...Saçlarım...
Sülalece pazar kahvaltısı yapardık eskiden...
Annem hep üç kişilik yere çeyrek kişi olmayı becerip
Yer sofrasındaki,
O küçücük yere sığıp hep baş köşede olurdu.
Kalıbına göre hiç de narin ve zayıf değildi anacığım!
Onca misafirini bir sofrada toplayabilmek için,
Nasıl olup da...
Bu kadar,
Dar bir kalıba daralabilip sığabildiğine hep hayret ederdim.
Bu pazar da onca uzun zaman sonra
Sülalemle değilse de ailemle kahvaltı ettim.
Annem odasında hasta yatağındayken üstelik!
Sığdıramadım kendimi onun gibi baş ya da son köşelere,
Daralamadım ben onun kadar,
Halbuki eskisi kadar bile kalabalık değildik!
Utandım kendimin yetersizliğinden kaçtım evime.
Oysa hep bu aralar bir bakıp kaçıyorum evime diye,
Beni hayırsız evlat sanıyorlar!
Bilmiyorlar onu öyle görmeye dayanamıyorum!
Az önce odasına gittik,
Bütün kardeşler pazar sohbetimizi yaptık.
Ama gözlerimin içine baka baka,
O yazmanı açıp açıp düzeltme anne!
Görüyorum kör değilim anne, hele ruhsuz hiç!
Beline kadar uzanan o ipek saçların birkaç tel kalmış!
Dayanamıyorum!
Gözlerinle susarak soruyorsun
"Az kaldı be kızım bunlar, hala sözünde misin?"
Durduramadığım gözyaşımla yanından kaçarken tek bakışımla
Tek bakışımla cevap veriyorum sana ve sen bana
En buruğundan bir tebessüm ediyorsun.
"Sözümdeyim anam, en son saç telinde gidince
Daha o gün kazıtacağım saçlarımı!
Yeter ki sen...
Sana olan sevgimin ölçüsünü,
Böyle olsun anla diye." dedim ona...
Sonraki aylar boyunca,
Hatta o ölene kadar...
Olmayan saçlarını kızımın bebe tarağıyla taradım uzun uzun...
Hala saçları var sansın diye.
Hatta ölü bedenini yıkarken bile tel tel kalan saçlarını da
Kızımın bebe tarağıyla taradım uzun uzun...
Ona verdiğim söz değildi derdim,
Ya da ona söylediğim ilk ve son yalanım hiç değildi.
Saçları var sanırsa yaşar, dirilir sandım.
Dirilmedi.
Hatta her şey daha çok öldü.
Bende öldüm bir ara!
Sonra tekrar dirileceğimi sandım,
Tatile bile gittim adımları benden hızlı,
Zamanına yetişemediğim
Beni öylece yarı yolda bırakan o adamla.
Sonra az duruldum,
Sonra baktım kilo alıyorum,
Yoksunluk hissim,
Yok olsun diye onu bana armağan sandım.
Sonra baktım ki,
Hayal pencereme bana Allah bile hediye sunmazmış,
Sözümü tuttum saçlarımı tıraş ettirdim,
Bir daha da hiç kimseye "Söz!" demedim.
Cemre.Y.
Sülalece pazar kahvaltısı yapardık eskiden...
Annem hep üç kişilik yere çeyrek kişi olmayı becerip
Yer sofrasındaki,
O küçücük yere sığıp hep baş köşede olurdu.
Kalıbına göre hiç de narin ve zayıf değildi anacığım!
Onca misafirini bir sofrada toplayabilmek için,
Nasıl olup da...
Bu kadar,
Dar bir kalıba daralabilip sığabildiğine hep hayret ederdim.
Bu pazar da onca uzun zaman sonra
Sülalemle değilse de ailemle kahvaltı ettim.
Annem odasında hasta yatağındayken üstelik!
Sığdıramadım kendimi onun gibi baş ya da son köşelere,
Daralamadım ben onun kadar,
Halbuki eskisi kadar bile kalabalık değildik!
Utandım kendimin yetersizliğinden kaçtım evime.
Oysa hep bu aralar bir bakıp kaçıyorum evime diye,
Beni hayırsız evlat sanıyorlar!
Bilmiyorlar onu öyle görmeye dayanamıyorum!
Az önce odasına gittik,
Bütün kardeşler pazar sohbetimizi yaptık.
Ama gözlerimin içine baka baka,
O yazmanı açıp açıp düzeltme anne!
Görüyorum kör değilim anne, hele ruhsuz hiç!
Beline kadar uzanan o ipek saçların birkaç tel kalmış!
Dayanamıyorum!
Gözlerinle susarak soruyorsun
"Az kaldı be kızım bunlar, hala sözünde misin?"
Durduramadığım gözyaşımla yanından kaçarken tek bakışımla
Tek bakışımla cevap veriyorum sana ve sen bana
En buruğundan bir tebessüm ediyorsun.
"Sözümdeyim anam, en son saç telinde gidince
Daha o gün kazıtacağım saçlarımı!
Yeter ki sen...
Sana olan sevgimin ölçüsünü,
Böyle olsun anla diye." dedim ona...
Sonraki aylar boyunca,
Hatta o ölene kadar...
Olmayan saçlarını kızımın bebe tarağıyla taradım uzun uzun...
Hala saçları var sansın diye.
Hatta ölü bedenini yıkarken bile tel tel kalan saçlarını da
Kızımın bebe tarağıyla taradım uzun uzun...
Ona verdiğim söz değildi derdim,
Ya da ona söylediğim ilk ve son yalanım hiç değildi.
Saçları var sanırsa yaşar, dirilir sandım.
Dirilmedi.
Hatta her şey daha çok öldü.
Bende öldüm bir ara!
Sonra tekrar dirileceğimi sandım,
Tatile bile gittim adımları benden hızlı,
Zamanına yetişemediğim
Beni öylece yarı yolda bırakan o adamla.
Sonra az duruldum,
Sonra baktım kilo alıyorum,
Yoksunluk hissim,
Yok olsun diye onu bana armağan sandım.
Sonra baktım ki,
Hayal pencereme bana Allah bile hediye sunmazmış,
Sözümü tuttum saçlarımı tıraş ettirdim,
Bir daha da hiç kimseye "Söz!" demedim.
Cemre.Y.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder