime anlamına sonuna kadar katılmakla birlikte,
Eril cins olan adam, bir tık, fiziksel olarak üstündür!
Misal şu aşağıdaki fotoğraftaki gibi
Bir dağ evinde sevdiğimle beraberken
"Hatun hadi madem dışarı çıkıp ben külü boşaltayım
Sen de yeni odunlar getir." demesini istemem mesela!
Feminizm= Toplumda kadının haklarını çoğaltma,
Erkeğinkiler düzeyine çıkarma,
Eşitlik sağlama amacını güden düşünce akımı, kadın hareketi." dir,
Hayatınızda birileri olmadığı zaman,
Karşı cinsi aşağılayarak kendini üstün görme eğilimi değildir.
Her cins mühendis olma, patron olma, iş kurma, birçok işte çalışma,
Hatta cumhurbaşkanı olma zeka ve yetisine sahipken,
Misal kömür madeninde ömür törpülemeye zeka yeter de
Yetilerimiz yeter mi?
Erkekler eşlerini, çocuklarını
Haftalarca görmeden durabilir peki ya analar, eşler?
Onlar olmadan katlanabilir mi yerin yedi kat altına!
Bence asıl feminizm;
Erkeğin fiziksel gücüne,
Kadının fikirsel gücünü ekleyerek eşitliğin sağlanmasıdır.
Cemre.Y.
Feminizm'in TDK'da yer alan,
Kelime anlamına sonuna kadar katılmakla birlikte,
Eril cins olan adam, bir tık, fiziksel olarak üstündür!
Misal şu aşağıdaki fotoğraftaki gibi
Bir dağ evinde sevdiğimle beraberken
"Hatun hadi madem dışarı çıkıp ben külü boşaltayım
Sen de yeni odunlar getir." demesini istemem mesela!
Feminizm= Toplumda kadının haklarını çoğaltma,
Erkeğinkiler düzeyine çıkarma,
Eşitlik sağlama amacını güden düşünce akımı, kadın hareketi." dir,
Hayatınızda birileri olmadığı zaman,
Karşı cinsi aşağılayarak kendini üstün görme eğilimi değildir.
Her cins mühendis olma, patron olma, iş kurma, birçok işte çalışma,
Hatta cumhurbaşkanı olma zeka ve yetisine sahipken,
Misal kömür madeninde ömür törpülemeye zeka yeter de
Yetilerimiz yeter mi?
Erkekler eşlerini, çocuklarını
Haftalarca görmeden durabilir peki ya analar, eşler?
Onlar olmadan katlanabilir mi yerin yedi kat altına!
Bence asıl feminizm;
Erkeğin fiziksel gücüne,
Kadının fikirsel gücünü ekleyerek eşitliğin sağlanmasıdır.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Labirent
…Labirent…
Dışım kalabalık olsa ne çıkar
Yüreğim hep yalnız olduktan sonra…
Herkes gibileri ben almıyorum yüreğime...
Beni herkes gibi sanmayanlar da beni.
Bir labirentte dönüp dolanıyorum kimsesiz.
Cemre.Y.
Dışım kalabalık olsa ne çıkar
Yüreğim hep yalnız olduktan sonra…
Herkes gibileri ben almıyorum yüreğime...
Beni herkes gibi sanmayanlar da beni.
Bir labirentte dönüp dolanıyorum kimsesiz.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Hoş Geldin
...Hoş Geldin...
Bazen elini bir tutar ki, öyle sıcacık...
Hep kalsın istersin.
Bir bakar gözlerine öyle derin...
Vedadır, sondur anlarsın...
Yüreğine akarken gözünün yaşı,
Bir gülümseme yerleştirirsin yüzüne
Aydınlanırsın bir yerlerde
Viran şehrin son kalıntıları uzaya savrulurken
Sen yeni bir şehrin temellerine
İçten bir "Hoş geldin yeni hayat!" dersin.
Cemre.Y.
Bazen elini bir tutar ki, öyle sıcacık...
Hep kalsın istersin.
Bir bakar gözlerine öyle derin...
Vedadır, sondur anlarsın...
Yüreğine akarken gözünün yaşı,
Bir gülümseme yerleştirirsin yüzüne
Aydınlanırsın bir yerlerde
Viran şehrin son kalıntıları uzaya savrulurken
Sen yeni bir şehrin temellerine
İçten bir "Hoş geldin yeni hayat!" dersin.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Ey Gönül
...Ey Gönül...
Ne biliyorsun ey gönül! "Canım" dediğin
Belki sana can olmaya hazır ve razı değildir.
Onu yüreğinin baş köşesine koyarken
Ona sordun mu ki şimdi ona güceniyorsun!
İyisi mi sen ne gidene kırıl,
Ne gelsin dediğine dökül.
Sustur kendini hayata.
Cemre.Y.
Ne biliyorsun ey gönül! "Canım" dediğin
Belki sana can olmaya hazır ve razı değildir.
Onu yüreğinin baş köşesine koyarken
Ona sordun mu ki şimdi ona güceniyorsun!
İyisi mi sen ne gidene kırıl,
Ne gelsin dediğine dökül.
Sustur kendini hayata.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
9 Ocak 2018 Salı
Aşk Dediğin
…Aşk Dediğin…
Neyi beklediğimi bilmeden bekleyecek kadar genç değilim...
Zaman artık geriye doğru!
Ya var'sındır, ya yoksundur.
Ya yüreğindeyim'dir, ya hiç var olmamışımdır.
Ben avcı değilim bir kenarda susup,
Sinsi sinsi doğru zamanı bekleyip,
En ufak bir boşluktan sızı vereyim hayatına...
Benim için "Sen" demişsem artık,
Hep doğru zamandır sana ait ne varsa.
Bilirim…
Yanımda olamazsan yüreğimde'sindir.
Bilirsin…
Yanında olamazsam yüreğinde'yimdir...
Aşk dediğin tene bakmaz, tenle tamamlanır..
Cemre.Y.
Neyi beklediğimi bilmeden bekleyecek kadar genç değilim...
Zaman artık geriye doğru!
Ya var'sındır, ya yoksundur.
Ya yüreğindeyim'dir, ya hiç var olmamışımdır.
Ben avcı değilim bir kenarda susup,
Sinsi sinsi doğru zamanı bekleyip,
En ufak bir boşluktan sızı vereyim hayatına...
Benim için "Sen" demişsem artık,
Hep doğru zamandır sana ait ne varsa.
Bilirim…
Yanımda olamazsan yüreğimde'sindir.
Bilirsin…
Yanında olamazsam yüreğinde'yimdir...
Aşk dediğin tene bakmaz, tenle tamamlanır..
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Severdim
…Severdim…
Şimdi durduk yere...
Kırk yıl daha yemesem hiç aklıma gelmeyecek o yemeği,
Sırf sen bana özel yaptın diye...
Sanki kırk yıldır hasretle bekliyormuşum gibi yiyişim geldi.
Ben kuymak filan sevmezdim ki!
Ben senin...
Benim için kuymak bile yapışını severdim!
Cemre.Y.
Şimdi durduk yere...
Kırk yıl daha yemesem hiç aklıma gelmeyecek o yemeği,
Sırf sen bana özel yaptın diye...
Sanki kırk yıldır hasretle bekliyormuşum gibi yiyişim geldi.
Ben kuymak filan sevmezdim ki!
Ben senin...
Benim için kuymak bile yapışını severdim!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Bilirsin Kahveyi Çok Severim
...Bilirsin Kahveyi Çok Severim...
Dur sevgilim,
Öpüşmek değil derdim.
Kahve telvesi kalmış dudaklarında
Bilirsin kahveyi çok severim.
Cemre.Y.
Dur sevgilim,
Öpüşmek değil derdim.
Kahve telvesi kalmış dudaklarında
Bilirsin kahveyi çok severim.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Güvensizlik
...Güvensizlik...
Belki iyisini söylüyorsun sen adam
Amma ve lakin...
Kuzey kutbunun,
En büyük buz dağı kadar,
Güvensizlik kuşandım üstüme
O ne olacak?
Cemre.Y.
Belki iyisini söylüyorsun sen adam
Amma ve lakin...
Kuzey kutbunun,
En büyük buz dağı kadar,
Güvensizlik kuşandım üstüme
O ne olacak?
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Bazı Kadınlar
| …Bazı Kadınlar… |
| Bazı kadınlar saçlarının kökünden kırılırlar... |
| Ciğer kalbinden yaralanmışsa |
| Bir tek fotoğraf karesinde |
| Olamayan gönül ne desin? |
| Değil mi? Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
8 Ocak 2018 Pazartesi
İyi Geceler
| ...İyi Geceler... | |||
| |||
| Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Sevgili Psikoloğum
...Sevgili Psikoloğum...
Sahi sevgili psikoloğum!
Nedir bu insanoğlunun hemşehricilik derdi!
Kimilerinin hemşehricilik ayağına insanların insanları,
Bir yerlere bir şekilde ayağını kaydırtma çabaları?
Ha anladıımm hala cahil bir toplumuz diye oluyor bütün bunlar!
Yine mi çocukluğuma dönmeliyiz!
Beni bu olgudan ve gelenekten uzaklaştıran o trajik vakayı
Onu da mı bulup affetmeli miyiz?
E iyi madem inelim yine kör kuyulara!
Doğduğum güne inelim!
Belki orada kalmayı becerebilirim bu sefer.
Anamın apaydınlık rahminde!
Eskiden...
Çok..
Eskiden köylerinde ırgat olarak çalışmanın
Hiç para etmediğini öğrenen sevgili atalar
Paranın sıcaklığını keşfetmişler ve oğullarını şehre yollamışlar!
O oğullar da aynı dili şivesiz konuşan şehrin dilini
Anlayamamışlar zira şehirliler az daha okumuşlar!
E ne yapmışlar bu köylerinden koparılan oğullar?
Uzak ülkelere gidenlerin bir Türk'ü bin kilometreden tanımaları gibi
Birbirlerinin şehirlerinden olanları gardaş bilmişler!
Hele ki aynı köydense değmesinler keyfe!
Onlar hep birlikte künk (kanalizasyon borusu) dövüp
Akşama kadar paralar kazanıp,
Akşam olunca köydeki babaya gönderilecek parayı bir kenara saklayıp,
Artanlarla şehir kahvelerinde pişpirik oynarken
Kaybettikleri paranın efkarından içip içip
Aksaray'daki o rus lara gömmeye giderlerken...
Doygun ve tok bedenleriyle oralardan otogara gidip
Birkaç aylık harcırahı babaya sunmak için köy yolunu tutarlarken...
Köydeki karıları bir yandan gün boyu
Kayın babanın tarlasında çalışır diğer yandan
Doğum suyu gele gele tek odadan ibaret olan evini
Çalı süpürgesiyle aceleyle süpürürmüş.
Ocağa kara kazanı koyarmış, fasulyeleri ayıklarmış,
Bir koşu en yakın komşusu bir kilometre uzakta olan eve koşarmış,
O evdeki geline beş kilometre ötedeki ebeyi
Akşama ona çağırmasını söylermiş.
Sonra koşa koşa eve dönermiş,
Tülbentlerinden temiz bezler ve leğeni odanın ortasına hazırlayıp
Yan eve koştururmuş daha kaynananın inekleri sağılacak!
Yan evdeki kayın baba ile kaynananın sofrasını hazırlarken ne görsün!
Aylardır yollarını gözlediği herifi, kocası, eri,
Sofranın baş köşesinde anasıyla koyu bir muhabbette!
Hem de o yokken hiç de iyi gelinlik etmediğine dair
Domdomlu kurşunlar sırtının tam orta yerine isabet etmekte!
Oysa ne ucu yanık mektuplar yollamışlardı birbirlerine.
Sancılar dayanılmaz olduğunda
Sessizce sofrayı hazırlayıp hemencecik
Yandaki tek göz odalı evine koşarmış!
Ah demek bile suçmuş büyüklerin yanında!
Hele doğuracak diye çığlık atmak edepsizliğin en dibiymiş!
Karnındaki çocuk sanki piç ya!
Derken gece olurmuş gelinin elleri çığlıksız ısırıklardan kan revan.
Dayanılmaz olduğunda acılar,
Üstelik artık köyün itleri bile derin uykudayken,
Adam gelişini bahşetmiş gibi kapıdan içeri girermiş!
Kadın hiç gücenmemiş gibi başka
Başka ses verebileceği kimsesi olmadığından
"İyi ki geldin n'olur ebeyi bir daha çağır be herif!" dermiş.
Adam boynunu büke büke ebenin yollarını tutarken
"Keşke şimdi yine İstanbul'da olsaydım." dermiş.
Ebenin kapısını bu hırsla vurduğunda
Ebe de hırsla gıcırdatarak açarmış köy kapısını dulmuş güya!
İstanbullu gebe karısının doğurmak üzere olduğunu söylese de
Ebe köy kadınına yakışmayacak kadar
Aksaray'daki rusların sırıtışıyla
"Şinci..gelemem beğ sen var get evcazına
İşim var acık bitincik gelirimmm he!"dermiş.
Kadının herifi gelene kadar
Daha da dayanamamış anasının rahmindeki bebe!
Zira her şeyi hissediyor görüyor, biliyormuş!
İçinden "Lanet olsun bu vatana,
Vatanım anamı bunca ağlatacaksa!" diyerek,
İstemeyerek terk etmiş anasının huzurlu rahmini...
Düşüvermiş leğene!
Gelin bir kez gülümsemiş ilk bebesi doğdu nihayet diye!
Sonra cinsiyetini görmüş bebenin bacak arasından…
Ondan sonra bir daha da bir tam hiç gülememiş o bebeye!
Ta ki ölüm döşeğine kadar!
O sırada adam kapıyı açmış!
O da görmüş kanlar içindeki bebenin cinsiyetini
Kapıyı açtığı gibi usulca kapatıp geceye karışmış!
İstanbul'a kaçmış!
Gelin kör makasla bebesinin göbek bağını
Kesmeye çalışırken ebe girivermiş içeri.
Gözlerinde yeni sevişmiş kadının ışıltıları,
Tülbentinden sarkan uzun belik belik örülü kıra yakın
Yeni yıkanmış saçlarından
Damlalar süzülmüş bebenin yüzüne, gözüne, her yerine...
Ağustos ortasında o her damla buz gibiymiş!
Bebek ancak o vakit ağlamış!
Yoksa hep susacakmış!
Ebe bakmış ki kız cinsiyetli bebe!
Gelmeyecek ona ağa kızına yakışır bir erkek evlat müjdesi hediye!
Kararsız kesivermiş bebenin göbek bağını,
Anasıyla olan en derin bağına ayrı ayrı düğümler atmış...
Hiç acımamış!
Gelinin eteğinden arttırdığı al basma eteğinin artığı
Allı güllü o beze dolayıverip kucağına koyuverip gitmiş öylece.
Yan eve bile haber vermemiş bebe doğdu diye…
Gecesine devam etmeye koyulmuş.
Ertesi gün anam sırtına kundaklamış beni
Önce inekleri sağmış sonra tarlaya koşmuş.
Dedem sormuş babaannemden önce...
"O sırtındaki er mi yoksa kancık mı?"
Susmuş anam!
Anlamış dedem!
Daha çok çalıştırmış anamı, ağa kızı olmasına rağmen
Ağa torununu utanmadan kız doğurmasının,
Ağa kızı anamı alırken de köydeki bütün kızların
İki katı başlık parası vermiş olmasının bedelini
En çok benim doğduğum yıl ödetmiş dedem.
Rahmetli anacığım,
"Hiç o yıl ki kadar hasatımız olmadıydı." derdi o günleri anlatırken.
Ha bir de anamın kayınvalidesinin kayınvalidesi gelivermiş tarlanın ortasına.
O sırada ben o tek ağacın dallarının
Gölgesine kurulmuş bez beşiğimdeyken
Yüzüme bile bakmamış kadın nine!
Açmış cinsiyetimi!
Yaşından fazla sesiyle suratıma tükürür gibi.
"Pehheyy!
Ağa gızının doğurduğu velede bakın hee!
Heç ağa gızının gızı mı olu!
Üstelik de sigara gağıdı gadan!"
Anam ilk o vakit utanmış varlığımdan.
Sonram da da hep utandı, bir tek öleceği aylarda gurur duydu benle.
Ben benim, soyuma!
Sopuma!
Anamı, atamı utandırıp kız evlat doğduğum o toprağa...
Doğduğum günden beridir ne zaman nerede bir hemşehrimi görsem
İçimden küfürler savururum doğduğu toprağın geleneklerine.
Suç beni mi?
Doğmuşum işte lan!
Hiç bana sorulmadan resmedilmişim anamın rahmine!
İstemeden!
Hele hele hala yaşayan!
Lan anam bile ölmüşken o hala yaşan ve şimdilerde
Doksan yedili yaşlarının keyfini süren ebemin taaa kırk bir yıllık!
Hele hele hala yaşayan!
Lan anam bile ölmüşken o hala yaşan ve şimdilerde
Rahmetli anacığımın daha bir ay bile yiyemediği emekli maaşına konup
Kendi emeklisiyle hala kahve köşelerinde pişpirik oynayıp,
Hala Aksaray'ın o rus bu larına para gömen babamın taaa!
Neyse!
Ha affediyorduk değil mi?
"Affettim lan hepimizi."
Cemre.Y.
Sahi sevgili psikoloğum!
Nedir bu insanoğlunun hemşehricilik derdi!
Kimilerinin hemşehricilik ayağına insanların insanları,
Bir yerlere bir şekilde ayağını kaydırtma çabaları?
Ha anladıımm hala cahil bir toplumuz diye oluyor bütün bunlar!
Yine mi çocukluğuma dönmeliyiz!
Beni bu olgudan ve gelenekten uzaklaştıran o trajik vakayı
Onu da mı bulup affetmeli miyiz?
E iyi madem inelim yine kör kuyulara!
Doğduğum güne inelim!
Belki orada kalmayı becerebilirim bu sefer.
Anamın apaydınlık rahminde!
Eskiden...
Çok..
Eskiden köylerinde ırgat olarak çalışmanın
Hiç para etmediğini öğrenen sevgili atalar
Paranın sıcaklığını keşfetmişler ve oğullarını şehre yollamışlar!
O oğullar da aynı dili şivesiz konuşan şehrin dilini
Anlayamamışlar zira şehirliler az daha okumuşlar!
E ne yapmışlar bu köylerinden koparılan oğullar?
Uzak ülkelere gidenlerin bir Türk'ü bin kilometreden tanımaları gibi
Birbirlerinin şehirlerinden olanları gardaş bilmişler!
Hele ki aynı köydense değmesinler keyfe!
Onlar hep birlikte künk (kanalizasyon borusu) dövüp
Akşama kadar paralar kazanıp,
Akşam olunca köydeki babaya gönderilecek parayı bir kenara saklayıp,
Artanlarla şehir kahvelerinde pişpirik oynarken
Kaybettikleri paranın efkarından içip içip
Aksaray'daki o rus lara gömmeye giderlerken...
Doygun ve tok bedenleriyle oralardan otogara gidip
Birkaç aylık harcırahı babaya sunmak için köy yolunu tutarlarken...
Köydeki karıları bir yandan gün boyu
Kayın babanın tarlasında çalışır diğer yandan
Doğum suyu gele gele tek odadan ibaret olan evini
Çalı süpürgesiyle aceleyle süpürürmüş.
Ocağa kara kazanı koyarmış, fasulyeleri ayıklarmış,
Bir koşu en yakın komşusu bir kilometre uzakta olan eve koşarmış,
O evdeki geline beş kilometre ötedeki ebeyi
Akşama ona çağırmasını söylermiş.
Sonra koşa koşa eve dönermiş,
Tülbentlerinden temiz bezler ve leğeni odanın ortasına hazırlayıp
Yan eve koştururmuş daha kaynananın inekleri sağılacak!
Yan evdeki kayın baba ile kaynananın sofrasını hazırlarken ne görsün!
Aylardır yollarını gözlediği herifi, kocası, eri,
Sofranın baş köşesinde anasıyla koyu bir muhabbette!
Hem de o yokken hiç de iyi gelinlik etmediğine dair
Domdomlu kurşunlar sırtının tam orta yerine isabet etmekte!
Oysa ne ucu yanık mektuplar yollamışlardı birbirlerine.
Sancılar dayanılmaz olduğunda
Sessizce sofrayı hazırlayıp hemencecik
Yandaki tek göz odalı evine koşarmış!
Ah demek bile suçmuş büyüklerin yanında!
Hele doğuracak diye çığlık atmak edepsizliğin en dibiymiş!
Karnındaki çocuk sanki piç ya!
Derken gece olurmuş gelinin elleri çığlıksız ısırıklardan kan revan.
Dayanılmaz olduğunda acılar,
Üstelik artık köyün itleri bile derin uykudayken,
Adam gelişini bahşetmiş gibi kapıdan içeri girermiş!
Kadın hiç gücenmemiş gibi başka
Başka ses verebileceği kimsesi olmadığından
"İyi ki geldin n'olur ebeyi bir daha çağır be herif!" dermiş.
Adam boynunu büke büke ebenin yollarını tutarken
"Keşke şimdi yine İstanbul'da olsaydım." dermiş.
Ebenin kapısını bu hırsla vurduğunda
Ebe de hırsla gıcırdatarak açarmış köy kapısını dulmuş güya!
İstanbullu gebe karısının doğurmak üzere olduğunu söylese de
Ebe köy kadınına yakışmayacak kadar
Aksaray'daki rusların sırıtışıyla
"Şinci..gelemem beğ sen var get evcazına
İşim var acık bitincik gelirimmm he!"dermiş.
Kadının herifi gelene kadar
Daha da dayanamamış anasının rahmindeki bebe!
Zira her şeyi hissediyor görüyor, biliyormuş!
İçinden "Lanet olsun bu vatana,
Vatanım anamı bunca ağlatacaksa!" diyerek,
İstemeyerek terk etmiş anasının huzurlu rahmini...
Düşüvermiş leğene!
Gelin bir kez gülümsemiş ilk bebesi doğdu nihayet diye!
Sonra cinsiyetini görmüş bebenin bacak arasından…
Ondan sonra bir daha da bir tam hiç gülememiş o bebeye!
Ta ki ölüm döşeğine kadar!
O sırada adam kapıyı açmış!
O da görmüş kanlar içindeki bebenin cinsiyetini
Kapıyı açtığı gibi usulca kapatıp geceye karışmış!
İstanbul'a kaçmış!
Gelin kör makasla bebesinin göbek bağını
Kesmeye çalışırken ebe girivermiş içeri.
Gözlerinde yeni sevişmiş kadının ışıltıları,
Tülbentinden sarkan uzun belik belik örülü kıra yakın
Yeni yıkanmış saçlarından
Damlalar süzülmüş bebenin yüzüne, gözüne, her yerine...
Ağustos ortasında o her damla buz gibiymiş!
Bebek ancak o vakit ağlamış!
Yoksa hep susacakmış!
Ebe bakmış ki kız cinsiyetli bebe!
Gelmeyecek ona ağa kızına yakışır bir erkek evlat müjdesi hediye!
Kararsız kesivermiş bebenin göbek bağını,
Anasıyla olan en derin bağına ayrı ayrı düğümler atmış...
Hiç acımamış!
Gelinin eteğinden arttırdığı al basma eteğinin artığı
Allı güllü o beze dolayıverip kucağına koyuverip gitmiş öylece.
Yan eve bile haber vermemiş bebe doğdu diye…
Gecesine devam etmeye koyulmuş.
Ertesi gün anam sırtına kundaklamış beni
Önce inekleri sağmış sonra tarlaya koşmuş.
Dedem sormuş babaannemden önce...
"O sırtındaki er mi yoksa kancık mı?"
Susmuş anam!
Anlamış dedem!
Daha çok çalıştırmış anamı, ağa kızı olmasına rağmen
Ağa torununu utanmadan kız doğurmasının,
Ağa kızı anamı alırken de köydeki bütün kızların
İki katı başlık parası vermiş olmasının bedelini
En çok benim doğduğum yıl ödetmiş dedem.
Rahmetli anacığım,
"Hiç o yıl ki kadar hasatımız olmadıydı." derdi o günleri anlatırken.
Ha bir de anamın kayınvalidesinin kayınvalidesi gelivermiş tarlanın ortasına.
O sırada ben o tek ağacın dallarının
Gölgesine kurulmuş bez beşiğimdeyken
Yüzüme bile bakmamış kadın nine!
Açmış cinsiyetimi!
Yaşından fazla sesiyle suratıma tükürür gibi.
"Pehheyy!
Ağa gızının doğurduğu velede bakın hee!
Heç ağa gızının gızı mı olu!
Üstelik de sigara gağıdı gadan!"
Anam ilk o vakit utanmış varlığımdan.
Sonram da da hep utandı, bir tek öleceği aylarda gurur duydu benle.
Ben benim, soyuma!
Sopuma!
Anamı, atamı utandırıp kız evlat doğduğum o toprağa...
Doğduğum günden beridir ne zaman nerede bir hemşehrimi görsem
İçimden küfürler savururum doğduğu toprağın geleneklerine.
Suç beni mi?
Doğmuşum işte lan!
Hiç bana sorulmadan resmedilmişim anamın rahmine!
İstemeden!
Hele hele hala yaşayan!
Lan anam bile ölmüşken o hala yaşan ve şimdilerde
Doksan yedili yaşlarının keyfini süren ebemin taaa kırk bir yıllık!
Hele hele hala yaşayan!
Lan anam bile ölmüşken o hala yaşan ve şimdilerde
Rahmetli anacığımın daha bir ay bile yiyemediği emekli maaşına konup
Kendi emeklisiyle hala kahve köşelerinde pişpirik oynayıp,
Hala Aksaray'ın o rus bu larına para gömen babamın taaa!
Neyse!
Ha affediyorduk değil mi?
"Affettim lan hepimizi."
Cemre.Y.
Labels:
affet,
ağustos,
akşam,
anam,
baba,
bu sefer,
çığlık,
çocuk,
efkar,
etme,
insan,
İstanbul,
kara kış,
küfür,
oysa,
rahmetli,
sancı,
sevgilim,
yama
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Yaşıyorum Ama
…Yaşıyorum Ama…
O kadar ışıltıları çoktu ki bana sunulan yeni hayatların
Sonundaki karanlığı görebiliyordum.
Karanlığın sonundaki aydınlık vaatlerineyse
Çoktan karnım toktu.
Şimdi gözlerimi kör ettim yalan sonlara…
Yaşıyorum ama artık tek olmaktan da hayli yorgun…
Ne ışıltılar aradığım ne de karanlık…
Yeter ki bana benden yakın olsun!
Cemre.Y.
O kadar ışıltıları çoktu ki bana sunulan yeni hayatların
Sonundaki karanlığı görebiliyordum.
Karanlığın sonundaki aydınlık vaatlerineyse
Çoktan karnım toktu.
Şimdi gözlerimi kör ettim yalan sonlara…
Yaşıyorum ama artık tek olmaktan da hayli yorgun…
Ne ışıltılar aradığım ne de karanlık…
Yeter ki bana benden yakın olsun!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Gölge Yazarlar
...Gölge Yazarlar...
Gölge yazarların gölgeliğini
Dahası üniversite öğrencilerine burs karşılığı
Şiirlerini sattırıp kitapları çok satılanlar listesinde yer aldığını
Biz sizden önce şiir yazan ancak!
Kendilerine şair/şaire yakıştırmasını sevemeyenler olarak
Çoktan keşfettik.
Elbette sizler kadar meşhur değildik
Elbette susturuldu sesimiz!
En örneklerinden birinin adını ifşa etsem deprem olurdu.
Bu durumu öğrendikten sonra
O güne değin edindiğim kitaplarını yeniden okudum!
Ve de hepsine yeniden çok üzüldüm.
Okunmak uğruna...
Yüreklerinden geçen onca kelamları satmış olmalarına!
Ama eminim onlar da
"Bende bu yürek var oldukça alasını da şiir ederim." diye diye
Avutmuşlardır kendilerini,
O anki yürek sızılarının
Aynı kelimelerle mısra edemeyeceğini nereden bilsinler!
Daha çok genç, tecrübesiz ve muhtaçlar!
Cemre.Y.
Gölge yazarların gölgeliğini
Dahası üniversite öğrencilerine burs karşılığı
Şiirlerini sattırıp kitapları çok satılanlar listesinde yer aldığını
Biz sizden önce şiir yazan ancak!
Kendilerine şair/şaire yakıştırmasını sevemeyenler olarak
Çoktan keşfettik.
Elbette sizler kadar meşhur değildik
Elbette susturuldu sesimiz!
En örneklerinden birinin adını ifşa etsem deprem olurdu.
Bu durumu öğrendikten sonra
O güne değin edindiğim kitaplarını yeniden okudum!
Ve de hepsine yeniden çok üzüldüm.
Okunmak uğruna...
Yüreklerinden geçen onca kelamları satmış olmalarına!
Ama eminim onlar da
"Bende bu yürek var oldukça alasını da şiir ederim." diye diye
Avutmuşlardır kendilerini,
O anki yürek sızılarının
Aynı kelimelerle mısra edemeyeceğini nereden bilsinler!
Daha çok genç, tecrübesiz ve muhtaçlar!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Biraz Yenilik
…Biraz Yenilik…
Bu aralar sevmelere
Soğuk ara olsam bile severim pazartesilerini,
Günaydın bütün sevdiklerime...
Ömrüme,
Yeni bir çözüm bulmaya gidiyorum ben...
Biraz yenilik iyi gelecektir.
Cemre.Y.
Bu aralar sevmelere
Soğuk ara olsam bile severim pazartesilerini,
Günaydın bütün sevdiklerime...
Ömrüme,
Yeni bir çözüm bulmaya gidiyorum ben...
Biraz yenilik iyi gelecektir.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
7 Ocak 2018 Pazar
Emin Misiniz
...Emin Misiniz...
Ben olsam...
Bu kadar yanlışı bana bir arada yapmazdım!
"Ola ki birilerinin sabrı taşar ve domino taşlarının
En sonundaki de benimdir." diye bir tık düşünürüm…
Bir fiske yeter
Her şeyi devirmeye değil ama yeri yerinden oynatmaya…
Seninki aşk değil be güzelim sadece deli cesareti…
Artık,
"Belki." ile başlayan bütün sabırları da taşırdın.
Hep bana diyorsun ya asıl seninkinin
"Önü belli değil, sonu belli değil!"
Yorma artık kimseyi...
Artık da oynama kimseye...
Çıkarsana hele bir şu maskelerini.
Hatırladın mı o sabah maskesiz iki insan vardı,
Sen hariç!
Dedim ya ben olsam...
Yerin dibine batardım kocam beni, bunca ona sadık sanırken!
Seninki aşk falan değil deli cesareti...
Yoksa...
Kandırıp durduğun o zavallı alkolik adamdan vazgeç...
Ailenden vazgeç...
İşinden vazgeç...
Arkadaşlarından vazgeç...
Vazgeçtiklerin vazgeçtiğine değerse...
Ben yine buradayım...
Burada bir yerlerdeyim.
Ama keşke...
Aldatmak ve aldatılmak arası
O yaman çelişkiyi,
Aldatılan tarafı olan benden…
Can kulağıyla bir dinleseydin.
Hatırla bakalım...
Ben ne diye hiçbir anımdan pişman değilim!
Ah be kuzum!
Sen göçüp giden leyleklerin zamanına bile
Kendine sevişmek kabullü sadece çiftleşmek derdiydi niyetin!
Ben olsam...
Bana bu kadar yanlışı bir arada yapmazdım!
Ola ki yarılır sarı sandıklarım,
Ay alev alıp yanarken,
Değişir cinsiyetlerimin sırları,
Öyle ya renkleri aynı değil mi,
Yalanın rengi, saydam, kaygan...
Bak sabrım taşmak üzere şu an!
Susarak buruk bir tebessüm eyliyorum hepinize!
Oysa çoğunuzun şiir kitapları,
Raflardaki en değerli yerlerini aldı çoktan...
Neyse ki şair olmak değil derdim.
İstiklal Caddesinde,
Siyah...
O melon şapkalı şiircinin sesini duymayana kadar!
Hazır mısınız, size ait domino taşlarımın en başına
Tek bir an'lı o son fiskemi vurmama!
Cemre.Y.
Ben olsam...
Bu kadar yanlışı bana bir arada yapmazdım!
"Ola ki birilerinin sabrı taşar ve domino taşlarının
En sonundaki de benimdir." diye bir tık düşünürüm…
Bir fiske yeter
Her şeyi devirmeye değil ama yeri yerinden oynatmaya…
Seninki aşk değil be güzelim sadece deli cesareti…
Artık,
"Belki." ile başlayan bütün sabırları da taşırdın.
Hep bana diyorsun ya asıl seninkinin
"Önü belli değil, sonu belli değil!"
Yorma artık kimseyi...
Artık da oynama kimseye...
Çıkarsana hele bir şu maskelerini.
Hatırladın mı o sabah maskesiz iki insan vardı,
Sen hariç!
Dedim ya ben olsam...
Yerin dibine batardım kocam beni, bunca ona sadık sanırken!
Seninki aşk falan değil deli cesareti...
Yoksa...
Kandırıp durduğun o zavallı alkolik adamdan vazgeç...
Ailenden vazgeç...
İşinden vazgeç...
Arkadaşlarından vazgeç...
Vazgeçtiklerin vazgeçtiğine değerse...
Ben yine buradayım...
Burada bir yerlerdeyim.
Ama keşke...
Aldatmak ve aldatılmak arası
O yaman çelişkiyi,
Aldatılan tarafı olan benden…
Can kulağıyla bir dinleseydin.
Hatırla bakalım...
Ben ne diye hiçbir anımdan pişman değilim!
Ah be kuzum!
Sen göçüp giden leyleklerin zamanına bile
Kendine sevişmek kabullü sadece çiftleşmek derdiydi niyetin!
Ben olsam...
Bana bu kadar yanlışı bir arada yapmazdım!
Ola ki yarılır sarı sandıklarım,
Ay alev alıp yanarken,
Değişir cinsiyetlerimin sırları,
Öyle ya renkleri aynı değil mi,
Yalanın rengi, saydam, kaygan...
Bak sabrım taşmak üzere şu an!
Susarak buruk bir tebessüm eyliyorum hepinize!
Oysa çoğunuzun şiir kitapları,
Raflardaki en değerli yerlerini aldı çoktan...
Neyse ki şair olmak değil derdim.
İstiklal Caddesinde,
Siyah...
O melon şapkalı şiircinin sesini duymayana kadar!
Hazır mısınız, size ait domino taşlarımın en başına
Tek bir an'lı o son fiskemi vurmama!
Cemre.Y.
Labels:
adam,
aile,
arkadaş,
cadde,
cinsiyet,
her şey,
İstiklal Caddesi,
maske,
pişman,
şair,
tebessüm,
yama,
yanlış,
yeter
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Sabır
…Sabır...
Sabır...
İlmek ilmek işlemek bir pamuğu,
Upuzun bir urgan yapıp,
Bir ucunu geçmişime…
Bir ucunu geleceğime sarkıtıp
Kendimi bu esaretten
Artık kurtaracağıma inanmak demek…
Yani artık başka şansım yok demek.
Sabır...
Aşkın o kirli cellatlarına
Hala inatla hayatta olmak demek!
Cemre.Y.
Sabır...
İlmek ilmek işlemek bir pamuğu,
Upuzun bir urgan yapıp,
Bir ucunu geçmişime…
Bir ucunu geleceğime sarkıtıp
Kendimi bu esaretten
Artık kurtaracağıma inanmak demek…
Yani artık başka şansım yok demek.
Sabır...
Aşkın o kirli cellatlarına
Hala inatla hayatta olmak demek!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Ne Fark Eder
...Ne Fark Eder...
Biz hep aşk dedik!
Ve belki de aşkın bizi sırtımızdan vurmasını sevdik hep,
Biliyorduk bu kadar çok seversek
Nasılsa herhangi bir zamanın,
Herhangi bir anında
Sırtımızda hissedecektik o soğuk demirin sivri ucunu!
Daha önce de hissetmiştik, acımıştı kavrulmuştu yüreğimiz...
Bile bile her seferinde daha fazla umutla bağlandık aşk’a...
Hep "Bu sefer son.” dedik.
Hep her seferinde eskisinden daha çok verdik,
Hep eskisinden daha sınırsız, sonsuz sevdik.
Aslında tek derdimiz o yangının o kavurucu alevini hissetmekti belki...
Hele bir de karşılığı bir o kadar etseydi ya...
İşte o zaman yaşamak sonsuzluk...
Ölmek filan ne gam!
Ama bazen de öyle sever ki insanoğlu,
Hem, hemen ölmek ister, sonsuz mutluluk içinde...
Hem bazen hemen ölmek ister sonsuz ve tarifsiz acı içinde...
Bazen de öylece susup gider,
Artık ne olacaksa olsun ya da ne olmayacaksa olmasın diye...
Ve bazen...
Kalbinin bir küçük serçe misali çırpınışını,
Artık hissetmekten vazgeçer insan.
Susarak ve gülümseyerek...
Ama bütün duygularının,
Bütün hayallerinin...
Büyük bir çöp konteynerine öylece atılışını...
Buruk bir tebessümle gülümseyerek izler insan.
Cinnet geçirirken bütün hayatından vazgeçen
O seri katil gibi sadece boynunu sağa sola büker
Hiç kimse görmez bunu.
Onu o an ve sonrasında hep gülümserken görürler...
Çünkü hayatın bundan sonraki hiçbir anı fark etmiyordur artık!
Bütün kilitlerin anahtarları yerlere saçılmıştır,
Bütün tabuların canı cehennemedir...
Bütün günahlar sıradadır işlenmek için...
Ki zaten öyle sanılıyordu ise
Artık her şey "Ne fark eder!" dedir.
Fark ediyor muydu sahiden?
Cemre.Y.
Biz hep aşk dedik!
Ve belki de aşkın bizi sırtımızdan vurmasını sevdik hep,
Biliyorduk bu kadar çok seversek
Nasılsa herhangi bir zamanın,
Herhangi bir anında
Sırtımızda hissedecektik o soğuk demirin sivri ucunu!
Daha önce de hissetmiştik, acımıştı kavrulmuştu yüreğimiz...
Bile bile her seferinde daha fazla umutla bağlandık aşk’a...
Hep "Bu sefer son.” dedik.
Hep her seferinde eskisinden daha çok verdik,
Hep eskisinden daha sınırsız, sonsuz sevdik.
Aslında tek derdimiz o yangının o kavurucu alevini hissetmekti belki...
Hele bir de karşılığı bir o kadar etseydi ya...
İşte o zaman yaşamak sonsuzluk...
Ölmek filan ne gam!
Ama bazen de öyle sever ki insanoğlu,
Hem, hemen ölmek ister, sonsuz mutluluk içinde...
Hem bazen hemen ölmek ister sonsuz ve tarifsiz acı içinde...
Bazen de öylece susup gider,
Artık ne olacaksa olsun ya da ne olmayacaksa olmasın diye...
Ve bazen...
Kalbinin bir küçük serçe misali çırpınışını,
Artık hissetmekten vazgeçer insan.
Susarak ve gülümseyerek...
Ama bütün duygularının,
Bütün hayallerinin...
Büyük bir çöp konteynerine öylece atılışını...
Buruk bir tebessümle gülümseyerek izler insan.
Cinnet geçirirken bütün hayatından vazgeçen
O seri katil gibi sadece boynunu sağa sola büker
Hiç kimse görmez bunu.
Onu o an ve sonrasında hep gülümserken görürler...
Çünkü hayatın bundan sonraki hiçbir anı fark etmiyordur artık!
Bütün kilitlerin anahtarları yerlere saçılmıştır,
Bütün tabuların canı cehennemedir...
Bütün günahlar sıradadır işlenmek için...
Ki zaten öyle sanılıyordu ise
Artık her şey "Ne fark eder!" dedir.
Fark ediyor muydu sahiden?
Cemre.Y.
Labels:
anahtar,
aşk,
bazen,
bu sefer,
duygu,
etme,
fark,
günah,
hayal,
insan,
karşı,
kilit,
mutlu,
sonsuz,
tebessüm,
yangın,
yüreğim,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Mutfak
...Mutfak...
Önce üzerini soydum hızla,
Yatırdım tahtaya en altta kalacak olanları,
Hırsla rast gele doğradım acımadan.
Yetmedi kırgınlıklarımı,
Boşa giden emeklerimi düşündüm,
İnce ince doğradım, rengi beyazdı.
Sonra sıra diğerlerine geldi,
Onları da bunca zamanın kinini kusarak
Başka bir bıçakla doğradım orta boyda,
İçindeki tanecikler fırladılar sağa sola
Umurumda bile olmadı, rengi yeşildi.
Birikmiş fitneleri, fesatları, kuyu kazmacaları,
Yalanları, riyayı düşünüp duruyor
Ve acele acele savuruyordum diğer parçaları.
Ben sapladıkça fışkırıyordu içinin suları, rengi kırmızıydı.
En son dört oval gülle indirdim bağrına bağrına,
Her birinin kenarları şeffaf, kaygan, tam ortası sarıydı.
Artık kendi psikanaliz raporum tamamlanmıştı,
Geçmişte ve bugünde ne varsa...
Nefretim, kinim, garezim susmuştu,
Sakinleşmişti fırtınam.
Bu gerekiyordu yarına gülümseyebilmek için.
Sonra gayet sakin ve sessizce oturup yedik kızımla.
Hep merak ederler halbuki
"Neden kadın mutfakta daha huzurludur" diye.
İşte size cevabı;
Ne eski kocamı doğradım,
Ne de fitne fesat kuyumu kazanları,
Onlar her seferinde defalarca doğradılar beni de
Ben sadece...
Sadece yemek yaptım.
Cemre.Y.
Önce üzerini soydum hızla,
Yatırdım tahtaya en altta kalacak olanları,
Hırsla rast gele doğradım acımadan.
Yetmedi kırgınlıklarımı,
Boşa giden emeklerimi düşündüm,
İnce ince doğradım, rengi beyazdı.
Sonra sıra diğerlerine geldi,
Onları da bunca zamanın kinini kusarak
Başka bir bıçakla doğradım orta boyda,
İçindeki tanecikler fırladılar sağa sola
Umurumda bile olmadı, rengi yeşildi.
Birikmiş fitneleri, fesatları, kuyu kazmacaları,
Yalanları, riyayı düşünüp duruyor
Ve acele acele savuruyordum diğer parçaları.
Ben sapladıkça fışkırıyordu içinin suları, rengi kırmızıydı.
En son dört oval gülle indirdim bağrına bağrına,
Her birinin kenarları şeffaf, kaygan, tam ortası sarıydı.
Artık kendi psikanaliz raporum tamamlanmıştı,
Geçmişte ve bugünde ne varsa...
Nefretim, kinim, garezim susmuştu,
Sakinleşmişti fırtınam.
Bu gerekiyordu yarına gülümseyebilmek için.
Sonra gayet sakin ve sessizce oturup yedik kızımla.
Hep merak ederler halbuki
"Neden kadın mutfakta daha huzurludur" diye.
İşte size cevabı;
Ne eski kocamı doğradım,
Ne de fitne fesat kuyumu kazanları,
Onlar her seferinde defalarca doğradılar beni de
Ben sadece...
Sadece yemek yaptım.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Gururum Beni Affet
…Gururum Beni Affet…
Gururum beni affet!
Seni bazen bir tek gülüşün gül gamzesinde unuttum,
O gül kıvrımlı gamzenin sonu hep bir öpüştü.
Onun bir öpüşü…
Yarım yüzyıllık nefesim'di çünkü.
Gururum beni affet!
Seni bazen bir tek dokunuşun akımında unuttum,
Bir dokunuşu…
Yarım yüzyıllık ömrüm'dü çünkü.
Gururum beni affet!
Seni bazen bir tek bakışın sırrında unuttum,
Bir bakışı…
Yarım yüzyıllık dileğiydi çünkü.
Gururum beni affet!
Seni bir öpüş, bir dokunuş ve hep o son bir bakışa yerle bir ettim!
Gururum sabret!
İkisini çoktan bitirdim de
Sonuncusu da gittiğinde kralsın yine.
Cemre.Y.
Gururum beni affet!
Seni bazen bir tek gülüşün gül gamzesinde unuttum,
O gül kıvrımlı gamzenin sonu hep bir öpüştü.
Onun bir öpüşü…
Yarım yüzyıllık nefesim'di çünkü.
Gururum beni affet!
Seni bazen bir tek dokunuşun akımında unuttum,
Bir dokunuşu…
Yarım yüzyıllık ömrüm'dü çünkü.
Gururum beni affet!
Seni bazen bir tek bakışın sırrında unuttum,
Bir bakışı…
Yarım yüzyıllık dileğiydi çünkü.
Gururum beni affet!
Seni bir öpüş, bir dokunuş ve hep o son bir bakışa yerle bir ettim!
Gururum sabret!
İkisini çoktan bitirdim de
Sonuncusu da gittiğinde kralsın yine.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Tavşan Dağa Küsmüş
…Tavşan Dağa Küsmüş…
Tavşan dağa kızmış mı, gücenmiş mi,
Yoksa dağ umduğundan fazla mı çıkmış ne olmuş bir şeyler olmuş!
Dağ daha bu durumu anlamaya çalışırken hasta oluvermiş,
Dağdan ilgi ve şefkat beklerken tavşan anammm!
Anam kendini bir ağırdan almış, bir nazlanmış…
O gelene kadar dağın Allah'tan
Sıra dağlardan oluşan dostları ve arkadaşları varmış,
Dağ günü atlatmış ama tavşana ne olmuş bilinmiyor?
Yolda kendini kasarken kurt yemiş olabilir.
Tavşan dağa küsmüşse de dağın bunda hiç kusuru yokmuş.
Kusur, dağın tavşanı diğer varlıklarından daha çok sevmesindeymiş.
Kusur, tavşanın kendisini bütün ormanın tek aslanı sanmasındaymış.
Dağ gerçeği nihayet anlamış, bir daha da tavşanın adını anmamış.
Cemre.Y.
Tavşan dağa kızmış mı, gücenmiş mi,
Yoksa dağ umduğundan fazla mı çıkmış ne olmuş bir şeyler olmuş!
Dağ daha bu durumu anlamaya çalışırken hasta oluvermiş,
Dağdan ilgi ve şefkat beklerken tavşan anammm!
Anam kendini bir ağırdan almış, bir nazlanmış…
O gelene kadar dağın Allah'tan
Sıra dağlardan oluşan dostları ve arkadaşları varmış,
Dağ günü atlatmış ama tavşana ne olmuş bilinmiyor?
Yolda kendini kasarken kurt yemiş olabilir.
Tavşan dağa küsmüşse de dağın bunda hiç kusuru yokmuş.
Kusur, dağın tavşanı diğer varlıklarından daha çok sevmesindeymiş.
Kusur, tavşanın kendisini bütün ormanın tek aslanı sanmasındaymış.
Dağ gerçeği nihayet anlamış, bir daha da tavşanın adını anmamış.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Uçup Gider
...Uçup Gider...
"Her şey çok güzel olacak!"
Gökyüzüne kaçıveren kırmızı bir balon sanki...
Binbir umut, binbir hayalle
Avucundan kaçırmamak için bileğine bağladığın...
İpin bir ucu, hep bileğinde bağlıdır sımsıkı da...
Birden uçup gider işte bulutlara doğru!
Çünkü diğer yanda,
Çözülmeyeceğine emin olduğun ama gözden kaçırdığın
Çoktan çözülmüş
Küçük bir ilmek hep vardır ve mutlaka biri gelip söndürür
O kıpkırmızı hayal ve umut baloncuğunu.
Belki bir tek umudun vardır gözleri yosun yeşili bir yürekte.
O bile kararsızlıklar denizinde boğulmaya yüz tutmuş görünür,
Halbuki bir kararı hep vardır.
Bilirsin.
Çünkü sen onu öyle yetiştirdin.
Bütün umutlarından ve hayallerinden vazgeçmenin
Dilindeki o demir tozu tadı kalır geriye...
Artık ne yesen, ne yemesen...
Ne içsen, ne içmesen kalacaktır hep o tat.
Hani hiçbir şeye güvenmezsin de tek bir kozun,
Tek bir intikamın kalmıştır, çözümsüzlüğüne çözüm değilse de...
Hiç değilse bu hayattan intikam niyetine!
Hani artık son nokta, gücün falan kalmaz hiçbir şeye...
Ne sevgiye herhangi bir şeye...
Ne nefrete ne de sevgiye!
Hani ölsem umurum değil dersin ya
Tam da öyle işte...
Cemre.Y.
"Her şey çok güzel olacak!"
Gökyüzüne kaçıveren kırmızı bir balon sanki...
Binbir umut, binbir hayalle
Avucundan kaçırmamak için bileğine bağladığın...
İpin bir ucu, hep bileğinde bağlıdır sımsıkı da...
Birden uçup gider işte bulutlara doğru!
Çünkü diğer yanda,
Çözülmeyeceğine emin olduğun ama gözden kaçırdığın
Çoktan çözülmüş
Küçük bir ilmek hep vardır ve mutlaka biri gelip söndürür
O kıpkırmızı hayal ve umut baloncuğunu.
Belki bir tek umudun vardır gözleri yosun yeşili bir yürekte.
O bile kararsızlıklar denizinde boğulmaya yüz tutmuş görünür,
Halbuki bir kararı hep vardır.
Bilirsin.
Çünkü sen onu öyle yetiştirdin.
Bütün umutlarından ve hayallerinden vazgeçmenin
Dilindeki o demir tozu tadı kalır geriye...
Artık ne yesen, ne yemesen...
Ne içsen, ne içmesen kalacaktır hep o tat.
Hani hiçbir şeye güvenmezsin de tek bir kozun,
Tek bir intikamın kalmıştır, çözümsüzlüğüne çözüm değilse de...
Hiç değilse bu hayattan intikam niyetine!
Hani artık son nokta, gücün falan kalmaz hiçbir şeye...
Ne sevgiye herhangi bir şeye...
Ne nefrete ne de sevgiye!
Hani ölsem umurum değil dersin ya
Tam da öyle işte...
Cemre.Y.
Labels:
gökyüzü,
halbuki,
hayal,
hayat,
her şey,
intikam,
kırmızı,
nefret,
nokta,
öyle,
yeşil,
yosun gözlüm
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Affedeceksin
| …Affedeceksin… |
| Öyle kalabalıklar içinde izlenmez bu hayat filmi... |
| Yalnız olacaksın, yapayalnız! |
| İçindeki, yüreğindeki bütün hayatın boyunca |
| Biriktirdiğin hesaplaşmaları koyacaksın eteğine boncuk boncuk sayacaksın… |
| Her an her replikte bir başkası olacaksın… |
| Bir zardan şeffaf yumuşacık olacak yüreğin, bir demirden soğuk kan akıtan… |
| Hem can veren olacaksın hem can alan… |
| Öylesine tek ama beynindeki birikmiş kalabalıklarla hesaplaşarak… |
| Öyle sahipleneceksin ve nihayet belki herkesi ve her şeyi affedeceksin. Cemre.Y. |
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Lakin Ömür Geçiyor
…Lakin Ömür Geçiyor…
Vakit,
Bütün,
Birbirine vuslata hasretli,
Tüm o harfleri, silmek vakti.
Hazır mısın ey yüreğim!
Değilsin biliyorum.
Lakin ömür geçiyor!
Cemre.Y.
Vakit,
Bütün,
Birbirine vuslata hasretli,
Tüm o harfleri, silmek vakti.
Hazır mısın ey yüreğim!
Değilsin biliyorum.
Lakin ömür geçiyor!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
6 Ocak 2018 Cumartesi
Saçlarım
...Saçlarım...
Sülalece pazar kahvaltısı yapardık eskiden...
Annem hep üç kişilik yere çeyrek kişi olmayı becerip
Yer sofrasındaki,
O küçücük yere sığıp hep baş köşede olurdu.
Kalıbına göre hiç de narin ve zayıf değildi anacığım!
Onca misafirini bir sofrada toplayabilmek için,
Nasıl olup da...
Bu kadar,
Dar bir kalıba daralabilip sığabildiğine hep hayret ederdim.
Bu pazar da onca uzun zaman sonra
Sülalemle değilse de ailemle kahvaltı ettim.
Annem odasında hasta yatağındayken üstelik!
Sığdıramadım kendimi onun gibi baş ya da son köşelere,
Daralamadım ben onun kadar,
Halbuki eskisi kadar bile kalabalık değildik!
Utandım kendimin yetersizliğinden kaçtım evime.
Oysa hep bu aralar bir bakıp kaçıyorum evime diye,
Beni hayırsız evlat sanıyorlar!
Bilmiyorlar onu öyle görmeye dayanamıyorum!
Az önce odasına gittik,
Bütün kardeşler pazar sohbetimizi yaptık.
Ama gözlerimin içine baka baka,
O yazmanı açıp açıp düzeltme anne!
Görüyorum kör değilim anne, hele ruhsuz hiç!
Beline kadar uzanan o ipek saçların birkaç tel kalmış!
Dayanamıyorum!
Gözlerinle susarak soruyorsun
"Az kaldı be kızım bunlar, hala sözünde misin?"
Durduramadığım gözyaşımla yanından kaçarken tek bakışımla
Tek bakışımla cevap veriyorum sana ve sen bana
En buruğundan bir tebessüm ediyorsun.
"Sözümdeyim anam, en son saç telinde gidince
Daha o gün kazıtacağım saçlarımı!
Yeter ki sen...
Sana olan sevgimin ölçüsünü,
Böyle olsun anla diye." dedim ona...
Sonraki aylar boyunca,
Hatta o ölene kadar...
Olmayan saçlarını kızımın bebe tarağıyla taradım uzun uzun...
Hala saçları var sansın diye.
Hatta ölü bedenini yıkarken bile tel tel kalan saçlarını da
Kızımın bebe tarağıyla taradım uzun uzun...
Ona verdiğim söz değildi derdim,
Ya da ona söylediğim ilk ve son yalanım hiç değildi.
Saçları var sanırsa yaşar, dirilir sandım.
Dirilmedi.
Hatta her şey daha çok öldü.
Bende öldüm bir ara!
Sonra tekrar dirileceğimi sandım,
Tatile bile gittim adımları benden hızlı,
Zamanına yetişemediğim
Beni öylece yarı yolda bırakan o adamla.
Sonra az duruldum,
Sonra baktım kilo alıyorum,
Yoksunluk hissim,
Yok olsun diye onu bana armağan sandım.
Sonra baktım ki,
Hayal pencereme bana Allah bile hediye sunmazmış,
Sözümü tuttum saçlarımı tıraş ettirdim,
Bir daha da hiç kimseye "Söz!" demedim.
Cemre.Y.
Sülalece pazar kahvaltısı yapardık eskiden...
Annem hep üç kişilik yere çeyrek kişi olmayı becerip
Yer sofrasındaki,
O küçücük yere sığıp hep baş köşede olurdu.
Kalıbına göre hiç de narin ve zayıf değildi anacığım!
Onca misafirini bir sofrada toplayabilmek için,
Nasıl olup da...
Bu kadar,
Dar bir kalıba daralabilip sığabildiğine hep hayret ederdim.
Bu pazar da onca uzun zaman sonra
Sülalemle değilse de ailemle kahvaltı ettim.
Annem odasında hasta yatağındayken üstelik!
Sığdıramadım kendimi onun gibi baş ya da son köşelere,
Daralamadım ben onun kadar,
Halbuki eskisi kadar bile kalabalık değildik!
Utandım kendimin yetersizliğinden kaçtım evime.
Oysa hep bu aralar bir bakıp kaçıyorum evime diye,
Beni hayırsız evlat sanıyorlar!
Bilmiyorlar onu öyle görmeye dayanamıyorum!
Az önce odasına gittik,
Bütün kardeşler pazar sohbetimizi yaptık.
Ama gözlerimin içine baka baka,
O yazmanı açıp açıp düzeltme anne!
Görüyorum kör değilim anne, hele ruhsuz hiç!
Beline kadar uzanan o ipek saçların birkaç tel kalmış!
Dayanamıyorum!
Gözlerinle susarak soruyorsun
"Az kaldı be kızım bunlar, hala sözünde misin?"
Durduramadığım gözyaşımla yanından kaçarken tek bakışımla
Tek bakışımla cevap veriyorum sana ve sen bana
En buruğundan bir tebessüm ediyorsun.
"Sözümdeyim anam, en son saç telinde gidince
Daha o gün kazıtacağım saçlarımı!
Yeter ki sen...
Sana olan sevgimin ölçüsünü,
Böyle olsun anla diye." dedim ona...
Sonraki aylar boyunca,
Hatta o ölene kadar...
Olmayan saçlarını kızımın bebe tarağıyla taradım uzun uzun...
Hala saçları var sansın diye.
Hatta ölü bedenini yıkarken bile tel tel kalan saçlarını da
Kızımın bebe tarağıyla taradım uzun uzun...
Ona verdiğim söz değildi derdim,
Ya da ona söylediğim ilk ve son yalanım hiç değildi.
Saçları var sanırsa yaşar, dirilir sandım.
Dirilmedi.
Hatta her şey daha çok öldü.
Bende öldüm bir ara!
Sonra tekrar dirileceğimi sandım,
Tatile bile gittim adımları benden hızlı,
Zamanına yetişemediğim
Beni öylece yarı yolda bırakan o adamla.
Sonra az duruldum,
Sonra baktım kilo alıyorum,
Yoksunluk hissim,
Yok olsun diye onu bana armağan sandım.
Sonra baktım ki,
Hayal pencereme bana Allah bile hediye sunmazmış,
Sözümü tuttum saçlarımı tıraş ettirdim,
Bir daha da hiç kimseye "Söz!" demedim.
Cemre.Y.
Labels:
adam,
aile,
anam,
eski,
gözyaşı,
hasta,
kahvaltı,
kardeş,
kızım,
küçücük,
oysa,
pazar,
yaşa,
yeter,
zaman
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Anama Aşıktım Ben

…Anama Aşıktım Ben…
Babamdan nefret ettiğim kadar,
Anama aşıktım ben!
Küçücük kalbimde
Anamın gözünde ve yüzündeki
O mor menekşe rengi halkaları durur hala!
Döverdi rahmetlimi,
Haksız yere çok döverdi!
Hep yalvarırdım ona,
Yeter artık dövme diye
Anam kanserden öldü.
O ölmeyi bırak!
Hastalık nedir hiç bilmedi.
Yaşıyor hala!
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Hiç Sevmedi
…Hiç Sevmedi…
Tasavvuf musikisi dinliyorsam…
Aklımı ve imanımı koruma terapisi yapıyorumdur.
Salıncağıma uzanıp, ney müziklerimi açıp,
Gözlerimi kapatıp bütün hızı ile sallanıyorumdur.
Acı ve düşünce limitini kısmaya çalışıyorumdur.
Hiç kimseye tek kelime konuşmuyorumdur.
En son bir dilek tutar bitiririm.
Dileğim "Keşke Kabe'nin yerlerini temizleyen hizmetli olsam,
Ne su isterim, ne paspas,
Gece gündüz gözüm yaşı ile yıkar, öpe koklaya kuruturdum.
Amin." di uzun yıllar boyunca!
Sanırdım ki dileğim kabul olacak da
Allah'a daha yakın olunca beni daha çok sevecek.
Acı anılarım, yenilenen tüm acılarımla son bulacak.
Ne bu dileğim kabul oldu,
Ne de diğer bütün iyi niyetlerim.
Duymadı o Rab beni
Ve bence beni hiç sevmedi.
Cemre.Y.
Tasavvuf musikisi dinliyorsam…
Aklımı ve imanımı koruma terapisi yapıyorumdur.
Salıncağıma uzanıp, ney müziklerimi açıp,
Gözlerimi kapatıp bütün hızı ile sallanıyorumdur.
Acı ve düşünce limitini kısmaya çalışıyorumdur.
Hiç kimseye tek kelime konuşmuyorumdur.
En son bir dilek tutar bitiririm.
Dileğim "Keşke Kabe'nin yerlerini temizleyen hizmetli olsam,
Ne su isterim, ne paspas,
Gece gündüz gözüm yaşı ile yıkar, öpe koklaya kuruturdum.
Amin." di uzun yıllar boyunca!
Sanırdım ki dileğim kabul olacak da
Allah'a daha yakın olunca beni daha çok sevecek.
Acı anılarım, yenilenen tüm acılarımla son bulacak.
Ne bu dileğim kabul oldu,
Ne de diğer bütün iyi niyetlerim.
Duymadı o Rab beni
Ve bence beni hiç sevmedi.
Cemre.Y.
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Öğreneceğim
…Öğreneceğim…
Herkes...
Bütün şehir...
Bütün coğrafya yalan!
Bundan sonra ben de
Bütün yalanlara dahil olmayı öğreneceğim.
Cemre.Y.
Herkes...
Bütün şehir...
Bütün coğrafya yalan!
Bundan sonra ben de
Bütün yalanlara dahil olmayı öğreneceğim.
Cemre.Y.
Labels:
bundan sonra,
coğrafya,
sonra,
şehir,
yalan
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
İyot Kokusu
Kız Kulesinin tavanındaki
Piri Reis haritası gibiyim...
Dışımla o kadar meşguller ki,
Buradayım...
İçinde,
İçimdeyim...
Gören yok!
Cemre.Y.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Aşk Mı, O Ne Ki?
...Aşk Mı, O Ne Ki?... "Aşk mı? O ne ki!" derdi rahmetli anacım. Sonra da eklerdi; "Yenilir mi, içilir mi? Yoksam mevsimler g...
-
...Beni Soracak Olursan, İyiyim Ben... Ne zaman şiir kuşanacak olsam, Avuç içi kadar bir coğrafyaya, Şiir şiir iklimlerim geliverir aklıma! ...
-
...Öylece...Çekip Gitti... Biz! Birkaç güvercine mukabil razı olduk, "Sevdadandır." dedik. “İmkansızlıktan aşktandır” dedik. ...
-
…Gözlerin Diyorum Adam… Gözlerin diyorum adam gözlerin... Öyle b/akmasalardı yüreğime Şimdi böyle sana, Lal olabilir miydi dillerim... ...
-
...Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni... Karşıdan karşıya geçer gibi sev beni; Önce bana, sonra bana, sonra yine bana bak. Yol'unmuş ...
-
...Gözlerin Diyorum Kadın... Gözlerin...diyorum kadın... İçi cehennem dışı cennetken! Gözlerin diyorum kadın! Annem gibi, kızım gibi, ...
-
...Lal-ü Aşk... Sevgilim... Lal-ü aşk yüklü, Bulutlar geçiyor ömrümüzden. Sanki hiç! Mey dolu ağzından, Dökülmemiş gibisin En ıssız,...
-
...Sevgilim... Yüreğinin gazellerini sakın savurma sevgilim! Bırak kalsınlar, daha ne kadar dağınıksan. Toparlanma öyle hemen, ben geldi...
-
…Misket… Çocukluğumun can kırıntılarında Benim bütün oyunlarda kazandığım misketlerim, Bir kavanozda doluydu Ve mahallenin bütün kö...
-
…Adını İfşa Etme Gizli Yarim… Adını ifşa etme gizli yarim, Ola ki seni, ben gibi sevemezlerse... Sana da, bana da kıyarlar! Etme sakı...
-
...Gelsin Artık... Hani ikindi sonrası vakitlerde, Çökmeye başlardı ya akşamın hüznü... Çoğunluğunda da, sessizliğin hüküm sürdüğü, Yür...




























